CIA’nin Rusya’nın Ukrayna’daki savaş hazırlıklarına ilişkin istihbarat yöntemleri

Teknolojik gelişmeler, açık kaynak istihbaratını paha biçilmez hale getirdi.

Luhansk bölgesindeki Ukrayna askerleri olası bir çatışmaya karşı teyakkuzda. (AP)
Luhansk bölgesindeki Ukrayna askerleri olası bir çatışmaya karşı teyakkuzda. (AP)
TT

CIA’nin Rusya’nın Ukrayna’daki savaş hazırlıklarına ilişkin istihbarat yöntemleri

Luhansk bölgesindeki Ukrayna askerleri olası bir çatışmaya karşı teyakkuzda. (AP)
Luhansk bölgesindeki Ukrayna askerleri olası bir çatışmaya karşı teyakkuzda. (AP)

Tarık eş-Şami
Ülkelerin savaş hazırlıklarına ilişkin bilgiler artık sadece askeri uydular ve casuslar aracılığıyla toplanmıyor. Teknoloji, bilgilerin toplanmasında ve analiz edilmesinde hayati bir rol oynuyor. Bu durum, ABD’nin de Ukrayna sınırındaki Rus kuvvetlerinin hazırlıklarına ilişkin başvurduğu bir yöntem olarak ön plana çıkıyor. Peki, bu gibi durumlarda kullanılan başlıca teknoloji araçları hangileri? Cep telefonları ve sosyal medya bunun bir parçası mı?

Her hareketi takip
Rus kuvvetleri, Rusya’nın doğu Ukrayna’ya girmesinden ve Kırım’ın işgalinden sadece sekiz yıl sonra bir kez daha Ukrayna sınırında seferber oldu. ABD, sadece aylardır sınırda yığılan asker sayısını takip etmekle kalmadı, aynı zamanda ‘Rusya’nın üssünün nerede olduğu,  olası bir işgal girişiminde hangi tankların ve teçhizatların kullanılacağı’ gibi soruların cevaplarının da ardına düştü. ABD’li yetkililer, Rus ordusunun bir işgale hazırlandığının işaretlerinden birinin de ‘tankların sınırlara ne zaman hareket ettirileceği ve nasıl çalıştırılacağı’ olduğunu belirtiyor. Aynı şekilde ABD istihbaratı, Ukrayna sınırına yakın Rus hastaneleri ve acil durum merkezlerinin hazırlıklarının yanı sıra sınırın ileri bölgelerine bol miktarda takviye verildiğine ilişkin bilgilere de odaklanıyor. Ukrayna’daki hava durumunu, en düşük sıcaklıkları ve dondurucu araziyi de izliyor. Öyle ki hava durumu, tankların ve ağır teçhizatın hareketi açısından Rus saldırısını kolaylaştırıyor.
ABD’li yetkililerin ‘CBS’ kanalına yaptığı açıklamaya göre Rus güçleri son birkaç saat içerisinde saldırı bölgelerine geçerek endişe verici yeni adımlar attı. Kuvvetleri belirli yerlerde toplanarak yeni bir saf oluşturan Rusya, füze rampalarını ve uzun menzilli topçu silahlarını atış mevzilerine kaydırdı. Ayrıca Ruslar, ek saldırı ve savunma silahlarının yanı sıra kuvvetlerine daha fazla lojistik destek sağladı. Bu durum, Washington’ın Moskova’nın birkaç gün içinde Ukrayna’ya saldıracağı yönündeki beklentilerini güçlendiriyor. Ancak bu noktada ortaya çıkan soru şu: ABD, tüm bu bilgileri nasıl elde etti?

