Çad, Moritanya ve Nijer’den Suudi Arabistan’a Expo 2030 desteği

Çad, Moritanya ve Nijer Suudi Arabistan’ın Expo 2030’a ev sahipliği yapma talebini destekliyor

Suudi Arabistan Kraliyet Divanı Danışmanı Ahmet Kattan Çad’da (SPA)
Suudi Arabistan Kraliyet Divanı Danışmanı Ahmet Kattan Çad’da (SPA)
TT

Çad, Moritanya ve Nijer’den Suudi Arabistan’a Expo 2030 desteği

Suudi Arabistan Kraliyet Divanı Danışmanı Ahmet Kattan Çad’da (SPA)
Suudi Arabistan Kraliyet Divanı Danışmanı Ahmet Kattan Çad’da (SPA)

Dışişleri, Afrika Entegrasyonu ve Yurtdışı Çadlılar Bakanı Ömer bin Davud, ülkesinin Suudi Arabistan’ın Expo 2030’a ev sahipliği yapma talebini desteklediğini açıkladı.
Davud, Çad hükümetinin Suudi Arabistan’ın ev sahipliği talebini inceledikten sonra karara destek verdiğini açıkladı.
Çad Cumhuriyeti Askeri Geçiş Konseyi Başkanı Muhammed İdris Debi, Suudi Arabistan Kraliyet Divanı Danışmanı Ahmed Kattan’ı kabul etti. Kattan, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Çad hükümetine ve halkına iyi niyet mesajlarını iletti. Çad Devlet Başkanı Debi ise Kral Selman’a, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a ve Suudi Arabistan halkına iyi dilekler diledi.
Kattan ise Suudi Arabistan’ın iki ülke arasındaki güçlü ilişkilerden duyduğu memnuniyeti dile getirerek Çad’ın Suudi Arabistan’a verdiği destek karşısında teşekkür etti.
Moritanya Devlet Başkanı Muhammed Veled Şeyh Gazvani de ülkesinin Suudi Arabistan’ın Expo 2030’a ev sahipliği yapma talebine destek verdiğini açıkladı.
Görüşme sırasında Kattan, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Çad hükümetine ve halkına selamlarını iletti. Gazvani de Suudi Arabistan halkı için iyi dilekler diledi.
Nijer Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum da, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın Expo 2030’a ev sahipliği yapma adaylığına ülkesinin destek verdiğini açıklamıştı.
Cumhurbaşkanı Bazum, dün (22 Şubat) başkent Niamey’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda, Suudi Arabistan Kraliyet Divanı Danışmanı Ahmed Kattan ve beraberindeki heyeti kabul etti.
Nijer Cumhurbaşkanı, Suudi Arabistan’ın 1 Ekim 2030-1 Nisan 2031 tarihleri arasında Riyad’da Expo 2030’a ev sahipliği yapmak için Uluslararası Sergiler Bürosu’na (BIE) resmi olarak sunduğunu talebe ülkesinin verdiği desteği ifade etti.
Expo 2030 adaylık süreci
Expo 2030 , 2030'da düzenlenmesi önerilen bir dünya fuarı. Rusya, Güney Kore, İtalya, Ukrayna ve Suudi Arabistan, etkinliği düzenlemek için teklif verdi.
25 Nisan 2021'de Moskova için teklif vererek ilk teklif veren Rusya oldu. 2030 teklifine dikkat çekmek için yapılan beş konferansın ardından, Güney Kore 23 Haziran 2021'de Busan için bir teklif sundu. İtalya, Roma şehrini ev sahibi şehir olarak önererek teklif veren üçüncü ülke oldu. Ukrayna, 15 Ekim'de Odesa için teklif verirken Suudi Arabistan, 29 Ekim'de Riyad için teklif verdi. Expo 2030'un ev sahibi ülkesi, 2023'te BIE üye ülkeleri tarafından seçilecek.



ABD’den tarihin en büyük finansal savaşı hamlesi: İran petrol akışını durdurmakla tehdit ediyor

ABD’den tarihin en büyük finansal savaşı hamlesi: İran petrol akışını durdurmakla tehdit ediyor
TT

ABD’den tarihin en büyük finansal savaşı hamlesi: İran petrol akışını durdurmakla tehdit ediyor

ABD’den tarihin en büyük finansal savaşı hamlesi: İran petrol akışını durdurmakla tehdit ediyor

ABD, İran’ın ticari ortaklarını hedef alacak ekonomik yaptırımların bugün açıklanmasıyla birlikte “tarihin en büyük finansal savaşını” başlatmaya hazırlanıyor. Buna karşılık Tahran, “ekonomik savaşın sürmesi” halinde Körfez’den yapılan tüm petrol ihracatını durdurmakla tehdit etti.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, bugün (TSİ 20.00) basın toplantısı düzenleyecek. Basın toplantısı, 1979’dan bu yana neredeyse kesintisiz ekonomik yaptırımlara maruz kalan İran’a yönelik daha sert önlemlerin açıklanacağı yönündeki beklentiler eşliğinde gerçekleştirilecek. Bessent, dün (Pazar) Financial Times gazetesinde yayımlanan görüş yazısında, “Şafak sökerken ekonomik hesaplaşma günü başlıyor; bu, bir rakibe karşı yürütülen tarihin en büyük finansal savaşıdır” ifadelerini kullandı.

Savaşan iki ülke, haftalardır birbirlerine yönelik herhangi bir askeri saldırı düzenlemedi. