Etiyopya, ABD'nin barış yasa tasarısını kabul etmiyor

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed hükümeti, tasarının yerel girişimleri bozduğunu ve ‘haksız’ yaptırımlar uygulamayı öngördüğünü söyledi.

Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) Addis Ababa'yı bölgeyi kuşatmak,  iletişim ve bankacılık gibi kamu hizmetlerinin çalışmalarını askıya almakla suçladı. (AFP)
Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) Addis Ababa'yı bölgeyi kuşatmak, iletişim ve bankacılık gibi kamu hizmetlerinin çalışmalarını askıya almakla suçladı. (AFP)
TT

Etiyopya, ABD'nin barış yasa tasarısını kabul etmiyor

Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) Addis Ababa'yı bölgeyi kuşatmak,  iletişim ve bankacılık gibi kamu hizmetlerinin çalışmalarını askıya almakla suçladı. (AFP)
Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) Addis Ababa'yı bölgeyi kuşatmak, iletişim ve bankacılık gibi kamu hizmetlerinin çalışmalarını askıya almakla suçladı. (AFP)

Haşim Ali Hamid Muhammed
Etiyopya hükümeti, ABD tarafından kabul edilen ‘Etiyopya'da İstikrar, Barış ve Demokrasi Yasası’ (HR 6600) tasarısının yerel barış girişimlerini bozduğunu duyurdu.
Etiyopya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Dina Mufti, 16 Şubat’tayaptığı açıklamada şunları söyledi:
“ABD yasa tasarısı, Etiyopya halkına ve hükümetine karşı haksız yaptırımlar ve eylemler uygulanması çağrısında bulunuyor. Bu da ülkede barışı sağlamak için atılan tüm olumlu adımları bozuyor.”

Barışın uygulanması
ABD, Etiyopya hükümetine barış sürecini uygulaması için yaptığı baskı kapsamında geçen hafta Temsilciler Meclisi üyeleri tarafından sunulan tasarıyı onayladı. Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi tasarıyı kabul etti.
Addis Ababa geçtiğimiz aralık ayında temel ulusal meselelerde uzlaşıya varmak ve barışı sağlamak için siyasi ve toplumsal aktörlerden oluşan bağımsız bir ulusal diyalog komitesi kurulduğunu duyurdu. Bu adım, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’nin (TPLF) 20 Aralık'ta Amhara ve Afar bölgelerinden geri çekilmesinin ardından yaşanan askeri gelişmelerin, Etiyopya ordusunun TPLF’nin işgal ettiği şehirlerin çoğunu geri almasının ve Washington ile Birleşmiş Milletler'in (BM) savaşı sona erdirme ve barış müzakerelerine başlama çağrılarının ardından geldi. Başbakan Abiy Ahmed'in geçtiğimiz 7 Ocak'ta yaptığı barış çağrısınının ve “Kültürümüzde çatışmanın sonu uzlaşma ve hoşgörüdür” açıklamasının ardından siyasi tutuklular serbest bırakıldı.
Gözlemciler, önerilen tasarının ABD'nin çatışmanın iki ana tarafını (Etiyopya hükümeti ve TPLF) barış sürecini başlatmaya yöneltme konusundaki isteği doğrultusunda geldiğini düşünüyorlar. Nitekim Etiyopya sahnesinde halen bir durgunluk söz konusu. Taraflar arasında karşılıklı suçlamalar mevcut. Ayrıca Tigray bölgesinde ve Etiyopya’nın kuzey bölgelerinde halkın sıkıntıları halen devam ediyor.
TPLF Addis Ababa'yı bölgeyi kuşatmanın ve iletişim ve bankacılık hizmetleri gibi kamu hizmetlerinin çalışmalarını askıya almanın yanı sıra elektriği kesmek ve bölgeye insani yardımların ulaşmasını kısıtlamakla suçladı.
Etiyopya hükümeti ise TPLF’yi Amhara bölgesinde sivillere karşı kıyımlar yapmakla suçlarken Uluslararası Af Örgütü (Amnesty) yakın  zamanda yayınladığı bir raporunda TPLF unsurlarını geçen yıl Amhara bölgesindeki sivilleri öldürmek, toplu tecavüzler yapmak ve kasıtlı bir şekilde sivil tesisleri hedef almakla suçladı.
Amnesty söz konusu raporunda “TPLF savaşçıları, ağustos ayının sonundan eylül ayının başına kadar Amhara bölgesindeki Chenna ve Kobo'da kontrol ettikleri bölgelerde vahşete imza attılar” ifadelerine yer verdi. Amnesty’nin suçlaması, savaş sırasında meydana gelen insanlığa yönelik vahşet ve ihlallerin ardından Etiyopya çatışmasının iki tarafına yönelik yaptığı bir dizi suçlama kapsamında geldi.

Yaptırımlar silsilesi
Washington, Etiyopya hükümetine uyguladığı baskı kapsamında geçen yıl Addis Ababa'ya bir dizi yaptırım uyguladı.
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi Haziran 2021’de Addis Ababa'ya yönelik kısıtlama kararları aldığını duyurdu. Bu kısıtlamalar, Abiy Ahmed hükümetiyle ekonomik ve askeri iş birliğinin dondurulmasının yanı sıra yardımların askıya alınması ve Etiyopyalı (ve Eritreli) yetkililere giriş vizelerinin verilmemesini de kapsıyordu.
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından geçtiğimiz eylül ayında yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi.
“Etiyopya'daki çatışma, dünyanın en kötü insani krizlerinden birine sebep oldu. Zira 5 milyondan fazla insan yardıma muhtaç hale geldi. 900 binden fazlası da kıtlık koşullarında yaşıyor.”
ABD Başkanı Biden’ın 2021 yılının kasım ayında, çatışmadan sorumlu olanları hedef almak için imzaladığı kararname uyarınca Eritre ordusuna ve Eritre'deki iktidar partisine yaptırımlar uygulandı.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken konuya ilişkin şu açıklamada bulundu:
“Taraflar barış konusunda somut bir ilerleme kaydedemezlerse ABD, Etiyopya hükümeti ve TPLF de dahil olmak üzere taraflara ek yaptırımlar uygulamaya hazır. Eritre'nin Etiyopya'daki istikrarı bozan varlığı çatışmanın uzamasına neden oluyor, düşmanlıkların sona ermesinin önünde duruyor ve Etiyopya devletinin bütünlüğünü tehdit ediyor.”

Doğru araç değil
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Etiyopya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü de yeni ABD tasarısının ‘Etiyopya'yı çeşitli yönlerden olumsuz anlamda etkileyeceğini’ söyledi. Kanun tasarısına karşı çıkarak Etiyopya’nın yanında olunması çağrısında bulundu. Sözcü, Kongre üyesi Tom Malinowski’yi tasarının sponsorluğunu yapmakla suçlayarak  bunun ‘Etiyopyalıların çıkarlarını baltaladığını’ söyledi.
Etiyopya İnsan Hakları Komisyonu (EHRC) Başkanı Daniel Bekele Etiyopya Haber Ajansı’na (ENA) verdiği röportajda şunları söyledi:
“Önerilen yasa tasarısı ve ABD'nin Etiyopya çatışmasına yönelik sebepsiz müdahalesi, ülkedeki insan hakları ihlallerini iyileştirecek, sürdürülebilir çözümler sağlamak için doğru bir araç değil. Yeni yasa tasarısı Etiyopya'daki insan hakları ihlallerinin iyileştirilmesinde herhangi bir yapıcı rol oynamayacak. Ekonomik, siyasi ve askeri yaptırımların barış ve istikrarı yeniden sağlamak yerine (yaptırımlara maruz kalan) ülkeyi istikrarsızlaştıran ters sonuçları olacak.”
Bekele sözlerinin devamında insan haklarına ilişkin adımlar atıldığını savundu:
“Ülkede insan haklarını koruma noktasında bazı ilerlemeler kaydedildi. İnsan hakları alanındaki karmaşık sorunlar siyasi çatışmalardan kaynaklanıyor. Ancak bu tür ihlaller diğer ülkeler tarafından değil, Etiyopya'daki insan hakları kurumları tarafından çözülmeli. Batı'nın Etiyopya'daki insan hakları ihlallerini yasalar ve yaptırımlar yoluyla yönetmesine izin veren  bir şart yok. Etiyopya'ya insan hakları ihlalleri bahanesiyle veya siyasi gerekçelerle dayatılan ekonomik veya siyasi yaptırımlar doğru değil. Bunların krizleri çözmesi mümkün değil. HR 6600 yasa tasarısı güvenilmez.”
Bekele ayrıca uluslararası insan hakları kurumlarını sorunları çözmek için uygunsuz ve gereksiz yaptırımlar uygulamak yerine Etiyopya'daki insan hakları kurumları ile birlikte çalışmaya çağırdı.
Diğer yandan Etiyopya Amerikan Sivil Konseyi (EACC) Başkanı Diyakoz Yusuf Tafari, ABD yasa tasarısının ‘acımasız ve dengesiz’ olduğunu vurguladığı açıklamasında şunları söyledi:
“Karar Etiyopya'da istikrar ve demokrasi çağrısı yapsa da ülke üzerinde baskı kurmayı amaçlıyor. Bu, ABD politikasında Etiyopya hükümetine karşı bir değişikliğin olduğuna ilişkin ön işaretlere tanık olduğumuz bir zamanda geliyor. Tasarı, ABD'nin çıkarlarına hizmet etmiyor.  EACC bu konuyu yakından takip edecek.”



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.