ABD ve Rusya arasında yapıcı bir ilişki kurulabilir mi?

Washington’a, ‘Rus elitleri arasındaki bölünmelerden yararlanması’ çağrısı

ABD ve Rusya arasında yapıcı bir ilişki kurulabilir mi?
TT

ABD ve Rusya arasında yapıcı bir ilişki kurulabilir mi?

ABD ve Rusya arasında yapıcı bir ilişki kurulabilir mi?

Batı’daki Rusya’nın Ukrayna'yı işgal etmeye hazırlandığına dair spekülasyonlar çerçevesinde Rusya ile ABD ve Avrupa arasındaki ilişkileri ablukaya alan savaş olasılığının yarattığı atmosfer, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ve yansımaları nedeniyle dünyanın halihazırda içinde bulunduğu krizin ortasında birkaç alanda daha fazla kaos yaratmak dışında hiçbir sonuç vermemiştir. Bu olumsuzluklar, nüfuz sahibi olan ülkelerdeki bazı siyasi liderleri gerilimi yatıştırmak amacıyla araya girmeye iterken analistlerin Rusya ile özellikle de ABD’nin, yapıcı bir ilişki kurmasını sağlayacak gerçek bir fırsat olup olmadığını merak etmelerine neden oluyor.
ABD'nin eski Ukrayna ve Özbekistan Büyükelçisi, Atlantik Konseyi Avrasya Merkezi Kıdemli Direktörü John Herbst, Washington merkezli askeri analiz dergisi National Interest (NI) tarafından yayınlanan bir makalesinde, mevcut atmosferde Rus seçkinleri içinde bölünmelerin ortaya çıkmaya başladığını yazdı. Geçtiğimiz günlerde Rusya’da emekli General Leonid Grigoryevich Ivashov imzasıyla ve Tüm Rusya Subaylar Meclisi Konseyi adına Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i Ukrayna'yı işgal etmemeye çağıran bir bildiri yayınlandı. Hatta bildiride Putin'in istifa etmesi gerektiği belirtildi. General Ivashov, uzun zamandır Putin'i eleştirse de katı milliyetçilerden oluşan bir grup olan Tüm Rusya Subaylar Meclisi Konseyi’nin (the Russkii Obshche-Voinskii Soiuz / ROVS) talepleri, Rusların çoğunluğunun görüşünü yansıtmak zorunda olmasa da eski generalin muhalefeti ve işaret ettiği acil meseleler, dikkate almaya değer. Ivashov, Kremlin'in iç politikalarının Rusya için NATO ve Ukrayna'dan gelebilecek herhangi bir hayali tehditten daha büyük bir tehdit oluşturduğunu düşünüyor. Ukrayna konusunda gerilimlerin arttığı bir dönemde Batı'nın Rusya ile ilişkisini uzun uzun inceleyen ABD merkezli düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi’nden (Atlantic Council), John E. Herbst, Anders Åslund, David J. Kramer, Alexander Vershbow ve Brian Whitmore tarafından hazırlanan ‘Küresel Strateji 2022: Yarının Yapıcı İlişkileri için Kremlin Saldırganlığını Bugünden Önlemek’ başlıklı bir raporda tam da buna dikkat çekilmeye çalışılıyor.
Atlantik Konseyi Avrasya Merkezi Direktörü John E. Herbst, Washington'ın Putin sonrası Moskova ile uluslararası hukuka ve hem İkinci Dünya Savaşı hem de Soğuk Savaş sonrasında ortaya çıkan uluslararası sisteme saygı temelinde uzun soluklu bir ilişki kurmaya çalışması gerekebileceğini, ancak buna mecbur olmadığını söylüyor. Putin sonrası Rusya’nın, ABD'nin birçok siyasi konuda işbirliği yapacağı ve önemli ekonomik işbirliğinin olacağı Rusya olduğunu belirten Herbst, ABD'nin bu ilişkiyi dört parçalı bir stratejiyle kurması gerektiğine işaret ediyor. Bunları ise şöyle sıralıyor:
1 - Moskova'dan gelen tehdide karşı müttefikler ve ortaklarla birlikte çalışılmalı. Bu, NATO'nun kuzeydoğu kanadını ve Karadeniz'deki deniz varlığını güçlendirmek ve Belarus'tan Venezuela'ya demokratik hareketleri desteklemek anlamına geliyor. ABD’nin Avrupa ile aynı safta kalması, yaptırımlar,  tutum ve diplomasi konusunda ortak hareket etmeleri de aynı derecede önemli. ABD bugün, Soğuk Savaş sırasında yaptığı gibi, kıtadaki en zayıf siyasi içgüdüleri tatmin ederek değil, müttefiklerini ve ortaklarını Transatlantik (Atlantik-ötesi) topluluktaki herkesin çıkarlarına hizmet eden güçlü politikalar benimsemeye ikna ederek yapmalıdır. Putin'in yeni bir Ukrayna işgali başlatma tehdidinin yol açtığı kriz, zorlu ve son derece kritik olduğunu da gösterdi.
