Suudi Arabistan: Kuruluşundan modern zamanlara üç asırlık yolculuk

İlk Suudi devleti İmam Muhammed bin Suud tarafından kuruldu

Üçüncü Suudi devletinin başlangıcı ile Riyad'daki hükümet sarayı
Üçüncü Suudi devletinin başlangıcı ile Riyad'daki hükümet sarayı
TT

Suudi Arabistan: Kuruluşundan modern zamanlara üç asırlık yolculuk

Üçüncü Suudi devletinin başlangıcı ile Riyad'daki hükümet sarayı
Üçüncü Suudi devletinin başlangıcı ile Riyad'daki hükümet sarayı

Suudi Arabistan’ın kuruluşunun üzerinden yaklaşık üç asır geçti. Bu üç yüzyıl boyunca sadece Arap Yarımadası’nda değil, dünyanın farklı coğrafyalarında şiddetli fırtınalar yaşandı, ülkeler, imparatorluklar dağıldı, krallıklar devrildi. Bu devletlerin çoğu artık tarih kitaplarında kalmıştır. Tarihçiler Suudi Arabistan devletinin kararlı varlığını ve zamanın iniş çıkışları karşısında nasıl direnerek ayakta kalabildiğini göz önüne seriyor.
İlk Suudi devleti, Arap Yarımadası'nın ortasında el-Yemame bölgesinde Diriye diye adlandırılan küçük bir şehirde kuruldu. Diriye, tarım ve hayvancılığa elverişli olan Hanife Vadisi üzerine kurulmuş irili ufaklı yerleşim yerlerinden biriydi. Vadiye dağılmış bu şehirler ve kasabaların yer aldığı bölge şiddetli rüzgarlar, kamplaşmalar ve gerilimlerden bağışık değildi. Diriye ve yakınındaki yerleşimlerin her birini bağımsız bir siyasi varlık olarak adlandırabiliriz, nitekim bunlar toprağı süren, yöneten ve egemenlik sahibi küçük devletçikler olarak görülebilir. Bölgedeki her emirlik ya da topluluk, istikrara kavuşmak için var olma savaşı vermekteydi. Bu dar alandan kurtulmanın tek yolunun, diğerlerinin topraklarına doğru genişlemek olduğunu düşünen taraflar, çatışma ve savaşları körüklemekteydi.
Bir şehrin mahalleleri olarak tasavvur edebileceğimiz bölgedeki güç unsurları sürekli çatışma halindeydi. Savaşın galibi olmasa da çatışmayı kaybedenler haritadan siliniyor ve dönüşü olmayan bir şekilde tarih sahnesinden kayboluyordu.
Bir devletin kurulmasında, siyasi, sosyal ve ekonomik istikrarı yakalayabilmesinde askeri güce sahip olması zorunluluktur. Ancak koruma ve genişleme potansiyeli sağlayan askeri güç yeterli değildir. Devletin kuruluşuna ve varlığını sürdürmesine katkıda bulunan birçok faktör vardır. Bunlardan konumuzla ilgili faktörler; ‘yönetim karizması’, ‘mekana güçlü bağlılık’ ‘fiili bağımsızlık’ ve nihayet devletin varlığıdır. Arap Yarımadası’nda, aşiret veya mezhep kimliğine dayanmadan devlet fikrini ve unsurlarını içinde taşıyan ailevi anlamda anayasa Hicri 850 – Miladi 1446 yılında, yani yaklaşık 600 yıl önce Diriye Şehir devletinde oluşturuldu. Kral Abdulaziz’in 12’nci kuşaktan dedesi olan Emir Mani el-Muridi Arap Yarımadası’nın doğusundan yola çıkarak, Beni Hanifeli atalarının topraklarına, ülkenin ortasında yer alan Necd’e geldi. O zamanlar merkezi bir devlet kurma istencindeydi ve görüşlerini paylaşmaya başlamıştı. Bu hayalini ‘Medine Devleti’ ya da Diriye Devleti olarak anılan ‘şehir devletini’ kurarak gerçekleştirdi. Hanife Vadisi’nde yer alan bu devletin istikrarı için şartlar elverişliydi, etrafı sulak tarım arazileriyle çevriliydi, hayvancılık için uygundu ve önemli kadim ticaret yollarından birinin merkezinde yer almaktaydı.
On dokuzuncu yüzyılda yaşayan ve 1880’de vefat eden tarihçi Raşid bin Ali bin Cureys, bu ‘şehir devleti’ ile ilgili şu sözleri kaleme almıştı: “Emir Mani el-Muridi ve oğlu Rebia’nın, Arap Yarımadası’nda bağımsız bir merkezi devlet kurma fikirleri açıktır. Mani’in torunu Musa bin Rebia ve oğlu İbrahim bin Musa da dedelerinin bu fikrinin taşıyıcısı olmuştur. Nitekim İbrahim bin Musa Necd Emiri olarak görülüyordu. Bunlar bağımsız Emirler idi, yani kimseye bağlı değildiler. Mani el-Muridi ve oğlu Rebia, ilk çıkış noktaları olan doğu bölgesini ve atalarının toprakları Necd’i içine alan bir devlet tahayyül etmekteydi. Musa bin Rebia ise tüm Arap Yarımadasının bağımsızlığını hedefliyordu”.
Şehir devleti Diriye’nin tarihsel süreçlerdeki konumunu takip edenler, zaman zaman etki alanının genişlediğini ve daraldığını görecektir. İmam Muhammed bin Suud bin Muhammed bin Mukrin, uzun yıllara dayanan tecrübelerin ışığında, inişlerden çıkışlardan ve siyasi istikrarsızlıklardan gerekli dersleri çıkarmış olmalı. İmam Muhammed bin Suud, Diriye’de 1679 yılında dünyaya geldi ve aynı şehirde 1765 yılında vefat etti. Muhammed bin Suud, dehası ve yoğun çabası sayesinde Diriye şehir devletini, tarihçilerin ilk Suudi devleti olarak andıkları ‘devlete’ dönüşmesini sağladı. Bu devletin kuruluşu Necd bölgesi için büyük bir olay anlamına geliyordu, ‘Diriye şehir devleti’ nüfuzunu genişleterek Arap Yarımadası’nın birçok bölgesini etkisi altına aldı. Hatta Irak ve Bilad-ı Şam’daki bazı aşiretler de zekatlarını bu devlete vererek bağlılıklarını bildirmişti. Bu devletin kurucuları devletin temellerini ve bölgesel istikrarı sağlama hususunda önemli gelişmeler kaydettiler. Ancak ‘Diriye şehir devleti’ yerel ve yabancı güçler tarafından sürekli tehdit altındaydı. Kurucu Muhammed bin Suud’un oğlu İmam Abdulaziz bin Muhammed Diriye’de kiralık bir katil tarafından gerçekleştirilen suikast sonucu vefat etti. İmam Abdulaziz, yönetim ve askeri dehasıyla Arap Yarımadası’nın en etkili liderlerinden biri olarak görülüyor. İmam Abdulaziz döneminde devletin sınırları Necd, Ahsa, Asir, Basra Körfezi sahilleri ve Hicaz’ın bazı bölgelerine kadar genişlemişti. Abdulaziz bu süreçte Osmanlı Devleti’nin valilerinin askeri müdahalelilerine karşı sert bir direniş gösterdi. Abdulaziz’in güçleri 1803’te Mekke-i Mükerreme’ye kan dökmeksizin girmeyi başardı.
Abdulaziz’den sonra yönetimin başına oğlu İmam Suud bin Abdulaziz bin Muhammed geçti. Kendisi (Büyük Suud olarak tanınır). İmam Suud babasının devlet nüfuzunu genişletme politikalarını sürdürdü ve yapısal reformlar yaptı. İmam Suud’un Arap Yarımadası’nın büyük çoğunluğunda nüfuzunu pekiştirmesi ve Hicaz’ı birleştirme yönünde önümlü adımlar atması Osmanlı Devleti’ni teyakkuza geçirdi. Valiler aracılığıyla sürdürülen askeri müdahalelerle Mekke ve Medine ele geçirildi ve Suud devletinin sonunu getiren sürece girildi.
İmam Suud 1814 yılında hayatını kaybedince yerine oğlu Abdullah bin Suud geçti. Abdullah bin Suud Osmanlı birliklerine karşı yedi yıl süren bir savaş verdi.  Kavalalı Mehmet Ali paşanın oğlu İbrahim paşa Diriye’yi kuşattı. Suudiler kenti kahramanca altı ay boyunca savunsa da esn nihayetinde İmam Abdullah bin Suud, 1818 yılında teslim olmak zorunda kaldı. İmam Abdullah önce Mısır’a, ardından başkent İstanbul’a götürüldü. Burada şekli bir yargılama sonucunda, nefretin derinliğini gösterircesine çirkin bir şekilde idam edildi. İbrahim Paşa’nın askerleri Diriye ve Necd bölgesinde çok sayıda kişiyi öldürdüler, yağmalar yaptılar, evleri yaktılar ve insanların mallarına el koydular. İbrahim Paşa 1819’da bölgeyi terk ederken ilk Suudi devleti çökmüş haldeydi.
Bir süre egemen olan kargaşadan sonra İmam Türki bin Abdullah bin Muhammed bin Suud, 1824’de Osmanlı güçleriyle çatışmaya girerek Riyad’ı geri almayı başardı. Böylelikle 2. Suud devleti kurulmuş oldu. Bu ikinci Suud devleti, İmam Abdurrahman bin Faysal’ın 1891’de Riyad’dan çıkarılmasıyla sona erecekti. Kral Abdulaziz bin Abdurrahman 1902 yılında Riyad’ı geri alarak 1902 yılında Suudi Arabistan Krallığı’nı kurdu. Üçüncü devletin kurucusu Kral Abdulaziz, modern anlamda bir devletin temellerini attı. Ardından gelen oğulları: Suud, Faysal, Halid, Fehd ve Abdullah’ın her biri devletin gelişmesi adına önemli ekonomik, toplumsal ve siyasi izler bıraktı. Selman bin Abdulaziz, Suud’un 7. Kralı olarak yönetime geldi, Prens Muhammed bin Selman ise veliaht olarak seçildi. Bu süreçte Suudi Arabistan’da çok önemli ekonomik, sosyal, siyasi atılımlar yapıldı. Bu atılımlar ve kapsamlı kalkınma projeleri, içeride ve dışarıda takdirle karşılandı. Aynı zamanda, geleceğin devletini inşa etmek için hayatın tüm yönlerine yönelik kapsamlı bir ulusal vizyon başlatıldı. Böylelikle Suudi Arabistan uluslararası arenadaki konumunu pekiştirdi.  



Suudi Arabistan Savunma Bakanı, Katar Emiri ile bölgesel gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, bugün Doha'da Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Savunma Bakanı'nın resmi X hesabı)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, bugün Doha'da Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Savunma Bakanı'nın resmi X hesabı)
TT

Suudi Arabistan Savunma Bakanı, Katar Emiri ile bölgesel gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, bugün Doha'da Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Savunma Bakanı'nın resmi X hesabı)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, bugün Doha'da Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Savunma Bakanı'nın resmi X hesabı)

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman bugün Doha’da Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile bölgedeki gelişmeler ve bu kapsamda yürütülen çabaları görüştü.

Katar Emirlik Divanı’ndan yapılan açıklamada, Şeyh Temim bin Hamad Al Sani’nin, ülkeye gerçekleştirdiği ziyaret vesilesiyle Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman ve beraberindeki heyeti Doha’daki Emirlik Divanı’nda kabul ettiği belirtildi.

Prens Halid bin Selman, görüşmenin başında, İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz ile Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın selamlarını Katar Emiri’ne ileterek, kendisine sağlık ve mutluluk, Katar halkına ise daha fazla ilerleme ve refah temennilerinde bulundu.

Öte yandan Katar Emiri, Prens Halid bin Selman aracılığıyla, Kral Selman bin Abdulaziz ile Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a selamlarını ileterek, kendilerine sağlık ve afiyet, Suudi Arabistan halkına ise sürekli yücelik ve kalkınma temennisinde bulundu.

Katar Emirlik Divanı’ndan yapılan açıklamada, görüşmede iki kardeş ülke arasındaki güçlü kardeşlik ilişkilerinin ele alındığı, bu ilişkilerin geliştirilmesi ve güçlendirilmesine yönelik yolların değerlendirildiği, ayrıca bölgedeki gelişmeler, bu konudaki çabalar ve ortak ilgi alanına giren bir dizi konunun görüşüldüğü kaydedildi.

Görüşmeye, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani ile çok sayıda bakan katıldı. Suudi Arabistan tarafını ise Prens Halid bin Selman’ın beraberindeki heyetten bazı yetkililer temsil etti.


Suudi Arabistan ve Türkiye, siyaset, enerji ve savunma alanlarında stratejik iş birliğini genişletiyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen resmi görüşmeden (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen resmi görüşmeden (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Türkiye, siyaset, enerji ve savunma alanlarında stratejik iş birliğini genişletiyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen resmi görüşmeden (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen resmi görüşmeden (SPA)

Suudi Arabistan ve Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Riyad ziyaretinin ardından yayımlanan ortak bildiride, siyasi ve ekonomik ortaklıklarını güçlendirme ve bölgesel-uluslararası konularda koordinasyonu artırma kararlılıklarını vurguladı. Açıklamada, bu adımların bölgesel istikrarın desteklenmesi ve uluslararası barışın korunmasına katkı sağlayacağı bildirildi.

Bildiride, ziyaretin iki ülke arasındaki tarihi ilişkilerin sağlamlığını yansıttığı ve siyaset, ekonomik ve güvenlik alanlarında ikili iş birliğinin kapsamını genişlettiği ifade edildi. Ayrıca, tarafların bazı hassas bölgesel dosyalarda görüşlerinin yakınlaştığı kaydedildi.

Siyasi alanda, taraflar uluslararası platformlarda ortak koordinasyonun sürdürülmesi ve bölgedeki çatışmaların tırmanmasını önlemeye yönelik diplomatik çabaların yoğunlaştırılması gerektiğini vurguladı. Bildiride, bölgesel güvenlik ve kalkınmayı hedefleyen girişimlerin desteklendiği de belirtildi.

Filistin meselesiyle ilgili olarak ise taraflar, Gazze Şeridi’nde kötüleşen insani durumdan duydukları ciddi kaygıyı dile getirdi. Taraflar, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, insani yardımların engelsiz ulaştırılması ve sivil halk ile hayati altyapıların uluslararası insancıl hukuk çerçevesinde korunması gereğine dikkat çekti. Ayrıca, iki devletli çözümün merkeziliği vurgulanarak, 1967 sınırları içinde başkenti Doğu Kudüs olacak bağımsız bir Filistin devletinin kurulması gerektiği hatırlatıldı.

defrt
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen resmi görüşmeden (SPA)

Taraflar, uluslararası çabaların barış sürecini desteklemesini ve Gazze Şeridi’nde kapsamlı barış planının ikinci aşamasının başlatılmasını memnuniyetle karşıladı. Bildiride, Filistin halkına temel hizmetlerin sağlanmasında İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), İİT-Arap Birliği Gazze Temas Grubu ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) rolünün önemi vurgulandı; uluslararası yardım kuruluşlarına yönelik her türlü ihlal ise kınandı.

Bölgesel konularda ise ortak açıklamada, iki ülkenin Yemen’in birliği ve egemenliğini desteklediği, krizlerin kapsamlı bir siyasi süreçle çözülmesine yönelik çabaları desteklediği belirtildi. Sudan ile ilgili olarak ise taraflar, ülkenin birliği ve istikrarını desteklediklerini, devlet kurumları dışında oluşacak herhangi bir yapıyı reddettiklerini, ayrıca sivillerin korunması ve insani yardımların ulaştırılmasının önemini vurguladı.

Suriye meselesinde taraflar, Suriye toprak bütünlüğünü desteklediklerini, istikrar ve iç barışın güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Taraflar, Tel Aviv’in Suriye’ye yönelik tekrar eden saldırılarını kınayarak, İsrail’in işgal altındaki tüm topraklardan çekilmesi ve uluslararası çabalar yoluyla yaptırımların kaldırılması ile istikrarın sağlanmasına destek verilmesini talep etti.

Ayrıca taraflar, Somali’nin birliğini desteklediklerini ve ayrılıkçı girişimleri reddettiklerini açıkladı. Bildiride, Rusya-Ukrayna krizine de değinilerek, sorunun Birleşmiş Milletler Şartı çerçevesinde diyalog ve müzakereler yoluyla kapsamlı bir siyasi çözümle sonlandırılması gerektiği vurgulandı.

rgt
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad'daki el-Yemame Sarayı'nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı karşıladı. (SPA)

Ekonomik alanda, iki ülkenin ekonomi ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda uzlaştığı vurgulandı. Taraflar, Vizyon 2030 ve Türkiye Yüzyılı vizyonu tarafından sunulan fırsatlardan yararlanmayı, petrol dışı ticaretin geliştirilmesini, özel sektörün rolünün artırılmasını ve Türkiye - Suudi Arabistan İş Konseyi’nin etkinleştirilmesini önceliklendirdi.

Enerji sektöründe ise taraflar, petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin önemini vurguladı; elektrik bağlantıları, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alınmasıyla enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesine işaret etti. Ayrıca, madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliği yapılması, küresel enerji dönüşümlerini destekleme amacıyla öne çıkarıldı.

