Irak Meclis Başkanı Halbusi’nin konutuna düzenlenen füze saldırısı: Sadr’dan ‘uzaklaşması’ için yeni bir uyarı

Güvenlik planlarının kapsamlı bir şekilde gözden geçirilmesi ve mevcut meydan okumalara uygun planlar hazırlanması çağrıları artıyor.

Irak Güvenlik Medya Ağı Garma ilçe merkezine 3 katyuşa füzesinin düştüğünü duyurdu.
Irak Güvenlik Medya Ağı Garma ilçe merkezine 3 katyuşa füzesinin düştüğünü duyurdu.
TT

Irak Meclis Başkanı Halbusi’nin konutuna düzenlenen füze saldırısı: Sadr’dan ‘uzaklaşması’ için yeni bir uyarı

Irak Güvenlik Medya Ağı Garma ilçe merkezine 3 katyuşa füzesinin düştüğünü duyurdu.
Irak Güvenlik Medya Ağı Garma ilçe merkezine 3 katyuşa füzesinin düştüğünü duyurdu.

Müeyyid et-Tarfi (Iraklı gazeteci)
Irak’ta ilk meclis oturumunda Meclis Başkanı ve iki yardımcısını seçtirerek kendisini ispatlayan ve Sadr Hareketi, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), Azim Koalisyonu ve Takaddum Partisi’nden oluşan yeni dörtlü siyasi ittifakın liderlerine ve parti binalarına yönelik şiddet eylemleri artıyor.
Başkent Bağdat’taki Yeşil Bölge’de yer alan bankaların yanı sıra Takaddum ve Azim’in Bağdat’taki parti binalarına ve bazı milletvekillerinin konutlarını hedef alan saldırıların ardından Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi’nin doğum yeri olan Enbar ilinin Garma ilçe merkezine katyuşa füzeleriyle düzenlenen saldırı, tehlikeli bir tırmanışın habercisi olarak görülüyor. Garma saldırısının içerdiği mesajlardan biri de şu: Eğer bu ittifak, İran destekli Şii parti ve silahlı gruplardan oluşan Koordinasyon Grubu’nun reddettiği çoğunluk hükümetini kurarsa ülkedeki güvenlik ve siyasi durum daha da kötüleşecek.
Bu saldırı, Şii liderler ve partilere yakınlığıyla bilinen basın yayın kuruluşlarının Halbusi ve KDP lideri Mesud Barzani’ye karşı başlattığı kampanyanın ardından geldi. Söz konusu kuruluşların yaptığı yayınlarda, Koordinasyon Grubu’nun aleyhine Sadr Hareketi ile kurdukları ittifaka işaret edilerek Halbusi ve Barzani’den “Şii cephenin zayıflatılması ve parçalanmasının” sorumluları olarak bahsediliyor.

Siyah maskeli militanlar  
Şii yayın kuruluşları, Garma saldırısından birkaç saat önce siyah giyinmiş ve yüzleri maskeli bazı silahlı adamların konuşma yaptığı bir görüntü servis etti. DEAŞ örgütüne mensup olduklarını iddia ederek kendilerine “Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat” ismi veren bu kişiler, Halbusi ve bir grup Sünni siyasetçiyi “İsrail ile normalleşme planı” yapmakla suçlayarak, onları “hainler” diye niteledi.
 
3 füzenin düşmesi
Irak hükümetine bağlı Güvenlik Medya Ağı’ndan yapılan açıklamada, Garma ilçe merkezine Dicle Nehri tarafından ateşlenen 3 katyuşa füzesi düştüğü ve iki kişinin yaralandığı bildirildi.

Güvenlik Medya Ağı, açıklamasında, “Korkakça bir terör eylemi, Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi’nin doğum yeri Garma ilçesini hedef aldı. Zira Dicle kolundan ilçe merkezine doğru fırlatılan katyuşa tipi 3 füze ilçe merkezine düştü” ifadeleri kullanıldı.
Irak güvenlik birimleri bu saldırıdan bir gün sonra Dicle Nehri’nin yakınında ilçe merkezine fırlatılmaya hazır 5 füze bulduğunu açıkladı.
Garma Kaymakamı Ahmed Mahlef, füze mermilerinin Halbusi’nin konutu olarak nitelendirilen ve Irak’ın çeşitli bölgelerinden gelen vatandaşları ve siyasileri ağırladığı misafirhanenin yaklaşık 3 kilometre uzağına düştüğünü aktardı.
Bu misafirhane, 2005’ten bu yana ilk kez bir meclis başkanının başkent Bağdat dışında kullandığı konut olma özelliğine sahip.

Kınama mesajları
Azim Koalisyonu Başkanı Müsenna es-Samarrai, Enbar’ın Garma ilçesine yapılan saldırıyı “canice” diye niteleyerek, Başbakan Mustafa el-Kazımi’ye sıkı güvenlik önlemleri alma çağrısında bulundu.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Irak Özel Temsilcisi Jeanine Hennis Plasschaert, Garma saldırısını kınayarak, bu tür eylemlerin istikrarı sarsmayı ve kaos çıkarmayı amaçladığını söyledi.
Ulusal Hikmet Akımı lideri Ammar el-Hekim, Garma’ya yapılan füze saldırısının mevcut güvenlik sorunlarıyla başa çıkma konusundaki zafiyete ve yakındaki tehlikelere işaret etti. Hekim ayrıca güvenlik planlarının kapsamlı bir şekilde gözden geçirilerek mevcut güvenlik sorunlarına uygun hale getirilmesi, daha çok dikkatli ve temkinli olunması ve terörist yuvalarını ortadan kaldırılmasını garanti edecek önleyici operasyonların yapılması çağrısında bulundu.

Sadr’ın müttefiklerini korkutmak
Gazeteci yazar Ali Bider, Meclis Başkanı’nın Garma’daki konutuna yapılan saldırıyla Sadr’ın müttefiklerinin korkutulmasının amaçlandığını söyledi. Bider, devlet müdahale etmediği sürece bu partilerin amaçlarını gerçekleştirebileceği uyarısında bulundu.
Bider, “Devlet kavramını önemsemeyen ve devlete bir nevi hakaret eden yasadışı silahlı grupların, yasama otoritesinin başını hedef alan bu gibi eylemler, Sadr ile ittifak kuran tarafları korkutmayı amaçlıyor. Bu eylemler, yakın zamanda ilan edilmesi beklenen en büyük meclis bloğu hususunda Halbusi’yi korkutmak için yapılan son uyarı olmasının yanı sıra Sadr’ın müttefiklerini koruyacağını vurguladığı konuşmaları ve açıklamalarının önemsenmediği mesajı taşıyor” dedi.
Sadr, 19 Ocak’ta Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Daha önce seçimlere itiraz eden bazı siyasi güçler şimdi de ulusal çoğunluk hükümeti için yargıya başvurdu. Hukukun konusu olduğu için bizden herhangi bir açıklama yapılmadı. Fakat onların adına çalışan bazılarının şiddete başvurması ve çoğunluk hükümeti yanlısı partilerin binalarını hedef alması aklın, dinin ve hukukun kabul etmeyeceği bir şeydir” ifadelerini kullandı.

Saldırının hedefi kazanımlar elde etmek
Bider, konuşmasının devamında, söz konusu silahlı grupların çabalarının siyasi ve güvenlik dengelerini altüst etmede ve siyasi sistemin içerisinde stres hali yaratmada -ki bu durum kartların yeniden dağıtılmasına ve Koordinasyon Grubu taraflarının Sadr’ın grubuna geçmesi de dahil olmak üzere siyasi yol haritalarının yeniden şekillenmesine yol açabilir- belki başarıya ulaşmış olabileceğini söyledi. Bider bu saldırıların aynı zamanda Sadr’ı herhangi bir ön şart belirlemeden Koordinasyon Grubu’na girmeye zorlama ihtimalinin de bulunduğunu belirtti.  
Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr, birçok münasebetle yaptığı konuşmada, Koordinasyon Grubu ile ittifak kurmak için bazı öncelikli şartlarının olduğunu belirtti. Sadr, bu şartlarını, “Nuri el-Maliki’nin yeni hükümette yer almaması, Haşdi Şabi’nin yeniden yapılandırılması, Şii silahlı yapıların elindeki silahlara el konulması ve Irak’ın bölgesel ve uluslararası çatışma sahası olarak kullanılmasına son verilmesi” şeklinde sıralıyor.  

Maliki ile uzlaşma
Bider, devletin Şii silahlı gruplara doğrudan müdahale etmemesi halinde bu grupların kendi iradelerini dayatabileceği hususunda uyararak, Sadr Hareketi, Sünni blok ve KDP’ye, mevcut gerilim haline son vermek ve önümüzdeki günlerde daha da büyümesi muhtemel yangını söndürmek için Koordinasyon Grubu içindeki “aklı başında taraflarla” ve özellikle de Nuri el-Maliki ile uzlaşma çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanı ve başbakanın seçilmesiyle ilgili Anayasa’nın belirlediği tarihlerin olduğunu ve bunların aşılmasının mümkün olmadığına dikkat çeken Bider, Kürt ve Şii cephedeki sorunların ve gerilimin Sünni cepheye de sıçrayabileceğini söyledi.
Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) mevcut Cumhurbaşkanı Berhem Salih’i ikinci kez aday gösterme ısrarı üzerine KDP’nin Eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Hoşyar Zebari’yi cumhurbaşkanlığı koltuğuna aday göstermesi nedeniyle iki taraf arasındaki ilişkiler iyice gerildi. Zira KDP Salih’in adaylığını kabul etmiyor.
Bider, “Garma saldırısı, devlet kavramını sevmeyen, kaos yaratmaya ve çatışmayı uzatmaya çalışan taraflardan yapılan sadece bir uyarı. Çünkü Mukteda es-Sadr’ın kabul yeni yol haritası, göstericilerin katillerinin ve yolsuzluk yapanların yargılanmasını gerektiriyor. Bu durum, çok sayıda silahlı grubun komutanının nüfuzunu azaltır” dedi.

Meşruiyetin hedef alınması
Irak Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Gazi Faysal, Meclis Başkanı’nın konutunun hedef alınması, adaletin, meşruiyetin ve Anayasa’nın hedef alınması anlamına geldiğini dedi. Faysal Garma saldırısının failleri ile Başbakan Kazımi’nin konutuna ve askeri üslere saldıranların aynı tarafta yer aldıklarını ifade etti.
Faysal, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Meclis Başkanı’nın evinin hedef alınması, adaletin, meşruiyetin ve Anayasa’nın hedef alındığı yönünde bir mesajdır. Federal Mahkeme bu Anayasa’ya dayanarak, direnişin meclis oturumunun meşruiyetine karşı açtığı davayı bozdu. Garma’da Halbusi’nin evinin hedef alınması örneği bize başka bir eğilimin olduğunu gösterdi o da adalet ve düzene inanmayan terör eğilimidir. Bu aşırı sağcı eğilimler sivil devlete inanmıyorlar. Onlar sadece toplumları yıkım ve tahribata götüren farklı geri kalmış bir kültüre inanırlar. Lübnan, Yemen, Libya ve Cezayir’de 13 yıl boyunca şiddete inanan terör örgütlerinin öncülük ettiği kanlı savaş gibi.”

Devletin güçleri
Faysal, Azim Koalisyonu ve Takaddum Partisi’nin birleşmesiyle kurulan Egemenlik Konseyi, KDP ve Meclis’te bağımsızlardan oluşan demokratik güçlere ek olarak Sadr Hareketi’nin, adaletin, dengenin ve ortaklığın olduğu demokratik, sivil ve anayasal bir devlete inandıklarını ve bu hususların aynı zamanda bir devlet inşası için hayati noktalar olduğunu kaydetti. Faysal diğer eğilimin sadece şiddete, teröre, güce, büyükelçiliklerini ve devlet kurumlarını bombalamaya inandıklarını ifade etti.
Enbar Valiliği Müsteşarı Aziz et-Tarmuz, ‘kötüler’ diye nitelediği kimselerin Enbar’ı hedef almasını beklediklerini söyledi. Tarmuz, güvenlik güçlerinin güvenlik açıklarını kapatmaya hazır olduğunu vurguladı.



İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

TT

İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)

İsrail bugün Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef alan hava saldırısı gerçekleştirdi. Resmî açıklamalara göre bu, ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşta Lübnan’da yer alan Hizbullah’ın da sürece müdahil olmasının ardından başkentte ikinci hedefleme oldu.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), saldırının ‘Aişe Bekar bölgesinde bir binayı’ hedef aldığını duyurdu. Bölge, şehirdeki en büyük alışveriş merkezlerinden birine yakın, yoğun nüfuslu bir semt olarak biliniyor.

rtgrt
Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in düzenlediği hava saldırısı sonucu yükselen dumanlar (AP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, saldırı sonucu binanın yedinci ve sekizinci katlarında ciddi hasar oluştu, yakınlardaki araçlar da zarar gördü. Olay yerinde güvenlik güçlerinin yoğun bir şekilde konuşlandığı bildirildi.

Ortadoğu’daki savaşın Lübnan’a sıçraması, Hizbullah’ın İsrail’e roket saldırıları başlatmasıyla başladı. Bu saldırılar, ABD-İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı hava ve kara operasyonlarına yanıt niteliği taşıyor. İsrail, o tarihten itibaren Lübnan’a geniş çaplı hava saldırıları düzenlerken, güney bölgelerine de kara birlikleri göndermeye devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta İsrail ordusu, Beyrut’un merkezinde bir otele saldırmıştı. Tahran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilciliği, saldırıda dört İranlı diplomatın hayatını kaybettiğini açıkladı.

fd
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hava saldırısı sonucu yıkılan bir binayı inceliyor. (Reuters)

NNA bugün, İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine yeni hava saldırıları düzenlediğini duyurdu.

İsrail ordusu ise saldırıların Hizbullah’ın altyapısını hedef aldığını belirterek, bir ‘hava saldırısı dalgası’ başlattığını açıkladı.

Hizbullah dün yayımladığı ayrı açıklamalarda, güney sınırındaki el-Hıyam ve el-Adise kasabalarında İsrail güçlerine saldırdığını ve İsrail’in çeşitli bölgelerine füzeler attığını duyurdu. Daha sonra, sınır kasabası Aytarun yakınlarında bir İsrail birliğiyle hafif ve orta kalibreli silahlarla çatıştıklarını açıkladı.

Lübnan hükümetinin Afet Yönetimi Birimi dün yayımladığı günlük raporda, 2 Mart’tan bu yana savaş nedeniyle ‘kendi beyanıyla’ kaydedilen mülteci sayısının 759 bin 300’e ulaştığını belirtti. Bunların arasında 122 binden fazlası, hükümetin denetimindeki resmi barınma merkezlerinde bulunuyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı bugün yayımladığı açıklamada, İsrail’in Sur ilçe merkezine bağlı Kana kasabasına düzenlediği art arda saldırılarda beş kişinin hayatını kaybettiğini, beş kişinin de yaralandığını bildirdi.

Bakanlık ayrıca, Sur ilçesinin Hanaviye kasabasında aralarında bir sağlık görevlisinin de bulunduğu üç kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bekaa Vadisi’ndeki Zelaya kasabasına düzenlenen bir saldırıda ise bir kişinin yaşamını yitirdiği kaydedildi.


Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
TT

Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)

4 Mart’ta resmen kabul edilen Somali anayasa değişiklikleri, hükümet ile muhalefet arasında yeni bir siyasi krize yol açtı. Hükümet, söz konusu değişikliklerin devlet kurumlarının görev süresini bir yıl uzatacağını ve bunun da 2026 seçimlerinin ertelenmesi anlamına geldiğini belirtirken, muhalefet anayasanın bu şekilde kabul edilmesine karşı çıkıyor.

Somali muhalefeti bu gelişmeleri, zaten eş-Şebab örgütünün saldırılarıyla boğuşan ülkede ‘siyasi ve güvenlik açısından yeni bir istikrarsızlık dalgasının habercisi’ olarak değerlendiriyor. Afrika siyaseti üzerine çalışan uzmanlar ise mevcut tablonun kısa vadede çözüm ihtimali bulunmayan derin bir siyasi bölünmeye yol açabileceği görüşünde.

Somali’nin Geleceği Konseyi adıyla bilinen muhalefet koalisyonu pazartesi günü yaptığı açıklamada, anayasa değişiklikleri sonrasında federal hükümet kurumlarının görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişime karşı olduklarını duyurdu. Koalisyon, son değişikliklerle birlikte cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin beş yıl olarak belirlenmesinin böyle bir uzatmanın önünü açabileceği uyarısında bulundu.

Muhalefet konseyinin açıklamasında, 2012 tarihli geçici anayasaya göre federal parlamentonun görev süresinin 14 Nisan 2026’da sona ereceği, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un görev süresinin ise aynı yıl 15 Mayıs’ta biteceği hatırlatıldı. Açıklamada, “2012 geçici anayasasında belirlenen tarihlerden sonra görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişimi açık ve net biçimde reddediyoruz” ifadesine yer verildi.

Ayrıca Somali’nin daha önce görev süresi uzatma girişimlerinin olumsuz sonuçlarını yaşadığı vurgulandı. Açıklamada özellikle 2021’de yaşanan siyasi krize dikkat çekilerek, devlet kurumlarının görev süresini uzatmayı öngören bir önerinin Mogadişu sokaklarında güvenlik güçlerinin bazı birlikleri arasında silahlı çatışmalara yol açtığı hatırlatıldı.

Muhalefet konseyine göre bu deneyim, ülkeyi yeniden siyasi ve güvenlik krizine sürükleyebilecek bir sürece dönülmemesi gerektiğine dair açık bir uyarı niteliği taşıyor.

Öte yandan Temsilciler Meclisi Başkanı Adem Muhammed Nur Madobe, yaklaşık bir hafta önce anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, yeni anayasa uyarınca devlet kurumlarının görev süresinin bir yıl uzatıldığını duyurmuştu.

Madobe, Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan değişikliklerin yürürlüğe girdiğini ve buna göre cumhurbaşkanı ile parlamentonun görev süresinin dört yıl yerine beş yıl olarak uygulanacağını belirtmişti.

Afrika işleri uzmanı ve Nairobi merkezli Doğu Afrika Araştırmaları Merkezi Direktörü Abdullah Ahmed İbrahim, Cumhurbaşkanlığı’ndan henüz resmi bir karar açıklanmamış olsa da parlamento başkanının yeni kabul edilen anayasaya dayanarak cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin uzatıldığını ilan etmesinin fiilen resmi bir teyit niteliği taşıdığını söyledi. İbrahim’e göre mevcut anlaşmazlıklar, hükümet ile muhalefet arasındaki ayrışmayı daha da derinleştirecek.

Afrika siyaseti uzmanı Ali Mahmud Kelni ise yeni anayasanın ülkenin siyasi sisteminin yapısında önemli değişiklikler içerdiğine dikkat çekti. Kelni’ye göre değişiklikler arasında federal merkezi hükümetin yetkilerinin güçlendirilmesi, daha önce federal eyaletlere tanınan bazı yetkilerin azaltılması ya da kaldırılması ve cumhurbaşkanı ile parlamentonun anayasal görev süresinin dört yıldan beş yıla çıkarılması yer alıyor.

