Afrika Zirvesi, Batı Afrika’daki darbe dalgasını kınadı

İsrail’e Afrika Birliği’nde gözlemci statüsü verilip verilmemesi konusu 7 cumhurbaşkanından oluşturulacak bir komiteye havale edildi

Zirvenin düzenlendiği Afrika Birliği (AfB) Genel merkezi (Reuters) - Sol üst çerçevede AfB’nin Siyasi İşler, Barış ve Güvenlikten Sorumlu Komiseri Bankouli Adeweyi, zirvenin düzenlediği basın toplantısında (AFP)
Zirvenin düzenlendiği Afrika Birliği (AfB) Genel merkezi (Reuters) - Sol üst çerçevede AfB’nin Siyasi İşler, Barış ve Güvenlikten Sorumlu Komiseri Bankouli Adeweyi, zirvenin düzenlediği basın toplantısında (AFP)
TT

Afrika Zirvesi, Batı Afrika’daki darbe dalgasını kınadı

Zirvenin düzenlendiği Afrika Birliği (AfB) Genel merkezi (Reuters) - Sol üst çerçevede AfB’nin Siyasi İşler, Barış ve Güvenlikten Sorumlu Komiseri Bankouli Adeweyi, zirvenin düzenlediği basın toplantısında (AFP)
Zirvenin düzenlendiği Afrika Birliği (AfB) Genel merkezi (Reuters) - Sol üst çerçevede AfB’nin Siyasi İşler, Barış ve Güvenlikten Sorumlu Komiseri Bankouli Adeweyi, zirvenin düzenlediği basın toplantısında (AFP)

Kovid-19 pandemisinin başlangıcından bu yana yapılan ilk Afrika Birliği (AfB) Zirvesi toplandı. Zirve kapsamında iki gün süren toplantılardan sonra AfB’nin Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’daki merkezinin koridorlarına sakinlik hâkim.
Zirvede aylardır kıtayı kasıp kavuran askeri darbe ‘dalgasına’ karşı kararın alınması bekleniyor. Ancak zirve, anayasal sistemler dışında bir hükümet değişikliğini kınamakla yetinirken, İsrail’e de AfB’de ‘gözlemci’ statüsü verilmesi kararını erteledi.
AfB Siyasi İşler, Barış ve Güvenliğinden Sorumlu Komiseri Bankouli Adeweyi, zirvenin sonunda düzenlediği basın toplantısında, zirveye katılan tüm Afrikalı liderlerin anayasal sistemler dışındaki hükümet değişim dalgasını kesin olarak kınadıklarını söyledi. AfB Genel Merkezi’nde gazetecilere konuşan Adeweyi, “Niteliği ve şekli ne olursa olsun askeri darbeye müsamaha göstermeyeceğiz” dedi. Adeweyi, zirvenin, anayasaya aykırı varlıkları nedeniyle dört ülkenin üyeliğinin askıya alınması kararı çerçevesinde düzenlendiğini vurgularken, “Araştırabilirsiniz. Ancak AfB tarihinde bir yıl içinde dört ülkenin üyeliğini askıya aldığını bulamazsınız” diyerek, Sudan, Mali, Gine ve Burkina Faso’ya dikkati çekti.
AfB zirvesinin ilk gününde kıtada barış ve güvenliğin sağlanması için ‘yeni bir yaklaşımın’ geliştirilmesi ele alındı. Ancak zirvenin nihai bildirisinde bir yaklaşıma yer verilmedi. Aynı şekilde AfB Siyasi İşler, Barış ve Güvenliğinden Sorumlu Komiseri, söz konusu mesele hakkında konuşmazken, yalnızca Afrikalı liderlerin Afrika’daki silahlı çatışmaları sona erdirmek için 2013’te başlattıkları ve 2020’ye kadar sürecek olan ‘Silahları Susturma Girişimi’nin geleceğini aldıklarını belirtti. Ancak AfB, sahada uygulanmasındaki zorluklar ve kıtada artan gerilim odakları nedeniyle girişimi 2030’a kadar uzatmak zorunda kaldı.
‘Silahları Susturma Girişimi’ hakkında yorum yapan Adeweyi, Afrikalı liderler tarafından yapılan konunun görüşülmesi sonrasında ‘kıtada iyi bir yönetim olmadan silahların susturulamayacağının ve barışın sağlanamayacağının’ netleştiğini söyledi. Yetkili, aynı bağlamda iyi yönetimin ‘demokrasinin pekiştirilmesi ve askeri darbelerin önlenmesi’ ile yakından bağlantılı olduğunu kaydederek, “Bu darbeleri önlemek ve kıta ülkelerindeki güvenlik yapılarını güçlendirmek için Afrikalı liderlerle bir komisyon olarak elimizden gelen her şeyi yapacağız” dedi. Adeweyi, Batı Afrika’nın askeri darbeler için bir ‘sıcak nokta’ haline geleceği konusunda da uyardı.
AfB, bir süredir askeri darbelere ve siyasi çatışmalara ilişkin pozisyonlarını kıtadaki bölgesel örgütlerin aldığı tavırlara dayandırıyor. Afrika ülkeleri, kıtanın batı, orta, doğu ve güneyinde çeşitli ekonomik gruplara ayrıldı. Bu bloklar, ülkelerin iç krizlerinin yönetilmesinde önemli roller oynuyor ve Afrika sorunlarına Afrika çözümleri sağlamak için bir Afrika organizasyonu olarak AfB’den güçlü destek alıyor. Ancak çoğu zaman ‘dış müdahaleyi’ engelleyemiyor.
Afrika’nın sesini uluslararası meselelerde birleştirmek, zirvede görüşülen hedeflerden biriydi. Afrikalı liderler, yirmi yıl önce (2002) Afrika Birliği Örgütü’nün yıkıntıları üzerinde kurulan Birliğin, bugün birçok zorlukta Afrika pozisyonlarını koordine etmekte zorluk çektiğine inanıyor. Bu durum, Afrika’nın uluslararası arenada ‘daha büyük bir role’ sahip olmasını, özellikle de Güvenlik Konseyi (BMGK) üyeliği talebini ve Birleşmiş Milletler’de (BM) güçlü bir varlık göstermesini engelliyor.
Ancak Afrika’daki bölünmeler, zirvede de varlığını sürdürdü. Öyle ki bu varlık, geçen Temmuz ayında Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Musa Faki Mahamat tarafından alınan, İsrail’e AfB’de ‘gözlemci üye’ statüsü verilmesi kararının tartışılması sırasında da görüldü. Güney Afrika, Nijerya ve Cezayir olmak üzere birçok ülke buna karşı çıktı. Afrikalı liderler, anlaşmazlığın derinleşmemesi ve bölünmüşlüğün devam etmemesi için oybirliğiyle sorunun çözümünü ‘ertelemeye’ ve bir komite kurmaya karar verdiler.
Senegal Cumhurbaşlanı Macky Sall, Afrika Birliği'nin dönem başkanı olarak mini komitenin başkanlığını üstlendi. Komite, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa, Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi, Nijerya Devlet Başkanı Muhammad Buhari, Kamerun Cumhurbaşkanı Paul Biya ve Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame’yi de içerdi. 
Aynı şekilde Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, kararı memnuniyetle karşıladığını belirtti. Arap Birliği'nden yapılan açıklamaya göre genel sekreterlikten bir kaynak, İsrail’in gözlemci üyeliğine ilişkin kararı askıya alma kararını ‘düzeltici bir adım’ olarak nitelendirerek, AfB’nin Filistin davasını destekleyen, sömürgecilik ve apartheid rejimine karşı olan tarihsel konumlarıyla uyumlu olduğunu vurguladı. Ebu Gayt, bu akıllıca kararın, Filistin halkına yönelik yasa dışı uygulamalarda bulunan İsrail’i ödüllendirmeme amacıyla alınması gerektiğine dikkati çekti. Bildiride ayrıca, “Arap Birliği Konseyi, bakanlar düzeyinde geçen Eylül ayında AfB komisyonu Başkanının ‘İsrail’in Etiyopya Büyükelçisi’nin birliğe gözlemci üye olarak dahil edilme itimatnamesini alma’ kararını oybirliğiyle kınamıştı” denildi. 
Oturumlarının çoğu kapalı kapılar ardında gerçekleşen zirvenin, ev sahibi ülkedeki savaş konusunu ele alıp almadığı netlik kazanmadı. Etiyopya’nın kuzeyinde hükümet güçleri ile Tigray Halk Kurtuluş Cephesi isyancıları arasındaki savaş, Kasım 2020’den beri devam ediyor. BM’ye göre savaş, binlerce kişinin ölmesine ve yüzbinlerce insanı etkileyen bir kıtlığa yol açtı. Adeweyi, tüm çatışma konularının zirvenin gündeminde olduğunu belirtti. 
Merkezi Etiyopya’nın başkentinde bulunan AfB, bu çatışmada kendisini özellikle hassas bir konumda buluyor. Musa Faki, savaşın başlamasından dokuz ay sonra, Ağustos ayında eski Nijerya Devlet Başkanı Olusegun Obasanjo’yu ateşkes sağlamakla görevli özel bir elçi olarak atadı. Etiyopya’nın Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi’ndeki üyeliği ise çatışma sırasında da devam etti. Ancak diplomatlara göre görev, bu hafta yenilenmedi. 
Adeweyi, 6 Şubat’ta AfB’nin tepkisinin yavaş olmasını ‘doğru bulmadığını’ söyledi. Yetkili, “Afrika Birliği’nin, özellikle Etiyopya’daki durumu göz önüne alındığında bu durumla başa çıkamaması imkansızdı” diyerek, genellikle açığa çıkarılmayan gizli diplomasi ve diplomatik değişimlerin rolüne’ atıfta bulundu. Ayrıca Obasanjo’nun bu hafta çatışmalardan etkilenen bölgeleri ziyaret etmeyi planladığı vurgulandı.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.