Batı Afrika darbe dalgası Gine-Bissau’yu vurdu

ECOWAS, Batı Afrika’daki askeri darbe dalgasını görüşmek için Nijerya’da olağanüstü bir zirve düzenliyor

Gine-Bissau Cumhurbaşkanı Umaro Sissoco Embalo, başarısız darbe girişiminin ardından saldırıya karışanların ‘uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı kişiler’ olduğunu belirtti (AFP)
Gine-Bissau Cumhurbaşkanı Umaro Sissoco Embalo, başarısız darbe girişiminin ardından saldırıya karışanların ‘uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı kişiler’ olduğunu belirtti (AFP)
TT

Batı Afrika darbe dalgası Gine-Bissau’yu vurdu

Gine-Bissau Cumhurbaşkanı Umaro Sissoco Embalo, başarısız darbe girişiminin ardından saldırıya karışanların ‘uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı kişiler’ olduğunu belirtti (AFP)
Gine-Bissau Cumhurbaşkanı Umaro Sissoco Embalo, başarısız darbe girişiminin ardından saldırıya karışanların ‘uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı kişiler’ olduğunu belirtti (AFP)

Gine-Bissau’da geçen salı günü ordunun Cumhurbaşkanı Umaro Sissoco Embalo’nun yer aldığı hükümet toplantısını kuşatması sonucu meydana gelen başarısız darbe girişimi sonucu en az 8 kişi hayatını kaybetti. Darbeciler ve Cumhurbaşkanına bağlı askerler arasında 5 saat boyunca çatışmalar yaşanırken, çok sayıda saldırgan teslim oldu ve bazı saldırganlar ise kaçtı. Bu darbe girişimi, başarısız olmasına rağmen, Mali ve Gine’deki iki darbenin ardından Burkina Faso’daki başarılı darbeden bir hafta sonra Batı Afrika’daki durumu karmaşık hale getirdi. 1974 yılında Portekiz’den bağımsızlığını ilan eden Gine-Bissau’nun uzun bir siyasi şiddet geçmişi var. Öyle ki bağımsızlığından bu yana 4 askeri darbeye tanık oldu. 2020’deki ilk barışçıl iktidar dönüşümünü kutluyordu ve bu durum, Atlantik Okyanusu kıyısındaki fakir Afrika ülkesinde benzeri görülmemiş cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra mevcut cumhurbaşkanının iktidara gelmesini sağladı.
Orduda eski bir general olan Embalo, iktidara geldikten sonra ülkede reformlar yapacağını açıklamıştı. Ancak birçok siyasi karmaşa ve askeri kuruluş içinde kanat çatışması ile karşı karşıya kaldı. Uyuşturucu kaçakçılığı çetelerinin on yıllardır köklü bir etkiye sahip olduğu bir ülkede, ‘kaçakçılara karşı savaş’ ilan etmesi de bu zorlukları artırdı. Burası, Güney Amerika’dan Avrupa ve ABD’ye uyuşturucu taşımak için önemli bir istasyon olarak sayılıyor. 2013 yılında ABD Deniz Kuvvetleri, Gine-Bissau’daki Deniz Kuvvetleri Komutanı José Tchuto’yu gözaltına aldı. Tchuto, Atlantik Okyanusu’nda büyük miktarlarda uyuşturucu kaçakçılığı yapıyordu. Yargılanarak 4 yıl hapis cezasına çarptırıldığı ABD’ye götürüldü. 2016’da serbest bırakılıp ülkesine geri döndü.
Cumhurbaşkanı Embalo, başarısız darbe girişiminin ardından düzenlediği basın toplantısında açıktı. Yaşananların ‘iyi organize edilmiş ve iyi planlanmış bir saldırı’ olduğunu söyledi ve açıkça darbe girişimine karışanların, ‘uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı kişiler’ olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı ayrıca, bu kişilerin ülkede uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele için alınan tedbirlerden rahatsız olduklarını vurguladı.
Gine Bissau, ağırlıklı olarak kokain ticaretiyle iştigal eden organize suç örgütlerinin, silahlı kuvvetler aracılığıyla siyaseti ve ülke yönetimini büyük oranda kontrol edebildikleri bir ülke haline gelmiş durumda.
