Mısır ve Cezayir, yaklaşan Arap zirvesinde ortak tutum alacak

Sisi ve Tebbun’un Kahire’deki görüşmeleri, ‘Libya krizi, Filistin davası, Nahda (Hedasi) Barajı ve Afrika kıtasının güvenliğine’ odaklandı

Sisi, Tebbun ile ikili görüşmelerde bulundu. Toplantıyı, iki ülke heyetlerinin huzurunda genişletilmiş bir görüşmeler oturumu takip etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Tebbun ile ikili görüşmelerde bulundu. Toplantıyı, iki ülke heyetlerinin huzurunda genişletilmiş bir görüşmeler oturumu takip etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır ve Cezayir, yaklaşan Arap zirvesinde ortak tutum alacak

Sisi, Tebbun ile ikili görüşmelerde bulundu. Toplantıyı, iki ülke heyetlerinin huzurunda genişletilmiş bir görüşmeler oturumu takip etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Tebbun ile ikili görüşmelerde bulundu. Toplantıyı, iki ülke heyetlerinin huzurunda genişletilmiş bir görüşmeler oturumu takip etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Ahmed Abdulhekim
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, 25 Ocak Salı günü yaptığı açıklamada Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah es-Sisi ile ‘Cezayir’deki Arap Zirvesi’ne hazırlık olarak istişareleri genişletme gerekliliği’ konusunda uzlaşı sağladığını belirtti. Tebbun, Kahire’deki görüşmelerinin sona ermesinin ardından düzenlenen bir basın toplantısında iki ülkenin ‘iki taraf arasındaki görüşmelerin vizyon ve bakış açıları üzerinde tam bir uzlaşıya vardığını’ söyledi.
Mısır Cumhurbaşkanlığı’na göre ise Cezayir Cumhurbaşkanı ile yapılan görüşmelerde, Arap ulusal güvenliğini korumak amacıyla ortak Arap eylem mekanizmasını kurma gerekliliğine vurgu yapıldı.
Sisi, Cumhurbaşkanı Tebbun ile “Libya’da cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılması gerektiği” konusunda da uzlaşı sağladıklarını söylerken, “Yabancı güçlerin ve paralı askerlerin Libya’dan istisnasız şekilde ve belirli bir süre zarfında ayrılmaları gerektiği konusunda da ortak bir anlayış var. Mısır’ın su güvenliği konusu ele alındı ve önemli bir konu olarak Mısır’ın su haklarının korunma gereği hususunda fikir birliği sağlandı” açıklamasında bulundu.

Görüş birliği
Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Bessam Radi’ye göre Sisi, Tebbun ile gerçekleştirdiği ikili görüşmenin ardından iki ülkeden heyetlerin de varlığıyla genişletilmiş bir oturum düzenledi. Görüşmeler sırasında iki taraf, Kahire ve Cezayir arasında, ortak öneme sahip bölgesel meselelere ilişkin periyodik ve yoğun istişare ve koordinasyonu en üst düzeyde sürdürmenin önemine dikkati çekti. Bu durum, iki ülkenin aralarındaki sağlam stratejik ittifakı derinleştirme taahhüdünü yansıtıyor.
Bessam Radi, görüşmelerin ortak öneme sahip bir dizi bölgesel ve uluslararası konuda görüş alışverişine sahne olduğunu söylerken, iki tarafın da coğrafi çevrelerinde halihazırda meydana gelen gelişmelere yönelik olarak iki ülke arasındaki ortak çabaların ve güçlü koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğine dair uzlaşı sağladığını ifade etti.
Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, “Mısır ve Cezayir arasındaki stratejik ortaklık, özellikle Sahel bölgesindeki askeri ve enformasyonel işbirliği ve koordinasyon yoluyla bölgesel düzeyde terörizm ve her türlü organize suçla mücadele çabaları çerçevesinde ortaya koyuldu” dedi. Radi, “Libya meselesine ilişkin gelişmeler ele alındı. İki Cumhurbaşkanı, Libya’nın istikrarı, birliği ve toprak bütünlüğü ve ulusal kurumlarının korunmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam etme gerekliliğine dikkati çekti. Ayrıca mevcut dönemin hassasiyeti ortasında Libya krizini çözme mekanizmalarına ilişkin vizyon ve pozisyonların koordinasyonunu yoğunlaştırma konusunda anlaştılar. Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri düzenleyerek, geçiş aşamasını sona erdirmenin ve Libya halkının bu konudaki arzularının gerçekleşmemesini engellemenin yanı sıra, özellikle Mısır ve Cezayir ulusal güvenliği üzerindeki doğrudan etkisi olmak üzere, ateşkesi sağlamlaştırmak ve tüm yabancı güçleri, paralı askerleri ve yabancı savaşçıları Libya topraklarından çıkarmak için çalışılması gerektiğini vurguladılar” şeklinde konuştu.
Görüşmeler sırasında ayrıca, üç ülkenin çıkarlarını da dikkate alarak, barajın doldurulması ve işletilmesi konusunda adil, dengeli ve bağlayıcı bir yasal anlaşmaya varılmasının önemli olduğu belirtilirken, Nil suları meselesi, Nahda Barajı müzakerelerine ilişkin son gelişmeler ve bölgesel istikrarın korunması konusu da ele alındı. Görüşmeler ayrıca, tüm tarafların gerekli iyi niyet ve siyasi iradeyi göstermesi çağrısı yapıldı.

İş birliği ve koordinasyonu yoğunlaştırmak
Kahire’deki görüşmelerin sona ermesinin ardından Mısır Cumhurbaşkanlığı, Cezayir Cumhurbaşkanının Mısır’a yönelik ilk ziyareti münasebetiyle ortak bir açıklama yaptı. Bu çerçevede iki taraf, ikili ilişkilerin stratejik ve seçkin bir doğaya sahip olduğunu söylerken, “Her düzeyde istişare ve koordinasyon mekanizmaları harekete geçirilirken, iki ülke arasındaki ikili işbirliği çerçevelerini ilerletme hususunda da uzlaşı sağlandı” dedi. Cumhurbaşkanlığı ayrıca, “Görüşmelerde iki ülke arasındaki ekonomik işbirliği ilişkileri ele alındı. Karşılıklı ticaret değişim oranlarını artırmanın, ortaklıkları güçlendirmenin ve farklı alanlarda deneyim alışverişinde bulunmanın yanı sıra iki Cumhurbaşkanı, bunları geliştirmek, karşılıklı yatırımları artırmak ve her iki ülkedeki yatırımlardan maksimum faydayı sağlamak için çalışmaya devam etme arzularını dile getirdi” değerlendirmesinde bulundu.
Arap ulusal güvenliğinin bölünmez bir bütün olduğu, onu korumak için Arap dayanışmasının gerektiği ve ortak Arap eylem mekanizmalarının hareket geçirilmesi gerektiği inancına dayanarak yapılan ortak açıklamada, “İki Cumhurbaşkanı, önümüzdeki dönemde Arap Birliği çerçevesinde ortak Arap eylem mekanizmalarını harekete geçirmek için koordinasyonu yoğunlaştırmaya yöneldi” denildi. Uluslararası ve bölgesel düzeyde iki lider, Arap, Afrika, Akdeniz ve uluslararası düzeylerde iki ülke arasındaki koordinasyonun önemine dikkati çekerek, iki ülkenin çıkarlarını en üst düzeye çıkaracak şekilde istişare ve koordinasyon sağlanması gerektiğini vurguladı. İki lider, bölgenin karşı karşıya olduğu ciddi zorluklar ortasında Arap ulusal güvenliğini korumanın önemli olduğunu söylerken, ulus devlet kavramını güçlendirme, kurumlarının rolünü destekleme ve Arap ülkelerinin iç işlerine dış müdahale girişimlerini reddetme ihtiyacına dikkati çekti.
Filistin davasına ilişkin olarak ise ortak açıklamada, Filistin halkının ‘4 Haziran 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız devletlerini kurma ve ilgili bölgesel ve uluslararası çabaları harekete geçirme’ arzu ve umutlarını gerçekleştirme gerekliliğine değinildi. Aynı şekilde Libya krizine ilişkin gelişmeler de masaya yatırılırken iki cumhurbaşkanı, bu kardeş ülkenin yaşadığı krizin çözümünün, Libya’nın birliğini ve egemenliğini garanti altına alacak şekilde, halk arasındaki mutabakatla olması gerektiğini vurguladı. Tüm yabancı güçlerin, paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların Libya topraklarından çıkışı çağrısında bulunan iki cumhurbaşkanı, Libya cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin Libya halkının özgür iradesini ifade etmesine ve meşru özlemlerini gerçekleştirmesine olanak tanıyacak şekilde yapılması gerektiğini ifade etti.
Öte yandan iki cumhurbaşkanı, Afrika kıtasında barış ve güvenliğin sağlanması amacıyla son derece önemli olduğu için Sudan’daki durumun istikrarını desteklemenin, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duymanın gerektiğini ifade etti.
Sahel ve Sahra bölgesinde, tanık olunan mevcut güvenlik koşulları ortasında, terörist ve radikalizm yanlısı grupların bu bölgedeki faaliyetlerinin genişlemesini önlemek için istikrarı sağlama çabalarının desteklenmesinin önemli olduğu belirtildi.
İki cumhurbaşkanı, 2063 Afrika Kalkınma Gündemi hedeflerine ulaşmak üzere, Afrika Birliği (AfB) ve bölgesel ekonomik gruplar arasındaki koordinasyon yoluyla kıtasal ve ekonomik entegrasyonun sağlanması için AfB sisteminin yükseltilmesi yolunda ortak iş birliğinin önemine dikkat çekti. Ayrıca AfB’nin rolünü geliştirmek için ortak eylem gerektiğine de vurgu yapıldı.
Aynı şekilde Nahda Barajı konusunu ve Nil sularının Mısır halkı açısından önemini de görüşen iki cumhurbaşkanı, Mısır, Sudan ve Etiyopya’nın çıkarlarını adil ve hakkaniyetli bir şekilde gerçekleştirerek, Nahda Barajı’nın doldurulması ve işletilmesi sürecini düzenleyen bağlayıcı bir yasal anlaşmaya varılması gerektiği konusuna dikkati çekti.
Terörün her türlü tezahürüyle mücadele alanında işbirliğini güçlendirme talimatı da veren taraflar, uluslararası topluma ise (tüm terör örgütleriyle mücadele ederek, yeni unsurları kendine çekme yeteneklerini baltalayarak ve fon kaynaklarını kurutarak) ‘bu olguyu çeşitli güvenlik, ekonomik, toplumsal, kalkınma, entelektüel ve ideolojik boyutlarıyla ele almak için kapsamlı bir yaklaşım benimseme’ çağrısında bulundu.
Kahire’ye yönelik bu ziyaret, Cezayir Cumhurbaşkanı’nın Aralık 2019’da göreve başlamasından bu yana ilk ziyaret oldu. Ziyaret ayrıca, bir Cezayir cumhurbaşkanının yaklaşık yirmi yıldır Mısır’a yaptığı ilk ‘resmi’ ziyaret niteliğinde. Cezayir’in geçici cumhurbaşkanı Abdulkadir bin Salih de Temmuz 2019’da Afrika Uluslar Kupası finaline katılmak amacıyla Mısır’a ziyarette bulunmuştu.



Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
TT

Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)

Irak Kürdistan Bölgesi Terörle Mücadele Birimi, dün akşam İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kaldığı bir kampın, Erbil vilayetine bağlı Xebat ilçesinde iki insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığını açıkladı. Kamp, Bağdat’ın yaklaşık 450 kilometre kuzeyinde bulunuyor.

Bölgedeki Terörle Mücadele Birimi tarafından yapılan açıklamada, kurumun elde ettiği bilgilere göre Erbil vilayetinin Xebat ilçesine bağlı Rizgari nahiyesindeki İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampına dün akşam patlayıcı yüklü iki SİHA ile saldırı düzenlendiği belirtildi.

Açıklamada, saldırıda can kaybı yaşanmadığı kaydedildi.


Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
TT

Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)

Suriye’nin Haseke kentinde, 29 Ocak 2026 tarihli anlaşmanın uygulanmasına ilişkin son bir haftada yaşanan hızlı gelişmeler kapsamında, Özgürlük Meydanı’nda dün ulusal bayrak en yüksek direğe çekildi. Törene çok sayıda vatandaş ve resmî yetkili katılırken, hükümet yetkilileri de yargı sistemini yeniden işler hâle getirmek amacıyla Adalet Sarayı’nda incelemelerde bulundu.

Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali Şarku’l Avsat’a yaptığı kısa açıklamada, kent merkezindeki ana meydanda ulusal bayrağın geniş halk ve resmî katılımla göndere çekildiğini belirtti. Hilali, törene Haseke Valisi Nureddin Ahmed’in yanı sıra bölgeden Halk Meclisi üyelerinin, askerî yetkililerin ve güvenlik yetkililerinin katıldığını söyledi.

Tören sırasında kentin farklı mahallelerinden gelen vatandaşlar ana meydanda toplandı. Kalabalık, devletin vilayet üzerindeki kontrolünü tamamen sağlaması yönünde sloganlar attı.

