Irak Meclis Başkanı Halbusi’nin konutuna düzenlenen füze saldırısı: Sadr’dan ‘uzaklaşması’ için yeni bir uyarı

Güvenlik planlarının kapsamlı bir şekilde gözden geçirilmesi ve mevcut meydan okumalara uygun planlar hazırlanması çağrıları artıyor.

Irak Güvenlik Medya Ağı Garma ilçe merkezine 3 katyuşa füzesinin düştüğünü duyurdu.
Irak Güvenlik Medya Ağı Garma ilçe merkezine 3 katyuşa füzesinin düştüğünü duyurdu.
TT

Irak Meclis Başkanı Halbusi’nin konutuna düzenlenen füze saldırısı: Sadr’dan ‘uzaklaşması’ için yeni bir uyarı

Irak Güvenlik Medya Ağı Garma ilçe merkezine 3 katyuşa füzesinin düştüğünü duyurdu.
Irak Güvenlik Medya Ağı Garma ilçe merkezine 3 katyuşa füzesinin düştüğünü duyurdu.

Müeyyid et-Tarfi (Iraklı gazeteci)
Irak’ta ilk meclis oturumunda Meclis Başkanı ve iki yardımcısını seçtirerek kendisini ispatlayan ve Sadr Hareketi, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), Azim Koalisyonu ve Takaddum Partisi’nden oluşan yeni dörtlü siyasi ittifakın liderlerine ve parti binalarına yönelik şiddet eylemleri artıyor.
Başkent Bağdat’taki Yeşil Bölge’de yer alan bankaların yanı sıra Takaddum ve Azim’in Bağdat’taki parti binalarına ve bazı milletvekillerinin konutlarını hedef alan saldırıların ardından Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi’nin doğum yeri olan Enbar ilinin Garma ilçe merkezine katyuşa füzeleriyle düzenlenen saldırı, tehlikeli bir tırmanışın habercisi olarak görülüyor. Garma saldırısının içerdiği mesajlardan biri de şu: Eğer bu ittifak, İran destekli Şii parti ve silahlı gruplardan oluşan Koordinasyon Grubu’nun reddettiği çoğunluk hükümetini kurarsa ülkedeki güvenlik ve siyasi durum daha da kötüleşecek.
Bu saldırı, Şii liderler ve partilere yakınlığıyla bilinen basın yayın kuruluşlarının Halbusi ve KDP lideri Mesud Barzani’ye karşı başlattığı kampanyanın ardından geldi. Söz konusu kuruluşların yaptığı yayınlarda, Koordinasyon Grubu’nun aleyhine Sadr Hareketi ile kurdukları ittifaka işaret edilerek Halbusi ve Barzani’den “Şii cephenin zayıflatılması ve parçalanmasının” sorumluları olarak bahsediliyor.

Siyah maskeli militanlar  
Şii yayın kuruluşları, Garma saldırısından birkaç saat önce siyah giyinmiş ve yüzleri maskeli bazı silahlı adamların konuşma yaptığı bir görüntü servis etti. DEAŞ örgütüne mensup olduklarını iddia ederek kendilerine “Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat” ismi veren bu kişiler, Halbusi ve bir grup Sünni siyasetçiyi “İsrail ile normalleşme planı” yapmakla suçlayarak, onları “hainler” diye niteledi.
 
3 füzenin düşmesi
Irak hükümetine bağlı Güvenlik Medya Ağı’ndan yapılan açıklamada, Garma ilçe merkezine Dicle Nehri tarafından ateşlenen 3 katyuşa füzesi düştüğü ve iki kişinin yaralandığı bildirildi.

Güvenlik Medya Ağı, açıklamasında, “Korkakça bir terör eylemi, Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi’nin doğum yeri Garma ilçesini hedef aldı. Zira Dicle kolundan ilçe merkezine doğru fırlatılan katyuşa tipi 3 füze ilçe merkezine düştü” ifadeleri kullanıldı.
Irak güvenlik birimleri bu saldırıdan bir gün sonra Dicle Nehri’nin yakınında ilçe merkezine fırlatılmaya hazır 5 füze bulduğunu açıkladı.
Garma Kaymakamı Ahmed Mahlef, füze mermilerinin Halbusi’nin konutu olarak nitelendirilen ve Irak’ın çeşitli bölgelerinden gelen vatandaşları ve siyasileri ağırladığı misafirhanenin yaklaşık 3 kilometre uzağına düştüğünü aktardı.
Bu misafirhane, 2005’ten bu yana ilk kez bir meclis başkanının başkent Bağdat dışında kullandığı konut olma özelliğine sahip.

