Süper Lig'in teknik direktör dönüşümü: "Yeni"ler, "eski"leri geride bırakabilir mi? Gökerman: Geç kalınmış bir süreç

Süper Lig'de bu sezon değiştirilen teknik direktör sayısı 18'e ulaştı / Fotoğraf: AA
Süper Lig'de bu sezon değiştirilen teknik direktör sayısı 18'e ulaştı / Fotoğraf: AA
TT

Süper Lig'in teknik direktör dönüşümü: "Yeni"ler, "eski"leri geride bırakabilir mi? Gökerman: Geç kalınmış bir süreç

Süper Lig'de bu sezon değiştirilen teknik direktör sayısı 18'e ulaştı / Fotoğraf: AA
Süper Lig'de bu sezon değiştirilen teknik direktör sayısı 18'e ulaştı / Fotoğraf: AA

Süper Lig'de 2021-22 sezonunda 23 hafta geride kalırken değiştirilen teknik direktör sayısı da dikkat çekti.
Son olarak Altay'da Mustafa Denizli'nin yerine göreve gelen Marcio Nobre'nin de 11 gün süren teknik direktörlük deneyiminin son bulmasıyla ligde görevine son verilen antrenör sayısı şimdiden 18'i buldu.
Bu sezon; Fatih Terim, Mustafa Denizli, Şenol Güneş, Ersun Yanal, Sergen Yaçın, Bülent Uygun, Yılmaz Vural gibi ligin deneyimli isimlerinin görevlerine son verilmesi veya takım çalıştırmadığı görüldü.
Diğer yandan İlhan Palut, Emre Belözoğlu, Önder Karaveli, Ömer Erdoğan, Nestor El Maestro, Francesco Farioli, Volkan Demirel ve Nuri Şahin gibi antrenörler genç neslin başarılı temsilcileri olarak ön plana çıktı.
Şu ana kadar ligde Abdullah Avcı, Hikmet Karaman ve Rıza Çalımbay ise sezon başından bu yana aynı takımda görevlerine devam ediyor.
Bu sezon Süper Lig'in kariyerli antrenörleri takımlarını başarıya ulaştırmaktan uzak kalırken, İlhan Palut, Emre Belözoğlu, Ömer Erdoğan gibi yeni nesil antrenörlerin takımları şimdiden lige damga vurmuş durumda.
Türkiye'nin yeni yeni tanıdığı veya son dönemde yıldızı paylayan isimlerin kulüpler tarafından tercih edilmesi, kulüplerin eski alışkanlıklarını değiştirmek için yaptığı bir yenilik olup olmayacağı ise tartışma konusu.
Akıllardaki soru ise yenilerin, eskilerin yerini doldurup dolduramayacağı?

"Bir dönüşüm yaşanıyor; aslında bu çok geç kalınmış bir süreç"
Spor yazarı Uzay Gökerman, Türkiye'de son dönemde yaşanan teknik direktör değişimlerini Independent Türkçe'ye değerlendirdi.
Son 15 yılda tüm spor branşlarında önemli değişimlerin yaşandığını dile getiren Gökerman, kulüpleri bu değişime nedenlerle ilgili şöyle konuştu:
"Özellikle son 10-15 yıldan itibaren tüm spor olaylarında teknik, taktik, bilgi gibi detaylar ön plana çıktı ve bunu kullanma başarısı ve becerisini gösteren kişiler fark yarattı. Premier Lig'de görev yapan Guardiola ve Klopp bu anlamda başı çeken, sürdürülebilir başarıyı yakalayan teknik direktörler olarak sayabiliriz. Ülkemizde de bir değişim dönüşüm yaşanıyor; aslında bu çok geç kalınmış bir süreç. 2010'lu yılların başında koşu mesafeleri tartışmalarını biraz da dalga geçercesine yapıyorduk veya 'teknik direktör takımı' olmak gibi kavramlar üzerinde konuşuyorduk. Kariyerli teknik direktör denilince de zaten bu anlaşılıyordu."
"Üç Büyüklerde başarılı olmuş, kupa kazanmış teknik direktörler 'tartışmasız' oluyordu" diyen Gökerman, "Ancak onların da oyunu teknik, taktik, bilgi, veri ile değil hep oyuncu tercihleriyle değiştirmeye çalıştıklarını gördük. İyi bir golcü, orta saha, savunma oyuncusu olmadan başarılı olunamayacağı algısı ile beslendi. Bunların işe yaramadığını da farklı tecrübelerle görmeye başladık. İşte o tecrübeler devreye girdiğinde de 'tartışmasız' olanlar bir anda devreden çıkmaya başladı" ifadelerini kullandı. 
Gökerman, "Türkiye'de son dönemde yıldızları parlayan İlhan Palut, Emre Belözoğlu, Önder Karaveli, Ömer Erdoğan, El Maestro, Farioli, Nuri Şahin, Çağdaş Atan vb... teknik adamların olduğunu ve bu isimlerin Türkiye'de teknik direktörlük devrimini gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceklerini" sorusuna "Öncelikle bir zihniyet değişimi yaşaması gerekir diye cevap vererek şunları kaydetti: 
"Bunun için de sadece futbolun teknik direktörlerin değişimi değil, oyunu yöneten, planlayan ve tabii yorumlayanların da değişmesi önemli. Çünkü kamuoyunun kafasındaki tartışmayı belirleyen paradigmayı onlar şekillendiriyor. Sanıldığının aksine ülkemizde futbol ne çok seviliyor ne de biliniyor. Tutkuyla bağlı olunan bir spor olayında tribünler bu kadar boş kalır mı ya da 'yenilsen de yensen de' tezahüratlarına rağmen üst üste alınan üç yenilgiden sonra ortalık 'istifa' diye inler mi?"

"Yetiştirenler de değişmeli ki alttan gelenler bu farkındalıkla sisteme dahil olsun"
Bir süredir spor kamuoyunda Türkiye'deki teknik direktör ve teknik direktör adaylarının yurtdışında kariyerli antrenörlerin yanlarında ya da antrenörlük kurslarında eğitim almadıkları yönünde eleştiriler hakim.
Gökerman, günümüzde bilginin hemen her alanda ulaşılabilir olduğuna değinerek, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Çağımızda bilgi o kadar yaygınlaştı ve kolay ulaşılabilir oldu ki artık mesele usta-kalfa-çırak ilişkisini aştı. Önemli olan bilgiye, tekniğe ve bunun araçlarını doğru yerde arıyor musun, ulaşabiliyor musun ve bunları işine ne kadar dahil edip, ne kadar kullanıyorsun? Az önce oyunu yorumlayanlardan söz ettik; elbette eğitim verenler, yetiştirenler de değişmeli ki alttan gelenler bu farkındalıkla sisteme dahil olsunlar. Bugün pro-lisans sahibi olan teknik direktörlerin işsiz, olmayanların da kiralık belgelerle gayri meşru yollardan teknik direktörlük yaptıkları bir dönemden geçiyoruz. Demek ki ortada yine bir çarpıklık var."

"...Ya futbol? Sürdürülebilir hangi başarı söz konusu?" 
Son dönemlerde Şenol Güneş ve Fatih Terim gibi kariyerli teknik adamlar, yardımcıları üzerinden sık sık eleştiriye maruz kaldı.
Öyle ki EURO 2020 finallerinde ve sonrasında 2022 Dünya Kupası Elemeleri'nde alınan başarısızlık Güneş'in görevinin son bulmasıyla sonuçlandı.
Galatasaray'da ise alınan başarısız sonuçlarda Terim'in yardımcıları üzerinden bir tartışma başladı ve yönetim Domenec Torrent'i deneyimli teknik adamın yardımcısı olması için Türkiye'ye davet etti. Bu durumdan bilgisi olmadığını söyleyen Terim ise yaşananlar üzerine Galatasaray'dan gönderildi.

"'Ders almam, veririm' şeklinde egoların ön plana çıktığı ortamda yanınızda yardımcı olsa ne olur?"
Gökerman, "Kariyerli hocalar, sık sık 'kendilerini güncellemedikleri' ve 'yeniliğe kapalı oldukları' iddialarıyla eleştiriliyor. Teknik adamlar yenilenme konusunda neden bir adım atmaz? Bu yaklaşım yanlış mıdır, doğru mudur" sorumu şöyle yanıtladı:
"'Ben ders almam, veririm' şeklinde egoların ön plana çıktığı bir ortamda yanınızda yardımcı olsa ne olur ya da hangi seviyede bir yardımcı olabilir? Ülkemizde hep raconlar konuşur. Bu tarza sahip bir futbol ikliminde bilgi, birikim, teknik, taktik konuşmak ne kadar mümkündür? İsim yapan teknik adamların yakın oldukları bir futbol kamuoyu var ve onlar sürekli birbirlerini besliyorlar. Kısır bir döngü söz konusu. Fatih Terim ve Şenol Güneş'in Milli Takım için neredeyse sonsuz derecede imkanları bulunuyordu. Yıllarca her şey ellerinin altındaydı. Sonuç bu olmamalıydı."

