BMGK, Minsk Anlaşmaları’nın uygulanmasını tartışıyor

Washington, ‘son derece tehlikeli’ bir durum konusunda uyarırken, bunun Küba füze kriziyle karşılaştırılamayacağını da vurguladı

Blinken, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi durumunda koordinasyonu sürdürmek amacıyla İngiltere, Fransa ve Almanya’daki mevkidaşlarıyla görüştü (AFP)
Blinken, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi durumunda koordinasyonu sürdürmek amacıyla İngiltere, Fransa ve Almanya’daki mevkidaşlarıyla görüştü (AFP)
TT

BMGK, Minsk Anlaşmaları’nın uygulanmasını tartışıyor

Blinken, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi durumunda koordinasyonu sürdürmek amacıyla İngiltere, Fransa ve Almanya’daki mevkidaşlarıyla görüştü (AFP)
Blinken, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi durumunda koordinasyonu sürdürmek amacıyla İngiltere, Fransa ve Almanya’daki mevkidaşlarıyla görüştü (AFP)

ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Rusya’nın Ukrayna sınırındaki devasa askeri yığınağına paralel olarak yürüttüğü ‘dezenformasyon ve yanlış bilgilendirme kampanyasına’ karşı koymak için transatlantik müttefikleri ve dünyadaki diğer ABD ortaklarıyla geniş kapsamlı bir diplomatik kampanya yürüttü. Yönetim, şu ana kadar Rus yetkililerin bu güçlerin geri çekilmesi veya gerginliğin azaltılması yönündeki iddialarıyla örtüşen ‘herhangi bir delile denk gelmediğini’ vurguladı. Söz konusu ABD kampanyası, çok sayıdaki yüz yüze görüşmede, devre televizyon dairesi, telefon iletişimi ve uluslararası medya yoluyla ‘Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman, Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Linda Thomas Greenfield ve Washington ve New York’taki diğer üst düzey yetkililer’ tarafından ortaya koyuldu. Kampana ayrıca, Ukraynalı, ABD’li, Avrupalı ve dünyadaki diğer yetkililerin diğer endişelerine karşı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in dile getirdiği güvenlik kaygılarına karşı diplomasi kapısını açık tutarken, Rusya’yı işgal ve mücadele tehlikesinden uzak tutma ve diplomasiye karşı aralama amacı taşıyor.

Transatlantik koordinasyon
Bakan Blinken, İngiliz Mevkidaşı Liz Truss, Fransız mevkidaşı Jean-Yves Le Drian ve Alman mevkidaşı Annalena Baerbock ile ‘Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi durumunda ortaya çıkacak muazzam sonuçların ve maliyetlerin uygulanmasını koordine etmeye devam etme’ amacıyla görüşmede bulundu. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, söz konusu dört bakanın ‘Ukrayna’nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne güçlü desteklerini ve Rusya’nın Ukrayna ve Avrupa güvenliğine karşı tehditleriyle mücadele etmek için güçlü transatlantik koordinasyona bağlılıklarını ifade ettiklerini’ söyledi. Ukraynalı bir televizyon kanalı tarafından Rus işgali için tarihler belirleyen istihbarat raporlarının amacı sorulduğunda Price, ABD’li yetkililerin Ukraynalı ortaklar, müttefikler ve diğer ortaklarla ‘herhangi bir bilgiyi paylaşmak’ ve ‘herkesin neler olabileceğini bilmesini sağlamak’ için ellerinden gelen her şeyi yaptıkları yanıtını verdi. Sözcü, ‘son derece kısa bir sürede harekete geçme yeteneğini ortaya koyan’ Devlet Başkanı Putin’den nihai bir karar görmediklerini söyledi. Saldırganlığın her an gerçekleşebileceğini söyleyen Price, “Rusya’nın saldırganlığını yenilemesini engellemek için diplomasi yoluyla fazla mesai yapıyoruz” dedi.
Aynı şekilde Blinken, Rusya Devlet Duması’nın Donetsk ve Lugansk cumhuriyetlerinin ‘Ukrayna’dan bağımsızlığını’ tanıması için Başkan Vladimir Putin’e çağrı yapmayı planladığı açıklamasını da eleştirdi. Blinken, “Kremlin’in bu daveti onaylaması, Rus hükümetinin Minsk Anlaşmaları kapsamındaki yükümlülüklerini tamamen reddetmesi anlamına geliyor. Anlaşma, Ukrayna’nın Rus kontrolündeki Donbass bölgesinin 2014 yılından bu yana güçler ve siyasi vekiller tarafından yönetilen tam siyasi, sosyal ve ekonomik yeniden entegrasyon sürecini özetliyor” dedi. “Böyle bir karar, Ukrayna’nın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün baltalanmasına yol açacak ve uluslararası hukukun açık bir ihlalini oluşturacak” diyen ABD’li Bakan, bu durumun müttefikler ve ortaklarla tam koordinasyon içerisinde ABD’den hızlı ve kararlı bir yanıt gerektirdiğini vurguladı.

‘Ölümcül hatanın’ bedeli
Moskova’nın diyaloğa hazır olduğunu açıklamasının ardından NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in ifade ettiği ‘temkinli iyimserlik’ hakkındaki bir soruya, Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba’nın “Rusya'nın ne dediğine daha az, ne yaptığına daha çok odaklanmalıyız” açıklamasına atıfta bulunarak yanıt verdi. Blinken, “Rus güçlerinin Ukrayna sınırlarından çekildiğini henüz görmedik. Bunu çok dikkatli bir şekilde takip ediyoruz” diyerek, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yeni bir saldırganlık başlatması halinde bunun, ‘sadece ABD tarafından değil, aynı zamanda Avrupalı tüm ortaklar, NATO ve G7 grubu tarafından’ da korkunç sonuçlar doğuracağını ifade etti.
Anthony Blinken, Başkan Putin’in ‘ciddi bir hata yaparsa sonuçlarını da bildiğini’ söylerken, “Ukrayna’nın savunmasını desteklemek için çalışmaya devam ediyoruz” dedi. Blinken ayrıca, ülkesinin geçen yıl 600 milyon dolardan fazla kaynak sağladığını açıklayarak, yakın zamanda Ukrayna ekonomisini desteklemek için bir milyar dolarlık egemen kredi garantisi sağladığını da ifade etti.
Blinken, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile başkent Washington’daki görüşmesinin, yalnızca iki ülkenin NATO ve Güvenlik Konseyi’ndeki (BMGK) ‘güçlü işbirliğini’ övmek üzere değil, ABD ile Arnavutluk arasındaki diplomatik ilişkilerin yüzüncü yılını kutlamak için geliştiğini söyledi. Bakan ayrıca, ‘Arnavutluk’un Rus saldırganlığına karşı Ukrayna’nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne açık desteği’ dolayısıyla da Rama’ya teşekkürlerini iletti.

ABD, Kanada ve Bulgaristan
Ned Price ise Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman’ın ‘Rusya’yı gerginliği düşürmeye ve diplomasiyi seçmeye teşvik etme çabalarını’ takip amacıyla Kanadalı mevkidaşı Marta Morgan ile görüştüğünü söyledi. Price’a göre iki yetkili, Rusya’daki gerginliğin daha da artmasının ciddi ve koordineli sonuçlarla ve Rusya için yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalacağını vurguladı. Ayrıca yetkililer, Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü için güçlü desteğini ve Atlantik boyunca güçlü koordinasyona olan bağlılıklarını ifade ettiler.
Aynı şekilde ABD Dışişleri Bakanlığı Kıdemli Danışmanı Bakanlık Danışmanı Derek Chollet, Ekonomik Büyüme, Enerji ve Çevreden Sorumlu Müsteşarı Jose W. Fernandez, Bulgaristan'dan Avrupa Fon İşlerinden Sorumlu Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Asen Vasile ve Enerji Bakanı ve Enerji Bakanı Aleksandar Nikolov’un da aralarında bulunduğu üst düzey bir Bulgar heyeti ile ‘Sofya’nın iklim taahhütlerini yerine getirme ve enerji kaynaklarını çeşitlendirme çabalarını’ ele aldı. Görüşmede ayrıca ‘küresel zorluklarla mücadele etmek ve ortak güvenlik ve ekonomik fırsatları geliştirmek için iki ülke arasındaki derin ve büyüyen ortaklığı güçlendirme’ meselesine vurgu yapıldı.

‘Diplomatik cepheye’ meyil
ABD’nin BM Daimî Temsilcisi Linda Thomas Greenfield, Rus güçlerinin geri çekildiğine dair sorulara, “Henüz buna dair bir kanıt görmedik” yanıtını verdi. Greenfield, “Rusya’nın Ukrayna’nın doğu sınırında hala yüz bin askeri bulunuyor. Rusların ne yapmaya niyetlendiği konusunda erken sonuçlara varmayacağız” dedi. “Rusya’nın eylemleri, saldırgan olduklarını ve Ukrayna’ya yaklaşımlarını tırmandırdıklarını gösteriyor” diyen Greenfield, hala güçlü bir şekilde diplomatik cepheye yaklaştıklarını ifade etti ve Başkan Joe Biden’in geçen cumartesi günü Putin le üçüncü kez görüştüğünü hatırlattı. BM Daimî Temsilcisi ayrıca, Bakan Blinken’in Ruslarla da iletişim kuran Avrupalı ​​meslektaşlarla devam eden temasların yanı sıra, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile de birkaç kez iletişim kurduğunu söyledi. “Diplomatik bir çözüm bulmaya güçlü şekilde meyilliyiz” diyen Greenfield, kendisine ABD’den gelen diplomatik davetin durumu daha da kötüleştirebileceğinin söylendiğini ifade etti. Linda Thomas Greenfield, “Bu durumu daha da kötüleştiren tek şey, Ukrayna sınırındaki Rus kuvvetleridir” diyerek, sözlerinin devamında ise “Bu bir tehlikedir. Tehlike, Rusya’nın Ukrayna’yı başka yollarla işgali, bağımsız bir ülkenin işgali, Ukrayna sınırlarının egemenliğine ve bütünlüğüne yönelik bir saldırıdır” değerlendirmesinde bulundu. Yetkili, “Ruslar, Ukrayna sınırında aldıkları her türlü tedbire kararlı ve hızlı bir şekilde yanıt vermeyi planladığımızı bilmelidirler” dedi.

BMGK’da endişe
Rusya’nın BMGK Başkanlığı’nın Minsk Anlaşması’nın uygulanmasını görüşmek amacıyla bugün (17 Şubat Perşembe) yapacağı genel kurul toplantısında Ukrayna ile ilgili gerginliklerin yeniden ortaya çıkması muhtemel. Anlaşma, Moskova’nın 2014 yılında Ukrayna’nın Kırım yarımadasını Rus topraklarına ilhak ettiğini açıklamasının ardından Fransa ve Almanya’nın gözetiminde Rusya, Ukrayna ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tarafından imzalandı. Birçok ülkenin temsilcileri, Moskova’nın bu kuvvetleri geri çekmeye başlayacağına ilişkin iddialarının aksine, Rusya’nın Ukrayna sınırlarına yığılmasının devam etmesi konusundaki endişelerini dile getiriyor.

Durum, son derece tehlikeli
Mevcut durumun ciddiyetini, Küba füze krizi ve Soğuk Savaş ile karşılaştırmayla ilgili bir soruya ise Greenfield, “Durum, son derece tehlikeli. Ama BM Sözleşmesi’nin temel değerlerine bir saldırıya benzer olan bu mevcut durumu, Soğuk Savaş ve Küba füze krizini karşılaştırmak tutarsız” yanıtını verdi. Yetkili, “Demokrasinin temel değerlerine ve Ukrayna’nın bütünlüğüne bir saldırı olduğu için Rusların Ukrayna’da yaptıklarına birleşik bir şekilde yanıt veriyoruz” dedi.
ABD’nin BM Daimî Temsilcisi’ne, Rusya’nın ciddiyetini ve Ukrayna görüşmelerindeki mevcut niyetini sorgulayan Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ın açıklamaları da hatırlatıldı. Bu çerçevede Greenfield, “Rusları hâlâ doğru kararı vermeye, yani diplomasiyi seçmeye, güvenlik endişelerini gidermek için bizimle müzakere masasına oturmaya ikna etmeye devam ediyoruz. Çünkü savaş alanında bu korkularla baş edemezler” şeklinde konuştu. Ayrılıkçı cumhuriyetlerin bağımsızlığının tanınması çağrısında bulunan Rusya Devlet Duması’nın kararının "bir başka mücadele işareti’ olduğuna dikkati çeken Linda Thomas Greenfield, “Ruslar, iyi niyetle pazarlık yapmıyorlar” dedi. Yetkili, Beyaz Rusya’daki Rus kuvvetlerinin varlığının da bu ülkenin ‘güvenliğini ve bağımsızlığını tehlikeye atacağı’ konusunda uyarırken, ‘Rusya’nın, Ukrayna’yı işgal etmek için bu ülkenin sınırlarını kullanması durumunda’ Beyaz Rusya yetkililerinin de sorumlu olacağı vurgusu yaptı.



Macaristan, Moskova'ya karşı Avrupa yaptırımlarının geçmesini Kiev'in bir petrol boru hattını yeniden açmasına bağlıyor

Macaristan Başbakanı Viktor Orban (Reuters)
Macaristan Başbakanı Viktor Orban (Reuters)
TT

Macaristan, Moskova'ya karşı Avrupa yaptırımlarının geçmesini Kiev'in bir petrol boru hattını yeniden açmasına bağlıyor

Macaristan Başbakanı Viktor Orban (Reuters)
Macaristan Başbakanı Viktor Orban (Reuters)

Macaristan ve Slovakya başbakanları, Kiev'in ülkeye Moskova'dan petrol sağlayan önemli bir petrol boru hattını yeniden açmadığı sürece, Avrupa Birliği'nin Rusya'ya uygulamayı planladığı 20 günlük yaptırım paketinin Macaristan tarafından onaylanmasını engelleyeceğini açıkladı.

Başbakan Viktor Orbán, X platformunda şöyle yazdı: “Yaptırımlara destek yok. 20. paket reddedilecek.”

Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto ise şöyle yazdı: “Ukrayna, Druzhba boru hattı üzerinden Macaristan ve Slovakya'ya petrol sevkiyatını yeniden başlatana kadar, Kiev için önemli kararların alınmasına izin vermeyeceğiz.”

Ukrayna, kendi topraklarından geçen ve Rus petrolünü Slovakya ve Macaristan'a taşıyan boru hattının 27 Ocak'ta Moskova'nın düzenlediği saldırılarla hasar gördüğünü belirtiyor.

Şubat ayı başında, Avrupa Birliği Rusya'nın bankacılık ve enerji sektörlerini hedef alan yeni yaptırımlar önerdi. Bu önerilen paket, Moskova'nın 24 Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgalinden bu yana 20. Yaptırım paketidir.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre yaptırımların yürürlüğe girmesi için 27 AB üye ülkesinin tamamının onayı gerekiyor.

Avrupa Komisyonu ayrıca, Rusya'ya yeniden ihracat riski yüksek olan ülkelere tüm kablosuz cihaz ve ekipmanların ihracatını yasaklamak için ilk kez zorlama önleme aracını devreye sokmayı planlıyor.

Slovakya Başbakanı Robert Fico dün akşam, Kiev boru hattını yeniden açmazsa Ukrayna'ya acil elektrik tedarikini kesme tehdidini yerine getireceğini söyledi.

Facebook'ta yaptığı bir paylaşımda, “Pazartesi günü (bugün) Ukrayna'ya acil elektrik tedarikinin kesilmesini talep edeceğim” diye yazdı.

“Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya dışında başka bir yerden petrol almamızı isterse, bu bize çok pahalıya mal olsa bile, buna cevap verme hakkımız var” dedi.


Putin, Rusya'nın "nükleer üçlüsünün" geliştirilmesini "mutlak öncelik" olarak görüyor

Putin, Kremlin'de Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (AP)
Putin, Kremlin'de Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (AP)
TT

Putin, Rusya'nın "nükleer üçlüsünün" geliştirilmesini "mutlak öncelik" olarak görüyor

Putin, Kremlin'de Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (AP)
Putin, Kremlin'de Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dün yaptığı açıklamada, ABD ile imzalanan Yeni START anlaşmasının süresinin dolmasının ardından Rusya'nın nükleer güçlerini geliştirmenin artık "mutlak öncelik" olduğunu söyledi.

Kremlin'in himayesinde düzenlenen askeri ve ulusal geçit törenleriyle kutlanan Vatan Savunucuları Günü'nde yayınlanan bir video mesajında Putin, “Rusya'nın güvenliğini garanti altına alan ve dünyada etkili bir stratejik caydırıcılık ve güç dengesi sağlayan nükleer üçlüsünü geliştirmek, mutlak öncelik olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Putin, “ordunun ve donanmanın kapasitesini güçlendirmeye” devam edileceğini ve Ukrayna'da dört yıl süren savaştan elde edilen askeri deneyimlerden yararlanacağını taahhüt etti. Silahlı kuvvetlerin tüm kollarının, “savaş hazırlığı, hareket kabiliyeti ve en zorlu koşullarda bile operasyonel görevleri yerine getirme yeteneği” dahil olmak üzere iyileştirileceğini belirtti.

Dünyanın en büyük iki nükleer gücü arasındaki son anlaşma olan Yeni START anlaşması bu ayın başında sona erdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Washington, Rusya Devlet Başkanı'nın her iki tarafın nükleer silah cephaneliği sınırını bir yıl uzatma teklifine yanıt vermedi. Ancak Rusya, Washington da uymaya devam ettiği sürece Yeni START anlaşması kapsamındaki nükleer silah kısıtlamalarına uyacağını açıkladı.


ABD güçleri bir ay içinde Suriye’den tamamen çekilecek

TT

ABD güçleri bir ay içinde Suriye’den tamamen çekilecek

ABD güçleri bir ay içinde Suriye’den tamamen çekilecek

ABD’nin DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’na (DMUK) liderlik eden güçlerinin, DEAŞ’a karşı yürütülen operasyon kapsamında Suriye’den tamamen çekilmeyi planladığı bildirildi. Konuya ilişkin bilgi veren bir Suriye hükümet yetkilisi, bir Kürt kaynağı ve bir diplomatik kaynak, çekilmenin bir ay içinde tamamlanacağını belirtti. Bu açıklama, ülkenin kuzeydoğusundaki bir üssün boşaltılmaya başlanmasıyla eş zamanlı olarak geldi.

Adı açıklanmayan Suriye hükümet yetkilisi, “Bir ay içinde Suriye’den çekilecekler ve sahadaki hiçbir üslerinde askeri varlık bırakmayacaklar” dedi.

Kürt kaynak da aynı zaman çizelgesini doğrularken, diplomatik kaynak ise çekilmenin 20 gün içinde tamamlanabileceğini belirtti ve Washington’ın Suriye’de hiçbir askeri üs bırakmayacağını vurguladı.

ABD, 2014 yılında DEAŞ’ın Suriye ve Irak’ta geniş topraklar ele geçirmesinin ardından bu örgüte karşı kurulan DMUK çerçevesinde her iki ülkede de asker bulundurmuştu. Örgüt, 2019’a kadar kademeli olarak bu bölgelerden çıkarılmıştı.

Kürt kaynak, ABD’nin bugün Suriye’nin kuzeydoğusundaki ana üsten çekilmeye başladığını ve önceki iki üssü de iki hafta içinde boşalttığını belirtti.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, “Haseke’deki DMUK güçlerinin merkezi üssünden askeri ve lojistik araçların Irak yönüne çekilmesi süreci devam ediyor. ABD’nin Suriye’den çekilmesi bir ay içinde tamamlanacak” dedi.

dcfvgthy
Suriye’nin Kamışlı kentinde ABD ordusu devriyesi (Arşiv – Reuters)

ABD ordusu, bu ayın ortasında Suriye’deki stratejik bir üsten tamamen çekildiğini ve üssü Suriye güçlerine devrettiğini açıkladı. Bu gelişme, iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlenmesine işaret eden en son adım olarak değerlendiriliyor ve daha geniş çaplı bir Amerikan çekilmesine zemin hazırlayabilir. Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’dan aktardığına göre ABD güçleri, Suriye’deki kalan tüm üslerden önümüzdeki iki ay içinde çekilmiş olacak.

Haseke yolunda

Fransız muhabirlerinin aktardığına göre, Kürt güçlerinin son kalesi olan Haseke ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ni bağlayan uluslararası yolda bugün onlarca ağır kamyon görüldü. Kamyonlar, zırhlı araçlar ve önceden inşa edilmiş barınaklarla doluydu ve ABD askerî araçları ve helikopterler eşlik ediyordu.

Kürt kaynak, Amerikan hareketleri, “Haseke’deki DMUK güçlerinin merkezi üssünden askeri ve lojistik araçların Irak yönüne çekilme süreci devam ediyor” cümlesiyle aktardı.

fgthy
ABD, Suriye’deki Kasrak Üssü’nden çekilmeye başladı. (AFP)

Kaynağa göre önümüzdeki günlerde, kuzey ve doğu Suriye’deki iki kalan üsten askeri ve lojistik malzeme, radar sistemleri ve füzelerden oluşan ardışık konvoylar taşınacak. DMUK güçleri, askerlerin çoğunu hava yoluyla çekerken, kara birlikleri konvoylara eşlik edecek.

Hava müdahalesi

Son iki hafta içinde ABD, Tanf Üssü’den ve kuzeydoğudaki eş-Şeddadi yakınlarındaki bir diğer üsten ardışık olarak çekildi. Bu ikinci üs, Kürt güçlerinin DEAŞ mensuplarını tuttuğu bir cezaevine ev sahipliği yapıyordu; geçen ay bölgeye Suriye hükümet güçleri ilerlemişti.

DMUK, bu üsleri DEAŞ’a karşı savaşmak ve son yıllarda örgüte yönelik ağır hava saldırıları düzenlemek için kullanmıştı.

ABD, zaman zaman Suriye’de örgüte ait hedefleri vurduğunu açıklarken, Suriye makamları da aralıklı olarak örgüte bağlı hücrelere karşı güvenlik operasyonları yürütüyor.

Diplomatik kaynak, hem Şam hem Washington’la yakın ilişkisi bulunan ülkesinin bilgisine dayanarak, ABD’nin bölgedeki üslerinden havadan Suriye’ye müdahale edebileceğini, yani DEAŞ’a karşı potansiyel operasyonlar gerçekleştirebileceğini belirtti. Bu açıklama, örgütün iki yıl aradan sonra cumartesi günü yayımladığı ses kaydında hükümet güçleriyle çatışmaya çağrılmasıyla bağlantılı görülüyor.

DEAŞ halen uyuyan hücreler aracılığıyla hareket ediyor ve ara sıra saldırılar düzenliyor; son olarak hükümet güçlerine karşı bir saldırı gerçekleştirdi.

Ocak ayında ise Suriye ordusu, uzun yıllar örgüte karşı sert mücadele veren ve on binlerce militan ile ailelerini kamplar ve gözaltı merkezlerinde tutan Kürt güçlerinin kontrolündeki bölgelere ilerledi.

erg
Bir Amerikan kamyonu, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Haseke vilayetinin Kamışlı kenti dışındaki bir otoyolda konvoy halinde ilerliyor. (AFP)

Bu ay içinde Washington, örgüte bağlı olduğu şüphesi bulunan 5 bin 700’den fazla tutukluyu kara yoluyla Irak’a naklettiğini açıkladı.

Aynı dönemde, el-Hol Kampı’nda bulunan ve örgüt üyelerinin ailelerini barındıran kamp, neredeyse tamamen boşaltıldı. Çoğu sakin bilinmeyen bir yere gitmişken, geride kalanlar Suriye’nin kuzeyindeki Halep kontrolündeki başka bir kampa nakledildi.

ABD, Ortadoğu’daki askeri varlığını güçlendirdi ve artan İran gerilimi nedeniyle bölgede iki uçak gemisi ve eşlik eden savaş gemilerini konuşlandırdı. Tahran ise olası herhangi bir saldırıya, bölgede Amerikan askeri hedeflerini vurarak yanıt vereceğini açıkladı.