Kınama mesajları
Azim Koalisyonu Başkanı Müsenna es-Samarrai, Enbar’ın Garma ilçesine yapılan saldırıyı “canice” diye niteleyerek, Başbakan Mustafa el-Kazımi’ye sıkı güvenlik önlemleri alma çağrısında bulundu.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Irak Özel Temsilcisi Jeanine Hennis Plasschaert, Garma saldırısını kınayarak, bu tür eylemlerin istikrarı sarsmayı ve kaos çıkarmayı amaçladığını söyledi.
Ulusal Hikmet Akımı lideri Ammar el-Hekim, Garma’ya yapılan füze saldırısının mevcut güvenlik sorunlarıyla başa çıkma konusundaki zafiyete ve yakındaki tehlikelere işaret etti. Hekim ayrıca güvenlik planlarının kapsamlı bir şekilde gözden geçirilerek mevcut güvenlik sorunlarına uygun hale getirilmesi, daha çok dikkatli ve temkinli olunması ve terörist yuvalarını ortadan kaldırılmasını garanti edecek önleyici operasyonların yapılması çağrısında bulundu.

Sadr’ın müttefiklerini korkutmak
Gazeteci yazar Ali Bider, Meclis Başkanı’nın Garma’daki konutuna yapılan saldırıyla Sadr’ın müttefiklerinin korkutulmasının amaçlandığını söyledi. Bider, devlet müdahale etmediği sürece bu partilerin amaçlarını gerçekleştirebileceği uyarısında bulundu.
Bider, “Devlet kavramını önemsemeyen ve devlete bir nevi hakaret eden yasadışı silahlı grupların, yasama otoritesinin başını hedef alan bu gibi eylemler, Sadr ile ittifak kuran tarafları korkutmayı amaçlıyor. Bu eylemler, yakın zamanda ilan edilmesi beklenen en büyük meclis bloğu hususunda Halbusi’yi korkutmak için yapılan son uyarı olmasının yanı sıra Sadr’ın müttefiklerini koruyacağını vurguladığı konuşmaları ve açıklamalarının önemsenmediği mesajı taşıyor” dedi.
Sadr, 19 Ocak’ta Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Daha önce seçimlere itiraz eden bazı siyasi güçler şimdi de ulusal çoğunluk hükümeti için yargıya başvurdu. Hukukun konusu olduğu için bizden herhangi bir açıklama yapılmadı. Fakat onların adına çalışan bazılarının şiddete başvurması ve çoğunluk hükümeti yanlısı partilerin binalarını hedef alması aklın, dinin ve hukukun kabul etmeyeceği bir şeydir” ifadelerini kullandı.

Saldırının hedefi kazanımlar elde etmek
Bider, konuşmasının devamında, söz konusu silahlı grupların çabalarının siyasi ve güvenlik dengelerini altüst etmede ve siyasi sistemin içerisinde stres hali yaratmada -ki bu durum kartların yeniden dağıtılmasına ve Koordinasyon Grubu taraflarının Sadr’ın grubuna geçmesi de dahil olmak üzere siyasi yol haritalarının yeniden şekillenmesine yol açabilir- belki başarıya ulaşmış olabileceğini söyledi. Bider bu saldırıların aynı zamanda Sadr’ı herhangi bir ön şart belirlemeden Koordinasyon Grubu’na girmeye zorlama ihtimalinin de bulunduğunu belirtti.  
Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr, birçok münasebetle yaptığı konuşmada, Koordinasyon Grubu ile ittifak kurmak için bazı öncelikli şartlarının olduğunu belirtti. Sadr, bu şartlarını, “Nuri el-Maliki’nin yeni hükümette yer almaması, Haşdi Şabi’nin yeniden yapılandırılması, Şii silahlı yapıların elindeki silahlara el konulması ve Irak’ın bölgesel ve uluslararası çatışma sahası olarak kullanılmasına son verilmesi” şeklinde sıralıyor.  

Maliki ile uzlaşma
Bider, devletin Şii silahlı gruplara doğrudan müdahale etmemesi halinde bu grupların kendi iradelerini dayatabileceği hususunda uyararak, Sadr Hareketi, Sünni blok ve KDP’ye, mevcut gerilim haline son vermek ve önümüzdeki günlerde daha da büyümesi muhtemel yangını söndürmek için Koordinasyon Grubu içindeki “aklı başında taraflarla” ve özellikle de Nuri el-Maliki ile uzlaşma çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanı ve başbakanın seçilmesiyle ilgili Anayasa’nın belirlediği tarihlerin olduğunu ve bunların aşılmasının mümkün olmadığına dikkat çeken Bider, Kürt ve Şii cephedeki sorunların ve gerilimin Sünni cepheye de sıçrayabileceğini söyledi.
Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) mevcut Cumhurbaşkanı Berhem Salih’i ikinci kez aday gösterme ısrarı üzerine KDP’nin Eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Hoşyar Zebari’yi cumhurbaşkanlığı koltuğuna aday göstermesi nedeniyle iki taraf arasındaki ilişkiler iyice gerildi. Zira KDP Salih’in adaylığını kabul etmiyor.
Bider, “Garma saldırısı, devlet kavramını sevmeyen, kaos yaratmaya ve çatışmayı uzatmaya çalışan taraflardan yapılan sadece bir uyarı. Çünkü Mukteda es-Sadr’ın kabul yeni yol haritası, göstericilerin katillerinin ve yolsuzluk yapanların yargılanmasını gerektiriyor. Bu durum, çok sayıda silahlı grubun komutanının nüfuzunu azaltır” dedi.

Meşruiyetin hedef alınması
Irak Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Gazi Faysal, Meclis Başkanı’nın konutunun hedef alınması, adaletin, meşruiyetin ve Anayasa’nın hedef alınması anlamına geldiğini dedi. Faysal Garma saldırısının failleri ile Başbakan Kazımi’nin konutuna ve askeri üslere saldıranların aynı tarafta yer aldıklarını ifade etti.
Faysal, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Meclis Başkanı’nın evinin hedef alınması, adaletin, meşruiyetin ve Anayasa’nın hedef alındığı yönünde bir mesajdır. Federal Mahkeme bu Anayasa’ya dayanarak, direnişin meclis oturumunun meşruiyetine karşı açtığı davayı bozdu. Garma’da Halbusi’nin evinin hedef alınması örneği bize başka bir eğilimin olduğunu gösterdi o da adalet ve düzene inanmayan terör eğilimidir. Bu aşırı sağcı eğilimler sivil devlete inanmıyorlar. Onlar sadece toplumları yıkım ve tahribata götüren farklı geri kalmış bir kültüre inanırlar. Lübnan, Yemen, Libya ve Cezayir’de 13 yıl boyunca şiddete inanan terör örgütlerinin öncülük ettiği kanlı savaş gibi.”

Devletin güçleri
Faysal, Azim Koalisyonu ve Takaddum Partisi’nin birleşmesiyle kurulan Egemenlik Konseyi, KDP ve Meclis’te bağımsızlardan oluşan demokratik güçlere ek olarak Sadr Hareketi’nin, adaletin, dengenin ve ortaklığın olduğu demokratik, sivil ve anayasal bir devlete inandıklarını ve bu hususların aynı zamanda bir devlet inşası için hayati noktalar olduğunu kaydetti. Faysal diğer eğilimin sadece şiddete, teröre, güce, büyükelçiliklerini ve devlet kurumlarını bombalamaya inandıklarını ifade etti.
Enbar Valiliği Müsteşarı Aziz et-Tarmuz, ‘kötüler’ diye nitelediği kimselerin Enbar’ı hedef almasını beklediklerini söyledi. Tarmuz, güvenlik güçlerinin güvenlik açıklarını kapatmaya hazır olduğunu vurguladı.



Muhammed Raad... Hizbullah’ın karar alma mekanizmasının siyasi yüzü

Milletvekili Muhammed Raad (Lübnan Ulusal Haber Ajansı – NNA)
Milletvekili Muhammed Raad (Lübnan Ulusal Haber Ajansı – NNA)
TT

Muhammed Raad... Hizbullah’ın karar alma mekanizmasının siyasi yüzü

Milletvekili Muhammed Raad (Lübnan Ulusal Haber Ajansı – NNA)
Milletvekili Muhammed Raad (Lübnan Ulusal Haber Ajansı – NNA)

Lübnan parlamentosunda Hizbullah bloğunun lideri olan milletvekili Muhammed Raad’ın adı, Hizbullah içinde fiilen genel sekreter yardımcılığı görevini üstleneceği yönünde Lübnan’daki siyasi çevrelerde yoğun biçimde dillendirilmeye başlandı. Söz konusu gelişme, Eylül 2024’te eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın suikast sonucu öldürülmesinin ve ardından Naim Kasım’ın genel sekreterlik görevini devralmasının ardından Hizbullah yönetiminde yapılan yeniden yapılanma süreci kapsamında değerlendiriliyor. Ancak bu görevlendirmeyi resmileştiren herhangi bir örgütsel açıklama yapılmadı.

sdbdf
Milletvekili Muhammed Raad liderliğindeki Hizbullah bloğu, Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile görüşmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Resmi bir duyuru olmamasına karşın, siyasi çevreler Raad’ı liderlik hiyerarşisinde üst düzey bir konumda kabul ediyor. Bu değerlendirme, Raad’ın Hizbullah’ın kuruluş sürecinden itibaren üstlendiği roller, uzun yıllara yayılan milletvekilliği görevi ve 1990’ların başından bu yana Lübnan’daki ulusal diyalog masaları ile siyasi uzlaşı süreçlerindeki etkin katılımına dayandırılıyor.

7 Ekim 2023 sonrası yaşanan çatışmalar sırasında ise Raad’ın oğlu Abbas’ın, Hizbullah’ın Rıdvan Gücü mensubu olarak Güney Lübnan’daki bir noktaya düzenlenen İsrail hava saldırısında hayatını kaybettiği belirtilmişti.

Eğitimden kamu hizmetine

Muhammed Raad, 22 Ağustos 1955’te Beyrut’ta doğdu. Aslen Güney Lübnan’daki Nebatiye’ye bağlı Cibaa beldesinden gelen Raad, ilk ve orta öğrenimini Beyrut’taki devlet okullarında tamamladı. 1971 yılında Beyrut’un Bir Hasan bölgesindeki Öğretmenler Enstitüsü’ne kaydolan Raad, 1974’te öğretmenlik diplomasını aldı. Ardından Lübnan Üniversitesi’nde felsefe lisans eğitimi gördü. Bunun yanı sıra İslami ilimler alanında da dersler aldı.

xscd
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ve Hizbullah’ın parlamento bloğu lideri Muhammed Raad (Arşiv – Lübnan Meclis Başkanlığı)

Sadr Hareketi’nden Hizbullah’ın ilk kuşak liderliğine

Gençlik yıllarında Raad, Lübnanlı Şii lider Musa Sadr’ın hareketini yakından takip etti ve ilk aşamalarında bazı faaliyetlerine katıldı. Ayrıca İran’daki Devrim’i destekleyen komitelerin kuruluşunda yer aldı.

1980’lerin başında Hizbullah’ın ortaya çıkmasıyla birlikte Raad ilk kuşak liderler arasında yer aldı. İlk askeri eğitim programına eski Genel Sekreter Abbas Musavi ile birlikte katıldı ve Hizbullah içinde çeşitli örgütsel görevlerde ilerledi; bunlar arasında yürütme konseyi üyeliği ve siyasi konsey üyeliği bulunuyor. Ayrıca, Hizbullah içindeki stratejik karar organı olarak bilinen Şura Meclisi’nin üyelerinden biri olduğu belirtiliyor. Raad, daha önce Hizbullah’ın yayın organı el-Ahd gazetesinin başyazarlığını da üstlenmişti.

