Afganistan’ın uluslararası varlıklarının kullanımı için çabalar sürüyor

İİT Genel Sekreteri Hüseyin Taha: Afgan varlıklarının dondurulması kararını iptal için istişareler yürütülüyor

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha
TT

Afganistan’ın uluslararası varlıklarının kullanımı için çabalar sürüyor

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha, İİT ve İslam Kalkınma Bankası'nın ekonomik krizin çözülmesine yardımcı olacak şekilde Afgan varlıklarının dondurulması kararını iptal için uluslararası taraflarla istişarelerde bulunduğunu söyledi.
İİT’nin, İslam Kalkınma Bankası'na Afganistan'daki insani krizden etkilenenlere insani ve kalkınma yardımlarını desteklemeyi amaçlayan güven fonunun kurulmasını hızlandırma çağrısında bulunan Genel Sekreter Şarku'l Avsat'a konuştu: “İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Özel Elçisinin, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın kararını uygulama yolları konusunda Taliban ile görüşmek için yakın zamanda Kabil'i ziyaret etmesi bekleniyor. Bu durum Taliban tarafından memnuniyetle karşılanıyor”.
Yemen dosyasına ilişkin olarak Taha, örgütün Husi milislerin Kızıldeniz, Babu’l-Mendeb Boğazı ve Aden Körfezi'nde oluşturduğu tehditleri kınadığını söyledi. Taha, “Uluslararası deniz seyrüseferinin güvenliğini ve emniyetini tehdit eden bölgesel ve uluslararası sularda savaş gemilerine yönelik saldırıların yanı sıra İİT, balistik füzeler başta olmak üzere Husi milislerine silah tedarik edilmesini de kınıyor. Mezhepsel çatışmaları körükleyen politikalar durdurulmalı ve terörist grupları desteklemekten ve finanse etmekten kaçınılmalı” açıklamalarında bulundu.
Diğer yandan İslam Kalkınma Bankası'nın kuruluşundan 2021 yılının üçüncü çeyreğinin sonuna kadar toplam fonlama ödeneklerinin 157,1 milyar dolar olduğunu söyleyen Genel Sekreter, “İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerdeki işsizlik oranı 2020 yılındaki yüzde 6,5 olan küresel ortalamaya kıyasla yüzde 7,1'e ulaştı. İİT ülkelerindeki gençler arasında işsizlik oranı 2020 yılı için yüzde 14,4 ile küresel ortalamanın üzerinde seyretti”.

İİT ve Afganistan
Hüseyin Taha, İİT’nin İslam Zirvesi Başkanlığı’nı yürüten Suudi Arabistan'ın daveti üzerine ve Pakistan'ın ev sahipliğinde Afganistan'daki insani duruma ilişkin Dışişleri Bakanları Konseyi'nin olağanüstü toplantılar düzenlediğini kaydetti.
İİT Genel Sekreteri geçen Aralık ayında gerçekleştirilen bu toplantının, bu yılın ilk çeyreğinde Afganistan'daki insani krizden etkilenenlere insani ve kalkınma yardımlarını yönlendirmek amacıyla İslam Kalkınma Bankası çatısı altında bir güven fonu oluşturmayı kararlaştırdığını belirtti.
Ayrıca, İslam'da hoşgörü ve ılımlılık, eğitime eşit erişim, İslam'da kadın hakları ve diğer hayati konularda Afganistan ile ilişki kurmak için Uluslararası İslam Fıkıh Akademisi tarafından yönetilen seçkin din alimlerinden ve hukukçulardan oluşan bir heyet oluşturulmasına karar verildi.
Hüseyin Taha, “Fonun kuruluşunu hızlandırmak için İslam Kalkınma Bankası ile koordineli olarak, fonun mali kaynaklarını harekete geçirmek için bağışçı ülkelerle iletişime geçerek diplomatik çabalarımızı başlattık.  Geçtiğimiz yıllarda Afgan halkına çeşitli insani yardım hizmetleri sunmak için çalışan örgütün Afganistan'ın başkentinde ofisi bulunuyor. Ofisin insani yardım sağlamadaki görevlerini yerine getirmesini sağlamak için insan kadroları ve mali kaynaklar sağlamanın yollarını tartışmak üzere üye devletlerle de yoğun istişareler başlatıldı” dedi.
Taha, İİT’nin Kabil'deki ofisinin direktörüne derhal işyerine gitmesi ve ofisin insani faaliyetlerini, Birleşmiş Milletler ve çeşitli kurumları başta olmak üzere uluslararası kuruluşlarla işbirliğini ve koordinasyonunu doğrudan denetlemesi talimatını verdi. İİT Genel Sekreteri, “Ofisin özellikle İslam Kalkınma Bankası'nda vakıf fonunun kurulmasından ve insani yardım programımızın fiilen başlatılmasından sonra insani yardım operasyonlarına katkıda bulunmada somut bir rol oynamasını bekliyoruz. Ayrıca bazı üye devletlerin Afganistan'a insani yardımlarını ofis aracılığıyla sağlamasını bekliyoruz. İİT’nin Afgan gruplarıyla görüşme konusundaki tutumu net ve tutarlı. Afgan liderliğindeki barış sürecine tam destek veriyoruz ve tüm tarafların tüm anlaşmazlıkları çözmek için barışçıl diyalog taahhüdünde bulunmalarını umuyoruz. Uluslararası ve insancıl hukuka ve uluslararası insan hakları standartlarına saygı gösterilmeli”.
Hüseyin Taha konuşmasını şöyle sürdürdü: “İİT, Dışişleri Bakanları Konseyi tarafından kendisine verilen yetkiye uygun olarak hareket ediyor ve konseyin kararları arasında siyasi ve ekonomik angajman görevini üstlenmek üzere Genel Sekreter'in özel bir temsilcisinin atanması var. İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Özel Temsilcisinin, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın kararını uygulama yolları konusunda Taliban ile görüşmek için yakın zamanda Kabil'i ziyaret etmesi bekleniyor. Bu Taliban tarafından memnuniyetle karşılanıyor. Nakit tükenmesiyle ilgili olarak, Afgan varlıklarının dondurulması kararının iptali aslında ekonomik krizin çözülmesine yardımcı olacak”.
Afganistan yönetimi, İİT ve İslam Kalkınma Bankası'ndan bu önemli konuda uluslararası taraflarla istişarelerde bulunmalarını talep ediyor.
Afganistan konferansının bitiminden hemen sonra İİT’nin, Afganistan'ı desteklemek için üye devletler ve uluslararası ortaklarla sürekli istişareler yürüttüğünü vurgulayan Genel Sekreter, “Vakıf fonunun kurulması ve üye devletlerden bağışların alınması Afgan ekonomisinin desteklenmesine büyük katkı sağlayacak” diye konuştu.
Afganistan'daki kuraklık sorunu hakkında yöneltilen bir soruya cevaben Genel Sekreter, “Afganistan için Gıda Güvenliği Programını başlatmak, İİT'nin hedeflerinden biridir. Bu İİT için bir gıda güvenliği rezerv sisteminin kurulması yoluyla olur. Bu konuyu DSÖ, üye devletler ve uluslararası ortaklarla birlikte takip edeceğiz.”

Krediler ve en az gelişmiş ülkeler
İİT’deki toplam 57 üye ülkeden 21'i az gelişmiş ülkeler arasında kabul ediliyor. Geri kalan ülkeler orta gelirli gelişmekte olan ülkeler olarak sınıflandırılıyor. Bu az gelişmiş ülkelerden 18'i Afrika'dadır ve bu ülkelerin karşılaştığı kalkınma zorluklarının nedeni düşük üretim kapasitelerinde yatmaktadır. Bu da büyümede yavaşlamaya, yatırım eksikliğine ve kapalı piyasalara, ayrıca zayıf destekleyici politikalara ve eskiyen altyapıya yol açar.
Örgütün daha fazla çaba gösterdiğini ifade eden Hüseyin Taha, “Afrika'nın Kalkınması Programı, Kalkınma için İslami Dayanışma Fonu ve 2005 yılında 12 milyar dolarlık sermaye ile onaylanan diğer fonlar yoksulları destekleyen faaliyetleri teşvik etmeyi amaçlamaktadır. İİT 22 Afrika üye ülkesinde bu program kapsamında finansman için toplam 480 proje onaylandı ve çoğu proje tarım, ulaşım, enerji, su ve sanitasyon ve eğitim ve sağlık alanlarında gelişme kaydetmeyi hedefliyor.
Dayanışma Fonu, İslam İşbirliği Teşkilatı üye ülkelerindeki proje ve programları finanse etmek için 858,4 milyon dolarlık krediler ve hibeler sağladı. Bu miktarın yaklaşık yüzde 96'sı İslam İşbirliği Teşkilatı'nın en az gelişmiş ülkelerine gitti.
İİT İslam Kalkınma Bankası, ekonomik ve sosyal kalkınmayı teşvik etmek için krediler, teknik yardım, hibeler ve sermaye yatırımları sağlayarak İİT üye ülkelerine yardımcı olur.
Bu bağlamda Taha, İslam Kalkınma Bankası'nın kurulduğu 1975 yılından 2021 yılının üçüncü çeyreğinin sonuna kadar toplam finansman ödeneklerinin 157,1 milyar dolar olduğunu vurgulamak gerektiğini söylüyor. Buna ek olarak Taha, İİT üye devletlerini ve diğer potansiyel bağışçıları, İİT üye ülkeleri arasında ortaklık, karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma idealleri doğrultusunda devamlı ekonomik büyümeyi yakalamak için İİT üye devletlerine yardım etmeyi sürdürmeyi talep ediyor.
İİT’nin başta en az gelişmiş ülkeler olmak üzere ihtiyaç sahibi İİT ülkelerine çeşitli sektörlerde mali ve teknik yardım sağlamak için bol kaynağa sahip üye ülkelerle iletişim kurduğunu vurgulayan Taha, Suudi Arabistan Krallığı'nın en az gelişmiş ülkelerin 6 milyar dolara varan borçlarını insani gerekçelerle iptal etme girişimine de ayrıca dikkat çekti.
İslam Kalkınma Bankası tarafından İslam İşbirliği Teşkilatı'nın Afrika üye ülkelerine sağlanan toplam finansman, 2021 yılının üçüncü çeyreği sonunda 25,1 milyar doları buldu. Bu miktar arasında İİT’nin Afrika'nın Kalkınması için özel program çerçevesinde gelen 480 projeyi finanse etmek üzere gereken 5 milyar doları da içermektedir.
Hüseyin Taha, İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik ve Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi (SESRIC), İslam Ticareti Geliştirme Merkezi, İslami Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu (ISESCO), İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü ve İslam Ticaret ve Sanayi Odası gibi ilgili İİT kurumlarının, Afrika üye devletlerinin yararına İslam Ülkeleri için kapasite geliştirme projeleri ve diğer maddi olmayan projeleri uyguladığını açıkladı.

Sürdürülebilir projeler
Sürdürülebilir projeler, yoksulluk ve işsizlik konusuna değinen Genel Sekreter, İİT’nin Afrika üye ülkelerindeki projeleri desteklediğini söyledi. Bunların arasında Batı Afrika'daki sınır aşan parklarda ve korunan alanlarda turizmin sürdürülebilir kalkınması için tasarlanan bölgesel projeler ve Dakar ve Port Sudan'ı birbirine bağlayan demiryolu projesi yer alıyor.
Hüseyin Taha, “Turizm altyapısının geliştirilmesi ve küçük ve orta ölçekli şirketlerin ilerlemesi yoluyla iç turizmi artırmaya çalıştığımız bu proje için Dünya Turizm Örgütü fizibilite çalışmasını finanse etti. Örgütün, mal ve hizmet taşımacılığını kolaylaştırmak için Batı ve Doğu Afrika'daki örgüte üye ülkelerin demiryolu ağlarını entegre etmek için Dakar ve Port Sudan'ı birbirine bağlayan toplam uzunluğu 10 bin kilometreye varan demiryolu projesini destekliyoruz” şeklinde konuştu.
Yoksulluk ve işsizlikle ilgili olarak, Hüseyin Taha, pandemi sonrası küresel tahminlerin iyimser görünmediğini belirterek şunları söyledi: “Önümüzdeki yıllarda küresel genç işsizlik oranının artması beklenirken işsizlik rakamları gençlerin işgücü piyasasında karşılaştığı zorlukların gerçek boyutunu yansıtmıyor. İİT üye ülkelerindeki ortalama işsizlik oranı, 2020'deki küresel ortalama olan yüzde 6,5'e kıyasla yüzde 7,1 oldu. Ayrıca, İİT ülkelerindeki genç işsizlik oranı, küresel ortalamanın önemli ölçüde üzerinde. İİT ülkelerindeki ortalama genç işsizlik oranı, 2020'de yüzde 14,4 ile aynı yıldaki yüzde 13,7'lik küresel ortalamanın üzerinde seyretti”.
Diğer yandan İİT bünyesinde, istihdam, sosyal koruma, mesleki eğitim ve öğretim, gençler için iş fırsatları yaratmak için beceri geliştirme, profesyonel okuryazarlık, mikrofinans desteği gibi çeşitli programlar başlatıldı.

Husi tehditleri ve terör
Genel Sekreter, İran destekli Husi grubunun oluşturduğu tehditlerle ilgili olarak, Taha, örgütün Husi milislerin Kızıldeniz, Bab el-Mendeb Boğazı ve Aden Körfezi'nde sürdürdüğü tehditleri kınadığını söyledi. Taha, “Uluslararası deniz seyrüseferinin güvenliğini ve emniyetini tehdit eden bölgesel ve uluslararası sularda savaş gemilerine yönelik saldırıların yanı sıra İİT, Husi milislerine silah tedarik edilmesini de kınıyor” açıklamalarında bulundu.
İİT Genel Sekreteri Hüseyin Taha, “İİT, Yemen'deki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun Yemen'i, halkını ve meşru devlet otoritelerini savunmak için attığı askeri adımları destekliyor. İİT aynı şekilde şiddetli Husi saldırıları karşısında Suudi Arabistan ve BAE'ye ve güvenlik ve istikrarlarını korumak için attıkları tüm adımlara ve önlemlere desteğini ifade ediyor. Teşkilat Yemen'in birliği, egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünün yanında durmaya, içişlerine karışmayı reddetmeye, Yemen halkıyla dayanışma içinde olmaya ve onların özgürlük, demokrasi, sosyal adalet ve kapsamlı kalkınma özlemlerine bağlı. İİT Körfez girişiminde ve yürütme mekanizmasında temsil edilen üç referansa, ulusal diyalogun sonuçlarına ve ilgili BM Güvenlik Konseyi kararları, özellikle 2216 (2015) sayılı karara dayalı olarak kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşmak için siyasi sürecin yeniden başlatılmasını desteklemektedir” dedi.
Terörle mücadele bağlamında açıklamalarda bulunan Genel Sekreter, teşkilatın terörle mücadele için çalışan örgütlerin ön saflarında yer aldığını ifade etti. Hüseyin Taha, “İİT, 1994 yılında Uluslararası Terörle Mücadele Davranış Kuralları'nı ve 1999 yılında Uluslararası Terörizmle Mücadele İslam İşbirliği Teşkilatı Sözleşmesi'ni kabul ederek bu olgu hakkında açık ve ilkeli bir tutum formüle eden ilk uluslararası örgütler arasındadır” dedi.
Hüseyin Taha Sahel ve Sahra bölgesinde birçok terörist grubun aktif olduğunu ve bu gruplarla mücadele edebilmek için İİT’nin, üye devletlerini, başta Sahel Beşlisi olmak üzere ilgili ülkelerin savunma ve güvenlik güçlerine destek sağlamaya teşvik ettiğini sözlerine ekledi.
Hüseyin Taha üyeleri ve uluslararası toplumu, terör örgütü DEAŞ'ın yabancı terörist savaşçıları örgüte almasını önlemek için Güvenlik Konseyi kararlarını uygulamaya devam etmeye ve terörist sızmalarını önlemek için gerekli önlemleri almaya çağırdı.



Le Figaro: Ruhani’nin, Hamaney’i yönetiminden uzaklaştırmak başlattığı darbe girişimi engellendi

İran lideri Ali Hamaney, üst düzey yetkililerle yaptığı bir toplantıda konuşma yaparken; sağında, cumhurbaşkanı olduğu dönemde Hasan Ruhani, yanında ise Nisan 2018’de Meclis Başkanlığı görevini yürüttüğü sırada Ali Laricani görülüyor (Arşiv – Hamaney Ofisi)
İran lideri Ali Hamaney, üst düzey yetkililerle yaptığı bir toplantıda konuşma yaparken; sağında, cumhurbaşkanı olduğu dönemde Hasan Ruhani, yanında ise Nisan 2018’de Meclis Başkanlığı görevini yürüttüğü sırada Ali Laricani görülüyor (Arşiv – Hamaney Ofisi)
TT

Le Figaro: Ruhani’nin, Hamaney’i yönetiminden uzaklaştırmak başlattığı darbe girişimi engellendi

İran lideri Ali Hamaney, üst düzey yetkililerle yaptığı bir toplantıda konuşma yaparken; sağında, cumhurbaşkanı olduğu dönemde Hasan Ruhani, yanında ise Nisan 2018’de Meclis Başkanlığı görevini yürüttüğü sırada Ali Laricani görülüyor (Arşiv – Hamaney Ofisi)
İran lideri Ali Hamaney, üst düzey yetkililerle yaptığı bir toplantıda konuşma yaparken; sağında, cumhurbaşkanı olduğu dönemde Hasan Ruhani, yanında ise Nisan 2018’de Meclis Başkanlığı görevini yürüttüğü sırada Ali Laricani görülüyor (Arşiv – Hamaney Ofisi)

Fransız Le Figaro gazetesi, kaynaklara dayandırdığı haberinde, İran’ın eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin, protestoların zirveye ulaştığı 8-9 Ocak gecesi başlatılan baskı kampanyası öncesinde, ülke lideri Ali Hamaney’i yönetimden uzaklaştırmak amacıyla rejim içinde bir girişime öncülük ettiğini yazdı.

86 yaşındaki Hamaney’in kamuoyu karşısına çıkışları, İsrailli yetkililerin kendisini hedef alabilecekleri yönündeki tehditlerinin ardından ve İran medyasında 1989’da görevi devraldığı ilk lider Ruhullah Humeyni’nin halefi olarak yerine geçecek isimle ilgili spekülasyonların artmasıyla, İsrail’le 12 gün süren savaş sonrasında en düşük seviyeye geriledi.

Le Figaro’ya konuşan kaynaklara göre Ruhani, eski hükümetinden isimlerin katıldığı bir toplantı düzenledi. Toplantıya eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Kum’dan din adamları ve Devrim Muhafızları’ndan bazı isimler katıldı. Amaç, güvenlik ve siyasi dosyaların yönetimini liderin elinden almaktı.

Ancak Laricani'nin girişime destek vermemesi üzerine girişim başarısızlıkla sonuçlandı. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın ise planın ifşa olmasını engellemek için girişimden haberdar edilmediği öne sürüldü. Planın ortaya çıkmasıyla birlikte Ruhani ve Zarif'in birkaç gün ev hapsinde tutulduğu, onlara yakın bazı reformist figürlerinse gözaltına alındığı iddia edildi.

fgtrhyju
Devrim Muhafızları’na bağlı Tesnim News Agency’nin geçen Aralık ayında yayımlanan haftalık bülten kapağı; kapakta, eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani İsrail’e hizmet etmekle suçlanıyor.

