Suudi Arabistan’dan geleceğin teknolojileri için dünyanın en büyük organizasyonu

6 platformdaki değişim ve yeniliklerin konuşulacağı 380 oturum düzenlenecek

700'den fazla küresel lider ve gelişmekte olan teknoloji şirketi LEAP’e  katılıyor
700'den fazla küresel lider ve gelişmekte olan teknoloji şirketi LEAP’e  katılıyor
TT

Suudi Arabistan’dan geleceğin teknolojileri için dünyanın en büyük organizasyonu

700'den fazla küresel lider ve gelişmekte olan teknoloji şirketi LEAP’e  katılıyor
700'den fazla küresel lider ve gelişmekte olan teknoloji şirketi LEAP’e  katılıyor

Teknolojinin geleceği ve insanlığın refahındaki rolü ile ilgili en büyük teknik organizasyon olan uluslararası teknoloji konferansı LEAP bugün Suudi Arabistan'da başlıyor.
Dünya genelinde dikkat çeken bu teknoloji organizasyonu, Suudi Arabistan'ın bölgesel ve küresel konumunun, teknik, dijital ve yenilikçi liderliğinin teyidi, güçlendirilmesi ve Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman bin Abdulaziz'in özen ve ilgisine sahip teknik alanlarda ve gelecek vaat eden sektörlerde ‘Vizyon 2030’ hedeflerine ulaşmak için atılan adımlardan biri.
Organizasyonda, teknolojinin geleceğini, değişkenlerini öngörmek ve teknolojiyi kullanarak çalışmak, toplumların yaşamını iyileştiren daha müreffeh bir gerçeklik oluşturmak için 6 platformda, yaklaşık 350 uluslararası ve yerel konuşmacının katılımıyla, 380'den fazla oturum yapılarak teknolojinin geleceği konuşulacak.
Suudi Arabistan 700'den fazla küresel lider ve gelişmekte olan teknoloji şirketinin katıldığı LEAP organizasyonu ile dünyanın dört bir yanından düşünce ve değişim liderleri için buluşma noktası olacak ve bu sayede küresel teknoloji inovasyonu için gerçek hedef olarak uluslararası konumunu güçlendirmeyi ve son küresel teknolojileri takip etmeyi hedefliyor.
Suudi İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı ile Siber Güvenlik, Programlama ve Drone Federasyonu ve bir dizi yerel ve uluslararası kuruluş ile işbirliği içinde ‘Geleceğe göz atmak’ sloganı altında organize edilen konferansda; dijital ekonomi, nesnelerin interneti, biyolojik ve sağlık teknolojileri, nicel bilimler, akıllı madencilik, insansız sistemler, uzay ve uydular, finansal teknolojiler ve açık kaynak konuları tartışılıyor.
Konferansın oturum aralarında, bir milyon dolar değerindeki ödüller için yarışacak 90 gelişmekte olan teknoloji şirketinin yer aldığı yarışma, girişimciler büyük küresel yatırımcılardan oluşan heyetin önünde sunumlarını yapacak ve ilk 10 girişimci belirlenecek. Ayrıca yaratıcılık, yenilikçilik, işler ve bireyler üzerindeki etkiye odaklanarak süreçlerin avantajlarını sergileme fırsatı elde etmek için katılımcıların bir araya geleceği oturumlar düzenlenecek.



Suudi Arabistan Mobil Telekomünikasyon Şirketi Zain’in net karı 2023 sonunda yüzde 130 artışla 320 milyon dolara yükseldi

Şirket 10 milyar riyal ile tarihinin en yüksek gelirini elde etti (Şirket web sitesi)
Şirket 10 milyar riyal ile tarihinin en yüksek gelirini elde etti (Şirket web sitesi)
TT

Suudi Arabistan Mobil Telekomünikasyon Şirketi Zain’in net karı 2023 sonunda yüzde 130 artışla 320 milyon dolara yükseldi

Şirket 10 milyar riyal ile tarihinin en yüksek gelirini elde etti (Şirket web sitesi)
Şirket 10 milyar riyal ile tarihinin en yüksek gelirini elde etti (Şirket web sitesi)

Suudi Arabistan Mobil Telekomünikasyon Şirketi Zain’in net karı, 2022’de kaydedilen 550 milyon riyale kıyasla, 2023’te yüzde 130 artarak 1,2 milyar riyale (320 milyon dolar) yükseldi.

Şirket aynı zamanda, yaklaşık 10 milyar riyal ile tarihinin en yüksek gelirini elde etti.

Suudi Menkul Kıymetler Borsası’nın (Tadawul) web sitesinde yer alan açıklamaya göre, şirket gelirlerdeki artış nedenini, toptan satışların yanı sıra işletmeler arası gelirler, 5G hizmetler, dijital hizmetler ve ‘Tamam’ fintech iştirakindeki büyümeye bağladı.

Kar marjı yüksek sektörlerdeki büyümenin etkisiyle toplam gelir de, yüzde 10 artışla 541 milyon riyal oldu.

2023 yılında, 8 bin 69 telekomünikasyon kulesi satış ve geri kiralama işleminden elde edilen kazanç ise toplam 1,2 milyar riyal olarak kaydedildi.

Bu, kulelerin yeniden kiralanmasıyla ilgili maliyetler nedeniyle gelir maliyetindeki yüzde 7’lik artış ve işletme giderlerindeki 708 milyon riyallik artışla dengelendi.

Beklenen kredi zararı giderleri 11 milyon riyal, finansman maliyeti ise 153 milyon riyal artış gösterdi.

Şirketin Yönetim Kurulu, 2023 yılı için 449 milyon riyal, yani hisse başına 0,5 riyal tutarında temettü teklifinde bulundu.

Hisselerin nominal değerinin yaklaşık yüzde 5’ine tekabül eden temettünün uygunluk ve dağıtım tarihleri, ​​genel kurul onayı alındıktan sonra daha sonra açıklanacak.


OAPEC Genel Sekreteri: Doğalgaz ve petrol üretiminin durdurulması halinde dünya ‘ilkelleşir’

OAPEC Genel Sekreteri Cemal İsa el-Loughani
OAPEC Genel Sekreteri Cemal İsa el-Loughani
TT

OAPEC Genel Sekreteri: Doğalgaz ve petrol üretiminin durdurulması halinde dünya ‘ilkelleşir’

OAPEC Genel Sekreteri Cemal İsa el-Loughani
OAPEC Genel Sekreteri Cemal İsa el-Loughani

Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Örgütü (OAPEC) Genel Sekreteri Cemal İsa el-Loughani, petrol üreten ülkelerin iklim aktivistlerinin taleplerini dinleyerek, doğalgaz ve petrol üretimini durdurması halinde dünyanın ‘ilkelleşeceğini’ söyledi.

Şarku’l Avsat’a özel açıklamalarda bulunan Loughani, öyle bir durumda dünyada büyük elektrik kesintileri yaşanacağına ve şirketlerin kapanmak zorunda kalacağına dikkat çekti.

Ayrıca yakıt olmadan, esas olarak araçlara, demiryollarına ve deniz taşımacılığına dayanan tedarik zincirlerinin zarar görmesiyle küresel ticaretin durma noktasına geleceğini vurguladı.

Loughani, bu durumun ayrıca hastanelerin işletilmesinde ve hastaların taşınmasında petrol ve gaza dayalı olan küresel sağlık sisteminin çökmesine yol açacağını, bu çöküşün ilaç, ekipman ve tıbbi malzeme üretimini de kapsayacağını belirtti.

Böyle bir senaryoda, dünyanın eninde sonunda derin bir küresel çöküşe gireceği konusunda da uyardı.

Ancak bu kasvetli görünüm göz önüne alındığında, üretici ülkelerin petrol ve doğalgaz üretimini durdurmasının pek olası olmadığını belirten Loughani, şunları söyledi;

Küresel ekonominin ana motor olarak görülen, aynı zamanda ülkeler arasındaki ekonomik ilişkilerin kurulduğu en önemli temel direklerden biri olan ve milyonlarca insana enerji sağlayan petrol ve gaz endüstrisi olmayan bir küresel ekonominin hayal edilemeyeceğini vurgulamalıyız.

Petrol ve gazın, ülkeler arasındaki ekonomik ilişkilerin dayandığı ana faktörler olduğunu ve dünya çapında milyonlarca kişiye iş sağladığını da söyledi.

Ancak Loughani, petrol endüstrisinin geliştirilmesi ve OAPEC üye ülkeleri arasında enerji politikalarının koordine edilmesinde artan zorluklara da dikkat çekti.

Ayrıca petrolün adil ve makul koşullarla piyasalara teslimini güvence altına almak ve üyeler arasında petrol endüstrisindeki sermaye ve yatırımcılar için uygun koşulları sağlamaya yönelik ortak çabalara değindi.

Bunun OAPEC’in ana hedeflerinden biri olduğunu belirten Loughani, şu ifadelerle devam etti;

Bu hedefin uygulanmasındaki en önemli zorluklardan biri, çevre sorunları ve iklim değişikliğiyle bağlantılı olan petrol ve gaz yatırımlarının azaltılmasına yönelik yanıltıcı çağrılardır.

Emisyonsuz bir çevrenin petrol ve gaz tüketimini azaltmaya bağlanması konusunda büyük bir ısrar olduğunu söyleyen Loughani şöyle dedi;

Bu çağrılar, temiz teknolojiler yoluyla petrol ve gaz üretme ve emisyonları kontrol etmenin 2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşılmasına yardımcı olduğu gerçeğini göz ardı ediyor.

Loughani, OAPEC’in sürdürülebilir enerji sistemlerini destekleme ve küresel iklim değişikliği çabalarına katkıda bulunma hedefinin bir parçası olarak, son yıllarda bunu uygulamaya başladığını da ekledi.

OAPEC, Suudi Arabistan, Libya ve Kuveyt tarafından 9 Ocak 1968’de Beyrut’ta imzalanan anlaşmayla kuruldu.

Merkezi Kuveyt’te olan kuruluş, 1967 savaşını takip eden zorlu koşullar altında bir Arap başarısı olarak görüldü.

Enerji ve emisyonlar

Loughani, petrol ve gaz endüstrisinin son yıllarda küresel ekonominin büyümesinde önemli bir rol oynadığını vurgulayarak, başlangıçta onu destekleyen bazı ülkelerin maruz kaldığı baskıya rağmen, sektörün gelecekte de rolünü oynamaya kesinlikle devam edeceğini belirtti.

OAPEC’in karbon emisyonlarının azaltılmasına ilişkin küresel trendleri karşılamaya başladığını dile getiren Loughani, karbon yakalama ve depolama (CSS) gibi temiz teknolojilere yönelik sürekli yatırım, yenilik ve gelişmeye dikkat çekti.

Loughani, “Her ne kadar yenilenebilir enerjinin, özellikle de güneş enerjisi ve rüzgar enerjisinin payının en hızlı ve en büyük oranda artması beklense de, uluslararası enerji kuruluşlarının çoğu, petrol ve gaz talebinin küresel enerjideki en büyük payı (2045’e kadar yaklaşık yüzde 53,7) oluşturmaya devam edeceğini tahmin ediyor” dedi.

Petrol piyasaları

Bazı ülkelerin temiz enerjiye geçmesinin ardından petrol sektöründeki yatırımların azalmasına değinen Loughani, özellikle üretim ve aramada yaşanan düşüşün küresel rezervlerin büyümesinde yavaşlamaya yol açacağını kabul etti.

OAPEC Genel Sekreteri, bunun da artan talebi karşılayacak genel arzı etkileyebileceğini ve sonuç olarak enerji fiyatlarında artışlara yol açabileceğini ifade etti.

Loughani konuya ilişkin açıklamasına şunları ekledi;

Petrol arama ve üretim yatırımlarının 2023 yılında yaklaşık 397,6 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu, 2045 yılına kadar küresel petrol talebini karşılamak için gereken yatırımlarda tahmini yüzde 17’den fazla bir boşluk olduğu anlamına geliyor.

Genel Sekreter, Rusya-Ukrayna savaşının küresel enerji sektörü haritası üzerindeki etkilerine ilişkin ise şunları söyledi;

Şubat 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna krizi, enerji üreten ülkeler haritasındaki potansiyel değişiklikler de dahil olmak üzere küresel enerjide değişikliklere yol açtı. Bu kriz, birçok ülkeyi alternatif enerji kaynakları aramaya ve enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye yöneltti. Bunun en belirgin örneği, Mayıs 2022’de açıklanan Avrupa Birliği’nin yaptırımlara tabi Rus fosil yakıtlarına olan bağımlılığı hızla azaltma ve yenilenebilir enerjilere bağımlılığa geçişi hızlandırma planıdır (REPowerEU). Rusya-Ukrayna krizi ve buna bağlı olarak 2022 yılında enerji fiyatlarında yaşanan keskin artış, ABD’de ham petrol üretiminin günde yaklaşık 13,3 milyon varil gibi yeni bir rekor seviyeye yükselmesinin de ana etkenlerinden biriydi.

Arap ülkelerinin rezervleri

Loughani, küresel enerji sektörü için petrol arzının güvence altına alınmasında Arapların, özellikle de Suudi Arabistan’ın rolüne dikkat çekerek şunları söyledi;

Arap ülkeleri, sahip oldukları büyük rezervler ve küresel üretimin büyük bir kısmını ve rafineri ve petrokimya endüstrisi gibi ilgili endüstrileri satın almaları ışığında, küresel enerji sektörü için petrol tedarikinin güvence altına alınmasında önemli bir rol oynuyor. Suudi Arabistan’ın, iklim değişikliğinin zorluklarıyla yüzleşirken, özellikle ekonomik kalkınma söz konusu olduğunda sürekli olarak petrol kaynaklarının güvenliğini sağlamak ve güvenilir enerji kaynakları sağlamak için çabaladığını vurgulamak isteriz. Bu, Suudi Arabistan’ın OPEC+’yı kurma ve başarısını sağlama konusundaki öncü çabalarında kanıtlanmıştır.

Suudi Arabistan’ın G20’deki ortaklarıyla ortak çıkarlara ulaşmanın yanı sıra üreticilerden, yatırımcılara ve tüketicilere kadar enerji piyasasındaki tüm etkili taraflar için adil maliyetleri sürdürmek amacıyla işbirliği yaptığını da kaydetti.

Hidrojen

OAPEC Genel Sekreteri, son yıllarda Arap ülkelerinin, uluslararası aktörlerle mutabakat zaptı imzalayarak, hidrojen alanında uluslararası işbirliğini ve ortaklığı geliştirmek amacıyla kayda değer faaliyetlere tanık olduklarını belirtti.

Loughani, “Bu projelerin hayata geçirilmesinin Arap ülkelerinin önümüzdeki yıllarda küresel hidrojen haritasında önemli bir yer işgal etmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi.

Genel Sekreter, “Açıklanan projelerin önümüzdeki birkaç yıl içinde uygulamaya konulması durumunda, düşük karbonlu hidrojenin uluslararası ticareti 2030 yılına kadar 15,5 milyon ton/yıla ulaşabilir” diye ekledi.


Suudi Arabistan yabancı öğrencilere eğitim vizesi vermeye başladı

Suudi Arabistan'da Eğitim Platformu, dünyanın her yerinden gelen öğrencilere on farklı dilde hitap ediyor. (Platformun resmî internet sitesi)
Suudi Arabistan'da Eğitim Platformu, dünyanın her yerinden gelen öğrencilere on farklı dilde hitap ediyor. (Platformun resmî internet sitesi)
TT

Suudi Arabistan yabancı öğrencilere eğitim vizesi vermeye başladı

Suudi Arabistan'da Eğitim Platformu, dünyanın her yerinden gelen öğrencilere on farklı dilde hitap ediyor. (Platformun resmî internet sitesi)
Suudi Arabistan'da Eğitim Platformu, dünyanın her yerinden gelen öğrencilere on farklı dilde hitap ediyor. (Platformun resmî internet sitesi)

Suudi Arabistan, ülkede eğitim almak isteyen yabancı öğrencilere yönelik Suudi Arabistan'da Eğitim Platformu aracılığıyla eğitim vizesi verme hizmetini başlattı. Söz konusu hizmet, öğrencilerin eğitim ve dışişleri bakanlıkları ile ilgili sektörler arasında işlemlerini kolaylaştırmayı ve entegrasyonu sağlamayı amaçlıyor. Suudi Arabistan'da Eğitim Platformu, küresel bir eğitim hedefi olan Suudi Arabistan’ın küresel eğitimdeki rolünü geliştirme çabalarının bir parçası.

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, 27 Eylül 2022 tarihinde, akademik çalışma ve araştırma amacıyla öğrencilere, araştırmacılara ve uzmanlara verilen uzun süreli eğitim vizesinin yürürlüğe girmesini onayladı. Aynı şekilde dil öğrenimi, eğitim, kısa programlara katılım ve öğrenci değişim programları için de kısa süreli eğitim vizesi onaylandı. Bu vizelere sahip olanlar kefil gösterme zorunluluğundan muaf tutuldu.

Platform, dünyanın her yerinden gelen öğrencilere on farklı dilde hitap ediyor ve Suudi Arabistan üniversitelerine kabul için başvuruları kolaylıkla yapmalarına olanak tanıyor. Seçkin ve modern bir eğitim ortamında kısa ve uzun vadeli akademik eğitim ve araştırma programları sunan platform aynı zamanda, akademik ve kültürel iş birliğini ve ülkenin eğitim sektörünü geliştirme konusundaki kararlılığını artırıyor.

Suudi Arabistan'da Eğitim Platformu, İnsan Kapasitesi Geliştirme Girişimi’nin 2030 Vizyonu hedeflerine ulaşmaya yönelik girişimlerinden biri. Söz konusu girişim, dünyanın dört bir yanından seçkin insanları ülkeye çekerek, Suudi Arabistan'ı öğrenciler ve araştırmacılar için cazip bir destinasyon haline getirmeye, bilimsel ve akademik kaliteyi, araştırma ve inovasyon sonuçlarını artırmaya katkıda bulunuyor. Bu ayrıca, Suudi Arabistan kurumlarının uluslararası düzeyde verimlilik düzeyini yükseltmeyi amaçlıyor.


SPA, Ortadoğu’nun ilk haber akademisini başlattı

Akademi, bilginin yerelleştirilmesine ve kendi alanındaki en iyi uygulamaların aktarılmasına yönelik çalışmalara katkıda bulunacak (SPA)
Akademi, bilginin yerelleştirilmesine ve kendi alanındaki en iyi uygulamaların aktarılmasına yönelik çalışmalara katkıda bulunacak (SPA)
TT

SPA, Ortadoğu’nun ilk haber akademisini başlattı

Akademi, bilginin yerelleştirilmesine ve kendi alanındaki en iyi uygulamaların aktarılmasına yönelik çalışmalara katkıda bulunacak (SPA)
Akademi, bilginin yerelleştirilmesine ve kendi alanındaki en iyi uygulamaların aktarılmasına yönelik çalışmalara katkıda bulunacak (SPA)

Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA, Başbakan ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman bin Abdulaziz’in himayesinde başkent Riyad’da düzenlenen İnsan Kapasitesi Geliştirme Girişimi Konferansı kapsamında, Ortadoğu’da bir ilk olan SPA Haber Akademisi’ni başlattı.

Enformasyon Bakanı Selman ed-Dusari sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, SPA’nın medyada dönüşüm yaşanan 2024 yılında, haber çalışmalarındaki engin deneyimini vatandaşlara sunmayı amaçladığını ifade etti.

Bakan, haber akademisinin bilgiyi yerelleştirmeyi, en iyi uygulamaları aktarmayı ve Arap haber çalışmalarına hizmet etmeyi hedeflediğini de ekledi.

Şarku’l Avsat’ın SPA’dan aktardığı habere göre, akademinin çalışmalarının ilk aşamasında yerel ve uluslararası kuruluşlarla ortaklıklara imza atıldı.

Ortaklıklar arasında Teknik ve Mesleki Eğitim Kurumu, Prens Muhammed bin Selman İşletme ve Girişimcilik Koleji, Kamu Yönetimi Enstitüsü, İnsan Kaynakları Geliştirme Fonu, Sky News Arabia Akademisi ve Avusturya Uluslararası Yeterlilik ve Kalite Merkezi bulunuyor.

SPA’nın yeni akademisi, ajansın 30’dan fazla uluslararası haber kuruluşuyla olan ortaklığından yararlanacak.

Akademi, bilginin yerelleştirilmesi, en iyi uygulamaların aktarılması ve Riyad’ın haber içeriği üreten ve dağıtan bölgesel bir merkez haline gelmesi yönünde çalışacak.

Söz konusu akademi, ileri düzeyde haber becerileri geliştirmeyi, pazar gereksinimlerini karşılamayı ve gazetecilik ve haber çalışmaları için bilgi, teknoloji ve modern araçların transferini teşvik etmeyi amaçlıyor.

Haber Akademisi, gazetecilik ve haber, teknoloji ve yapay zeka, liderlik ve gazetecilik etiği, medya ortakları ve haber farkındalığı olmak üzere beş alanda eğitim programları da sunacak.

Yeni kurulan akademinin programları gazetecilere, fotoğrafçılara, medya alanındaki profesyonellere, medya öğrencilerine ve çeşitli kuruluşlardaki medya yetkililerine yönelik olacak.


Suudi Arabistan Sanayi Bakanı küçük ve orta ölçekli fabrikaları desteklemeye yönelik yeni bir girişim açıkladı

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender Hureyf (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender Hureyf (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Sanayi Bakanı küçük ve orta ölçekli fabrikaları desteklemeye yönelik yeni bir girişim açıkladı

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender Hureyf (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender Hureyf (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender Hureyf, sanayi sektörünün güçlendirilmesi ve ekonomik kalkınmanın sağlanması çabaları çerçevesinde, bugün Cidde Ticaret Odası’nda çok sayıda önde gelen iş insanı ve sanayiciyle bir toplantı gerçekleştirdi.

frbfr
Hureyf, endüstriyel kalkınmaya yönelik ulusal stratejiyi ve mevcut endüstriyel yetenekleri tanıtmak amacıyla Cidde Ticaret Odası’nda bir dizi önde gelen iş insanı ve sanayiciyle önemli bir toplantı düzenledi (Şarku’l Avsat)

Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanlığı’na göre, Ekim 2022’de onaylanan ve şu anda uygulama aşamasında olan ulusal sanayi stratejisi, sanayi sektörünün gayri safi yurt içi hasılasında (GSYİH) 890 milyar riyallik bir artışa katkıda bulunacak.

Ulusal sanayi stratejisi, çeşitli sektörlere yönelik kapsamlı yetenekler aracılığıyla 12 hedef sektör ve 118 stratejik ürün grubu geliştirmeyi amaçlıyor.

Stratejide hedeflenen yatırım hacminin, 2035 yılına kadar 979 milyar riyal olacağı tahmin ediliyor.

Stratejiye göre, 139,6 milyar riyal değerinde 441 sanayi yatırımı fırsatı onaylandı ve 47 milyar riyal değerinde 300 fırsat incelendi.

frfrtgb
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender Hureyf (Şarku’l Avsat)

Bugün yapılan toplantıda, ekonomik kalkınmanın önemli bir itici gücü olarak, sanayi sektörünün güçlendirilmesi, iş olanakları sağlanması ve yaşam standardının iyileştirilmesinin önemi üzerinde duruldu.

Rekabet gücünü artırmak ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için sanayide teknoloji ve yenilikçiliğin artırılmasının önemi de vurgulandı.

Bakan toplantıda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı;

Geçtiğimiz beş yıl boyunca çeşitli sorunları ele almak için çok çalıştık. Sektörün veya haksız rekabet ve araçlarının korunması konusunda ihtiyaç duyduğumuz yönlendirmelerin çoğunu ve endüstriyel yatırımcının deneyimini daha istikrarlı hale getirmek için var olan mevzuat konularının çoğunu destekledik. Ayrıca şehir dışındaki fabrika lokasyonlarında ya da yerel finansman konularında birçok özel durumla da ilgilendik.

Hureyf, bölgesel düzeyde stratejilerin başlatılıp başlatılmayacağına ilişkin ise şunları söyledi;

“Bakanlık planlamaya yeterince zaman ayırdığı ve uygulama zamanı geldiği için buna gerek yok. İhtiyacımız olan, verimliliği artıracak endüstriyel kümelenmeler yaratmaktır. Kararın yatırımcının elinde olması gerektiğine ve bakanlığın yatırımcıya karşı sorumluluğunun, mevcut avantajları açıklığa kavuşturmak olduğuna inanıyoruz.”

Bakanlar Kurulu tarafından onaylandıktan sonra ihracat stratejisinin başlatıldığını açıklayan bakan, yerel yatırımlar hesabına, hiçbir ülke ile serbest ticaret anlaşması imzalanmayacağını vurguladı.

Hureyf, Sanayi Fonu’ndan, garantisi veya finansal ödeme gücü olmayan küçük ve orta ölçekli fabrikaları desteklemek için 5 milyar riyal tahsis edilmesini öngören yeni bir girişim olduğunu açıkladı.

Bu adımın, girişimcilere ve küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik projeleri kısa vadede finanse edeceğini de ekledi.

Sanayi sektörünün geleceği ve mevcut yatırım fırsatları konusundaki iyimserliğini dile getiren bakan, hükümetin iş için uygun bir ortam sağlama ve yatırımcıların karşılaşabileceği engel ve zorlukların üstesinden gelme konusundaki kararlılığını vurguladı.


Suudi Bakan: İnsan yeteneklerine yatırım yapmak politikalarımızın merkezinde yer alıyor

Suudi Arabistan Ekonomi ve Planlama Bakanı, İnsan Kapasitesi Girişimi Konferansı’nın ikinci gününde konuşuyor (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Ekonomi ve Planlama Bakanı, İnsan Kapasitesi Girişimi Konferansı’nın ikinci gününde konuşuyor (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Bakan: İnsan yeteneklerine yatırım yapmak politikalarımızın merkezinde yer alıyor

Suudi Arabistan Ekonomi ve Planlama Bakanı, İnsan Kapasitesi Girişimi Konferansı’nın ikinci gününde konuşuyor (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Ekonomi ve Planlama Bakanı, İnsan Kapasitesi Girişimi Konferansı’nın ikinci gününde konuşuyor (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Ekonomi ve Planlama Bakanı Faysal el-İbrahim, insani yeteneklere yapılan yatırımların ülke çalışmalarının hayati bir parçası olduğunu ve bu konunun politika oluşturmanın merkezinde yer aldığını söyledi.

İbrahim bugün, Riyad’ın ev sahipliğinde, Başbakan ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın himayesinde düzenlenen İnsan Kapasitesi Girişimi Konferansı’nın ikinci gününde bir konuşma yaptı.

Bakan konuşmasında, “Yapay zeka ve modern teknolojiler çağında, hayatımızda büyük bir zorluk oluşturan niteliksel bir değişime tanık oluyoruz. Gelecek neslin bilgi ve beceriyle hazırlanması gerek” dedi.

İnsan yeteneklerinden daha önemli bir sorun olmadığının altını çizen bakan, konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü;

Suudi Arabistan’da geçtiğimiz 10 yılda nüfus yüzde 34 artarak 33 milyona ulaştı ve bu dünya nüfusundaki artışın bir parçası. Bunların yüzde 73’ü 30 yaşın altında ve bu da demografik olarak çok büyük fırsatlara sahip olduğumuz anlamına geliyor.

Bu fırsatlardan yararlanmak için eğitim, sağlık ve altyapı alanlarında yatırım ve planlama yapılması gerektiğine dikkat çeken İbrahim ayrıca şöyle dedi;

Suudi Arabistan’da temel eğitim hala yüzde 30 seviyesinde ve bu açığı kapatmak için, 2030 yılına kadar seviyeyi yüzde 90’a çıkaracak anaokulları geliştiriyoruz.

İbrahim, eğitim sektörüne yönelik artan yatırımların meyvelerini verdiğini belirterek, ülkede 2022’de araştırma, geliştirme ve teknoloji gibi 20 alanda ilerleme kaydedildiğini ve ülkedeki üniversitelerin 2021’de küresel üniversiteler sıralamasında 31. sıraya yükseldiğini ifade etti.

Bakan cinsiyet eşitliğinin sürekli yatırım taahhüdünün temel taşı olduğunu, kadınların istihdamının artırılmasının, kadınlara yönelik mesleki eğitime odaklanan Kral Selman Eğitim ve İstihdam Merkezi gibi birçok bireysel girişim tarafından desteklenen önemli bir hedef olduğunu vurguladı.

İbrahim, “Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi de aynı zamanda kadınların bilim, mühendislik ve teknoloji alanlarına katkılarına yönelik çalışmalara öncülük ediyor” diye ekledi.

Kadınların işgücünün 2015’ten bu yana ikiye katlanarak yüzde 36’ya çıktığını dile getiren İbrahim, şu anda Şura Meclisi’ndeki sandalyelerin yüzde 28’inde kadınların olduğu bilgisini de verdi.


Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu ile Tenis Profesyonelleri Derneği arasında ortaklık anlaşması imzalandı

Yıllarca sürecek ortaklığın imzalanması sırasında iki taraf (Şarku’l Avsat)
Yıllarca sürecek ortaklığın imzalanması sırasında iki taraf (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu ile Tenis Profesyonelleri Derneği arasında ortaklık anlaşması imzalandı

Yıllarca sürecek ortaklığın imzalanması sırasında iki taraf (Şarku’l Avsat)
Yıllarca sürecek ortaklığın imzalanması sırasında iki taraf (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), Suudi Arabistan’ın en büyük uluslararası spor etkinliklerine ev sahipliği yapma çabasının parçası olarak Çarşamba günü, Tenis Profesyonelleri Derneği (ATP) ile birkaç yıllık bir ‘stratejik ortaklığı’ anlaşması imzaladığını duyurdu.

İki taraf ortak bir açıklama yaparak “Büyük ortaklık, Kamu Yatırım Fonu'nun, Profesyonel Tenisçiler Derneği’nin resmi sponsor olmasını sağlayacak ve oyuncuların sezon boyunca performanslarını ve başarılarını kutlamalarını sağlayacak” dedi.

Açıklamada, “Kamu Yatırım Fonu, Indian Wells, Miami, Madrid, Pekin, Latin Amerika'daki ATP Turu etkinlikleri ve ATP Dünya Turu Finalleri ile işbirliği yapacak, bunun yanı sıra Profesyonel Tenisçiler Birliği'nin 2027 yılına kadar Cidde'de Yeni Nesil Finalleri de düzenleyecek” denildi.

Profesyonel Tenisçiler Derneği CEO'su Massimo Calvelli, “Kamu Yatırım Fonu ile stratejik ortaklığımız tenis için önemli bir anı temsil ediyor. Sporun geleceğini destekleme taahhüdüyle birlikte bu, Kamu Yatırım Fonu'nun gelecek nesle yönelik taahhüdü ve herkes için yenilik ve fırsatların oluşturulmasıyla, ilerleme için yeni bir geçiş dönemi için sahne hazır” dedi.

Geçtiğimiz Ağustos ayında Tenisçiler Birliği, 21 yaş altı oyunculara yönelik Yeni Nesil Şampiyonası finallerinin 2027 yılına kadar Cidde'de düzenleneceğini ve ödüllerin değerinin 2 milyon dolar gibi rekor bir miktara çıkacağını duyurmuştu.

Tenis, Suudi Arabistan’da hızlı bir büyümeye tanık oluyor. 2019-2023 yılları arasında kayıtlı oyuncu sayısı yüzde 46 artarak 2 bin 300 sporcuya ulaştı.


Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Macron’la bölgesel ve uluslararası meseleleri ve bunların yansımalarını görüştü

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Macron’la bölgesel ve uluslararası meseleleri ve bunların yansımalarını görüştü

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, dün Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan bir telefon aldı.

Görüşmede, Suudi Arabistan ile Fransa arasındaki ilişkiler gözden geçirilerek, bunları ve işbirliğini çeşitli alanlarda geliştirmenin yolları ele alındı.

Birçok ortak ilgi alanının tartışıldığı görüşmede, bölgesel ve uluslararası birçok konu, bunların son dönemdeki yansımaları ve güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik yapılan çalışmalar hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.


Avusturya Dışişleri Bakanı Schallenberg, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Suudi Arabistan bizim stratejik ortağımızdır ve bölgenin güvenliğini sağlamak için birlikte çalışıyoruz’

Avusturya Dışişleri Bakanı Alexander Schallenberg (Şarku’l Avsat)
Avusturya Dışişleri Bakanı Alexander Schallenberg (Şarku’l Avsat)
TT

Avusturya Dışişleri Bakanı Schallenberg, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Suudi Arabistan bizim stratejik ortağımızdır ve bölgenin güvenliğini sağlamak için birlikte çalışıyoruz’

Avusturya Dışişleri Bakanı Alexander Schallenberg (Şarku’l Avsat)
Avusturya Dışişleri Bakanı Alexander Schallenberg (Şarku’l Avsat)

Avusturya Dışişleri Bakanı Alexander Schallenberg, Gazze’deki insani durumun ‘felaket’ olduğunu söyleyerek, Riyad ile Viyana arasındaki ilişkiler stratejisini ve Ortadoğu bölgesindeki mevcut gerilimleri kontrol altına almak için birlikte çalışma stratejisine dikkati çekti. Tel Aviv’in Filistinlilere uyguladığı çifte standartların haksız olduğunu belirten Schallenberg, Batı Şeria’daki yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı.

Schallenberg, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “İsrailli yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen şiddet eylemleri kabul edilemez ve failleri hesap vermeli. Aşırılık yanlısı İsrailli yerleşimcilere yönelik yaptırımları güçlü bir şekilde destekliyorum” diyerek, aynı zamanda 7 Ekim’de yaşanan olayın sonuçlarından da Hamas’ı sorumlu tuttu.

Ülkesinin UNRWA’ya sağladığı fonun askıya alınmasıyla ilgili olarak Schallenberg, yöneltilen suçlamalara ilişkin bağımsız ve kapsamlı bir soruşturma yürütülmesinin gerekli olduğunu söyledi. Hükümetinin fonları geri çekmediğini, bunun yerine ajansa fon sağlamayı geçici olarak durdurduğunu belirterek, Avusturya’nın 7 Ekim’den bu yana Gazze ve bölgedeki sivil halka 13 milyon euroluk ek insani yardım sağladığını açıkladı.

İkili ilişkiler düzeyinde ise Schallenberg, “Suudi Arabistan, Avusturya için önemli bir ortaktır. Ekonomik açıdan iddialı Suudi 2030 Vizyonu, Avusturya kurumları ve şirketlerine, özellikle yenilenebilir enerjiye, ilgi çekici fırsatlar sunmaktadır. Avusturya’yı 2023 yılında 200 bine yakın Suudi turist ziyaret etti. Viyana Üniversitesi’ndeki köklü arkeolojik misyonumuzun, Tebük bölgesindeki köy sahasındaki çalışmalarına yeniden başlandı” dedi.

Öte yandan Schallenberg, Husilerin Kızıldeniz’deki gemilere yönelik saldırılarını pervasız ve rastgele olarak nitelendirirken, bunların uluslararası hukuku ihlal ettiğini, bölgesel güvenliğe zarar verdiğini ve küresel ticaretin yüzde 15’ini tehdit ettiğini belirtti. Ayrıca ticari gemilerin Ümit Burnu’na yönlendirilmesinin, gıda, ilaç ve enerji fiyatlarında küresel olarak artışa yol açtığını vurguladı.

ABD eski Başkanı Donald Trump’ın NATO’nun Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yaptığı yardımın, maddi tazminata bağlanması yönündeki açıklamalarına ilişkin olarak ise Schallenberg, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarını frenlemek için Washington’un güçlü ortaklara ihtiyacı olduğunu vurguladı.

Alexander Schallenberg ayrıca, “Şu anda Rusya ve Ukrayna arasında yapıcı bir diyalogdan çok uzaktayız. Ağustos 2023’te Ulusal Güvenlik Koordinatörü düzeyinde Cidde toplantısını düzenleyen Suudi Arabistan gibi kilit aktörler de dahil olmak üzere tüm aktörlerin görüşmeye dahil edilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Ukrayna’yı insani alanda destekledik, ancak askeri tarafsızlığımız nedeniyle asla askeri teçhizat açısından destek vermedik” açıklamasında bulundu.

İşte Avusturya Dışişleri Bakanı Alexander Schallenberg’in Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın tamamı;

-İsrail’in Gazze, Refah ve Han Yunus’a yönelik saldırıları konusunda Avusturya’nın tutumu nedir?

*Gazze’deki her geçen gün daha da kötüleşen felaket niteliğindeki insani durumdan derin endişe duyuyorum. Orada tanık olduğumuz muazzam insani acılar kimseyi bu konuya donuk bırakamaz. Filistinli sivil nüfusa yardım etmek ve onları korumak için elimizden gelen her şeyi yapmamız zorunludur. Bu, İsrail için de geçerli. İsrail’in, Hamas’ın barbar terörüne karşı uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukuk uyarınca kendisini savunma hakkını kabul ederken, sivillerin korunmasının da güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyoruz. İsrail, daha fazlasını yapmalı ve ordu, askeri ve sivil hedefler arasında net bir ayrım yapmalıdır. Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden sürülmesi çağrısının çözüm olmadığı açıktır. Acilen ihtiyacımız olan şey, güney üzerinden Gazze’ye daha fazla yardım (yiyecek, su ve tıbbi bakım) ulaştırmak için insani bir ateşkestir.

dsfvdf
Avusturya Dışişleri Bakanı, Riyad’da Suudi mevkidaşı ile bir araya geldi (Arşiv- Şarku’l Avsat)

Planlanan kara saldırısına gelince, İsrail açısından Refah’ta Hamas’a ve sivillerin arkasına saklanan teröristlere karşı önlem alınması gerektiğini anlıyorum. Dünyanın hiçbir ülkesi 7 Ekim’de yaşananları kabul etmeyecektir. Ancak sivil halkı Gazze’nin güneyine kaçmak zorunda bırakıp, ardından güneyin saldırı bölgesi ilan edilmesi benim anlayabileceğim bir mantık değil. İsrail hükümeti, güney Gazze’deki sivil nüfusu nasıl korumayı planladığı konusunda inandırıcı bir planı masaya koymalı. Bölge ziyaretimde bu planın savunuculuğunu yapacağım.

Aynı zamanda sivil halkın acılarına çifte standart uygulamanın gereksiz olduğunu düşünüyorum. İnsanların çektiği acıların hiyerarşisi yoktur. Yaklaşık beş aydır Gazze’de hala 130’dan fazla rehinenin tutulduğunu unutmamalıyız; aralarında Avusturyalı iki çocuk babası da var. Hamas bir terör örgütüdür ve amacı İsrail’de ve Gazze’de yıkım, korku, acı ve sefalet yaymaktır. Masum Filistinlilerle, erkeklerle, kadınlarla ve çocuklarla yaptıkları ticaret de dahil olmak üzere onların ticareti ölümdür.

-Bazı gözlemciler, Avusturya’nın UNRWA’ya yaptığı yardımın durdurulmasına ilişkin gerekçelerin ikna edici olmadığına inanıyor. Ajansı finanse etmeye ne zaman devam edeceksiniz?

*Hamas’ın 7 Ekim’de başlattığı saldırıda UNRWA çalışanlarının parmağı olduğuna ilişkin iddialar son derece kaygı verici. Başta Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri olmak üzere UNRWA ve Birleşmiş Milletler adına tam şeffaflık çağrısında bulunuyoruz. Bu bizim için çok üzücü, çünkü biz Avusturya vatandaşlarının BM ile özel bir ilişkisi var. BM’nin genel merkezlerinden birine Viyana’da ev sahipliği yapıyoruz. Ancak bu suçlamalarla ilgili bağımsız ve kapsamlı bir soruşturma yapılması gerekiyor. Tüm iddialar incelenene ve ortaya çıkan sonuçlar netlik kazanana kadar Avusturya, uluslararası ortaklarla koordineli olarak UNRWA’ya yapılan tüm ek ödemeleri askıya aldı. Bir kez daha açıklığa kavuşturmak gerekirse, parayı geri çekmedik, bunun yerine ödemeyi şimdilik durdurduk ve soruşturmanın sonuçlarını bekliyoruz. Ne olursa olsun Avusturya, diğer uluslararası yardım kuruluşları, Dünya Gıda Programı ve Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu aracılığıyla Gazze’deki sivil nüfusu desteklemeye devam ediyor. Avusturya, insanların çektiği acıları hafifletmek amacıyla 7 Ekim’den bu yana Gazze ve bölgedeki sivil halka 13 milyon euroluk ek insani yardım sağladı.