"Bu sezon üç büyükler dibe battı, başarısızlığı besleyen temel etken rekabet anlayışları"
Türkiye'de başarıya odaklı futbol iklimi, kulüpleriyle efsaneleşen isimlerin ilk kötü skorlarda görevden alınması için yeterli bir gerekçe olarak görülmesine neden oluyor.
Zira Beşiktaş'ta geçen sezon çift kupa kazanan Sergen Yalçın'ın, Altay'ı Süper Lig'e çıkaran Mustafa Denizli'nin kötü skorlar sonrası görevlerine son verilmesinin gerekçeleri oldu.
"Türkiye'nin başarı odaklı futbol iklimi, yeni isimlerin parlamasına müsaade edebilecek mi" sorusunu sorduğum Gökerman, "Bu sezon üç büyükler dibe battılar. Buradaki başarısızlığı besleyen temel etken onların aynı zamanda rekabet anlayışlarıydı" diyerek, şu görüşü paylaştı:
"Marka değerini yükseltmek yerine birbirlerininkini hep aşağı çeken zihniyetten söz ediyorum. Şimdi bu bataklıktan kurtulmak için sürekli inanmadıkları reçetelerle insanları harcıyorlar. Bu yine bir süreç alacak gibi görünüyor. Gençlere yatırım yapmak ve onlara inanmak çok önemli. Bunun için de onlara çalışacakları, işlerini yapacakları bir ortam hazırlamak ve onu korumak gerekiyor. Taraftar kısmı zaten en büyük problemlerden biri ancak bunu düzeltmek için işe futbolu yorumlayanlardan başlamak gerekiyor. 50 yıldır her sezon aynı yorumu yapan ve adına duayen denilen yorumcular var bu ülkede. Onların dinledikleriyle maç izleyen ve arkadaşlarıyla değerlendirenler de taraftar oluyor. TV'lerde futbol yorumlanmıyor kelimenin tam anlamıyla goygoy yapılıyor. Saatlerce... Adam futbolu anlatmak için yemek tarifi yapıyor. İnsanlar bayılıyor. Cem Yılmaz diyor ya hani 'en büyük olayım budur, şimdi yerlere yatarsın gülmekten ama buradan çıktığında aklında hiçbir şey kalmaz!' O kadar konuşuyorsun ama akıllarda ne kalıyor?" 

"Her tarafı görecek biz vizyona sahip olunmalı, neler olup bitiyor takip edilmeli"
Son yıllarda adından söz ettiren, henüz yolun başında olan antrenörlere tavsiyelerde de bulunan Gökerman, sözlerini şöyle noktaladı:
"Zor bir ülke burası. Kariyeri belirleyen şey liyakat değil. Bu nedenle hep birilerine yakın olmak, onların adamı gibi görünmek gerekiyor. Bir gruba ait değilsen yandın. Kimse koruyup kollamıyor seni. Buradan doğru bir iş üretmek çok zor gerçekten. Ancak her şeyin altından kalkacak da bir jenerasyonumuz var. Kısa vadeli planlar yapmamak çok önemli. Çağımız öylesine fırsatlar sunuyor ki kendini ifade edebilmenin, geliştirmenin yolları sınırsız. Bunları kullanmayı bilmek, becermek gerekiyor. 360 derece her tarafı görecek biz vizyona sahip olunmalı. Etrafta neler olup bitiyor takip etmeli. Özellikle de doğru örneklerin olduğu ülkeleri..."
Independent Türkçe 



Manchester City hezimetinden sonra Dominik Szoboszlai'den net mesaj

Szoboszlai, Liverpool'un Manchester City'ye 4-0 yenilerek FA Cup'tan elenmesine tanık oldu (Reuters)
Szoboszlai, Liverpool'un Manchester City'ye 4-0 yenilerek FA Cup'tan elenmesine tanık oldu (Reuters)
TT

Manchester City hezimetinden sonra Dominik Szoboszlai'den net mesaj

Szoboszlai, Liverpool'un Manchester City'ye 4-0 yenilerek FA Cup'tan elenmesine tanık oldu (Reuters)
Szoboszlai, Liverpool'un Manchester City'ye 4-0 yenilerek FA Cup'tan elenmesine tanık oldu (Reuters)

Manchester City karşısında 4-0'lık ağır bir yenilgi alan Liverpool'un FA Cup'tan elenmesinin ardından Dominik Szoboszlai, takımın mücadele ruhundan yoksun olduğunu söyledi.

Orta saha oyuncusu ayrıca, çarşamba günü Şampiyonlar Ligi'nde Paris Saint-Germain'le karşılaşacakları maçta yine yeterince iştahlı oynamazlarsa sezonlarının kötü bitebileceği konusunda uyardı.

Menajer Arne Slot, bu sonucun "inanılmaz bir hayal kırıklığı" olduğunu söyledi ve Etihad Stadyumu'nda devre arası öncesi ve sonrasında 18 dakikalık bir süre zarfında 4 gol yiyen Liverpool'un savunmasını eleştirdi. Erling Haaland hat-trick yaparken, Antoine Semenyo da City'nin diğer golünü kaydetti ve City 8. kez üst üste FA Cup yarı finaline ulaştı.

Szoboszlai, TNT Sports'a şöyle konuştu:

Mücadele ruhu eksikti. Zihniyet olması gerektiği gibi değildi. Dürüst olmak gerekirse, hiçbirimiz sahada elimizden gelenin en iyisini yapmadık. Zor bir dönemden geçiyoruz ama dağılmamalıyız. Çarşamba günü bir şansımız daha var ama bu sezonun böyle bitmesini istemediğimizi unutmamalıyız. Pozisyonlar bulduk ama değerlendiremedik, kolay bir penaltı yaptırdık. 4-0 kaybettik. Bu kadar gol yiyemeyiz. Dürüst olmak gerekirse söyleyecek söz bulmak zor. Bu maçı kazanmayı çok istiyorduk. City'de 4-0 kaybettik ve daha iyisi olabilirdi.

Slot ise şunları söyledi:

Bu inanılmaz bir hayal kırıklığı. 4 gol yediğimiz 20 dakika bizim standartlarımızın altındaydı. PSG veya Manchester City gibi bu seviyedeki takımlara karşı oynarken, 4 gol yediğimiz 20 dakikada yaptığımızdan daha iyi savunma yapmamız gerekiyor. İki kez taçtan gol yedik. İkinci gol, bu sezonun başlarında burada yediğimiz gole benziyordu. Ve Manchester City'yle oynarken ikinci kez devre arasından hemen önce gol yedik. İkinci yarının başındaki 10 dakika mücadele ruhu kesinlikle yoktu. Sonrasındaysa, her iki takımın da 4-0'ı kabullendiği bir maç oldu. Ama o 10-15 dakikada, mücadele ruhu, sadece ikili mücadeleyi kazanma isteği, ilk orada olma arzusu, pas, orta veya bitirici vuruşlarda zorluk çıkarma isteğimiz yoktu. Bunu çarşamba günü kesinlikle daha iyi yapmak zorundayız.

Independent Türkçe


UFC'de Dövüş Gecesi: Türkiye'yi temsil eden Abdul Rakhman Yakhyaev buraya nasıl geldi?

Yakhyaev aynı ivmeyle devam ederse, hafif ağırsıklette kısa sürede üst sıralara çıkması kimseyi şaşırtmaz (Zuffa LLC)
Yakhyaev aynı ivmeyle devam ederse, hafif ağırsıklette kısa sürede üst sıralara çıkması kimseyi şaşırtmaz (Zuffa LLC)
TT

UFC'de Dövüş Gecesi: Türkiye'yi temsil eden Abdul Rakhman Yakhyaev buraya nasıl geldi?

Yakhyaev aynı ivmeyle devam ederse, hafif ağırsıklette kısa sürede üst sıralara çıkması kimseyi şaşırtmaz (Zuffa LLC)
Yakhyaev aynı ivmeyle devam ederse, hafif ağırsıklette kısa sürede üst sıralara çıkması kimseyi şaşırtmaz (Zuffa LLC)

Adrenalin'den herkese merhaba. Bu hafta UFC'de Türkiye'yi temsil eden Abdul Rakhman Yakhyaev'i inceliyoruz.

UFC'de bazı dövüşçüler yavaş yavaş yükselir, bazılarıysa kapıyı tekmeyle açar. Abdul Rakhman Yakhyaev ikinci gruba giriyor. Hafif ağırsıklette alışılmışın dışında bir hızla zirveye yürüyen genç dövüşçü, daha kariyerinin başında olmasına rağmen şimdiden dikkatleri üzerine çekiyor.

Çeçenistan doğumlu, Türkiye adına dövüşen Yakhyaev'in hikayesi klasik bir "gelecek vaat eden dövüşçü" anlatısından farklı ilerliyor. Çünkü o sadece potansiyel göstermiyor, bunu çok kısa sürede sonuçlara çeviriyor.

8 maçlık yenilgisiz kariyeri, büyük sahnede gelen hızlı bitirişler ve UFC istatistiklerine giren performanslar, onu bir anda radarın merkezine taşıyor.

2001 doğumlu dövüşçü, 1.88 boyunda ve hafif ağırsıklette mücadele ediyor. "Avcı" lakabını taşıyor ve Almanya'daki MMA Nürnberg ekibiyle çalışıyor.

UFC'ye gelmeden önce hem Khan Fight hem de ARES FC organizasyonlarında kemer kazandı. Asıl sıçramayıysa Dana White's Contender Series'te yaptı. Alik Lorenz'i yaklaşık 30 saniyede nakavt etti ve tek gecede UFC kontratını kaptı.

UFC kariyeri de aynı hızla başladı. 22 Kasım 2025'te Rafael Cerqueira'yı sadece 33 saniyede pes ettirdi Bu performans, hafif ağırsıklet tarihinin en hızlı pes ettirmesi olarak kayıtlara geçti.

Toplam kariyerine bakıldığında 8 galibiyetin 7'si bitirişle geliyor ve bunların büyük kısmı ilk rauntta.

Yakhyaev'in asıl "ben geldim" dediği an Contender Series sahnesi oluyor.

UFC CEO'su Dana White, Yakhyaev'in performansı karşısında şaşkınlığını gizleyemiyor ve kontrat açıklamasında Yakhyaev için "Onu UFC'de görmek için sabırsızlanıyorum" sözlerini kullanıyor.

Bu an, onun kariyerinde bir kırılma noktası oluyor.

Bir dövüşçünün UFC kariyerine nasıl başladığı çok şey anlatır. Yakhyaev için bu süre sadece 33 saniye.

Rafael Cerqueira karşısında maça çok agresif giriyor. İlk saniyelerde dönen tekme deniyor, ardından kombinasyonlarla rakibini sarsıyor. Yüksek tekmeyle Cerqueira'yı yere düşürüyor.

Devamında yere alınan rakip bu kez pes ettirilme tehdidiyle karşılaşıyor. Boyun kilidi kapanıyor ve maç kısa sürede bitiyor.

Maçtan sonra Michael Bisping'e verdiği röportajda Yakhyaev, planının baştan beri bu olduğunu söyledi.

Contender Series'le birlikte düşünüldüğünde, UFC platformunda geçirdiği toplam süre sadece 63 saniye. Bu kadar kısa sürede bu kadar büyük etki bırakmak nadir görülen bir durum.

Yakhyaev'in kariyeri tek bir coğrafyaya bağlı kalmıyor. Çeçenistan, Türkiye ve Almanya arasında şekillenen bir gelişim süreci var. Avrupa'daki farklı organizasyonlarda dövüşerek hem deneyim kazanıyor hem de stilini oturtuyor.

Bu yüzden kafese çıktığında plansız değil, sistemli bir dövüş ortaya koyuyor.

"Avcı", rastgele seçilmiş bir lakap değil. Yakhyaev bunu basit bir şekilde açıklıyor: Kemerleri avlamak istiyor.

Bu bakış açısı dövüş stiline de yansıyor.

Ayakta baskıyla başlıyor, mesafeyi hızlı kapatıyor. İlk fırsatta rakibini yere indiriyor. Sonrası kontrol ve bitiriş.

İstatistikler de bunu doğruluyor. 8 galibiyetin 4'ü pes ettirme, 3'ü nakavt. 6 maç ilk rauntta bitiyor, üçüyse 1 dakikanın altında tamamlanıyor.

Yani rakiplerine adapte olma şansı tanımıyor.

Profesyonel kariyerine 2021'de başlayan Yakhyaev, ACA Young Eagles'ta iki galibiyet alıyor.

Khan Fight organizasyonunda Nikolay Kovalenko'yu 5 raunt sonunda yenerek kemeri kazanıyor. Bu maç, onun sadece hızlı bitiren değil, gerektiğinde uzun dövüşebilen bir isim olduğunu gösteriyor.

2024'te ARES FC sahnesinde Paulin Begai'yi pes ettirip kemeri alıyor, ardından Jacky Jeanne'i yine pes ettirerek kemerini koruyor.

