Süper Lig'in teknik direktör dönüşümü: "Yeni"ler, "eski"leri geride bırakabilir mi? Gökerman: Geç kalınmış bir süreç

Süper Lig'de bu sezon değiştirilen teknik direktör sayısı 18'e ulaştı / Fotoğraf: AA
Süper Lig'de bu sezon değiştirilen teknik direktör sayısı 18'e ulaştı / Fotoğraf: AA
TT

Süper Lig'in teknik direktör dönüşümü: "Yeni"ler, "eski"leri geride bırakabilir mi? Gökerman: Geç kalınmış bir süreç

Süper Lig'de bu sezon değiştirilen teknik direktör sayısı 18'e ulaştı / Fotoğraf: AA
Süper Lig'de bu sezon değiştirilen teknik direktör sayısı 18'e ulaştı / Fotoğraf: AA

Süper Lig'de 2021-22 sezonunda 23 hafta geride kalırken değiştirilen teknik direktör sayısı da dikkat çekti.
Son olarak Altay'da Mustafa Denizli'nin yerine göreve gelen Marcio Nobre'nin de 11 gün süren teknik direktörlük deneyiminin son bulmasıyla ligde görevine son verilen antrenör sayısı şimdiden 18'i buldu.
Bu sezon; Fatih Terim, Mustafa Denizli, Şenol Güneş, Ersun Yanal, Sergen Yaçın, Bülent Uygun, Yılmaz Vural gibi ligin deneyimli isimlerinin görevlerine son verilmesi veya takım çalıştırmadığı görüldü.
Diğer yandan İlhan Palut, Emre Belözoğlu, Önder Karaveli, Ömer Erdoğan, Nestor El Maestro, Francesco Farioli, Volkan Demirel ve Nuri Şahin gibi antrenörler genç neslin başarılı temsilcileri olarak ön plana çıktı.
Şu ana kadar ligde Abdullah Avcı, Hikmet Karaman ve Rıza Çalımbay ise sezon başından bu yana aynı takımda görevlerine devam ediyor.
Bu sezon Süper Lig'in kariyerli antrenörleri takımlarını başarıya ulaştırmaktan uzak kalırken, İlhan Palut, Emre Belözoğlu, Ömer Erdoğan gibi yeni nesil antrenörlerin takımları şimdiden lige damga vurmuş durumda.
Türkiye'nin yeni yeni tanıdığı veya son dönemde yıldızı paylayan isimlerin kulüpler tarafından tercih edilmesi, kulüplerin eski alışkanlıklarını değiştirmek için yaptığı bir yenilik olup olmayacağı ise tartışma konusu.
Akıllardaki soru ise yenilerin, eskilerin yerini doldurup dolduramayacağı?

