Somaliland, ABD-Çin çatışma hattına mı girdi?

Somaliland’da 20 yılı aşkın bir süredir siyasi ve güvenlik açısından önemli bir istikrar yaşanıyor. (AFP)
Somaliland’da 20 yılı aşkın bir süredir siyasi ve güvenlik açısından önemli bir istikrar yaşanıyor. (AFP)
TT

Somaliland, ABD-Çin çatışma hattına mı girdi?

Somaliland’da 20 yılı aşkın bir süredir siyasi ve güvenlik açısından önemli bir istikrar yaşanıyor. (AFP)
Somaliland’da 20 yılı aşkın bir süredir siyasi ve güvenlik açısından önemli bir istikrar yaşanıyor. (AFP)

Mahmud Abdi
Somaliland, 20 yılı aşkın bir süredir siyasi ve güvenlik açısından istikrara sahne oluyor. Ülke, Afrika Boynuzu'ndaki herhangi bir siyasi oluşumun tanık olmadığı bir oranda oy kullanılan seçimler vasıtasıyla yönetim devrine tanık oldu. Somaliland’da 20 yıl içerisinde dört cumhurbaşkanı yönetimi devralırken Etiyopya ve Kenya iki cumhurbaşkanı gördü. Eritre ve Cibuti ise önemli bir değişikliğe tanık olmadı. Güney Sudan'a gelince; iç savaş bataklığına saplanmış durumda. Ayrıca bu süre içerisinde Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir ülke çapındaki protestoların ardından askeri bir darbeyle devrildi.
Somaliland'ın kendisi gibi uluslararası alanda tanınmayan birçok siyasi oluşumla dostluk kurma çabalarına ve tanınan ülkelerle ilişkilerini artırma arzusuna rağmen bu yoldaki kararlılığı 'Liberland' ve 'The Kingdom of the Yellow Mountain' (Sarı Dağ Krallığı) gibi kağıt üzerinde var olan siyasi oluşumların temsilcilerini bile kabul etmesini sağladı. Ancak 2017 yılının sonlarında koltuğunu devralan Cumhurbaşkanı Musa Bihi Abdi döneminde Uzak Doğu'ya yönelinmesi diplomatik hareketlilik açısından bir dönüm noktası oldu. Çin Komünist Partisi'nin Somaliland Ulusal Hizmet mensupları için Çin'e gönderilen 'gayri resmi' bir eğitim misyonu konusunda uzlaşı sağlanamaması, Hargeisa yönetiminde gelecekte Çin'in dikkate alınmaması ve özellikle bu Asya devi karşısında Batı-ABD tarafına yönelinmesi kararının verilmesine neden oldu.

ABD teşviki ve bölgeye yönelik tutumların değişmesi
Elbette Somali, 1970’lerin sonundan ve Sovyet uzmanlarının sınır dışı edilmesinden bu yana ABD’nin nüfuz alanı içinde kaldı. Somaliland’daki siyasi tabaka bu gerçeklikle yaşadı. Somaliland sömürge döneminde himaye devleti olan İngiltere ile ilişkilerinin iyi olmasından ve ABD’nin iyi bir müttefiki olmasından yararlandı. Bu, Washington'da bir yönetim değişikliği olması durumunda Somaliland'ın ABD politikasındaki dalgalanmalardan etkilenmemesini sağladı. Özellikle Avrupa Birliği (AB) ülkeleri Hargeisa'daki duruma ilgi gösterdi. Avrupa somut kalkınma projelerinin finansmanına katkı sağlayıp gittikçe yerleşmeye başlayan demokratik geleneklere övgüde bulundu.
Ancak Batı'nın Abiy Ahmed’e yönelik tutumundaki değişiklik ve ABD’nin Addis Ababa ile savaş içerisinde olan Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’ne (TPLF) dolaylı yoldan kucak açması Çin’in hem Etiyopya hem de Cibuti'deki nüfuzunun büyüklüğüne gecikmiş bir tepki olarak geldi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre Çin’in bu ülkelerdeki nüfuzu bir gecede değil, 30 yıl süren birikimler ve uzun merhaleler sonucunda oluştu. Bu bağlamda Abiy Ahmed'in Tigray bölgesinde sivillere karşı savaş suçuna varan ihlaller gerçekleştirdiği yönündeki suçlamalar arttı ve Batı dışındaki ülkelerden gelen silah tedariki kısıtlandı. Bu da Ahmed’i Cibuti’nin limanlarından geçiremediği ürünleri ülkeye getirmek için Somaliland’daki Berbera Limanı’na sığınmak zorunda bıraktı. Bu durum Hargeisa'daki hükümete bölgede ağırlığı olan komşusunun önünde manevralar yapmak için geniş alan verdi.

