Yemenli kadınların omuzlarında taşıdıkları tuzun ağırlığı, savaşın yükünden daha hafif

Hadramut’taki tuz sektöründe çalışan kadınlar, çatışmalara batmış ülkeyi kasıp kavuran kıtlığın gölgesinde küçük de olsa gelir elde ediyor.

Hadramut’taki kadınlar tuz çıkararak yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. (AFP)
Hadramut’taki kadınlar tuz çıkararak yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. (AFP)
TT

Yemenli kadınların omuzlarında taşıdıkları tuzun ağırlığı, savaşın yükünden daha hafif

Hadramut’taki kadınlar tuz çıkararak yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. (AFP)
Hadramut’taki kadınlar tuz çıkararak yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. (AFP)

Tevfik Ali
Yemenli kadınların zayıf omuzlarında taşıdığı tuzun ağırlığı ne kadar fazla olsa da savaş onlar için daha ağır bir yük konumunda. Ülkedeki savaş kadınları denize yakın havzalarda gömülü tuzları çıkarmak için çalışmaya yönlendiriyor. Kadınlar tuzu bulmak için sert toprağı kazıyor, ardından pazarlara taşıyor. Bu iş yine de ülkeyi tüketen savaşın gölgesinde hayatta kalmaları için büyük fırsatlar sunuyor.
Ülkedeki 7 yıllık savaş ardında, dünyanın en kötü insani krizlerinden birini bıraktı. Savaş ayrıca evine ekmek götüren on binlerce erkeğin ölümüne neden olurken birçok kadının da ailelerine ve sevdiklerine bakmak için erkeklerin yerine çalışmaya başlamasına yol açtı.

Yaşamak için son fırsat
Onlarca insanın düşük de olsa gelir elde edebilmek için kalan fırsatlar arasında Hadramut kıyılarında (Yemen’in doğusunda) denizin toprak havzalarından tuz çıkarma mesleği yer alıyor.
Yabani tuzu (AFP) çıkarmak için kullanılan sondaj yöntemini gösteren bir resim
Fotoğraf (AFP)
Bu, atalardan miras kalan eski bir meslek olmasına rağmen, geçtiğimiz yıllarda erkeklerin yokluğunda, ailelerini geçindirmek için yaşadıkları büyük zorluklar nedeniyle kadınların katılımının artmasına tanık oldu. Öyle ki Arap Denizi’ne kıyısı olan Burum’daki (Hadramut Valiliği'nin idari merkezi el-Mukelle şehrinin 65 kilometre batısında) Meyfa bölgesindeki El-Hassi kıyılarına yayılmış deniz havzalarından tuz çıkarmak için her sabah yüzlerce kişi çalışıyor.

Yaşam giderlerini karşılamak kat edilen uzun mesafeler
Şarku’l Avat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre tuz toplama süreci, yeterli miktarda deniz suyunun kanallar yoluyla komşu kıyılara pompalanmasıyla başlıyor.
İki vardiyaya ayrılan yaklaşık bin kadın işçi, tuz çıkaracakları yere varmak için yaklaşık 5 kilometre yürüyor.
Yerel adı “el-Mumelah” olan, geniş bölge boyunca dağılmış havzalarda 500 kadın çalışıyor. Tuzun çökme süreci, haftalarca güneş altında bırakılmasının ardından tamamlanıyor. Ardından kadınlar gruplara ayrılarak görev paylaşımı yapıyorlar. Görevleri, toprağı kazmak ve ilkel yöntemler kullanarak iki veya üç metre derinlikte kare oluklar kazmak ve ham deniz tuzu çıkarmak.
Bu süreci, tuz yere serilen büyük plastik torbaların üzerine yayılıp, güneşe bırakarak kuruma işlemi takip diyor. Ardından kuruyan tuz kir ve topraktan ayrılması için filtreleme tesislerine aktarılıyor. Sonrasında da geleneksel yöntemlerle öğütülüyor ve pazarlarda satılmak üzere torbalara dolduruluyor.

Düşük maaşa kıyasla büyük miktarda üretim yapılıyor
Yemenli kadınlar her üç ayda tahminen 20-30 ton arasında tuz üretiyorlar. Kış aylarında bu miktar azalırken yaz aylarında ise ikiye katlanıyor.
İlkel yöntemler kullanarak elde edilen büyük miktarlara rağmen, işçilere 60 bin Yemen riyalini (yaklaşık 100 dolar) geçmeyen düşük ücretler veriliyor. Bu para işçilerin tek geçim kaynağını oluşturuyor.
Yemenli kadınlar tuz çıkarmak için uzun saatler çalışıyor (AFP)
Fotoğraf (AFP)
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’na (UNFPA) göre Yemenli kadınlar, özellikle ülkedeki savaşa bağlı olarak ailelerin geçimini sağlayan erkekleri kaybetmeleri ve insani kriz yaşamaları nedeniyle ağır bedeller ödüyorlar.
UNFPA açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
“Kadınlar veya kızlar kendilerini ailelerinin geçimini sağlamaktan sorumlu bulurken işgücü piyasasına girmelerini sağlayacak temel veya mesleki eğitimden yoksun kalmaları halinde üzerlerindeki baskı daha da artıyor.”

Dernekler
Söz konusu mesleğin faydasını genişletmeye yönelik sivil çabalar kapsamında geçtiğimiz yıllarda, deniz tuzu üretimi, taşınması, özel torbalarda paketlenmesi, dağıtılması ve pazarlanmasına yönelik derneklerin yanı sıra kadınların çalışmalarını ve ortak işlerini organize eden organizasyonlar kuruldu.
Birleşmiş Milletler’e göre, Yemen’de 2014’ten bu yana devam eden çatışmalar on binlerce insanın ölümüne neden olurken nüfusun yaklaşık yüzde 80’ini dünyanın en kötü insani krizinin ortasında, yardımlara güvenerek yaşamaya başladı. Savaş 3,3 milyon kişinin de göç etmesine yol açtı.



Şara'nın Berlin ziyaretinin gündeminin en önemli maddesi mültecilerin geri dönüşü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, dün Berlin'deki Federal Başbakanlık binasında Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara'yı kabul etti (DPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, dün Berlin'deki Federal Başbakanlık binasında Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara'yı kabul etti (DPA)
TT

Şara'nın Berlin ziyaretinin gündeminin en önemli maddesi mültecilerin geri dönüşü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, dün Berlin'deki Federal Başbakanlık binasında Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara'yı kabul etti (DPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, dün Berlin'deki Federal Başbakanlık binasında Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara'yı kabul etti (DPA)

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara'nın Berlin'e yaptığı ilk ziyaretin gündemindeki en önemli madde, mültecilerin geri dönüşü oldu. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, dün düzenlenen ortak basın toplantısında, "Almanya'da ikamet eden Suriyelilerin yaklaşık yüzde 80'inin önümüzdeki üç yıl içinde ülkelerine dönmesinin beklendiğini" ifade etti.

Suriye Cumhurbaşkanı şu yanıtı verdi: "Suriye'li yeteneklerin Almanya'da kurdukları hayatlarından vazgeçmeden vatanlarının yeniden inşasına katkıda bulunmalarını sağlayacak döngüsel bir göç programı oluşturmak için Alman hükümetindeki ortaklarımızla birlikte çalışıyoruz."

Merz ayrıca Suriye'nin savaş sonrası yeniden yapılanmasını "destekleme" niyetini açıkladı ve Alman hükümetinden bir heyetin önümüzdeki günlerde Şam'ı ziyaret edeceğini belirtti. Şarku’l Avsat’ın DPA’dan aktardığına göre Merz konuğuna, bu ortak projelerin Suriye'de hukukun üstünlüğünün temellerinin güçlendirilmesinde kaydedilen ilerlemeye bağlı olduğunu açıkladığını da ifade etti.


İsrail, Lübnan'da 4 askerinin öldüğünü açıkladı... Hizbullah ise saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail-Lübnan sınırına yakın, yeri açıklanmayan bir bölgede konuşlanmış İsrail topçu birliği (EPA)
İsrail-Lübnan sınırına yakın, yeri açıklanmayan bir bölgede konuşlanmış İsrail topçu birliği (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da 4 askerinin öldüğünü açıkladı... Hizbullah ise saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail-Lübnan sınırına yakın, yeri açıklanmayan bir bölgede konuşlanmış İsrail topçu birliği (EPA)
İsrail-Lübnan sınırına yakın, yeri açıklanmayan bir bölgede konuşlanmış İsrail topçu birliği (EPA)

İsrail, bu sabah erken saatlerde Lübnan'daki saldırısı sırasında dört askerin daha öldürüldüğünü bildirirken, “Hizbullah” ise Lübnan'ın güneyinde bir “Merkava” tankını, Miskav Am yerleşimindeki bir askeri kontrol noktasını ve Ma'alot-Tarshiha yerleşimindeki hava savunma sistemini hedef aldığını duyurdu.

“Associated Press”in (AP) haberine göre Lübnan'a yönelik son savaşta hayatını kaybeden İsrailli askerlerin toplam sayısı 10'a yükseldi.

İsrail ordusu, hepsi yirmili yaşlarında olan üç askerin ismini açıkladı ve “bir askerin daha hayatını kaybettiğini” belirtti, ancak isminin yayınlanmasına henüz izin verilmedi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre olayda bir askerin ağır, bir diğerinin ise hafif yaralandığı belirtildi.

İsrail ordusu olayla ilgili daha fazla ayrıntı açıklamadı.

Lübnan'da ise İsrail savaş uçakları şafak vakti güneydeki Kifra kasabasında bir evi bombalarken, resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre İsrail'in aralıklı topçu ateşi Serbin Vadisi ve Beyt Lif'in çevresini hedef aldı.

Buna karşılık, “Hizbullah” üç açıklamada, “İslami direnişin, Güney Lübnan'daki el-Kantara el-Tayyibe kasabası yolundaki bir Merkava tankını, Miskav Am yerleşimindeki bir askeri kontrol noktasını ve Ma'alot-Tarshiha yerleşimindeki hava savunma sistemini hedef aldığını” duyurdu.

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde kara kuvvetleriyle ilerlemeye devam ederken, İsrail de “Hizbullah”a ait altyapılara yönelik saldırılarını sürdürüyor.


İsrail, Lübnan'ın güneyinde ‘ateş gücüyle kontrolünün’ kapsamını genişletiyor

İsrail ordusuna ait askerler ve araçlar, Lübnan'ın güney sınırı yakınlarında (AFP)
İsrail ordusuna ait askerler ve araçlar, Lübnan'ın güney sınırı yakınlarında (AFP)
TT

İsrail, Lübnan'ın güneyinde ‘ateş gücüyle kontrolünün’ kapsamını genişletiyor

İsrail ordusuna ait askerler ve araçlar, Lübnan'ın güney sınırı yakınlarında (AFP)
İsrail ordusuna ait askerler ve araçlar, Lübnan'ın güney sınırı yakınlarında (AFP)

Lübnan'ın güneyindeki çatışmanın niteliği, doğrudan kara ilerlemesi savaşından, hakim ‘coğrafi tepeler’ üzerinde kontrol sağlamak için yapılan bir yarışa dönüştü. İsrail, yüksek rakımlı bölgeler ve geçiş eksenleri üzerinde ateş gücü üstünlüğü sağlamaya çalışırken, İsrail, ikmal hatlarını kesmek ve savaş alanlarını izole etmek amacıyla geniş bir askeri manevra ile sahada yaygın bir varlık göstermeye çalışıyor; ancak şimdiye kadar hiçbir eksende tam bir sonuç alınamadı.

İsrail’in geleneksel çatışma kurallarını aşarak, Lübnan'ın güneyindeki saldırıları doğrudan askeri hedeflerin ötesine geçti ve uluslararası hukuka göre tarafsız olması gereken kurumları vurmaya başladı. Bu kurumlar arasında sağlık görevlileri ve gazeteciler ile savaşa katılmayan Lübnan Ordusu ve UNIFIL güçleri de yer alıyor.

Lübnan Ordu komutanlığı dün, İsrail’in, el-Amiriye beldesinde, el-Kuleyle-Sur yolu üzerindeki bir ordu kontrol noktasına saldırı düzenlediğini ve bunun sonucunda bir askerin şehit olduğunu ve diğerlerinin yaralandığını açıkladı. UNIFIL'den yapılan açıklamaya göre ise UNIFIL güçleri son 24 saat içinde iki kez İsrail'in hedefi oldu. Bu saldırılar sırasında bir barış gücü askeri öldü, bir diğeri ise ağır yaralandı.

 UNIFIL'den yapılan açıklamaya göre, UNIFIL güçleri 24 saat içinde iki kez İsrail'in hedefi oldu ve “bir barış gücü askeri öldürüldü, bir diğeri ise ağır yaralandı.”