Bu süreç, UFC'ye çağrılmasının temelini oluşturuyor.

Yakhyaev şimdi kariyerinin ilk ciddi sınavlarından birine çıkıyor.

4 Nisan 2026'da Las Vegas'taki UFC Apex'te Brendson Ribeiro'yla karşı karşıya geliyor.

Ribeiro, Contender Series'ten gelen bir başka isim ve UFC'de daha fazla maç tecrübesine sahip. Caio Machado ve Diyar Nurgozhay karşısında aldığı galibiyetlerle dikkat çekiyor.

Bu eşleşme, Yakhyaev'in gerçek seviyesini ölçmek için önemli bir test.

Artık soru şu: Hızlı bitirişler devam edecek mi, yoksa ilk kez uzun bir savaş mı izleyeceğiz?

S Sport'tan yayımlanan UFC Dövüş Gecesi'nde Yakhyaev'in de bulunduğu ana kart dövüşleri 5 Nisan sabahı 03.00'te başlayacak.

Kaynaklar, UFC, Fightomic, ESPN


Taraftarların yüzde 75'i VAR'ı istemiyor

Büyük futbol liglerinden üst düzey kaynaklar, VAR'ın kalıcı olduğunu söylüyor (AFP)
Büyük futbol liglerinden üst düzey kaynaklar, VAR'ın kalıcı olduğunu söylüyor (AFP)
TT

Taraftarların yüzde 75'i VAR'ı istemiyor

Büyük futbol liglerinden üst düzey kaynaklar, VAR'ın kalıcı olduğunu söylüyor (AFP)
Büyük futbol liglerinden üst düzey kaynaklar, VAR'ın kalıcı olduğunu söylüyor (AFP)

Futbol Taraftarları Derneği'nin (FSA) yeni anketine göre taraftarların yüzde 75'inden fazlası futbolda VAR kullanımına karşı ve yüzde 90'dan fazlası, Premier Lig'de 2019 - 2020 sezonunda kullanılmaya başlanmasından bu yana maç izleme deneyimini kötüleştirdiğini düşünüyor. Yetkililer için daha da önemlisi, taraftarlar sistemdeki çeşitli değişikliklerin aslında kayda değer bir iyileşme getirmediği görüşünde.

Ülkenin en büyük taraftar grubu olan FSA, 7 bin 981 taraftarla anket yaptı. Öne çıkan bulgulara ek olarak, katılımcıların yüzde 85'ten fazlası VAR'ın futbolu daha az keyifli hale getirdiğini ve yüzde 75'ten fazlası stadyumda kullanım nedenlerinin hâlâ net olmadığını düşünüyor.

FSA, bulguları Premier Lig ve Profesyonel Maç Hakemleri Limited Şirketi'yle (PGMO) görüşmeyi umuyor.

Taraftar grubunun Premier Lig ağ yöneticisi Thomas Concannon şunları söyledi:

Bu bulgular, taraftarların VAR'ın uygulamaya konmasına dair endişelerini dile getirdiği, FSA'nın 2021'deki önceki anketini destekliyor. Büyük çoğunluk 5 yıl sonra da aynı endişeleri dile getiriyor; gol kutlamalarındaki spontanlığın kaybı ve genel olarak maç izleme deneyiminin kötüleşmesi. Anket sonuçlarını Premier Lig ve PGMO'yla paylaştık ve bulguları onlarla görüşmeyi dört gözle bekliyoruz.

Taraftarlar arasında uzun süredir devam eden hayal kırıklığına rağmen neredeyse tüm büyük futbol kuruluşlarındaki üst düzey kaynaklar, VAR'ın kalıcı olacağında ısrar ediyor. Doğruluktaki iyileşme düşünüldüğünde, faydalarının olumsuzluklara ağır bastığına inanıyorlar ancak mevcut sorunları kademeli olarak ele almayı planlıyorlar.

Anketin diğer dikkat çekici sonuçları arasında, taraftarların yüzde 50'den fazlası golle sonuçlanan ofsayt kararlarının yeniden incelenmesinden vazgeçilmesini isterken, yüzde 60'tan fazlası gol öncesindeki faul veya elle oynama kararlarının yeniden incelenmesinin sonlandırılmasını tercih ediyor.

Taraftarların biraz daha büyük bir kısmı (yüzde 47'ye karşı yüzde 43), VAR'da değişiklik yapılacaksa bir tür itiraz sisteminin getirilmesini tercih ediyor.

Independent Türkçe