Parlamentoda otuz yıl

Muhammed Raad, 1992 yılında Nebatiye’den Hizbullah’a bağlı Direnişe Vefa Bloğu listesiyle Lübnan parlamentosuna girdi. O tarihten bu yana kesintisiz olarak milletvekilliğini sürdürerek, Hizbullah’ın parlamentodaki en uzun süre görev yapan üyesi konumuna ulaştı.

scdvfrg
Milletvekili Muhammed Raad başkanlığındaki Hizbullah heyeti, Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile görüştü. (Arşiv – el-Merkeziyye)

2000 yılından itibaren ise parlamento grubunun başkanlığını üstlenen Raad, Hizbullah adına anayasal kurumlar içindeki siyasi temsilin ön saflarında yer aldı. Yasama seçimlerinde grubu yönetti, hükümet kurma müzakerelerine katıldı ve parlamentoda Hizbullah adına en önde gelen konuşmacılardan biri olarak öne çıktı.

Siyasi görevler

Raad, Hizbullah içindeki dar askeri çevrenin bir üyesi olarak bilinmese de, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah ile yakın ilişkili siyasi danışma çevresinin önemli bir üyesi olarak kabul ediliyor. Siyasi kaynaklara göre temel görevi, Hizbullah’ın stratejik kararlarını parlamentoda, diyalog masalarında veya diğer güçlerle dolaylı müzakerelerde uygulanabilir politik bir biçime dönüştürmek olarak öne çıkıyor.

2005’te eski Başbakan Refik Hariri’nin suikastı sonrası yaşanan keskin siyasi bölünme döneminde Raad, 14 Mart Bloğu ile parlamenter mücadeleyi yöneterek, Hizbullah’ın silahlarını ve Suriye ve İran ile ilişkilerini savundu. 2016’daki başkanlık uzlaşısı sonrasında ise, özellikle Özgür Yurtsever Hareket ile ilişkiler bağlamında, devlet içinde siyasi anlaşmaların yönetiminde aktif rol aldı ve o dönemde cumhurbaşkanının seçilmesini takiben kurulan siyasi ortaklık çerçevesinde etkinlik gösterdi.

Diyalog masaları ve Doha Anlaşması

2006 Temmuz Savaşı’nın ardından Raad, Hizbullah’ı başlıca temsil eden isim olarak, Meclis Başkanı Nebih Berri’nin davetiyle toplanan ulusal diyalog oturumlarına katıldı. Bu toplantılarda, Hizbullah’ın savunma stratejisi ve silah politikaları konusundaki vizyonunu sundu.

sdcds
Milletvekili Muhammed Raad liderliğindeki Hizbullah bloğu, Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile görüşmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

2008 yılında ise Raad, siyasi ve güvenlik krizini sona erdiren Doha Anlaşması’nda Hizbullah’ı temsil eden heyetin başkanıydı. Bu dönemde önemli bir müzakereci rol üstlenen Raad, Hizbullah’ın temel duruşlarından taviz vermeden kapsamlı bir uzlaşı sürecine katkıda bulundu ve devlet kurumlarının yeniden düzenlenmesine katkı sağladı.

Başkanlıklarla kurumsal ilişkiler

Milletvekilliği konumu gereği Raad, Hizbullah’ı temsilen Cumhurbaşkanlığı ve hükümetle müzakerelerde bulunuyor. Eski Cumhurbaşkanı Mişel Avn döneminde, siyasi görüş ayrılıkları sürmesine rağmen, Raad Hizbullah’ın Cumhurbaşkanlığı ile iletişim dosyasını elinde tutan isim olarak öne çıktı. Eski Başbakan Necib Mikati döneminde ise ilişkiler, reform konuları, devletin rolü ve dış ilişkiler konusunda farklı yaklaşımlar çerçevesinde Hizbullah’ın görüşlerini aktarma işlevini üstlendi.

Temmuz 2019’da ABD, Raad’a, Hizbullah içindeki liderlik pozisyonlarını hedef alan yaptırımlar paketinde yer verdi.


Zindani hükümeti yolsuzlukla mücadelede zorlu bir sınavla karşı karşıya

Yeni Yemen hükümeti, yolsuzlukla mücadele konusundaki zorluklarla yeni bir aşamaya başlıyor. (SABA)
Yeni Yemen hükümeti, yolsuzlukla mücadele konusundaki zorluklarla yeni bir aşamaya başlıyor. (SABA)
TT

Zindani hükümeti yolsuzlukla mücadelede zorlu bir sınavla karşı karşıya

Yeni Yemen hükümeti, yolsuzlukla mücadele konusundaki zorluklarla yeni bir aşamaya başlıyor. (SABA)
Yeni Yemen hükümeti, yolsuzlukla mücadele konusundaki zorluklarla yeni bir aşamaya başlıyor. (SABA)

Şai Muhsin ez-Zindani liderliğindeki yeni Yemen hükümeti, mali ve idari reform taahhütlerini hayata geçirerek yolsuzlukla mücadelede hem yerel hem de uluslararası güveni yeniden tesis etmeyi hedefliyor. Uluslararası bir raporun ülkeyi yolsuzlukla mücadelede dünyanın en kötü beş ülkesi arasında göstermesi dikkat çekerken, uzmanlar sorunun ilan edilen siyasi iradenin ötesine geçerek mali ve siyasi sistemin yapısal niteliğine dayandığını belirtiyor.

Yemen, kamu sektöründe yolsuzlukla mücadele performansında küresel ölçekte en zayıf ülkeler arasında yer aldı. Ülke, Transparency International tarafından yayımlanan 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 182 ülke arasında 177’nci sıraya geriledi. Söz konusu sıralama, savaş nedeniyle bölünmüş durumdaki ülkede hesap verebilirlik mekanizmalarının çöküşünü, rüşvet ve yasa dışı vergi uygulamalarının yaygınlığını ortaya koyuyor.

Yemen hükümeti, özellikle uluslararası desteğin mali ve kurumsal reform şartlarına bağlanmış olması nedeniyle, yolsuzlukla mücadelede somut ilerleme kaydetmesi yönünde iç ve dış baskılarla karşı karşıya bulunuyor. Ancak siyaset ve güvenlik alanındaki bölünmüş yapı, kapsamlı reform girişimlerini karmaşık güç dengeleri nedeniyle zorlaştırıyor.

Yeni Başbakan Zindani ay başında yaptığı açıklamada, yolsuzlukla mücadeleye öncelik vereceklerini, kurumsal performansı güçlendireceklerini ve vatandaşlara sunulan hizmetlerin iyileştirilmesi için adımları hızlandıracaklarını duyurmuştu.

scvcdf
Yeni hükümetin kurulmasının ardından Yemenliler, çektikleri acılara ve kötüleşen yaşam koşullarına son verecek ciddi reformlar bekliyor. (Reuters)

Yemen Başkanlık Konseyi Ekonomik İşler Ofisi Danışmanı Faris en-Neccar, yolsuzlukla mücadelenin artık kısmi tedbirler ya da medya kampanyalarıyla sınırlandırılamayacağını belirterek, asıl çözümün mali yönetim sisteminin yeniden inşası ve maliye politikası ile para politikasını birbirine bağlayan net bir kurumsal yapı oluşturulmasından geçtiğini söyledi. Neccar, kamu kaynaklarının yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirliğin güçlendirilmesinin temel öncelik olması gerektiğini vurguladı.

Neccar, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, hükümetin Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi uluslararası ortaklarla entegre bir çerçevede çalıştığını ifade etti. Önceliklerin kamu mali yönetiminin reformu, harcamaların kontrol altına alınması ve bazı tahsilat mekanizmalarının geliştirilmesi olduğunu kaydeden Neccar, bu adımların mali ve parasal yönetişime geçişi destekleyen çok sayıda projeye yansıdığını dile getirdi.

Öte yandan Yemen’de yargı ve idari denetim kurumlarının halen zayıf ve tam anlamıyla bağımsız olmadığı belirtiliyor. Bu durumun, egemenlik kapasitesinin sınırlı olduğu bir ortamda yolsuzlukla mücadele önlemlerinin uygulanmasını ve yasaların ülke genelinde etkin biçimde hayata geçirilmesini zorlaştırdığı ifade ediliyor.

Yolsuzluğun yeniden tanımlanması

Yemen’in yolsuzluk endeksindeki gerilemesinin, on yılı aşkın süredir devam eden savaşın geçici bir sonucu olmanın ötesinde, yolsuzluğun bir idari sapma olmaktan çıkarak savaş ekonomisinin yapısal bir unsuruna dönüşmesinin yansıması olduğu değerlendiriliyor. Bu çerçevede, mevcut tablo sürdüğü sürece para ve maliye politikalarına yönelik sınırlı müdahalelerin etkisinin kısıtlı kalacağı, asıl sorunun iktidar, kaynak ve silah arasındaki ilişkinin niteliğinde düğümlendiği ifade ediliyor.

fdvfdv
Taiz’de yıllar önce yolsuzluk nedeniyle yaşam koşullarının sürekli kötüleşmesine karşı yapılan bir protestodan (AFP)

Savaşın politik ekonomisi alanında uzman Yemenli akademisyen Yusuf Şemsan, ülkenin endeksteki gerilemesine ilişkin yapısal bir okuma sunarak, savaş öncesi dönemde de yolsuzluğun sistemden bir sapma değil, sistemin işleyiş mekanizmasının parçası olduğunu savundu.

Şemsan’ın Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmeye göre, yolsuzluk yapısal dengesizliklerin sürdürülmesinde bir araç işlevi gördü; yasaların etkisizleştirilmesi ve kurumların siyasi ve ekonomik elitleri koruyan yapılara dönüştürülmesi bu sürecin temel unsurları oldu. Bu anlamda yolsuzlukla mücadelenin sistem içinde gerçekçi bir seçenek olmadığı, çünkü bunun mevcut düzenin temellerine dokunmak anlamına geleceği belirtildi.

Şemsan’a göre daha tehlikeli dönüşüm ise savaşın başlamasının ardından yaşandı. Yolsuzluk, yasa ve kurum korumasından çıkarak silah ve güç korumasına dayalı bir yapıya evrildi; savaş ekonomisinin parçası ve başlıca rant ile finansman kaynağı haline geldi. Bu yapı, ordu, güvenlik, petrol ve gaz, kamu maliyesi, merkez bankası, elektrik ve insani yardım gibi kritik egemenlik alanlarında yoğunlaştı.

sdf
Yemen’deki insani yardımlar da yolsuzluktan nasibini aldı. Bu durum insani yardımı rant arayışının ve karaborsanın bir kaynağı haline getirdi. (Reuters)

Savaş yıllarında ülkede hayali askeri ve güvenlik birimlerinin oluşturulduğu, bu alanlarda maaşlarda mükerrer ödemeler yapıldığı, tedarik sözleşmelerinde yolsuzluk, yakıt ve silah kaçakçılığı vakalarının arttığı kaydedildi. Enerji sektöründe şeffaf olmayan sözleşmeler imzalandığı, bütçe dışı gelirlerin oluştuğu ve kaynakların silahlı nüfuz ağlarına aktarıldığı ifade ediliyor.

İrade sınavı

Bu karmaşık tablo içinde Yemen riyalinin değeri sert biçimde geriledi; kötü kur yönetimi, kamu gelirlerinin yağmalanması ve yasa dışı para transfer ağları nedeniyle alım gücü çöktü ve yaşam koşulları ağırlaştı. Elektrik sektöründeki sözleşmelerde yolsuzluğun yaygınlaştığı, insani yardımların ise rant kaynağına ve kara borsaya dönüştüğü ifade ediliyor.

Yemenli ekonomi araştırmacısı Abdulhamid el-Mesacedi ise ülkenin Transparency International endeksindeki alt sıralarının sürpriz olmadığını belirterek, bunun devlet kurumlarının çöküşünün ‘sayısal bir teyidi’ niteliği taşıdığını söyledi.

sdfrg
Marib’teki bir mülteci kampının yakınında çocuklarıyla birlikte duran Yemenli bir adam. Bu kampta, mülteciler insani yardımların kötü yönetilmesinden mustarip. (Reuters)

Mesacedi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, söz konusu endeksin rüşvet düzeyini ölçtüğünü, aynı zamanda yönetişim zafiyetini, kamu kaynaklarının siyasallaştırılmasını ve denetim ile hesap verebilirlik mekanizmalarının aşınmasını yansıttığını belirtti.

Son yıllardaki başlıca yolsuzluk göstergelerini sıralayan Mesacedi, mali ve parasal kurumlarda yaşanan ikili yapının karar alma süreçlerinde çelişki yarattığını ve para politikasının bağımsızlığını zayıflattığını ifade etti. Üretken olmayan harcamaların genişlediğini, özellikle egemen sektörlerde gelir yönetiminde disiplinin kaybolduğunu kaydeden Mesacedi, imtiyaz ve tekel ekonomisinin nüfuz ağlarıyla iç içe geçerek rekabet ortamını bozduğunu ve gerçek özel sektörü dışladığını dile getirdi.

