BMGK, Minsk Anlaşmaları’nın uygulanmasını tartışıyor

Washington, ‘son derece tehlikeli’ bir durum konusunda uyarırken, bunun Küba füze kriziyle karşılaştırılamayacağını da vurguladı

Blinken, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi durumunda koordinasyonu sürdürmek amacıyla İngiltere, Fransa ve Almanya’daki mevkidaşlarıyla görüştü (AFP)
Blinken, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi durumunda koordinasyonu sürdürmek amacıyla İngiltere, Fransa ve Almanya’daki mevkidaşlarıyla görüştü (AFP)
TT

BMGK, Minsk Anlaşmaları’nın uygulanmasını tartışıyor

Blinken, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi durumunda koordinasyonu sürdürmek amacıyla İngiltere, Fransa ve Almanya’daki mevkidaşlarıyla görüştü (AFP)
Blinken, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi durumunda koordinasyonu sürdürmek amacıyla İngiltere, Fransa ve Almanya’daki mevkidaşlarıyla görüştü (AFP)

ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Rusya’nın Ukrayna sınırındaki devasa askeri yığınağına paralel olarak yürüttüğü ‘dezenformasyon ve yanlış bilgilendirme kampanyasına’ karşı koymak için transatlantik müttefikleri ve dünyadaki diğer ABD ortaklarıyla geniş kapsamlı bir diplomatik kampanya yürüttü. Yönetim, şu ana kadar Rus yetkililerin bu güçlerin geri çekilmesi veya gerginliğin azaltılması yönündeki iddialarıyla örtüşen ‘herhangi bir delile denk gelmediğini’ vurguladı. Söz konusu ABD kampanyası, çok sayıdaki yüz yüze görüşmede, devre televizyon dairesi, telefon iletişimi ve uluslararası medya yoluyla ‘Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman, Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Linda Thomas Greenfield ve Washington ve New York’taki diğer üst düzey yetkililer’ tarafından ortaya koyuldu. Kampana ayrıca, Ukraynalı, ABD’li, Avrupalı ve dünyadaki diğer yetkililerin diğer endişelerine karşı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in dile getirdiği güvenlik kaygılarına karşı diplomasi kapısını açık tutarken, Rusya’yı işgal ve mücadele tehlikesinden uzak tutma ve diplomasiye karşı aralama amacı taşıyor.

Transatlantik koordinasyon
Bakan Blinken, İngiliz Mevkidaşı Liz Truss, Fransız mevkidaşı Jean-Yves Le Drian ve Alman mevkidaşı Annalena Baerbock ile ‘Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi durumunda ortaya çıkacak muazzam sonuçların ve maliyetlerin uygulanmasını koordine etmeye devam etme’ amacıyla görüşmede bulundu. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, söz konusu dört bakanın ‘Ukrayna’nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne güçlü desteklerini ve Rusya’nın Ukrayna ve Avrupa güvenliğine karşı tehditleriyle mücadele etmek için güçlü transatlantik koordinasyona bağlılıklarını ifade ettiklerini’ söyledi. Ukraynalı bir televizyon kanalı tarafından Rus işgali için tarihler belirleyen istihbarat raporlarının amacı sorulduğunda Price, ABD’li yetkililerin Ukraynalı ortaklar, müttefikler ve diğer ortaklarla ‘herhangi bir bilgiyi paylaşmak’ ve ‘herkesin neler olabileceğini bilmesini sağlamak’ için ellerinden gelen her şeyi yaptıkları yanıtını verdi. Sözcü, ‘son derece kısa bir sürede harekete geçme yeteneğini ortaya koyan’ Devlet Başkanı Putin’den nihai bir karar görmediklerini söyledi. Saldırganlığın her an gerçekleşebileceğini söyleyen Price, “Rusya’nın saldırganlığını yenilemesini engellemek için diplomasi yoluyla fazla mesai yapıyoruz” dedi.
Aynı şekilde Blinken, Rusya Devlet Duması’nın Donetsk ve Lugansk cumhuriyetlerinin ‘Ukrayna’dan bağımsızlığını’ tanıması için Başkan Vladimir Putin’e çağrı yapmayı planladığı açıklamasını da eleştirdi. Blinken, “Kremlin’in bu daveti onaylaması, Rus hükümetinin Minsk Anlaşmaları kapsamındaki yükümlülüklerini tamamen reddetmesi anlamına geliyor. Anlaşma, Ukrayna’nın Rus kontrolündeki Donbass bölgesinin 2014 yılından bu yana güçler ve siyasi vekiller tarafından yönetilen tam siyasi, sosyal ve ekonomik yeniden entegrasyon sürecini özetliyor” dedi. “Böyle bir karar, Ukrayna’nın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün baltalanmasına yol açacak ve uluslararası hukukun açık bir ihlalini oluşturacak” diyen ABD’li Bakan, bu durumun müttefikler ve ortaklarla tam koordinasyon içerisinde ABD’den hızlı ve kararlı bir yanıt gerektirdiğini vurguladı.

‘Ölümcül hatanın’ bedeli
Moskova’nın diyaloğa hazır olduğunu açıklamasının ardından NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in ifade ettiği ‘temkinli iyimserlik’ hakkındaki bir soruya, Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba’nın “Rusya'nın ne dediğine daha az, ne yaptığına daha çok odaklanmalıyız” açıklamasına atıfta bulunarak yanıt verdi. Blinken, “Rus güçlerinin Ukrayna sınırlarından çekildiğini henüz görmedik. Bunu çok dikkatli bir şekilde takip ediyoruz” diyerek, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yeni bir saldırganlık başlatması halinde bunun, ‘sadece ABD tarafından değil, aynı zamanda Avrupalı tüm ortaklar, NATO ve G7 grubu tarafından’ da korkunç sonuçlar doğuracağını ifade etti.
Anthony Blinken, Başkan Putin’in ‘ciddi bir hata yaparsa sonuçlarını da bildiğini’ söylerken, “Ukrayna’nın savunmasını desteklemek için çalışmaya devam ediyoruz” dedi. Blinken ayrıca, ülkesinin geçen yıl 600 milyon dolardan fazla kaynak sağladığını açıklayarak, yakın zamanda Ukrayna ekonomisini desteklemek için bir milyar dolarlık egemen kredi garantisi sağladığını da ifade etti.
Blinken, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile başkent Washington’daki görüşmesinin, yalnızca iki ülkenin NATO ve Güvenlik Konseyi’ndeki (BMGK) ‘güçlü işbirliğini’ övmek üzere değil, ABD ile Arnavutluk arasındaki diplomatik ilişkilerin yüzüncü yılını kutlamak için geliştiğini söyledi. Bakan ayrıca, ‘Arnavutluk’un Rus saldırganlığına karşı Ukrayna’nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne açık desteği’ dolayısıyla da Rama’ya teşekkürlerini iletti.

ABD, Kanada ve Bulgaristan
Ned Price ise Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman’ın ‘Rusya’yı gerginliği düşürmeye ve diplomasiyi seçmeye teşvik etme çabalarını’ takip amacıyla Kanadalı mevkidaşı Marta Morgan ile görüştüğünü söyledi. Price’a göre iki yetkili, Rusya’daki gerginliğin daha da artmasının ciddi ve koordineli sonuçlarla ve Rusya için yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalacağını vurguladı. Ayrıca yetkililer, Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü için güçlü desteğini ve Atlantik boyunca güçlü koordinasyona olan bağlılıklarını ifade ettiler.
Aynı şekilde ABD Dışişleri Bakanlığı Kıdemli Danışmanı Bakanlık Danışmanı Derek Chollet, Ekonomik Büyüme, Enerji ve Çevreden Sorumlu Müsteşarı Jose W. Fernandez, Bulgaristan'dan Avrupa Fon İşlerinden Sorumlu Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Asen Vasile ve Enerji Bakanı ve Enerji Bakanı Aleksandar Nikolov’un da aralarında bulunduğu üst düzey bir Bulgar heyeti ile ‘Sofya’nın iklim taahhütlerini yerine getirme ve enerji kaynaklarını çeşitlendirme çabalarını’ ele aldı. Görüşmede ayrıca ‘küresel zorluklarla mücadele etmek ve ortak güvenlik ve ekonomik fırsatları geliştirmek için iki ülke arasındaki derin ve büyüyen ortaklığı güçlendirme’ meselesine vurgu yapıldı.

‘Diplomatik cepheye’ meyil
ABD’nin BM Daimî Temsilcisi Linda Thomas Greenfield, Rus güçlerinin geri çekildiğine dair sorulara, “Henüz buna dair bir kanıt görmedik” yanıtını verdi. Greenfield, “Rusya’nın Ukrayna’nın doğu sınırında hala yüz bin askeri bulunuyor. Rusların ne yapmaya niyetlendiği konusunda erken sonuçlara varmayacağız” dedi. “Rusya’nın eylemleri, saldırgan olduklarını ve Ukrayna’ya yaklaşımlarını tırmandırdıklarını gösteriyor” diyen Greenfield, hala güçlü bir şekilde diplomatik cepheye yaklaştıklarını ifade etti ve Başkan Joe Biden’in geçen cumartesi günü Putin le üçüncü kez görüştüğünü hatırlattı. BM Daimî Temsilcisi ayrıca, Bakan Blinken’in Ruslarla da iletişim kuran Avrupalı ​​meslektaşlarla devam eden temasların yanı sıra, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile de birkaç kez iletişim kurduğunu söyledi. “Diplomatik bir çözüm bulmaya güçlü şekilde meyilliyiz” diyen Greenfield, kendisine ABD’den gelen diplomatik davetin durumu daha da kötüleştirebileceğinin söylendiğini ifade etti. Linda Thomas Greenfield, “Bu durumu daha da kötüleştiren tek şey, Ukrayna sınırındaki Rus kuvvetleridir” diyerek, sözlerinin devamında ise “Bu bir tehlikedir. Tehlike, Rusya’nın Ukrayna’yı başka yollarla işgali, bağımsız bir ülkenin işgali, Ukrayna sınırlarının egemenliğine ve bütünlüğüne yönelik bir saldırıdır” değerlendirmesinde bulundu. Yetkili, “Ruslar, Ukrayna sınırında aldıkları her türlü tedbire kararlı ve hızlı bir şekilde yanıt vermeyi planladığımızı bilmelidirler” dedi.

BMGK’da endişe
Rusya’nın BMGK Başkanlığı’nın Minsk Anlaşması’nın uygulanmasını görüşmek amacıyla bugün (17 Şubat Perşembe) yapacağı genel kurul toplantısında Ukrayna ile ilgili gerginliklerin yeniden ortaya çıkması muhtemel. Anlaşma, Moskova’nın 2014 yılında Ukrayna’nın Kırım yarımadasını Rus topraklarına ilhak ettiğini açıklamasının ardından Fransa ve Almanya’nın gözetiminde Rusya, Ukrayna ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tarafından imzalandı. Birçok ülkenin temsilcileri, Moskova’nın bu kuvvetleri geri çekmeye başlayacağına ilişkin iddialarının aksine, Rusya’nın Ukrayna sınırlarına yığılmasının devam etmesi konusundaki endişelerini dile getiriyor.

Durum, son derece tehlikeli
Mevcut durumun ciddiyetini, Küba füze krizi ve Soğuk Savaş ile karşılaştırmayla ilgili bir soruya ise Greenfield, “Durum, son derece tehlikeli. Ama BM Sözleşmesi’nin temel değerlerine bir saldırıya benzer olan bu mevcut durumu, Soğuk Savaş ve Küba füze krizini karşılaştırmak tutarsız” yanıtını verdi. Yetkili, “Demokrasinin temel değerlerine ve Ukrayna’nın bütünlüğüne bir saldırı olduğu için Rusların Ukrayna’da yaptıklarına birleşik bir şekilde yanıt veriyoruz” dedi.
ABD’nin BM Daimî Temsilcisi’ne, Rusya’nın ciddiyetini ve Ukrayna görüşmelerindeki mevcut niyetini sorgulayan Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ın açıklamaları da hatırlatıldı. Bu çerçevede Greenfield, “Rusları hâlâ doğru kararı vermeye, yani diplomasiyi seçmeye, güvenlik endişelerini gidermek için bizimle müzakere masasına oturmaya ikna etmeye devam ediyoruz. Çünkü savaş alanında bu korkularla baş edemezler” şeklinde konuştu. Ayrılıkçı cumhuriyetlerin bağımsızlığının tanınması çağrısında bulunan Rusya Devlet Duması’nın kararının "bir başka mücadele işareti’ olduğuna dikkati çeken Linda Thomas Greenfield, “Ruslar, iyi niyetle pazarlık yapmıyorlar” dedi. Yetkili, Beyaz Rusya’daki Rus kuvvetlerinin varlığının da bu ülkenin ‘güvenliğini ve bağımsızlığını tehlikeye atacağı’ konusunda uyarırken, ‘Rusya’nın, Ukrayna’yı işgal etmek için bu ülkenin sınırlarını kullanması durumunda’ Beyaz Rusya yetkililerinin de sorumlu olacağı vurgusu yaptı.



İran: ABD’nin herhangi bir saldırısı, hatta sınırlı saldırıları bile ‘saldırganlık’ olarak kabul edilecek

Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)
Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)
TT

İran: ABD’nin herhangi bir saldırısı, hatta sınırlı saldırıları bile ‘saldırganlık’ olarak kabul edilecek

Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)
Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)

İran bugün yaptığı açıklamada, ABD’den gelecek herhangi bir saldırının -sınırlı hava harekâtı dahil- ‘saldırganlık’ olarak değerlendirileceğini ve buna karşılık verileceğini duyurdu. Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın böyle bir ihtimali değerlendirdiğini söylemesinin ardından geldi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Sınırlı bir saldırı ile ilgili soruya gelince; sınırlı saldırı diye bir şey yoktur. Her türlü saldırı, saldırganlık olarak kabul edilecektir” dedi.

Bekayi, “Her ülke, meşru müdafaa hakkına dayanarak saldırıya güçlü bir şekilde karşılık verir; biz de bunu yapacağız” ifadesini kullandı.

Bekayi’ye yöneltilen soru, Trump’ın cuma günü yaptığı ve Umman arabuluculuğunda süren müzakerelerde anlaşma sağlanamaması halinde Tahran’a sınırlı bir saldırı düzenlemeyi ‘değerlendirdiğini’ belirttiği açıklamasına atıfta bulunuyordu.

Taraflar, şubat ayı başında Umman arabuluculuğunda dolaylı görüşmelere yeniden başlamış; şimdiye kadar Maskat ve Cenevre’de iki tur müzakere gerçekleştirmişti. Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, üçüncü turun perşembe günü Cenevre’de yapılacağını doğruladı.

İran heyetine başkanlık eden Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise dün yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında diplomatik bir uzlaşıya varılması için ‘iyi bir fırsat’ bulunduğunu söyledi.

Arakçi, ABD merkezli CBS televizyonuna verdiği röportajda, “Hâlâ herkes için fayda sağlayacak diplomatik bir çözüme ulaşma konusunda iyi bir fırsatımız olduğunu düşünüyorum” dedi. Müzakerecilerin bu ay gerçekleştirilen iki tur görüşmenin ardından ‘anlaşmanın unsurları ve taslak metni üzerinde çalıştıklarını’ belirten Arakçi, buna karşın ülkesinin uranyum zenginleştirme hakkından vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Washington ile temel anlaşmazlık noktalarından biri olan bu konuda Arakçi, “Egemen bir ülke olarak bu alanda kendi kararımızı verme hakkına sahibiz” diye konuştu.

Tahran ile Washington arasındaki görüşmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri seçenekleri gündeme getirdiği bir ortamda yeniden başlamıştı. Trump önce İran’daki protestolara yönelik kanlı müdahaleleri gerekçe göstermiş, daha sonra ise özellikle nükleer program konusunda anlaşmaya varılamaması halinde askeri adım atılabileceği uyarısında bulunmuştu.

Diplomatik sürece paralel olarak ABD, Ortadoğu’daki askeri varlığını da artırdı. Washington yönetimi bölgeye iki uçak gemisi gönderirken, savaş uçakları, askeri nakliye uçakları ve havada yakıt ikmali yapabilen tanker uçaklardan oluşan filoları da konuşlandırdı.

ffvbf
Arap Denizi’ndeki ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln (AFP)

ABD’nin müzakere heyetine başkanlık eden Özel Temsilci Steve Witkoff cumartesi günü yaptığı basın açıklamasında, Başkan Donald Trump’ın İran’ın ABD’nin askeri yığınağı karşısında neden ‘teslim olmadığını’ sorguladığını söyledi.

Bu açıklamaya yanıt veren Bekayi ise teslimiyetin İranlıların karakterinde olmadığını belirterek, ülkelerinin tarihi boyunca böyle bir tutum sergilemediğini ifade etti.


Kallas, İran sorununa ‘diplomatik çözüm’ çağrısında bulundu: Başka bir savaş istemiyoruz

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
TT

Kallas, İran sorununa ‘diplomatik çözüm’ çağrısında bulundu: Başka bir savaş istemiyoruz

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas bugün, İran ile ABD arasında beklenen görüşmeler öncesinde, Tahran dosyası için ‘diplomatik bir çözüm’ çağrısında bulundu. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’ı askeri müdahalelerle tehdit ettiği bir döneme denk geldi.

Kallas, AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanları toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada, “Bu bölgede bir başka savaşa ihtiyacımız yok; zaten çok sayıda savaş var” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Kallas, “İran şimdiye kadarki en zayıf dönemini yaşıyor. Bu zamanı diplomatik bir çözüm bulmak için değerlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi dün, ABD ile İran arasındaki yeni müzakere turunun önümüzdeki perşembe günü Cenevre’de yapılacağını duyurdu. Busaidi, müzakereler için ‘ekstra çaba göstermeye yönelik olumlu bir ivme’ olduğunu da belirtti.

ABD, İran’dan uranyum zenginleştirme stokundan vazgeçmesini, Washington’a göre nükleer bomba yapımında kullanılabilecek bu stokların imhasını, Ortadoğu’daki silahlı gruplara desteğini durdurmasını ve füze programına kısıtlamalar getirilmesini talep ediyor.

İran ise nükleer programının barışçıl olduğunu vurguluyor, ancak yaptırımların kaldırılması karşılığında bazı sınırlamaları kabul etmeye hazır olduğunu söylüyor. Tahran, nükleer konuyu füze programı veya silahlı gruplara destek gibi diğer meselelerle ilişkilendirmeyi ise reddediyor.


Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.