ABD ve Rusya arasında yapıcı bir ilişki kurulabilir mi?

Washington’a, ‘Rus elitleri arasındaki bölünmelerden yararlanması’ çağrısı

ABD ve Rusya arasında yapıcı bir ilişki kurulabilir mi?
TT

ABD ve Rusya arasında yapıcı bir ilişki kurulabilir mi?

ABD ve Rusya arasında yapıcı bir ilişki kurulabilir mi?

Batı’daki Rusya’nın Ukrayna'yı işgal etmeye hazırlandığına dair spekülasyonlar çerçevesinde Rusya ile ABD ve Avrupa arasındaki ilişkileri ablukaya alan savaş olasılığının yarattığı atmosfer, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ve yansımaları nedeniyle dünyanın halihazırda içinde bulunduğu krizin ortasında birkaç alanda daha fazla kaos yaratmak dışında hiçbir sonuç vermemiştir. Bu olumsuzluklar, nüfuz sahibi olan ülkelerdeki bazı siyasi liderleri gerilimi yatıştırmak amacıyla araya girmeye iterken analistlerin Rusya ile özellikle de ABD’nin, yapıcı bir ilişki kurmasını sağlayacak gerçek bir fırsat olup olmadığını merak etmelerine neden oluyor.
ABD'nin eski Ukrayna ve Özbekistan Büyükelçisi, Atlantik Konseyi Avrasya Merkezi Kıdemli Direktörü John Herbst, Washington merkezli askeri analiz dergisi National Interest (NI) tarafından yayınlanan bir makalesinde, mevcut atmosferde Rus seçkinleri içinde bölünmelerin ortaya çıkmaya başladığını yazdı. Geçtiğimiz günlerde Rusya’da emekli General Leonid Grigoryevich Ivashov imzasıyla ve Tüm Rusya Subaylar Meclisi Konseyi adına Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i Ukrayna'yı işgal etmemeye çağıran bir bildiri yayınlandı. Hatta bildiride Putin'in istifa etmesi gerektiği belirtildi. General Ivashov, uzun zamandır Putin'i eleştirse de katı milliyetçilerden oluşan bir grup olan Tüm Rusya Subaylar Meclisi Konseyi’nin (the Russkii Obshche-Voinskii Soiuz / ROVS) talepleri, Rusların çoğunluğunun görüşünü yansıtmak zorunda olmasa da eski generalin muhalefeti ve işaret ettiği acil meseleler, dikkate almaya değer. Ivashov, Kremlin'in iç politikalarının Rusya için NATO ve Ukrayna'dan gelebilecek herhangi bir hayali tehditten daha büyük bir tehdit oluşturduğunu düşünüyor. Ukrayna konusunda gerilimlerin arttığı bir dönemde Batı'nın Rusya ile ilişkisini uzun uzun inceleyen ABD merkezli düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi’nden (Atlantic Council), John E. Herbst, Anders Åslund, David J. Kramer, Alexander Vershbow ve Brian Whitmore tarafından hazırlanan ‘Küresel Strateji 2022: Yarının Yapıcı İlişkileri için Kremlin Saldırganlığını Bugünden Önlemek’ başlıklı bir raporda tam da buna dikkat çekilmeye çalışılıyor.
Atlantik Konseyi Avrasya Merkezi Direktörü John E. Herbst, Washington'ın Putin sonrası Moskova ile uluslararası hukuka ve hem İkinci Dünya Savaşı hem de Soğuk Savaş sonrasında ortaya çıkan uluslararası sisteme saygı temelinde uzun soluklu bir ilişki kurmaya çalışması gerekebileceğini, ancak buna mecbur olmadığını söylüyor. Putin sonrası Rusya’nın, ABD'nin birçok siyasi konuda işbirliği yapacağı ve önemli ekonomik işbirliğinin olacağı Rusya olduğunu belirten Herbst, ABD'nin bu ilişkiyi dört parçalı bir stratejiyle kurması gerektiğine işaret ediyor. Bunları ise şöyle sıralıyor:
1 - Moskova'dan gelen tehdide karşı müttefikler ve ortaklarla birlikte çalışılmalı. Bu, NATO'nun kuzeydoğu kanadını ve Karadeniz'deki deniz varlığını güçlendirmek ve Belarus'tan Venezuela'ya demokratik hareketleri desteklemek anlamına geliyor. ABD’nin Avrupa ile aynı safta kalması, yaptırımlar,  tutum ve diplomasi konusunda ortak hareket etmeleri de aynı derecede önemli. ABD bugün, Soğuk Savaş sırasında yaptığı gibi, kıtadaki en zayıf siyasi içgüdüleri tatmin ederek değil, müttefiklerini ve ortaklarını Transatlantik (Atlantik-ötesi) topluluktaki herkesin çıkarlarına hizmet eden güçlü politikalar benimsemeye ikna ederek yapmalıdır. Putin'in yeni bir Ukrayna işgali başlatma tehdidinin yol açtığı kriz, zorlu ve son derece kritik olduğunu da gösterdi.
2 - Moskova'nın tutumlarına karşı net kırmızı çizgiler konulmalı ve bu kırmızı çizgiler aşıldığında, hızla hareket edilmeli. Buna da şimdi daha gelişmiş silahlara ihtiyaç duyan Ukrayna’nın yaşadığı krizle başlanmalı ve ABD çok geç olmadan Stinger füzeleri Ukrayna’ya göndermeli. Washington, Ukrayna’da gerilimin artması durumunda Rusya’nın mali sistemine ve oligarklarına karşı mümkün olan en etkili yaptırımlarla Moskova’yı vurmalı. ABD, gerek Putin'in servetiyle ilgili gizlenen bilgileri kamuya duyurmak, gerekse gerçekleri Rus halkına ulaştırmak için Amerika’nın Sesi (VOA) ve Özgür Avrupa Radyosu’na (Radio Free Europe/Radio Liberty) sağlanan fonu artırarak Rusya yönetimindeki yolsuzlukları ortaya çıkarmak için daha fazlasını yapmalı. ABD, Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in geçtiğimiz birkaç günlerde iki ülke arsındaki ortaklığı güçlendirmeye çabaları sırasında dahi bölgesel anlaşmazlıklar da dahil olmak üzere Rusya ile Çin arasındaki her türlü sürtüşmeden faydalanmalı.
3 – Mümkün olduğunca birlikte çalışılmalı. ABD ve Rusya’nın, silahları kontrol etmekten Orta Asya'da terörizmin yayılmasını durdurmaya ve Kovid-19 salgının kontrol altına almaya kadar bazı ortak çıkarları var. Aynı zamanda İklim değişikliği, Afganistan'ın geleceği ve gezegenimizin geleceği konusunda ortak çalışma fırsatları yakalamaları da söz konusu. ABD, Kremlin'in provokasyonlarına karşı sert tutumlar sergilerken bu ortak hedeflerin peşinden gidebilir.
4 – Refah içinde bir Rusya ile yakın gelecekteki ilişkiler için bir vizyon geliştirilmeli.  Bu da ABD’nin baskı araçlarının pek çoğunun eşliğindeki bir ödüldür. Artık Kremlin’e, Rus seçkinlerine ve sıradan vatandaşlarına ABD'nin Rusya'ya yönelik niyetlerinin düşmanca olmadığını ve ABD ve Rusya arasındaki iyi ilişkilerin, refah ve güvenliğe yol açabileceğini göstermeye başlamanın zamanı geldi. ABD, Rusya ile eğitim ve kültür alışverişini artırmalı. Ayrıca ‘dağınık haldeki’ Rus muhalefetiyle, yani Alexey Navalny ve Rus diasporası gibi resmen yaptırım altında olmayan muhaliflerle de ilişkiler kurmalı.
Atlantik Konseyi raporunda Herbst, şunları söylüyor:
“Aynı zamanda hukukun üstünlüğüne saygı duyan bir Rus hükümeti kurulduğunda, Kremlin'in üst düzey yetkililerinin ve ortaklarının varlıklarının dondurulması ve Rus halkına iade edilmesi için bir güven fonunda tutulması gibi cesur bir adım atılmasını öneriyoruz. Rusya’nın mevcut politikaları, yurt içinde yolsuzluk ve baskıyı artırırken yurt dışında ise tepki ve nefreti körüklüyor. On yıldır durgun olan ekonomi, yaşam standartlarını kademeli bir şekilde geriletti.”
Rusya'da ülkenin tıpkı Sovyetler Birliği'nin çöküşü öncesindeki son on yılda olduğu gibi bugün de yeni bir durgunluk döneminde olduğu konuşuluyor. Eğer Kremlin’in aynı politikaları sürdürürse Rusya'nın büyük güç statüsü kaymaya başlayacak.
Herbst, raporda şunları ekliyor:
“Yetenekli nüfusu kendi çabalarından yararlanan ve dinamik bir modern ekonomi yaratan bir Rusya vizyonuna sahibiz. Rusya, dinamizmiyle komşularını ve ortaklarını kendine çekecek ve zorlama yoluyla nüfuz kurma ihtiyacı duymayacak.”
Doğu Avrupa'nın savaşa hazır olması ve dünya genelinde hiç ara vermeden ortaya çıkan Rus tehditleri ile şu an için çok zorlanmış görünebilir, ancak Herbst’e göre gelecekte Rusya barışçıl ve refah içinde bir ülke olabilir. Bu da yeni bir düşünceye ve ABD politikasında gerçekçi bir yaklaşıma ihtiyaç duyuyor.



Trump, UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili belgelerin yayınlanması emrini verecek

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
TT

Trump, UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili belgelerin yayınlanması emrini verecek

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, federal kurumların UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili hükümet dosyalarını "tanımlamaya ve yayınlamaya" başlaması emrini vereceğini söyledi; bu, Amerikalıların on yıllardır talep ettiği bir adımdı.

Trump, Truth Social platformunda şunları yazdı: "Bu konunun yarattığı büyük ilgi göz önüne alındığında, Savunma Bakanı'ndan ve diğer ilgili bakanlık ve kurumlardan, uzaylı yaşamı, tanımlanamayan hava olayları ve uçan dairelerle ilgili hükümet dosyalarını belirleme ve yayınlama sürecini başlatmalarını isteyeceğim."

ABD Başkanı dün yaptığı açıklamada, selefi Barack Obama'nın bir podcast'te uzaylı varlıkların olduğundan rastgele bahsetmesiyle "gizli bilgileri" ifşa ettiğini iddia etmişti. Trump, Gürcistan gezisi sırasında Air Force One uçağında gazetecilere, "Konuşmayı sınırların dışına taşıdı... Bunu yapmamalıydı. Korkunç bir hata yaptı" dedi.

Cumartesi günü yayınlanan Brian Tyler Cohen ile yaptığı bir röportajda Obama'ya uzaylıların gerçek olup olmadığı soruldu. Obama şu yanıtı verdi: "Onlar gerçek ama ben onları görmedim ve 51. bölgede tutulmuyorlar. Büyük bir komplo olmadığı ve bunu Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'ndan gizlemedikleri sürece yeraltında bir tesis yok."

51.bölge, Nevada'da bulunan gizli bir Hava Kuvvetleri tesisidir ve bazıları burada uzaylı varlıkların kalıntıları ve düşmüş bir uzay gemisinin bulunduğunu tahmin etmektedir. Şerku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre 2013 yılında yayınlanan CIA arşivleri, buranın son derece gizli casus uçakları için bir test alanı olduğunu gösterdi.

