Süper Lig'in teknik direktör dönüşümü: "Yeni"ler, "eski"leri geride bırakabilir mi? Gökerman: Geç kalınmış bir süreç

Süper Lig'de bu sezon değiştirilen teknik direktör sayısı 18'e ulaştı / Fotoğraf: AA
Süper Lig'de bu sezon değiştirilen teknik direktör sayısı 18'e ulaştı / Fotoğraf: AA
TT

Süper Lig'in teknik direktör dönüşümü: "Yeni"ler, "eski"leri geride bırakabilir mi? Gökerman: Geç kalınmış bir süreç

Süper Lig'de bu sezon değiştirilen teknik direktör sayısı 18'e ulaştı / Fotoğraf: AA
Süper Lig'de bu sezon değiştirilen teknik direktör sayısı 18'e ulaştı / Fotoğraf: AA

Süper Lig'de 2021-22 sezonunda 23 hafta geride kalırken değiştirilen teknik direktör sayısı da dikkat çekti.
Son olarak Altay'da Mustafa Denizli'nin yerine göreve gelen Marcio Nobre'nin de 11 gün süren teknik direktörlük deneyiminin son bulmasıyla ligde görevine son verilen antrenör sayısı şimdiden 18'i buldu.
Bu sezon; Fatih Terim, Mustafa Denizli, Şenol Güneş, Ersun Yanal, Sergen Yaçın, Bülent Uygun, Yılmaz Vural gibi ligin deneyimli isimlerinin görevlerine son verilmesi veya takım çalıştırmadığı görüldü.
Diğer yandan İlhan Palut, Emre Belözoğlu, Önder Karaveli, Ömer Erdoğan, Nestor El Maestro, Francesco Farioli, Volkan Demirel ve Nuri Şahin gibi antrenörler genç neslin başarılı temsilcileri olarak ön plana çıktı.
Şu ana kadar ligde Abdullah Avcı, Hikmet Karaman ve Rıza Çalımbay ise sezon başından bu yana aynı takımda görevlerine devam ediyor.
Bu sezon Süper Lig'in kariyerli antrenörleri takımlarını başarıya ulaştırmaktan uzak kalırken, İlhan Palut, Emre Belözoğlu, Ömer Erdoğan gibi yeni nesil antrenörlerin takımları şimdiden lige damga vurmuş durumda.
Türkiye'nin yeni yeni tanıdığı veya son dönemde yıldızı paylayan isimlerin kulüpler tarafından tercih edilmesi, kulüplerin eski alışkanlıklarını değiştirmek için yaptığı bir yenilik olup olmayacağı ise tartışma konusu.
Akıllardaki soru ise yenilerin, eskilerin yerini doldurup dolduramayacağı?

"Bir dönüşüm yaşanıyor; aslında bu çok geç kalınmış bir süreç"
Spor yazarı Uzay Gökerman, Türkiye'de son dönemde yaşanan teknik direktör değişimlerini Independent Türkçe'ye değerlendirdi.
Son 15 yılda tüm spor branşlarında önemli değişimlerin yaşandığını dile getiren Gökerman, kulüpleri bu değişime nedenlerle ilgili şöyle konuştu:
"Özellikle son 10-15 yıldan itibaren tüm spor olaylarında teknik, taktik, bilgi gibi detaylar ön plana çıktı ve bunu kullanma başarısı ve becerisini gösteren kişiler fark yarattı. Premier Lig'de görev yapan Guardiola ve Klopp bu anlamda başı çeken, sürdürülebilir başarıyı yakalayan teknik direktörler olarak sayabiliriz. Ülkemizde de bir değişim dönüşüm yaşanıyor; aslında bu çok geç kalınmış bir süreç. 2010'lu yılların başında koşu mesafeleri tartışmalarını biraz da dalga geçercesine yapıyorduk veya 'teknik direktör takımı' olmak gibi kavramlar üzerinde konuşuyorduk. Kariyerli teknik direktör denilince de zaten bu anlaşılıyordu."
"Üç Büyüklerde başarılı olmuş, kupa kazanmış teknik direktörler 'tartışmasız' oluyordu" diyen Gökerman, "Ancak onların da oyunu teknik, taktik, bilgi, veri ile değil hep oyuncu tercihleriyle değiştirmeye çalıştıklarını gördük. İyi bir golcü, orta saha, savunma oyuncusu olmadan başarılı olunamayacağı algısı ile beslendi. Bunların işe yaramadığını da farklı tecrübelerle görmeye başladık. İşte o tecrübeler devreye girdiğinde de 'tartışmasız' olanlar bir anda devreden çıkmaya başladı" ifadelerini kullandı. 
Gökerman, "Türkiye'de son dönemde yıldızları parlayan İlhan Palut, Emre Belözoğlu, Önder Karaveli, Ömer Erdoğan, El Maestro, Farioli, Nuri Şahin, Çağdaş Atan vb... teknik adamların olduğunu ve bu isimlerin Türkiye'de teknik direktörlük devrimini gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceklerini" sorusuna "Öncelikle bir zihniyet değişimi yaşaması gerekir diye cevap vererek şunları kaydetti: 
"Bunun için de sadece futbolun teknik direktörlerin değişimi değil, oyunu yöneten, planlayan ve tabii yorumlayanların da değişmesi önemli. Çünkü kamuoyunun kafasındaki tartışmayı belirleyen paradigmayı onlar şekillendiriyor. Sanıldığının aksine ülkemizde futbol ne çok seviliyor ne de biliniyor. Tutkuyla bağlı olunan bir spor olayında tribünler bu kadar boş kalır mı ya da 'yenilsen de yensen de' tezahüratlarına rağmen üst üste alınan üç yenilgiden sonra ortalık 'istifa' diye inler mi?"

"Yetiştirenler de değişmeli ki alttan gelenler bu farkındalıkla sisteme dahil olsun"
Bir süredir spor kamuoyunda Türkiye'deki teknik direktör ve teknik direktör adaylarının yurtdışında kariyerli antrenörlerin yanlarında ya da antrenörlük kurslarında eğitim almadıkları yönünde eleştiriler hakim.
Gökerman, günümüzde bilginin hemen her alanda ulaşılabilir olduğuna değinerek, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Çağımızda bilgi o kadar yaygınlaştı ve kolay ulaşılabilir oldu ki artık mesele usta-kalfa-çırak ilişkisini aştı. Önemli olan bilgiye, tekniğe ve bunun araçlarını doğru yerde arıyor musun, ulaşabiliyor musun ve bunları işine ne kadar dahil edip, ne kadar kullanıyorsun? Az önce oyunu yorumlayanlardan söz ettik; elbette eğitim verenler, yetiştirenler de değişmeli ki alttan gelenler bu farkındalıkla sisteme dahil olsunlar. Bugün pro-lisans sahibi olan teknik direktörlerin işsiz, olmayanların da kiralık belgelerle gayri meşru yollardan teknik direktörlük yaptıkları bir dönemden geçiyoruz. Demek ki ortada yine bir çarpıklık var."

"...Ya futbol? Sürdürülebilir hangi başarı söz konusu?" 
Son dönemlerde Şenol Güneş ve Fatih Terim gibi kariyerli teknik adamlar, yardımcıları üzerinden sık sık eleştiriye maruz kaldı.
Öyle ki EURO 2020 finallerinde ve sonrasında 2022 Dünya Kupası Elemeleri'nde alınan başarısızlık Güneş'in görevinin son bulmasıyla sonuçlandı.
Galatasaray'da ise alınan başarısız sonuçlarda Terim'in yardımcıları üzerinden bir tartışma başladı ve yönetim Domenec Torrent'i deneyimli teknik adamın yardımcısı olması için Türkiye'ye davet etti. Bu durumdan bilgisi olmadığını söyleyen Terim ise yaşananlar üzerine Galatasaray'dan gönderildi.

"'Ders almam, veririm' şeklinde egoların ön plana çıktığı ortamda yanınızda yardımcı olsa ne olur?"
Gökerman, "Kariyerli hocalar, sık sık 'kendilerini güncellemedikleri' ve 'yeniliğe kapalı oldukları' iddialarıyla eleştiriliyor. Teknik adamlar yenilenme konusunda neden bir adım atmaz? Bu yaklaşım yanlış mıdır, doğru mudur" sorumu şöyle yanıtladı:
"'Ben ders almam, veririm' şeklinde egoların ön plana çıktığı bir ortamda yanınızda yardımcı olsa ne olur ya da hangi seviyede bir yardımcı olabilir? Ülkemizde hep raconlar konuşur. Bu tarza sahip bir futbol ikliminde bilgi, birikim, teknik, taktik konuşmak ne kadar mümkündür? İsim yapan teknik adamların yakın oldukları bir futbol kamuoyu var ve onlar sürekli birbirlerini besliyorlar. Kısır bir döngü söz konusu. Fatih Terim ve Şenol Güneş'in Milli Takım için neredeyse sonsuz derecede imkanları bulunuyordu. Yıllarca her şey ellerinin altındaydı. Sonuç bu olmamalıydı."

"Bu sezon üç büyükler dibe battı, başarısızlığı besleyen temel etken rekabet anlayışları"
Türkiye'de başarıya odaklı futbol iklimi, kulüpleriyle efsaneleşen isimlerin ilk kötü skorlarda görevden alınması için yeterli bir gerekçe olarak görülmesine neden oluyor.
Zira Beşiktaş'ta geçen sezon çift kupa kazanan Sergen Yalçın'ın, Altay'ı Süper Lig'e çıkaran Mustafa Denizli'nin kötü skorlar sonrası görevlerine son verilmesinin gerekçeleri oldu.
"Türkiye'nin başarı odaklı futbol iklimi, yeni isimlerin parlamasına müsaade edebilecek mi" sorusunu sorduğum Gökerman, "Bu sezon üç büyükler dibe battılar. Buradaki başarısızlığı besleyen temel etken onların aynı zamanda rekabet anlayışlarıydı" diyerek, şu görüşü paylaştı:
"Marka değerini yükseltmek yerine birbirlerininkini hep aşağı çeken zihniyetten söz ediyorum. Şimdi bu bataklıktan kurtulmak için sürekli inanmadıkları reçetelerle insanları harcıyorlar. Bu yine bir süreç alacak gibi görünüyor. Gençlere yatırım yapmak ve onlara inanmak çok önemli. Bunun için de onlara çalışacakları, işlerini yapacakları bir ortam hazırlamak ve onu korumak gerekiyor. Taraftar kısmı zaten en büyük problemlerden biri ancak bunu düzeltmek için işe futbolu yorumlayanlardan başlamak gerekiyor. 50 yıldır her sezon aynı yorumu yapan ve adına duayen denilen yorumcular var bu ülkede. Onların dinledikleriyle maç izleyen ve arkadaşlarıyla değerlendirenler de taraftar oluyor. TV'lerde futbol yorumlanmıyor kelimenin tam anlamıyla goygoy yapılıyor. Saatlerce... Adam futbolu anlatmak için yemek tarifi yapıyor. İnsanlar bayılıyor. Cem Yılmaz diyor ya hani 'en büyük olayım budur, şimdi yerlere yatarsın gülmekten ama buradan çıktığında aklında hiçbir şey kalmaz!' O kadar konuşuyorsun ama akıllarda ne kalıyor?" 

"Her tarafı görecek biz vizyona sahip olunmalı, neler olup bitiyor takip edilmeli"
Son yıllarda adından söz ettiren, henüz yolun başında olan antrenörlere tavsiyelerde de bulunan Gökerman, sözlerini şöyle noktaladı:
"Zor bir ülke burası. Kariyeri belirleyen şey liyakat değil. Bu nedenle hep birilerine yakın olmak, onların adamı gibi görünmek gerekiyor. Bir gruba ait değilsen yandın. Kimse koruyup kollamıyor seni. Buradan doğru bir iş üretmek çok zor gerçekten. Ancak her şeyin altından kalkacak da bir jenerasyonumuz var. Kısa vadeli planlar yapmamak çok önemli. Çağımız öylesine fırsatlar sunuyor ki kendini ifade edebilmenin, geliştirmenin yolları sınırsız. Bunları kullanmayı bilmek, becermek gerekiyor. 360 derece her tarafı görecek biz vizyona sahip olunmalı. Etrafta neler olup bitiyor takip etmeli. Özellikle de doğru örneklerin olduğu ülkeleri..."
Independent Türkçe 



Fenerbahçe, 18 yıl sonra Şampiyonlar Ligi'nde

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Fenerbahçe, 18 yıl sonra Şampiyonlar Ligi'nde

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi play-off turu rövanşında deplasmanda Lyon'u 2-1 mağlup ederek lig aşamasına yükseldi. İstanbul'daki ilk maçın 1-1 sona ermesinin ardından Fransa'daki rövanşta sarı-lacivertliler, ilk yarıda Vedat Muriqi ve İngiliz savunmacı Archie Brown'ın golleriyle 2-0 öne geçti. Toplam skorda 3-2'lik üstünlük sağlayan Fenerbahçe, 18 yıllık aranın ardından Şampiyonlar Ligi'nde mücadele etme hakkına sahip oldu. 

İkinci yarıda Belçikalı kanat oyuncusu Malick Fofana'nın golüyle umutlanan Lyon, beraberlik için baskısını artırdı. Ancak Fransız ekibinin Lois Openda ve Kail Boudache ile bulduğu iki gol ofsayt gerekçesiyle iptal edildi. Fenerbahçe kalan bölümde skoru koruyarak adını Şampiyonlar Ligi'nin lig aşamasına yazdırdı.

AEK Atina'dan farklı galibiyet

AEK Atina ise Levski Sofya'yı 4-0 mağlup ederek Şampiyonlar Ligi'nde lig aşamasına yükselen bir diğer takım oldu.

Macar forvet Barnabas Varga iki golle galibiyette başrol oynarken, eski Real Madrid oyuncusu Luka Jovic de AEK adına fileleri havalandırdı. Rumen orta saha oyuncusu Razvan Marin'in penaltıdan kaydettiği golle birlikte Yunan ekibi karşılaşmadan 4-0 galip ayrıldı.

Bulgaristan'da oynanan ilk maçın 0-0 sona ermesinin ardından AEK Atina, rövanştaki farklı galibiyetiyle turu geçti.

Viking Stavanger tarih yazdı

Norveç temsilcisi Viking Stavanger da Dinamo Zagreb'i 3-1 mağlup ederek toplamda 5-3'lük skorla tur atladı.

Arber Hoxha'nın erken golüyle geriye düşen Viking Stavanger, yalnızca sekiz dakika sonra Zlatko Tripic'in penaltıdan attığı golle beraberliği yakaladı.

İkinci yarının başında ise Norveç ekibi iki dakika içinde iki gol birden buldu. Edvin Austbo ve Tobias Moi'nin golleri, Viking Stavanger'a galibiyeti ve turu getirdi.

Viking Stavanger böylece tarihinde ilk kez Şampiyonlar Ligi'nin lig aşamasında mücadele etme hakkı kazandı.


Eski NFL oyuncularının en az 4'te birinde beyin hastalığı bulundu

Amerikan futbolunda oyuncuların kafaya sıkça darbe alması nörodejeneratif hastalık riskini artırıyor (Reuters)
Amerikan futbolunda oyuncuların kafaya sıkça darbe alması nörodejeneratif hastalık riskini artırıyor (Reuters)
TT

Eski NFL oyuncularının en az 4'te birinde beyin hastalığı bulundu

Amerikan futbolunda oyuncuların kafaya sıkça darbe alması nörodejeneratif hastalık riskini artırıyor (Reuters)
Amerikan futbolunda oyuncuların kafaya sıkça darbe alması nörodejeneratif hastalık riskini artırıyor (Reuters)

2016 ve 2021 arasındaki 6 yıllık dönemde hayatını kaybeden eski NFL oyuncularının en az 4'te birinde beyin hastalığı tespit edildi.

Kronik travmatik ensefalopati (CTE) diye bilinen beyin hastalığının henüz bütün yönleriyle anlaşılmasa da tekrarlayan kafa darbelerinden kaynaklandığı düşünülüyor.

Beyindeki sinir hücrelerinin ölümüne yol açan CTE, zamanla kötüleşiyor. Hastalığın bilişsel becerilerde gerileme, duygu durum değişiklikleri ve yürüme güçlüğü gibi belirtilerle bağlantılı olduğu düşünülüyor. Ancak bu belirtilerin ortaya çıkması yıllar sürebiliyor.

Bilim insanları, hastalığın tekrarlayan kafa darbeleriyle bağlantılı olduğunu ve Amerikan futbolu oyuncularıyla askerler gibi bu tür darbelere sık maruz kalan gruplarda daha yaygın görüldüğünü söylüyor.

CTE araştırmalarının önündeki başlıca güçlüklerden biri, hastalığa kesin tanının ancak ölümden sonra yapılan otopsiyle konabilmesi. 

Mass General Brigham Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Daniel Daneshvar liderliğindeki bir ekip, yeni çalışmalarında CTE'nin Amerikan futbolu oyuncularında ne kadar yaygın olduğunu ortaya koydu. 

Araştırmacılar, Amerikan futbolunun en üst düzey ligi NFL'de oynamış ve 2016 ila 2021'de hayatını kaybetmiş kişilerin beynini inceledi.

Bu dönemde hayatını kaybeden 878 eski oyuncudan 235'i beynini bağışlamıştı. Bulguları hakemli dergi British Medical Journal'da dün (25 Ağustos) yayımlanan çalışmaya göre bu kişilerin 215'inin beyninde CTE saptandı. 

Araştırmacılar, bu dönemde hayatını kaybeden 878 eski oyuncunun tamamı dikkate alındığında CTE yaygınlığının en az yüzde 24,5, en fazla yüzde 97,7 olabileceğini hesapladı.

Harvard Tıp Fakültesi'nde de öğretim üyesi olan Daneshvar "Biz ve diğerleri, özellikle NFL oyuncularında nörodejeneratif hastalıktan ölüm oranının genel nüfusa göre yaklaşık 4 kat daha yüksek olduğunu gösterdik" diyerek ekliyor:

Bu bulgular, NFL oyuncuları öldükleri sırada CTE’nin görülme sıklığının, daha önce toplum temelli çalışmalarda saptanan oranlardan daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Araştırmacılar, sporcuların oyunda aldığı darbeleri azaltma yönünde NFL'e çağrı yapıyor.

NFL'in 2011 Toplu İş Sözleşmesi, sezon boyunca yapılacak temaslı antrenman sayısını sınırlamıştı. 

Çalışmanın ardından konuşan NFL sözcüsü "NFL, oyunu daha güvenli hale getirmek için çalışmalarını sürdürüyor ve beyin sarsıntılarını ve kafa darbelerini azaltmaya yönelik stratejiler uyguluyor" ifadelerini kullandı:

NFL, bu topluluğun fiziksel ve ruhsal sağlığını iyileştirmek için güçlü ve giderek genişleyen imkanlardan yararlanabilmesini sağlama konusundaki kararlılığını sürdürüyor. Eski oyuncuları, sağlık endişesi duyduklarında bu kaynaklardan yararlanmaya teşvik ediyoruz.

Bilim insanları oyuncuların aldığı kafa darbelerinin NFL'den öncesine, üniversite ve lise yıllarına uzandığına dikkat çekiyor. 

Daneshvar "Bu kafa darbeleri biriktikçe risk de artıyor." diye açıklıyor. 

Araştırmacı, NFL'de alınan önlemlerin, üniversite, lise ve daha önceki seviyelerde de uygulanmasıyla sporcuların sağlığının daha iyi korunabileceğini belirtiyor.

Daneshvar, "Kafa darbelerinin neredeyse yüzde 70'inin antrenmanlarda meydana geldiğini biliyoruz" diyerek ekliyor: 

Bu nedenle, bu seviyelerin hiçbirinde oyun süresini tek bir dakika bile değiştirmeden, bu bireylerin yaşamları boyunca maruz kaldığı toplam kafa darbesi yükünü önemli ölçüde azaltabiliriz.

Independent Türkçe, Reuters, BBC, British Medical Journal, Mayo Clinic


18 yaşında 95 milyon euro! Arap futbolunda yeni transfer kralı Bouaddi

Ayoub Bouaddi, Avrupa'ya transferlerde tarihin en pahalı Arap futbolcusu oldu (DPA)
Ayoub Bouaddi, Avrupa'ya transferlerde tarihin en pahalı Arap futbolcusu oldu (DPA)
TT

18 yaşında 95 milyon euro! Arap futbolunda yeni transfer kralı Bouaddi

Ayoub Bouaddi, Avrupa'ya transferlerde tarihin en pahalı Arap futbolcusu oldu (DPA)
Ayoub Bouaddi, Avrupa'ya transferlerde tarihin en pahalı Arap futbolcusu oldu (DPA)

Faslı Ayoub Bouaddi, transfer piyasasında tarihe geçti. 18 yaşındaki orta saha oyuncusu, Fransız Lille’den Manchester City’ye 95 milyon euro karşılığında transfer olarak Avrupa’ya transfer olan en pahalı Arap futbolcu unvanını elde etti. Anlaşmadaki bonusların gerçekleşmesi halinde transfer bedeli 100 milyon euroyu bulabilecek.

