Semir Caca: Hizbullah’a oy verenler acılı süreci kendi elleriyle uzatmış olurhttps://turkish.aawsat.com/home/article/3447091/semir-caca-hizbullah%E2%80%99-oy-verenler-ac%C4%B1l%C4%B1-s%C3%BCreci-kendi-elleriyle-uzatm%C4%B1%C5%9F-olur
Semir Caca: Hizbullah’a oy verenler acılı süreci kendi elleriyle uzatmış olur
Lübnan Kuvvetleri Partisi Başkanı Semir Caca (Lübnan resmi haber ajansı)
Beyrut / Şark’ul Avsat
TT
TT
Semir Caca: Hizbullah’a oy verenler acılı süreci kendi elleriyle uzatmış olur
Lübnan Kuvvetleri Partisi Başkanı Semir Caca (Lübnan resmi haber ajansı)
Lübnan'daki siyasi taraflar, yaklaşan parlamento seçimlerine odaklanmış durumda. Lübnan Kuvvetleri Partisi Genel Başkanı Semir Caca, bu yıl yapılacak seçim sonucunda ‘ülkedeki siyasi gerçekliğin’ değişeceğini umuyor. Hizbullah yetkilileri ise, seçimlerin parlamentodaki mevcut dağılımı etkilemeyeceği kanaatinde.
Lübnan Kuvvetleri Partisi Genel Başkanı Semir Caca, ‘’Özgür Yurtsever Hareketi ve Hizbullah’a oy verecek olanlar, yaşadıkları acılı süreci kendi elleriyle uzatmış olacaktır. Parlamento seçimleri mevcut çoğunluğun değiştirilebilmesi için gerçek bir fırsat teşkil ediyor’’ dedi.
Caca, Şevki Dekkaş’ın yeniden milletvekili adayı olmasıyla ilgili düzenlediği toplantıda şu ifadeleri kullandı: ‘’Bu seçim, eski seçimlere benzemiyor, mesele şurada ya da orada fazladan bir koltuk kazanmak değildir, içinde bulunduğumuz vahim gerçekliği değiştirebilmek için elimizdeki tek gerçek fırsat budur. Meclisteki mevcut çoğunluk ülkenin menfaatlerini savunamamıştır, halkı açlığa, yoksulluğa ve onursuzluğa mahkum etmek istiyorlar. Oysa Lübnan 50’li 60’lı yıllarda Doğunun İsviçre'si olarak anılıyordu.’’
Caca:Ekmek parası dilenecek hale düşmemiz direnişin gereği midir?
Köklü bir değişimin ülkedeki tüm bileşenlerin katkısıyla meydana gelebileceğini belirten Caca: ‘’Aldatılmış olan ‘direniş kitlesine’ sesleniyorum, ekmek parası dilenecek hale düşmemiz direnişin gereği midir? Bazı vatandaşlarımızın çöplerden yemek araması direnişin sonuçlarından biri midir? Büyük sloganlarla sizi aldatıyorlar, ‘direniş adına’ desteğinizi alıyorlar ve bu desteği Lübnan’la ya da sizinle ilgisi olmayan gündemleri ve projeleri için kullanıyorlar‘’ diye konuştu.
Öte yandan Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı Şeyh Naim Kasım, gelecek seçimlerde parlamentoda dikkate değer bir değişim öngörmediklerini belirtti. Kasım şunları söyledi:
‘’Bazıları seçimlerin ardından parlamentonun baştan aşağıya değişmesini bekliyor. 15 seçim bölgesinde kamuoyu yoklaması yaptık, seçim sonuçlarının mevcut meclisin genel yapısını etkilemeyen küçük değişikliklere neden olacağı görüldü. Nitekim aday isimleri değişse de seçimlere aynı partiler katılacaktır. Bağımsız adayların sayısında artış olsa da mevcut dağılımın etkileneceğini düşünmek için bir sebep bulunmuyor. Mişel Avn cumhurbaşkanı olduğundan beri hükümetler meclis çoğunluğuna dayanıyor. Yani bu demek oluyor ki ülke en geniş ölçüde uzlaşıyla yönetiliyor.’’
Güçlü Lübnan Bloğu üyesi Alan Avn, aralarındaki tüm farklılıklara rağmen, Hizbullah ve Özgür Yurtsever Hareket’in seçim ittifakı yapabileceğini söyledi.