Teknolojinin avantajı
ABD ve Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü’ne (NATO) bağlı diğer yönetimler, Rusya’nın faaliyetlerini yakından izleyip buna uygun siyasi tepkiler belirlerken güvendikleri anlık istihbarat ise artık yalnızca milyonlarca dolarlık casus uydulardan veya karadaki casuslardan gelmiyor. Aynı zamanda sosyal medyadan, devasa verilerden, akıllı telefonlardan ve düşük maliyetli ticari uydulardan da sağlanıyor. Tüm bunlar, bilgi toplama ve analiz etmede ön plana çıkıyor. Twitter üzerindeki açıklamaları analiz etmeye dahi en az diğer istihbarat bilgileri kadar önem veriliyor. Bu teknolojiler, aynı zamanda haber kuruluşlarının sahada olup bitenleri takip etmesine ve olayların analizine de katkıda bulunuyor.
Geçtiğimiz üç gün boyunca sıradan vatandaşları tarafından çekilen ve sosyal medya platformlarında, özellikle de Tik Tok ve Instagram’da yayınlanan videolarda, tanklar ve diğer askeri teçhizatları taşıyan trenler görüntülendi. Uzman analistlerin bu silahların türünü ve Rusya tarafından nereye nakledildiklerini öğrenmek için kullandığı araçlar da bu videolardı. Örneğin Rusya, Ukrayna ve Beyaz Rusya güçlerini analiz etme konusunda uzmanlaşmış Polonyalı danışmanlık grubu ‘Rochan’, askeri hareketleri analiz etmek ve Rus gizli planlarını öğrenmek için bu görüntülerin çoğunu kullandı. Grubun müdürü Konrad Muzyka, ABD merkezli NBC kanalına yaptığı açıklamada, Rusların ‘Ukrayna’ya karşı stratejik bir operasyon yürütmek için askeri takviyeleri sürdürdüğüne inandığını’ söyledi.

Herkese açık kaynaklar
ABD hükümeti2021 yılında 84 milyar doları aşan devasa bir istihbarat bütçesine onay verdi. Böylece 24 saat boyunca hassas istihbarat toplama operasyonları yürütmeye devam ediyor. Söz konusu değerli bilgiler, kamuya açık hale geldi. Bu bilgilerin tamamı, devlet kurumları tarafından toplanmıyor. Teknolojik gelişme ve son on yılda uyduların ve küçük insansız hava araçlarının (drone) düşük fiyatları, özel şirketlere ticari uyduları ve görüntü, video ve bilgi toplayan droneları işletme olanağı sağladı. Aynı şekilde neredeyse herkes, gelişmiş fotoğraf ve video özellikli akıllı telefonlara sahip hale geldi.
Ticari şirketler ve şahıslar tarafından elde edilen bilgiler vasıtasıyla herkesin internette arama yaparak Rusya’nın askeri mevzilerine ilişkin gerçeklere ulaşması mümkün. Ticari fotoğraf şirketleri, Rus askeri kuvvetlerinin çok yeni ve coğrafi olarak doğru resimlerini yayınlıyor, birçok haber ajansı da durumu onlar aracılığıyla takip ediyor. Durum uzmanlar tarafından incelenip doğrulandıktan sonra bu görüntülere ve verilere dayalı olarak düzenli raporlarını sunuyor. Müfettişler ve özel güvenlik şirketleri ise istihbarat servisleri için büyük bir nimet olan bu açık kaynaklı bilginin akışını sürekli şekilde takip ediyor. Öyle ki hükümet analistleri, yalnızca atmosferdeki veya uzaydaki gizli sistemlere veya pahalı teçhizatlara başvurmak yerine internetten toplanan bilgileri de değerlendiriyor.

Önemli modeller
Kimliği açıklanmayan bazı internet kullanıcıları, askeri konvoyların coğrafi konumu, Karadeniz üzerinde uçan savaş uçaklarının yolunu takip etme veya zırhlı araç modellerini tanımlama gibi araçları ve bilgileri ücretsiz olarak sağlıyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre bu kullanıcılar arasındaki en popüleri, 113 bin takipçiye sahip ve olan takipçi sayısı sürekli artan ‘Elite News’ hesabı. Söz konusu hesap Rus kamplarının uydu görüntülerine, demiryollarında taşınan teçhizata, helikopterin hareketlerine ve ayrıca İran’a bağlı silahlı grupların diğer bilgi ve haritalarına da erişebiliyor.
34 bini aşkın takipçiye sahip olan bir başka Twitter kullanıcısı da kendi bulgularını paylaşıyor. Rus kuvvetlerin geçen aralık ayında Ukrayna’dan 50 kilometreden daha az bir mesafede yer alan Bryansk Oblastı bölgesindeki Klintsı Üssü’nde gerçekleştirdikleri faaliyet ve hareketleri ortaya çıkaran da bu hesaplardan biriydi. Söz konusu hesaplar geçtiğimiz günlerde Fransız gazetesi ‘Le Monde’ için Ukrayna sınırında Rus kuvvetlerinin arttığına dair bir video hazırlanmasına yardımcı oldular.

Açık kaynak istihbaratı
ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’na (CIA) göre açık kaynak istihbaratı, halka açık materyallerden elde edilen ve internetten, medyadan, özel dergilerden, araştırmalardan, görüntülerden ve kullanılabilir istihbarat bilgileri üretmek amacıyla jeo-uzamsal bilgilerden toplanan bilgiler olarak niteleniyor. Buna haberler, sosyal medya gönderileri, YouTube videoları ve ticari uydu görüntüleri de dahil ediliyor. Söz konusu veriler derinlemesine değerlendiriliyor ve analiz ediliyor.
Bu bilgiler, yalnızca abonelerin erişebildiği kaynaklardan oluşsa da gizli olmayan kaynaklardan da elde edilebiliyor. Bu kaynaklara özel beceriler veya araçlar olmadan da erişim mümkün. Açık kaynak istihbaratı, verilere erişmek için sistemlere saldırı veya özel oturum açma verilerinin kullanılmasını ise gerektirmiyor.
Açık kaynak istihbaratının uzun zaman önce başladığını belirten istihbarat uzmanı Cameron Colquhoun, bunun düşük riskli, ucuz ve genellikle oldukça etkili olduğunu vurguladı. Bu yöntem çerçevesinde potansiyel muhaliflerin askeri, siyasi ve ekonomik planlarını ve faaliyetlerini izlemek için gazeteler, dergiler ve diğer görsel-işitsel medyaya odaklanılıyor. Ancak İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra buna ilgi nispeten düşüktü ve istihbarat teşkilatları, insanları ve diğer elektronik araçları kullanarak casusluğa daha agresif bir şekilde odaklandı. Açık kaynak istihbaratı, internetin, sosyal medyanın ve büyük miktarda bilgiyi inceleyebilen araçların ortaya çıkmasıyla birlikte artık her zamankinden daha önemli hale geldi.
İstihbarat toplulukları ve devlet kurumları son yıllarda açık kaynak istihbaratı için en iyi uygulamaları geliştirdi. Analistler, yazılımlarını ve ağ şemalarını geliştirmek için modern araçlar kullandılar. Örneğin bu programlar, suç faaliyeti için kamuya açık mali kayıtları araştırarak suç örgütlerinin keşfedilmesine yardımcı oldu. Aynı şekilde özel dedektifler ve kolluk kuvvetleri ile kurumsal ve devlet ihtiyaçlarını desteklemek için açık kaynaklı bilgi yöntemlerini kullandı.

Mekanik öğrenme
Genel halktan elde edilen verilerin çokluğuna rağmen yararlı bilgileri sınıflandırmak, tanımlamak ve filtrelemek zor bir iş değil. Ancak çok sayıda veri kasıtlı olarak aldatma amacıyla manipüle edilebiliyor ve bu da görevi karmaşıklaştırıyor. Ancak milyonlarca bilgiyi hızla işleme ve analiz etme yeteneğine sahip gelişmiş bilgisayar araçları ve programları, birçok zorluğun üstesinden gelinmesine katkıda bulundu.
Açık kaynak bilgileri, istihbarat analistlerinin sürekli veri akışını ve belirsiz önbilgileri anlamak için uğraşmak zorunda oldukları bilginin hacmini artırırken ‘bilgisayarların büyük miktardaki verilerde metot tanımlamasına izin veren bir teknik olan’ mekanik öğrenme ise açık kaynak bilgilerinin, özellikle de görüntülerin ve videoların işlenmesinde paha biçilmez olduğunu kanıtladı. Bilgisayarların büyük veri kümelerini elemede çok daha hızlı olduğu ortaya çıktı. Bu nedenle açık kaynak zekasının performansını artırmak için mekanik öğrenim araçları ve teknikleri vazgeçilmez olmaya devam etti.



Trump, Grönland üzerinde kalıcı kontrol deklare etti: ABD ne elde etti?

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
TT

Trump, Grönland üzerinde kalıcı kontrol deklare etti: ABD ne elde etti?

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)

İnci Mecdi

ABD Başkanının defalarca Amerikan kontrolünde olması gerektiğinden bahsettiği Grönland Adası meselesindeki göreceli bir sakinlik döneminden sonra, Donald Trump, Danimarka ve Grönland ile ülkesine adanın güvenliği üzerinde “kalıcı kontrol” sağlayan bir anlaşmaya varıldığını duyurarak dünyayı şaşırttı. Grönland, Danimarka toprakları içinde özerk bir bölge sayılıyor.

Sürpriz bir duyuru yapan Trump, cuma günü Truth Social platformundan şu paylaşımda bulundu: “Amerika Birleşik Devletleri, Danimarka Krallığı ve Grönland ile Amerika Birleşik Devletleri'ne Grönland'daki güvenlik ve diğer tüm ihtiyaçlar üzerinde kalıcı kontrol sağlayan, ülkemizin endişelerinin tamamını gideren bir anlaşma imzaladı. Söz konusu anlaşmanın Amerika Birleşik Devletleri’ne hiçbir maliyeti de yok!” Düzenlemeyi “süresiz bir anlaşma” olarak nitelendiren Trump, böylece Arktik bölgesindeki Amerikan nüfuzunu genişletme konusundaki uzun süredir devam eden çabasında bir zafer elde etti.

Anlaşma, Trump'ın yaklaşık 56 bin nüfuslu bölgeyle ilgili dile getirdiği güvenlik endişelerine çözüm arayışı ile ABD, Grönland ve Danimarka yetkilileri arasında aylar süren perde arkası görüşmelerin ardından geldi.

Geçtiğimiz yıl boyunca ve bu yılın ilk aylarında, Trump'ın açıklamaları Danimarka'da öfkeye neden olmuş ve ABD’nin NATO’daki müttefiklerinin güçlü muhalefeti ile karşılaşmıştı. Sonra konuya olan ilgi azaldı ve Washington'un bir dizi krizle, özellikle de İran rejimiyle devam eden çatışmayla meşgul olmasıyla birlikte, son haftalarda ABD Başkanının açıklamalarında ve paylaşımlarında yer bulmaz oldu.

Trump, Grönland üzerinde “kalıcı kontrol” mü elde etti?

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen'in “iyi bir anlaşma” olarak nitelendirdiği anlaşmanın resmi metni henüz yayınlanmadı. Grönland liderliğiyle yapılan ortak açıklamada, anlaşmanın “Arktik ve Kuzey Atlantik'teki ortak güvenliğimizi güçlendirdiği ve bu nedenle NATO ve Avrupa için de faydalı olduğu” belirtildi. Aynı zamanda, anlaşmanın Danimarka Krallığı’nın egemenliği ile toprak bütünlüğünü ve Grönland halkının kendi kaderini tayin etme hakkını eş zamanlı olarak tanıyan bir anlaşma olduğu da ifade edildi.

Trump'ın paylaşımında sunulanlara göre anlaşmanın ana hatları, kasım ayında yapılacak ara seçimlerden önce kendisine övünebileceği bir zafer sunan bir orta yol gibi görünüyor. Aynı zamanda, Frederiksen'in açıklamasından, anlaşma, ABD'nin adayı resmen ilhak etme çabasıyla ilgili olarak Danimarka ve Grönland'ın korkularını yatıştırıyor gibi görünüyor.

csgbhnj
Grönland bayrağı, başkent Nuuk’un kıyılarında dalgalanıyor (AFP)

Trump, paylaşımında anlaşmayla övünerek, “Bundan böyle hiçbir ABD düşmanı, bizim açık yazılı onayımız olmadan asla Grönland’da üs kuramaz, Grönland’da askeri varlık gösteremez veya Grönland’da hassas yatırımlar yapamaz” dedi. Bu gelişme, Trump'ın dış çatışmalardan kaçınma vaadini temelden sarsan, İran ile altı aydır süren çatışmanın seçim yarışını yeniden şekillendirdiği ve Kongre'de az farkla çoğunluğu elinde tutan Cumhuriyetçiler için bir meydan okuma oluşturduğu bir dönemde yaşandı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun açıkladığına göre, anlaşma Washington'un adaya ilişkin ulusal güvenlik endişelerini “kalıcı bir şekilde ve tamamen” gideriyor. Rubio, “Grönland, sonsuza dek Kuzey Amerika Stratejik Savunma Alanı'nın bir parçası olarak kalacak ve çevresindeki bölge gibi herhangi bir düşmandan korunacaktır” diye ekledi.

1951 Antlaşması

Grönland, Kanada'nın kuzeydoğu kıyısının karşı yakasında yer alıyor ve topraklarının üçte ikisinden fazlası Kuzey Kutup Dairesi içinde. Bu konum, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Kuzey Amerika'nın savunmasında kendisine hayati bir önem kazandırıyor; bu nedenle ABD, Nazi Almanyası'nın eline geçmesini önlemek ve Kuzey Atlantik'teki hayati önemdeki nakliye yollarını korumak için savaş döneminde adayı işgal etmişti.

Trump'ın Grönland konusunda Danimarka'ya sürekli yönelttiği sert açıklamalara rağmen, Danimarkalı yetkililer, adadaki Amerikan askeri varlığını genişletmek ve Amerikan ticari çıkarlarını artırmak için Amerika Birleşik Devletleri ile iş birliği yapmaya istekli olduklarını defalarca dile getirdiler.

Bu anlaşmanın, ABD ve Danimarka arasında 1951’de imzalanan ve adada ciddi bir ABD askeri varlığına izin veren anlaşmadan ne farkı olduğu halen belirsiz. Amerika Birleşik Devletleri, Grönland Savunma Anlaşması'nın imzalanmasından bu yana Grönland'ın kuzeybatısındaki Pituffik Uzay Üssü’nü işletiyor. Bu askeri üs, Amerika Birleşik Devletleri ve NATO için füze erken uyarı, füze savunma ve uzay gözetleme operasyonlarını destekliyor.

Şarku’l Avsat’ın CNN'den aktardığı habere göre bir ABD’li yetkili, anlaşmanın Amerika Birleşik Devletleri'ne adada “kalıcı erişim, askeri üs kurma ve ada üzerinde uçuş yapma hakkı” verdiğini belirtti. “Bundan önce var olan statükoya göre, düşman ülkeler de dahil olmak üzere herhangi bir ülkenin Grönland'da askeri üs kurmasına veya asker göndermesine izin verilebilirdi” diye açıklamada bulunan yetkili, anlaşmanın “hassas sektörlere yatırım yapılmasını önleme mekanizmaları” içerdiğini de sözlerine ekledi.

Ayrılık durumunda kontrolün güvence altına alınması

Varılan anlaşma, yalnızca NATO üyesi devletlerin Grönland'da askeri üs kurabileceğini ve yalnızca NATO ve AB üyesi devletlerin hassas yatırımlar yapabileceğini öngörüyor. Washington Post'a konuşan ve görüşmeler hakkında bilgili kaynaklara göre, anlaşma Grönland'ın Danimarka'dan ayrılması durumunda bile yürürlükte kalacak şekilde tasarlandı, ancak Trump'ın öne sürdüğünün aksine, ABD'ye Grönland'ın kararları üzerinde veto yetkisi vermeyecek.

Bu kaynaklar, anlaşmanın ABD Başkanının zafer deklare etmesine olanak sağlarken aynı zamanda hem Danimarka hem de Grönland'ın toprak üzerindeki egemenliklerini koruma konusundaki endişelerini de giderecek şekilde formüle edildiğini açıkladı.

 Grönland'ın bağımsızlığı olasılığı, Trump'ın herhangi bir anlaşmanın kalıcılığını sağlamaya odaklanmasının nedenlerinden biriydi. Ancak Danimarkalı ve Grönlandlı yetkililer, bir ülkenin diğerinin topraklarındaki güvenlik meseleleri ile askeri üsleri kapsayan ve kendisinden çekilme imkanı olmayan herhangi bir anlaşmanın egemenlik konusunda da soru işaretleri doğurduğuna dikkat çekti. Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen, “Anlaşma, Grönland'ın çıkarlarını ve uluslararası iş birliği çerçevesindeki konumumuzu dikkate alıyor; çünkü herkesin çıkarına” dedi.

ABD Savunma Bakanlığı'nda Grönland ile ilgili konularda Atlantik Konseyi'nde çalışan eski müsteşar Imran Bayoumi, gazeteye yaptığı açıklamada anlaşmanın Grönland'da halk tarafından kabul görme şansına dair şüphelerini dile getirerek, “Grönlandlıların tepkisi ne olacak?” diye sordu. “Washington iyi bir izlenim bırakmadı ve Grönlandlılara söz hakkı vermeden ABD varlığını genişleten bu anlaşmanın, ABD medyasında şimdiye kadar yansıtıldığı gibi, kamuoyu tarafından iyi karşılanması olası görünmüyor” diye de ekledi.

NATO memnuniyetle karşıladı

ABD Başkanının Grönland'ı Amerikan kontrolüne alma talepleri, özellikle kolektif güvenlik ilkesi üzerine kurulmuş ittifakın bir üyesi olan Danimarka başta olmak üzere NATO müttefiklerinin güçlü muhalefet ile karşılaşmıştı. Ancak Trump, adayı savunma ve mineral kaynaklar açısından hayati öneme sahip bir yer olarak göstererek bu endişeleri küçümsemişti.

Trump'ın ocak ayında ABD'nin adayı ele geçirmesini hızlandırmayı amaçlayan açıklamaları, Avrupa'da ABD'nin adayı zorla ele geçirmeye çalışabileceği korkusunu uyandırdı. Bu, NATO'nun en güçlü üyesinin aynı ittifakın başka bir üyesinin topraklarını işgal etmesi anlamına geleceği için eşi benzeri görülmemiş bir hareket olurdu. İngiltere, Danimarka, Fransa, Finlandiya, Almanya, Hollanda, Norveç ve İsveç, örtük bir önleyici caydırıcılık sağlamaya yönelik bir çabayla, bölgeye askeri tatbikatlar için güç konuşlandırdı. Endişeli Avrupalı ​​diplomatlar, ABD ile savaşın eşiğine geldikleri için korkarak Washington'da hızla temaslarda bulundular.

NATO Sözcüsü cumartesi günü yaptığı açıklamada, ittifakın ABD, Danimarka ve Grönland arasındaki anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını ve bunun “bu hayati bölgede güvenliği, istikrarı ve iş birliğini artırmaya yardımcı olacağını” belirtti.

Grönland'ın maden zenginliği

Soğuk Savaş'tan sonra, Arktik bölgesi büyük ölçüde bir uluslararası iş birliği alanıydı. Rusya, on yıllardır Arktik'teki askeri varlığını genişletmeye çalışırken, Çin de oradaki varlığını güçlendirdi. Ancak iklim değişikliği bölgedeki buzları inceltiyor, uluslararası ticaret için bir “Kuzeybatı Koridoru”nun açılmasına zemin hazırlıyor ve bölgenin zengin maden kaynaklarına erişim için Rusya, Çin ve diğer ülkelerle rekabeti yeniden alevlendiriyor.

Dolayısıyla Trump'ın Grönland'a olan ilgisi askeri güvenlikle sınırlı değil. Ada, önümüzdeki on yıllarda küresel ekonomiyi yönlendirmesi beklenen cep telefonları, bilgisayarlar, bataryalar ve diğer yüksek teknoloji cihazlarda kullanılan temel bileşenler olan nadir toprak mineralleri açısından zengin bir bölge. Bu durum, Çin'in bu hayati mineraller pazarındaki hakimiyetini sınırlamaya çalışan Amerika Birleşik Devletleri ve diğer Batılı güçlerin dikkatini çekiyor.

İngiliz düşünce kuruluşu Chatham House'a göre, Grönland, ileri teknoloji endüstrileri için hayati önem taşıyan zirkonyum ve niyobyum açısından dünyanın ikinci büyük yataklarına sahip.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın bölgesel sözcüsü, daha önce Independent Arabia'ya yaptığı açıklamalarda, ABD Başkanının dış politika girişimleri ile yönetiminin maden stratejisi arasındaki bağlantıya da değinmişti: “Son on yıldır Grönland ile kritik mineraller konusunda iş birliği yapıyoruz ve bu iş birliğini güçlendirmeyi umuyoruz. Geçtiğimiz yıl boyunca Trump yönetimi anlaşmalar imzaladı ve çok sayıda ortak girişim başlattı. Tüm ekonomilerimizin gelişebilmesi için kritik mineral kaynaklarının çeşitlendirilmesini ve dünya çapında güvenli, dayanıklı tedarik zincirlerinin sağlanmasını istiyoruz.”

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ortak ülkelere bu anlaşmaların karşılıklı yarar sağladığı ve sömürücü nitelikte olmadığı konusunda verilen güvenceler ile ilgili soruya verdiği yanıtında, uluslararası kritik mineraller pazarının şu anda ciddi şekilde kusurlu olduğuna işaret etti. “Yerel pazarlar yaratmakta veya işgücü için onurlu işler sağlamakta başarısız oluyor ve uluslarımızın güvenliğini garanti altına alamıyor” dedi. “Bu nedenle, Trump yönetimi bu sorunların ele alınması gerektiğine inanıyor ve bunları birlikte ele almak istiyoruz. Kritik minerallerde küresel arzı çeşitlendirmeyi ve bu ortak çabaya katkıda bulunan ülkelerle ortaklıklarımızı güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Amacımız güvenli ve istikrarlı bir küresel pazar oluşturmaktır. Herkese, her ülkeye makul fiyatlarla erişilebilir sürdürülebilir bir küresel arz istiyoruz. Bu, Trump yönetimi için en önemli önceliklerden biridir” diye ekledi.

Washington Post, Trump'ın sık sık Grönland'ı ele geçirmeye çalıştığını, Çin ve Rusya'nın oradaki emellerinden endişe duyduğunu ve bölgenin maden kaynaklarını kontrol etme arzusunu dile getirdiğini bildiriyor. Bu fikrin kökenleri, New York'tan bir arkadaşı olan Ronald Lauder’ın, ona Grönland'ın büyük bir kısmı buz tabakalarının altında yatan ve işletilmesi zor muazzam maden zenginliğinden bahsettiği ilk başkanlık dönemine dayanıyor.


Trump tatilini yarıda keserek Beyaz Saray’a döndü... İran’dan çatışmaların yeniden başlayacağı uyarısı

Tahran'daki meydanda "İntikam kaçınılmaz" yazılı pano hazırlanmıştı (AFP)
Tahran'daki meydanda "İntikam kaçınılmaz" yazılı pano hazırlanmıştı (AFP)
TT

Trump tatilini yarıda keserek Beyaz Saray’a döndü... İran’dan çatışmaların yeniden başlayacağı uyarısı

Tahran'daki meydanda "İntikam kaçınılmaz" yazılı pano hazırlanmıştı (AFP)
Tahran'daki meydanda "İntikam kaçınılmaz" yazılı pano hazırlanmıştı (AFP)

İran Silahlı Kuvvetleri Ortak Muharebe Komutanlığı, pazar günü yaptığı açıklamada, Tahran’ın ABD’nin askeri operasyonları yeniden başlatmaya hazırlandığı yönünde bilgiler aldığını bildirdi. Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın Camp David’deki tatilini yarıda keserek Beyaz Saray’a dönmesinin ardından geldi.

İran Silahlı Kuvvetleri Ortak Muharebe Komutanlığı yaptığı açıklamada, ABD’nin düzenleyeceği herhangi bir saldırının ardından bölgedeki ABD üsleri ve çıkarlarına yönelik aralıksız saldırılar düzenleneceğini belirtti. Açıklamada ayrıca ABD’nin İran’a yönelik saldırısını destekleyen bölge ülkeleri, çatışmanın tarafı sayılacakları konusunda uyarıldı.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da pazar günü yaptığı açıklamada, İran’ın kendi şartları karşılanıp ABD’nin taahhütleri yerine getirilene kadar Hürmüz Boğazı’nı açmayacağını söyledi.

İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fars Haber Ajansı’nın aktardığına göre Kalibaf, İran’ın aynı anda hem savaşması hem de müzakere yürütmesi gerektiğini belirtti. Kalibaf, Tahran’ın düşmanlarını caydırmak için askeri gücünü kullanacağını, uygun zaman geldiğinde ise savaş alanındaki kazanımlarını pekiştirmek amacıyla diplomasiden yararlanacağını ifade etti.

Öte yandan ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran limanlarına yönelik ABD ablukası sürerken son iki ay içinde Hürmüz Boğazı’ndan yaklaşık 1 milyar varil petrolün çıkışını desteklediğini açıkladı.


İran ordusu: ABD yeniden askeri operasyonlara hazırlanıyor

Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler, Umman'ın Musandam vilayetinden görüntülendi (Arşiv - Reuters)
Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler, Umman'ın Musandam vilayetinden görüntülendi (Arşiv - Reuters)
TT

İran ordusu: ABD yeniden askeri operasyonlara hazırlanıyor

Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler, Umman'ın Musandam vilayetinden görüntülendi (Arşiv - Reuters)
Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler, Umman'ın Musandam vilayetinden görüntülendi (Arşiv - Reuters)

İran Silahlı Kuvvetleri Müşterek Muharebe Komutanlığı, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD'nin bazı bölge ülkelerinin desteğiyle askeri operasyonlara yeniden başlamaya hazırlandığı yönünde bilgi aldıklarını bildirdi.

Komutanlık açıklamasında, ABD'nin düzenleyeceği herhangi bir saldırının ardından bölgedeki Amerikan üslerine ve çıkarlarına yönelik kesintisiz saldırılar düzenleneceği belirtildi. Açıklamada ayrıca ABD'nin İran'a yönelik saldırısına destek veren bölge ülkeleri, çatışmanın tarafı olarak kabul edilecekleri konusunda uyarıldı.Şarku’l Avsat’ın  Reuters'tan aktardığı hbaere göre açıklamada, söz konusu ülkelere yönelik doğrudan bir uyarı da yer aldı.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise bugün yaptığı açıklamada, Tahran'ın şartları karşılanıp ABD'nin verdiği taahhütler yerine getirilene kadar Hürmüz Boğazı'nı açmayacağını söyledi.

Devrim Muhafızları'na bağlı Fars Haber Ajansı'nın Kalibaf'tan aktardığına göre İran'ın “aynı anda hem savaşması hem de müzakere etmesi” gerekiyor. Kalibaf, Tahran'ın düşmanlarını caydırmak için askeri gücünü kullanacağını, uygun zaman geldiğinde ise savaş alanında elde ettiği kazanımları pekiştirmek amacıyla diplomasiye başvuracağını belirtti.

Bu arada İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, cumartesi günü yaptığı açıklamada, ABD ile savaşı sona erdirmeyi amaçlayan müzakerelerin yeniden başlatılması için gerekli şartları arabuluculara ilettiklerini söyledi.

Rızai, medya kuruluşlarına yaptığı açıklamalarda söz konusu şartların tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesini, İran'ın dondurulmuş varlıklarının üzerindeki blokajın kaldırılmasını ve deniz ablukasının sona erdirilmesini içerdiğini belirtti. Rızai, Katar ve Pakistanlı arabulucularla görüşmelerin sürdüğünü ve Tahran'ın ABD Başkanı Donald Trump'tan yanıt beklediğini ifade etti.

Trump da Camp David'de geçirmesi planlanan hafta sonu tatilini yarıda keserek cumartesi akşamı Washington'a döndü.

ABD Dışişleri Bakanlığı ise Orta Doğu'da bulunan vatandaşlarını “beklenmedik bir tırmanma ihtimali” konusunda uyardı. Bakanlık ayrıca Orta Doğu dışında bulunan Amerikalılara, bölgeye veya bölge üzerinden seyahat etme planlarını “ciddi şekilde yeniden değerlendirmeleri” çağrısında bulundu.