Mesacedi, bu uygulamaların yalnızca etik bir sapma olarak kalmadığını; para biriminin değer kaybı, ithalat maliyetlerinin artışı, yerli ve yabancı yatırımların gerilemesi ile ülke risk priminin ve finansman maliyetlerinin yükselmesinde doğrudan ekonomik bir etken haline geldiğini vurguladı.

ddv
Yemen’deki yolsuzluk, idari bir olgudan savaş ekonomisinin yapısal bir bileşenine dönüştü. (Reuters)

Faris en-Neccar, Yemen’in yeniden imarı için yürütülen iş birliği programlarının yalnızca mali destekle sınırlı kalmadığını belirterek, Suudi Arabistan’ın Yemen’in Yeniden İnşası Programı kapsamında yönetim standartları, harcama mekanizmaları ve hizmetlerin iyileştirilmesine ilişkin şartların da yer aldığını ifade etti. Neccar, önümüzdeki dönemde tek hazine hesabının etkinleştirilmesi, genel bütçenin onaylanması ve dijitalleşmenin yaygınlaştırılması gibi somut adımlara daha fazla ağırlık verilmesinin beklendiğini söyledi.

Yusuf Şemsan ise şiddet, gelir ve karar alma yetkisini tekelinde toplamayan bir devletin yolsuzlukla etkin biçimde mücadele edemeyeceğini vurguladı. Savaş ekonomisi koşullarında yolsuzluğun rasyonel, kârlı ve güçle korunan bir yapıya dönüştüğünü belirten Şemsan, bu yapısal mantık kırılmadıkça reform söylemlerinin yetersiz kalacağını savundu. Şemsan’a göre gerçek başlangıç noktası, yolsuzluğu savaş ekonomisinin ayrılmaz parçası haline getiren döngünün kırılması.

Abdulhamid el-Mesacedi ise iyileşme ihtimalini dışlamadığını ancak bunun belirli koşullara bağlı olduğunu ifade etti. Bu koşullar arasında mali kurumların birleştirilmesi, merkez bankasının bağımsızlığının güçlendirilmesi, denetim mekanizmalarının etkinleştirilmesi, gelir, gümrük ve vergi sistemlerinin dijitalleştirilmesi, egemen kaynaklarda tam şeffaflık sağlanması ve dış desteğin ölçülebilir reform şartlarına bağlanması yer alıyor.


Irak'taki bir grup, Bağdat havaalanındaki ABD askeri üssünün bombalandığını duyurdu

Bağdat'ta bir protestocu, İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in ölümünün açıklanmasının ardından onun fotoğrafını taşıyor, (Reuters)
Bağdat'ta bir protestocu, İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in ölümünün açıklanmasının ardından onun fotoğrafını taşıyor, (Reuters)
TT

Irak'taki bir grup, Bağdat havaalanındaki ABD askeri üssünün bombalandığını duyurdu

Bağdat'ta bir protestocu, İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in ölümünün açıklanmasının ardından onun fotoğrafını taşıyor, (Reuters)
Bağdat'ta bir protestocu, İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in ölümünün açıklanmasının ardından onun fotoğrafını taşıyor, (Reuters)

Irak'ta "Saraya Evliya el-Dam" olarak bilinen bir grup, bu sabah Bağdat Uluslararası Havalimanı'ndaki "Victoria" askeri üssünü hedef alan bir insansız hava aracı (İHA) sürüsüyle saldırı düzenlediğini duyurdu.

Silahlı grup yaptığı açıklamada, "Dini görevimizi yerine getirmek, lider Ali Hamaney'e misilleme yapmak ve İran İslam Cumhuriyeti'ni desteklemek amacıyla mücahitlerimiz bugün, Bağdat Havaalanı'ndaki Victoria askeri üssünü hedef alan bir İHA filosuyla saldırı düzenledi" denildi.

Evliya el-Dam Tugayları dün gece, Kürdistan bölgesindeki Erbil şehrinde bulunan Amerikan tesislerini bombaladıklarını duyurdu.