-İsrailli yerleşimcilerin Filistin’de uyguladığı şiddeti nasıl değerlendirirsiniz?

* Batı Şeria’daki yerleşimler uluslararası hukuka aykırı. İsrailli yerleşimcilerin uyguladığı şiddet eylemleri kabul edilemez ve failleri hesap vermeli. Aslında aşırıcı İsrailli yerleşimcilere yönelik yaptırımları güçlü bir şekilde destekliyorum ve bunu başından beri de söyledim.

-İsrail’in bölgede yarattığı gerilim, savaşın kapsamını ne kadar genişletebilir?

*Savaşı kimin çıkardığını unutmamak gerekiyor. Hamas’ın 7 Ekim’de başlattığı saldırı, Ortadoğu’daki mevcut gerilimlerden bağımsız olarak suçu yalnızca İsrail’e atmıyor, meseleleri aşırı basite indirgemek anlamına geliyor. Gerçekten de diğer bölgesel aktörler, Hamas saldırısını kendi siyasi gündemlerini sürdürmek için bir fırsat olarak kullandılar. Husilerin ticari gemilere yönelik saldırıları bu pervasız davranışın bir örneğidir. Bölge, gerilimin daha da artmasına tahammül edemez. Geçtiğimiz haftalarda iki kez görüştüğüm Suudi Dışişleri Bakanı Prens Bin Farhan da dahil olmak üzere Arap ortaklarla yaptığım ikili görüşmelerde, bu kısır döngüye son verme yönündeki ortak hedefimizin net olmasını büyük takdirle karşılıyorum.

swevfedv
Avusturya Dışişleri Bakanı, Riyad’da Suudi mevkidaşı ile bir araya geldi (Arşiv- Şarku’l Avsat)

-Kızıldeniz’de seyrüseferi güvence altına almak için ABD liderliğindeki koalisyon hakkında ne düşünüyorsunuz?

*Husilerin Kızıldeniz’deki sivil kargo gemilerine yönelik pervasız ve ayrım gözetmeyen saldırıları uluslararası hukuku ihlal ediyor. Bölgesel güvenliği baltalıyor ve küresel ticareti ve tedarik yollarını tehdit ediyor. Dolayısıyla Kızıldeniz’deki güvensizliğin küresel ekonomi ve refah üzerinde büyük etkisi var. Çoğu çatışmanın sadece bölgesel olmadığını görebiliyoruz ve bu belki de yirmi birinci yüzyılın özel bir özelliğidir. Tıpkı Rusya’nın saldırgan savaşının küresel yansımaları olduğu gibi Orta Doğu’daki çatışmanın da etkileri var. Husi saldırıları nedeniyle ticari gemiler, Ümit Burnu’na yönlendirilmek zorunda kaldı. Bu durumun maliyeti yüksektir ve dünya genelinde gıda, ilaç ve enerji fiyatlarının daha yüksek olmasına yol açmaktadır.

ABD liderliğindeki Refah Muhafızı operasyonu, Kızıldeniz’de seyrüsefer özgürlüğünün sağlanmasına yönelik uluslararası çabaların omurgasını oluşturuyor. Ayrıca Avrupa Birliği (AB), bölgedeki deniz güvenliğine katkı sağlamak amacıyla hızla ASPIDES operasyonunu başlattı. Avusturya, küresel ticarette güvenliği desteklemek amacıyla ticari gemileri denizdeki saldırılardan korumayı amaçlayan bu deniz varlığına katılacak.

-Suudi Arabistan- Avusturya ilişkilerinin geleceği nedir? En önemli işbirliği alanları nelerdir? İki ülke arasında üzerinde çalışılan bir işbirliği projesi var mı?

*Suudi Arabistan, Avusturya için önemli bir ortaktır ve iki ülke arasında özellikle siyasi ve ekonomik alanlardaki yakın ilişkileri takdir ediyorum. Geçtiğimiz aylarda çok sayıda üst düzey ikili ziyaret gerçekleşti. Ekonomik açıdan bakıldığında iddialı Suudi 2030 Vizyonu, özellikle yenilenebilir enerji söz konusu olduğunda Avusturyalı işletmelere ve şirketlere ilginç fırsatlar sunuyor. Avusturya uzun yıllara dayanan deneyime sahip ve bu alanda iyi durumda olan birçok şirkete sahipken, iki ülke arasındaki temaslar da yoğunlaşıyor. 2023 yılında yaklaşık 200 bin Suudi turist, Avusturya’yı ziyaret etti. Avusturya’nın Riyad Büyükelçiliği de Krallık’taki Suudi ve Avrupalı ​​ortaklarla çok çeşitli kültürel projeler uygulayarak ikili kültürel alışverişi geliştirmek için çalışıyor. Bu vesileyle, Viyana Üniversitesi’ndeki köklü arkeolojik misyonumuzun, Tebük bölgesindeki köy sahasında çalışmalarına yeniden başlandı.

-Körfez- Avrupa Bakanlar Konseyi toplantıları ne gibi sonuçlar doğurdu? Şu anda ortak bir proje yürütülüyor mu?

*Bu düzenli bakanlar düzeyindeki toplantılar, AB ile Körfez ülkeleri arasındaki stratejik işbirliğini güçlendirmeyi, koordine etmeyi ve genişletmeyi amaçlıyor. Ortaklığımız ticaret, enerji ve yeşil geçiş gibi karşılıklı çıkarları ilgilendiren birçok konuyu kapsamaktadır. Geçen yılki toplantı, Hamas’ın İsrail’e saldırısıyla aynı zamana denk gelen 7 Ekim’den hemen sonra Maskat’ta yapılmıştı. Bu koşullar altında olağanüstü bir toplantıydı. Ancak bu, Körfez ülkeleri ve Avrupa’nın hem İsrailliler hem de Filistinliler için iki devletli çözümü yeniden canlandırma konusundaki kararlılığını ortaya koydu. Hepimiz istikrarlı ve müreffeh bir Orta Doğu istiyoruz. Bu, aynı zamanda Arap ülkeleri ile İsrail arasında devam eden normalleşmeyi de içeriyor elbette.

-Donald Trump’ın, NATO’nun AB ülkelerine yaptığı yardımın, maddi tazminata bağlanması yönündeki açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

*NATO’nun diğer tarafıyla ilgili açıklamaların özellikle seçim öncesi abartılmaması gerekiyor. Özellikle seçim öncesi dönemde ABD gibi küresel bir oyuncunun bile güçlü ortaklara ihtiyacı var ve Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığı göz önüne alındığında, birbirimize yakın durmamız her zamankinden daha önemli. Avusturya bu transatlantik ortaklığı güçlendirmeye tamamen kararlıdır. Biz NATO’da müttefik değiliz. Ancak demokratik değerler ve ortak çıkarlar çerçevesinde birleştiğimiz ABD ile yakın ilişkilerimize değer veriyoruz.

-Rusya karşısında Ukrayna’ya silahlı maddi desteğinize rağmen Rusya ile diyalog kapısının açık tutulmasını talep ediyorsunuz. Bunun sırrı nedir?

*Savaşlar nadiren savaş alanında, çoğunlukla da müzakere masasında biter. Bu amaçla, iletişim kanallarını sürdürmek için BM ve hem Rusya’nın hem de Ukrayna’nın bağlı olduğu Viyana merkezli Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı gibi diyalog platformlarına ihtiyacımız var. Bu en iyi haliyle klasik çoğulculuktur. Kendi dış politikamızın ‘yankı odalarına’ girme eğiliminin hayatlarımıza yönelik bir tehdit olduğuna inanıyorum. Elbette şu anda Rusya ile Ukrayna arasında yapıcı bir diyalog yürütmekten çok uzaktayız. Ağustos 2023’te Ulusal Güvenlik Koordinatörü düzeyinde Cidde toplantısını düzenleyen Suudi Arabistan gibi büyük aktörler de dahil olmak üzere tüm aktörlerin görüşmeye dahil edilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.

Ancak bir şey çok açık: Ukrayna müzakereleri Ukrayna olmadan yürütülemez. Rusya’nın egemen bir ülkeyi, neo-emperyalist güdüsüyle, bu ülkenin var olma hakkına sahip olmadığına inanarak işgal ettiğini unutamayız. Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü yasadışı ve haksız saldırı savaşında uluslararası hukuku ve insancıl hukuku bariz bir şekilde ihlal etmesi karşısında Avusturya, siyasi açıdan tarafsız kalamaz ve kalmayacaktır. Ukrayna’yı ilk günden itibaren insani alanda güçlü bir şekilde destekledik. Ancak askeri tarafsızlığımız nedeniyle hiçbir zaman askeri teçhizat konusunda desteklemedik.

-Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik savaşının Avusturya’nın güvenliği ve ekonomisi üzerindeki etkisi nedir?

*Size bir örnek vereyim: Ukrayna’nın Lviv şehri Viyana’ya Avusturya’nın batı kesiminden daha yakın. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik savaşının başlangıcından bu yana, yerinden edilmiş 107 bin Ukraynalı Avusturya’da kayıt altına alındı. Yaklaşık 70 bin kişi şu anda Avusturya’da ikamet ediyor ve 40 binden fazla kişi destek alıyor. Gördüğünüz gibi bu savaş sadece Avusturya’yı değil tüm Avrupa’yı etkiledi. Ancak bu bir Avrupa savaşı değil. Ancak etkileri küresel ölçeğe ulaştı. Küresel gıda fiyatlarını veya enerji güvenliğini düşünün. Rusya’nın yakın çevremiz olan Batı Balkanlar’da yarattığı istikrarsızlığa da tanık oluyoruz. Bu da endişeyle takip ettiğimiz bir diğer gelişme.

-Bazı tarafsız Avrupa ülkelerinin NATO’ya katılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

*Her ülkenin kendi tarihi ve kendi coğrafi konumu vardır. Rusya’nın doğrudan tehdidine ve Ukrayna’ya yönelik askeri saldırganlığına yanıt olarak Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılma kararına saygı duyuyoruz. Ancak Avusturya’nın durumu farklı. Askeri tarafsızlık ve Avrupa dayanışması güvenlik politikamızın ayırt edici özellikleridir ve biz buna çok değer veriyoruz. En önemlisi, hiçbir zaman siyasi ve ideolojik olarak tarafsız olmadık. Uluslararası hukuk kırmızı çizgimiz olmaya devam ediyor. BM Tüzüğü saldırıya uğradığında asla sessiz kalmayacağız. AB’nin onursal üyesi ve NATO’nun uzun vadeli ortağı olarak, kriz yönetimi görevlerinde kuvvetler ve polisle birlikte çalışmak da dahil olmak üzere, Avrupa ve ötesinde barış ve güvenliğe katkıda bulunmaya devam edeceğiz.

-Avusturya’nın Sudan krizi konusundaki tutumu nedir?

*Şu anda sorunlu alanlara inanılmaz derecede odaklanıyoruz. Ancak Ukrayna’da, Ortadoğu’da ve Sahel’de olup bitenlerin ortasında, çok endişe verici diğer gelişmeleri de unutmamalıyız. Sudan Silahlı Kuvvetleri ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki silahlı çatışma, Sudan’ı sivil halk için insani bir kabusa sürükledi. Her iki tarafı da saldırıları derhal durdurmaya, müzakere masasına dönmeye ve sivil yönetime sorunsuz ve hızlı bir geçişin önünü açmaya çağırıyoruz. Ancak aynı zamanda, ağır insan hakları ve insancıl hukuk ihlallerinin faillerinden, hangi savaşan gruba mensup olduklarına bakılmaksızın hesap sorulmalıdır.


Suudi Arabistan Enerji Bakanı: Ülkede yüzde 75 yerelleşme oranına ulaşmak için en iyi fırsat enerji sektöründe

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, İnsan Kapasitesi Girişimi Konferansı’nda konuşuyor (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, İnsan Kapasitesi Girişimi Konferansı’nda konuşuyor (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Enerji Bakanı: Ülkede yüzde 75 yerelleşme oranına ulaşmak için en iyi fırsat enerji sektöründe

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, İnsan Kapasitesi Girişimi Konferansı’nda konuşuyor (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, İnsan Kapasitesi Girişimi Konferansı’nda konuşuyor (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, insan kaynaklarını geliştirmenin herhangi bir toplumun kalkınmasını belirleyen en önemli ölçü olduğunu söyleyerek, eğitim ve öğretimdeki boşlukların doldurulması gerektiğini vurguladı.

Prens Abdulaziz, bugün başkent Riyad’da düzenlenen İnsan Kapasitesi Girişimi Konferansı sırasında, “Yeni 150 bin istihdam yaratılacak. Bu yalnızca endüstriyel veya yenilenebilir enerji tesislerinde değil. Ama pek çok işin yerelleştirme programları aracılığıyla olacağını görüyoruz” dedi.

2030 yılına kadar işlerin yüzde 75’ini yerelleştirmeyi amaçlayan bir programa da bağlı olduklarını söyleyen bakan, enerji sektörünün diğer tüm sektörlerden daha fazla, yüzde 75 oranında yerelleştirmeye ulaşmak için en iyi fırsata sahip olduğuna dikkat çekti.

Küresel rakamlara göre enerji sektöründe kadınların yalnızca yüzde 15’inin istihdam edildiğini ifade eden bakan, Suudi Arabistan’da bu rakamın bundan çok daha düşük olduğunu açıkladı.

Prens Abdulaziz, “İnsan becerilerinin geliştirilmesi için ilgili tüm taraflarla işbirliği yapıyoruz” diye ekledi.

Konferans, küresel değişimler ışığında insan yeteneklerinin karşılaştığı en belirgin zorlukları ve küresel işgücü piyasasının geleceğinin gerektirdiği becerileri ele alacak.