Pedersen, Suriye’deki siyasi sürecin stratejik çıkmazından ümitsiz

Haseke olayları, DEAŞ’ın yeniden dirilişine dair uluslararası endişeleri artırıyor.

Geir Pedersen (AFP)
Geir Pedersen (AFP)
TT

Pedersen, Suriye’deki siyasi sürecin stratejik çıkmazından ümitsiz

Geir Pedersen (AFP)
Geir Pedersen (AFP)

Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, ülkede on yıldan fazla süredir devam eden acımasız savaşı sona erdirmek için talep edilen siyasi çözüme yönelik çabalarının ‘somut bir ilerleme kaydetmediğini’ kabul etti. Pedersen, herhangi bir tarafın çatışmayı çözememesi nedeniyle bir ‘stratejik çıkmaza’ dikkati çekerken, bu durumun askeri çözümün bir hayal olduğunu gösterdiğini ifade etti.
Pedersen, New York’taki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üyelerine krizdeki son gelişmeler ve diplomatik çabalar hakkında brifing verdi. İlk olarak Suriye’nin bu ay boyunca tanık olduğu başlıca şiddet olaylarını sıralamaya başlayan Geir Pedersen, son olarak ise DEAŞ üyesi olduğundan şüphelenilen binlerce tutuklunun, Haseke vilayetindeki Geveran (Sanayi) hapishanesinden kaçmaya çalışmasına değindi. “Bu olay, örgütün 2014- 2015 yıllarında ortaya çıkışına eşlik eden hapishaneden kaçış eylemlerinin üzücü hatırasını hatırlatıyor” diyen Özel Temsilci, durumun ‘uluslararası düzeyde sınıflandırılmış terör operasyonları tehdidiyle mücadelede birliğin önemine’ ve ‘kaçınılmaz olarak terörizmin yayılmasına katkıda bulunan daha geniş çatışmayı çözme gerekliliğine’ dair bir mesaj olduğunu vurguladı. Suriye halkının trajedisinin derinleştiğini vurgulayan Pedersen,, “Çünkü on binlerce tutuklu, kaçırılmış ve kayıp kişinin yanı sıra, şu anda insani yardıma ihtiyacı olan 14 milyon sivil var ve 12 milyonu hala yerinden edilmiş durumda” dedi. Eğitim durumunun, kurumların ve altyapının da ciddi bir bozulmaya tanık olduğunu ifade eden Pedersen, Suriye’nin fiili olarak bölündüğünü, toplumun ciddi şekilde parçalandığını ve Suriyelilerin siyasi çözüme yönelik somut bir ilerleme görmediğini belirtirken, “Mevcut koşullar, bir stratejik çıkmaza tanık oluyor. Zira çatışmanın gidişatını belirleyebilecek veya sonuçlarını çözebilecek hiçbir taraf yok. Bu durum ise askeri çözümün hayal olarak kaldığını doğruluyor” dedi.
Bölgesel ve uluslararası çabalara da değinen BM Temsilcisi, çatışma dinamiklerini değiştirmeye, Suriyeliler ve uluslararası ortaklar arasında güven inşa etmeye ve 2254 sayılı kararın uygulanmasında adım adım ilerlemeye katkıda bulunacak bir dizi adımla ilgili ciddi diplomatik görüşmeler çağrısında bulundu. Tutuklular, kaçırılanlar, kayıplar, insani yardım, mültecilerin onurlu ve güvenli dönüşü ve ülkedeki sosyal ve ekonomik koşulların iyileştirilmesi konularında ‘paralel olarak uygulanacak kademeli, karşılıklı, gerçekçi, kesin olarak tanımlanmış ve doğrulanabilir adımların belirlenmeye başlanabileceğini söyledi. Anayasa Komitesi’nin çalışmalarıyla ilgili hayal kırıklığını da dile getiren Pedersen, “Mevcut zorluk, heyetlerin yalnızca anayasa metinlerini sunmakla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda ortak bir zemin bulma tartışmaları ortasında bunları değiştirmeye istekli olmalarını sağlamakta yatıyor” dedi. Yetkili ayrıca, Suriye hükümeti, muhalefet, Suriye toplumunun kadın erkek tüm kesimleri ve tüm büyük uluslararası ortaklar ile ilişki kurma çabalarına devam edeceği taahhüdünde bulundu.
ABD’nin BM Daimi Temsilci Vekili Richard Mills ise ülkesinin çatışmaya barışçıl ve kalıcı bir çözüm bulmak için birden fazla hedefi ilerletmeye devam ettiğini söyledi. Bu hedeflerden ilkinin, ABD ve koalisyonunun DEAŞ’ın yeniden ortaya çıkmasını önlemek için yürüttüğü eylemlerin devamı olduğunu belirten Mills, “Bu gelişmeler, terör örgütü tehdidinin devam ettiğini gösteriyor” dedi. Richard Mills, ülke genelinde ateşkesin sürdürülmesi çağrısında bulunarak, insani yardımların erişiminin hiçbir engel olmadan genişletilmesi gerektiğini vurguladı. Mills, BMGK’yı da Bab el-Hava Sınır Kapısı’ndan erişimi sağlamak için verilen görevi uzatmaya değil, aynı zamanda el-Yaarubiyah ve Bab-us Selam sınır kapılarını yeniden açmaya çağırdı.
Öte yandan BM’nin Daimi Temsilci Yardımcısı Dmitry Polyanski de DEAŞ’ın Haseke’ye düzenlediği saldırılarla ilgili olarak BMGK’dan bir toplantı talep etti. Polyanski, “Suriye’nin kuzeydoğusundaki son DEAŞ saldırılarına ilişkin raporlardan ve ülkenin bu bölgesindeki genel durumdan derin endişe duyuyoruz” dedi. Rus yetkili, 27 Ocak Perşembe günü BM Terörle Mücadele Dairesi Başkanı Vladimir Voronkov’ın bu konuya ilişkin son gelişmeler hakkında brifingini dinlemek üzere bir toplantı düzenlenmesinin beklendiğini söyledi.
Diğer taraftan Suriyeli yetkili Bessam Sabbağ, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) milisleri tarafından işlenen katliamlara ek olarak, Haseke şehrindeki DEAŞ saldırısını kınadı. Sabbağ, ABD’yi de ‘Washington’un DEAŞ’ı geri döndürme girişimlerinin bir parçası olarak’ altyapıyı yok etmekle suçladı. Suriyeli yetkili, “Haseke’de yaşananlar, BMGK’nın ‘ABD güçlerinin Suriye’nin kuzeydoğusundaki varlığına son vermek üzere’ çalışmasını gerektiriyor” şeklinde konuştu.



Analistler: Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği Mısır’ı endişelendirmiyor

Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
TT

Analistler: Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği Mısır’ı endişelendirmiyor

Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)

Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği konusunda yapılan bir toplantı, özellikle Büyük Etiyopya Rönesans Barajı'nın su güvenliğine yönelik tehdidi konusunda Addis Ababa ile anlaşmazlık yaşayan Mısır'ın tutumu hakkında soru işaretlerine yol açtı.

Dün Şarku’l Avsat’a konuşan Mısırlı bir kaynak, Kahire'nin henüz resmi olarak yorum yapmadığı Fas-Etiyopya askeri iş birliğinin ‘Kahire'yi endişelendirmediğini ve bu konuda Rabat ile sessiz diplomatik görüşmeler yapılacağını’ söyledi.

Mısır ordusunda eski üst düzey bir subay olan bir askeri uzman da bu görüşe katılıyor. Bu iş birliğinin ‘Kahire için endişe kaynağı olmadığını’ doğrulayan uzman, Fas'ın ‘şu anda Kahire'nin düşmanı ve su haklarına karşı çıkan’ Etiyopya ile iş birliği yapmasına şaşırdığını belirtti.

dfrgt6y
Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (Etiyopya Başbakanı'nın Facebook sayfası)

Ancak Etiyopyalı bir milletvekili Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Fas ile yapılan bu işbirliğinin Kahire'ye yönelik olmadığını veya herhangi bir tehdit mesajı ya da çatışma niyeti taşımadığını belirtti.

Addis Ababa'nın ülkesinin yeniden doğuşuna ve kalkınmasına odaklandığını ve kimseyle askeri çatışmaya girmeye niyetli olmadığını belirtti.

Tartışmalı toplantı

Fas gazetesi Hespress, bu ayın ortalarında, Fas-Etiyopya Ortak Askeri Komitesi'nin ilk toplantısını Addis Ababa'da yaptığını ve toplantıda ‘iki ülke arasında askeri ve savunma iş birliği alanında bir eylem planının’ tartışıldığını bildirdi.

Aynı kaynağa göre 2025 yılının haziran ayında Rabat'ta imzalanan askeri iş birliği anlaşması, eğitim, bilimsel araştırma ve askeri tıp alanlarında iş birliğinin yanı sıra bu ortak askeri komitenin kurulmasını da öngörüyordu. Etiyopya Haber Ajansı (ENA) bir sonraki gün, Addis Ababa ve Rabat'ın çeşitli askeri alanlarda ikili iş birliğini güçlendirmek amacıyla ilk ortak savunma komitesi toplantısını gerçekleştirdiğini bildirdi.

ENA’nın haberine göre görüşmelerde ‘iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin, savunma kurumları, eğitim ve öğretim, savunma sanayii, teknoloji transferi ve diğer askeri faaliyet alanlarında karşılıklı fayda sağlayacak şekilde teşvik edilmesi’ konuları ele alındı.

Etiyopya Ulusal Savunma Kuvvetleri (ENDF) Dış İlişkiler ve Askeri İşbirliği Genel Müdürü Teshome Gemechu, o dönemde Etiyopya ile Fas arasındaki ilişkilerin birçok sektörde istikrarlı bir şekilde güçlendiğini ve iki ülke arasındaki uzun soluklu dostluğun Afrika dayanışmasını ve karşılıklı çıkarlar için birlikte çalışma konusundaki ortak taahhüdü yansıttığını vurguladı.

Gemechu, ayrıca, ortak komite toplantısının ‘Etiyopya-Fas ilişkilerinde tarihi bir dönüm noktası olduğunu ve mutabık kalınan iş birliği alanlarının pratik olarak uygulanması için yeni bir aşama açtığını’ belirtti.

ENA, Fas Silahlı Kuvvetleri Tedarik Direktörü Tuğgeneral Abdulkadir Osman'ın toplantı sırasında varılan anlaşmayı ‘askeri ilişkilerde önemli bir gelişme’ olarak nitelendirdiğini aktardı.

Tuğgeneral Osman, ‘Fas'ın Etiyopya ile savunma iş birliğini daha da güçlendirmeye kararlı olduğunu’ vurguladı.

“Sessiz diplomasi”

Bu konuda Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan Mısırlı bir kaynak, Fas-Etiyopya iş birliğinin ‘açıklığa kavuşturulması gerektiğini, ancak genel olarak endişe verici olmadığını, özellikle de Kahire'nin Rabat ile ilişkilerinin çok iyi olduğunu’ söyledi.

Kaynak, Rabat ile ‘sessiz diplomasi’ yaklaşımının benimseneceğini ve bu konuyla ilgili tartışmaların ‘suçlama bağlamında değil, sorunun doğasını anlamak ve Mısır'ın bu konudaki endişelerini tartışmak amacıyla’ yapılacağını düşünüyor.

Fas-Etiyopya görüşmesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu ayın ortalarında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'ye gönderdiği mektupla aynı zamana denk geldi. Trump, mektupta “Nil Nehri'nin suyunun paylaşımı sorununu temelden ve sonsuza kadar çözmek için Mısır ve Etiyopya arasında ABD'nin arabuluculuğunu yeniden başlatmaya hazırım” ifadelerini kullandı. Trump, daha önce de defalarca kez, yönetiminin Kahire ile Addis Ababa arasında bir savaşı önlediğini söylemiş, ancak daha fazla ayrıntı vermemişti.

Mısırlı kaynak, Etiyopya'nın Mısır'a mesajlar göndermeye çalıştığına inanıyor. Bu mesajlar, Mısır ve Sudan'ın duyarlılığı ve Addis Ababa'nın yorum yapmaması üzerine Trump'ın arabuluculuk açıklamasının ardından artacak.

Öte yandan Etiyopyalı Milletvekili Muhammed Nur Ahmed, Fas ile iş birliğinin sadece askeri alanda değil, ticaret ve diplomasiyi de kapsadığını ve kimseye tehdit oluşturmaktan ziyade, bölge ülkeleriyle ilişkileri güçlendiren mesajlar taşıdığını düşünüyor.

Etiyopyalı Milletvekili Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır'ın Etiyopya’nın ortaklarından biri olduğunu vurgulayarak “Mısır ile savaşmadılar ve savaşmayacaklar, özellikle de Addis Ababa ilerleme ve refahla ilgileniyor ve Mısır veya başka bir ülkeyle savaşma niyetinde değil” dedi.

Buna karşın Mısırlı askeri stratejist Tümgeneral Samir Ferec, Etiyopya'nın bu gerekçelerini reddetti. Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan Tümgeneral Ferec, Addis Ababa'yı ‘Mısır'ın su haklarının düşmanı’ olarak nitelendirdi.

Mısır'ın ‘bu iş birliğinden endişe duymadığını” belirten Tümgeneral Ferec, “Arap Birliği üyesi bir ülke, Mısır'ın çıkarlarını tehdit eden başka bir ülkeyle nasıl iş birliği yapabilir?” diye sordu.