Obama, pazar günü yaptığı bir paylaşımda, evrenin enginliği göz önüne alındığında uzaylı yaşamının olasılığının yüksek olduğunu belirterek, açıklamalarını netleştirdi. Ancak, aradaki muazzam mesafeler nedeniyle uzaylıların Dünya'yı ziyaret etme olasılığının düşük olduğunu ifade etti.

Perşembe günü, uzaylı yaşamına dair herhangi bir kanıt görüp görmediği sorulduğunda Trump, "Gerçek olup olmadıklarını bilmiyorum" diye yanıt vermişti.


İran’ndan Guterres'e: Askeri saldırıya maruz kalırsak kararlı bir şekilde karşılık vereceğiz

İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)
İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)
TT

İran’ndan Guterres'e: Askeri saldırıya maruz kalırsak kararlı bir şekilde karşılık vereceğiz

İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)
İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)

İran, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e yazdığı bir mektupta, askeri saldırıya maruz kalması halinde bölgedeki "düşman gücün" üslerini, tesislerini ve varlıklarını meşru hedefler olarak değerlendireceğini bildirdi.

İran'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, dün gönderdiği mektubunda, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran hakkındaki açıklamalarının "askeri saldırı olasılığını çok gerçekçi bir şekilde gündeme getirdiğini" belirterek, İran'ın savaş istemediğini vurguladı. Mektupta, askeri saldırı durumunda İran'ın "kararlı bir şekilde" karşılık vereceği teyit edildi.


Danimarka, usulsüz kayıt nedeniyle İran bayraklı bir gemiyi alıkoydu

Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
TT

Danimarka, usulsüz kayıt nedeniyle İran bayraklı bir gemiyi alıkoydu

Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)

Danimarka denizcilik yetkilileri dün, ülkenin sularında demirlemiş olan İran bayraklı bir konteyner gemisinin, usulüne uygun olarak kayıtlı olmadığı gerekçesiyle alıkonulduğunu açıkladı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan verilere göre konteyner gemisinin adı "Nora" idi ve Komor Adaları bayrağı taşıyordu; ancak Danimarka yetkilileri Reuters'e e-posta yoluyla Komor Adaları'nın Kopenhag'a gemiyi kayıtlarında bulamadığını bildirdiğini söyledi.

Yetkililer, "Gemi, bayrak devleti Danimarka denizcilik yetkililerine tam olarak kayıtlı ve yetkilendirilmiş olduğuna dair kanıt sunana kadar alıkonulacaktır" diyerek, gemiyi serbest bırakmadan önce inceleyeceklerini belirterek, "Denetim, hava koşulları güvenli bir şekilde izin verdiğinde gerçekleştirilecek" ifadelerini kullandı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan verilere göre, "Noura" gemisi şu anda İran bayrağı altında seyrediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre haberi ilk duyuran Danimarka televizyon kanalı TV2, geminin çarşamba günü bayrağını Komor Adaları'ndan İran'a değiştirdiğini belirtti. Reuters, değişikliğin ne zaman gerçekleştiğini bağımsız olarak doğrulayamadı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan veriler, "Nora" gemisinin, ABD Hazine Bakanlığı'nın yaptırım listesinde yer alan ve daha önce "Cyrus" adıyla anılan bir konteyner gemisiyle aynı Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) numarasına sahip olduğunu gösteriyor.

IMO numaraları, isim veya bayrak değişikliklerinden bağımsız olarak değişmeden kalan kalıcı gemi tanımlayıcılarıdır.

Cyrus, ABD Yabancı Varlık Kontrol Ofisi'nin İran yaptırım programı kapsamında belirlenmiş olup, Londra Borsası Grubu'ndan elde edilen veriler, şirketin Argon Shipping ve Rail Shipping ile bağlantılı olduğunu göstermektedir.

Reuters, Argon Shipping ve Rail Shipping şirketlerine yorum almak için ulaşamadı.

TV2, geminin son 25 gündür limanda demirli ve kullanılmadan beklediğini bildirdi.