İsrail Gazze'de biri gazeteci olmak üzere 4 kişiyi öldürdühttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5260365-i%CC%87srail-gazzede-biri-gazeteci-olmak-%C3%BCzere-4-ki%C5%9Fiyi-%C3%B6ld%C3%BCrd%C3%BC
İsrail Gazze'de biri gazeteci olmak üzere 4 kişiyi öldürdü
İsrail'in düzenlediği hava saldırısının ardından yanan bir aracın yanındaki insanlar (Arşiv-DPA)
Gazze Şeridi'ndeki sağlık yetkilileri ve El Cezire televizyonu, dün bölgeye düzenlenen İsrail hava saldırılarında bir el Cezire gazetecisi de dahil olmak üzere dört kişinin öldüğünü bildirdi.
Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre sağlık yetkilileri, Muhammed Vişah'ı öldüren saldırının, Gazze Şehri sahil yolunda, Vişah'ın ve onunla birlikte başka bir Filistinlinin kullandığı aracı hedef aldığını ve her ikisinin de öldüğünü söyledi.
Şubat 2024'te, İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşının doruk noktasında, ordu Wişah'ı Hamas'ın askeri kanadının üyesi olmakla suçladı. Silah sistemlerini kullandığını gösterdiğini söylediği fotoğraflar yayınladı.
Gazze'deki ayrı bir olayda ise sağlık görevlileri, İsrail'in Gazze Şeridi'nin merkezinde düzenlediği bir hava saldırısında 2 kişinin daha öldüğünü söyledi, ancak ayrıntı vermedi. İsrail ordusu olayla ilgili henüz bir açıklama yapmadı.
İsrail ve Hamas, Filistin topraklarındaki şiddeti sona erdirmeyi amaçlayan, ABD arabuluculuğuyla geçen ekim ayında bir anlaşmaya varmıştı. Her iki taraf da birbirini anlaşmayı ihlal etmekle suçluyor. Anlaşmanın imzalanmasından bu yana İsrail saldırılarında en az 700 kişi öldü. İsrail, aynı dönemde militanlar tarafından 4 askerinin öldürüldüğünü söylüyor.
Hicri’nin Cebel el-Beşan Yönetim Konseyi kararı SDG’nin Özerk yönetim modelinin kopyası mı?https://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5260281-hicri%E2%80%99nin-cebel-el-be%C5%9Fan-y%C3%B6netim-konseyi-karar%C4%B1-sdg%E2%80%99nin-%C3%B6zerk-y%C3%B6netim
Hicri’nin Cebel el-Beşan Yönetim Konseyi kararı SDG’nin Özerk yönetim modelinin kopyası mı?
Suriyeli bir yetkili Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Süveyda’da hükümet kontrolü dışında kalan bölgelerde hükümet ile Dürzi ruhani lider Hikmet el-Hicri arasında dış arabuluculuk girişimleri bulunduğu yönündeki iddiaları yalanladı.
Bu açıklama, Hicri’nin “Yüksek Hukuk Komitesi” olarak bilinen yapıyı feshettiğini ve hâkim Şadi Fayez Mürşid’i, vilayette mevcut süreci yönetmek üzere “Cebel el-Beşan Yönetim Konseyi”ni kurmakla görevlendirdiğini duyurmasının ardından geldi.
Suriyeli siyasi analistler, Hicri’nin kararına ilişkin farklı değerlendirmelerde bulundu. Bunun Hicri’nin sürdürdüğü politikadan geri adım attığını ve Suriye’nin Cezire bölgesinde (SDG kontrolündeki bölge) uygulanan ve yeni realite karşısında ayakta kalamayan “özerk yönetim” modelinin yeniden üretilmesi olarak değerlendirdi.
“Halkı belirsizliğe sürüklüyor”
Süveyda Valiliği Medya İlişkileri Müdürü Kuteybe Azzam, söz konusu kararı “vilayet halkını bilinmeze sürükleyen ve sıkıntılarını artıran bir adım” olarak nitelendirdi.
Azzam, Hicri’nin kontrolündeki bölgelerde “Süveyda halkını ve değerlerini temsil etmeyen yasa dışı grupların bulunduğunu ve bu grupların vilayeti ve halkını rehin aldığını söyledi. Bu yapıların güvenlik bürosu, ulusal muhafızlar, hukuk komitesi ve şimdi de Cebel el-Beşan Yönetim Konseyi gibi isimler kullandığını belirten Azzam, bu oluşumların hiçbirinin meşruiyeti olmadığını ve yerel ya da uluslararası hukukla insan haklarını tanımadığını vurguladı.
Dürzi militanlar, 26 Şubat 2026’da Süveyda’da gerçekleşen rehine değişim operasyonu sırasında (AP)
Devletin güvenliğin sağlanması ve toplumsal dokunun korunması için temel otorite olduğunu ifade eden Azzam, Süveyda’daki geniş bir kesimin bu grupların eylemlerini reddettiğini ve devletin müdahalesini talep ettiğini belirtti.
Azzam ayrıca, hükümet ile Hicri veya ulusal muhafızlar arasında dışarıdan Dürzi gruplar aracılığıyla yürütülen bir arabuluculuk süreci olduğu iddialarını da reddetti. Görüşmelerin yalnızca hükümet ile yerel ileri gelenler ve din adamları arasında gerçekleştiğini, ancak sonuç alınamadığını söyledi.
Kararın arka planı
Hicri, salı günü yayımladığı açıklamada Hukuk Komitesi’ni feshettiğini ve Cebel el-Beşan Yönetim Konseyi’nin kurulacağını duyurdu. Bu yapının kriz yönetimi niteliğinde olduğunu belirterek, amacının kuşatma ve saldırıların etkilerini azaltmak, yaşam koşullarını iyileştirmek ve toplumsal yapıyı korumak olduğunu ifade etti.
Dürzi ruhani lider Hikmet el-Hicri (AFP)
Karar, Hicri’nin kontrolündeki bölgelerde güvenlik zafiyetinin arttığı bir dönemde geldi. Son olarak, ulusal muhafızlara bağlı silahlı bir grubun Süveyda’daki Eğitim Müdürlüğü’nü basarak, kısa süre önce hükümet tarafından atanan müdür Safvan Bilan’ı kaçırdığı bildirildi. Bilan daha sonra görevinden çekildiğini açıkladı.
Süveyda halkı ise siyasi bölünmelerin gölgesinde ağırlaşan yaşam koşulları ve hizmet eksiklikleriyle mücadele ediyor.
“Durum çok kötü”
Güvenlik gerekçesiyle ismini açıklamayan Süveydalı bir siyasi analist, Hicri’ye bağlı silahlı grupların eylemlerini kara noktalar olarak nitelendirerek, kentteki durumun her açıdan çok kötü olduğunu söyledi.
Analist, ulusal elitlerin siyasi faaliyetlerinin tutuklamalar nedeniyle neredeyse tamamen durduğunu ve İsrail projesinin sahada ilerlediğinin gözlemlendiğini ifade etti.
Üniversite öğrencilerinin Şam’a gitmesinin engellenmesi gibi son gelişmeleri “en çirkin adımlar” olarak nitelendiren analist, bu durumun vilayet genelinde tepki ve kısmi grevlere yol açtığını belirtti.
Toplumsal baskı artıyor
Aynı analiste göre, 2025 Ağustos’unda kurulan “Hukuk Komitesi” halkın sorunlarını çözmekte başarısız oldu ve durum daha da kötüleşti.
Un ve maaş krizinin yanı sıra hizmetlerin sağlanamaması nedeniyle Hicri ve çevresinin toplumsal destek kaybettiğini ifade eden analist, bunun temel nedeninin devletle ilişkilerin kesilmesi olduğunu söyledi.
Görevden alınan Yüksek Hukuk Komitesi Başkanı, hâkim ve danışman Muhannad Boufaour (Facebook hesabı).
Analist, Hicri’nin son kararının “yeniden konumlanma” olabileceğini, açıklamada önceki söylemlerinde yer alan kendi kaderini tayin, ayrılık ve İsrail’e teşekkür gibi ifadelerin bulunmamasının dikkat çekici olduğunu belirtti.
Bu adımın, toplumsal ve ekonomik baskılar nedeniyle geri adım anlamına gelebileceğini ve yeni yapının sorumluluğu üstlenecek bir vitrin işlevi görebileceğini de sözlerine ekledi.
Yerel Dürzi kaynaklar da kararın “halkın öfkesini yatıştırma” amacı taşıdığı görüşünde.
“Baştan denenen bir başarısızlık”
Suriyeli yazar ve hukukçu Muhammed Sabra ise kararı, savaş yıllarında ortaya çıkan fikirlerin yeniden üretilmesi olarak değerlendirdi.
Eski muhalefet baş müzakerecisi Sabra, Suriye’nin Cezire bölgesindeki “özerk yönetim” deneyiminin 8 Aralık 2024 sonrası yeni realite karşısında çöktüğünü belirtti.
Süveyda’daki destekçileri tarafından sosyal medyada paylaşılan fotoğraf: İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Dürzi ruhani lider Hikmet el-Hicri.