Bouaddi’nin transferinin önemi yalnızca en pahalı Arap futbolcular listesinin zirvesine yerleşmesinden ibaret değil. Anlaşma aynı zamanda Faslı orta saha oyuncusunun kısa sürede katettiği büyük mesafeyi de gözler önüne seriyor. Bouaddi, Lille formasıyla geçirdiği dikkat çekici sezonun ve Fas Milli Takımı'yla sergilediği etkileyici performansın ardından henüz 18 yaşındayken Manchester City'ye transfer oldu. Genç oyuncu, İngiliz kulübüyle 2031 yılına kadar sözleşme imzaladı.

dfergrt
Omar Marmoush, Eintracht Frankfurt’tan Manchester City’ye 75 milyon euro karşılığında transfer oldu (Reuters)

Manchester City ile Lille, transfer için 95 milyon euroluk garanti bedel üzerinde anlaşırken, 5 milyon euroya kadar çıkabilecek bonuslar da sözleşmeye eklendi. Böylece Bouaddi, bonussuz bedeli 95 milyon euro olan ve toplam değeri 100 milyon euro sınırına ulaşabilecek ilk Arap futbolcu transferi oldu.

Şarku'l Avsat derlediği verilere göre transferin garanti bedeli, Bouaddi'yi listenin ikinci sırasında bulunan Mısırlı Omar Marmoush'un 20 milyon euro önüne taşıdı. Marmoush, 2025 yılında Eintracht Frankfurt'tan Manchester City'ye 75 milyon euro karşılığında transfer olmuştu.

sdvrgf
Achraf Hakimi, Inter Milan’dan Paris Saint-Germain’e 68 milyon euro karşılığında transfer oldu (AFP)

Listenin üçüncü sırasında ise Faslı Achraf Hakimi yer alıyor. Hakimi, Inter Milan'dan Paris Saint-Germain'e 68 milyon euro karşılığında transfer olmuştu. Cezayirli Riyad Mahrez ise Manchester City'nin Leicester City'den transferi için ödediği 67,8 milyon euroluk bedelle dördüncü sırada bulunuyor.

csd
Riyad Mahrez, Leicester City’den Manchester City’ye 67,8 milyon euro karşılığında transfer oldu (Reuters).

Faslı futbolcuların ağırlığı beşinci sırada da devam ediyor. Ismaïl Saibari, listede yer alan verilere göre PSV Eindhoven'dan Bayern Münih'e 50 milyon euro karşılığında transferiyle beşinci sıraya yerleşiyor. Böylece listenin ilk beş sırasında üç Faslı futbolcu bulunuyor.

sadcvf
İsmail Saibari, PSV Eindhoven’dan Bayern Münih’e 50 milyon euro karşılığında transfer oldu (Reuters).

Hakimi, en pahalı 10 Arap transferi listesinde ikinci kez yer alıyor. Faslı futbolcunun Real Madrid'den Inter Milan'a 43 milyon euro karşılığında transferi altıncı sırada bulunuyor. Onu, 2017 yılında Roma'dan Liverpool'a 42 milyon euro karşılığında transfer olan Mısırlı Mohamed Salah takip ediyor.

bh
Nayef Aguerd, Rennes’ten West Ham United’a 35 milyon euro karşılığında transfer oldu (Reuters)

Faslı Hakim Ziyech, Ajax'tan Chelsea'ye 40 milyon euro karşılığında transferiyle sekizinci sırada yer alıyor. Onu, Rennes'ten West Ham United'a 35 milyon euro karşılığında transfer olan vatandaşı Nayef Aguerd izliyor. Listenin son sırasında ise Riyad Mahrez bulunuyor. Cezayirli oyuncunun Manchester City'den Suudi Arabistan kulübü Al Ahli'ye 35 milyon euro karşılığında transferi 10. sırada yer alıyor.

İlk 10'daki transferler, Faslı futbolcuların belirgin üstünlüğünü ortaya koyuyor. Listede Faslı oyunculara ait 6 transfer bulunurken, Mısırlı futbolculara ait 2, Cezayirli Riyad Mahrez'e ait ise 2 transfer yer alıyor. Hakimi ve Mahrez'in kariyerlerindeki farklı transferler nedeniyle listede ikişer kez yer aldığı görülüyor.

vfgbtbh
Hakim Ziyech, Ajax’tan Chelsea’ye 40 milyon euro karşılığında transfer oldu (Reuters)

Listedeki 10 transferin toplam değeri yaklaşık 555,8 milyon euroya ulaşıyor. Bu rakamın yüzde 17'sinden fazlası tek başına Bouaddi'nin transferine ait. Genç futbolcunun transfer bedeli, bonuslarla birlikte 100 milyon euroya ulaşırsa bu oran daha da yükselecek.

Manchester City, Arap futbolcuların gerçekleştirdiği yüksek bedelli transferlerde en fazla öne çıkan kulüp olarak dikkat çekiyor. İngiliz ekibi Bouaddi, Marmoush ve Mahrez'i kadrosuna katmak için toplam 237,8 milyon euro harcarken, Mahrez'in Manchester City'den Al Ahli'ye transferinde de kulübün adı listenin bir başka büyük anlaşmasında yer alıyor.

dsvde
Mohamed Salah, Roma’dan Liverpool’a 42 milyon euro karşılığında transfer oldu (AFP).

Bouaddi'nin transferi, Fas Milli Takımı'yla 2026 Dünya Kupası'nda gösterdiği dikkat çekici performansın ardından geldi. Genç futbolcu, Fas'ın turnuvadaki altı maçının beşinde ilk 11'de sahaya çıktı ve takımının çeyrek finale yükselmesine katkı sağladı. Böylece turnuvanın öne çıkan genç oyuncularından biri olarak kendisini gösterdi.

186 santimetre boyundaki orta saha oyuncusu, topu kontrol altında tutma, baskıdan çıkma ve rakip eksiltme konusunda dikkat çekici özelliklere sahip. Bunun yanı sıra top kazanma ve oyunu okuma becerileriyle de öne çıkıyor. Bouaddi, geçen sezon Lille formasıyla maç başına 1,2 başarılı çalım ortalaması yakaladı. Bu rakam, Avrupa'nın beş büyük ligindeki defansif orta saha oyuncuları arasında en yüksek beşinci oran olarak kayıtlara geçti.

Manchester City, Rodri’nin Barcelona’ya transferi sonrası orta sahada başlattığı yeniden yapılanma kapsamında Bouaddi’yi kadrosuna kattı. Genç oyuncunun ilk sezonundan itibaren önemli bir rol üstlenmesi bekleniyor. Bouaddi ise henüz kariyerinin başında bulunduğunu ve önünde gelişimini sürdürmesi için uzun bir süreç olduğunu vurguluyor.

Bouaddi'nin transferi, rekor bedelin ötesinde başka bir anlam da taşıyor. Listedeki en pahalı beş Arap transferinden dördünün 2025 yılından bu yana gerçekleşmiş olması, Avrupa transfer piyasasında Arap futbolcuların finansal değerindeki büyük yükselişe işaret ediyor.

Salah, Mahrez ve Hakimi gibi yıldızların 40 ve 60 milyon euronun üzerindeki transferlere ulaşabilmeleri için uzun yıllar en üst düzeyde performans göstermeleri gerekirken, Bouaddi henüz 18 yaşındayken listenin zirvesine çıktı ve kendisinden sonraki transfer bedelinin oldukça üzerinde bir rakama ulaştı.

95 milyon euroluk garanti bedel ve 5 milyon euroluk potansiyel bonuslarla Bouaddi yalnızca en pahalı Arap futbolcu olmakla kalmadı; aynı zamanda transfer bedeli 100 milyon euro sınırına yaklaşan ilk Arap futbolcu oldu. Bu transfer, Arap futbolcuların Avrupa futbolundaki finansal değerleri açısından yeni bir dönemin kapısını aralıyor.