CIA’nin Rusya’nın Ukrayna’daki savaş hazırlıklarına ilişkin istihbarat yöntemleri

Teknolojik gelişmeler, açık kaynak istihbaratını paha biçilmez hale getirdi.

Luhansk bölgesindeki Ukrayna askerleri olası bir çatışmaya karşı teyakkuzda. (AP)
Luhansk bölgesindeki Ukrayna askerleri olası bir çatışmaya karşı teyakkuzda. (AP)
TT

CIA’nin Rusya’nın Ukrayna’daki savaş hazırlıklarına ilişkin istihbarat yöntemleri

Luhansk bölgesindeki Ukrayna askerleri olası bir çatışmaya karşı teyakkuzda. (AP)
Luhansk bölgesindeki Ukrayna askerleri olası bir çatışmaya karşı teyakkuzda. (AP)

Tarık eş-Şami
Ülkelerin savaş hazırlıklarına ilişkin bilgiler artık sadece askeri uydular ve casuslar aracılığıyla toplanmıyor. Teknoloji, bilgilerin toplanmasında ve analiz edilmesinde hayati bir rol oynuyor. Bu durum, ABD’nin de Ukrayna sınırındaki Rus kuvvetlerinin hazırlıklarına ilişkin başvurduğu bir yöntem olarak ön plana çıkıyor. Peki, bu gibi durumlarda kullanılan başlıca teknoloji araçları hangileri? Cep telefonları ve sosyal medya bunun bir parçası mı?

Her hareketi takip
Rus kuvvetleri, Rusya’nın doğu Ukrayna’ya girmesinden ve Kırım’ın işgalinden sadece sekiz yıl sonra bir kez daha Ukrayna sınırında seferber oldu. ABD, sadece aylardır sınırda yığılan asker sayısını takip etmekle kalmadı, aynı zamanda ‘Rusya’nın üssünün nerede olduğu,  olası bir işgal girişiminde hangi tankların ve teçhizatların kullanılacağı’ gibi soruların cevaplarının da ardına düştü. ABD’li yetkililer, Rus ordusunun bir işgale hazırlandığının işaretlerinden birinin de ‘tankların sınırlara ne zaman hareket ettirileceği ve nasıl çalıştırılacağı’ olduğunu belirtiyor. Aynı şekilde ABD istihbaratı, Ukrayna sınırına yakın Rus hastaneleri ve acil durum merkezlerinin hazırlıklarının yanı sıra sınırın ileri bölgelerine bol miktarda takviye verildiğine ilişkin bilgilere de odaklanıyor. Ukrayna’daki hava durumunu, en düşük sıcaklıkları ve dondurucu araziyi de izliyor. Öyle ki hava durumu, tankların ve ağır teçhizatın hareketi açısından Rus saldırısını kolaylaştırıyor.
ABD’li yetkililerin ‘CBS’ kanalına yaptığı açıklamaya göre Rus güçleri son birkaç saat içerisinde saldırı bölgelerine geçerek endişe verici yeni adımlar attı. Kuvvetleri belirli yerlerde toplanarak yeni bir saf oluşturan Rusya, füze rampalarını ve uzun menzilli topçu silahlarını atış mevzilerine kaydırdı. Ayrıca Ruslar, ek saldırı ve savunma silahlarının yanı sıra kuvvetlerine daha fazla lojistik destek sağladı. Bu durum, Washington’ın Moskova’nın birkaç gün içinde Ukrayna’ya saldıracağı yönündeki beklentilerini güçlendiriyor. Ancak bu noktada ortaya çıkan soru şu: ABD, tüm bu bilgileri nasıl elde etti?

Teknolojinin avantajı
ABD ve Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü’ne (NATO) bağlı diğer yönetimler, Rusya’nın faaliyetlerini yakından izleyip buna uygun siyasi tepkiler belirlerken güvendikleri anlık istihbarat ise artık yalnızca milyonlarca dolarlık casus uydulardan veya karadaki casuslardan gelmiyor. Aynı zamanda sosyal medyadan, devasa verilerden, akıllı telefonlardan ve düşük maliyetli ticari uydulardan da sağlanıyor. Tüm bunlar, bilgi toplama ve analiz etmede ön plana çıkıyor. Twitter üzerindeki açıklamaları analiz etmeye dahi en az diğer istihbarat bilgileri kadar önem veriliyor. Bu teknolojiler, aynı zamanda haber kuruluşlarının sahada olup bitenleri takip etmesine ve olayların analizine de katkıda bulunuyor.
Geçtiğimiz üç gün boyunca sıradan vatandaşları tarafından çekilen ve sosyal medya platformlarında, özellikle de Tik Tok ve Instagram’da yayınlanan videolarda, tanklar ve diğer askeri teçhizatları taşıyan trenler görüntülendi. Uzman analistlerin bu silahların türünü ve Rusya tarafından nereye nakledildiklerini öğrenmek için kullandığı araçlar da bu videolardı. Örneğin Rusya, Ukrayna ve Beyaz Rusya güçlerini analiz etme konusunda uzmanlaşmış Polonyalı danışmanlık grubu ‘Rochan’, askeri hareketleri analiz etmek ve Rus gizli planlarını öğrenmek için bu görüntülerin çoğunu kullandı. Grubun müdürü Konrad Muzyka, ABD merkezli NBC kanalına yaptığı açıklamada, Rusların ‘Ukrayna’ya karşı stratejik bir operasyon yürütmek için askeri takviyeleri sürdürdüğüne inandığını’ söyledi.

Herkese açık kaynaklar
ABD hükümeti2021 yılında 84 milyar doları aşan devasa bir istihbarat bütçesine onay verdi. Böylece 24 saat boyunca hassas istihbarat toplama operasyonları yürütmeye devam ediyor. Söz konusu değerli bilgiler, kamuya açık hale geldi. Bu bilgilerin tamamı, devlet kurumları tarafından toplanmıyor. Teknolojik gelişme ve son on yılda uyduların ve küçük insansız hava araçlarının (drone) düşük fiyatları, özel şirketlere ticari uyduları ve görüntü, video ve bilgi toplayan droneları işletme olanağı sağladı. Aynı şekilde neredeyse herkes, gelişmiş fotoğraf ve video özellikli akıllı telefonlara sahip hale geldi.
Ticari şirketler ve şahıslar tarafından elde edilen bilgiler vasıtasıyla herkesin internette arama yaparak Rusya’nın askeri mevzilerine ilişkin gerçeklere ulaşması mümkün. Ticari fotoğraf şirketleri, Rus askeri kuvvetlerinin çok yeni ve coğrafi olarak doğru resimlerini yayınlıyor, birçok haber ajansı da durumu onlar aracılığıyla takip ediyor. Durum uzmanlar tarafından incelenip doğrulandıktan sonra bu görüntülere ve verilere dayalı olarak düzenli raporlarını sunuyor. Müfettişler ve özel güvenlik şirketleri ise istihbarat servisleri için büyük bir nimet olan bu açık kaynaklı bilginin akışını sürekli şekilde takip ediyor. Öyle ki hükümet analistleri, yalnızca atmosferdeki veya uzaydaki gizli sistemlere veya pahalı teçhizatlara başvurmak yerine internetten toplanan bilgileri de değerlendiriyor.

Önemli modeller
Kimliği açıklanmayan bazı internet kullanıcıları, askeri konvoyların coğrafi konumu, Karadeniz üzerinde uçan savaş uçaklarının yolunu takip etme veya zırhlı araç modellerini tanımlama gibi araçları ve bilgileri ücretsiz olarak sağlıyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre bu kullanıcılar arasındaki en popüleri, 113 bin takipçiye sahip ve olan takipçi sayısı sürekli artan ‘Elite News’ hesabı. Söz konusu hesap Rus kamplarının uydu görüntülerine, demiryollarında taşınan teçhizata, helikopterin hareketlerine ve ayrıca İran’a bağlı silahlı grupların diğer bilgi ve haritalarına da erişebiliyor.
34 bini aşkın takipçiye sahip olan bir başka Twitter kullanıcısı da kendi bulgularını paylaşıyor. Rus kuvvetlerin geçen aralık ayında Ukrayna’dan 50 kilometreden daha az bir mesafede yer alan Bryansk Oblastı bölgesindeki Klintsı Üssü’nde gerçekleştirdikleri faaliyet ve hareketleri ortaya çıkaran da bu hesaplardan biriydi. Söz konusu hesaplar geçtiğimiz günlerde Fransız gazetesi ‘Le Monde’ için Ukrayna sınırında Rus kuvvetlerinin arttığına dair bir video hazırlanmasına yardımcı oldular.

Açık kaynak istihbaratı
ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’na (CIA) göre açık kaynak istihbaratı, halka açık materyallerden elde edilen ve internetten, medyadan, özel dergilerden, araştırmalardan, görüntülerden ve kullanılabilir istihbarat bilgileri üretmek amacıyla jeo-uzamsal bilgilerden toplanan bilgiler olarak niteleniyor. Buna haberler, sosyal medya gönderileri, YouTube videoları ve ticari uydu görüntüleri de dahil ediliyor. Söz konusu veriler derinlemesine değerlendiriliyor ve analiz ediliyor.
Bu bilgiler, yalnızca abonelerin erişebildiği kaynaklardan oluşsa da gizli olmayan kaynaklardan da elde edilebiliyor. Bu kaynaklara özel beceriler veya araçlar olmadan da erişim mümkün. Açık kaynak istihbaratı, verilere erişmek için sistemlere saldırı veya özel oturum açma verilerinin kullanılmasını ise gerektirmiyor.
Açık kaynak istihbaratının uzun zaman önce başladığını belirten istihbarat uzmanı Cameron Colquhoun, bunun düşük riskli, ucuz ve genellikle oldukça etkili olduğunu vurguladı. Bu yöntem çerçevesinde potansiyel muhaliflerin askeri, siyasi ve ekonomik planlarını ve faaliyetlerini izlemek için gazeteler, dergiler ve diğer görsel-işitsel medyaya odaklanılıyor. Ancak İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra buna ilgi nispeten düşüktü ve istihbarat teşkilatları, insanları ve diğer elektronik araçları kullanarak casusluğa daha agresif bir şekilde odaklandı. Açık kaynak istihbaratı, internetin, sosyal medyanın ve büyük miktarda bilgiyi inceleyebilen araçların ortaya çıkmasıyla birlikte artık her zamankinden daha önemli hale geldi.
İstihbarat toplulukları ve devlet kurumları son yıllarda açık kaynak istihbaratı için en iyi uygulamaları geliştirdi. Analistler, yazılımlarını ve ağ şemalarını geliştirmek için modern araçlar kullandılar. Örneğin bu programlar, suç faaliyeti için kamuya açık mali kayıtları araştırarak suç örgütlerinin keşfedilmesine yardımcı oldu. Aynı şekilde özel dedektifler ve kolluk kuvvetleri ile kurumsal ve devlet ihtiyaçlarını desteklemek için açık kaynaklı bilgi yöntemlerini kullandı.

Mekanik öğrenme
Genel halktan elde edilen verilerin çokluğuna rağmen yararlı bilgileri sınıflandırmak, tanımlamak ve filtrelemek zor bir iş değil. Ancak çok sayıda veri kasıtlı olarak aldatma amacıyla manipüle edilebiliyor ve bu da görevi karmaşıklaştırıyor. Ancak milyonlarca bilgiyi hızla işleme ve analiz etme yeteneğine sahip gelişmiş bilgisayar araçları ve programları, birçok zorluğun üstesinden gelinmesine katkıda bulundu.
Açık kaynak bilgileri, istihbarat analistlerinin sürekli veri akışını ve belirsiz önbilgileri anlamak için uğraşmak zorunda oldukları bilginin hacmini artırırken ‘bilgisayarların büyük miktardaki verilerde metot tanımlamasına izin veren bir teknik olan’ mekanik öğrenme ise açık kaynak bilgilerinin, özellikle de görüntülerin ve videoların işlenmesinde paha biçilmez olduğunu kanıtladı. Bilgisayarların büyük veri kümelerini elemede çok daha hızlı olduğu ortaya çıktı. Bu nedenle açık kaynak zekasının performansını artırmak için mekanik öğrenim araçları ve teknikleri vazgeçilmez olmaya devam etti.



Washington: ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin Ortadoğu hakkındaki açıklamaları bağlamından koparılarak yorumlandı

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)
TT

Washington: ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin Ortadoğu hakkındaki açıklamaları bağlamından koparılarak yorumlandı

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümü üzerinde hakkı olduğunu söylemesinin ardından öfke dalgası dün de devam etti; Arap ve Müslüman ülkeler de bu açıklamaya itiraz ederken, Amerika Birleşik Devletleri ise açıklamaların bağlamından koparıldığını belirtti.

Alman Haber Ajansı'nın (DPA) haberine göre Huckabee bu açıklamaları cuma günü yayınlanan muhafazakar yorumcu Tucker Carlson’a verdiği röportajda yaptı.

Carlson, Yaratılış 15'ten alıntı yaparak, İncil'in İbrahim'in soyundan gelenlerin bugün Ürdün, Suriye, Irak ve Lübnan'ın bazı bölgelerini de içeren Ortadoğu'nun çoğunu kapsayan toprakları alacağını belirttiğini söyledi ve Huckabee'ye İsrail'in bu topraklara hakkı olup olmadığını sordu. Huckabee şöyle cevap verdi: “Hepsini alsalar da olur.”

ABD büyükelçiliği sözcüsü dün, Huckabee'nin sözlerinin bağlamından koparıldığını ve ABD'nin İsrail politikasında herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi.

Huckabee röportajda, “Onlar geri dönüp her şeyi almayı talep etmiyorlar, ancak en azından şu anda işgal ettikleri, üzerinde yaşadıkları ve yasal olarak sahip oldukları, kendileri için güvenli bir sığınak olan toprakları talep ediyorlar” ifadelerini kullandı. İsrail'in Ürdün, Lübnan, Suriye veya Irak'ı kontrol etmeye çalışmadığını, ancak halkını korumaya çalıştığını belirtti.

Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Endonezya, Pakistan, Türkiye, Suriye, Kuveyt, Lübnan, Umman ve Filistin Yönetimi tarafından pazar günü yayınlanan ortak açıklamada, Huckabee'nin sözleri “tehlikeli ve kışkırtıcı” olarak nitelendirildi ve bölgenin istikrarını tehdit ettiği belirtildi.

Açıklamada, “Bu açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump'ın, gerilimi kontrol altına almak ve Filistin halkına bağımsız bir devleti garanti eden kapsamlı çözüm için siyasi bir ufuk yaratmak üzerine kurulu vizyonuyla doğrudan çelişmektedir” denildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Evangelist bir Hıristiyan ve İsrail ile Batı Şeria yerleşim hareketinin sadık bir destekçisi olan Huckabee, İsrail ile Filistinliler arasında “iki devletli çözüm” fikrine uzun süredir karşı çıkmasıyla tanınıyor.

Carlson ise ABD'nin Gazze savaşında İsrail'e verdiği desteği eleştirmiş ve beyaz insanların renkli tenli insanlar tarafından "yerlerinin alındığını" iddia eden beyaz üstünlükçü ideolojiyi benimsemesi de dahil olmak üzere aşırı sağcı görüşleri nedeniyle eleştirilmiştir.


Trump'ın son Grönland hamlesi kafa karıştırdı: Yolda!

Trump'ın son Grönland hamlesi kafa karıştırdı: Yolda!
TT

Trump'ın son Grönland hamlesi kafa karıştırdı: Yolda!

Trump'ın son Grönland hamlesi kafa karıştırdı: Yolda!

Trump, Beyaz Saray'da valiler için akşam yemeği düzenlemeden kısa süre önce Grönland'a hastane gemisi göndereceğini duyurdu (Reuters)

Ancak adanın neden böyle bir gemiye ihtiyaç duyduğu, Trump'ın hangi gemiyi ne zaman göndereceği belirsiz.

Başkan, duyurusunu cumartesi akşamı, Beyaz Saray'da valiler için akşam yemeği düzenlemeden kısa süre önce Truth Social hesabından paylaştı. Trump, geçen yılın sonlarında Grönland'a ABD özel elçisi olarak atadığı Louisiana'nın Cumhuriyetçi valisi Jeff Landry'yle birlikte çalıştığını belirtti.

Trump, Truth Social'da şöyle yazdı:

Louisiana'nın harika valisi Jeff Landry'yle birlikte, orada hasta ve bakıma muhtaç birçok insanın bakımını üstlenecek büyük bir hastane gemisini Grönland'a göndereceğiz. Yolda!!!

Başkanın paylaşımında, ABD Donanması'nda faaliyet gösteren iki hastane gemisinden biri olan USNS Mercy'nin resmi de vardı. Geminin ne zaman varacağı veya ne kadar süre kalacağı konusunda bilgi vermedi. Trump'ın bu kararına neyin sebep olduğu da belirsiz. Grönland hükümeti sakinlerine ücretsiz sağlık hizmeti sağlıyor.
 

Görsel kaldırıldı.
Başkan Donald Trump'ın Truth Social'daki duyurusunda, ABD Donanması'nda faaliyet gösteren iki hastane gemisinden biri olan USNS Mercy'nin resmi yer aldı (Donald Trump/Truth Social)

Donanma takip sistemlerine göre USNS Mercy ve kardeş gemisi USNS Comfort, Alabama eyaletinin Mobile kentinde demirli durumda.

The Independent, Beyaz Saray, ABD Savunma Bakanlığı ve Landry'nin ofisinden daha fazla bilgi talep etti.

Reuters'a göre, duyuru ayrıca Danimarka'nın Ortak Arktik Komutanlığı'nın Grönland sularında ABD denizaltısından bir mürettebat üyesini tahliye etmesinden saatler sonra geldi. Yetkililer, mürettebat üyesinin acil tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyduğunu söyledi.

ABD Donanması denizcisi, görevinden ayrılan ve Grönland'ın Nuuk kentinden yaklaşık 13 km açıkta yüzeye çıkan nükleer denizaltıdan tıbbi sebeple tahliye edilmek zorunda kaldı.

Landry, Trump'ın duyurusunu X'te yeniden paylaşarak, "Teşekkürler Başkan @realDonaldTrump! Bu önemli konuda sizinle çalışmaktan gurur duyuyorum!" diye yazdı.

Önde gelen Grönlandlı aktivist Orla Joelsen, Trump'ın duyurusuna X'te "Hayır teşekkürler!!!" diye tepki gösterdi.

"Biz Grönlandlılar sağlıklı ve iyi durumdayız, nesillerdir nüfusumuzu güçlü tutan vitamin ve besin açısından zengin fok yağı da dahil kendi geleneksel yiyeceklerimizle besleniyoruz" dedi.

Trump ve müttefikleri, ulusal güvenlik amacıyla ABD'nin Danimarka'nın özerk bölgesi Grönland'ı satın alması gerektiğini defalarca savundu. Öte yandan Grönlandlı yetkililer adanın satılık olmadığını ve Danimarka'nın bir bölgesi olarak kalması gerektiğinde ısrar ediyor.

Geçen ayın sonlarında Trump, Grönland konusunda "gelecekteki bir anlaşmanın çerçevesini" duyurmuştu.

Truth Social'da, "NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle yaptığım çok verimli görüşmeye dayanarak, Grönland ve aslında tüm Arktik Bölgesi'yle ilgili gelecekteki bir anlaşmanın çerçevesini oluşturduk" diye yazmıştı.

Trump'ın Grönland'a yönelik çabalarının birçok Amerikalı arasında popüler olmadığı anlaşılıyor. Bu ay yayımlanan AP-NORC anketine göre ABD'li yetişkinlerin yüzde 72'si Trump'ın Grönland'ı ele alma biçimini onaylamazken, sadece yüzde 24'ü onaylıyor.

Independent Türkçe


Umman Dışişleri Bakanı: ABD–İran müzakereleri Perşembe günü Cenevre’de yapılacak

Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi (sağda), İran-ABD müzakereleri öncesinde Maskat’ta düzenlenen toplantıda ABD Başkanı’nın özel temsilcisi Steve Witkoff (ortada) ve Jared Kushner’i (solda) karşılıyor – Maskat, 6 Şubat 2026 (EPA)
Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi (sağda), İran-ABD müzakereleri öncesinde Maskat’ta düzenlenen toplantıda ABD Başkanı’nın özel temsilcisi Steve Witkoff (ortada) ve Jared Kushner’i (solda) karşılıyor – Maskat, 6 Şubat 2026 (EPA)
TT

Umman Dışişleri Bakanı: ABD–İran müzakereleri Perşembe günü Cenevre’de yapılacak

Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi (sağda), İran-ABD müzakereleri öncesinde Maskat’ta düzenlenen toplantıda ABD Başkanı’nın özel temsilcisi Steve Witkoff (ortada) ve Jared Kushner’i (solda) karşılıyor – Maskat, 6 Şubat 2026 (EPA)
Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi (sağda), İran-ABD müzakereleri öncesinde Maskat’ta düzenlenen toplantıda ABD Başkanı’nın özel temsilcisi Steve Witkoff (ortada) ve Jared Kushner’i (solda) karşılıyor – Maskat, 6 Şubat 2026 (EPA)

Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, ABD ile İran arasındaki yeni müzakere turunun önümüzdeki Perşembe günü Cenevre’de yapılmasına karar verildiğini açıkladı. Busaidi, nihai bir anlaşmaya varılması amacıyla “ilave çaba gösterilmesi için olumlu bir ivme” bulunduğunu belirtti.

Umman’dan gelen bu teyit, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin bugün (Pazar) yaptığı açıklamanın ardından geldi. Arakçi, ABD’nin özel temsilcisi Steve Witkoff ile Perşembe günü Cenevre’de görüşmesinin muhtemel olduğunu söyledi ve Tahran’ın nükleer programına ilişkin diplomatik bir çözüme ulaşılması için hâlâ “iyi bir fırsat” bulunduğunu ifade etti.

Arakçi bu açıklamaları, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik olası askeri saldırı seçeneğini değerlendirdiği bir dönemde, CBS News kanalına verdiği mülakatta yaptı.

Başkan Trump’ın özel temsilcisi Witkoff ise, İran’ın bugüne kadar neden “teslim olmadığını” ya da nükleer programını sınırlamayı kabul etmediğini başkanın sorguladığını söyledi. Washington’ın Ortadoğu’daki askeri kapasitesini artırmayı sürdürdüğü bir süreçte bu değerlendirmelerin yapıldığını kaydetti.

Witkoff, dün (Cumartesi) , Fox News’te yayımlanan ve başkanın gelini tarafından sunulan “My View with Lara Trump” programında şu ifadeleri kullandı: “Onu (Trump’ı) ‘hayal kırıklığına uğramış’ olarak tanımlamak istemem; çünkü önünde çok sayıda seçenek olduğunu biliyor. Ancak neden onların... ‘teslim oldular’ kelimesini kullanmak istemem ama neden teslim olmadıklarını soruyor. Bu baskılar altında ve orada bu kadar büyük bir deniz gücü varken neden bize gelip ‘Nükleer silah istemediğimizi ilan ediyoruz ve atmaya hazır olduğumuz adımlar şunlardır’ demediler?... Buna rağmen onları o aşamaya getirmek bir şekilde zor.”

Trump, Orta Doğu’da büyük çaplı bir askeri yığınak talimatı vermiş ve haftalar sürebilecek bir hava saldırısı ihtimaline karşı hazırlık yapılmasını istemişti. Tahran ise saldırıya uğraması hâlinde bölgedeki Amerikan üslerini vurmakla tehdit etmişti.

Tekrarlanan yalanlama

ABD, İran’dan Washington’a göre bomba yapımında kullanılabilecek zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini, Ortadoğu’daki silahlı gruplara desteğini durdurmasını ve füze programına kısıtlamalar getirilmesini kabul etmesini talep ediyor.

Tahran ise nükleer programının barışçıl olduğunu vurguluyor. Bununla birlikte, mali yaptırımların kaldırılması karşılığında programa bazı kısıtlamalar getirilmesini kabul edebileceğini belirtiyor; ancak nükleer dosyanın füze programı ya da silahlı gruplara destek gibi diğer başlıklarla ilişkilendirilmesini reddediyor.

Witkoff, “Uranyumu sivil nükleer enerji için gerekli seviyenin çok üzerinde zenginleştirdiler. Saflık oranı yüzde 60’a ulaşıyor... ve muhtemelen bomba yapımına uygun endüstriyel düzeyde malzemeye sahip olmaya sadece bir hafta uzaktalar. Bu gerçekten tehlikeli” dedi.

Öte yandan, üst düzey bir İranlı yetkili bugün (Pazar) Reuters ajansına yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında yaptırımların hafifletilmesinin mekanizması ve kapsamı konusunda görüş ayrılıklarının sürdüğünü söyledi.