Haberde, The New York Times gazetesinin daha önce, Hamaney’in, protestolar ve ABD ile muhtemel bir çatışma ihtimalinin yükseldiği ortamda lider kadroya yönelik suikast senaryoları da dahil olmak üzere yönetiminde kaos yaşanmaması için en güvendiği isimlerden Laricani’yi görevlendirdiğini yazdığı hatırlatıldı.

Gazete, isimleri açıklanmayan 6 üst düzey İranlı yetkili, 3 Devrim Muhafızı mensubu ve eski diplomatlara dayandırdığı haberinde, Laricani’nin Ocak başından bu yana hassas siyasi ve güvenlik dosyalarını fiilen yönettiğini aktardı.

Haziran ayında İsrail’le 12 gün süren savaş sırasında Hamaney’in halefliği için 3 potansiyel aday belirlediği, ancak isimlerin açıklanmadığı kaydedildi. The New York Times, Laricani’nin dini yeterlilik şartlarını taşımadığı için bu isimler arasında yer almasının muhtemel olmadığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın ABD merkezli Axios’tan aktardığı habere göre Cumartesi günü, İran liderliği ile birlikte Hamaney ve oğlu Mücteba’nın hedef alınmasının, ABD Başkanı Donald Trump’a sunulan geniş askeri seçenek paketinde yer alan senaryolar arasında bulunuyor. Siteye konuşan bir kaynak, lider ve oğlunun hedef alınmasına yönelik planın haftalar önce iç tartışmalarda gündeme geldiğini söyledi.

Baskı kampanyası sırasında Ruhani ve Zarif’e ev hapsi uygulandığı yönünde haberler yayılmış, ancak Zarif’in ofisi ile Ruhani’ye yakın isimler bunu yalanlamıştı.

Ruhani ve Zarif’in adları, Hamaney sonrası döneme ilişkin tartışmalarda ilk kez gündeme gelmedi. İsrail’in lideri hedef alma tehditlerinin ardından da benzer spekülasyonlar ortaya atılmıştı.

Resmi haber ajansı IRNA, 20 Ocak’ta Zarif’in ofisinden yapılan açıklamayı yayımlayarak iddiaları yalanladı. Açıklamada, söz konusu bilgilerin “asılsız” olduğu belirtilerek, “Bu aşağılık yalan, İran’ı parçalamayı amaçlayan Netanyahu ve çetesinin ürettiği sahte bir anlatıya zemin hazırlamıştır” denildi. Ayrıca “kötü niyetlerin, aşırı Amerikan medya organlarında yayımlanan son makalelerde ortaya çıktığı” ifade edildi.

6jku78
Ruhani’nin internet sitesinde yayımlanan fotoğrafta, eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ortada yer alırken; yanında eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, eski Meclis Başkanı Ali Ekber Natık Nuri ve torun olarak bilinen din adamı Hasan Humeyni görülüyor. Fotoğraf, müttefiki eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani’nin 11 Ocak 2024’te düzenlenen yedinci ölüm yılı anma töreninde çekildi.

Açıklamada, iddianın “aşağılık hizipsel çıkarlar için uydurulduğu” ve “bazı iç grupların dış ajanlarla iş birliği” yaptığı öne sürülerek, İsrail medyasının bunu “bu acılı günlerde” yaymasının resmi yalanlamayı gerekli kıldığı belirtildi.

Hamaney ise 9 Şubat’ta yaptığı konuşmada, son protestoların ABD ve İsrail tarafından kurgulanan bir darbe girişimi olduğunu savundu. Bu konuşma, Ocak protestolarına ilişkin tutumları nedeniyle reformist isimlere yönelik gözaltı dalgasıyla eş zamanlı gerçekleşti.

8 Şubat’ta başlayan gözaltılar kapsamında reformist lider Mehdi Kerrubi’nin oğlu Hüseyin Kerrubi’nin yanı sıra Reform Cephesi Başkanı Azer Mansuri, eski “İran Millet Birliği” Genel Sekreteri Ali Şekuri Rad ve eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi döneminde dışişleri bakan yardımcılığı yapan Muhsin Eminzade gözaltına alındı.

Ayrıca Reform Cephesi Merkez Komitesi üyeleri Muhsin Armin, Bedr es-Sadat Mofidi ve Ferac Kemicani’ye yargı bildirimleri gönderildi. Bir gün önce ise 2009 seçimlerinde Mir Hüseyin Musevi’nin seçim kampanyası başkanlığını yürüten ve danışmanı olan Kurban Behzadiyan Nejad’ın tutuklandığı duyuruldu.

Reform Cephesi Sözcüsü Cevad İmam ile eski milletvekili İbrahim Asgarzade ise kefaletle serbest bırakıldı.

Devrim Muhafızları’na yakınlığıyla bilinen Fars News Agency, “güvenlik ve yargı kurumlarının” söz konusu isimleri gözaltına aldığını, yöneltilen suçlamalar arasında “ulusal birliğe zarar verme, anayasaya karşı tutum alma, düşman propagandasıyla eşgüdüm, teslimiyetçi yaklaşımı teşvik etme ve gizli yıkıcı mekanizmalar oluşturma” bulunduğunu bildirdi.

Yargı erkinin haber ajansı Mizan News Agency ise isim vermeden “bir dizi siyasi şahsiyetin” gözaltına alındığını ve haklarında suçlama yöneltildiğini duyurdu. Açıklamada, gözaltıların “Siyonist oluşum ve ABD’yi destekleyen bazı önemli siyasi unsurların faaliyetlerine ilişkin soruşturmaların tamamlanmasının ardından” gerçekleştiği belirtildi.

Gözaltı dalgası genişlemeden önce Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, protestolar sırasında reform ve ulusal hakikat komisyonu kurulması çağrısı yapan iç siyasi şahsiyetleri sert ifadelerle eleştirdi.

Ejei, “Cumhuriyet aleyhine içeriden bildiri yayımlayanlar, Siyonist rejim ve ABD’nin sesini tekrarlamaktadır” dedi ve “Veliyyü’l-Fakih’in yanında yer almamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınan ve bugün suçlu Siyonistlere sığınanların akıbetine yol açacağını” söyledi.

Muhalif Iran International kanalı ise 20 Ocak’ta Reform Cephesi Merkez Komitesi’nin, Hamaney’in görevden çekilmesini ve ülkeyi yönetecek bir “geçiş konseyi” kurulmasını talep eden taslak bildiriyi görüşmek üzere acil ve gizli bir toplantı yaptığını ileri sürdü.

Habere göre güvenlik birimleri müdahale ederek cephe liderlerini tehdit etti; bunun üzerine bildiri yayımlanmadı ve “toplu istifalar” ile “geniş çaplı gösteri çağrıları” gibi önerilerden geri adım atıldı.

Musevi’nin ofisine bağlı “Kelime” sitesi ise yeni gözaltı dalgasının, Musevi’nin önerdiği “İran’ı Kurtarma Cephesi” fikrini destekleyen isimleri hedef aldığını bildirdi. Musevi’nin danışmanı Emir Ercümend, rejimin “muhalefetin ağırlık merkezinin ülke içine kaymasını ve ulusal bir muhalefetin oluşmasını varoluşsal tehdit olarak gördüğünü”, son gözaltıların da bu çerçevede tasarlandığını söyledi.


Macaristan, Moskova'ya karşı Avrupa yaptırımlarının geçmesini Kiev'in bir petrol boru hattını yeniden açmasına bağlıyor

Macaristan Başbakanı Viktor Orban (Reuters)
Macaristan Başbakanı Viktor Orban (Reuters)
TT

Macaristan, Moskova'ya karşı Avrupa yaptırımlarının geçmesini Kiev'in bir petrol boru hattını yeniden açmasına bağlıyor

Macaristan Başbakanı Viktor Orban (Reuters)
Macaristan Başbakanı Viktor Orban (Reuters)

Macaristan ve Slovakya başbakanları, Kiev'in ülkeye Moskova'dan petrol sağlayan önemli bir petrol boru hattını yeniden açmadığı sürece, Avrupa Birliği'nin Rusya'ya uygulamayı planladığı 20 günlük yaptırım paketinin Macaristan tarafından onaylanmasını engelleyeceğini açıkladı.

Başbakan Viktor Orbán, X platformunda şöyle yazdı: “Yaptırımlara destek yok. 20. paket reddedilecek.”

Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto ise şöyle yazdı: “Ukrayna, Druzhba boru hattı üzerinden Macaristan ve Slovakya'ya petrol sevkiyatını yeniden başlatana kadar, Kiev için önemli kararların alınmasına izin vermeyeceğiz.”

Ukrayna, kendi topraklarından geçen ve Rus petrolünü Slovakya ve Macaristan'a taşıyan boru hattının 27 Ocak'ta Moskova'nın düzenlediği saldırılarla hasar gördüğünü belirtiyor.

Şubat ayı başında, Avrupa Birliği Rusya'nın bankacılık ve enerji sektörlerini hedef alan yeni yaptırımlar önerdi. Bu önerilen paket, Moskova'nın 24 Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgalinden bu yana 20. Yaptırım paketidir.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre yaptırımların yürürlüğe girmesi için 27 AB üye ülkesinin tamamının onayı gerekiyor.

Avrupa Komisyonu ayrıca, Rusya'ya yeniden ihracat riski yüksek olan ülkelere tüm kablosuz cihaz ve ekipmanların ihracatını yasaklamak için ilk kez zorlama önleme aracını devreye sokmayı planlıyor.

Slovakya Başbakanı Robert Fico dün akşam, Kiev boru hattını yeniden açmazsa Ukrayna'ya acil elektrik tedarikini kesme tehdidini yerine getireceğini söyledi.

Facebook'ta yaptığı bir paylaşımda, “Pazartesi günü (bugün) Ukrayna'ya acil elektrik tedarikinin kesilmesini talep edeceğim” diye yazdı.

“Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya dışında başka bir yerden petrol almamızı isterse, bu bize çok pahalıya mal olsa bile, buna cevap verme hakkımız var” dedi.


Putin, Rusya'nın "nükleer üçlüsünün" geliştirilmesini "mutlak öncelik" olarak görüyor

Putin, Kremlin'de Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (AP)
Putin, Kremlin'de Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (AP)
TT

Putin, Rusya'nın "nükleer üçlüsünün" geliştirilmesini "mutlak öncelik" olarak görüyor

Putin, Kremlin'de Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (AP)
Putin, Kremlin'de Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dün yaptığı açıklamada, ABD ile imzalanan Yeni START anlaşmasının süresinin dolmasının ardından Rusya'nın nükleer güçlerini geliştirmenin artık "mutlak öncelik" olduğunu söyledi.

Kremlin'in himayesinde düzenlenen askeri ve ulusal geçit törenleriyle kutlanan Vatan Savunucuları Günü'nde yayınlanan bir video mesajında Putin, “Rusya'nın güvenliğini garanti altına alan ve dünyada etkili bir stratejik caydırıcılık ve güç dengesi sağlayan nükleer üçlüsünü geliştirmek, mutlak öncelik olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Putin, “ordunun ve donanmanın kapasitesini güçlendirmeye” devam edileceğini ve Ukrayna'da dört yıl süren savaştan elde edilen askeri deneyimlerden yararlanacağını taahhüt etti. Silahlı kuvvetlerin tüm kollarının, “savaş hazırlığı, hareket kabiliyeti ve en zorlu koşullarda bile operasyonel görevleri yerine getirme yeteneği” dahil olmak üzere iyileştirileceğini belirtti.

Dünyanın en büyük iki nükleer gücü arasındaki son anlaşma olan Yeni START anlaşması bu ayın başında sona erdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Washington, Rusya Devlet Başkanı'nın her iki tarafın nükleer silah cephaneliği sınırını bir yıl uzatma teklifine yanıt vermedi. Ancak Rusya, Washington da uymaya devam ettiği sürece Yeni START anlaşması kapsamındaki nükleer silah kısıtlamalarına uyacağını açıkladı.