Kelni, söz konusu düzenlemelerin federal hükümet ile eyaletler arasındaki ilişkinin niteliğinde önemli bir dönüşümü temsil ettiğini belirterek, bunun devlet yönetiminde daha güçlü bir merkezileşme eğilimine işaret ettiğini ve yaşanan siyasi anlaşmazlıkların temel nedenlerinden birinin de bu olduğunu ifade etti.

Siyasi anlaşmazlığın herhangi bir uzlaşı sağlanmadan sürmesi durumunda bunun ülkenin siyasi sürecini olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor. Kelni’ye göre ortaya çıkabilecek senaryolardan biri, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud hükümetinin görev süresini uzatmak için gerekçe bulması olabilir. Muhalefet çevreleri de en çok bu ihtimalden endişe ediyor. Kelni, krizin uzaması halinde muhalefetin kendi içinde de zamanla bölünmeler yaşanabileceğini göz ardı etmedi.

Anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından Hasan Şeyh Mahmud, anayasanın gözden geçirilme süreci konusunda endişelerini dile getiren muhalif siyasetçilere seslenerek sonuçlara saygı gösterilmesi ve yeni anayasanın korunması çağrısında bulundu. Mahmud, gelecekte yapılabilecek olası değişikliklerin ise yalnızca anayasal prosedürler çerçevesinde gerçekleştirileceğini vurguladı.

Mahmud, anayasa dışı siyasi uzlaşılar yerine anayasal mekanizmalara başvurulmasının önemine dikkat çekerek, anayasanın siyasetçilerin yetkilerini belirleyen ve devlet yönetiminin kurallarını ortaya koyan bir ‘toplumsal sözleşme’ olduğunu ifade etti.

Ancak hükümet ile muhalefetin mevcut tutumlarını koruması nedeniyle, Abdullah Ahmed İbrahim’e göre krizi çözmeye yönelik herhangi bir diplomatik girişim ya da arabuluculuk işareti henüz görülmüyor. İbrahim, muhalefetin 10 Nisan’da Puntland’ın başkenti Garove’de toplanma tehdidinde bulunduğunu hatırlatarak, söz konusu tarihin mevcut kurumların görev süresinin sona ereceği döneme denk geldiğini belirtti. Muhalefetin bu toplantıda istişarelerde bulunabileceği, hatta paralel seçimler düzenleyerek alternatif bir hükümet kurma seçeneğini değerlendirebileceği ifade ediliyor.

Öte yandan Kelni’ye göre krizin en gerçekçi çözümü, mevcut hükümetin anayasal görev süresini önümüzdeki mayıs ayında tamamlaması ve seçimlerin planlanan tarihte yapılabilmesi için gerekli koşulların hazırlanması. Kelni, yeni anayasanın uygulanmasının ise seçimlerden sonra kurulacak yeni hükümet dönemine bırakılmasının daha uygun olacağını düşünüyor.

Kelni’ye göre bunun dışında bir yol izlenmesi, özellikle görev süresinin uzatılması ya da muhalefetin güç kullanılarak bastırılması gibi senaryoların gündeme gelmesi durumunda ülkede yeni siyasi ve güvenlik krizlerinin ortaya çıkma riskini artırabilir.


Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)
TT

Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)

Suriye'de dün, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi arasında 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmanın uygulanması doğrultusunda, SDG'nin birleşme anlaşması dosyasında en geniş ilerleme kaydedildi.

Savunma Bakanlığı medya ve iletişim direktörü, “Sipan Hamo'nun ülkenin doğu bölgesi savunma bakan yardımcısı olarak atandığını” bildirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Hamo, en önde gelen Kürt askeri liderlerden biri ve Şam ile müzakerelere katıldı.

Yine dün, Haseke vilayetinde yaşayan yaklaşık 400 aile, yıllarca süren yerinden edilmenin ardından Halep kırsalındaki Afrin bölgesinde bulunan evlerine geri döndü. Haseke-Halep uluslararası yolu da savaşın büyük bir bölümünde kapalı kaldıktan sonra sivil trafiğe açıldı.