Sudan krizinin çözülmesinin önündeki zorluklar

Partiler ve kuruluşlarla uluslararası ve yerel toplantılar düzenlemeye ve görüşmeye yönelik girişimlerden henüz sonuç alınamadı.

IGAD, Sudan’da diyalogu kolaylaştırmak için 11 Ocak 2022’de bir girişim başlattı. (Hasan Hamid- Independent Arabia)
IGAD, Sudan’da diyalogu kolaylaştırmak için 11 Ocak 2022’de bir girişim başlattı. (Hasan Hamid- Independent Arabia)
TT

Sudan krizinin çözülmesinin önündeki zorluklar

IGAD, Sudan’da diyalogu kolaylaştırmak için 11 Ocak 2022’de bir girişim başlattı. (Hasan Hamid- Independent Arabia)
IGAD, Sudan’da diyalogu kolaylaştırmak için 11 Ocak 2022’de bir girişim başlattı. (Hasan Hamid- Independent Arabia)

İsra eş-Şaher
Sudan son dönemde, özellikle de Aralık 2018’deki devrimde Ömer el-Beşir rejiminin devrilmesinden sonra ve Sudan siyasi sahnesindeki belirsizlik sürecinde, ardı ardına askeri darbelere sahne oldu. Sonrasında ise ülkeyi güvenliğe ulaştırmak amacıyla çeşitli girişimlerde bulunuldu. Bu durum, krizden çıkmak ve sandıklar aracılığıyla sivil bir hükümete ulaşmak için tek bir ortak vizyonun olmadığını gösterdi.

6 girişim
Birleşmiş Milletler (BM), Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) ve Afrika Birliği’nin (AfB) yanı sıra Güney Sudan’dan da girişimler başlatıldı. Ayrıca uluslararası girişimlerin yanı sıra Ulusal Ümmet Partisi’nden bir yol haritası ve Sudanlı üniversite yöneticileri tarafından sunulan bir diğer girişim gibi yerel düzeyde de adımlar atıldı.
25 Ekim darbesinden bu yana sakinleşmeyen ve girişimlerin nihai çözüm olmayacağına inanan Sudan, sokaklarda büyük bir ayaklanmaya tanık oluyor. Öyle ki eylemciler, çözümün devrimin gidişatını düzeltmekten ve geçiş hükümetini yeniden kurmaktan geçtiğine inanıyor. Sokakların ve diğer siyasi bileşenlerin baskısı ve etkili partiler arasındaki kalıcı anlaşmazlıklar nedeniyle girişimler planlandığı gibi gerçekleşmedi ve büyük zorluklarla karşı karşıya kalındı.

Girişimlerde karşılaşılan zorluklar
Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) liderlerinden Mubarek Ardol süreçte yaşananlara ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
“Sudan’da siyasi girişimlerin karşılaştığı en büyük zorluk, çoğunlukla ülke hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan dış taraflarca ortaya koyuluyor olmalarıdır. Bu nedenle tüm tarafları sorumluluk bilinciyle kabul edebilen ve çözümlerin başlatılmasıyla ötekini kabul etme ruhuna sahip samimi bir milli irade olmalıdır. Ancak ötekini dışlayan ve kabul etmeyen bir ruhun varlığında ortaya koyulmuş girişimler, elbette zorluklarla karşılaşacaktır. Bu girişimler imzalansa bile uygulanması ve tüm tarafların bunlara bağlılığı konusunda şüpheler var. Bu nedenle ülkenin sorununa vatansever bir ruhla yaklaşmak amacıyla herhangi bir sınıflandırma olmaksızın ötekini de kabul ederek, Sudanlıların özgür iradesinden doğan ulusal bir girişim oluşturulmalıdır. Çünkü dışlama ruhunun arkasından her zaman yıkım ve sabotaj gelir.”
Birleşmiş Milletler’in (BM) Sudan’daki Entegre Geçiş Yardım Misyonu (UNITAMS) Başkanı ve BM Sudan Temsilcisi Volker Peretz ocak ayı başlarında, özellikle de Başbakan Abdullah Hamduk’un istifası sonrasında, siyasi krize bir çözüm bulmak amacıyla Sudanlı taraflar arasında istişarelerin başladığını duyurdu.
Uluslararası girişim, bu aşamada ilerlemek için siyasi olarak etkili tüm gruplarla bireysel istişareler başlatmayı amaçlıyor. Girişim, amacını hızla hayata geçirmek için çalıştı. Bu nedenle BM misyonu ÖDBG, Komünist Parti, Sudan Kongresi, direniş komiteleri, kadın grupları ve sivil toplum güçleri ile bir araya geldi. Ancak henüz herhangi bir sonuca varılamadı. Görüşmeler ise devam ediyor.

