Afrika Zirvesi, Batı Afrika’daki darbe dalgasını kınadı

İsrail’e Afrika Birliği’nde gözlemci statüsü verilip verilmemesi konusu 7 cumhurbaşkanından oluşturulacak bir komiteye havale edildi

Zirvenin düzenlendiği Afrika Birliği (AfB) Genel merkezi (Reuters) - Sol üst çerçevede AfB’nin Siyasi İşler, Barış ve Güvenlikten Sorumlu Komiseri Bankouli Adeweyi, zirvenin düzenlediği basın toplantısında (AFP)
Zirvenin düzenlendiği Afrika Birliği (AfB) Genel merkezi (Reuters) - Sol üst çerçevede AfB’nin Siyasi İşler, Barış ve Güvenlikten Sorumlu Komiseri Bankouli Adeweyi, zirvenin düzenlediği basın toplantısında (AFP)
TT

Afrika Zirvesi, Batı Afrika’daki darbe dalgasını kınadı

Zirvenin düzenlendiği Afrika Birliği (AfB) Genel merkezi (Reuters) - Sol üst çerçevede AfB’nin Siyasi İşler, Barış ve Güvenlikten Sorumlu Komiseri Bankouli Adeweyi, zirvenin düzenlediği basın toplantısında (AFP)
Zirvenin düzenlendiği Afrika Birliği (AfB) Genel merkezi (Reuters) - Sol üst çerçevede AfB’nin Siyasi İşler, Barış ve Güvenlikten Sorumlu Komiseri Bankouli Adeweyi, zirvenin düzenlediği basın toplantısında (AFP)

Kovid-19 pandemisinin başlangıcından bu yana yapılan ilk Afrika Birliği (AfB) Zirvesi toplandı. Zirve kapsamında iki gün süren toplantılardan sonra AfB’nin Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’daki merkezinin koridorlarına sakinlik hâkim.
Zirvede aylardır kıtayı kasıp kavuran askeri darbe ‘dalgasına’ karşı kararın alınması bekleniyor. Ancak zirve, anayasal sistemler dışında bir hükümet değişikliğini kınamakla yetinirken, İsrail’e de AfB’de ‘gözlemci’ statüsü verilmesi kararını erteledi.
AfB Siyasi İşler, Barış ve Güvenliğinden Sorumlu Komiseri Bankouli Adeweyi, zirvenin sonunda düzenlediği basın toplantısında, zirveye katılan tüm Afrikalı liderlerin anayasal sistemler dışındaki hükümet değişim dalgasını kesin olarak kınadıklarını söyledi. AfB Genel Merkezi’nde gazetecilere konuşan Adeweyi, “Niteliği ve şekli ne olursa olsun askeri darbeye müsamaha göstermeyeceğiz” dedi. Adeweyi, zirvenin, anayasaya aykırı varlıkları nedeniyle dört ülkenin üyeliğinin askıya alınması kararı çerçevesinde düzenlendiğini vurgularken, “Araştırabilirsiniz. Ancak AfB tarihinde bir yıl içinde dört ülkenin üyeliğini askıya aldığını bulamazsınız” diyerek, Sudan, Mali, Gine ve Burkina Faso’ya dikkati çekti.
AfB zirvesinin ilk gününde kıtada barış ve güvenliğin sağlanması için ‘yeni bir yaklaşımın’ geliştirilmesi ele alındı. Ancak zirvenin nihai bildirisinde bir yaklaşıma yer verilmedi. Aynı şekilde AfB Siyasi İşler, Barış ve Güvenliğinden Sorumlu Komiseri, söz konusu mesele hakkında konuşmazken, yalnızca Afrikalı liderlerin Afrika’daki silahlı çatışmaları sona erdirmek için 2013’te başlattıkları ve 2020’ye kadar sürecek olan ‘Silahları Susturma Girişimi’nin geleceğini aldıklarını belirtti. Ancak AfB, sahada uygulanmasındaki zorluklar ve kıtada artan gerilim odakları nedeniyle girişimi 2030’a kadar uzatmak zorunda kaldı.
‘Silahları Susturma Girişimi’ hakkında yorum yapan Adeweyi, Afrikalı liderler tarafından yapılan konunun görüşülmesi sonrasında ‘kıtada iyi bir yönetim olmadan silahların susturulamayacağının ve barışın sağlanamayacağının’ netleştiğini söyledi. Yetkili, aynı bağlamda iyi yönetimin ‘demokrasinin pekiştirilmesi ve askeri darbelerin önlenmesi’ ile yakından bağlantılı olduğunu kaydederek, “Bu darbeleri önlemek ve kıta ülkelerindeki güvenlik yapılarını güçlendirmek için Afrikalı liderlerle bir komisyon olarak elimizden gelen her şeyi yapacağız” dedi. Adeweyi, Batı Afrika’nın askeri darbeler için bir ‘sıcak nokta’ haline geleceği konusunda da uyardı.
AfB, bir süredir askeri darbelere ve siyasi çatışmalara ilişkin pozisyonlarını kıtadaki bölgesel örgütlerin aldığı tavırlara dayandırıyor. Afrika ülkeleri, kıtanın batı, orta, doğu ve güneyinde çeşitli ekonomik gruplara ayrıldı. Bu bloklar, ülkelerin iç krizlerinin yönetilmesinde önemli roller oynuyor ve Afrika sorunlarına Afrika çözümleri sağlamak için bir Afrika organizasyonu olarak AfB’den güçlü destek alıyor. Ancak çoğu zaman ‘dış müdahaleyi’ engelleyemiyor.
Afrika’nın sesini uluslararası meselelerde birleştirmek, zirvede görüşülen hedeflerden biriydi. Afrikalı liderler, yirmi yıl önce (2002) Afrika Birliği Örgütü’nün yıkıntıları üzerinde kurulan Birliğin, bugün birçok zorlukta Afrika pozisyonlarını koordine etmekte zorluk çektiğine inanıyor. Bu durum, Afrika’nın uluslararası arenada ‘daha büyük bir role’ sahip olmasını, özellikle de Güvenlik Konseyi (BMGK) üyeliği talebini ve Birleşmiş Milletler’de (BM) güçlü bir varlık göstermesini engelliyor.
Ancak Afrika’daki bölünmeler, zirvede de varlığını sürdürdü. Öyle ki bu varlık, geçen Temmuz ayında Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Musa Faki Mahamat tarafından alınan, İsrail’e AfB’de ‘gözlemci üye’ statüsü verilmesi kararının tartışılması sırasında da görüldü. Güney Afrika, Nijerya ve Cezayir olmak üzere birçok ülke buna karşı çıktı. Afrikalı liderler, anlaşmazlığın derinleşmemesi ve bölünmüşlüğün devam etmemesi için oybirliğiyle sorunun çözümünü ‘ertelemeye’ ve bir komite kurmaya karar verdiler.
Senegal Cumhurbaşlanı Macky Sall, Afrika Birliği'nin dönem başkanı olarak mini komitenin başkanlığını üstlendi. Komite, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa, Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi, Nijerya Devlet Başkanı Muhammad Buhari, Kamerun Cumhurbaşkanı Paul Biya ve Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame’yi de içerdi. 
Aynı şekilde Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, kararı memnuniyetle karşıladığını belirtti. Arap Birliği'nden yapılan açıklamaya göre genel sekreterlikten bir kaynak, İsrail’in gözlemci üyeliğine ilişkin kararı askıya alma kararını ‘düzeltici bir adım’ olarak nitelendirerek, AfB’nin Filistin davasını destekleyen, sömürgecilik ve apartheid rejimine karşı olan tarihsel konumlarıyla uyumlu olduğunu vurguladı. Ebu Gayt, bu akıllıca kararın, Filistin halkına yönelik yasa dışı uygulamalarda bulunan İsrail’i ödüllendirmeme amacıyla alınması gerektiğine dikkati çekti. Bildiride ayrıca, “Arap Birliği Konseyi, bakanlar düzeyinde geçen Eylül ayında AfB komisyonu Başkanının ‘İsrail’in Etiyopya Büyükelçisi’nin birliğe gözlemci üye olarak dahil edilme itimatnamesini alma’ kararını oybirliğiyle kınamıştı” denildi. 
Oturumlarının çoğu kapalı kapılar ardında gerçekleşen zirvenin, ev sahibi ülkedeki savaş konusunu ele alıp almadığı netlik kazanmadı. Etiyopya’nın kuzeyinde hükümet güçleri ile Tigray Halk Kurtuluş Cephesi isyancıları arasındaki savaş, Kasım 2020’den beri devam ediyor. BM’ye göre savaş, binlerce kişinin ölmesine ve yüzbinlerce insanı etkileyen bir kıtlığa yol açtı. Adeweyi, tüm çatışma konularının zirvenin gündeminde olduğunu belirtti. 
Merkezi Etiyopya’nın başkentinde bulunan AfB, bu çatışmada kendisini özellikle hassas bir konumda buluyor. Musa Faki, savaşın başlamasından dokuz ay sonra, Ağustos ayında eski Nijerya Devlet Başkanı Olusegun Obasanjo’yu ateşkes sağlamakla görevli özel bir elçi olarak atadı. Etiyopya’nın Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi’ndeki üyeliği ise çatışma sırasında da devam etti. Ancak diplomatlara göre görev, bu hafta yenilenmedi. 
Adeweyi, 6 Şubat’ta AfB’nin tepkisinin yavaş olmasını ‘doğru bulmadığını’ söyledi. Yetkili, “Afrika Birliği’nin, özellikle Etiyopya’daki durumu göz önüne alındığında bu durumla başa çıkamaması imkansızdı” diyerek, genellikle açığa çıkarılmayan gizli diplomasi ve diplomatik değişimlerin rolüne’ atıfta bulundu. Ayrıca Obasanjo’nun bu hafta çatışmalardan etkilenen bölgeleri ziyaret etmeyi planladığı vurgulandı.



ABD Hazine Bakanlığı'ndan İran'la bağlantılı işlemler nedeniyle Kanadalı şirketlere yaptırım

ABD Hazine Bakanlığı binası. (Arşiv-Reuters)
ABD Hazine Bakanlığı binası. (Arşiv-Reuters)
TT

ABD Hazine Bakanlığı'ndan İran'la bağlantılı işlemler nedeniyle Kanadalı şirketlere yaptırım

ABD Hazine Bakanlığı binası. (Arşiv-Reuters)
ABD Hazine Bakanlığı binası. (Arşiv-Reuters)

ABD Hazine Bakanlığının internet sitesinde yayımlanan bir duyuruya göre, Washington yönetimi dün İran'la bağlantılı yeni yaptırım kararları aldı.

ABD Hazine Bakanlığı yaptığı açıklamada, “Bakanlığa bağlı Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi (OFAC), İran rejiminin, yaptırım kapsamındaki bağlantılı kuruluşların ve diğer aktörlerin İran'a para transferi yapmasını ve İran'dan varlık çıkarmasını sağlayan, Kanada merkezli sekiz para transfer şirketini yaptırım listesine aldı” ifadelerini kullandı.

Yaptırımlar, söz konusu şirketlerin dolar merkezli finans sisteminden fiilen dışlanmasını, ABD'de bulunabilecek varlıklarının dondurulmasını ve ABD'li kişi veya kuruluşlarla her türlü işlem yapmalarının yasaklanmasını öngörüyor.

Bu karar, Washington yönetiminin Tahran üzerindeki baskıyı sürdürdüğü bir dönemde, ABD Hazine Bakanlığının İran'ın Amerikan yaptırımlarını aşmasına yardımcı olmakla suçladığı ABD dışındaki şirketlere yönelik son adımı oldu.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, “Kanada, İran rejimine ve vekil unsurlarına yaptırımları delme hizmeti sunan yasa dışı finansal aracılar için güvenli bir liman olamaz. Hazine Bakanlığı, İran rejiminin finansal kanallarını dünyanın neresinde olursa olsun tespit etmek ve devre dışı bırakmak için çalışacaktır” dedi.

ABD Hazine Bakanlığı, Ontario ve Britanya Kolumbiyası eyaletlerinde faaliyet gösteren ve yaptırım listesine alınan şirketleri şöyle sıraladı:

Divers Trade (Million Exchange adıyla faaliyet gösteriyor)

1380079 BC Ltd.

Top BC Technician

Nia Nations Currency

2397639 Ontario Ltd. (Farah Exchange adıyla faaliyet gösteriyor)

CCC

B Galaxy

Darwish Exchange

ABD Hazine Bakanlığı ayrıca, Mali Suçları Araştırma Ağı'nın (FinCEN), kripto para borsası MEXC'nin de İran, Kuzey Kore ve Rusya'ya yönelik yaptırımların aşılmasıyla bağlantılı işlemler nedeniyle ABD finans sisteminden çıkarılmasına yönelik bir karar aldığını bildirdi.

Hazine Bakanlığının kara para aklamayla mücadeleden sorumlu birimi olan FinCEN, bu kararın ABD finans kuruluşlarının Seyşeller'de kayıtlı MEXC Global'i içeren para transferlerini gerçekleştirmesini yasakladığını açıkladı.