Etkinlik, katılımcıların ve vatandaşların güvenliğini, kamu ve özel mülklerin korunmasını sağlamak amacıyla kent genelinde, özellikle merkezde yoğun iç güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığı bir ortamda gerçekleştirildi.

Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)
Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)

Haseke İç Güvenlik Güçleri tören öncesinde yayımladığı açıklamada, toplu etkinlikler sırasında silah taşınmasını ve havai fişek kullanılmasını yasakladı. Açıklamada, güvenliği bozabilecek veya vatandaşların hayatını tehlikeye atabilecek davranışlardan kaçınılması gerektiği vurgulandı. Güvenlik güçleri, ihlallere müsamaha gösterilmeyeceğini ve sorumlular hakkında gerekli yasal işlemlerin uygulanacağını bildirdi.

Adalet Sarayı’nda inceleme

Haseke kent merkezinde bayrak töreni düzenlenirken Vali Yardımcısı Hilali, vilayetin başsavcısı Yargıç Gazi eş-Şeyh İbrahim ile birlikte Adalet Sarayı binasında incelemelerde bulundu. Hilali, ziyaretin amacının “yargı sistemini işler hâle getirmek için uygun koşulları hazırlamak” olduğunu belirtti.

Bu gelişmelerden önce, feshedilen Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı unsurların Adalet Sarayı çevresindeki mevzilerinden çekilmesinin ardından çarşamba günü bölgede iç güvenlik güçlerinin varlığı artırılmıştı. SDG’ye bağlı Terörle Mücadele Güçleri (HAT) ise salı günü mevzilerini İç Güvenlik Güçleri’ne teslim etti. Böylece hükümetin kent genelindeki güvenlik varlığı da güçlendirildi.

Şarku’l Avsat’a konuşan aktivistlere göre, bu gelişmelerin ardından Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tümgeneral Abdulkadir Tahhan ile Dış İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Abdurrahman ed-Dabbağ, geniş bir güvenlik heyetiyle Haseke’ye geldi.

Devletin kontrolünün genişletilmesi talebi

Son gelişmeler, Haseke vilayetindeki çeşitli kent ve kasabalarda geçen cuma namazının ardından düzenlenen kitlesel barışçıl gösterilerin sonrasında yaşandı. Göstericiler, devlet otoritesinin tesis edilmesini ve devlet kurumlarının vilayetin bütün bölgelerindeki varlığının güçlendirilmesini talep etmişti.

Söz konusu gösteriler, SDG’nin ağustos ayının sonunda feshedildiğinin duyurulmasının ardından düzenlendi. Bu karar, 29 Ocak 2026’da Suriye hükümetiyle imzalanan anlaşma kapsamında alındı. Anlaşma, eski Özerk Yönetim’in sivil, güvenlik ve askerî kurumlarının devlet yapısına entegre edilmesini öngörüyordu.

Buna karşın Arap topluluğunun temsilcileri, entegrasyon süreci devam etmesine rağmen, Suriye devletinin vilayetin geniş kesimlerinde fiilî kontrol sağlayamadığını belirtiyor.

Kuzey Suriye’de yaşayan ve sosyal medyada faaliyet gösteren Arap topluluğu mensubu aktivist Suheyb el-Ya‘rubi, Haseke’deki sevinç gösterilerini yansıtan videolar paylaştı. Görüntülerden birinde yaşlı bir adamın bayrak göndere çekilirken “Allahuekber” diye bağırdığı görüldü.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Ya‘rubi, görüntülere eşlik eden paylaşımında, “Haseke halkının bugün yaşadığı sevinci görenler, son yıllarda ne kadar büyük baskı ve sıkıntılar yaşadıklarını anlayabilir” ifadelerini kullandı. Aktivist ayrıca, “İki yıl boyunca rejimin düşmesinin sevincinden mahrum bırakılmaktan daha ağır ne olabilir?” diye yazdı.

Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye dönmesiydi

Haseke’deki Arap aşiretlerine mensup ve geçen cuma günü düzenlenen gösterilere katılım çağrısı yapan aktivist İbrahim el-Halebi, kentteki hızlı gelişmelerin Suriye hükümetinin halk hareketinin taleplerine verdiği bir cevap olduğunu söyledi.

El-Halebi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, feshedilen SDG’nin entegrasyon anlaşmasının maddelerini uygulamakta uzun süre oyalandığını belirtti. Bu maddelerin başında devlet egemenliğinin tesis edilmesi, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesinin sağlanmasının geldiğini ifade eden El-Halebi, bunun halk arasındaki gerilimi artırdığını belirtti.

El-Halebi ayrıca, SDG bünyesindeki bazı güvenlik ve siyasi çevrelerin Kürdistan İşçi Partisi’ne (PKK) bağlı olduğunu ve entegrasyon sürecine karşı çıktığını öne sürdü. Bu çevrelerin, Haseke’deki farklı toplumsal kesimleri kışkırtan tutumlar sergilediğini ifade etti.

Mevcut koşullarda güvenliğin sağlanması ve devlet kurumlarının bölgeye girişi için askerî bir operasyonun uygun olmayacağını düşündüklerini belirten el-Halebi, bu nedenle vilayet genelinde, özellikle Haseke kent merkezinde kitlesel gösteriler düzenlenmesi çağrısında bulunduklarını söyledi.

El-Halebi, amaçlarının devlete ve tüm taraflara Haseke’nin Suriye’nin bir parçası olduğunu hatırlatmak olduğunu belirterek, taleplerinin herhangi bir etnik, dinî veya toplumsal gruba karşı yöneltilmediğini vurguladı. “Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye girmesi, güvenliğin sağlanması, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesiydi” dedi.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Halebi, gösterilerin önemli sonuçlar doğurduğunu savunarak, Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı’nın, yardımcısının ve geniş bir güvenlik heyetinin Haseke’ye geldiğini, ardından Adalet Sarayı’nın teslim edildiğini ve ulusal bayrağın Özgürlük Meydanı’ndaki en yüksek direğe çekildiğini söyledi. Binlerce kişinin meydanda toplanarak “Bir, bir; Suriye halkı birdir” sloganını attığını belirtti.

Halk hareketinin Suriye devletinin Haseke vilayetinde tam egemenlik kurmasına kadar devam edeceğini ifade eden el-Halebi, yaşananları bir etnik veya dinî grubun diğerine karşı zaferi olarak görmediklerini söyledi. Bunun Suriye halkının iradesinin zaferi olduğunu savunan el-Halebi, devlet dairelerinin ve kamu hizmetlerinin yeniden faaliyete geçmesini, güvenliğin sağlanmasını, tutukluların serbest bırakılmasını ve yerinden edilenlerin geri dönmesini beklediklerini dile getirdi.

Haseke vilayetinde, aralarında el-Halebi ve el-Ya‘rubi’nin de bulunduğu kuzey Suriye’deki aktivistlerin çağrısıyla yarın bugün yeni gösteriler düzenlenmesi için hazırlıklar sürüyor. “Tek bayrak, vatanın bayrağıdır” sloganıyla yapılması planlanan gösterilerde, Suriye’deki bütün toplumsal kesimleri temsil ettiği belirtilen ulusal bayrağın göndere çekilmesi hedefleniyor.


Sudan’da Minavi’den “devletin milislere desteği sürerse isyan ederiz” tehdidi

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)
TT

Sudan’da Minavi’den “devletin milislere desteği sürerse isyan ederiz” tehdidi

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)

Sudan’ın batısındaki Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi, devletin ülkede daha fazla milis gücü oluşturmayı sürdürmesini protesto ederek, yeniden silahlı isyana başvurabilecekleri uyarısında bulundu. Minavi’nin açıklamaları, güçlerinin Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) karşı Sudan ordusuyla birlikte savaştığı bir dönemde, siyasi ve askerî açıdan ne anlama geldiğine ilişkin yoğun tartışmalara yol açtı.

Minavi, çarşamba günü başkent Hartum’da düzenlenen halk toplantısında, “Milisleri destekleyen bir devlet istemiyoruz. Cancavid milislerini veya hangi ad altında olursa olsun herhangi bir milisi destekleyen devlete karşı isyan edeceğiz” dedi. Minavi, “hangi ad altında olursa olsun” ifadesini birkaç defa tekrarladı.

Darfur Valisi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sudanlı vergi mükelleflerinin parasıyla ya da bizim ve çocuklarımızın kanı pahasına herhangi bir Cancavid mensubunu veya milis üyesini getirip destekleyen bir devleti kabul etmeyeceğiz.”

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısına katılımının ardından Hartum’a dönüşünde düzenlenen karşılama sırasında Hartum Uluslararası Havalimanı’nda askerler (AFP)
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısına katılımının ardından Hartum’a dönüşünde düzenlenen karşılama sırasında Hartum Uluslararası Havalimanı’nda askerler (AFP)

Buna karşılık Minavi, Darfur’daki Ortak Güç ile Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin, HDK’nin kontrolündeki son bölgeyi kurtarmak için karada ve havada omuz omuza mücadele ettiğini söyledi. Minavi, bu açıklamayla HDK’nin kontrolünü tamamen elinde tuttuğu Darfur bölgesine işaret etti.

Minavi, Darfur’daki Ortak Güç’ü oluşturan silahlı grupların en büyüğü olan Sudan Kurtuluş Ordusu Hareketi’ne liderlik ediyor. Söz konusu güç, HDK’ye karşı savaşta Sudan ordusunun yanında yer alıyor. Ortak Güç bünyesinde ayrıca Maliye Bakanı Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi de bulunuyor.

Minavi, açıklamalarından yalnızca birkaç saat sonra X platformunda yayımladığı mesajla sözlerine açıklık getirdi. Milislere karşı çıktığı konuşmasının “Cancavid yanlısı bir medya mensubu tarafından çarpıtıldığını” öne sürdü. HDK mensuplarına atıfta bulunan Minavi, “Evet, sizin deneyiminizden ders çıkararak milislere karşı çıkıyorum. Siz ne kadar çarpıtır veya kışkırtırsanız kışkırtın, şu ana kadar sizden başka milis yok. İlk milis sizdiniz ve sonuncusu da siz olmalısınız” ifadelerini kullandı.

Minavi’nin tehdit olarak yorumlanan açıklamalarının, HDK’den ayrılarak Sudan ordusuna katılan bazı saha komutanlarını bir araya getirmesi beklenen ve “Batı Kalkanı” adıyla anılan yeni bir askerî ittifaka ilişkin kaygıları yansıttığı değerlendirmeleri yapıldı. Söz konusu komutanların çoğunun Darfur’daki Arap topluluklarından geldiği belirtiliyor.

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi, 26 Kasım 2025’te Sudan’ın kuzeyindeki bir yerinden edilmiş kişiler kampını ziyareti sırasında (AFP).
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi, 26 Kasım 2025’te Sudan’ın kuzeyindeki bir yerinden edilmiş kişiler kampını ziyareti sırasında (AFP).

Öte yandan, HDK’ye karşı savaşta ordunun başlıca müttefiklerinden biri olan Minavi’nin açıklamaları, hükümet yanlıları arasında öfke ve sert tepkilere neden oldu. Hükümet yanlısı bazı isimler, sosyal medya üzerinden Minavi’yi hedef aldı. Bu kesimden bazıları, açıklamaları ordunun açıkça tehdit edilmesi olarak yorumladı. Söz konusu yorumlarda, ordunun HDK’den ayrılan grupları kendi bünyesinde toplamasının, müttefik silahlı gruplar arasındaki olası çatışmalara karşı bir önlem olduğu ileri sürüldü.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynaklar, Sudan ordusu veya HDK saflarında savaşan silahlı grupların büyük bölümünün, aksini iddia etseler de aşiret ve bölgesel aidiyetler temelinde şekillendiğini belirtti. Kaynaklar, devletin ve ordunun denetimi dışında faaliyet gösteren çok sayıda milisin Sudan’ın geleceği açısından ciddi bir endişe kaynağı olduğunu vurguladı.

Nisan 2023’te savaşın başlamasından bu yana milis gruplarının sayısındaki artışın, ülkenin farklı bölgelerinde yeni savaş ve silahlı çatışmaların patlak vermesi ihtimaline ilişkin kaygıları artırdığı ifade edildi.

Minavi’ye yönelik yoğun eleştiriler, onun geçmişteki bir isyan girişimini de yeniden gündeme getirdi. Minavi, 2013 yılında devrik Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminde üst düzey yardımcılık görevini yürütürken ikinci kez isyan etmişti.

Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan, 26 Mart 2025’te başkanlık sarayında (Reuters)
Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan, 26 Mart 2025’te başkanlık sarayında (Reuters)

Minavi’nin destekçileri ise açıklamalarının, Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ın bütün silahlı grupların orduya entegre edilmesi yönündeki tutumuyla tamamen örtüştüğünü savundu.

Minavi’nin hareketinin yanı sıra Maliye Bakanı Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi ile Sudan İttifak Güçleri’ni de bünyesinde barındıran Ortak Güç, HDK’ye karşı sahada faaliyet gösteren önemli silahlı oluşumlar arasında yer alıyor. Bu güçlere bağlı birlikler, hâlihazırda Kurdufan ve Darfur bölgelerinde devam eden askerî operasyonlara katılıyor.