IGAD’ın rolü  
Volker Peretz’in girişiminin başlatıldığı dönemde IGAD, 11 Ocak 2022’de krizi çözmek amacıyla tüm taraflar arasında diyalogu kolaylaştıracak başka bir girişime imza attı.
Bu sırada Sudan’a bir temsilci gönderen AfB’nin girişimi de ortaya koyuldu. Temsilci, Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan’a siyasi gelişmeler ve krizden çıkma yolları hakkında bir mesaj iletti.
Güney Sudan 15 Ocak’ta, Sudan krizini çözmek için uluslararası çabalara katkıda bulunmaya hazır olduğunu açıkladı. Güney Sudan Cumhurbaşkanlığı İşleri Danışmanı Costello Garang, BM misyonunun Hartum’daki karargahına yaptığı ziyaretinin, ‘Güney Sudan’dan beklenen katkıyla birlikte siyasi geçişin koşullarını ve gelişmelerini gözden geçirmek amacıyla’ gerçekleştiğini söyledi.
Yine ocak ayında üniversite yöneticileri, Ahfad Üniversitesi direktörü Kasım Bedri liderliğinde bir girişim sundu. Girişim, Sudan'daki siyasi krizi çözmeyi amaçlıyor.
Bir aydan uzun bir süre önce başlatılan tüm bu girişimlerde henüz bir sonuca varılamadı. Özellikle de Komünist Parti, ÖDBG ve Meslek Grupları Birliği gibi askeri bileşene karşı üç hayır (müzakere yok, ortaklık yok ve meşruiyet yok) sloganları yükselten karşıt tarafların varlığı nedeniyle girişimlerin, büyük zorluklarla karşı karşıya olduğu açık.
Ancak Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’Dan aktardığı habere göre söz konusu taraflar askeri bileşenle ortak olmayı kabul etmezken muhalefetteki Halk Kongresi ve Ulusal Ümmet Partisi gibi diğer kesimler ise bunu memnuniyetle karşıladılar. Siyasi araştırmacı Avad Babiker duruma dair şunları söyledi:
“Girişimler, krizin temel sorunlarını ele almıyor, sadece belirli bazı konularla ilgileniyor. Sokakların hareketinden ve aktivistlerin yüksek sesinden etkileniyor. Bu nedenle sınırlılar ve geçiş döneminin açıkça tanımlanma gerekliliğine rağmen ana soruna odaklanmıyorlar. Çünkü durum oldukça karmaşık. Sudan’daki durumu tanımlamada bir sorunumuz var. Geçiş dönemindeki yeni deneyim, 1964 geçiş döneminde ve 1985 seçimlerinde olduğu gibi Sudan siyasi normlarıyla çelişiyor. Şu an siyasi proje çıkmaza girdi ve belirsiz durumda. Dolayısıyla bileşenler arasında bir kriz ve askeri bileşene karşı bir yüzleşme yarattı.”
Girişimlerin etkinliğine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Babiker, İslami akımı yakın görmediklerini vurguladığı açıklamasını şöyle sürdürdü:
 “Bu durum kabul edilemez. Aynı zamanda siyasi güçler geçiş aşamasında üzerinde çalışılacak bir siyasi proje ortaya koyma iradesine sahiptir. Ama bir tarafı dışlamaya çalışan bir girişim kesinlikle başarılı olmayacaktır. Sivil ve askeri tarafları dışlamayan, krizden nihai çıkış için net vizyonlar sunan kapsamlı bir ulusal proje ortaya koyulmalıdır. Zira Sudan, büyük siyasi karmaşalardan mustariptir. Tüm bu karmaşaların sorumlusu BM Temsilcisi değildir.”