"Bir dönüşüm yaşanıyor; aslında bu çok geç kalınmış bir süreç"
Spor yazarı Uzay Gökerman, Türkiye'de son dönemde yaşanan teknik direktör değişimlerini Independent Türkçe'ye değerlendirdi.
Son 15 yılda tüm spor branşlarında önemli değişimlerin yaşandığını dile getiren Gökerman, kulüpleri bu değişime nedenlerle ilgili şöyle konuştu:
"Özellikle son 10-15 yıldan itibaren tüm spor olaylarında teknik, taktik, bilgi gibi detaylar ön plana çıktı ve bunu kullanma başarısı ve becerisini gösteren kişiler fark yarattı. Premier Lig'de görev yapan Guardiola ve Klopp bu anlamda başı çeken, sürdürülebilir başarıyı yakalayan teknik direktörler olarak sayabiliriz. Ülkemizde de bir değişim dönüşüm yaşanıyor; aslında bu çok geç kalınmış bir süreç. 2010'lu yılların başında koşu mesafeleri tartışmalarını biraz da dalga geçercesine yapıyorduk veya 'teknik direktör takımı' olmak gibi kavramlar üzerinde konuşuyorduk. Kariyerli teknik direktör denilince de zaten bu anlaşılıyordu."
"Üç Büyüklerde başarılı olmuş, kupa kazanmış teknik direktörler 'tartışmasız' oluyordu" diyen Gökerman, "Ancak onların da oyunu teknik, taktik, bilgi, veri ile değil hep oyuncu tercihleriyle değiştirmeye çalıştıklarını gördük. İyi bir golcü, orta saha, savunma oyuncusu olmadan başarılı olunamayacağı algısı ile beslendi. Bunların işe yaramadığını da farklı tecrübelerle görmeye başladık. İşte o tecrübeler devreye girdiğinde de 'tartışmasız' olanlar bir anda devreden çıkmaya başladı" ifadelerini kullandı. 
Gökerman, "Türkiye'de son dönemde yıldızları parlayan İlhan Palut, Emre Belözoğlu, Önder Karaveli, Ömer Erdoğan, El Maestro, Farioli, Nuri Şahin, Çağdaş Atan vb... teknik adamların olduğunu ve bu isimlerin Türkiye'de teknik direktörlük devrimini gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceklerini" sorusuna "Öncelikle bir zihniyet değişimi yaşaması gerekir diye cevap vererek şunları kaydetti: 
"Bunun için de sadece futbolun teknik direktörlerin değişimi değil, oyunu yöneten, planlayan ve tabii yorumlayanların da değişmesi önemli. Çünkü kamuoyunun kafasındaki tartışmayı belirleyen paradigmayı onlar şekillendiriyor. Sanıldığının aksine ülkemizde futbol ne çok seviliyor ne de biliniyor. Tutkuyla bağlı olunan bir spor olayında tribünler bu kadar boş kalır mı ya da 'yenilsen de yensen de' tezahüratlarına rağmen üst üste alınan üç yenilgiden sonra ortalık 'istifa' diye inler mi?"

"Yetiştirenler de değişmeli ki alttan gelenler bu farkındalıkla sisteme dahil olsun"
Bir süredir spor kamuoyunda Türkiye'deki teknik direktör ve teknik direktör adaylarının yurtdışında kariyerli antrenörlerin yanlarında ya da antrenörlük kurslarında eğitim almadıkları yönünde eleştiriler hakim.
Gökerman, günümüzde bilginin hemen her alanda ulaşılabilir olduğuna değinerek, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Çağımızda bilgi o kadar yaygınlaştı ve kolay ulaşılabilir oldu ki artık mesele usta-kalfa-çırak ilişkisini aştı. Önemli olan bilgiye, tekniğe ve bunun araçlarını doğru yerde arıyor musun, ulaşabiliyor musun ve bunları işine ne kadar dahil edip, ne kadar kullanıyorsun? Az önce oyunu yorumlayanlardan söz ettik; elbette eğitim verenler, yetiştirenler de değişmeli ki alttan gelenler bu farkındalıkla sisteme dahil olsunlar. Bugün pro-lisans sahibi olan teknik direktörlerin işsiz, olmayanların da kiralık belgelerle gayri meşru yollardan teknik direktörlük yaptıkları bir dönemden geçiyoruz. Demek ki ortada yine bir çarpıklık var."

"...Ya futbol? Sürdürülebilir hangi başarı söz konusu?" 
Son dönemlerde Şenol Güneş ve Fatih Terim gibi kariyerli teknik adamlar, yardımcıları üzerinden sık sık eleştiriye maruz kaldı.
Öyle ki EURO 2020 finallerinde ve sonrasında 2022 Dünya Kupası Elemeleri'nde alınan başarısızlık Güneş'in görevinin son bulmasıyla sonuçlandı.
Galatasaray'da ise alınan başarısız sonuçlarda Terim'in yardımcıları üzerinden bir tartışma başladı ve yönetim Domenec Torrent'i deneyimli teknik adamın yardımcısı olması için Türkiye'ye davet etti. Bu durumdan bilgisi olmadığını söyleyen Terim ise yaşananlar üzerine Galatasaray'dan gönderildi.

