Irak Meclis Başkanı Halbusi’nin konutuna düzenlenen füze saldırısı: Sadr’dan ‘uzaklaşması’ için yeni bir uyarı

Güvenlik planlarının kapsamlı bir şekilde gözden geçirilmesi ve mevcut meydan okumalara uygun planlar hazırlanması çağrıları artıyor.

Irak Güvenlik Medya Ağı Garma ilçe merkezine 3 katyuşa füzesinin düştüğünü duyurdu.
Irak Güvenlik Medya Ağı Garma ilçe merkezine 3 katyuşa füzesinin düştüğünü duyurdu.
TT

Irak Meclis Başkanı Halbusi’nin konutuna düzenlenen füze saldırısı: Sadr’dan ‘uzaklaşması’ için yeni bir uyarı

Irak Güvenlik Medya Ağı Garma ilçe merkezine 3 katyuşa füzesinin düştüğünü duyurdu.
Irak Güvenlik Medya Ağı Garma ilçe merkezine 3 katyuşa füzesinin düştüğünü duyurdu.

Müeyyid et-Tarfi (Iraklı gazeteci)
Irak’ta ilk meclis oturumunda Meclis Başkanı ve iki yardımcısını seçtirerek kendisini ispatlayan ve Sadr Hareketi, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), Azim Koalisyonu ve Takaddum Partisi’nden oluşan yeni dörtlü siyasi ittifakın liderlerine ve parti binalarına yönelik şiddet eylemleri artıyor.
Başkent Bağdat’taki Yeşil Bölge’de yer alan bankaların yanı sıra Takaddum ve Azim’in Bağdat’taki parti binalarına ve bazı milletvekillerinin konutlarını hedef alan saldırıların ardından Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi’nin doğum yeri olan Enbar ilinin Garma ilçe merkezine katyuşa füzeleriyle düzenlenen saldırı, tehlikeli bir tırmanışın habercisi olarak görülüyor. Garma saldırısının içerdiği mesajlardan biri de şu: Eğer bu ittifak, İran destekli Şii parti ve silahlı gruplardan oluşan Koordinasyon Grubu’nun reddettiği çoğunluk hükümetini kurarsa ülkedeki güvenlik ve siyasi durum daha da kötüleşecek.
Bu saldırı, Şii liderler ve partilere yakınlığıyla bilinen basın yayın kuruluşlarının Halbusi ve KDP lideri Mesud Barzani’ye karşı başlattığı kampanyanın ardından geldi. Söz konusu kuruluşların yaptığı yayınlarda, Koordinasyon Grubu’nun aleyhine Sadr Hareketi ile kurdukları ittifaka işaret edilerek Halbusi ve Barzani’den “Şii cephenin zayıflatılması ve parçalanmasının” sorumluları olarak bahsediliyor.

Siyah maskeli militanlar  
Şii yayın kuruluşları, Garma saldırısından birkaç saat önce siyah giyinmiş ve yüzleri maskeli bazı silahlı adamların konuşma yaptığı bir görüntü servis etti. DEAŞ örgütüne mensup olduklarını iddia ederek kendilerine “Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat” ismi veren bu kişiler, Halbusi ve bir grup Sünni siyasetçiyi “İsrail ile normalleşme planı” yapmakla suçlayarak, onları “hainler” diye niteledi.
 
3 füzenin düşmesi
Irak hükümetine bağlı Güvenlik Medya Ağı’ndan yapılan açıklamada, Garma ilçe merkezine Dicle Nehri tarafından ateşlenen 3 katyuşa füzesi düştüğü ve iki kişinin yaralandığı bildirildi.

Güvenlik Medya Ağı, açıklamasında, “Korkakça bir terör eylemi, Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi’nin doğum yeri Garma ilçesini hedef aldı. Zira Dicle kolundan ilçe merkezine doğru fırlatılan katyuşa tipi 3 füze ilçe merkezine düştü” ifadeleri kullanıldı.
Irak güvenlik birimleri bu saldırıdan bir gün sonra Dicle Nehri’nin yakınında ilçe merkezine fırlatılmaya hazır 5 füze bulduğunu açıkladı.
Garma Kaymakamı Ahmed Mahlef, füze mermilerinin Halbusi’nin konutu olarak nitelendirilen ve Irak’ın çeşitli bölgelerinden gelen vatandaşları ve siyasileri ağırladığı misafirhanenin yaklaşık 3 kilometre uzağına düştüğünü aktardı.
Bu misafirhane, 2005’ten bu yana ilk kez bir meclis başkanının başkent Bağdat dışında kullandığı konut olma özelliğine sahip.

Kınama mesajları
Azim Koalisyonu Başkanı Müsenna es-Samarrai, Enbar’ın Garma ilçesine yapılan saldırıyı “canice” diye niteleyerek, Başbakan Mustafa el-Kazımi’ye sıkı güvenlik önlemleri alma çağrısında bulundu.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Irak Özel Temsilcisi Jeanine Hennis Plasschaert, Garma saldırısını kınayarak, bu tür eylemlerin istikrarı sarsmayı ve kaos çıkarmayı amaçladığını söyledi.
Ulusal Hikmet Akımı lideri Ammar el-Hekim, Garma’ya yapılan füze saldırısının mevcut güvenlik sorunlarıyla başa çıkma konusundaki zafiyete ve yakındaki tehlikelere işaret etti. Hekim ayrıca güvenlik planlarının kapsamlı bir şekilde gözden geçirilerek mevcut güvenlik sorunlarına uygun hale getirilmesi, daha çok dikkatli ve temkinli olunması ve terörist yuvalarını ortadan kaldırılmasını garanti edecek önleyici operasyonların yapılması çağrısında bulundu.

Sadr’ın müttefiklerini korkutmak
Gazeteci yazar Ali Bider, Meclis Başkanı’nın Garma’daki konutuna yapılan saldırıyla Sadr’ın müttefiklerinin korkutulmasının amaçlandığını söyledi. Bider, devlet müdahale etmediği sürece bu partilerin amaçlarını gerçekleştirebileceği uyarısında bulundu.
Bider, “Devlet kavramını önemsemeyen ve devlete bir nevi hakaret eden yasadışı silahlı grupların, yasama otoritesinin başını hedef alan bu gibi eylemler, Sadr ile ittifak kuran tarafları korkutmayı amaçlıyor. Bu eylemler, yakın zamanda ilan edilmesi beklenen en büyük meclis bloğu hususunda Halbusi’yi korkutmak için yapılan son uyarı olmasının yanı sıra Sadr’ın müttefiklerini koruyacağını vurguladığı konuşmaları ve açıklamalarının önemsenmediği mesajı taşıyor” dedi.
Sadr, 19 Ocak’ta Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Daha önce seçimlere itiraz eden bazı siyasi güçler şimdi de ulusal çoğunluk hükümeti için yargıya başvurdu. Hukukun konusu olduğu için bizden herhangi bir açıklama yapılmadı. Fakat onların adına çalışan bazılarının şiddete başvurması ve çoğunluk hükümeti yanlısı partilerin binalarını hedef alması aklın, dinin ve hukukun kabul etmeyeceği bir şeydir” ifadelerini kullandı.

Saldırının hedefi kazanımlar elde etmek
Bider, konuşmasının devamında, söz konusu silahlı grupların çabalarının siyasi ve güvenlik dengelerini altüst etmede ve siyasi sistemin içerisinde stres hali yaratmada -ki bu durum kartların yeniden dağıtılmasına ve Koordinasyon Grubu taraflarının Sadr’ın grubuna geçmesi de dahil olmak üzere siyasi yol haritalarının yeniden şekillenmesine yol açabilir- belki başarıya ulaşmış olabileceğini söyledi. Bider bu saldırıların aynı zamanda Sadr’ı herhangi bir ön şart belirlemeden Koordinasyon Grubu’na girmeye zorlama ihtimalinin de bulunduğunu belirtti.  
Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr, birçok münasebetle yaptığı konuşmada, Koordinasyon Grubu ile ittifak kurmak için bazı öncelikli şartlarının olduğunu belirtti. Sadr, bu şartlarını, “Nuri el-Maliki’nin yeni hükümette yer almaması, Haşdi Şabi’nin yeniden yapılandırılması, Şii silahlı yapıların elindeki silahlara el konulması ve Irak’ın bölgesel ve uluslararası çatışma sahası olarak kullanılmasına son verilmesi” şeklinde sıralıyor.  

Maliki ile uzlaşma
Bider, devletin Şii silahlı gruplara doğrudan müdahale etmemesi halinde bu grupların kendi iradelerini dayatabileceği hususunda uyararak, Sadr Hareketi, Sünni blok ve KDP’ye, mevcut gerilim haline son vermek ve önümüzdeki günlerde daha da büyümesi muhtemel yangını söndürmek için Koordinasyon Grubu içindeki “aklı başında taraflarla” ve özellikle de Nuri el-Maliki ile uzlaşma çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanı ve başbakanın seçilmesiyle ilgili Anayasa’nın belirlediği tarihlerin olduğunu ve bunların aşılmasının mümkün olmadığına dikkat çeken Bider, Kürt ve Şii cephedeki sorunların ve gerilimin Sünni cepheye de sıçrayabileceğini söyledi.
Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) mevcut Cumhurbaşkanı Berhem Salih’i ikinci kez aday gösterme ısrarı üzerine KDP’nin Eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Hoşyar Zebari’yi cumhurbaşkanlığı koltuğuna aday göstermesi nedeniyle iki taraf arasındaki ilişkiler iyice gerildi. Zira KDP Salih’in adaylığını kabul etmiyor.
Bider, “Garma saldırısı, devlet kavramını sevmeyen, kaos yaratmaya ve çatışmayı uzatmaya çalışan taraflardan yapılan sadece bir uyarı. Çünkü Mukteda es-Sadr’ın kabul yeni yol haritası, göstericilerin katillerinin ve yolsuzluk yapanların yargılanmasını gerektiriyor. Bu durum, çok sayıda silahlı grubun komutanının nüfuzunu azaltır” dedi.

Meşruiyetin hedef alınması
Irak Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Gazi Faysal, Meclis Başkanı’nın konutunun hedef alınması, adaletin, meşruiyetin ve Anayasa’nın hedef alınması anlamına geldiğini dedi. Faysal Garma saldırısının failleri ile Başbakan Kazımi’nin konutuna ve askeri üslere saldıranların aynı tarafta yer aldıklarını ifade etti.
Faysal, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Meclis Başkanı’nın evinin hedef alınması, adaletin, meşruiyetin ve Anayasa’nın hedef alındığı yönünde bir mesajdır. Federal Mahkeme bu Anayasa’ya dayanarak, direnişin meclis oturumunun meşruiyetine karşı açtığı davayı bozdu. Garma’da Halbusi’nin evinin hedef alınması örneği bize başka bir eğilimin olduğunu gösterdi o da adalet ve düzene inanmayan terör eğilimidir. Bu aşırı sağcı eğilimler sivil devlete inanmıyorlar. Onlar sadece toplumları yıkım ve tahribata götüren farklı geri kalmış bir kültüre inanırlar. Lübnan, Yemen, Libya ve Cezayir’de 13 yıl boyunca şiddete inanan terör örgütlerinin öncülük ettiği kanlı savaş gibi.”

Devletin güçleri
Faysal, Azim Koalisyonu ve Takaddum Partisi’nin birleşmesiyle kurulan Egemenlik Konseyi, KDP ve Meclis’te bağımsızlardan oluşan demokratik güçlere ek olarak Sadr Hareketi’nin, adaletin, dengenin ve ortaklığın olduğu demokratik, sivil ve anayasal bir devlete inandıklarını ve bu hususların aynı zamanda bir devlet inşası için hayati noktalar olduğunu kaydetti. Faysal diğer eğilimin sadece şiddete, teröre, güce, büyükelçiliklerini ve devlet kurumlarını bombalamaya inandıklarını ifade etti.
Enbar Valiliği Müsteşarı Aziz et-Tarmuz, ‘kötüler’ diye nitelediği kimselerin Enbar’ı hedef almasını beklediklerini söyledi. Tarmuz, güvenlik güçlerinin güvenlik açıklarını kapatmaya hazır olduğunu vurguladı.



Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)
TT

Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)

Suriye'de dün, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi arasında 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmanın uygulanması doğrultusunda, SDG'nin birleşme anlaşması dosyasında en geniş ilerleme kaydedildi.

Savunma Bakanlığı medya ve iletişim direktörü, “Sipan Hamo'nun ülkenin doğu bölgesi savunma bakan yardımcısı olarak atandığını” bildirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Hamo, en önde gelen Kürt askeri liderlerden biri ve Şam ile müzakerelere katıldı.

Yine dün, Haseke vilayetinde yaşayan yaklaşık 400 aile, yıllarca süren yerinden edilmenin ardından Halep kırsalındaki Afrin bölgesinde bulunan evlerine geri döndü. Haseke-Halep uluslararası yolu da savaşın büyük bir bölümünde kapalı kaldıktan sonra sivil trafiğe açıldı.


Refah Sınır Kapısı’nın yeniden kapanması Gazze’deki hastaları yeniden ölümle karşı karşıya bıraktı

Han Yunus’taki Kızılay Hastanesi avlusunda tedavi için Gazze’den çıkmayı bekleyen Filistinli hastalar tekerlekli sandalyelerde oturuyor. (AFP)
Han Yunus’taki Kızılay Hastanesi avlusunda tedavi için Gazze’den çıkmayı bekleyen Filistinli hastalar tekerlekli sandalyelerde oturuyor. (AFP)
TT

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden kapanması Gazze’deki hastaları yeniden ölümle karşı karşıya bıraktı

Han Yunus’taki Kızılay Hastanesi avlusunda tedavi için Gazze’den çıkmayı bekleyen Filistinli hastalar tekerlekli sandalyelerde oturuyor. (AFP)
Han Yunus’taki Kızılay Hastanesi avlusunda tedavi için Gazze’den çıkmayı bekleyen Filistinli hastalar tekerlekli sandalyelerde oturuyor. (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki hastalar ve yaralılar, İsrail makamlarının Refah Kara Sınır Kapısı’nı yeniden kapatmasının ardından son derece ağır ve zor koşullarla karşı karşıya kaldı. Ateşkes anlaşması kapsamında kısa süreliğine kısmen açılan kapı, daha önce uzun süre kapalı tutulmuş ve on binlerce kişinin tedavi için Gazze’den çıkmasına engel olmuştu.

Refah Sınır Kapısı’nın geçen yıl şubat ayı başında yeniden açılması, hastalar ve yaralılar için tedavi amacıyla Gazze’den çıkma konusunda umut yaratmıştı. Ancak İsrail’in çıkış yapmasına izin verdiği kişi sayısına sınırlama getirmesi durumu daha da karmaşık hale getirdi. Geçtiğimiz ayın 28’inde İran’a yönelik savaşın başlamasıyla kapının yeniden kapatılması ise bu umutları tamamen kararttı.

fvvfe
Yeniden kapatılmadan önce Mısır tarafındaki Refah Sınır Kapısı önünde bekleyen Mısır ambulansları. (Reuters)

Nadir görülen “Sanfilippo sendromu” hastalığından muzdarip 12 yaşındaki Esma eş-Şaviş, annesinin Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamaya göre yıllardır ölüm riskiyle karşı karşıya bulunuyor ve son dönemde sağlık durumu kritik biçimde kötüleşmiş durumda.

Anne, kızının 2023 yılında – savaşın başlamasından kısa süre önce – yurt dışında tedavi için tıbbi sevk aldığını, ancak savaşın patlak vermesi nedeniyle Gazze’den çıkamadığını söyledi. O günden bu yana küçük kızın sağlık durumunun her geçen gün daha da kötüleştiğini belirtti.

dfvf
Yaralı bir kız çocuğu, yeniden kapatılmadan önce Refah Sınır Kapısı üzerinden taşınıyor. (Mısır Kızılayı)

Annesi, kızının artık su içme yetisini kaybettiğini, beyin küçülmesi, karaciğer ve dalak büyümesi yaşadığını ve sürekli nöbet geçirdiğini belirtti. Çocuğun hayatta kalabilmesi için hastanelerde her gün tedaviye ihtiyaç duyduğunu ifade eden anne, durumunun hızla kötüleştiğini vurguladı.

Anne sözlerini şöyle sürdürdü:

“Refah Kapısı açıldığında yeniden seyahat edebileceğimiz ve tedaviye ulaşabileceğimiz konusunda biraz umutlanmıştık. Ancak bizim gibi bekleyen çok sayıda hasta ve yaralı olduğu için çıkışımız gecikti. Sonra işgal güçleri kapıyı yeniden kapattı ve bizi tekrar kaderimizle baş başa bıraktı. Çocuğumu bu halde gördükçe içim parçalanıyor. Son nefeslerini alıyor gibi… Her an ölebilir.”

20 bin hasta

Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre Gazze’de 20 binden fazla hasta ve yaralı, acil olarak yurt dışında tedaviye ihtiyaç duyuyor. Sınır kapısının yeniden düzenli biçimde açılmasını bekleyen bu kişiler arasında hayatını kaybedenlerin sayısının arttığı bildiriliyor.

sfrgty
Böbrek yetmezliği yaşayan bir Filistinli kadın, Gazze’nin merkezindeki bir hastanede diyaliz tedavisi görüyor. (Reuters)

Bakanlık, Gazze’deki hastanelerin bu hastaların hayatını kurtarabilecek tıbbi imkânlara sahip olmadığını ve İsrail ablukasının yarattığı ağır koşullar nedeniyle bazı ilaçların tamamen tükendiğini, bazılarının ise tükenmek üzere olduğunu belirtiyor.

Hükümet Medya Ofisi’nin verilerine göre Refah Sınır Kapısı’nın kısmen açık kaldığı süre boyunca toplam 1148 kişi giriş-çıkış yapabildi. Oysa ateşkes anlaşmasına göre 3 bin 400 kişinin seyahat etmesi planlanıyordu. Bu da anlaşmanın yaklaşık yüzde 33’ünün uygulanabildiğini gösteriyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan Hamas’a bağlı hükümet kaynakları ise Refah Kapısı’nın yeniden açılmasına ilişkin herhangi bir vaat bulunmadığını, hatta kısmi bir açılış ihtimalinin bile gündemde olmadığını söyledi.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, Refah Kapısı’nın “asılsız güvenlik gerekçeleri ve yalanlar” öne sürülerek kapalı tutulmasının ateşkes anlaşmasının açık ve ciddi bir ihlali olduğunu belirtti. Kasım, bunun özellikle Mısır başta olmak üzere arabuluculara verilen taahhütlerden geri adım anlamına geldiğini ve Gazze’ye uygulanan kuşatmanın daha da sıkılaştırılması çerçevesinde gerçekleştiğini ifade etti. Bu durumun on binlerce yaralının seyahat ederek tedavi görmesini engellediğini söyledi.

Sahada gerilim sürüyor

Sahadaki gelişmelerde ise İsrail saldırıları devam ederek fazla Filistinlinin ölümüne neden oluyor. İsrail ordusu salı günü yaptığı açıklamada 6 Filistinlinin öldürüldüğünü duyurdu. Bunlardan üçünün Gazze’nin kuzeyinde “sarı hattı” geçtikleri iddiasıyla vurulduğu, diğer üçünün ise Refah’taki tünellerde bulunan Hamas mensupları olduğu ileri sürüldü.

Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana Filistinli ölü sayısı 656’nın üzerine çıktı. Bunların en az 20’si, İran’la savaşın başlamasından sonra hayatını kaybetti. 7 Ekim 2023’ten bu yana toplam can kaybı ise 72 bin 134’e ulaştı.

tyn
Filistinliler, Gazze kentine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından hayatını kaybeden bir kişinin cenazesini taşıyor. (AFP)

İsrail güçleri, Gazze’de “sarı hattın” her iki tarafında da hava ve topçu saldırıları ile ateş açma eylemlerini sürdürdü. Aynı zamanda ikinci gün üst üste, Han Yunus’un doğusunda özellikle Salahaddin Caddesi’ne yaklaşık 20 metre mesafedeki bölgelerde kalan evlerin buldozerlerle yıkıldığı görüldü.

Bir savaş uçağı, İsrail’in tahliye emri verdiği ve sakinleri tarafından boşaltılan Kuzey Han Yunus’taki bir evi bombaladı. Ayrıca Gazze kentinin güneybatısında, yerinden edilmiş sivillerin çadırlarının yakınındaki boş bir arazide bulunan cep telefonu şarj noktası ve internet hizmeti veren bir alan da hedef alındı.


Suriye İçişleri Bakanlığı, Seraya el-Cevad milislerinin itiraflarının bir kısmını yayınladı

24 Şubat’ta Ceble kırsalında düzenlenen nitelikli bir operasyonda Seraya el-Cevad milislerinin lideri etkisiz hale getirildi. (SANA)
24 Şubat’ta Ceble kırsalında düzenlenen nitelikli bir operasyonda Seraya el-Cevad milislerinin lideri etkisiz hale getirildi. (SANA)
TT

Suriye İçişleri Bakanlığı, Seraya el-Cevad milislerinin itiraflarının bir kısmını yayınladı

24 Şubat’ta Ceble kırsalında düzenlenen nitelikli bir operasyonda Seraya el-Cevad milislerinin lideri etkisiz hale getirildi. (SANA)
24 Şubat’ta Ceble kırsalında düzenlenen nitelikli bir operasyonda Seraya el-Cevad milislerinin lideri etkisiz hale getirildi. (SANA)

Suriye İçişleri Bakanlığı, yaklaşık iki hafta önce Bakanlık tarafından Seraya el-Cevad olarak bilinen örgütün en önemli merkezlerinden birinin hedef alındığının duyurulmasının ardından, dün operasyona ilişkin görüntülü bir rapor yayımladı. Raporda, örgütün sahil bölgesinde ikmal hatları kurduğu, bir operasyon odası oluşturduğu ve devrik rejime bağlı eski milis liderlerinden mali destek aldığı yönündeki itiraflara yer verildi. Bu destekle Suriye İç Güvenlik Güçleri’ne yönelik saldırıların planlandığı belirtildi.

Görüntülü raporda, Lazkiye vilayetine bağlı Ceble kırsalındaki Beyt Aluni ve Besniya bölgelerinde 23 Şubat’ta İç Güvenlik Güçleri tarafından gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlardan görüntüler yer aldı.

Bakanlığa göre operasyon, birkaç gün süren hassas bir istihbarat takibinin ardından Seraya el-Cevad milis grubunun en önemli merkezlerinden birini hedef aldı. Operasyonda sahil bölgesindeki grubun lideri olduğu belirtilen Beşşar Abdullah Ebu Rukiyye ile birlikte iki üst düzey üye öldürüldü, 6 kişi ise gözaltına alındı. Milis gruba ait silah ve patlayıcı deposunun tamamen imha edildiği operasyonda, özel görev kuvvetlerinden bir güvenlik görevlisi hayatını kaybederken bir başka görevli hafif yaralandı.

Bakanlığın yayımladığı görüntülü raporda yer alan itiraflara göre gözaltına alınan kişiler, Mart 2025’te Suriye sahil bölgesinde düzenlenen saldırılara katıldıklarını kabul etti. Şüphelilerden biri, genel güvenlik devriyesine saldırdığını ve çıkan çatışmada bir güvenlik görevlisini öldürdüğünü itiraf etti.

İfadelerde ayrıca, bir operasyon odası kurulduğu belirtildi. İtiraflara göre Seraya el-Cevad milisleri, iş insanı kardeşler Eymen Cabir ve Muhammed Cabir’den mali destek aldı; lojistik ikmalin ise Lübnan üzerinden sağlandığı ifade edildi.

dsvfe
Seraya el-Cevad’ın finansörü iş adamı Muhammed Cabir’in sağ kolu Albay Muhammed Nedim eş-Şab (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye’de devrik rejime yakın isimlerden biri olarak bilinen Muhammed Cabir’in daha önce bir televizyon röportajında, 6 Mart 2025’te Suriye sahil bölgesinde düzenlenen saldırıyı yönettiğini kabul ettiği belirtildi. Öte yandan El Cezire televizyonunda yayımlanan ‘el-Müteharri’ programının elde ettiği belge ve ses kayıtlarının, devrik rejimin önde gelen bazı isimlerinin yeni silahlı gruplar kurarak Suriye İç Güvenlik Güçleri ve orduya yönelik saldırılar planladığını ortaya koyduğu aktarıldı. Suriye İçişleri Bakanlığı’nın ise söz konusu grupların üyelerini takip ettiği ve faaliyetlerini engellemeye çalıştığı ifade edildi.

sdfrg
Dördüncü Tümen Komutanı Gıyas Süleyman Dalla (Sosyal medya)

Seraya el-Cevad adlı silahlı grubun, Lazkiye, Ceble ve Tartus’u kapsayan Suriye sahil bölgesinde faaliyet gösterdiği belirtiliyor. Örgüt ilk olarak Ağustos 2025’te sosyal medyada yayılan ve Ceble kırsalında İç Güvenlik Güçleri’ne ait bir aracın bombalanmasını gösteren video ile gündeme geldi.

Eylül 2025’te askeri faaliyetlerine resmen başladığını duyuran örgüt, 9 Kasım 2025’te yayımladığı bir videoda Baniyas karakolunu hedef alan ve 27 Ekim 2025’te gerçekleştirildiği belirtilen saldırının görüntülerini paylaştı. Bunu, Ceble Köprüsü’nde güvenlik araçlarını hedef alan başka saldırıların izlediği bildirildi.

sdvfv
Suriye ordusunun 25. Tümeni’nin eski komutanı Süheyl el-Hasan, 21 Mart 2021’de Rus güçleriyle birlikte (Rus medyası)

Söz konusu örgütte, eski rejim güçlerinde görev yapan ve ‘Kaplan’ lakabıyla bilinen Süheyl el-Hasan ile bağlantılı bazı isimlerin de öne çıktığı belirtiliyor. Ayrıca ‘Sahil Kalkanı Tugayı’ olarak adlandırılan grubun lideri Mikdad Fatiha ile bağlantılı kişiler de örgüt içinde yer alıyor. Fatiha’nın, Mart 2025’te Suriye sahil bölgesinde meydana gelen patlama olaylarına karışmakla suçlandığı ve yeni Suriye yönetimine karşı bölgede ortaya çıkan en sert silahlı gruplardan birini yönettiği ifade ediliyor.

Sahil Kalkanı Tugayı, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin hemen ardından sahil bölgesinde ortaya çıkan ilk silahlı grup olarak kaydedildi. Bunu daha sonra üç farklı grup izledi: Seraya el-Cevad, Suriye’yi Kurtarma Askeri Konseyi ve en-Nuhbe Kuvvetleri.

Daha önce yayımladığı bir açıklamada Seraya el-Cevad, Alevi toplumunun dini referansı olarak Yüksek Alevi İslam Konseyi Başkanı Gazal Gazal’ı gösterdiğini duyurdu. Gazal’ın, Aleviler için federal bir yapı kurulması çağrısında bulunduğu da belirtildi.

cxd vdf
Ali Zuheyr İdris, Ammar Madin Yusuf ve Musa Mazhar Miya, geçtiğimiz cumartesi günü Suriye’nin Tartus vilayetinin güvenliğini hedef alan terör eylemleri planlamak ve hazırlamak suçundan suçlu bulunarak tutuklandı. (Suriye İçişleri Bakanlığı)

İç Güvenlik Güçleri’ne bağlı Tartus birimi, 7 Mart’ta Terörle Mücadele Şubesi ile koordinasyon içinde düzenlediği operasyonda Ali Zuheyr İdris, Ammar Madin Yusuf ve Musa Mazhar Miya isimli üç kişiyi gözaltına aldı. Yetkililer, söz konusu kişilerin vilayetin güvenliğini ve vatandaşların emniyetini hedef alan terör eylemleri planlamak ve hazırlamakla suçlandığını açıkladı.

Operasyonun, ‘Ali’ olarak anılan şüphelinin devrik rejim kalıntılarıyla bağlantılı bir terör hücresine liderlik ettiğini ortaya koyan hassas istihbarat bilgilerine dayanarak gerçekleştirildiği belirtildi. Yetkililere göre şüpheli, komşu ülkelerden birinde patlayıcı düzenekler ve patlayıcı maddelerin hazırlanmasına yönelik eğitim aldıktan sonra sabotaj planlarını hayata geçirmek amacıyla yeniden Tartus’a sızdı. Operasyon sırasında ele geçirilen materyallere usulüne uygun şekilde el konulduğu, gözaltına alınan kişilerin ise soruşturmanın tamamlanması için Terörle Mücadele birimine sevk edildiği bildirildi.