Sudan krizinin çözülmesinin önündeki zorluklar

Partiler ve kuruluşlarla uluslararası ve yerel toplantılar düzenlemeye ve görüşmeye yönelik girişimlerden henüz sonuç alınamadı.

IGAD, Sudan’da diyalogu kolaylaştırmak için 11 Ocak 2022’de bir girişim başlattı. (Hasan Hamid- Independent Arabia)
IGAD, Sudan’da diyalogu kolaylaştırmak için 11 Ocak 2022’de bir girişim başlattı. (Hasan Hamid- Independent Arabia)
TT

Sudan krizinin çözülmesinin önündeki zorluklar

IGAD, Sudan’da diyalogu kolaylaştırmak için 11 Ocak 2022’de bir girişim başlattı. (Hasan Hamid- Independent Arabia)
IGAD, Sudan’da diyalogu kolaylaştırmak için 11 Ocak 2022’de bir girişim başlattı. (Hasan Hamid- Independent Arabia)

İsra eş-Şaher
Sudan son dönemde, özellikle de Aralık 2018’deki devrimde Ömer el-Beşir rejiminin devrilmesinden sonra ve Sudan siyasi sahnesindeki belirsizlik sürecinde, ardı ardına askeri darbelere sahne oldu. Sonrasında ise ülkeyi güvenliğe ulaştırmak amacıyla çeşitli girişimlerde bulunuldu. Bu durum, krizden çıkmak ve sandıklar aracılığıyla sivil bir hükümete ulaşmak için tek bir ortak vizyonun olmadığını gösterdi.

6 girişim
Birleşmiş Milletler (BM), Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) ve Afrika Birliği’nin (AfB) yanı sıra Güney Sudan’dan da girişimler başlatıldı. Ayrıca uluslararası girişimlerin yanı sıra Ulusal Ümmet Partisi’nden bir yol haritası ve Sudanlı üniversite yöneticileri tarafından sunulan bir diğer girişim gibi yerel düzeyde de adımlar atıldı.
25 Ekim darbesinden bu yana sakinleşmeyen ve girişimlerin nihai çözüm olmayacağına inanan Sudan, sokaklarda büyük bir ayaklanmaya tanık oluyor. Öyle ki eylemciler, çözümün devrimin gidişatını düzeltmekten ve geçiş hükümetini yeniden kurmaktan geçtiğine inanıyor. Sokakların ve diğer siyasi bileşenlerin baskısı ve etkili partiler arasındaki kalıcı anlaşmazlıklar nedeniyle girişimler planlandığı gibi gerçekleşmedi ve büyük zorluklarla karşı karşıya kalındı.

Girişimlerde karşılaşılan zorluklar
Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) liderlerinden Mubarek Ardol süreçte yaşananlara ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
“Sudan’da siyasi girişimlerin karşılaştığı en büyük zorluk, çoğunlukla ülke hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan dış taraflarca ortaya koyuluyor olmalarıdır. Bu nedenle tüm tarafları sorumluluk bilinciyle kabul edebilen ve çözümlerin başlatılmasıyla ötekini kabul etme ruhuna sahip samimi bir milli irade olmalıdır. Ancak ötekini dışlayan ve kabul etmeyen bir ruhun varlığında ortaya koyulmuş girişimler, elbette zorluklarla karşılaşacaktır. Bu girişimler imzalansa bile uygulanması ve tüm tarafların bunlara bağlılığı konusunda şüpheler var. Bu nedenle ülkenin sorununa vatansever bir ruhla yaklaşmak amacıyla herhangi bir sınıflandırma olmaksızın ötekini de kabul ederek, Sudanlıların özgür iradesinden doğan ulusal bir girişim oluşturulmalıdır. Çünkü dışlama ruhunun arkasından her zaman yıkım ve sabotaj gelir.”
Birleşmiş Milletler’in (BM) Sudan’daki Entegre Geçiş Yardım Misyonu (UNITAMS) Başkanı ve BM Sudan Temsilcisi Volker Peretz ocak ayı başlarında, özellikle de Başbakan Abdullah Hamduk’un istifası sonrasında, siyasi krize bir çözüm bulmak amacıyla Sudanlı taraflar arasında istişarelerin başladığını duyurdu.
Uluslararası girişim, bu aşamada ilerlemek için siyasi olarak etkili tüm gruplarla bireysel istişareler başlatmayı amaçlıyor. Girişim, amacını hızla hayata geçirmek için çalıştı. Bu nedenle BM misyonu ÖDBG, Komünist Parti, Sudan Kongresi, direniş komiteleri, kadın grupları ve sivil toplum güçleri ile bir araya geldi. Ancak henüz herhangi bir sonuca varılamadı. Görüşmeler ise devam ediyor.

IGAD’ın rolü  
Volker Peretz’in girişiminin başlatıldığı dönemde IGAD, 11 Ocak 2022’de krizi çözmek amacıyla tüm taraflar arasında diyalogu kolaylaştıracak başka bir girişime imza attı.
Bu sırada Sudan’a bir temsilci gönderen AfB’nin girişimi de ortaya koyuldu. Temsilci, Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan’a siyasi gelişmeler ve krizden çıkma yolları hakkında bir mesaj iletti.
Güney Sudan 15 Ocak’ta, Sudan krizini çözmek için uluslararası çabalara katkıda bulunmaya hazır olduğunu açıkladı. Güney Sudan Cumhurbaşkanlığı İşleri Danışmanı Costello Garang, BM misyonunun Hartum’daki karargahına yaptığı ziyaretinin, ‘Güney Sudan’dan beklenen katkıyla birlikte siyasi geçişin koşullarını ve gelişmelerini gözden geçirmek amacıyla’ gerçekleştiğini söyledi.
Yine ocak ayında üniversite yöneticileri, Ahfad Üniversitesi direktörü Kasım Bedri liderliğinde bir girişim sundu. Girişim, Sudan'daki siyasi krizi çözmeyi amaçlıyor.
Bir aydan uzun bir süre önce başlatılan tüm bu girişimlerde henüz bir sonuca varılamadı. Özellikle de Komünist Parti, ÖDBG ve Meslek Grupları Birliği gibi askeri bileşene karşı üç hayır (müzakere yok, ortaklık yok ve meşruiyet yok) sloganları yükselten karşıt tarafların varlığı nedeniyle girişimlerin, büyük zorluklarla karşı karşıya olduğu açık.
Ancak Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’Dan aktardığı habere göre söz konusu taraflar askeri bileşenle ortak olmayı kabul etmezken muhalefetteki Halk Kongresi ve Ulusal Ümmet Partisi gibi diğer kesimler ise bunu memnuniyetle karşıladılar. Siyasi araştırmacı Avad Babiker duruma dair şunları söyledi:
“Girişimler, krizin temel sorunlarını ele almıyor, sadece belirli bazı konularla ilgileniyor. Sokakların hareketinden ve aktivistlerin yüksek sesinden etkileniyor. Bu nedenle sınırlılar ve geçiş döneminin açıkça tanımlanma gerekliliğine rağmen ana soruna odaklanmıyorlar. Çünkü durum oldukça karmaşık. Sudan’daki durumu tanımlamada bir sorunumuz var. Geçiş dönemindeki yeni deneyim, 1964 geçiş döneminde ve 1985 seçimlerinde olduğu gibi Sudan siyasi normlarıyla çelişiyor. Şu an siyasi proje çıkmaza girdi ve belirsiz durumda. Dolayısıyla bileşenler arasında bir kriz ve askeri bileşene karşı bir yüzleşme yarattı.”
Girişimlerin etkinliğine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Babiker, İslami akımı yakın görmediklerini vurguladığı açıklamasını şöyle sürdürdü:
 “Bu durum kabul edilemez. Aynı zamanda siyasi güçler geçiş aşamasında üzerinde çalışılacak bir siyasi proje ortaya koyma iradesine sahiptir. Ama bir tarafı dışlamaya çalışan bir girişim kesinlikle başarılı olmayacaktır. Sivil ve askeri tarafları dışlamayan, krizden nihai çıkış için net vizyonlar sunan kapsamlı bir ulusal proje ortaya koyulmalıdır. Zira Sudan, büyük siyasi karmaşalardan mustariptir. Tüm bu karmaşaların sorumlusu BM Temsilcisi değildir.”

Karşı çıkan taraflar
Siyasi aktivist Mahmud Selame’nin değerlendirmesi ise şöyle oldu:
“Siyasi girişimlere karşı çıkan taraflar, ikna edici gerekçelere sahipler. Bu taraflar halen arzu edilen herhangi bir ulusal ve uluslararası girişime boyun eğmeyen sokaklara yakın bir çizgidedir. Çünkü sokaklar, darbeci olarak nitelendirdiği mevcut hükümeti tanımıyor ve hükümetin, uluslararası ve bölgesel organlarla görüşene kadar meşruiyeti olmadığına inanıyor. Herhangi bir tarafın karşı çıktığını söylemeye hakkı vardır. Sokaklar, siyasi sürecin temel itici gücüdür. Tüm taraflar bir araya gelip siyasi çözüme ulaşmak için anlaşsa bile sokak sakinleşmedikçe ve çözüm desteklenmedikçe güvenliğe ulaşamayız. 25 Ekim’den bugüne kadar, hatta siyasi girişimler ortaya koyulduktan sonra bile sokaklarda meydana gelen galeyanı kendi gözlerimizle gördük. Bu nedenle tüm sorumlu taraflar ve siyasi bileşenler planlarını değiştirmelidir. Siyasi süreçte asıl etkili olarak kabul edilen sokak dinlenmelidir.”



Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
TT

Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)

Fas, işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan öğrencilerle normal işiten öğrencileri aynı sınıflarda buluşturan, mesleki ve sosyal entegrasyonu hedefleyen benzeri görülmemiş bir üniversiteyi hayata geçirerek eğitim alanında yeni bir model başlattı.

Bu adım, beşerî sermayenin yeniden şekillendirilmesi, bilimsel mükemmeliyetin geliştirilmesi ve sağlık alanında inovasyonun teşvik edilmesi çerçevesinde atıldı. Klinik tedavileri, teknolojik eğitimi ve mesleki formasyonu bir araya getiren yeni bir akademik modelin önünü açan girişim, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte 2030 Dünya Kupası gibi büyük uluslararası organizasyonlara hazırlandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Bu organizasyonlar, farklı ihtiyaçlara sahip ziyaretçilerin ağırlanması konusunda ülkeye önemli sorumluluklar yüklüyor.

Tıp, teknoloji ve mesleki eğitimi buluşturan akademik model

Lalla Esma Üniversitesi, yaklaşık 3 bin 500 öğrenciyi ağırlayacak şekilde tasarlanan dört ana okuldan oluşuyor. Üniversite bünyesinde, mesleki eğitim sertifikasından temel yeterliliklere ve yüksek lisans derecesine kadar uzanan, işitme bilimleri alanında tamamen ücretsiz bir eğitim programı sunulacak.

Eğitim kurumunun bünyesinde, konuşma ve dil terapisi, klinik psikoloji ve bilişsel davranışların uygulamalı analizi alanlarında eğitim veren İşitme Bilimleri, İletişim ve Klinik Sinir Bilimleri Okulu da bulunuyor. Ayrıca kulak burun boğaz cerrahlarına ileri düzey koklear implant cerrahisi alanında uzmanlık diplomaları verilecek.

İşaret Dili, Sözlü Çeviri ve Erişilebilirlik Okulu ise kapsayıcı medya ve özel eğitim alanlarında uzmanlar yetiştirecek. Sistemin diğer bileşenlerini, yapay zekâ ve dijital sanat tasarımına odaklanan Kapsayıcı Teknolojiler Okulu ile mutfak sanatları, pastacılık ve çikolata üretimi alanlarında eğitim veren Kapsayıcı Meslekler Okulu oluşturacak.

Paris, Chicago, Leuven ve Montpellier’deki kurumlarla uluslararası iş birlikleri

Üniversitenin bilimsel yönetimi ve araştırma faaliyetleri, geniş bir uluslararası akademik ve hastane iş birliği ağına dayanıyor.

Bu iş birliklerinin başında, Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan ve Avrupa’nın işitme ile konuşma alanındaki ilk uzmanlaşmış merkezlerinden biri olarak tanımlanan Reconnect Üniversite Hastanesi Enstitüsü ile kurulan stratejik ortaklık geliyor. Institut Pasteur’ü ve Paris Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı üç hastaneyi —Necker Çocuk Hastanesi, Pitié-Salpêtrière Hastanesi ve Lariboisière Hastanesi— bir araya getiren bu ortaklık sayesinde sağırlığın gen tedavisi ile çocuk ve yetişkin işitme sağlığı alanlarındaki ileri araştırmaların aktarılması hedefleniyor.

İş birliği ağı, Batı dünyasında faaliyetlerini sürdüren en eski tıp fakültesinin mirasını taşıyan Fransa’daki Montpellier Üniversitesi’nin yanı sıra Audiocampus ve Cochlear Academy kurumlarını da kapsıyor. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bu ortaklıklarla koklear implant alanındaki uzmanlık eğitiminin aktarılması amaçlanıyor.

Belçika ile imzalanan niyet mektubu da uluslararası iş birliklerinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Leuven Katolik Üniversitesi, Léonard de Vinci Yüksekokulu ve Fransızca konuşulan Belçika’nın ilk koklear implant merkezi olan Saint-Luc Üniversite Klinikleri arasındaki iş birliği, koklear implant uygulamalarına ilişkin Fransızca klinik eğitimin güçlendirilmesini hedefliyor.

Chicago’daki bir Amerikan akademik kurumuyla yapılan ortaklık ise uygulamalı davranış analizi alanında bilimsel uzmanlık sağlanmasını öngörüyor.

Uluslararası ortaklıklar, Muhammed V Üniversitesi ve Fas Ulusal Radyo ve Televizyon Şirketi ile yürütülen yerel iş birlikleriyle tamamlanıyor. Bu çalışmalarla kapsayıcı mesleki ve medya alanlarında yeni kariyer yollarının oluşturulması amaçlanıyor.

İnovasyonu destekleyen 7 bilimsel ve uygulamalı laboratuvar

Uluslararası iş birliklerini, üniversite kampüsünde kurulacak yedi gelişmiş bilimsel ve uygulamalı laboratuvar tamamlıyor.

Bunlar arasında, işaret dilleriyle iletişim kurmayı öğrenen insansı robotların ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yönelik inovasyon laboratuvarı öne çıkıyor. Kamu yayıncılığı kurumunun desteğiyle donatılan hareket laboratuvarında ise dijital görüntüleme, sanal karakter üretimi ve eğitsel video içeriklerinin hazırlanması üzerinde çalışılacak.

Üniversite bünyesinde ayrıca girişimciliğe, beceri geliştirmeye ve iş kurma süreçlerine odaklanan bir iş geliştirme merkezi bulunacak. Anatomi laboratuvarları ile ileri işitme testlerinin gerçekleştirileceği birimler de karmaşık cerrahi işlemlerin simüle edilmesine ve yardımcı işitme cihazlarının gerçek uygulama öncesinde ayarlanmasına imkân sağlayacak.

Erişilebilirlik hedefi ve uluslararası organizasyonlara hazırlık

Kapsayıcı üniversitenin hedefleri yalnızca akademik eğitimle sınırlı kalmıyor. Kurum, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte düzenleyeceği 2030 FIFA Dünya Kupası öncesinde ülkenin organizasyon kapasitesini geliştirmeyi amaçlayan stratejik bir rol de üstleniyor.

Üniversitenin 2027 yılına kadar Fas’ın farklı bölgelerinden ve yurt dışından öğrencilere kapılarını açması planlanıyor. Kurum, otelcilik, ulaşım, bankacılık ve spor tesisleri gibi sektörlerde çalışacak profesyonelleri ve karşılama personelini eğiterek işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan ziyaretçilerle doğrudan iletişim kurabilecek uzmanlar yetiştirmeyi hedefliyor.

Bu yaklaşım, eğitim altyapısını kamu hizmetlerinin, stadyumların ve diğer tesislerin erişilebilirliğini artıracak önemli bir araca dönüştürüyor. Böylece Fas’ın, yaklaşan uluslararası organizasyonlarda beklenen küresel erişilebilirlik standartlarına uygun biçimde insan kaynağını geliştirmesi amaçlanıyor.


İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
TT

İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)

İsrail, yerel tüccarlarla Hamas arasında vergiler konusunda yaşandığını belirttiği anlaşmazlık nedeniyle Gazze Şeridi’ne ticari ürün girişinin durduğunu açıkladı. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bu durum, halkın yardımlara bağımlı olduğu bölgede gıda ve diğer temel ihtiyaç maddelerinin önemli bir tedarik kanalını kesintiye uğrattı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki insani yardım işlerini denetleyen askerî birimi olan COGAT (Bölgelerdeki Hükümet Faaliyetlerini Koordinasyon Birimi), çarşamba günü yayımladığı açıklamada, Gazze’deki tüccarların ticari ürünlerin girişine ilişkin koordinasyonu durdurma kararı aldığını bildirdi.

COGAT, Gazze’deki tüccarların bu kararı, Hamas’ın bölgeye giren her kamyon için 10 bin İsrail şekeli (3 bin 220 dolar) tutarında ücret talep etmesine ve Gazze’deki toplam satışlarının yüzde 30’unun nakit olarak yapılmasını istemesine tepki olarak aldıklarını kendilerine ilettiklerini belirtti.

Hamas ise daha sonra 10 bin şekellik ödemenin, Gazze’deki varlıklı kişilerin ihtiyaç sahiplerine, özellikle dul kadınlara ve yetimlere destek sağlamak amacıyla oluşturulan ulusal fona gönüllü katkılarından oluştuğunu açıkladı. Hareket ayrıca, savaşın harap ettiği bölgede ciddi nakit sıkıntısı yaşandığını öne sürerek, nakit ödemelerin teşvik edildiğini bildirdi.

Üç yıldır devam eden savaş, tekrarlanan zorunlu yerinden edilmeler ve İsrail’in insani yardım sevkiyatına yönelik sıkı kısıtlamaları nedeniyle Gazze halkının büyük bölümü yardımlara bağımlı durumda.

Küresel açlık izleme kuruluşlarından biri, temmuz ayında yaptığı uyarıda Gazze nüfusunun üçte ikisinden fazlasının yıl sonuna kadar akut açlıkla karşı karşıya kalabileceğini bildirmişti. Yaklaşık 2 milyon kişinin yaşadığı Gazze Şeridi’nde halkın çoğu geçici barınaklarda hayatını sürdürüyor.

Gazze Özel Taşımacılık Birliği Başkanı Nahid Şehber, dün İsrail’den ticari ürün taşıyan hiçbir kamyonun Gazze’ye girmediğini söyledi. Ancak İsrail’in kontrolündeki bir sınır kapısından insani yardım taşıyan kamyonların yanı sıra Mısır’dan ticari ürün getiren araçların da giriş yaptığını belirtti.

COGAT, Gazze’deki tüccarların koordinasyonu durdurma kararının, bölgeye giren insani yardım ve ticari ürün taşıyan kamyonların toplam sayısını günlük yaklaşık 300’e düşürebileceğini bildirdi. Bu sayı, mevcut toplamın yarısına karşılık geliyor.

Diplomatlar, Gazze’ye günlük giren kamyon sayısının normalde de 600’ün oldukça altında olduğunu belirtiyor. Şehber ise gerçek sayının yaklaşık 300 olduğunu ve bunların üçte ikisinin ticari ürün taşıdığını ifade etti.

ABD arabuluculuğunda varılan anlaşma uyarınca İsrail’in Gazze’ye günde en az 600 insani yardım kamyonunun girişine izin vermesi gerekiyor. Bununla birlikte İsrail, yükümlülüğünün yalnızca 600 kamyonun girişine izin vermek olduğunu savunuyor ve ticari ürünlerin insani yardımları tamamlayıcı nitelik taşıdığını belirtiyor.


Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
TT

Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)

Husiler, dün Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın çevresine füze saldırısı düzenledi. Saldırıda Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’ndan iki kişi hayatını kaybederken, çok sayıda kişi yaralandı ve sarayda maddi hasar meydana geldi.

Saldırıyı üstlenen Husilere karşılık Yemen Enformasyon Bakanlığı, Başbakan Şai Zindani ile hükümet üyelerinin sağlık durumlarının iyi olduğunu açıkladı. Bakanlık, olası saldırılara karşı önlem amacıyla hükümetin toplantılarını artık düzenli olarak sarayda gerçekleştirmediğini belirtti.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, saldırının ardından telefonla görüştüğü Başkanlık Konseyi üyeleri Tümgeneral Abdurrahman el-Muharremi ve Tümgeneral Mahmud el-Subeyhi’nin yanı sıra Başbakan Şai Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu sordu. Alimi, saldırının etkileri ve sonuçlarıyla mücadele kapsamında alınan önlemler hakkında ilk raporu da dinledi.

Alimi, Husilerin saraya yönelik saldırısının, grubun Yemen ve Suudi Arabistan’daki havalimanlarını, petrol tesislerini ve sivil yerleşimleri hedef alan saldırılarının devamı niteliğinde olduğunu belirtti. Söz konusu saldırıların bölgenin ve deniz geçiş güzergâhlarının güvenliğini tehdit ettiğini savunan Alimi, bunun Husilerin “terörist niteliğini” bir kez daha ortaya koyduğunu ve grubun Yemen halkının devlet kurumlarını yeniden tesis etme iradesiyle başa çıkamadığını gösterdiğini ifade etti.

Yemen Cumhurbaşkanı, devletin anayasal sorumluluklarını kararlılıkla yerine getirmeyi sürdüreceğini vurgulayarak, egemenlik kurumlarının ve vatandaşların korunmasının pazarlık konusu yapılamayacağını söyledi. Alimi, ilgili askerî ve güvenlik birimlerine devlet kurumlarının korunması, terör tehditlerine karşı önlem alınması ve tehdit kaynaklarına hukuka uygun şekilde karşılık verilmesi talimatı verdi. Bu adımların sivillerin ve sivil altyapının korunmasını güvence altına alması gerektiğini kaydetti.

Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).
Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).

Yemen hükümetinden uluslararası topluma çağrı

Yemen Bakanlar Kurulu da Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınmasının Husilerin “terörist yaklaşımını” ve sivilleri hedef alma politikasını ortaya koyduğunu açıkladı.

Kurul, saldırının hükümetin vatandaşlara karşı sorumluluklarını yerine getirmesini, devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve darbeyi sona erdirme mücadelesini sürdürmesini engelleyemeyeceğini bildirdi. Açıklamada, “Yemen’in Şafağı” operasyonu kapsamında yürütülen çalışmaların devam edeceği vurgulandı.

Bakanlar Kurulu, saldırının yalnızca devlet kurumlarını hedef alan eylemlerle sınırlı kalmayan, giderek yoğunlaşan Husi saldırılarının devamı olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre açıklamada, Suudi Arabistan’daki sivil tesislere yönelik saldırıların yanı sıra Yemen’in Taiz ve Lahic vilayetlerindeki yerleşim bölgelerinin bombalanmasının da sivillerin hayatını tehlikeye attığı ve halkın yaşadığı sıkıntıları artırdığı ifade edildi.

Husilerin Yemen’in, komşu ülkelerin, bölgesel istikrarın ve bölgedeki hayati çıkarların güvenliği açısından doğrudan tehdit oluşturduğu belirtilen açıklamada, “Yemen’in geleceği, kendi halkına karşı silah kullanan, komşularının güvenliğini hedef alan ve Yemenlilerin darbe projesini reddetmesine şiddetle karşılık vermeye çalışan bir milis grubuna bırakılamaz” ifadelerine yer verildi.

Kurul, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletlere saldırılar karşısında açık ve kararlı bir tutum alma çağrısında bulundu. Açıklamada, saldırıların birbirinden bağımsız münferit olaylar olarak değerlendirilmemesi, sivillerin ve sivil tesislerin hedef alınmasının önlenmesi için gerekli baskının uygulanması ve ihlallerden sorumlu kişilerin hesap vermesinin sağlanması istendi.

Yemen hükümeti ayrıca, devlet otoritesini yeniden tesis etme mücadelesinde silahlı kuvvetleri, askerî birlikleri, güvenlik teşkilatlarını ve halk direniş güçlerini desteklemeyi sürdüreceğini bildirdi. Açıklamada, devlet kurumlarının ve kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi, vatandaşların korunması ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların hafifletilmesine yönelik siyasi, ekonomik ve insani çabaların da devam edeceği kaydedildi.