Süper Lig'in teknik direktör dönüşümü: "Yeni"ler, "eski"leri geride bırakabilir mi? Gökerman: Geç kalınmış bir süreç

Süper Lig'de bu sezon değiştirilen teknik direktör sayısı 18'e ulaştı / Fotoğraf: AA
Süper Lig'de bu sezon değiştirilen teknik direktör sayısı 18'e ulaştı / Fotoğraf: AA
TT

Süper Lig'in teknik direktör dönüşümü: "Yeni"ler, "eski"leri geride bırakabilir mi? Gökerman: Geç kalınmış bir süreç

Süper Lig'de bu sezon değiştirilen teknik direktör sayısı 18'e ulaştı / Fotoğraf: AA
Süper Lig'de bu sezon değiştirilen teknik direktör sayısı 18'e ulaştı / Fotoğraf: AA

Süper Lig'de 2021-22 sezonunda 23 hafta geride kalırken değiştirilen teknik direktör sayısı da dikkat çekti.
Son olarak Altay'da Mustafa Denizli'nin yerine göreve gelen Marcio Nobre'nin de 11 gün süren teknik direktörlük deneyiminin son bulmasıyla ligde görevine son verilen antrenör sayısı şimdiden 18'i buldu.
Bu sezon; Fatih Terim, Mustafa Denizli, Şenol Güneş, Ersun Yanal, Sergen Yaçın, Bülent Uygun, Yılmaz Vural gibi ligin deneyimli isimlerinin görevlerine son verilmesi veya takım çalıştırmadığı görüldü.
Diğer yandan İlhan Palut, Emre Belözoğlu, Önder Karaveli, Ömer Erdoğan, Nestor El Maestro, Francesco Farioli, Volkan Demirel ve Nuri Şahin gibi antrenörler genç neslin başarılı temsilcileri olarak ön plana çıktı.
Şu ana kadar ligde Abdullah Avcı, Hikmet Karaman ve Rıza Çalımbay ise sezon başından bu yana aynı takımda görevlerine devam ediyor.
Bu sezon Süper Lig'in kariyerli antrenörleri takımlarını başarıya ulaştırmaktan uzak kalırken, İlhan Palut, Emre Belözoğlu, Ömer Erdoğan gibi yeni nesil antrenörlerin takımları şimdiden lige damga vurmuş durumda.
Türkiye'nin yeni yeni tanıdığı veya son dönemde yıldızı paylayan isimlerin kulüpler tarafından tercih edilmesi, kulüplerin eski alışkanlıklarını değiştirmek için yaptığı bir yenilik olup olmayacağı ise tartışma konusu.
Akıllardaki soru ise yenilerin, eskilerin yerini doldurup dolduramayacağı?

"Bir dönüşüm yaşanıyor; aslında bu çok geç kalınmış bir süreç"
Spor yazarı Uzay Gökerman, Türkiye'de son dönemde yaşanan teknik direktör değişimlerini Independent Türkçe'ye değerlendirdi.
Son 15 yılda tüm spor branşlarında önemli değişimlerin yaşandığını dile getiren Gökerman, kulüpleri bu değişime nedenlerle ilgili şöyle konuştu:
"Özellikle son 10-15 yıldan itibaren tüm spor olaylarında teknik, taktik, bilgi gibi detaylar ön plana çıktı ve bunu kullanma başarısı ve becerisini gösteren kişiler fark yarattı. Premier Lig'de görev yapan Guardiola ve Klopp bu anlamda başı çeken, sürdürülebilir başarıyı yakalayan teknik direktörler olarak sayabiliriz. Ülkemizde de bir değişim dönüşüm yaşanıyor; aslında bu çok geç kalınmış bir süreç. 2010'lu yılların başında koşu mesafeleri tartışmalarını biraz da dalga geçercesine yapıyorduk veya 'teknik direktör takımı' olmak gibi kavramlar üzerinde konuşuyorduk. Kariyerli teknik direktör denilince de zaten bu anlaşılıyordu."
"Üç Büyüklerde başarılı olmuş, kupa kazanmış teknik direktörler 'tartışmasız' oluyordu" diyen Gökerman, "Ancak onların da oyunu teknik, taktik, bilgi, veri ile değil hep oyuncu tercihleriyle değiştirmeye çalıştıklarını gördük. İyi bir golcü, orta saha, savunma oyuncusu olmadan başarılı olunamayacağı algısı ile beslendi. Bunların işe yaramadığını da farklı tecrübelerle görmeye başladık. İşte o tecrübeler devreye girdiğinde de 'tartışmasız' olanlar bir anda devreden çıkmaya başladı" ifadelerini kullandı. 
Gökerman, "Türkiye'de son dönemde yıldızları parlayan İlhan Palut, Emre Belözoğlu, Önder Karaveli, Ömer Erdoğan, El Maestro, Farioli, Nuri Şahin, Çağdaş Atan vb... teknik adamların olduğunu ve bu isimlerin Türkiye'de teknik direktörlük devrimini gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceklerini" sorusuna "Öncelikle bir zihniyet değişimi yaşaması gerekir diye cevap vererek şunları kaydetti: 
"Bunun için de sadece futbolun teknik direktörlerin değişimi değil, oyunu yöneten, planlayan ve tabii yorumlayanların da değişmesi önemli. Çünkü kamuoyunun kafasındaki tartışmayı belirleyen paradigmayı onlar şekillendiriyor. Sanıldığının aksine ülkemizde futbol ne çok seviliyor ne de biliniyor. Tutkuyla bağlı olunan bir spor olayında tribünler bu kadar boş kalır mı ya da 'yenilsen de yensen de' tezahüratlarına rağmen üst üste alınan üç yenilgiden sonra ortalık 'istifa' diye inler mi?"