Etiyopya'nın bu toplantılardan çıkan mesajlarının Mısır'ı güvenlik veya askeri açıdan etkilemeyeceğini düşünen Mısırlı askeri stratejist, Mısır'ın bu konuyu Rabat ile hemen gündeme getirmeyeceğini, ancak iki ülke arasında gelecekte yapılacak toplantılarda ‘Mısır-Fas ilişkilerine önemli bir etkisi olmadan tutumunu ifade edeceğini’ tahmin ediyor.


Üst düzey askeri komutan Aden'deki bombalı saldırıdan sağ kurtuldu

Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)
Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)
TT

Üst düzey askeri komutan Aden'deki bombalı saldırıdan sağ kurtuldu

Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)
Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)

Dün, Yemen'in geçici başkenti Aden'de, Amalika Tugayları İkinci Tugay Komutanı ve Aden'de güvenliğin sağlanmasındaki kilit isimlerden biri olan Tuğgeneral Hamdi Şukri es-Subeyhi’nin konvoyuna bomba yüklü araçla saldırı düzenlendi. Gelen haberlere göre Tuğgeneral Subeyhi, askeri konvoyun trafiğin yoğun olduğu Dar Sad bölgesinin Caule beldesinden geçerken meydana gelen patlamadan sağ kurtuldu.

Saldırı, Hadramut'un en büyük şehri Mukelle'deki yerel yetkililerin, yaklaşık üç hafta önce Yemen'den çekilen Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından yönetilen Güney Geçiş Konseyi (GGK) gruplarının gözetiminde bulunan gizli hapishaneleri ve suikastlarda kullanılan patlayıcıları ortaya çıkarmasından bir gün sonra meydana geldi.

Olay, Yemen’deki Meşruiyeti destekleyen Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu’nun GGK’yı feshetmesinin ardından ülkenin güney illerinde istikrarı yeniden tesis etmeye ve askeri ve güvenlik güçlerini birleştirmeye çalıştığı bir dönemde güvenlik endişelerini yeniden gündeme getirdi.


Eş-Şebab, Somali'deki stratejik öneme sahip bir adaya saldırı başlattı

"Gençlik Hareketi" üyeleri (Arşiv- AFP)
"Gençlik Hareketi" üyeleri (Arşiv- AFP)
TT

Eş-Şebab, Somali'deki stratejik öneme sahip bir adaya saldırı başlattı

"Gençlik Hareketi" üyeleri (Arşiv- AFP)
"Gençlik Hareketi" üyeleri (Arşiv- AFP)

Çeşitli kaynaklara göre, eş-Şebab militanları dün Somali'nin güneyindeki stratejik bir adaya saldırdı ve yarı özerk Cubaland bölgesinde konuşlanmış askeri birliklerle çatıştı.

Yaklaşık yirmi yıldır El-Kaide ile bağlantılı olan eş-Şebab, Somali hükümetiyle savaşıyor.

Cubaland yetkilileri saldırıyı püskürttüklerini açıkladı, ancak grup daha önce operasyonları için bir fırlatma noktası olarak hizmet veren Kuday Adası'ndaki bir askeri üssü ele geçirdiklerini iddia etti.

Kismayo sahil kentindeki bir topluluk lideri AFP'ye verdiği demeçte, militanların "Kuday kasabasının dışındaki askeri üsse baskın düzenledikten sonra adayı kuşattıkları" bilgisini aldığını belirterek, "şu anda neler olduğunun ayrıntılarını bilmenin hala zor olduğunu" ifade etti.

Kismayo'dan askerlere yardım etmek için birkaç tekne gönderildiğini, ancak Cubaland güçlerinin yardım çağrısı yapmasından kısa bir süre sonra adadaki iletişimin kesildiğini söyledi.

Cubaland yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, "güvenlik güçleri düşmana ağır kayıplar verdirdi ve saldırıda kullanılan birçok askeri aracı imha etti" denildi.

“Eş-Şebab Hareketi” ise savaşçılarının “ada içinde ve dışında 3 askeri üssün tam kontrolünü ele geçirmeyi başardığını” duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Kismayo'nun yaklaşık 130 kilometre güneybatısında bulunan Kuday Adası, 2015 yılının başlarında Somali Ulusal Ordusu'nun Kenya Savunma Kuvvetleri ile iş birliği içinde gerçekleştirdiği bir operasyonla "Eş-Şebab" hareketinin elinden kurtarıldı.