Karşı çıkan taraflar
Siyasi aktivist Mahmud Selame’nin değerlendirmesi ise şöyle oldu:
“Siyasi girişimlere karşı çıkan taraflar, ikna edici gerekçelere sahipler. Bu taraflar halen arzu edilen herhangi bir ulusal ve uluslararası girişime boyun eğmeyen sokaklara yakın bir çizgidedir. Çünkü sokaklar, darbeci olarak nitelendirdiği mevcut hükümeti tanımıyor ve hükümetin, uluslararası ve bölgesel organlarla görüşene kadar meşruiyeti olmadığına inanıyor. Herhangi bir tarafın karşı çıktığını söylemeye hakkı vardır. Sokaklar, siyasi sürecin temel itici gücüdür. Tüm taraflar bir araya gelip siyasi çözüme ulaşmak için anlaşsa bile sokak sakinleşmedikçe ve çözüm desteklenmedikçe güvenliğe ulaşamayız. 25 Ekim’den bugüne kadar, hatta siyasi girişimler ortaya koyulduktan sonra bile sokaklarda meydana gelen galeyanı kendi gözlerimizle gördük. Bu nedenle tüm sorumlu taraflar ve siyasi bileşenler planlarını değiştirmelidir. Siyasi süreçte asıl etkili olarak kabul edilen sokak dinlenmelidir.”



Sağlık görevlileri: İsrail'in Gazze'deki bir kafeye düzenlediği hava saldırısında en az 2 kişi öldü

Filistinliler, İsrail'in hava saldırısına uğrayan Gazze'deki bir sahil kafesinin etrafında toplandı (Reuters)
Filistinliler, İsrail'in hava saldırısına uğrayan Gazze'deki bir sahil kafesinin etrafında toplandı (Reuters)
TT

Sağlık görevlileri: İsrail'in Gazze'deki bir kafeye düzenlediği hava saldırısında en az 2 kişi öldü

Filistinliler, İsrail'in hava saldırısına uğrayan Gazze'deki bir sahil kafesinin etrafında toplandı (Reuters)
Filistinliler, İsrail'in hava saldırısına uğrayan Gazze'deki bir sahil kafesinin etrafında toplandı (Reuters)

Sağlık yetkilileri, İsrail'in Gazze'de resmî tatil nedeniyle yoğun kalabalığın bulunduğu bir kafeye düzenlediği hava saldırısında en az 2 Filistinlinin hayatını kaybettiğini, 12 kişinin de yaralandığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın arabuluculuğuyla ekim ayında varılan ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının sürdüğü belirtildi.

Şarku’l Avsatîn Reuters'ten aktardığına göre İsrail ile Hamas arasında, anlaşmanın ikinci aşamasının uygulanmasına ilişkin dolaylı görüşmeler çıkmaza girmiş durumda. Söz konusu aşama, Hamas'ın silahsızlandırılmasını ve İsrail ordusunun bölgeden çekilmesini öngörüyor.

Ateşkes kapsamında İsrail, Gazze Şeridi'nin yarısından fazlası üzerindeki kontrolünü korurken, Hamas ise kıyı şeridinin küçük bir bölümünü elinde tutmaya devam ediyor.

Dün hedef alınan kafe, Gazze'deki geçici deniz limanı bölgesinde bulunuyor. Söz konusu yüzer iskele, kıyı açıklarında geçici bir çözüm olarak inşa edilmişti.

Gazze'deki sağlık yetkililerinin, savaşçı ve siviller arasında ayrım yapmayan verilerine göre ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail saldırılarında yaklaşık 900 Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail ordusu ise aynı dönemde 4 askerinin silahlı gruplar tarafından öldürüldüğünü açıkladı.


Irak Başbakanı’na 200 milyon dolarlık rüşvet: Yolsuzluk soruşturma komisyonu kuruldu

Zeydi, bazı gazetecilerle bir araya geldi (Başbakanlık)
Zeydi, bazı gazetecilerle bir araya geldi (Başbakanlık)
TT

Irak Başbakanı’na 200 milyon dolarlık rüşvet: Yolsuzluk soruşturma komisyonu kuruldu

Zeydi, bazı gazetecilerle bir araya geldi (Başbakanlık)
Zeydi, bazı gazetecilerle bir araya geldi (Başbakanlık)

Irak’ta kurulan hükümetler tarihinde bir ilk yaşandı ve Başbakan Ali Zeydi, Petrol Bakanlığı'ndaki yolsuzluğun üzerini örtmesi karşılığında kendisine rüşvet teklif edildiğini açıkladı. Zeydi, cumartesi günü bir araya geldiği gazeteciler ve basın mensuplarına bakanlık içindeki bir yolsuzluk dosyasının kapatılması karşılığında üst düzey bir Petrol Bakanlığı yetkilisinin bir aracı vasıtasıyla kendisine 200 milyon dolar teklif ettiğini söyledi.

Toplantıya katılan gazetecilerin büyük çoğunluğuna göre Zeydi, cuma akşamı gözaltına alınan eski Kuzey Rafinerileri Şirketi Genel Müdürü ve Petrol Bakanlığı Müsteşarı Adnan Hamad Hammud'a işaret ediyordu. Başbakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre Hammud, mayıs ayı başlarında görevden alınmıştı. Pazar günü basın kaynaklarından derlenen bilgilere göre istihbarat güçleri, Kuzey Rafinerileri Mali Direktörü'nü gözaltına aldı. Diğer kaynaklar ise eski Başbakan Muhammed es-Sudani'nin sekreterliğinde görev yapan bir çalışanın da gözaltına alındığını bildirdi.

Başbakan Zeydi’nin açıklamaları, ülkenin on yıllardır sürüncemede kalan yolsuzluk sorununun boyutunu gözler önüne sermesi bakımından geniş yankı uyandırdı. Çünkü rüşvet teklifinin ülkenin en üst düzey icra makamına kadar ulaşabildiği ortaya çıktı.

Siyasi aktivist Hamid es-Seyyid konuya ilişkin yorumunda, “Yolsuzluk yapan müsteşar, Başbakan’a rüşvet teklif ettiğinde risk aldığının farkında değil gibi. Demek ki her seferinde işe yarayan alışılmış bir davranış sergiliyordu. İşte asıl felaket bu” ifadelerini kullandı.

Seyyid, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda, “Asıl sormamız gereken soru ‘Buna nasıl cüret etti?' sorusu değil, 'Bu daha önce kaç kez yaşandı, kaç başbakana rüşvet teklif edildi ve kaç başbakan bunu kabul etti?' sorusu olmalı” diye yazdı.

Yazar ve gazeteci Fellah el-Mişal ise benzer bir paylaşımda, rüşvete arabuluculuk yapan kişinin de tutuklanması gerektiğini savunarak şöyle yazdı:

“Sayın Başbakan, kim olursa olsun, adı ne olursa olsun, bu kişi de gözaltına alınmalıydı. Yolsuzluk anlaşmalarında arabuluculuk yapan kişi, söz konusu anlaşmanın ortağı ve yararlanıcısı konumundadır; hukuki hesap verebilirlik kapsamı dışında tutulamaz."

Petrol Bakanlığı müsteşarının tutuklanması, çeşitli sosyal medya platformlarında yoğun bir yorum dalgası başlattı. Yorumların büyük çoğunluğu, müsteşarın nüfuzlu tarafların ve isimlerin himayesi altında hareket ettiğine, bu kişilerin onun faaliyetlerini perde arkasından örttüğüne ve karşılığında yolsuzluk anlaşmalarından elde edilen gelirlerin büyük bölümünü aldığına işaret ediyordu.

Üst Düzey Dürüstlük Konseyi

Öte yandan Başbakan Ali Falih Zeydi, yolsuzlukla mücadeleye ilişkin verdiği taahhütler çerçevesinde, ‘Egemenlik Yüksek Dürüstlük, Denetim ve Kamu Malını Geri Kazanım Konseyi’nin kurulması talimatı verdi.

Başbakanlık Basın Ofisi, Zeydi'nin cumartesi akşamı Federal Mali Denetim Divanı Başkanı, Federal Dürüstlük Komisyonu Başkanı, Başsavcı ve Kerh Dürüstlük Soruşturma Mahkemesi Hakimi'nin katılımıyla hükümet sözleşmelerinin denetlenmesine ilişkin özel bir toplantıya başkanlık ettiğini açıkladı.

Açıklamaya göre Zeydi, kamu malının israfını durdurmak ve devlet varlıklarını geri kazanmak amacıyla bakanlıklar, bakanlıklara bağlı olmayan kuruluşlar ve il idareleri üzerinde kritik konularda denetim ve takip işlevini üstlenmek üzere söz konusu konseyin kurulması talimatı verdi. Konsey, kendi başkanlığında Federal Mali Denetim Divanı Başkanı ve Dürüstlük Komisyonu Başkanı'nın üyeliğiyle oluşturulacak ve çalışmalarının çıktıları yargıya iletilecek.

Zeydi, projelerin ekonomik fizibilite analizlerinin yapılmasının zorunluluğunu vurgulayarak hükümet ihalelerinin yürürlükteki yasa ve yönetmeliklere uygunluğunu güvence altına almak için uzmanlık alanlarına göre oluşturulmuş alt komisyonların kurulması gerektiğini belirtti.

Toplantıda ayrıca, hükümet sözleşmelerinin onaylanan ödeneklerle uyumunu denetlemek amacıyla, imzalanmadan önce inceleme ve soruşturma mekanizması oluşturacak bir merkezi komisyonun kurulması görüşüldü. Bu komisyonun, Mali Denetleme Divanı, Dürüstlük Komisyonu ve Maliye Bakanlığı'ndan oluşması planlanıyor.

Son günlerde ise eski Başbakan Muhammed es-Sudani'nin hükümeti döneminde bakanlıklar ve kamu kurumları tarafından imzalanan önemli sözleşmelere yönelik kapsamlı soruşturma süreçlerinin başlatılmasını talep eden sesler yükseliyor. Bu çağrılarla söz konusu sözleşmelerin yasa ve yönetmeliklere uygunluğunun doğrulanması ile kamu malının korunması amaçlanıyor.

Hükümet yönergelerinde ise alınan önlemlerin ‘söz konusu sözleşmelerin denetlenmesini, eksikliklerin tespit edilmesini, kamu malına zarar verip haksızlığa yol açan sorumluların belirlenmesini ve kamu çıkarı aleyhine çıkar sağlayan tarafların saptanmasını’ kapsadığı belirtiliyor.

Dürüstlük kurullarına şüpheyle yaklaşılıyor

Başbakan Zeydi'nin kurduğu yeni Yüksek Egemenlik Dürüstlük Konseyi, giderek artan eleştirilerle ve sorgulamalarla karşı karşıya. Eleştiriler iki eksende yoğunlaşıyor. Bunlardan birincisi konseyin anayasal ve yasal dayanaktan yoksun olması ile önceki başbakanların kurduğu benzer tüm konseylerin yolsuzlukla mücadelede başarısızlıkla sonuçlanmış olması.

Milletvekili Muhammed Casim el-Hafaci, pazar günü basına yaptığı açıklamada, konseyin hukuki bir dayanağının bulunmadığını ifade etti. Hafaci, Federal Dürüstlük Komisyonu ile Mali Denetleme Divanı'nın anayasanın 102. ve 103. maddeleri uyarınca Irak Temsilciler Meclisi'ne bağlı ve hesap vermekle yükümlü olduğunu belirtti. Bu bağımsız kurumların görevinin yürütme organının faaliyetlerini denetlemek, yolsuzluk davalarını ve kamu malının israfını soruşturmak olduğunu vurgulayan Hafaci, “Bu kurumların denetim kapsamında bakanlıklar, bakanlar ve bizzat başbakanın kendisi varken, başbakanın bu konseyin başında oturması nasıl mümkün olabilir?” diye sordu. Son yıllarda kurulan pek çok konsey ve komiteye bakıldığında, bunların yolsuzlukla mücadele alanında somut bir iz bırakmadığı görülüyor.

Eski Başbakan Nuri el-Maliki'nin hükümeti de 2007 yılında ‘Yolsuzlukla Mücadele Danışma Konseyi’ni kurmuş, ardından Haydar el-İbadi hükümeti 2016 yılında ‘Yüksek Yolsuzluk Konseyi’ni oluşturmuştu. Adil Abdülmehdi hükümeti de 2018 yılında ‘Yolsuzlukla Mücadele Yüksek Konseyi’ni kurdu. 2020 yılında ise Mustafa el-Kazımi hükümeti ‘Büyük Yolsuzluk Davaları ve Cezai Suçları Soruşturma Yüksek Komisyonu’nu hayata geçirdi. 2022'de de Muhammed es-Sudani ‘Yolsuzlukla Mücadele Yüksek Kurumu’nu oluşturdu. Bütün bu adımlara karşın Irak, uluslararası endekslerde en yolsuz ülkeler sıralamasının üst basamaklarından inmeyi başaramadı.

Ekonomi uzmanı Ziyad el-Haşimi, gerçekçi olmak gerektiğini ve bu hükümetle birlikte Irak'ta yolsuzluk çağının sonunun başladığı konusunda aşırı iyimserliğe kapılmamak gerektiğini vurguladı. Haşimi'ye göre mevcut hükümet, Irak'ın yıllar boyunca yaşadığı tüm ekonomik felaketlerin müsebbibi olan aynı sistemin içinden çıktı.

Haşimi, X üzerinden yaptığı paylaşımda şunları yazdı:

“Irak'taki yolsuzluk; ister resmi mevkiler ister parti yönetimi isterse silah gücü aracılığıyla olsun, ülkedeki karar alma mekanizmalarının tepesine yerleşmiş himayecileri bulunan, sağlam temelli, korunan ve desteklenen bir yolsuzluktur.”


MASAM, Yemen'de bir hafta içinde bin 609 mayın ve patlamamış mühimmatı etkisiz hale getirdi

“MASAM” projesi, mayın ve savaş kalıntılarının yol açtığı riskleri azaltmayı ve yerleşim alanlarını, yolları ve hayati öneme sahip tesisleri güvence altına almayı amaçlıyor (SPA)
“MASAM” projesi, mayın ve savaş kalıntılarının yol açtığı riskleri azaltmayı ve yerleşim alanlarını, yolları ve hayati öneme sahip tesisleri güvence altına almayı amaçlıyor (SPA)
TT

MASAM, Yemen'de bir hafta içinde bin 609 mayın ve patlamamış mühimmatı etkisiz hale getirdi

“MASAM” projesi, mayın ve savaş kalıntılarının yol açtığı riskleri azaltmayı ve yerleşim alanlarını, yolları ve hayati öneme sahip tesisleri güvence altına almayı amaçlıyor (SPA)
“MASAM” projesi, mayın ve savaş kalıntılarının yol açtığı riskleri azaltmayı ve yerleşim alanlarını, yolları ve hayati öneme sahip tesisleri güvence altına almayı amaçlıyor (SPA)

Suudi Arabistan destekli ve Masam Project tarafından yürütülen mayın temizleme çalışmaları kapsamında, Mayıs 2026'nın dördüncü haftasında Yemen'in çeşitli bölgelerinde toplam bin 609 mayın ve patlamamış mühimmat etkisiz hale getirildi.

Projeden yapılan açıklamaya göre imha edilen mühimmat arasında 21 tanksavar mayını, 4 antipersonel mayını ve bin 584 adet patlamamış mühimmat bulunuyor.

Saha ekipleri, Valiliği'nde 186 adet patlamamış mühimmat temizlerken, Hadramut Valiliği'ne bağlı al Mukalla ilçesinde 4 antipersonel mayını ve  bin 216 adet patlamamış mühimmat etkisiz hale getirildi.

Marib Valiliği'nde ise ekipler, Marib bölgesinde 17 tanksavar mayını ile 176 adet patlamamış mühimmatı temizledi. Ayrıca Mokha ilçesinde 4 tanksavar mayını ve 5 adet patlamamış mühimmat, Salh bölgesinde ise 1 adet patlamamış mühimmat bulundu ve imha edildi.

Proje verilerine göre, mayıs ayının başından bu yana temizlenen mayın ve patlamamış mühimmat sayısı 6 bin 323'e ulaştı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre projenin başlangıcından bu yana Yemen genelinde toplam 564 bin 339 mayın, el yapımı patlayıcı ve patlamamış mühimmat etkisiz hale getirildi. Bu patlayıcıların siviller için ciddi bir tehdit oluşturduğu ifade edildi.

Kral Salman İnsani Yardım ve Kurtarma Merkezi (KSRelief) tarafından desteklenen proje, mayın ve savaş kalıntılarının yol açtığı riskleri azaltmak, yerleşim alanlarını, yolları ve hayati tesisleri güvenli hale getirmek amacıyla Yemen'in çeşitli vilayetlerinde çalışmalarını sürdürüyor. Proje, sivillerin güvenliğinin artırılmasına ve çatışmalardan etkilenen bölgelerde normal yaşamın yeniden tesis edilmesine katkı sağlamayı hedefliyor.