"Yetiştirenler de değişmeli ki alttan gelenler bu farkındalıkla sisteme dahil olsun"
Bir süredir spor kamuoyunda Türkiye'deki teknik direktör ve teknik direktör adaylarının yurtdışında kariyerli antrenörlerin yanlarında ya da antrenörlük kurslarında eğitim almadıkları yönünde eleştiriler hakim.
Gökerman, günümüzde bilginin hemen her alanda ulaşılabilir olduğuna değinerek, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Çağımızda bilgi o kadar yaygınlaştı ve kolay ulaşılabilir oldu ki artık mesele usta-kalfa-çırak ilişkisini aştı. Önemli olan bilgiye, tekniğe ve bunun araçlarını doğru yerde arıyor musun, ulaşabiliyor musun ve bunları işine ne kadar dahil edip, ne kadar kullanıyorsun? Az önce oyunu yorumlayanlardan söz ettik; elbette eğitim verenler, yetiştirenler de değişmeli ki alttan gelenler bu farkındalıkla sisteme dahil olsunlar. Bugün pro-lisans sahibi olan teknik direktörlerin işsiz, olmayanların da kiralık belgelerle gayri meşru yollardan teknik direktörlük yaptıkları bir dönemden geçiyoruz. Demek ki ortada yine bir çarpıklık var."

"...Ya futbol? Sürdürülebilir hangi başarı söz konusu?" 
Son dönemlerde Şenol Güneş ve Fatih Terim gibi kariyerli teknik adamlar, yardımcıları üzerinden sık sık eleştiriye maruz kaldı.
Öyle ki EURO 2020 finallerinde ve sonrasında 2022 Dünya Kupası Elemeleri'nde alınan başarısızlık Güneş'in görevinin son bulmasıyla sonuçlandı.
Galatasaray'da ise alınan başarısız sonuçlarda Terim'in yardımcıları üzerinden bir tartışma başladı ve yönetim Domenec Torrent'i deneyimli teknik adamın yardımcısı olması için Türkiye'ye davet etti. Bu durumdan bilgisi olmadığını söyleyen Terim ise yaşananlar üzerine Galatasaray'dan gönderildi.

"'Ders almam, veririm' şeklinde egoların ön plana çıktığı ortamda yanınızda yardımcı olsa ne olur?"
Gökerman, "Kariyerli hocalar, sık sık 'kendilerini güncellemedikleri' ve 'yeniliğe kapalı oldukları' iddialarıyla eleştiriliyor. Teknik adamlar yenilenme konusunda neden bir adım atmaz? Bu yaklaşım yanlış mıdır, doğru mudur" sorumu şöyle yanıtladı:
"'Ben ders almam, veririm' şeklinde egoların ön plana çıktığı bir ortamda yanınızda yardımcı olsa ne olur ya da hangi seviyede bir yardımcı olabilir? Ülkemizde hep raconlar konuşur. Bu tarza sahip bir futbol ikliminde bilgi, birikim, teknik, taktik konuşmak ne kadar mümkündür? İsim yapan teknik adamların yakın oldukları bir futbol kamuoyu var ve onlar sürekli birbirlerini besliyorlar. Kısır bir döngü söz konusu. Fatih Terim ve Şenol Güneş'in Milli Takım için neredeyse sonsuz derecede imkanları bulunuyordu. Yıllarca her şey ellerinin altındaydı. Sonuç bu olmamalıydı."

"Bu sezon üç büyükler dibe battı, başarısızlığı besleyen temel etken rekabet anlayışları"
Türkiye'de başarıya odaklı futbol iklimi, kulüpleriyle efsaneleşen isimlerin ilk kötü skorlarda görevden alınması için yeterli bir gerekçe olarak görülmesine neden oluyor.
Zira Beşiktaş'ta geçen sezon çift kupa kazanan Sergen Yalçın'ın, Altay'ı Süper Lig'e çıkaran Mustafa Denizli'nin kötü skorlar sonrası görevlerine son verilmesinin gerekçeleri oldu.
"Türkiye'nin başarı odaklı futbol iklimi, yeni isimlerin parlamasına müsaade edebilecek mi" sorusunu sorduğum Gökerman, "Bu sezon üç büyükler dibe battılar. Buradaki başarısızlığı besleyen temel etken onların aynı zamanda rekabet anlayışlarıydı" diyerek, şu görüşü paylaştı:
"Marka değerini yükseltmek yerine birbirlerininkini hep aşağı çeken zihniyetten söz ediyorum. Şimdi bu bataklıktan kurtulmak için sürekli inanmadıkları reçetelerle insanları harcıyorlar. Bu yine bir süreç alacak gibi görünüyor. Gençlere yatırım yapmak ve onlara inanmak çok önemli. Bunun için de onlara çalışacakları, işlerini yapacakları bir ortam hazırlamak ve onu korumak gerekiyor. Taraftar kısmı zaten en büyük problemlerden biri ancak bunu düzeltmek için işe futbolu yorumlayanlardan başlamak gerekiyor. 50 yıldır her sezon aynı yorumu yapan ve adına duayen denilen yorumcular var bu ülkede. Onların dinledikleriyle maç izleyen ve arkadaşlarıyla değerlendirenler de taraftar oluyor. TV'lerde futbol yorumlanmıyor kelimenin tam anlamıyla goygoy yapılıyor. Saatlerce... Adam futbolu anlatmak için yemek tarifi yapıyor. İnsanlar bayılıyor. Cem Yılmaz diyor ya hani 'en büyük olayım budur, şimdi yerlere yatarsın gülmekten ama buradan çıktığında aklında hiçbir şey kalmaz!' O kadar konuşuyorsun ama akıllarda ne kalıyor?" 

"Her tarafı görecek biz vizyona sahip olunmalı, neler olup bitiyor takip edilmeli"
Son yıllarda adından söz ettiren, henüz yolun başında olan antrenörlere tavsiyelerde de bulunan Gökerman, sözlerini şöyle noktaladı:
"Zor bir ülke burası. Kariyeri belirleyen şey liyakat değil. Bu nedenle hep birilerine yakın olmak, onların adamı gibi görünmek gerekiyor. Bir gruba ait değilsen yandın. Kimse koruyup kollamıyor seni. Buradan doğru bir iş üretmek çok zor gerçekten. Ancak her şeyin altından kalkacak da bir jenerasyonumuz var. Kısa vadeli planlar yapmamak çok önemli. Çağımız öylesine fırsatlar sunuyor ki kendini ifade edebilmenin, geliştirmenin yolları sınırsız. Bunları kullanmayı bilmek, becermek gerekiyor. 360 derece her tarafı görecek biz vizyona sahip olunmalı. Etrafta neler olup bitiyor takip etmeli. Özellikle de doğru örneklerin olduğu ülkeleri..."
Independent Türkçe 



Paraguay, Dünya Kupası'nda Almanya'yı eleyerek büyük bir sürprize imza attı

Paraguay, Dünya Kupası'nda Almanya'yı eleyerek büyük bir sürprize imza attı
TT

Paraguay, Dünya Kupası'nda Almanya'yı eleyerek büyük bir sürprize imza attı

Paraguay, Dünya Kupası'nda Almanya'yı eleyerek büyük bir sürprize imza attı

Paraguay, 2026 FIFA Dünya Kupası son 32 turunda turnuvanın favorileri arasında gösterilen Almanya'yı normal süresi ve uzatma dakikaları 1-1 sona eren karşılaşmanın ardından penaltı atışlarında 4-3 mağlup ederek büyük bir sürprize imza attı.

ABD'nin Boston kenti yakınlarındaki Foxborough'da bulunan Gillette Stadyumu'nda oynanan mücadelede Paraguay, 42. dakikada Julio Enciso'nun golüyle öne geçti. Almanya ise 54. dakikada Kai Havertz'in kaydettiği golle skoru eşitledi. Kalan bölümde başka gol olmayınca maç uzatmalara, uzatmalarda eşitlik bozulmayınca da penaltı atışlarına gitti.

Paraguay, Almanya karşılaşmasından

Penaltı serisinde Almanya adına Kai Havertz, oyuna sonradan giren Nick Woltemade ve Jonathan Tah penaltı atışlarını gole çeviremezken, Paraguay kalecisi Orlando Gil yaptığı kritik kurtarışlarla takımını zafere taşıdı. Paraguay cephesinde ise sonradan oyuna dahil olan Antonio Sanabria ile Fabián Balbuena penaltı kaçırdı.

Serinin kader anında José Canalez, Paraguay'a turu getiren penaltıyı gole çevirdi. İki penaltı kurtaran Orlando Gil, tarihi galibiyetin baş mimarı oldu.

Bu sonuçla Paraguay, son 16 turunda Fransa ile İsveç arasında oynanacak karşılaşmanın galibiyle eşleşecek. Söz konusu mücadele 4 Temmuz'da Philadelphia'da oynanacak. Paraguay bu turu da geçmesi halinde çeyrek final maçını 9 Temmuz'da yeniden Foxborough'da oynayacak.

Karşılaşmaya penaltı atışlarındaki başarılı geçmişiyle çıkan Almanya, büyük turnuvalarda penaltılarla sonuçlanan yedi eşleşmenin altısını kazanmıştı. Almanlar, 1976 Avrupa Şampiyonası finalinde Çekoslovakya'ya kaybettikten sonra çıktıkları altı penaltı serisini de galibiyetle tamamlamıştı.

Paraguay Almanya karşılaşmasından

İki takım daha önce Dünya Kupası'nda yalnızca bir kez karşı karşıya gelmiş, Almanya 2002 Dünya Kupası son 16 turunda Paraguay'ı 1-0 mağlup etmişti. Paraguay, yaklaşık çeyrek asır sonra rakibinden rövanşı almayı başardı.

Paraguay ayrıca eleme turlarındaki olumsuz serisini de sonlandırdı. Güney Afrika'da düzenlenen 2010 Dünya Kupası'nda Japonya'yı penaltılarla eleyerek tarihinde ilk kez çeyrek finale yükselen Güney Amerika temsilcisi, o turnuvada daha sonra şampiyonluğa ulaşacak İspanya'ya elenmişti. Bunun dışında oynadığı beş eleme turu maçında gol atamayan Paraguay, bu galibiyetiyle önemli bir eşiği de aşmış oldu.

Maçın en tartışmalı anlarından biri ise uzatmaların 102. dakikasında yaşandı. Almanya, Jonathan Tah'ın kafa golüyle 2-1 öne geçti, ancak VAR incelemesinin ardından gol iptal edildi. Görüntülerde Waldemar Anton'un korner sırasında Paraguay kalecisi Orlando Gil'e faul yaptığı tespit edilince hakem golü geçersiz saydı. Karşılaşma kalan dakikalarda da eşitlikle tamamlandı ve turu geçen taraf penaltılar sonunda Paraguay oldu.


2026 Dünya Kupası grup aşamasında seyirci rekoru kırıldı

2026 Dünya Kupası 4,6 milyon seyirciyle rekor kırdı (AFP)
2026 Dünya Kupası 4,6 milyon seyirciyle rekor kırdı (AFP)
TT

2026 Dünya Kupası grup aşamasında seyirci rekoru kırıldı

2026 Dünya Kupası 4,6 milyon seyirciyle rekor kırdı (AFP)
2026 Dünya Kupası 4,6 milyon seyirciyle rekor kırdı (AFP)

FIFA, genişletilmiş formatıyla düzenlenen 2026 FIFA Dünya Kupası'nın grup aşamasında seyirci katılımı ve atılan gol sayısı bakımından yeni rekorlar kırdığını açıkladı.

FIFA'nın açıkladığı verilere göre, 2026 Dünya Kupası'nın grup aşamasında oynanan 72 maçı tribünlerden toplam 4 milyon 644 bin 549 taraftar izledi. Böylece turnuva, 1994 ABD Dünya Kupası'nda kaydedilen 3 milyon 587 bin 538 seyirci sayısını yaklaşık 1 milyon kişi farkla geride bırakarak yeni bir rekora ulaştı.

Ancak 1994 Dünya Kupası yalnızca 24 takımın katılımıyla ve 52 maç üzerinden oynanmıştı. Buna karşılık, ABD, Kanada ve Meksika'nın ortaklaşa ev sahipliği yaptığı mevcut turnuvada 48 takım mücadele ediyor ve maç sayısı da önemli ölçüde artmış durumda.

Buna rağmen, maç başına ortalama seyirci sayısında 1994 turnuvası üstünlüğünü koruyor. 1994'te karşılaşma başına ortalama 68 bin 991 taraftar tribünlerde yer alırken, 2026 Dünya Kupası'nda bu rakam şu ana kadar 64 bin 508 olarak gerçekleşti.

Turnuva, gol sayısında da yeni bir rekora imza attı. FIFA verilerine göre grup aşamasında 215 gol kaydedilirken, maç başına ortalama 3 gol atıldı.

Karşılaştırma yapıldığında, 2022 Dünya Kupası'nda 32 takımın mücadele ettiği 64 maçta toplam 179 gol atılmış, maç başına gol ortalaması ise 2,8 olmuştu.

Turnuvada şu ana kadar 48 milli takımı temsil eden 999 futbolcu forma giydi. Kanada Milli Takımı kaptanı Alphonso Davies, son 32 turunda Güney Afrika karşısında oyuna sonradan dahil olarak turnuvada forma giyen 1000'inci oyuncu unvanını aldı.

FIFA ayrıca stadyumlardaki satış rakamlarını da paylaştı. Buna göre turnuva boyunca 2,8 milyon bardak bira, yaklaşık 1 milyon şişe su ve 300 bin hot dog (Sandviç)  satıldı.

Üç ev sahibi ülkedeki resmi taraftar alanlarını ise 5,5 milyondan fazla kişi ziyaret etti. Bu alanlarda 2 milyondan fazla alkollü içecek ile yaklaşık 2 milyon meşrubat tüketildi.


Afrika, Dünya Kupası'nı ilk kez kazanmaya çok mu yakın?

Faslı oyuncular, 2026 Dünya Kupası grup aşaması maçında Haiti'ye karşı attıkları dördüncü golün ardından sevinç gösterisi yapıyor (EPA)
Faslı oyuncular, 2026 Dünya Kupası grup aşaması maçında Haiti'ye karşı attıkları dördüncü golün ardından sevinç gösterisi yapıyor (EPA)
TT

Afrika, Dünya Kupası'nı ilk kez kazanmaya çok mu yakın?

Faslı oyuncular, 2026 Dünya Kupası grup aşaması maçında Haiti'ye karşı attıkları dördüncü golün ardından sevinç gösterisi yapıyor (EPA)
Faslı oyuncular, 2026 Dünya Kupası grup aşaması maçında Haiti'ye karşı attıkları dördüncü golün ardından sevinç gösterisi yapıyor (EPA)

"The Athletic" tarafından hazırlanan kapsamlı bir habere göre, Dünya Kupası’nın 48 takıma genişletilmesi, Afrika futbolu için tarihi dönüm noktası oldu. 1998 ile 2022 yılları arasında 32 takımla düzenlenen turnuvalarda, 54 Afrika ülkesi sadece 5 kontenjan için mücadele ederken, 55 Avrupa ülkesi 13 kontenjana sahipti.

Bu adaletsiz dağılım, ABD, Kanada ve Meksika’nın ev sahipliğinde düzenlenen bu yaz yapılan turnuvada nihayet giderildi. Afrika’ya doğrudan 9 kontenjan ayrılırken, Demokratik Kongo Cumhuriyeti de mart ayındaki play-off turunda Jamaika’yı mağlup ederek onuncu bileti kaptı. Tunus dışındaki tüm Afrika temsilcileri, kendilerine sunulan bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirdi.

Turnuvada Afrika esintisi: Tarihi başarılar ve sürprizler

Turnuvaya ilk kez katılan Yeşil Burun Adaları (Cape Verde), Avrupa şampiyonu İspanya ile berabere kalarak tarihinin en büyük sürprizlerinden birine imza attı ve eleme turlarında Arjantin'in rakibi oldu. Gana, İngiltere karşısında disiplinli oyunuyla altın değerinde bir puan alırken, Güney Afrika Meksika yenilgisinin ardından toparlanarak gruptan çıkmayı başardı.

Fas, grup aşamasını Brezilya ile aynı puanla tamamlarken, Carlo Ancelotti’nin öğrencilerine karşı sergilediği futbolla büyük övgü topladı. Senegal, zorlu gruptan en iyi üçüncüler kontenjanıyla çıkmayı başarsa da Erling Haaland ve Kylian Mbappé’li yıldızlar topluluğu karşısında zor anlar yaşadı. Fildişi Sahili ise Emerse Fae yönetiminde, Drogba ve Yaya Touré’li "altın jenerasyon"un bile ulaşamadığı bir başarıyla ilk kez eleme turlarına adını yazdırdı. Mısır ise Muhammed Salah önderliğinde tarihinde ilk kez grup aşamasını geçme başarısı gösterdi.

Peki, bu yılki ekiplerden biri 19 Temmuz’da New York-New Jersey’deki finalde kupayı kaldırabilir mi? Eğer bu mümkün değilse, bu zafer ne zaman gelecek?

Altyapı ve modern tesisler: Başarının anahtarı

Aralık ayındaki kura çekiminde, FIFA sıralaması nedeniyle hiçbir Afrika takımının birinci torbada yer alamaması, onları zorlu gruplara itti. Fildişi Sahili’nin efsane isimlerinden Aruna Dindane, başarının sırrının altyapı olduğunu vurguluyor. Şarku’l Avsat’ın The Athletic’ten aktardığına göre Dindane verdiği demeçte, "Afrika’daki yaşam standartları ve altyapı iyileşiyor. Ancak önemli olan Dünya Kupası kazanmaktan öte, çocuklara futbol oynayabilecekleri sürekli alanlar yaratmaktır" ifadelerini kullandı.

Nijeryalı kaptan William Troost-Ekong ise Fas’ı model olarak gösteriyor. Ekong, "Fas'taki VI. Muhammed Futbol Merkezi, Premier Lig kulüpleriyle yarışır düzeyde. Fas, başarısını tesadüfen değil, son on yılda yaptığı bu planlı yatırımlarla kazandı" diyor. Fildişi Sahili ve Gana da modern tesisleşme hamleleriyle bu kervana katılıyor. Özellikle Fildişi’ndeki her takım için özel olarak inşa edilen 24 yeni antrenman tesisi, kıtanın geleceğine dair umutları artırıyor.

Genç yetenekler ve Avrupa köprüleri

Yatırımların meyveleri toplanmaya başlandı bile. Fas’ın 20 yaş altı dünya şampiyonluğu ve oyuncuların Avrupa’nın önde gelen liglerine transferleri, sistemin başarısını kanıtlıyor. Brahim Diaz’ın Fas’ı seçmesi ve genç yıldız adayı Eyyüb Bouaddi gibi isimlerin milli takım tercihlerini Fas’tan yana kullanmaları, kıtanın "çifte vatandaşlık" stratejisinin bir parçası. Benzer şekilde Senegal de altyapısından yetiştirdiği Lamine Camara ve İbrahim Mbaye gibi isimlerle geleceği inşa ediyor.

İdari engeller: Gelişmek için yönetim kalitesi şart

Ancak her şey yolunda gitmiyor. Nijerya’nın Libya’da yaşadığı uçuş krizi, ödenmeyen primler nedeniyle yapılan protestolar ve bazı federasyonların organizasyonel eksiklikleri, kıtanın potansiyelini kısıtlıyor. Uzmanlar, Afrika futbolunun sadece sahada değil, yönetim kademelerinde de profesyonelleşmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Fildişi Sahili, 25.4 yaş ortalamasıyla turnuvanın en genç takımı olarak şimdiden 2030 Dünya Kupası’nın en büyük favorilerinden biri olarak görülüyor. Aruna Dindane’in dediği gibi, "Her şeyin bir zamanı var. Doğru seviyeye ulaştığımızda o kupayı kazanacağız. Bunun olacağını biliyoruz ama ne zaman? İşte bunu zaman gösterecek."