Savunma ve güvenlik alanında ise taraflar, mevcut anlaşmaların uygulanmasını ve savunma ile güvenlik iş birliğinin geliştirilmesini kararlaştırdı. Bu kapsamda terör ve aşırılık ile mücadele, siber güvenliğin güçlendirilmesi ve deneyim ile eğitim paylaşımı, iki ülkenin ortak çıkarlarına hizmet edecek şekilde ele alındı.

fgthy6y
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Riyad'daki el-Yemame Sarayı'na gelişi üzerine düzenlenen resmi karşılama töreninden (SPA)

Taraflar, ziyaret sırasında enerji, adalet, uzay ve araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan bir dizi anlaşma ve mutabakat muhtırasının imzalanmasını da memnuniyetle karşıladı. Ayrıca, Türkiye - Suudi Arabistan İş Konseyi’nin ikili ilişkileri daha ileri seviyelere taşımak için temel bir platform olarak önemini vurguladılar.

Ziyaretin sonunda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gösterilen sıcak misafirperverlik için teşekkürlerini ileterek, ikili ilişkilerin güçlendirilmesine devam etme ve önümüzdeki dönemde iki ülke liderleri arasında resmi ziyaretlerin sürdürülmesine olan ilgisini dile getirdi.


Bölgedeki istikrarı korumak için Suudi Arabistan ve Türkiye arasında istişareler yapılıyor

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Riyad'daki el-Yemame Sarayı'nda bulunan Kraliyet Divanı'nda Türkiye Cumhurbaşkanı'nı kabul etti (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Riyad'daki el-Yemame Sarayı'nda bulunan Kraliyet Divanı'nda Türkiye Cumhurbaşkanı'nı kabul etti (SPA)
TT

Bölgedeki istikrarı korumak için Suudi Arabistan ve Türkiye arasında istişareler yapılıyor

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Riyad'daki el-Yemame Sarayı'nda bulunan Kraliyet Divanı'nda Türkiye Cumhurbaşkanı'nı kabul etti (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Riyad'daki el-Yemame Sarayı'nda bulunan Kraliyet Divanı'nda Türkiye Cumhurbaşkanı'nı kabul etti (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün Riyad'da gerçekleştirdiği resmi görüşmelerde, bölgedeki ve dünyadaki gelişmelere yönelik çabalar, istikrarın korunmasına yönelik istişareler ve iki ülke arasında çeşitli alanlarda iş birliği imkanları ele alındı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şarku’l Avsat'a verdiği özel röportajda, Riyad ve Ankara arasındaki ilişkinin önemini vurgulayarak, bu ilişkinin bölgedeki barış, istikrar ve refah için büyük stratejik önem taşıdığını belirtti.

Türkiye Cumhurbaşkanı, Suudi Arabistan ziyaretinin amacının, özellikle Gazze ateşkesi ve Suriye'deki durumla ilgili bölgesel konularda ikili istişareleri genişletmek, ikili ilişkileri geliştirmek ve somut adımlar atmak olduğunu açıkladı. Önümüzdeki günlerde ortak çabaların daha da genişletileceğini teyit etti.

Erdoğan, İran ve ABD arasındaki gerilimi azaltmak için arabuluculuk rolü üstlenmeye hazır olduğunu teyit ederek, savaşa yol açabilecek her türlü adımdan kaçınılması gerektiğini vurguladı ve krizlerin ortaya çıkmadan önce önlenmesi için bölgesel güvenlik mekanizmalarının kurulması çağrısında bulundu.

Türkiye Cumhurbaşkanı, BM Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararına uygun olarak İsrail'in Gazze Şeridi'nden kademeli olarak çekilmesinin gerekliliğini vurguladı. İsrail hükümetinin şu anda Afrika Boynuzu'nu istikrarsızlaştırmaya çalıştığını belirten Erdoğan, Ankara'nın Somali'nin birliğine olan bağlılığını ve ülkenin herhangi bir şekilde bölünmesini reddettiğini yineledi. Erdoğan ayrıca, Sudan krizini kontrol altına almak için Suudi Arabistan ve Türkiye'nin yaptığı ortak çabaları da övdü.

"Türk Cumhurbaşkanı'nın Riyad'a yaptığı ziyaretle paralel olarak, Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, 'Suudi-Türk Yatırım Forumu'nda yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan'ın Türkiye'deki doğrudan yatırımlarının 2 milyar doları aştığını, iki ülke arasındaki ticaret hacminin ise 8 milyar dolara ulaştığını ve bir yıl içinde yüzde 14 oranında bir büyüme kaydedildiğini duyurdu."