FinCEN'e göre MEXC Global, İran, Kuzey Kore ve Rusya ile bağlantılı en az 16 milyar dolar tutarında yasa dışı işlemi ve yaptırım kapsamındaki diğer taraflarla gerçekleştirilen para transferlerini kolaylaştırdı.


Çocukları istismara açık hâle getirebilecek risklere karşı... Snapchat, İngiltere'de çocuklara yönelik bir özelliğini devre dışı bıraktı

Snapchat uygulamasının logosu. (Reuters)
Snapchat uygulamasının logosu. (Reuters)
TT

Çocukları istismara açık hâle getirebilecek risklere karşı... Snapchat, İngiltere'de çocuklara yönelik bir özelliğini devre dışı bıraktı

Snapchat uygulamasının logosu. (Reuters)
Snapchat uygulamasının logosu. (Reuters)

İngiltere İletişim Düzenleme Kurumu (Ofcom) dün yaptığı açıklamada, Snapchat platformunun İngiltere'deki çocuk kullanıcılar için “Arkadaş Bul” özelliğini varsayılan olarak devre dışı bırakmaya başladığını bildirdi. Ofcom, bu adımı çevrim içi ortamda çocukların istismara yönelik tuzaklara çekilmesi riskini azaltma açısından önemli bir gelişme olarak nitelendirdi.

Söz konusu özellik, kullanıcıların yeni arkadaşlar bulmasına ve onları arkadaş listelerine eklemesine imkân tanıyor.

Ofcom, bu değişikliğin yabancı kişilerin platform üzerinden çocuklarla iletişim kurmasını zorlaştıracağını belirtti. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre Snapchat, İngiltere'de çocuklar arasında en yaygın kullanılan çevrim içi hizmetlerden biri olarak değerlendiriliyor.

Kurum, mayıs ayında yaptığı açıklamada, İngiltere'de 8-12 yaş arasındaki çocukların yüzde 32'sinin Snapchat kullandığını bildirmişti. Oysa platformun kullanımına izin verilen asgari yaş sınırı 13.

Ofcom'un Çevrim İçi Güvenlik Grubu Direktörü Oliver Griffiths, söz konusu değişikliğin “çok daha önce yapılmış olması gerektiğini” belirterek, kurumun Snapchat'in yeni güvenlik önlemlerini bu ay boyunca yakından takip edeceğini söyledi.

Snapchat, söz konusu değişikliği mayıs ayında hayata geçirme taahhüdünde bulunmuştu. Platform ayrıca kısa süre önce Ofcom'a, 18 yaşın altındaki kullanıcılar için etkili yaş doğrulama uygulamalarının yıl sonuna kadar devreye alınacağını bildirdi.

Snapchat sözcüsü, platformun yaptığı açıklamada, “Riskler değiştikçe güvenlik önlemlerimizi güçlendirmeye devam edeceğiz. Snapchat'in iletişim ve kendini ifade etme açısından güvenli bir ortam olmasını sağlamak amacıyla Ofcom, güvenlik uzmanları, aileler ve gençlerle yapıcı iş birliğimizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Sosyal medya üzerinden çocukların istismara yönelik tuzaklara çekilmesi uzun süredir endişe konusu.

Çocuklara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Ulusal Derneği (NSPCC), 2025 yılında İngiliz polisinin verileri üzerinde yaptığı analizde, kullanılan platformun tespit edilebildiği ve çocuklarla cinsel iletişim kurulmasını içeren kayıtlı suçların yüzde 40'ının Snapchat üzerinden gerçekleştirildiğini ortaya koydu.

Ofcom, teknoloji devlerine çocukların istismara yönelik tuzaklara çekilmesini önlemek için daha güçlü tedbirler almaları yönünde baskı yapıyor. Kurum, çevrim içi istismarın çocuklar üzerinde yaşam boyu sürebilecek yıkıcı sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekiyor.

Ofcom, bu risklere karşı yeterli önlem almayan diğer teknoloji şirketlerine de yeniden uyarıda bulundu. Kurum, yükümlülüklerini yerine getirmeyen şirketlerin küresel toplam gelirlerinin yüzde 10'una kadar para cezasıyla karşı karşıya kalabileceğini bildirdi.


Stephen Miller, Beyaz Saray Genel Sekreteri oluyor: Trump'ın konuşma metinlerini yazdı ve gölgesi, kritik dönemde Beyaz Saray'ın yönetimini devralıyor. Stephen Miller kim kimdir?

Beyaz Saray Genel Sekreteri Stephen Miller (AFP)
Beyaz Saray Genel Sekreteri Stephen Miller (AFP)
TT

Stephen Miller, Beyaz Saray Genel Sekreteri oluyor: Trump'ın konuşma metinlerini yazdı ve gölgesi, kritik dönemde Beyaz Saray'ın yönetimini devralıyor. Stephen Miller kim kimdir?

Beyaz Saray Genel Sekreteri Stephen Miller (AFP)
Beyaz Saray Genel Sekreteri Stephen Miller (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, siyasi kadrosunu yeniden şekillendirmek ve yönetiminde yeni bir dönemin kapısını aralamak amacıyla “Stephen Miller Beyaz Saray Genel Sekreteri oluyor” başlığını öne çıkardı.

2026 ara seçimlerinde Cumhuriyetçi Partinin ağır yenilgiye uğrayarak Kongre'nin her iki kanadındaki kontrolünü kaybetmesinin hemen ardından gelen sürpriz adımla Trump, Batı Kanadı'nın yönetiminde köklü bir değişikliğe gitti. Başkanın en sert ve sadık ideolojik yol arkadaşlarından Miller'ı başkanlık ekibinin başına getirdi.

Truth Social üzerinden yapılan resmî açıklama.

Truth Social üzerinden yapılan resmî açıklamayla, bu göreve tarihindeki ilk kadın olarak getirilen Susie Wiles'ın ayrılacağı ve Trump'ın yurt dışındaki siyasi operasyonlarını yöneteceği doğrulandı. Wiles'ın yerini, sert politikaların mimarı ve Trump'ın iktidara yürüyüşünün başlangıcından bu yana yanında bulunan konuşma metni yazarı Miller alacak.

Bu tercih, yalnızca yönetimdeki isimleri değiştirme arzusunu yansıtmıyor. Aynı zamanda Washington'da Demokratların başlatması beklenen baskılara karşı yönetimin, sadık ve sertlik yanlısı isimlere dayanacağı yeni bir döneme geçiş anlamına geliyor.

Stephen Miller ve Susie Wiles, 16 Haziran 2025 (AFP).
Stephen Miller ve Susie Wiles, 16 Haziran 2025 (AFP).

Santa Monica'dan Duke Üniversitesine

Stephen Miller, 23 Ağustos 1985'te Kaliforniya eyaletinin Santa Monica kentinde dünyaya geldi. Son derece liberal bir çevrede yetişmesine rağmen, ilerleyen yıllarda benimsediği siyasi görüşler bu ortamdan oldukça farklılaştı.

Reformist Yahudi geleneğine bağlı bir ailede büyüyen Miller, lise yıllarından itibaren sert ve tartışmalı muhafazakâr eğilimler sergilemeye başladı. Çevresindeki hâkim liberal düşünceleri eleştiren radikal bir ses olarak öne çıktı.

Daha sonra prestijli Duke Üniversitesine giren Miller, 2007 yılında felsefe alanında lisans derecesi aldı. Üniversite yıllarında, tartışmalı kültürel ve siyasi meselelerde öne çıkan bir konuşmacı ve savunucu olarak yerel ve ulusal medyanın dikkatini çekti.

Bu dönemde, üniversitenin lakros takımı oyuncularının haksız yere suçlandığı ünlü cinsel saldırı davasında oyuncuları medya önünde savundu. Olayı, “politik doğruculuk” olarak nitelendirdiği anlayışa ve liberal akademik elitlere yönelik eleştirilerini dile getirmek için kullandı.

Kongre çatısı altında fikirlerin mimarlığı

Miller, Washington'daki meslek hayatına Cumhuriyetçi muhafazakâr siyasetçilerin ve Kongre'deki Çay Partisi hareketinin bazı önde gelen isimlerinin danışmanı ve medya temsilcisi olarak başladı.

Sert sağ görüşleriyle tanınan Temsilciler Meclisi üyesi Michele Bachmann'ın basın sekreterliğini yaptıktan sonra kariyerinin en önemli yasama dönüm noktalarından birine geçti: Cumhuriyetçi Senatör Jeff Sessions'ın iletişim direktörlüğünü üstlendi.

Beyaz Saray Genel Sekreteri Stephen Miller (AFP).
Beyaz Saray Genel Sekreteri Stephen Miller (AFP).

Senato çatısı altında Miller, Sessions'ı milliyetçi fikirlerinin siyasi öncüsü olarak gördü. 2013 yılında iki partinin ortaklaşa hazırladığı göç reformu tasarısının engellenmesine yönelik siyasi ve iletişim stratejilerinin oluşturulmasında rol aldı.

Aynı zamanda sağ eğilimli medya kuruluşlarıyla yakın ilişkiler geliştirdi. Böylece göç karşıtı milliyetçi söylemi uygulanabilir siyasi ve yasama stratejilerine dönüştürebilen radikal muhafazakâr çevrelerin önde gelen isimlerinden biri hâline geldi.

Stephen Miller ve ABD Başkanı Donald Trump, 29 Nisan 2025 (AFP)
Stephen Miller ve ABD Başkanı Donald Trump, 29 Nisan 2025 (AFP)

Başkanın gölgesi ve Trumpçılığın metin yazarı

Miller, 2016 yılının başlarında Donald Trump'ın ilk başkanlık kampanyasına katıldı. Kısa sürede Trump'ın konuşmalarının arkasındaki başlıca isimlerden biri hâline geldi. Trump'ın sınırlar ve ulusal kimlik konusundaki içgüdüsel yaklaşımını güçlü siyasi metinlere dönüştürdü.

Bu metinlerin en dikkat çekenleri arasında 2016 yazında düzenlenen tarihî Cumhuriyetçi Parti adaylık kabul konuşması ve Ocak 2017'deki ünlü başkanlık yemin töreni konuşması yer aldı.

Trump'ın Beyaz Saray'a girmesinin ardından Miller, kıdemli siyasi danışman ve başkanın konuşma metinlerinden sorumlu yönetici olarak atandı.

İlk dört yıllık dönemde, en tartışmalı başkanlık kararlarının arkasındaki tavizsiz isimlerden biri olarak öne çıktı.Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bunlar arasında Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu bazı ülkelere yönelik seyahat yasağı, göçmen ailelerin ayrılmasına yol açan sınırdaki “sıfır tolerans” politikası ve Meksika sınırına duvar inşa edilmesi girişimi bulunuyordu.

Trump'ın 2020 seçimlerini kaybetmesinin ardından Miller geri plana çekilmedi. Biden yönetimine karşı hukuki mücadele yürütmek amacıyla “America First Legal” adlı kuruluşu kurdu.

Trump'ın Ocak 2025'te yeniden iktidara gelmesiyle Miller da daha güçlü bir konumda Beyaz Saray'a döndü. Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı (Politika) ve İç Güvenlik Danışmanı görevlerini üstlendi.

Bu görevler, kitlesel sınır dışı operasyonlarını doğrudan denetlemesinin yanı sıra dış politika ve ulusal güvenlik dosyalarındaki etkisini de genişletmesine imkân sağladı.

Stephen Miller ve ABD Başkanı Donald Trump, 6 Ağustos 2026 (AFP).
Stephen Miller ve ABD Başkanı Donald Trump, 6 Ağustos 2026 (AFP).

Cumhuriyetçilerin yenilgisinin ardından gelen kritik atama

Trump'ın Stephen Miller'ı Beyaz Saray yönetiminin ve Batı Kanadı'nın başına getirme kararı, zamanlaması bakımından önemli siyasi mesajlar taşıyor.

Değişiklik, 2026 ara seçimlerinde Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluğu tamamen Demokratlara kaptırmasından yalnızca üç gün sonra geldi.

Beyaz Saray Genel Sekreteri Stephen Miller (AFP).
Beyaz Saray Genel Sekreteri Stephen Miller (AFP).

ABD medyasına göre, yönetimde dengeli ve sakin yaklaşımıyla tanınan Susie Wiles'ın görevden ayrılması, Trump'ın pragmatik diplomasi anlayışından uzaklaşarak, yeni Kongre ile açık bir mücadeleye hazırlanmak istediğini gösteriyor.

Washington'da “Trump'ın düşüncelerini hayata geçiren beyin” olarak tanımlanan Miller'ın seçilmesi, ABD yönetiminin önümüzdeki iki yıl boyunca uzlaşmaya kapalı, mücadeleci bir anlayışla yönetileceğine işaret ediyor.

Trump, sadık yol arkadaşını yanına alarak Beyaz Saray'ı güçlü bir ideolojik çizgiyle tahkim etmek ve sert milliyetçi politikalarını başkanlık kararnameleri aracılığıyla sürdürmek istiyor.

Bu adım, Demokratların yönetimin politikaları ve hassas dosyaları hakkında kapsamlı soruşturmalar başlatmaya hazırlandığı bir dönemde geldi.