"'Ders almam, veririm' şeklinde egoların ön plana çıktığı ortamda yanınızda yardımcı olsa ne olur?"
Gökerman, "Kariyerli hocalar, sık sık 'kendilerini güncellemedikleri' ve 'yeniliğe kapalı oldukları' iddialarıyla eleştiriliyor. Teknik adamlar yenilenme konusunda neden bir adım atmaz? Bu yaklaşım yanlış mıdır, doğru mudur" sorumu şöyle yanıtladı:
"'Ben ders almam, veririm' şeklinde egoların ön plana çıktığı bir ortamda yanınızda yardımcı olsa ne olur ya da hangi seviyede bir yardımcı olabilir? Ülkemizde hep raconlar konuşur. Bu tarza sahip bir futbol ikliminde bilgi, birikim, teknik, taktik konuşmak ne kadar mümkündür? İsim yapan teknik adamların yakın oldukları bir futbol kamuoyu var ve onlar sürekli birbirlerini besliyorlar. Kısır bir döngü söz konusu. Fatih Terim ve Şenol Güneş'in Milli Takım için neredeyse sonsuz derecede imkanları bulunuyordu. Yıllarca her şey ellerinin altındaydı. Sonuç bu olmamalıydı."

"Bu sezon üç büyükler dibe battı, başarısızlığı besleyen temel etken rekabet anlayışları"
Türkiye'de başarıya odaklı futbol iklimi, kulüpleriyle efsaneleşen isimlerin ilk kötü skorlarda görevden alınması için yeterli bir gerekçe olarak görülmesine neden oluyor.
Zira Beşiktaş'ta geçen sezon çift kupa kazanan Sergen Yalçın'ın, Altay'ı Süper Lig'e çıkaran Mustafa Denizli'nin kötü skorlar sonrası görevlerine son verilmesinin gerekçeleri oldu.
"Türkiye'nin başarı odaklı futbol iklimi, yeni isimlerin parlamasına müsaade edebilecek mi" sorusunu sorduğum Gökerman, "Bu sezon üç büyükler dibe battılar. Buradaki başarısızlığı besleyen temel etken onların aynı zamanda rekabet anlayışlarıydı" diyerek, şu görüşü paylaştı:
"Marka değerini yükseltmek yerine birbirlerininkini hep aşağı çeken zihniyetten söz ediyorum. Şimdi bu bataklıktan kurtulmak için sürekli inanmadıkları reçetelerle insanları harcıyorlar. Bu yine bir süreç alacak gibi görünüyor. Gençlere yatırım yapmak ve onlara inanmak çok önemli. Bunun için de onlara çalışacakları, işlerini yapacakları bir ortam hazırlamak ve onu korumak gerekiyor. Taraftar kısmı zaten en büyük problemlerden biri ancak bunu düzeltmek için işe futbolu yorumlayanlardan başlamak gerekiyor. 50 yıldır her sezon aynı yorumu yapan ve adına duayen denilen yorumcular var bu ülkede. Onların dinledikleriyle maç izleyen ve arkadaşlarıyla değerlendirenler de taraftar oluyor. TV'lerde futbol yorumlanmıyor kelimenin tam anlamıyla goygoy yapılıyor. Saatlerce... Adam futbolu anlatmak için yemek tarifi yapıyor. İnsanlar bayılıyor. Cem Yılmaz diyor ya hani 'en büyük olayım budur, şimdi yerlere yatarsın gülmekten ama buradan çıktığında aklında hiçbir şey kalmaz!' O kadar konuşuyorsun ama akıllarda ne kalıyor?" 

"Her tarafı görecek biz vizyona sahip olunmalı, neler olup bitiyor takip edilmeli"
Son yıllarda adından söz ettiren, henüz yolun başında olan antrenörlere tavsiyelerde de bulunan Gökerman, sözlerini şöyle noktaladı:
"Zor bir ülke burası. Kariyeri belirleyen şey liyakat değil. Bu nedenle hep birilerine yakın olmak, onların adamı gibi görünmek gerekiyor. Bir gruba ait değilsen yandın. Kimse koruyup kollamıyor seni. Buradan doğru bir iş üretmek çok zor gerçekten. Ancak her şeyin altından kalkacak da bir jenerasyonumuz var. Kısa vadeli planlar yapmamak çok önemli. Çağımız öylesine fırsatlar sunuyor ki kendini ifade edebilmenin, geliştirmenin yolları sınırsız. Bunları kullanmayı bilmek, becermek gerekiyor. 360 derece her tarafı görecek biz vizyona sahip olunmalı. Etrafta neler olup bitiyor takip etmeli. Özellikle de doğru örneklerin olduğu ülkeleri..."
Independent Türkçe 



Usyk-Veerhoeven maçının skor kartları tartışmayı alevlendirdi

Usyk'e karşı ringe çıkan Verhoeven, hakemin maçı durdurma kararına itiraz ediyor (Reuters)
Usyk'e karşı ringe çıkan Verhoeven, hakemin maçı durdurma kararına itiraz ediyor (Reuters)
TT

Usyk-Veerhoeven maçının skor kartları tartışmayı alevlendirdi

Usyk'e karşı ringe çıkan Verhoeven, hakemin maçı durdurma kararına itiraz ediyor (Reuters)
Usyk'e karşı ringe çıkan Verhoeven, hakemin maçı durdurma kararına itiraz ediyor (Reuters)

Oleksandr Usyk'in Rico Verhoeven'a karşı aldığı galibiyetin resmi skor kartları, Giza piramitlerinde yapılan dövüşe yönelik tartışmaları daha da artırdı.

Cumartesi günü Mısır'da yapılan maçta, kick boks efsanesi Verhoeven, WBC ağırsıklet boks şampiyonu Usyk'e karşı tarihi bir sürprize imza atmanın eşiğindeydi.

Sondan bir önceki raund olan 11. raunda girilirken Verhoeven puanlarda rahat şekilde önde görünüyordu ancak Usyk raundun son bölümünde Hollandalı rakibini yere serdi.

Verhoeven'a dişliği yeniden takılırken toparlanması için fazladan süre verilmesi ilk tartışmayı yarattı. Ancak maç yeniden başladığında daha büyük bir tartışma doğdu; hakem Mark Lyson, zil çaldığında, daha önce değil, Verhoeven'ı Usyk'in yoğun saldırısından kurtarmak için araya girdi.

Birçok taraftar ve yorumcu, Verhoeven'a tarihin en büyük sürprizlerinden birine imza atma şansı için 12. ve son raunda çıkma fırsatı verilmesi gerektiğini savundu. Ancak resmi skor kartları daha sonra 37 yaşındaki dövüşçünün mutlaka galibiyete giden taraf olmadığını ortaya koydu.

Hakem Manuel Oliver Palomo, 11. raunda girilirken maçı 95-95 beraberelik olarak değerlendiriyordu. Fabian Guggenheim da aynı skoru vermişti. Hakem Pasquale Procopio ise Verhoeven'i 96-94 önde göstermişti.

Maç durdurulmamış olsaydı, 11. raund Usyk lehine 10-8 puanlanacaktı. Bu da Ukraynalı boksörün, taraflardan birinin 12. rauntta nakavt yapması dışında, puanla kazanmak için oldukça avantajlı konumda olduğu anlamına geliyordu.

Verhoeven Instagram'da şu paylaşımı yaptı:

Duyguları işin içine katmayın. Skor kartlarını okuyun. 12. ve son raunda girerken bitime bir saniye vardı. Yola devam! @usykaa'ya saygılar, seninle aynı ringi paylaşmak onurdu. Bir kez daha yapalım!

Ancak daha sonra çekilen görüntülerde Verhoeven'in zilin gerçekten çaldığını söylediği duyuldu. Hollandalı dövüşçü, Instagram hikayesinde de şu ifadeleri kullandı:

Havalimanına giderken resmi itiraz başvurusu yapıldı. Kurallar, yalnızca en önemli anlarda uygulandığında anlam taşır.

Usyk'in tartışmalı galibiyeti, 39 yaşındaki boksörün WBC kemerini korumasını ve profesyonel kariyerinde yenilgisiz kalmasını sağladı. Ukraynalı dövüşçü halen birleşik ağırsıklet şampiyonu. Ayrıca iki kez tartışmasız ağırsıklet şampiyonu ve bir kez de tartışmasız kruvazör sıklet şampiyonu olmuştu.

Öte yandan Verhoeven profesyonel boksta yalnızca ikinci maçına çıkıyordu. Bu spordaki önceki maçı, 2014'te nakavtla kazandığı karşılaşmaydı. Ancak Hollandalı, Glory ağırsıklet kemerini 11 yıl boyunca elinde tutması ve kemeri bırakmadan önce üst üste 22 galibiyet alması nedeniyle kick boks tarihinin en büyük dövüşçülerinden biri kabul ediliyor.

Cumartesi günkü maçın ardından WBC'nin zorunlu adayı Agit Kabayel, Usyk'le yüzleşmesi için ringe çıkarıldı. Ancak Suudi organizatör Turki Alalshikh, bu maç için baskı yapılmasının zamanı olmadığını söyledi ve Verhoeven'ın rövanşı hak ettiğini öne sürdü.

Independent Türkçe


Tottenham, Premier Lig’de kalma savaşı verirken, Mohamed Salah ve Pep Guardiola veda etmeye hazırlanıyor

Liverpool’un oyuncusu Muhammed Salah (Fotoğraf: Peter Byrne/PA Wire/DPA)
Liverpool’un oyuncusu Muhammed Salah (Fotoğraf: Peter Byrne/PA Wire/DPA)
TT

Tottenham, Premier Lig’de kalma savaşı verirken, Mohamed Salah ve Pep Guardiola veda etmeye hazırlanıyor

Liverpool’un oyuncusu Muhammed Salah (Fotoğraf: Peter Byrne/PA Wire/DPA)
Liverpool’un oyuncusu Muhammed Salah (Fotoğraf: Peter Byrne/PA Wire/DPA)

Tottenham Hotspur’ın gelecek sezon Premier Lig’de yer almayı garantileyebilmesi için pazar günü Everton karşısında yenilmemesi gerekiyor. Öte yandan Pep Guardiola ve Muhammed Salah da duygusal vedalara hazırlanıyor.

Liverpool ile Bournemouth, Şampiyonlar Ligi bileti alma yolunda kritik maçlara çıkarken; Brighton, Brentford, Chelsea ve Sunderland için de Avrupa kupalarına katılım mücadelesi sürüyor.

Spurs için “itibar” meselesi

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre Tottenham taraftarları geçen yıl bu dönem, Manchester United’ı yenerek 17 yıl aradan sonra gelen Avrupa Ligi şampiyonluğunun sevincini yaşıyordu.

Teknik direktör Roberto De Zerbi ise Everton karşılaşmasının, kazanılan kupadan çok daha önemli olduğunu savundu. De Zerbi, Premier Lig’de kalmanın kulübün geleceği açısından hayati olduğunu söyledi.

“Kupadan ve primlerden daha önemli şeyler var” diyen İtalyan teknik adam, şöyle konuştu:

“Kulübün geleceği, kulübün tarihi, oyuncuların gururu, ailelerinin gururu söz konusu. Hepimizin itibarı söz konusu.”

Tottenham’a ligde kalmak için bir puan yeterli olacak. Bu sonuç aynı zamanda, çok daha iyi averaja sahip olan Spurs’ün West Ham’ın altına düşmesini engelleyecek.

Ancak Tottenham bu sezon sahasında oynadığı 18 lig maçının 10’unu kaybetti. Bir yenilgi halinde ise, Leeds’i mağlup etmesi durumunda Nuno Espirito Santo’nun çalıştırdığı West Ham için umut doğacak.

Avrupa kupaları yarışı kızıştı

Liverpool, Muhammed Salah’ın Anfield’daki veda maçında ilk beş sırayı garantileyerek kötü geçen sezonu daha büyük bir hayal kırıklığıyla tamamlamamayı hedefliyor.

İlk beşte yer almak, gelecek sezon Şampiyonlar Ligi’ne katılım anlamına geliyor. Bu da başarısız geçen şampiyonluk savunmasının ardından önemli bir teselli olacak.

Mısırlı yıldız Salah, geçtiğimiz hafta Aston Villa’ya 4-2 kaybedilen maçın ardından teknik direktör Arne Slot yönetimindeki performansı eleştirmişti.

Salah, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“Liverpool’un rakiplerin korktuğu o yüksek tempolu hücum futboluna geri dönmesini ve yeniden kupalar kazanan bir takım olmasını istiyorum.”

33 yaşındaki futbolcu, özellikle Jürgen Klopp dönemindeki oyun anlayışına gönderme yaparak, “Gelecek sezon Şampiyonlar Ligi’ne katılmak asgari hedeftir ve bunu başarmak için elimden gelen her şeyi yapacağım” dedi.

Brentford’u konuk edecek Liverpool, altıncı sıradaki Bournemouth’un üç puan önünde bulunuyor ve averaj avantajına sahip.

Liverpool’un Aston Villa’yı geride bırakarak ilk beşe yükselmesi halinde, altıncı sıra da Şampiyonlar Ligi bileti için yeterli olabilir.

Mevcut durumda ise ligi altıncı ve yedinci sırada bitiren ekipler Avrupa Ligi’ne, sekizinci sıradaki takım ise Konferans Ligi’ne katılacak.

Brighton, Manchester United karşısında galip gelmesi halinde en az Avrupa Ligi’ni garantileyecek.

Sunderland ise Chelsea’yi ağırlayacağı maçta, yarım asırdan uzun süre sonra ilk kez Avrupa kupalarına katılma şansı için mücadele edecek.

Premier Lig’in yıldız isimleri veda ediyor

Mohamed Salah’ın açıklamaları, Arne Slot’u önemli bir kararın eşiğine getirdi. Hamstring sakatlığından kısa süre önce dönen 33 yaşındaki yıldızın ilk 11’de başlayıp başlamayacağı merak konusu oldu.

Zaten taraftarların tepkisini çeken Hollandalı teknik adamın, “Mısır Kralı” lakaplı Salah’a Anfield’da son kez forma şansı vermemesi halinde büyük eleştiri alabileceği belirtiliyor.

Geleceğiyle ilgili spekülasyonların arttığı bir dönemde Slot’un, Salah ile yaşadığı olası kişisel sorunların sezonu iyi bir şekilde tamamlama hedefinin önüne geçmesine izin vermemesi gerektiği ifade ediliyor.

Liverpool, Salah’ın ilk 11’de başlamadığı 2026 yılındaki dokuz lig maçının hiçbirini kazanamadı.

Etihad Stadı’nda ise Pep Guardiola’nın görkemli bir vedaya hazırlanması bekleniyor. İspanyol teknik adam, Manchester City’nin başında geçirdiği 10 yılda altı Premier Lig şampiyonluğu ve kulüp tarihinin ilk Şampiyonlar Ligi kupası dahil toplam 20 kupa kazandı.

Guardiola, cuma günü ayrılığını açıklamasının ardından yaptığı değerlendirmede, “Bu hayatımın deneyimiydi” ifadelerini kullandı.


İki dev, Piramitler'in gölgesinde çarpışacak: Usyk-Veerhoeven

Profesyonel kariyerinde çıktığı 24 maçı da kazanan Oleksandr Usyk, karnesinde 66 galibiyet ve 10 mağlubiyet bulunan kick boks efsanesi Rico Veroeven'la kozlarını Mısır'da paylaşacak (DAZN)
Profesyonel kariyerinde çıktığı 24 maçı da kazanan Oleksandr Usyk, karnesinde 66 galibiyet ve 10 mağlubiyet bulunan kick boks efsanesi Rico Veroeven'la kozlarını Mısır'da paylaşacak (DAZN)
TT

İki dev, Piramitler'in gölgesinde çarpışacak: Usyk-Veerhoeven

Profesyonel kariyerinde çıktığı 24 maçı da kazanan Oleksandr Usyk, karnesinde 66 galibiyet ve 10 mağlubiyet bulunan kick boks efsanesi Rico Veroeven'la kozlarını Mısır'da paylaşacak (DAZN)
Profesyonel kariyerinde çıktığı 24 maçı da kazanan Oleksandr Usyk, karnesinde 66 galibiyet ve 10 mağlubiyet bulunan kick boks efsanesi Rico Veroeven'la kozlarını Mısır'da paylaşacak (DAZN)

Adrenalin'den herkese merhaba. Bu hafta Oleksandr Usyk-Rico Verhoeven maçını inceliyoruz.

Boksta bazen kemerlerden daha büyük hikayeler vardır. Bazen insanlar sadece kimin kazanacağını değil, neden dövüştüğünü de merak eder. 

İşte bu hafta gözler tam da böyle bir gecede olacak. Ağırsıklet boksunun zirvesindeki Oleksandr Usyk, bu kez sıradan bir rakiple değil, kick boks dünyasının yaşayan efsanelerinden Rico Verhoeven'la karşı karşıya geliyor. 

Üstelik maçın sahnesi de sıradan bir arena değil. Mısır'daki Giza Piramitleri'nin gölgesinde kurulacak ring, sporun yıllardır kaybetmeye başladığı o büyük gösteri hissini yeniden hatırlatıyor.

Modern spor dünyasında artık her şey çok hızlı tüketiliyor. Bir maç oynanıyor, birkaç saat konuşuluyor ve ertesi gün unutuluyor. 

Ama bazı karşılaşmalar daha ilk duyurulduğu anda farklı bir yere oturuyor. Usyk'le Verhoeven arasındaki mücadele de tam olarak böyle bir organizasyon.

Çünkü burada sadece iki dövüşçü karşılaşmıyor. İki farklı dövüş kültürü çarpışıyor.

Bir tarafta boksun belki de en zeki ağırsıkletlerinden biri var. Usyk, kariyeri boyunca yalnızca güçlü yumruklarıyla değil, ring zekasıyla da öne çıktı. 

Rakiplerini adım adım çözen, maç içinde sürekli düşünen ve tempoyu kontrol eden bir boksör. Üstelik bunu çoğu zaman deplasmanda yaptı. 

İngiltere'de, Polonya'da, Suudi Arabistan'da… Nerede büyük maç varsa oraya gitti. Bu yüzden ona artık sadece şampiyon değil, "yol savaşçısı" deniyor.

Diğer taraftaysa bambaşka bir karakter var. Rico Verhoeven, kick boks dünyasında uzun yıllardır yenilmeyen bir isim. 

Özellikle ağırsıklette fiziksel gücü ve sertliğiyle tanınıyor. Ancak mesele şu: Kick boksla profesyonel boks aynı spor değil. Dışarıdan bakıldığında benzer görünseler de aralarında ciddi farklar var. 

Kick boksta tekmeler, diz darbeleri ve çok daha farklı mesafe oyunları bulunuyor. Bokstaysa her şey yumruklara, ayak hareketine ve savunma disiplinine dayanıyor.

Bu yüzden birçok kişi Verhoeven'a şans tanımıyor.

Bahis oranları da bunu açık şekilde gösteriyor. Usyk'in kazanmasına neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. 

Açıkçası bunun mantıklı sebepleri var. Çünkü Usyk sadece bir şampiyon değil, aynı zamanda modern ağırsıklet boksunun teknik seviyesini yukarı taşıyan isimlerden biri. Tyson Fury gibi dev bir rakibi yenmiş bir boksörden söz ediyoruz.

Oleksandr Usyk son yılların en özel ağırsıkletlerinden biri olarak görülüyor. Ancak onu farklı yapan şey yalnızca namağlup olması değil. 

Usyk, profesyonel boksta iki farklı sıklette tartışmasız dünya şampiyonu olmayı başardı. Önce kruvazör sıklette tüm kemerleri topladı, ardından ağırsıklete çıkıp bunu yeniden yaptı.

Bu, modern boksta çok az dövüşçünün başarabileceği bir iş.

Rico Verhoeven ise kick boks dünyasının son 10 yılına damga vurmuş isimlerden biri. 

Uzun yıllardır ağırsıklet kick boksta zirvede yer alıyor ve birçok kişi tarafından spor tarihinin en dominant kick boksçularından biri kabul ediliyor. Özellikle GLORY organizasyonundaki başarıları onu sporun küresel yüzlerinden biri haline getirdi.

Verhoeven'ın en büyük özelliklerinden biri yalnızca sert vurması değil. Ağırsıklet olmasına rağmen şaşırtıcı derecede hareketli bir dövüşçü olması ve kondisyonunu maç boyunca koruyabilmesi onu rakiplerinden ayırıyor. 

Yıllardır farklı stillerdeki rakiplere karşı kazanmayı başarması da tesadüf değil. Ancak şimdi kariyerinin en büyük riskini alıyor. Çünkü kickboksta efsane olmak başka, profesyonel boksta Usyk gibi bir isimle ringe çıkmak bambaşka bir meydan okuma.

Ama sporun güzel yanı da burada başlıyor. Çünkü bazen mantık başka şey söyler, ring başka.

Verhoeven'ın şansı düşük olabilir ama tamamen yok değil. Özellikle ağırsıklette tek bir yumruk her şeyi değiştirebilir. 

Üstelik Hollandalı dövüşçü fiziksel olarak Usyk'ten daha. Kendi açıklamalarında da buna dikkat çekiyor. 

"Bir kez temiz vurursam bunu hissedecek" derken aslında ağırsıklet dövüşlerinin en temel gerçeğini hatırlatıyor: Bu kilolarda küçük hata büyük bedel doğurur.

Fakat bu maçın asıl önemli tarafı yalnızca sonuç değil. Böyle geceler insanlara dövüş sporlarını neden sevdiklerini yeniden hatırlatıyor.

Usyk'in bu maçı kabul etme nedeni de biraz buna dayanıyor gibi görünüyor. Uzun yıllardır sürekli zorunlu rakiplerle, federasyon baskılarıyla ve kemer hesaplarıyla uğraştı. 

Şimdiyse ilk kez gerçekten istediği maçı yaptığını söylüyor. "Bir kez olsun ihtiyaç duyulanı değil, istediğimi yapmak istedim" derken aslında profesyonel sporun görünmeyen tarafını anlatıyor.

Çünkü günümüzde büyük sporcular bile bazen kendi kariyerlerinin patronu olamıyor. Organizasyonlar, federasyonlar, yayıncılar ve para dengesi sporun önüne geçebiliyor. 

Bu nedenle Usyk'in Verhoeven gibi sıradışı bir rakibi seçmesi bazı boks otoritelerini rahatsız etti. Özellikle Dünya Boks Konseyi'nin (WBC) kemeri bu maçta ortaya koyması tartışma yarattı. 

Boks dünyasında herkes bu eşleşmeden memnun değil. Eski ağırsıklet Dave Allen, karşılaşmanın WBC kemeri için onaylanmasını yanlış bulurken, maçın resmi unvan mücadelesi değil bir gösteri dövüşü olması gerektiğini savundu.

Aslında bu fikri anlamak zor değil. Çünkü Verhoeven profesyonel boksta sadece bir maça çıktı. Bu yüzden "Dünya şampiyonluğu için yeterince deneyimli mi?" sorusu doğal olarak soruluyor.

Ama spor tarihi biraz da çılgın fikirlerle yazılmadı mı?

Örneğin karma dövüş sanatları dünyasından gelen Francis Ngannou, Tyson Fury karşısında kimsenin beklemediği kadar iyi performans gösterdi. 

Cumartesi gecesi ortaya çıkacak görüntü büyük ihtimalle uzun süre unutulmayacak. Piramitlerin önünde iki dev adamın karşı karşıya gelmesi bile başlı başına etkileyici.

Belki Usyk beklendiği gibi rahat kazanacak. Belki Verhoeven herkesi şaşırtacak. Ama sonuç ne olursa olsun böyle organizasyonlar spora canlılık katıyor.

Kaynaklar: ESPN, Ring, DAZN