Afrika'nın "narko devleti" olarak addedilen Gine Bissau, 2000'li yılların ortasında Güney Amerika'dan Avrupa'ya giden uyuşturucu ticaretinin ana transit arterlerinden biri haline geldi.
Yaklaşık 2 milyonluk nüfusa sahip olan ülkede 1974'te Portekiz'den bağımsızlığını kazanmasından bu yana 10 darbe veya darbe girişimi yaşandı.
Embalo, bazı yetkililer ve ordu liderleriyle çevrili cumhurbaşkanlığı sarayından konuşuyordu ve saldırının faillerinin, kendisini ortadan kaldırmak istediğini söyledi. Cumhurbaşkanı, “Sadece darbe yapmak istemediler, cumhurbaşkanını, başbakanı ve bakanları öldürmek istediler” dedi. Darbe girişimi, muhalifleri öfkelendiren bir kabine değişikliğinden birkaç gün sonra hükümetin düzenlediği toplantı sırasında gerçekleşti.  Kabine değişikliği, fırtınalı bir siyasi krize neden olmuştu. Ağır topların kullanıldığı ve şiddetli çatışmaların yaşandığı darbe girişimi, salı günü 5 saat sürdü. Sonuç olarak güvenlik ve askeri kaynakların açıklamalarına göre en az 6 kişi öldü ve birçok kişi yaralandı. Tüm ölü ve yaralılar, güvenlik güçlerinden oluşuyordu. Ancak başarısız darbe girişiminden 24 saat sonra resmi bilanço açıklanmadı. Öte yandan Portekiz Haber Ajansı’na göre Gine-Bissau’daki Genelkurmay Başkanlığı kaynakları, hükümete yönelik saldırıya karışan herkesi tutuklamak için tarama ve arama operasyonları düzenlendiğini duyurdu. Kaynaklar, darbe girişiminin arkasındaki tarafı ise belirtmedi. Bu çerçevede aralarında Gine-Bissau’nun da bulunduğu 15 ülkenin yer aldığı Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), geçen hafta yaşanan Burkina Faso darbesi başta olmak üzere Batı Afrika bölgesindeki darbe dalgasını görüşmek üzere bugün Nijerya’da olağanüstü bir zirve düzenliyor. Tabi ki Gine-Bissau’daki darbe girişimi de zirve katılımcılarının gündeminde geniş bir yer kaplayacak. Gine-Bissau Cumhurbaşkanının zirveye katılıp katılmayacağı bilinmiyor. Askeri darbeler meselesi, Afrika Devlet Başkanları tarafından bu hafta sonu düzenlenecek Afrika Birliği Zirvesi’nin gündemine hazırlamak amacıyla, Afrika Birliği Yürütme Kurulu’nun 2 Şubat’ta Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da düzenlediği olağan toplantıya da hakimdi.
Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Musa Faki Muhammed, “Kıtanın birçok bölgesinde ve Afrika Birliği üyesi birçok ülkede güvenlik ve barış, ciddi şekilde tehdit ediliyor” dedi. Faki Muhammed, Afrika Birliği dışişleri bakanlarına hitaben yaptığı konuşmada, “Afrika’da barış ve güvenliğe yönelik tehditler birçok yüze sahip; kıtanın istikrarını büyük ölçüde tehdit etmek için açık bir irade ile, ülkeler arası çatışmalar, Sahel, Afrika Boynuzu ve Ekvatoral Afrika’daki Büyük Göller bölgesinde terörizmin ve organize suçun yaygınlaşması… Siyasi, ekonomik ve sosyal yönetimde gözlenen acizlik nedeniyle de kırılgan devletler var” ifadelerini kullandı.
Yetkili, askeri darbe tehlikesi konusunda da uyarı yaparken, “Hükümetin anayasaya aykırı değişiklikleri son aylarda tehlikeli bir şekilde arttı. Dün akşam Gine-Bissau’daki durumu takip ettiniz, uzun bir geceydi ve çok şükür oradaki darbe girişimi başarısız oldu” dedi.
Askeri darbeler dalgasının, siyasi iradedeki gerilemenin tehlikeli göstergelerini yansıttığını söyleyen Faki Muhammed ayrıca, ‘kıtayı tehdit eden koşulları caydırıcı Afrika araçlarının ve yasalarının canlandırılması gerektiği’ çağrısında bulundu.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe