BMGK, Minsk Anlaşmaları’nın uygulanmasını tartışıyor

Washington, ‘son derece tehlikeli’ bir durum konusunda uyarırken, bunun Küba füze kriziyle karşılaştırılamayacağını da vurguladı

Blinken, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi durumunda koordinasyonu sürdürmek amacıyla İngiltere, Fransa ve Almanya’daki mevkidaşlarıyla görüştü (AFP)
Blinken, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi durumunda koordinasyonu sürdürmek amacıyla İngiltere, Fransa ve Almanya’daki mevkidaşlarıyla görüştü (AFP)
TT

BMGK, Minsk Anlaşmaları’nın uygulanmasını tartışıyor

Blinken, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi durumunda koordinasyonu sürdürmek amacıyla İngiltere, Fransa ve Almanya’daki mevkidaşlarıyla görüştü (AFP)
Blinken, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi durumunda koordinasyonu sürdürmek amacıyla İngiltere, Fransa ve Almanya’daki mevkidaşlarıyla görüştü (AFP)

ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Rusya’nın Ukrayna sınırındaki devasa askeri yığınağına paralel olarak yürüttüğü ‘dezenformasyon ve yanlış bilgilendirme kampanyasına’ karşı koymak için transatlantik müttefikleri ve dünyadaki diğer ABD ortaklarıyla geniş kapsamlı bir diplomatik kampanya yürüttü. Yönetim, şu ana kadar Rus yetkililerin bu güçlerin geri çekilmesi veya gerginliğin azaltılması yönündeki iddialarıyla örtüşen ‘herhangi bir delile denk gelmediğini’ vurguladı. Söz konusu ABD kampanyası, çok sayıdaki yüz yüze görüşmede, devre televizyon dairesi, telefon iletişimi ve uluslararası medya yoluyla ‘Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman, Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Linda Thomas Greenfield ve Washington ve New York’taki diğer üst düzey yetkililer’ tarafından ortaya koyuldu. Kampana ayrıca, Ukraynalı, ABD’li, Avrupalı ve dünyadaki diğer yetkililerin diğer endişelerine karşı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in dile getirdiği güvenlik kaygılarına karşı diplomasi kapısını açık tutarken, Rusya’yı işgal ve mücadele tehlikesinden uzak tutma ve diplomasiye karşı aralama amacı taşıyor.

Transatlantik koordinasyon
Bakan Blinken, İngiliz Mevkidaşı Liz Truss, Fransız mevkidaşı Jean-Yves Le Drian ve Alman mevkidaşı Annalena Baerbock ile ‘Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi durumunda ortaya çıkacak muazzam sonuçların ve maliyetlerin uygulanmasını koordine etmeye devam etme’ amacıyla görüşmede bulundu. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, söz konusu dört bakanın ‘Ukrayna’nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne güçlü desteklerini ve Rusya’nın Ukrayna ve Avrupa güvenliğine karşı tehditleriyle mücadele etmek için güçlü transatlantik koordinasyona bağlılıklarını ifade ettiklerini’ söyledi. Ukraynalı bir televizyon kanalı tarafından Rus işgali için tarihler belirleyen istihbarat raporlarının amacı sorulduğunda Price, ABD’li yetkililerin Ukraynalı ortaklar, müttefikler ve diğer ortaklarla ‘herhangi bir bilgiyi paylaşmak’ ve ‘herkesin neler olabileceğini bilmesini sağlamak’ için ellerinden gelen her şeyi yaptıkları yanıtını verdi. Sözcü, ‘son derece kısa bir sürede harekete geçme yeteneğini ortaya koyan’ Devlet Başkanı Putin’den nihai bir karar görmediklerini söyledi. Saldırganlığın her an gerçekleşebileceğini söyleyen Price, “Rusya’nın saldırganlığını yenilemesini engellemek için diplomasi yoluyla fazla mesai yapıyoruz” dedi.
Aynı şekilde Blinken, Rusya Devlet Duması’nın Donetsk ve Lugansk cumhuriyetlerinin ‘Ukrayna’dan bağımsızlığını’ tanıması için Başkan Vladimir Putin’e çağrı yapmayı planladığı açıklamasını da eleştirdi. Blinken, “Kremlin’in bu daveti onaylaması, Rus hükümetinin Minsk Anlaşmaları kapsamındaki yükümlülüklerini tamamen reddetmesi anlamına geliyor. Anlaşma, Ukrayna’nın Rus kontrolündeki Donbass bölgesinin 2014 yılından bu yana güçler ve siyasi vekiller tarafından yönetilen tam siyasi, sosyal ve ekonomik yeniden entegrasyon sürecini özetliyor” dedi. “Böyle bir karar, Ukrayna’nın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün baltalanmasına yol açacak ve uluslararası hukukun açık bir ihlalini oluşturacak” diyen ABD’li Bakan, bu durumun müttefikler ve ortaklarla tam koordinasyon içerisinde ABD’den hızlı ve kararlı bir yanıt gerektirdiğini vurguladı.

‘Ölümcül hatanın’ bedeli
Moskova’nın diyaloğa hazır olduğunu açıklamasının ardından NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in ifade ettiği ‘temkinli iyimserlik’ hakkındaki bir soruya, Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba’nın “Rusya'nın ne dediğine daha az, ne yaptığına daha çok odaklanmalıyız” açıklamasına atıfta bulunarak yanıt verdi. Blinken, “Rus güçlerinin Ukrayna sınırlarından çekildiğini henüz görmedik. Bunu çok dikkatli bir şekilde takip ediyoruz” diyerek, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yeni bir saldırganlık başlatması halinde bunun, ‘sadece ABD tarafından değil, aynı zamanda Avrupalı tüm ortaklar, NATO ve G7 grubu tarafından’ da korkunç sonuçlar doğuracağını ifade etti.
Anthony Blinken, Başkan Putin’in ‘ciddi bir hata yaparsa sonuçlarını da bildiğini’ söylerken, “Ukrayna’nın savunmasını desteklemek için çalışmaya devam ediyoruz” dedi. Blinken ayrıca, ülkesinin geçen yıl 600 milyon dolardan fazla kaynak sağladığını açıklayarak, yakın zamanda Ukrayna ekonomisini desteklemek için bir milyar dolarlık egemen kredi garantisi sağladığını da ifade etti.
Blinken, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile başkent Washington’daki görüşmesinin, yalnızca iki ülkenin NATO ve Güvenlik Konseyi’ndeki (BMGK) ‘güçlü işbirliğini’ övmek üzere değil, ABD ile Arnavutluk arasındaki diplomatik ilişkilerin yüzüncü yılını kutlamak için geliştiğini söyledi. Bakan ayrıca, ‘Arnavutluk’un Rus saldırganlığına karşı Ukrayna’nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne açık desteği’ dolayısıyla da Rama’ya teşekkürlerini iletti.

ABD, Kanada ve Bulgaristan
Ned Price ise Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman’ın ‘Rusya’yı gerginliği düşürmeye ve diplomasiyi seçmeye teşvik etme çabalarını’ takip amacıyla Kanadalı mevkidaşı Marta Morgan ile görüştüğünü söyledi. Price’a göre iki yetkili, Rusya’daki gerginliğin daha da artmasının ciddi ve koordineli sonuçlarla ve Rusya için yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalacağını vurguladı. Ayrıca yetkililer, Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü için güçlü desteğini ve Atlantik boyunca güçlü koordinasyona olan bağlılıklarını ifade ettiler.
Aynı şekilde ABD Dışişleri Bakanlığı Kıdemli Danışmanı Bakanlık Danışmanı Derek Chollet, Ekonomik Büyüme, Enerji ve Çevreden Sorumlu Müsteşarı Jose W. Fernandez, Bulgaristan'dan Avrupa Fon İşlerinden Sorumlu Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Asen Vasile ve Enerji Bakanı ve Enerji Bakanı Aleksandar Nikolov’un da aralarında bulunduğu üst düzey bir Bulgar heyeti ile ‘Sofya’nın iklim taahhütlerini yerine getirme ve enerji kaynaklarını çeşitlendirme çabalarını’ ele aldı. Görüşmede ayrıca ‘küresel zorluklarla mücadele etmek ve ortak güvenlik ve ekonomik fırsatları geliştirmek için iki ülke arasındaki derin ve büyüyen ortaklığı güçlendirme’ meselesine vurgu yapıldı.

‘Diplomatik cepheye’ meyil
ABD’nin BM Daimî Temsilcisi Linda Thomas Greenfield, Rus güçlerinin geri çekildiğine dair sorulara, “Henüz buna dair bir kanıt görmedik” yanıtını verdi. Greenfield, “Rusya’nın Ukrayna’nın doğu sınırında hala yüz bin askeri bulunuyor. Rusların ne yapmaya niyetlendiği konusunda erken sonuçlara varmayacağız” dedi. “Rusya’nın eylemleri, saldırgan olduklarını ve Ukrayna’ya yaklaşımlarını tırmandırdıklarını gösteriyor” diyen Greenfield, hala güçlü bir şekilde diplomatik cepheye yaklaştıklarını ifade etti ve Başkan Joe Biden’in geçen cumartesi günü Putin le üçüncü kez görüştüğünü hatırlattı. BM Daimî Temsilcisi ayrıca, Bakan Blinken’in Ruslarla da iletişim kuran Avrupalı ​​meslektaşlarla devam eden temasların yanı sıra, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile de birkaç kez iletişim kurduğunu söyledi. “Diplomatik bir çözüm bulmaya güçlü şekilde meyilliyiz” diyen Greenfield, kendisine ABD’den gelen diplomatik davetin durumu daha da kötüleştirebileceğinin söylendiğini ifade etti. Linda Thomas Greenfield, “Bu durumu daha da kötüleştiren tek şey, Ukrayna sınırındaki Rus kuvvetleridir” diyerek, sözlerinin devamında ise “Bu bir tehlikedir. Tehlike, Rusya’nın Ukrayna’yı başka yollarla işgali, bağımsız bir ülkenin işgali, Ukrayna sınırlarının egemenliğine ve bütünlüğüne yönelik bir saldırıdır” değerlendirmesinde bulundu. Yetkili, “Ruslar, Ukrayna sınırında aldıkları her türlü tedbire kararlı ve hızlı bir şekilde yanıt vermeyi planladığımızı bilmelidirler” dedi.

BMGK’da endişe
Rusya’nın BMGK Başkanlığı’nın Minsk Anlaşması’nın uygulanmasını görüşmek amacıyla bugün (17 Şubat Perşembe) yapacağı genel kurul toplantısında Ukrayna ile ilgili gerginliklerin yeniden ortaya çıkması muhtemel. Anlaşma, Moskova’nın 2014 yılında Ukrayna’nın Kırım yarımadasını Rus topraklarına ilhak ettiğini açıklamasının ardından Fransa ve Almanya’nın gözetiminde Rusya, Ukrayna ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tarafından imzalandı. Birçok ülkenin temsilcileri, Moskova’nın bu kuvvetleri geri çekmeye başlayacağına ilişkin iddialarının aksine, Rusya’nın Ukrayna sınırlarına yığılmasının devam etmesi konusundaki endişelerini dile getiriyor.

Durum, son derece tehlikeli
Mevcut durumun ciddiyetini, Küba füze krizi ve Soğuk Savaş ile karşılaştırmayla ilgili bir soruya ise Greenfield, “Durum, son derece tehlikeli. Ama BM Sözleşmesi’nin temel değerlerine bir saldırıya benzer olan bu mevcut durumu, Soğuk Savaş ve Küba füze krizini karşılaştırmak tutarsız” yanıtını verdi. Yetkili, “Demokrasinin temel değerlerine ve Ukrayna’nın bütünlüğüne bir saldırı olduğu için Rusların Ukrayna’da yaptıklarına birleşik bir şekilde yanıt veriyoruz” dedi.
ABD’nin BM Daimî Temsilcisi’ne, Rusya’nın ciddiyetini ve Ukrayna görüşmelerindeki mevcut niyetini sorgulayan Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ın açıklamaları da hatırlatıldı. Bu çerçevede Greenfield, “Rusları hâlâ doğru kararı vermeye, yani diplomasiyi seçmeye, güvenlik endişelerini gidermek için bizimle müzakere masasına oturmaya ikna etmeye devam ediyoruz. Çünkü savaş alanında bu korkularla baş edemezler” şeklinde konuştu. Ayrılıkçı cumhuriyetlerin bağımsızlığının tanınması çağrısında bulunan Rusya Devlet Duması’nın kararının "bir başka mücadele işareti’ olduğuna dikkati çeken Linda Thomas Greenfield, “Ruslar, iyi niyetle pazarlık yapmıyorlar” dedi. Yetkili, Beyaz Rusya’daki Rus kuvvetlerinin varlığının da bu ülkenin ‘güvenliğini ve bağımsızlığını tehlikeye atacağı’ konusunda uyarırken, ‘Rusya’nın, Ukrayna’yı işgal etmek için bu ülkenin sınırlarını kullanması durumunda’ Beyaz Rusya yetkililerinin de sorumlu olacağı vurgusu yaptı.



İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı

Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
TT

İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı

Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)

 

Üst düzey bir İranlı yetkili dün Reuters’a yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında, ülkesinin nükleer programına kısıtlamalar getirilmesi karşılığında yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması ya da tamamen kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda görüş ayrılıkları bulunduğunu söyledi. Yetkili, artan askeri çatışma endişeleri gölgesinde yeni görüşmelerin mart ayı başında yapılmasının planlandığını belirtti.

İran ile ABD, Tahran’ın nükleer programı konusunda onlarca yıldır süren anlaşmazlığı ele almak üzere bu ayın başında müzakerelere yeniden başlamıştı. Süreç, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri kapasitesini artırmasıyla eş zamanlı yürürken, daha geniş çaplı bir savaş ihtimaline dair kaygıları da artırdı.

İran, ABD güçleri tarafından hedef alınması halinde Ortadoğu’daki Amerikan üslerini vurmakla tehdit ediyor.

Yetkili, “Son tur görüşmeler, yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması veya kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda ABD’nin tutumunun İran’ın taleplerinden farklı olduğunu ortaya koydu. Tarafların yaptırımların kaldırılmasına ilişkin makul bir takvim üzerinde uzlaşması gerekiyor. Bu yol haritası makul ve ortak çıkarlara dayalı olmalı” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi cuma günü yaptığı açıklamada, birkaç gün içinde alternatif bir taslak hazırlanmasının beklendiğini belirtmişti. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik sınırlı askeri saldırı seçeneğini değerlendirdiğini ifade etmişti.

Taviz vermeye hazır olma

Tahran, önceki müzakerelerde büyük bir anlaşmazlık noktası olan ‘zenginleştirmenin tamamen durdurulması’ yönündeki ABD talebini reddetmesine rağmen, nükleer programına ilişkin bazı tavizler vermeye hazır olduğunu bildirdi.

Washington, İran topraklarında uranyum zenginleştirilmesini nükleer silah edinmeye giden potansiyel bir yol olarak değerlendiriyor. Tahran ise bu suçlamayı reddederek uranyumu barışçıl amaçlarla zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ediyor.

ABD ayrıca, İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini istiyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) geçen yıl, İran’ın yüzde 60 saflık düzeyine kadar zenginleştirilmiş 440 kilogramın üzerinde uranyum stokuna sahip olduğu tahmininde bulunmuştu. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre İranlı yetkili, Tahran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun bir bölümünü ihraç etmeyi, en yüksek zenginleştirme seviyesini düşürmeyi ve bölgesel bir uranyum zenginleştirme konsorsiyumu oluşturmayı içeren bir seçeneği ciddi biçimde değerlendirebileceğini söyledi. Ancak bunun karşılığında İran’a ‘barışçıl amaçlarla nükleer zenginleştirme’ hakkının tanınması gerektiğini vurguladı. Yetkili, “Müzakereler sürecek ve geçici bir anlaşmaya varılması mümkün” şeklinde konuştu.

Her iki taraf için de faydaları

İranlı yetkili, diplomatik bir çözümün hem Tahran hem de Washington için ekonomik faydalar sağlayacağını belirtti. Üst düzey İranlı yetkili, müzakere edilen ‘ekonomik paketin’ ABD’ye İran’ın petrol sektöründe ciddi yatırım fırsatları ve somut ekonomik çıkarlar sunmayı içerdiğini söyledi. Ancak Tahran’ın petrol ve maden kaynakları üzerindeki kontrolünden vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Yetkili, “Nihayetinde ABD, İran için en fazla ekonomik bir ortak olabilir. Amerikan şirketleri her zaman İran’daki petrol ve gaz sahalarında yüklenici olarak yer alabilir” ifadelerini kullandı.


ABD ordusu liderliğindeki bir görev gücü, El Mencho'nun yakalanmasında Meksika'ya yardım etti.

El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)
El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)
TT

ABD ordusu liderliğindeki bir görev gücü, El Mencho'nun yakalanmasında Meksika'ya yardım etti.

El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)
El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)

ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) bir yetkili, Reuters'a yaptığı açıklamada, uyuşturucu çeteleri hakkında istihbarat toplama konusunda uzmanlaşmış, ABD ordusu liderliğindeki yeni bir görev gücünün, dün Meksika’daki Jalisco Yeni Nesil Karteli'nin (CJNG) lideri ‘El Mencho’ lakaplı Nemesio Oseguera Cervantes’i öldüren Meksika ordusunun baskınında rol oynadığını söyledi.

ABD’li yetkililer, uyuşturucu çeteleriyle mücadele için Washington’daki çeşitli resmi kurumların da dahil olduğu kurumlar arası görev gücünün, ABD-Meksika sınırının her iki tarafındaki uyuşturucu çetesi üyelerini tespit etmek amacıyla geçtiğimiz yılın sonlarında gizlice kurulduğunu açıkladı.

Kimliğinin gizli tutulmasını isteyen ABD’li yetkili, ABD ordusu liderliğindeki görev gücünün Meksika makamlarına sağladığı bilgiler hakkında daha fazla detay vermekten kaçındı. Yetkili, baskının Meksika ordusu tarafından gerçekleştirilen bir operasyon olduğunu vurguladı.

Meksika Savunma Bakanlığı, batıdaki Jalisco eyaletinde çıkan çatışmada Oseguera'nın ağır yaralandığını ve Mexico City'ye hava ambulansıyla nakledilirken hayatını kaybettiğini açıkladı. Bakanlık, ABD’li yetkililerin ‘ek bilgi’ sağladığını belirtti. Operasyon, silahlı kişilerin altı eyaletten fazlasında arabaları ateşe verip otoyolları kapattığı bir şiddet olayları dalgasına yol açtı.


Meksika'nın en büyük uyuşturucu kartellerinden birinin lideri El Mencho öldürüldü

Meksika'nın en büyük uyuşturucu kartellerinden birinin lideri El Mencho öldürüldü
TT

Meksika'nın en büyük uyuşturucu kartellerinden birinin lideri El Mencho öldürüldü

Meksika'nın en büyük uyuşturucu kartellerinden birinin lideri El Mencho öldürüldü

Meksika hükümeti dün ülkenin en çok aranan uyuşturucu baronunun öldürüldüğünü duyururken bunu suç örgütlerine karşı yeni kampanyasında büyük bir zafer olarak nitelendirdi.

Meksika'nın en güçlü kartellerinden biri olan Jalisco Yeni Nesil Karteli’nin (CJNG) en uzun süredir liderliğini yapan ‘El Mencho’ lakaplı Nemesio Oseguera Cervantes, ülkenin en azılı suçlularından biri olarak kabul ediliyordu. Son on yılda hızla büyüyen bir suç şebekesini yöneterek uyuşturucu üretimi ve satışı yaparken, yerel işletmeleri de gasp ediyordu. The New York Times'ın (NYT) haberine göre güvenlik güçlerine karşı cesur saldırılar düzenleyerek ve ülke çapında toplulukları terörize ederek de ün kazandı.

Kimliğinin gizli tutulması kaydıyla operasyonun ayrıntılarını açıklayan Meksika hükümetinden bir yetkiliye göre güvenlik güçleri El Mencho'yu, kartelin kurulduğu ve merkezinin bulunduğu ülkenin batısındaki Jalisco eyaletinin kıyı şeridinde bulunan, yaklaşık 20 bin nüfuslu Tapalapa kasabasında öldürdü. Meksika yetkilileri operasyonla ilgili daha fazla ayrıntı açıklamadı, ancak Pazar günü daha fazla bilgi vereceklerini taahhüt etti.

Oseguera'nın öldürülmesi Meksika genelinde şiddet olayları dalgasına yol açtı. Jalisco dahil en az beş eyaletteki sakinler ve yerel yetkililer, uyuşturucu çeteleri arasında yaygın bir uygulama olan yolları kapatmak için araçların ateşe verildiği olayları bildirdi. Jalisco eyaleti, bazı bölgelerde toplu taşımayı askıya aldığını duyurdu ve otellere konuklarından dışarı çıkmamalarını istemeyi tavsiye etti. Şiddet olaylarının bir kısmı eyaletin yönetim şehri ve bu yılki Dünya Kupası'nın ev sahibi şehirlerinden biri olan Guadalajara'da meydana geldi.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau, El Mencho'nun öldürülmesini ‘Meksika, ABD, Latin Amerika ve dünya için önemli bir gelişme’ olarak nitelendirdi.

Oseguera'nın liderliğindeki CJNG, Meksika'nın en öMexico City: Şarku’l Avsatnde gelen uyuşturucu kaçakçılığı örgütlerinden biri haline geldi ve birçok eyalette rakip gruplarla savaştı. Kartel, kokain ve metamfetamin gibi sentetik uyuşturucuları ve son yıllarda fentanili ABD'ye kaçak olarak sokmaya devam etti.

El Mencho'nun öldürülmesi, suç örgütü için büyük bir darbe olup, gruplar kontrol için rekabet ederken yeni iç çatışmalara ve şiddetin yeniden alevlenmesine yol açabilir.

Ayrıca, Meksika hükümetinin Washington ile ilişkilerinin iyileşmesine de katkıda bulunabilir. Zira ABD Başkanı Donald Trump daha önce Meksika'ya kartellere karşı daha sert önlemler alması için baskı uygulamış ve sonuçlardan memnun kalmazsa askeri saldırı tehdidinde bulunmuştu.

Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum, bu tehditleri defalarca kez ve kesin bir şekilde reddederken herhangi bir ABD saldırısının Meksika'nın egemenliğini ihlal edeceğini belirtmişti.

Diğer taraftan hükümeti istihbarat alanı da dahil olmak üzere ABD’li güvenlik kurumlarıyla iş birliğini genişletti.