Etiyopya: Baskıların başarısızlığı ve müttefikin zayıflaması
Başbakan Abiy Ahmed'in ‘sıfır sorun’ ve ‘bölgesel birleşme’ politikaları ile Etiyopya'nın bölgesel siyaseti için daha iyi bir konum inşa etmeye başlaması kendisini Somali'deki siyasi gerçekliğin çıkmazına soktu. Böylece Somaliland'ı eşi görülmemiş baskılar altında bıraktı, Cibuti'nin konumunu ikinci plana itti ve Kenya'nın Somali'deki nüfuzunu olumsuz yönde etkiledi. Bu, bölgedeki daha deneyimli politikacıların genç Etiyopyalı liderin hareketlerini gözetlediği bir ortam oluşmasına yol açtı.
Yapılan değerlendirmeler bu durumun, bir taraftan Kenya’nın Hargeisa’ya yönelmesi, diğer taraftan da Cibuti'den geçen Etiyopya ticari ürünlerine uygulanan vergilerin ve gümrük tarifelerinin yükseltilmesinden başlayarak peş peşe gelecek ve yavaş yavaş Ahmed’in ilerlemesini kıracak karışıklıklar yaratacağı yönünde.
Abiy Ahmed'in hedefinin, bir yandan Eritre limanları dosyasının yavaş ilerlemesi ve diğer yandan da Etiyopya'nın Cibuti-Eritre sınır anlaşmazlığına kısmi çözümler bulmak için acele edilmesine ilişkin çekinceler ışığında Etiyopya için yeni limanlar bulmak olabilir. Hargeisa ve Mogadişu arasındaki müzakerelerin yeniden başlaması için Ahmed’in Musa Bihi Abdi’den kendisini Somali Devlet Başkanı Muhammed Abdullah Fermacu ile bir araya getirme planını saklayıp müttefiki Fermacu lehinde Abdi’ye baskı yapmak üzere Addis Ababa’ya gelmeye zorlaması dikkat çekici. Bu durum özellikle Hargeisa’nın gençlik hareketinin faaliyetlerine devam etmesiyle Fermacu’nun siyasi ve güvenlik ile ilgili sıkıntıları yönetmede başarısız olacağı üzerine bahse girmesi ve Mogadişu’da Fermacu ile girilen çatışmada önceden yaşanılan ciddi sıkıntılardan çok daha basit olduğunu düşünen kıdemli bir siyasi tabakanın olmasıyla ön plana çıktı. Somaliland’daki siyasetçileri Etiyopya devletinin temsil ettiği ağırlığa rağmen Etiyopya yönetimine güvensizlik ve küçümseyici bir şekilde bakmaya itti.

Büyük bir çatışmaya girmenin riskleri
Etiyopya Başbakanı’nın hamlelerindeki acelecilik, Çin’in Hargeisa’ya karşı tepeden bakma şeklinde tanımlanabilecek tavrı ve iki ülkenin uluslararası arenadaki değişimlerle birlikte Mogadişu'nun Somaliland'da saha nüfuzunun olmadığı gerçeğini görmezden gelmeleri öneml bir etkiye neden oldu. Ayrıca Batı’nın Çin’e karşı teyakkuza geçmesi Somaliland’ın Tayvan Çin Demokratik Cumhuriyeti ile müzakerelere kapı aralayarak Taipei’ye temsilcisini göndermesi ve ardından Tayvan’ın Hargeisa'da temsilcilik ofisi açmasına izin vererek Addis Ababa ve müttefiki Pekin ile pamuk ipliğine bağlı olan ilişkisini kesmesine yol açtı.
Bu Somaliland’ın Hargeisa’yı ziyaret eden Çin heyetini soğuk bir şekilde karşılayıp sundukları önerilerin ve uyarıların hepsini reddederek kısasa kısas bir şekilde cevap vermesine zemin hazırladı. Bu da Çin Dışişleri Bakanlığı’nın medya araçları aracılığıyla Somaliland’a karşı öfkeli ve tehditkar açıklamalar yayınlamasına ve ‘Somali’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile güvenliğinin korunması’ şiarını tekrar etmesine sebep oldu. Somaliland’daki siyasi tabaka ise Çin’in olumsuz tavrının, ülkelerinin bölgesel siyasette oynadıkları önemli rolü öne çıkarmaya yaradığı görüşünde. Bununla birlikte Etiyopya rejiminde, Çin'in öfkesinin yanında yer alarak siyasi konumlarını sağlamlaştırma niyetinde olan güç sahibi tarafların hareketlendiğine dair işaretler var. Söz konusu taraflar bunu, Somaliland’daki siyasi durumu etkileyip Somali-Etiyopya sınırının her iki tarafındaki aşiret etkileşimlerinden yararlanarak hareket ettirilebilecek yerel siyasi çekişmeleri kullanarak yapma niyetinde. Tüm bunlar ve Etiyopya donanmasının inşa edilmesi dosyasının ortaya atılması, Etiyopya medyasında 2014 yılında Dubai Port World ile imzalanan anlaşmanın yüzde 19'luk payıyla Berbera Limanı’nın sahibi olduğu yönündeki iddiaların patlak vermesi ve akabinde Somaliland Maliye Bakanı Saad Ali Şire’nin böyle bir payın olmadığını açıklamasının ardından Batı tarafından Etiyopya’nın Zeyla Limanı’nı ele geçirmeyi planladığına ilişkin uyarılar arttı. Bu durum Somaliland'ın olası yansımalarına rağmen resmi olarak ABD-Çin cephe hattına girdiği anlamına geliyor.



Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
TT

Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)

Güney Kore’nin eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024’ün sonlarında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle bugün ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi yargıcı Ji Gwi-yeon, karar duruşmasında “İsyan suçundan Yoon’u ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyoruz” ifadesini kullandı.

Böylece eski muhafazakâr lider, savcılığın talep ettiği idam cezasından kurtulmuş oldu.

Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 akşamı yaptığı sürpriz konuşmada sıkıyönetim ilan etmiş ve orduya Ulusal Meclis’e girme talimatı vermişti. Ancak askerler tarafından kuşatılan binaya yeterli sayıda milletvekili girmeyi başarmış, yapılan oylamada bu güç kullanımına karşı karar alınmış ve dönemin devlet başkanı geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Sivil yönetim fiilen yalnızca altı saatliğine askıya alınsa da, söz konusu girişim ülkede derin ve uzun süreli bir siyasi krize yol açmıştı.

Gözaltında yargılanan Yoon, bu eylemleri nedeniyle nisan ayında görevden alınmıştı.

Mahkemenin, eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’u da mahkûm etmesinin ardından, Yoon ile birlikte yargılanan diğer sanıklar hakkında da kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor.