Blinken, Abbas ile Merkezi Komite’nin gerilime neden olan kararlarını görüştü

Filisitin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile geçen mayıs ayında Ramallah’ta bir araya geldi. (Getty)
Filisitin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile geçen mayıs ayında Ramallah’ta bir araya geldi. (Getty)
TT

Blinken, Abbas ile Merkezi Komite’nin gerilime neden olan kararlarını görüştü

Filisitin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile geçen mayıs ayında Ramallah’ta bir araya geldi. (Getty)
Filisitin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile geçen mayıs ayında Ramallah’ta bir araya geldi. (Getty)

ABD, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın gelecek pazar günü yapılması beklenen ‘Merkezi Komite’ oturumunda ‘gerilimi artıracak’ kararlar almasından endişeli. Konuyu yakından takip eden Filistinli bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada ABD’nin söz konusu endişe nedeniyle Abbas’tan ‘beklemesini ve bölgede barış çabalarını ilerletmek için fırsat tanımasını’ istediğini söyledi.
Söz konusu talep, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Ebu Mazen’e (Mahmud Abbas) arasında pazartesi günü geç saatlerde gerçekleşen telefon görüşmesinde iletildi. Blinken daha sonra, Merkezi Komite oturumu tarafından bölgede hız verilen siyasi eymenler kaspmaında, İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid ile temasa geçti. Ayrıca Fetih Hareketi Merkezi Komitesi Genel Sekreteri Cibril er-Racub ile Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri arasında bir toplantı ve Fetih Merkezi Komite üyesi Hüseyin eş-Şeyh ile Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov ile de  bir telefon görüşmesi gerçekleştirildi.
Filistinli kaynak, ABD yönetiminin yaklaşmakta olan Merkezi Komite kararlarından endişe duyduğunu ve Devlet Başkanı Abbas’ın ‘siyasi bir ufuk eksikliği ortasında’ tgerilim artırıcı kararlar alacağından korktuğunu ifade etti. Kaynak açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bu yüzden kendilerine bir şans verilmesini istediler. Sadece ABD’liler için değil, aksine tüm ilgili taraflar için. Liderlikten beklemeleri, karar almamaları veya Merkezi Komite’nin önceki kararlarını etkinleştirmeleri de talep edildi.”
Blinken’in Abbas ile yaptığı görüşmenin ‘ABD yönetiminin barış sürecine bağlı olduğu’ izlenimini vermeyi amaçladığını vurgulayan kaynak, Filistin’de gerginliği artırmaya  gerek olmadığını ancak pratik olarak herhangi bir atılım veya belirli vaatlerde bulunmadığını kaydetti.  
Abbas, Blinken’ın ‘İsrail’in eylemlerinin ABD’nin yavaş hareket etmesini beklemeye izin vermeyebileceği’ yönündeki talebine de yanıt verirken resmi bir başkanlık bildirisine göre ‘mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını’ söyledi. Abbas ayrıca  İsrail’in Filistin Devleti topraklarını işgaline son vermesinin, yerleşim faaliyetlerini ve yerleşimcilerin saldırı ve terörünü durdurmasının gerekli olduğuna dikkat çekerken, Kudüs’ün tarihi statüsüne de saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Filistinlilerin Kudüs mahallelerinden kovulmasına son vermenin, cesetlere el konulmasını durdurmanın, vergi stopajını sonlandırmanın ve Filistin ekonomisini boğmaya son vermenin gerektiğini bildirdi.
Abbas ayrıca İsrail’in iki devletli çözümü baltalayan tek taraflı uygulamalarına son verilmesi, iki taraf arasında imzalanan anlaşmaların uygulanmasına geçilmesi ve uluslararası meşruiyet kararlarına uygun olarak gerçek bir siyasi süreç başlatmak için Uluslararası Dörtlü Komite’nin bakanlar düzeyinde toplantılarının gerçekleştirilmesi gerektiğini de söyledi. “Merkezi Komite, durumu değerlendirecek ve Filistin halkının hak ve çıkarlarını korumak için gerekli kararları alacak” ifadesini kullandı.
Yayınlanan resmi bildiride, Blinken’ın ABD’nin iki devletli çözüme bağlılığına ve siyasi bir ufuk yaratmanın önemine dikkat çektiği belirtildi. Bildiriye göre Blinken, Abbas’a Biden idaresinin Filistin yönetiminin tanık olduğu siyasi ve ekonomik zorlukların farkında olduğunu iletti. Filistin yönetimine ait bölgelere yerleşimleri, yerleşimci saldırılarını ve işgalleri kabul etmediklerini vurgulayan Blinken, ABD yönetiminin Doğu Kudüs’teki ABD Konsolosluğu’nu yeniden açma taahhüdüne dikkat çekti.
Blinken, Filistinlilerin karşılaştığı zorlukları Başkan Biden’a ve yönetimindeki yetkililere ileteceğini söylerken bölgede barışın ve istikrarın sağlanması amacıyla tüm ilgili taraflarla temasa geçeceğini ve herkesle ortaklaşa çalışacağını vurguladı. Filistin tarafından yapılan resmi açıklamada, Blinken’in reformlarla ilgili konuşması görmezden gelinirken ABD Dışişleri Bakanlığı ise Blinken’ın Abbas ile yaptığı görüşmede Filistin yönetimi içerisindeki reform ihtiyacını ele aldığını açıkladı.
Blinken, Abbas ile görüşmesinin ardından, aynı gece Lapid’i arayarak kendisiyle İsrail- Filistin ilişkilerini görüştü. ABD’nin Merkezi Komite’nin gerilimi düşürme girişimi, Merkezi Komite’nin önemli kararlar almada önceliğe sahip olduğu gerçeği çerçevesinde geldi.
En yüksek Filistin yasama organı sayılan Filistin Merkezi Komitesi, ‘başkenti Doğu Kudüs olan 4 Haziran 1967 sınırlarında bir Filistin Devleti tanınana kadar’ İsrail Devleti’nin tanınmasının askıya alınması da dahil olmak üzere, daha önce Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve Filistin Ulusal Otoritesi’nin işgalci güçle yaptığı anlaşmalara yönelik tüm yükümlülüklerini sona erdirmeye karar vermişti. Ayrıca güvenlik koordinasyonunu tamamen durdurma kararı almıştı.
Merkezi Komite, toplantısını 6 Şubat’ta gerçekleştirecek. FKÖ’nün yürütme komitesi üyesi ve Fetih Hareketi’nin Merkezi Komite üyesi olarak Azzam el-Ahmed, gelecek pazar günü Merkezi Komite toplantısının hazırlıklarını tamamladı ve tüm taraflara davetiye gönderdi. Aynı şekilde Komite’nin toplantı gündemi de tamamlandı.
Merkezi Komite’nin gündeminde, bazı ismlerin istifa etmesi, bazılarının da yaşamını yitirmesi  sonrasında Ulusal Konsey’in diğer üyelerini, Yürütme Kurulu üyelerini, Ulusal Konsey başkanını ve yardımcısını seçmenin yanı sıra ABD ile İsrail ile olan ikili ilişki, bölünme ve FKÖ’nün kurumlarını geliştirme ve etkinleştirme konuları da yer alacak.
Ahmed, İsrail ve ABD ile ilişkilerde gözden geçirilmesi gereken kararlar olduğunu ve bunların Merkezi Komite oturumunun gündemine de ele alındığını bildirdi. Azzam el-Ahmed sözleirni şöyle sürdürdü:
“Meydaa gelen ihlaller, Filistin davasını tasfiye etme amaçlıdır. Uluslararası sözleşmelere uygun olarak mevcut tüm yöntemlerle mücadele etmeye devam edeceğiz. Merkezi Komite karşısında tüm seçenekler açık ve kararlara uygulama mekanizmaları eşlik edecek.”
ABD’liler, Abbas’ın siyasi sürecin uygulanmasından ümidini kesmemesini ve gerginliği düşürmesini sağlamak isterken diğer bazı ülkeler de Merkezi Komite ve barış süreciyle ilgili tartışma hattına dahil oldular. Fetih Merkezi Komite üyesi ve Sivil İşler Bakanı Hüseyin eş-Şeyh, Abbas ve Blinken arasındaki telefon görüşmesi ve Merkezi Komite konferansı doğrultusunda  Rusya Devlet Başkanlığı Ortadoğu ve Afrika Özel Temsilcisi ve Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov ile temasa geçti. Şeyh, görüşmede Dörtlü Komite’nin toplanmasını istedi. Aynı şekilde Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri de 1 Şubat’ta Kahire’deki Dışişleri Bakanlığı binasında Fetih Hareketi Merkezi Komitesi Genel Sekreteri Cibril er-Racub ile görüşmelerde bulundu.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Ahmed Hafız, Racub’un Dışişleri Bakanı’na Filistin topraklarındaki son gelişmeler, Filistin arenasının ilerleyen günlerde tanık olacağı zorluklar ve kazanımlar hakkında bilgi verdiğini aktardı. Tarafların, siyasi sürecin gidişatını değiştirme fırsatları ve Filistin davasıyla ilgili taraflarla temaslar hakkındaki vizyonları da görüştüğünü bildirdi. Şukri yaptığı açıklmada Filistin ve İsrail tarafları arasındaki müzakere sürecini canlandırmak için uygun ortamın sağlanması gerektiğini vurguladı.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.