2 - Moskova'nın tutumlarına karşı net kırmızı çizgiler konulmalı ve bu kırmızı çizgiler aşıldığında, hızla hareket edilmeli. Buna da şimdi daha gelişmiş silahlara ihtiyaç duyan Ukrayna’nın yaşadığı krizle başlanmalı ve ABD çok geç olmadan Stinger füzeleri Ukrayna’ya göndermeli. Washington, Ukrayna’da gerilimin artması durumunda Rusya’nın mali sistemine ve oligarklarına karşı mümkün olan en etkili yaptırımlarla Moskova’yı vurmalı. ABD, gerek Putin'in servetiyle ilgili gizlenen bilgileri kamuya duyurmak, gerekse gerçekleri Rus halkına ulaştırmak için Amerika’nın Sesi (VOA) ve Özgür Avrupa Radyosu’na (Radio Free Europe/Radio Liberty) sağlanan fonu artırarak Rusya yönetimindeki yolsuzlukları ortaya çıkarmak için daha fazlasını yapmalı. ABD, Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in geçtiğimiz birkaç günlerde iki ülke arsındaki ortaklığı güçlendirmeye çabaları sırasında dahi bölgesel anlaşmazlıklar da dahil olmak üzere Rusya ile Çin arasındaki her türlü sürtüşmeden faydalanmalı.
3 – Mümkün olduğunca birlikte çalışılmalı. ABD ve Rusya’nın, silahları kontrol etmekten Orta Asya'da terörizmin yayılmasını durdurmaya ve Kovid-19 salgının kontrol altına almaya kadar bazı ortak çıkarları var. Aynı zamanda İklim değişikliği, Afganistan'ın geleceği ve gezegenimizin geleceği konusunda ortak çalışma fırsatları yakalamaları da söz konusu. ABD, Kremlin'in provokasyonlarına karşı sert tutumlar sergilerken bu ortak hedeflerin peşinden gidebilir.
4 – Refah içinde bir Rusya ile yakın gelecekteki ilişkiler için bir vizyon geliştirilmeli.  Bu da ABD’nin baskı araçlarının pek çoğunun eşliğindeki bir ödüldür. Artık Kremlin’e, Rus seçkinlerine ve sıradan vatandaşlarına ABD'nin Rusya'ya yönelik niyetlerinin düşmanca olmadığını ve ABD ve Rusya arasındaki iyi ilişkilerin, refah ve güvenliğe yol açabileceğini göstermeye başlamanın zamanı geldi. ABD, Rusya ile eğitim ve kültür alışverişini artırmalı. Ayrıca ‘dağınık haldeki’ Rus muhalefetiyle, yani Alexey Navalny ve Rus diasporası gibi resmen yaptırım altında olmayan muhaliflerle de ilişkiler kurmalı.
Atlantik Konseyi raporunda Herbst, şunları söylüyor:
“Aynı zamanda hukukun üstünlüğüne saygı duyan bir Rus hükümeti kurulduğunda, Kremlin'in üst düzey yetkililerinin ve ortaklarının varlıklarının dondurulması ve Rus halkına iade edilmesi için bir güven fonunda tutulması gibi cesur bir adım atılmasını öneriyoruz. Rusya’nın mevcut politikaları, yurt içinde yolsuzluk ve baskıyı artırırken yurt dışında ise tepki ve nefreti körüklüyor. On yıldır durgun olan ekonomi, yaşam standartlarını kademeli bir şekilde geriletti.”
Rusya'da ülkenin tıpkı Sovyetler Birliği'nin çöküşü öncesindeki son on yılda olduğu gibi bugün de yeni bir durgunluk döneminde olduğu konuşuluyor. Eğer Kremlin’in aynı politikaları sürdürürse Rusya'nın büyük güç statüsü kaymaya başlayacak.
Herbst, raporda şunları ekliyor:
“Yetenekli nüfusu kendi çabalarından yararlanan ve dinamik bir modern ekonomi yaratan bir Rusya vizyonuna sahibiz. Rusya, dinamizmiyle komşularını ve ortaklarını kendine çekecek ve zorlama yoluyla nüfuz kurma ihtiyacı duymayacak.”
Doğu Avrupa'nın savaşa hazır olması ve dünya genelinde hiç ara vermeden ortaya çıkan Rus tehditleri ile şu an için çok zorlanmış görünebilir, ancak Herbst’e göre gelecekte Rusya barışçıl ve refah içinde bir ülke olabilir. Bu da yeni bir düşünceye ve ABD politikasında gerçekçi bir yaklaşıma ihtiyaç duyuyor.



Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
TT

Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)

Güney Kore’nin eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024’ün sonlarında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle bugün ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi yargıcı Ji Gwi-yeon, karar duruşmasında “İsyan suçundan Yoon’u ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyoruz” ifadesini kullandı.

Böylece eski muhafazakâr lider, savcılığın talep ettiği idam cezasından kurtulmuş oldu.

Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 akşamı yaptığı sürpriz konuşmada sıkıyönetim ilan etmiş ve orduya Ulusal Meclis’e girme talimatı vermişti. Ancak askerler tarafından kuşatılan binaya yeterli sayıda milletvekili girmeyi başarmış, yapılan oylamada bu güç kullanımına karşı karar alınmış ve dönemin devlet başkanı geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Sivil yönetim fiilen yalnızca altı saatliğine askıya alınsa da, söz konusu girişim ülkede derin ve uzun süreli bir siyasi krize yol açmıştı.

Gözaltında yargılanan Yoon, bu eylemleri nedeniyle nisan ayında görevden alınmıştı.

Mahkemenin, eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’u da mahkûm etmesinin ardından, Yoon ile birlikte yargılanan diğer sanıklar hakkında da kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor.