Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Ukrayna 5 cepheyle çevrili

Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko: Moskova "sistematik" bir bahane uydurmaya çalışıyor

Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko
Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko
TT

Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Ukrayna 5 cepheyle çevrili

Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko
Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko

Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko, Rus güçlerinin ülkesini beş cepheden kuşattığını söyledi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından dün denetlenen geniş çaplı askeri tatbikatların Batı'ya yönelik olduğunu savunan Büyükelçi, Şarku'l Avsat'a verdiği röportajda 2014 yılında Kırım'ın ilhakı senaryosunu hatırlatarak Rusya'nın yıllardır askeri müdahaleyi "sistematik olarak" gerekçelendirmek için bir bahane üretmeye çalıştığını ileri sürdü.
2020 yılına kadar dışişleri bakanı olarak görev yapan Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko, ülkesinin bir askeri tırmanış senaryosuna hazırlandığını ve ordusunu 350 bin askere ulaşacak şekilde güçlendirmeye çalıştığını, vatandaşların ise bomba sığınaklarını yenilediğini, yiyecek stokladığını ve silah taşıma eğitimi aldıklarını kaydetti.

5 cephe
Dünyanın sınırda Rus askeri yığınağına odaklandığı bir dönemde, Ukrayna'nın Londra büyükelçisi ülkesinin aslında beş cepheden çevrili olduğuna dikkat çekti. Rusya-Ukrayna sınırına yaklaşık 130 bin askerin yerleştirilmesine ek olarak, Prystaiko şunları söylüyor: “Ukrayna'nın doğusunda (toprakların işgal edildiği yer) Rusların da desteğiyle işgal altındaki topraklarla aramızdaki sınırı belirleyen 400 kilometrelik bir sınır çizgimiz var. Ayrıca Rusya, askeri tatbikatların yapıldığı Belarus'ta yeni bir cephe açtı. Bu yeni bir cephedir ve yaklaşık bin 100 km boyunca uzanır. Güneyde Rusya, Kırım'daki kuvvetlerini 12 binden fazla askerle takviye etti.”
Batıda, Transdinyester Cumhuriyeti'nin bulunduğu Moldova'da Rusya, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra geri çekilmeyi reddetti ve 14. Ordu'nun altında askeri birlikler bulunduruyor.

Kuvvetlerin geri çekilmesi
Bu hafta Rusya, Batılı ve Ukraynalı tahminlere göre 130 bin askeri olan bazı güçlerinin sınırdan çekildiğini duyurdu. Büyükelçi, “Rusya ile Kırım arasında bir köprüden geçen tankları gördük. Ama aynı zamanda, daha fazla askerin geldiğini görüyoruz, sınırlarımızın yakınında yeni mobil köprüler ve hastaneler inşa ediliyor. Yani mesaj net değil. Rusya 20 Şubat'a kadar tatbikatlarını bitirmekten bahsediyor. Askerlerin gerçekten Sibirya'ya geri dönüp dönmediklerini veya yerlerinde kalıp kalmadıklarını görmeliyiz”.

Savaş bahanesi
Batılı başkentler son günlerde yaptıkları açıklamalarda Rusya'nın Ukrayna ordusu ile Ukrayna'nın doğusundaki Moskova yanlısı ayrılıkçılar arasında yaklaşık sekiz yıldır devam eden çatışmaya askeri müdahalede bulunmayı gerekçelendirmek için bir bahane hazırladığını savunuyor.
Kiev ve müttefikleri, birkaç gün önce Ukrayna'nın doğusundaki bir ana okulunun bombalanmasını kınadı. Rus medyası ise bu olayda Ukrayna'yı suçlamaya çalıştı.
Lugansk ve Donetsk'teki doğulu ayrılıkçılar ise Ukrayna güçlerini bombalamayı ağır silahlarla yoğunlaştırmakla suçluyor. Bu bağlamda, eski Ukrayna dışişleri bakanı, Rusya'nın yıllardır "sistematik olarak" bir bahane uydurmaya çalıştığını söyledi.

Stratejik manevralar
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Cumartesi günü, nükleer yük taşıyabilen balistik ve seyir füzelerinin fırlatılması da dahil olmak üzere büyük ölçekli askeri tatbikatları denetledi.
Prystaiko, "bu özel mesajın Batı'ya yönelik olduğuna, çünkü Putin'in farklı alanlarda farklı hedeflere ulaşmaya çalıştığına" inanıyor.
 Büyükelçiye göre ilk senaryo Ukrayna’ya yönelik. Prystaiko, “Bu bizi Moskova'nın şartlarına göre Minsk anlaşmaları için diyalog masasına geri döndürmek üzere ortaya konan acil bir girişim. İkinci senaryo Batı'ya odaklanıyor. Rusya bize şantaj yaparak Batı'yı bazı tavizleri kabul etmesi için tehdit etmeye çalışıyor. Bu tavizlerin bazıları mantıksız, haksız ve gerçekçi değil; NATO'nun 1997'deki biçimine dönmesini talep etmek ve yeni katılan üyelerin kendilerini savunmak için sahip oldukları araçlarını elinden almak gibi. Biraz taviz koparmayı umarak çok fazla şey istiyorlar. Yeni açıklanan stratejik manevraların NATO'ya yönelik olduğuna inanıyorum” dedi.

Sakinliğin sırrı
Yükselen Rus tehdidine ilişkin bazı Batılı açıklamalar Kiev'deki yetkilileri kızdırdı. Prystaiko, “İnsanlar (artan askeri gerilimlere rağmen) Ukrayna'nın neden sakin kaldığını sorduğunda onlara bu saf olduğumuz anlamına gelmiyor diyebiliriz. Aslında 2014 yılından bu yana 13 bin 500 kişinin hayatını kaybettiği 7 buçuk yılda bu duruma adapte olduk. İki milyon nüfuslu Kırım da dahil olmak üzere topraklarımızın yüzde 7'sini kaybettik. Bu nedenle durumu Avrupalılardan farklı değerlendiriyoruz” şeklinde konuştu.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, "panik" yaratan bazı Batılı açıklamaları eleştirmişti. Büyükelçi, “İnsanlar korkuyor. Cumhurbaşkanı Zelenski, Batı'daki ortaklarımızdan bizimle konuşmalarını, riskleri ve zorlukları bize anlatmalarını ve bunları halka açıklamamalarını istedi. Bize inanın, riskleri anlıyoruz. Biz inatçı değiliz, (herhangi bir askeri tırmanış için) hazırlanıyoruz ve ordumuz hazır” şeklinde konuştu.
Üst düzey Ukraynalı yetkili, ülkesinin orduyu güçlendirmek için çalıştığını ve yedek güçlerin yaklaşık iki milyon kişiyi içerdiğini ve Halk Savunma Birliklerinin 300 bin olduğunu vurguladı. Büyükelçi bununla birlikte bu güçlerin gerekli askeri teçhizattan yoksun olduğuna dikkat çekti.
Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko, “Ordumuz yakın zamana kadar 250 bin askerden oluşuyordu ve bugün onu ilave yüz bin askerle güçlendirmek için çalışıyoruz. Ayrıca bölgesel savunma birimlerinde görev alan 300 bin insanımız var. Bunlar topraklarını savunmayı amaçlayan kişiler. Savaş birimleri olmasalar da sabotajcıların baskısına dayanabilir ve küçük kasaba ve şehirleri savunabilirler. Ayrıca 1,6 milyon ile iki milyon arasında bir rezerve ve 500 bin eski savaşçıya sahibiz. Bu harika bir insan gücü. Bu insanlar nasıl savaşılacağını biliyorlar. Ancak, büyük bir yatırım olan ekipmandan yoksunlar ve bu konuda ortaklarımızın yardımına güveniyoruz.”

Batı desteği
Büyükelçi, ülkesinin Batı'dan aldığı desteğin yeterli olup olmadığı sorulduğunda, "Halkımız acı çektikçe ve bombalandıkça bu destek yeterli olmayacaktır. Hala çok şey yapılabilir” dedi.
Londra’da bulunmaktan çok mutlu olduğunu söyleyen Prystaiko, İngiltere'nin ülkesine finansal, politik ve "hatta bazen askeri olarak" sağladığı büyük desteği dile getirdi.
Prystaiko, İngiltere'nin Ukrayna'ya verdiği açık desteğin siyasi mesajının diğer ülkelere de benzer adımlar atması için kapı araladığını ifade ediyor. Ukraynalı Büyükelçi örnek olarak bu hafta Ukrayna'yı askeri teçhizat ve malzeme ile destekleme niyetini açıklayan Hollanda'yı gösterdi.
Almanya'nın Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesi durumunda olası ekonomik yaptırımların cephaneliğine "Kuzey Akım 2 (Nord Stream)" projesini koyma konusundaki açıklamalarını da memnuniyetle karşılayan Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi, “Gerçekleşmesi halinde Berlin bu pozisyonu ilk kez almış olacak. Ukrayna, Almanya'ya "Kuzey Akım 2 (Nord Stream)" projesiyle ilgili endişelerini birkaç kez dile getirdi. Bu tamamen siyasi. Ukrayna boru hattı, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yeterli gazı sağlayabiliyor. "Kuzey Akım 2 (Nord Stream)" projesi Avrupa dayanışmasını tehdit ediyor, gerekirse güncellemeye de hevesliyiz” diye konuştu.

NATO'ya katılma
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batı'dan NATO'nun Doğu Avrupa'daki, özellikle de eski Sovyetler Birliği'ndeki genişlemesine son vermesini talep etti. Ancak, Prystaiko'nun tanımladığı gibi, bu "mantıksız" talepler açık bir ret ile karşılandı.
Ukrayna, savunma ittifakının (NATO) bir üyesi olmasa da ona katılma arzusunu gizlemiyor.
Kiev temsilcisi Londra'da, "Bu kulübe katılmaya çalışıyoruz, ancak üyeler henüz bunu yapmamıza izin vermedi. Rus modelinden ve Moskova'nın etkisinden kurtulmaya çalışıyoruz. Dünyanın geri kalanını tehdit etmek istemiyoruz. Bu model bize çekici gelmiyor. Biz büyük bir milletiz ve topraklarımız Avrupa'da ve Batı'ya yönelmek istiyoruz. Coğrafi, tarihsel ve dini olarak da (Avrupa'ya yakınız). Milletimiz bu yönde büyük ölçüde birlik içindedir. Bu nedenlerden dolayı, NATO ile tatbikatlara katılarak, gerekli reformlarla sistematik olarak ilerlemeye çalışıyoruz. Kendimizi (katılmak için) hazırlıyoruz, ancak bu 30 üyenin hepsinin kararına bağlı olacak.”
Sivil eğitim
Sivillere silah taşıma konusunda eğitim veren birimlerin görüntüleri hakkında yorum yapan Büyükelçi, “Normal bir toplumda bu normal değil. Ama şu anda Ukrayna'da çok normal. Hala toplum içinde normal bir yaşam sürdürmek istiyoruz. Ne yazık ki toplum baskıya dayanmaya hazırlanıyor. Biz gerçekçiyiz. Herkes kendini savunamaz. Ukraynalılar ciddi bir askeri gerilim senaryosu için hazırlanıyorlar. İnsanlar bozulmayan yiyecekleri stokluyor, en yakın bomba sığınaklarını kontrol ediyor ve Soğuk Savaş yıllarından beri kullanılmadıkları için bu sığınakları yeniliyorlar. Askeri gerginliğin artmasıyla ilgili endişelere rağmen Ukraynalılar sakin, dirençli ve iddialı” dedi.

Ekonomik maliyet
Rusya-Ukrayna askeri geriliminin güvenlik, siyasi ve sosyal yansımalarının yanı sıra Kiev, büyümesini engelleyen önemli bir ekonomik maliyetle karşı karşıya.
Büyükelçi Prystaiko, Londra'daki bir araştırma merkezi tarafından yayınlanan ve Ukrayna'nın 2014-2020 yılları arasında maruz kaldığı ekonomik kayıpların GSYİH düzeyinde 280 milyar dolara ulaştığını tahmin eden bir çalışmadan söz etti.
Merkezi Londra'da bulunan Ekonomi ve İş Araştırmaları Merkezi’nin (CEBR), tahminlerine göre Rus saldırganlığı, Ukrayna'ya yıllık olarak çatışma öncesi GSYİH'sının yüzde 19,9'una mal oluyordu bu da 40 milyar dolara tekabül ediyor. Sadece Kırım'ın ilhakı, Ukrayna tarafına yılda 8,3 milyar dolara mal oluyor. Donbas'taki savaş, Ukrayna'yı her yıl 14,6 milyar dolardan mahrum bırakıyor.
Prystaiko, “Şu anda GSYİH'mizin yaklaşık yüzde 6'sını güvenliğimize harcıyoruz. Her normal ülke gibi altyapıyı ve eğitimi artırmak için bu paraya ihtiyacımız var. Ama ne yazık ki kendimizi savunmak için daha fazla kaynak ayırmamız gerekiyor” dedi.



İngiltere: Sudan yaptırım listesine altı yeni madde eklendi

Geçtiğimiz yaz el- Gedaref'te bulunan Sudan askerleri (Arşiv- AFP)
Geçtiğimiz yaz el- Gedaref'te bulunan Sudan askerleri (Arşiv- AFP)
TT

İngiltere: Sudan yaptırım listesine altı yeni madde eklendi

Geçtiğimiz yaz el- Gedaref'te bulunan Sudan askerleri (Arşiv- AFP)
Geçtiğimiz yaz el- Gedaref'te bulunan Sudan askerleri (Arşiv- AFP)

İngiliz hükümetinin internet sitesinde bugün yayınlanan bir güncelleme, Londra'nın Sudan ile ilgili yaptırım listesine altı yeni madde daha eklediğini gösterdi.

Dün, Egemenlik Konseyi üyesi ve Sudan Silahlı Kuvvetleri Başkomutan Yardımcısı Korgeneral Şemseddin Kabaşi, "isyan" ortadan kaldırılana kadar mücadeleye devam edeceğine söz verirken, aynı zamanda yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün "yakında" olacağını belirtti. Bu arada, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile ittifak kurmuş bir hareket, Mavi Nil Eyaleti'ndeki üç kasabayı kontrol altına aldığını duyurdu.

Darfur ve Kordofan'dan gelen yerinden edilmiş kişilerin kamplarını teftiş eden el- Kabaşi, devletin yerinden edilmiş kişilerin bölgelerini güvenli hale getirip “temizledikten” ve yeniden inşa çalışmalarına hemen başladıktan sonra, bu kişilerin gönüllü olarak geri dönüşüne öncelik verdiğini söyledi.

Egemenlik Konseyi'nden yapılan açıklamaya göre el- Kabaşi şöyle devam etti: “Kordofan ve Darfur'da sizinle buluşacağız ve evlerinize dönmenizi sağlamak için tüm gücümüzle çalışacağız.”

El- Kabaşi, ordunun Güney Kordofan'daki ilerleyişini ve Dilling ve Kadugli şehirlerindeki kuşatmanın kırılmasını, silahlı kuvvetler ve onları destekleyen güçlerin bir dizi ardışık operasyonunun “bir halkası” olarak nitelendirdi ve “tüm vatan isyanın kirinden arınana kadar” savaşmaya devam edeceklerine söz verdi.


Epstein skandalını ele alan kitaplar ve filmler

Fotoğraf: Eduardo Ramon
Fotoğraf: Eduardo Ramon
TT

Epstein skandalını ele alan kitaplar ve filmler

Fotoğraf: Eduardo Ramon
Fotoğraf: Eduardo Ramon

Necib Mübarek

Kamuoyuna açıklanan milyonlarca yeni belge, Jeffrey Epstein davasında şimdiye kadar bilinmeyen ayrıntıları ortaya çıkarırken, son yılların en tartışmalı dosyalarından birinde yeni bir safhaya girildiğini gösterdi. Bu gelişme, elit çevrelerde kurulan karmaşık para ve güç ağlarının, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismarın yıllarca devam etmesine nasıl zemin hazırladığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Dava, servet ile siyasi ve toplumsal ilişkilerin, yargı ve ahlaki kurumları nasıl işlevsizleştirebildiğini; adaleti ise zayıflara uygulanan, ayrıcalıklı kesimler söz konusu olduğunda askıya alınan seçici bir mekanizmaya dönüştürdüğünü gözler önüne serdi. Skandal, sürecin her aşamasında hesap verebilirliğin sınırları, medyanın rolü ve devletin mağdurları koruma yükümlülüğü üzerine küresel ölçekte geniş bir tartışmayı tetiklerken, modern iktidarın doğası ve beden, sömürü ile kurumsal sessizlik arasındaki ilişkiye dair temel soruları da yeniden gündeme taşıdı.

Davanın etkileri mahkeme salonlarıyla sınırlı kalmadı; kültürel ve entelektüel alana da yayıldı. Yazarlar, gazeteciler ve yönetmenler, bu kapalı dünyayı kendi bakış açılarıyla çözümlemeye çalıştı. Kimi araştırmacı gazeteciliğe, kimi insani tanıklığa, kimi ise tahakküm ve nüfuz ilişkilerinin simgesel anlatımına odaklandı. Bu çalışmalar, resmi anlatıların bıraktığı boşlukları doldurmayı, iş birliği ve koruma mekanizmalarını görünür kılmayı ve uzun süre marjinalleştirilen mağdur seslerini öne çıkarmayı amaçladı.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı makalede, Epstein skandalına ilişkin eserlerin öne çıkanlarını ele alıyor. İçeriklerine ve farklı yaklaşımlarına genel hatlarıyla değinerek, bu skandal etrafında şekillenen kültürel ve medya manzarasının kapsamlı bir resmini çizmeye çalışılıyor.

“Adaletin Sapması”

2021 yılında yayımlanan “Adaletin Sapması” (Perversion of Justice), Epstein davasına ilişkin en önemli araştırmacı çalışmalardan biri olarak öne çıkıyor. Kitap, yalnızca hukuki olayların aktarımıyla yetinmeyip, Epstein’ın adaletten kaçmasına imkân tanıyan karmaşık psikolojik ve toplumsal dinamikleri de gözler önüne seriyor.

cfdvbg
Adaletin Sapması" adlı kitabın kapağı

Yazar Julie K. Brown, soruşturma belgelerine, yargı yazışmalarına ve mahkeme kayıtlarına dayanarak, açık kanıtlara rağmen Epstein’ın sorumluluktan kaçmasına izin veren ABD yargı sistemindeki yapısal eksikliklerin ayrıntılı bir tablosunu çiziyor. Toplumsal yolsuzluk ve siyasi nüfuzun kapsamlı bir eleştirisini sunan eser, sistemin zayıf noktalarını istismar edebilen kişilik yapılarına dair derinlemesine bir anlayış sağlıyor.

Kitap, Epstein’ın gizli hukuki anlaşmaları, mali ayrıcalıklarını ve sosyal ile siyasi bağlantılarını kullanarak nasıl gizli bir koruma ağı inşa ettiğini ortaya koyuyor. Brown, Epstein’ın üstün sosyal zekâyı, ahlaki vicdan yoksunluğunu ve aşırı şişirilmiş bir güç ve hak edilmişlik duygusunu bir arada barındıran manipülatif kişiliğini tasvir ediyor. Ayrıca, üst sınıflar ile medya ve siyaset çevrelerinin, kısmi koruma veya delilleri örtbas etme yoluyla suçların sürmesine nasıl katkıda bulunduğunu da analiz ediyor.

sdrg
Washington’da kamuoyuna açıklanmaya başlanan Epstein dosyalarına ait yargı belgeleri, 19 Aralık 2025 (AFP)

Bazı belgelere ve daha geniş ağlara erişimdeki sınırlılıklara rağmen, kitap toplumsal yolsuzluk ve siyasi nüfuz üzerine kapsamlı bir eleştirel çalışma sunuyor ve sistemin açıklarını istismar edebilen kişilik dinamiklerine dair derin bir kavrayış sağlıyor.

Korkunç zenginlik

2016 yılında yayımlanan Korkunç Zengin: Nüfuzlu Bir Milyarder, Onu Düşüren Cinsel Skandal ve Paranın Satın Alabileceği Tüm Adalet – Jeffrey Epstein’ın Şoke Edici Gerçek Hikâyesi” (Filthy Rich), James Patterson, John Connolly ve Tim Malloy imzasını taşıyor.

Kitap, Epstein’ın hayatını gerçek suç romanlarını andıran bir anlatımla sunarak, genel okurun davayı daha kolay kavramasını sağlıyor. Mütevazı başlangıçlardan finansal ve toplumsal zirvelere uzanan yükselişini, siyaset, sanat ve para dünyasındaki önde gelen isimlerle kurduğu ilişkileri, lüks yaşam tarzını, gizemli kişiliğini ve onlarca yıl süren cinsel istismar suçlarını ele alıyor.

xsdfvbg
Korkunç zenginlik adlı kitabının kapağı

Eserin gücü, karmaşık bir hukuki dosyayı sürükleyici bir dramatik anlatıya dönüştürmesinde yatıyor. Ancak kitap, Epstein’ı çoğu zaman tekil bir “kötü aktör” olarak sunarak, onu koruyan kurumsal yapıları ve hukuki ile siyasi ağları büyük ölçüde göz ardı ediyor. Medya ve siyaset üzerindeki baskı ve iş birliği mekanizmalarını derinlemesine irdelemediği için, araştırmacı gazetecilik açısından Adaletin Sapması’na kıyasla daha sınırlı bir değer taşıyor.

Buna rağmen, kamuoyunda farkındalık yaratma açısından önemli bir kaynak olmayı sürdürüyor. Kitabın, aynı adla Netflix’te yayımlanan belgesel diziye uyarlanmasının ardından etkisi ve görünürlüğü daha da arttı.

Amansız takip

Davaya içeriden bir bakış sunan Israrlı (Amansız) Takip (Relentless Pursuit), mahkeme salonlarında yaşananları canlı bir anlatımla aktarıyor. Kitap, mağdurları temsil eden avukat Bradley J. Edwards’ın doğrudan mesleki deneyimine dayanıyor.

frg
"Amansız Takip" kitabının kapağı

Eser, Epstein ve Ghislaine Maxwell’e karşı açılan davaların nasıl yürütüldüğünü ayrıntılarıyla aktarıyor; hukuki oyalamalar, delil toplamadaki zorluklar ve mağdurlar üzerindeki psikolojik ve toplumsal baskılar gibi günlük sorunlara odaklanıyor. Kitap, bu baskıların ayrıntılarını aktarırken, duruşma tarihleri ve savunma stratejileri gibi yargı süreçlerine ilişkin teknik detaylara da yer veriyor; para ve toplumsal nüfuzun, mahkeme salonlarının içinde bile davaların seyrini nasıl etkileyebildiğini ortaya koyuyor.

defrgt
Ghislaine Maxwell, New York’taki yargılaması sırasında mahkeme ressamına bakarken, 7 Aralık 2021

Bu güçlü yönlerine rağmen eser, Epstein’ın cezadan kaçmasına imkân tanıyan daha geniş toplumsal ve siyasi bağlamın analizinde sınırlı kalıyor. Bu yönüyle kitap, toplumsal ve siyasal yapıya dair kapsamlı bir çalışma olmaktan ziyade, yargı sürecini anlamaya yönelik önemli bir belge niteliği taşıyor.

Sahipsiz Kız

2025’te yayımlanan “Sahipsiz Kız” (Nobody’s Girl), Epstein ağına dâhil edilen mağdurlardan biri olan hayatta kalan Virginia Giuffre’nin, Amy Wallace ile birlikte kaleme aldığı doğrudan bir tanıklık olarak, dava hakkındaki en güçlü insani çalışmalardan biri kabul ediliyor.

frgt
Sahipsiz Kız adlı kitabının kapağı

Kitap, mağdurların yaşadığı psikolojik ve toplumsal deneyimlerine ışık tutarak Giuffre ve diğer bazı mağdurların maruz kaldığı psikolojik manipülasyon ve zorlamayı, ayrıca toplumsal ve siyasal nüfuzun, onları korkutmak ve susturmak için nasıl kullanıldığını anlatıyor.

Eserin temel gücü, mağdurlara doğrudan söz vermesi ve güven kaybı, toplumsal izolasyon ve Epstein ile Maxwell’in mutlak gücü karşısında hissedilen çaresizlik gibi uzun vadeli psikolojik etkileri görünür kılmasıdır. Mahrem anlatım dili, okurun skandalın insani bedelini, hukuki rakam ve dosyaların ötesinde hissetmesini sağlıyor.

Buna karşılık kitap, Epstein’ı destekleyen hukuki ve siyasi ağların analizine girmiyor. Bu yönüyle, gazetecilik ve hukuki araştırmalar için önemli bir tamamlayıcı olsa da, onların yerini almıyor.

“Örümcek”

Barry Levine ve Monique El-Faizy imzalı “Örümcek: Jeffrey Epstein ve Ghislaine Maxwell’in Ağlarının İçinde” (The Spider), 2020 yılında yayımlandı ve Epstein ile Maxwell’in onlarca yıl boyunca ördüğü karmaşık ağlara odaklandı.

dfrgt
"Örümcek" kitabının kapağı

Kitap, suçların gizlenmesini ve neredeyse tam bir cezasızlıkla sürmesini sağlayan mali, toplumsal ve siyasi bağlantıları izleyerek, bu yapının nasıl kurulduğunu ortaya koyuyor. Gazetecilik soruşturmalarına, mali belgelere, yazışmalara ve açık kaynaklara dayanan çalışma, ihlallerin devam etmesine imkân tanıyan ortamın kapsamlı bir resmini sunuyor.

Eser, davanın toplumsal ve siyasi boyutlarını aydınlatmada önemli bir adım olarak değerlendiriliyor ve kısmi ya da dolaylı koruma sağlayan siyasi ve ekonomik çevrelerin rolünü ön plana çıkarıyor. Kitap, tekil suçlara odaklanmanın meseleyi açıklamakta yetersiz kaldığını; ihlallerin sürekliliğini sağlayan koruma ve çıkar ağlarının esasen incelenmesi gerektiğini ileri sürüyor.

Bazı bağlantılar dolaylı kanıtlara dayansa da, çalışma para ile toplumsal ve siyasi nüfuzun, failleri koruma mekanizmaları içindeki kesişimini anlamaya önemli bir katkı sağlıyor.

“Şantaj Altındaki Bir Ulus”

2022’de yayımlanan “Şantaj Altındaki Bir Ulus: Epstein Davasının Ardındaki İstihbarat ve Suç Arasındaki Karanlık İttifak” (One Nation Under Blackmail), davayı uluslararası siyasi ve istihbarat ağlarıyla ilişkilendirmeye çalışıyor.

dfdwe
"Şantaj Altındaki Bir Millet" adlı kitap

Whitney Alyse Webb tarafından kaleme alınan kitap, Epstein’ı tek başına hareket eden bir suçlu olarak değil, nüfuz sahibi isimlere ulaşmak ve siyasi baskı ya da çıkar koruma amacıyla kullanılabilecek bilgiler toplamak için para ve gücü kullanan karmaşık bir siyasi şantaj sisteminin parçası olarak sunuyor.

Eserin temel özelliği, bakış açısını bireysel suçtan küresel siyasi boyuta genişletmesi. Ancak kitap, zaman zaman kanıtlanmamış çıkarımlarla somut gerçekleri iç içe geçirdiği için, okurun eleştirel bir dikkatle yaklaşmasını gerektiriyor. Buna rağmen çalışma, gücün ve nüfuzun ulusal sınırları aşarak bireysel skandalları siyasi baskı araçlarına dönüştürebileceğini anlamak açısından önemli bir değer taşıyor.

Kalıcı zarar(hasar)

Lucia Osborne-Crowley imzalı “Kalıcı Zarar: Yüzyılın Davasının Perde Arkasındaki Sarsıcı Hikâye” (The Lasting Harm), 2024 yılında yayımlandı ve Epstein ile Ghislaine Maxwell davalarında yargı sisteminin mağdurlar üzerindeki psikolojik ve toplumsal etkisine odaklandı.

Kitap, şikâyetlerin sunulmasından delillerin toplanmasına, mahkeme sürecinin medya tarafından ele alınışına kadar uzanan aşamalarda, yargılamaların mağdur imajını nasıl çarpıtabildiğini ve seslerini nasıl marjinalleştirebildiğini ayrıntılı biçimde ele alıyor. Yazar, hukuki adalet ile mağdurların psikolojik ve toplumsal haklarının korunması arasındaki gerilimi gözler önüne seriyor; yargı süreçlerinin kimi zaman mağdurlar için yeniden travmatize edici sonuçlar doğurabildiğini ve tanıklıklarının toplum nezdindeki inandırıcılığını zayıflatabildiğini vurguluyor.

rgt5t
Kalıcı Hasar adlı kitabın kapağı

Kitap, adaletin yalnızca hukukun uygulanmasından ibaret olmadığını, aynı zamanda insani zararın tanınmasını ve mağdur sesinin korunmasını da kapsaması gerektiğini hatırlatarak, büyük davaların ele alınışına ilişkin önemli bir eleştirel boyut kazandırıyor.

Belgesel ve sinema yapımları

Kitaplardan ekrana geçildiğinde, “Korkunç Zengin: Jeffrey Epstein” (Jeffrey Epstein: Filthy Rich) ve “Korkunç Zengin: Ghislaine Maxwell” (Ghislaine Maxwell: Filthy Rich) gibi belgeseller, Epstein ve Maxwell ağına dâhil olan hayatta kalanların ve eski yetkililerin tanıklıkları aracılığıyla davaya görsel ve insani bir boyut kazandırıyor.

Bu yapımlar, Ghislaine Maxwell’in genç kızların temin edilmesi ve istismar sürecindeki rolüne odaklanarak, toplumsal ve mali nüfuzun ihlalleri yıllarca nasıl gizleyebildiğini ortaya koyuyor. Belgeseller, faillerin mağdurlar üzerinde kontrol kurmak için kullandıkları psikolojik yöntemleri —manipülasyon, yıldırma ve aileler ile çevreden bilgi saklama dâhil— görünür kılıyor ve mağdur deneyimini izleyici açısından somut hâle getiriyor.

vfe
Jeffrey Epstein ve Ghislaine Maxwell özel bir uçakta görüldüğü fotoğraf (AFP)

Bu çalışmaların temel gücü, doğrudan görsel ve insani etki yaratmalarıdır. İzleyiciyi mağdurların acı ve mücadele deneyimine yaklaştırarak, ihlallerin boyutunu ve bu suçların mağdurların hayatları üzerindeki uzun vadeli psikolojik etkisini gözler önüne seriyor. Böylece, kuru hukuki anlatım ile davanın insani temsili arasındaki farkı belirginleştiriyor ve reşit olmayanlara yönelik cinsel istismar ile güçlü figürlerin nüfuzuna karşı mücadele konularında kamuoyunun farkındalığını artırıyor.

tbrgtb
Mahkeme delilleri arasında yer alan, Ghislaine Maxwell ve Jeffrey Epstein'ı gösteren fotoğraf.(AFP)

Bununla birlikte, bu belgeseller çoğu zaman Epstein’ı destekleyen daha karmaşık siyasi ve mali ağları ifşa etmekten kaçınıyor. Bu durum, “Örümcek” (The Spider) veya “Şantaj Altındaki Bir Ulus” (One Nation Under Blackmail) gibi kitaplara kıyasla araştırmacı derinliği sınırlıyor ve ihlallerin sürmesini mümkün kılan geniş ağların bir bölümünü görsel anlatının dışında bırakıyor.

dfrgt
Florida'da yayınlanan resmi cinsel suçlular listesinde yer alan Jeffrey Epstein'ın fotoğrafı.(AFP)

Bu iki belgeselin yanı sıra, davayı dolaylı biçimde ele alan ya da skandalı cinsel nüfuzun kapalı sistemlerini incelemek için bir çıkış noktası olarak kullanan başka yapımlar da bulunuyor. Örneğin “Jeffrey Epstein’dan Kurtulmak” (Surviving Jeffrey Epstein, 2020) adlı belgesel dizi, hayatta kalanların tanıklıklarına ve kişisel deneyimlerine odaklanıyor; Maxwell ve Epstein’ın suçları gizlemek için kullandıkları stratejileri ve mağdurların adalete erişimde karşılaştıkları hukuki engelleri ayrıntılı biçimde aktarıyor.

sdvfgth
Aktivistler, 15 Eylül 2025'te Windsor Kalesi yakınlarında Donald Trump ve Jeffrey Epstein'ı gösteren bir fotoğraf sergiledi.(AFP)

Yapım, olayları kronolojik bir anlatımla sunarak, ihlallerin onlarca yıl boyunca nasıl tırmandığını anlamayı kolaylaştırıyor; ancak Epstein’ı destekleyen mali ve siyasi ağların analizinde sınırlı kalıyor.

erfre
"Jeffrey Epstein'den Kurtulmak" adlı televizyon dizisinin afişi.

Bir diğer dikkat çekici çalışma olan “Epstein: Karanlıktaki Şeytan” (Epstein: Devil in the Darkness, 2019) ise çok bölümlü podcast olarak, Epstein ile bağlantılı küresel ağları ve nüfuz sahibi isimleri daha derinlemesine incelemeye çalışıyor. Yapım, mali ve siyasi nüfuzun istismarların örtbas edilmesindeki rolünü açığa çıkarmayı hedefleyerek, karşılıklı koruma ilişkileriyle örülü sistemi anlamaya katkı sunuyor.

Ancak hukuki sınırlamalar nedeniyle, tüm bağlantılar ve ağlar hakkında kesin kanıt sunmak her zaman mümkün olmuyor; bu da çalışmayı tam anlamıyla bir hukuki incelemeden ziyade, araştırmacı anlatının bir parçası hâline getiriyor.

Sonuç

Jeffrey Epstein ve Ghislaine Maxwell skandalını ele alan tüm bu kitaplar ve belgeseller, ister ABD’de ister küresel ölçekte olsun, para, iktidar ve adalet arasındaki ilişkinin ne denli karmaşık olduğunu ortaya koyuyor. Bu çalışmalar, ihlallerin yıllar boyunca sürmesini mümkün kılan kurumsal ve toplumsal ağları ifşa ederken, aynı zamanda suçların mağdurlar üzerindeki psikolojik ve toplumsal etkisini yansıtan doğrudan bir insani deneyim sunuyor.

4rgr4tg
Washington’da dosyaların yayımlanmaya başlamasının ardından, Epstein davasına ait belgelerde yer alan kamuoyunda tanınmış isimlere ilişkin fotoğraflar, 19 Aralık 2025 (AFP)

Eserler, sanatsal ve düşünsel düzeyde, kapalı nüfuz ve korku sistemlerinin, doğrudan şiddetten bile daha etkili biçimde yolsuzluğu nasıl koruyabildiğini gösteriyor. Bu bağlamda skandal, yalnızca bireysel suçlar dizisi değil; hesap verebilirliğin ve toplumsal denetimin sınırlarını sınayan bir test niteliği taşıyor. Gerçeğin anlaşılması ise, hak ihlallerini mümkün kılan sistemlere bakmayı ve bu ihlallerin insani ve toplumsal boyutunu kavramayı gerektiriyor.


Fransız Dışişleri Bakanı: Suriye hükümeti ile SDG arasındaki anlaşma Kürtlerin haklarını garanti altına alıyor

Suriye Dışişleri Bakanı Esad aş Şeybani bugün Fransız mevkidaşı Jean-Noël Barrot ile Şam'da (EPA)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad aş Şeybani bugün Fransız mevkidaşı Jean-Noël Barrot ile Şam'da (EPA)
TT

Fransız Dışişleri Bakanı: Suriye hükümeti ile SDG arasındaki anlaşma Kürtlerin haklarını garanti altına alıyor

Suriye Dışişleri Bakanı Esad aş Şeybani bugün Fransız mevkidaşı Jean-Noël Barrot ile Şam'da (EPA)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad aş Şeybani bugün Fransız mevkidaşı Jean-Noël Barrot ile Şam'da (EPA)

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barou bugün yaptığı açıklamada, Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan yeni anlaşmanın Kürtlerin temel haklarını güvence altına aldığını ve DEAŞ ile mücadele çabalarını desteklediğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Suriye Arap Haber Ajansı'ndan (SANA) aktardığına göre Barou, Şam'da Suriyeli mevkidaşı Esad aş Şeybani ile yaptığı görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Paris'in Suriye'yi “daha iyi bir gelecek inşa etme” konusunda desteklemeye devam edeceğini ifade etti.

sdefrgty
Suriye Dışişleri Bakanı Esad aş Şeybani bugün Şam'da Fransız mevkidaşı Jean-Noël Barrot ile bir araya geldi (EPA)

Suriye Dışişleri Bakanı Esad aş Şeybani bugün Şam'da Fransız mevkidaşı Jean-Noël Barrot ile ikili iş birliğinin güçlendirilmesi konusunu görüştü.

SANA, bugün Şam'daki Tishreen Sarayı'nda yapılan toplantıda iki bakanın karşılıklı çıkarları, bölgesel gelişmeleri ve iki ülke arasındaki ikili iş birliğinin güçlendirilmesini görüştüklerini bildirdi.

Suriye'nin birliğinin, egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün teyit edildiğini belirtti.