Sabra, “Hicri şimdi sıfırdan, başarısızlığı baştan belli bir modeli yeniden kurmaya çalışıyor. Süveyda; petrolü, buğdayı, suyu ve açık sınırları olan Cezire bölgesi değil. Bu şartlarda böyle bir projenin başarılı olacağını düşünmek gerçekçi değil” dedi.
İsrail’in böyle bir projeyi başarıya ulaştırabileceği düşüncesinin de “yanılsama” olduğunu söyleyen Sabra, bunun bedelini Süveyda halkının yaşam koşullarının çökmesiyle ödeyebileceğini ifade etti.
Bağdat'ta kaçırılan Amerikalı gazeteci serbest bırakıldıhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5260129-ba%C4%9Fdatta-ka%C3%A7%C4%B1r%C4%B1lan-amerikal%C4%B1-gazeteci-serbest-b%C4%B1rak%C4%B1ld%C4%B1
Bağdat'ta kaçırılan Amerikalı gazeteci serbest bırakıldı
Amerikalı gazeteci Shelley Kittleson, 2023 yılında İstanbul'da kaldığı dönemde (Facebook)
Kataib Hizbullah dün, bir hafta önce Irak'ın başkenti Bağdat'ta kaçırılan Amerikalı gazeteci Shelley Kittleson'un, "ülkeyi derhal terk etmesi" şartıyla serbest bırakıldığını duyurdu.
Grubun güvenlik yetkilisi Ebu Mücahid el-Esaf yaptığı açıklamada, serbest bırakma kararının "görevden ayrılan Başbakan Muhammed Şiya el-Sudani'nin vatansever duruşuna duyulan takdirin bir sonucu" olduğunu belirterek, Kittleson'un "Irak'ı derhal terk edeceğini" vurguladı.
El-Esaf, bu adımın "önümüzdeki günlerde tekrarlanmayacağını ve savaş durumunda koşulların değişebileceğini" ifade etti.
İran'a bağlı silahlı grup, Amerikalı gazetecinin "itirafları" olarak nitelendirdiği kayıtları yayınladı. Kaydın koşullarını doğrulamak zor olsa da Kittleson "Bağdat'taki Amerikan konsolosunun kendisinden Irak'taki Haşdi Şabi Güçleri hakkında bilgi toplamasını istediğini" söyledi.
Geçtiğimiz hafta, başkentin kalbinde kaçırılmasının ardından Kittleson'un serbest bırakılması için Bağdat'ta ortak bir Irak-Amerikan güvenlik operasyonu başlatıldı. Bu olay, bölgesel gerilimlerin ve bunların Irak için güvenlik sonuçlarının arttığı bir dönemde gerçekleşti.
O dönemde Şarku’l Avsat'a konuşan kaynaklar, Irak güvenlik güçlerinin ilgili Amerikan yetkilileriyle birlikte Bağdat'ta kaçıranları bulmak ve Kittleson'ın serbest bırakılmasını sağlamak için yakın iş birliği içinde çalıştığını belirtmişti. Olayın hassasiyeti, siyasi ve güvenlik sonuçları göz önüne alındığında, iki taraf arasında "en üst düzeyde" iletişim kurulduğu ifade edilmişti.
ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Dylan Johnson da Irak yetkililerinin, Ketaib Hizbullah ile bağlantılı olduğuna inanılan ve kaçırma olayına karışmakla suçlanan bir kişiyi tutukladığını duyurdu.
Kittleson Suriye krizini yerinde takip etti (Facebook).
ABD Dışişleri Bakanlığı daha önce Kittleson'u güvenlik tehditleri konusunda uyarmış ve serbest bırakılmasının en kısa sürede sağlanması için FBI ile koordinasyon içinde olduğunu belirtmişti.
Gözlemcilere göre bu uyarı, özellikle silahlı grupların artan etkisiyle birlikte Irak'taki kötüleşen güvenlik durumu konusunda Batılı diplomatik misyonlar arasında artan endişeyi yansıtıyordu.
Kittleson, Irak ve bölgesel meseleler konusunda uzmanlaşmış bir gazetecidir. Birçok uluslararası kuruluşla çalışmış olup, haberlerinde silahlı gruplar, Irak-Amerika ilişkileri ve bölgesel güvenlik gelişmelerine odaklanmaktadır.
Silahlı gruplar ve Bağdat ile Washington arasındaki ilişkiler hakkındaki haberleriyle tanınmıştır. Ayrıca, 2014'ten sonra DEAŞ'tan Musul'u geri almak için yapılan savaşların yanı sıra Suriye krizi hakkındaki haberleriyle de dikkat çekmiştir.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة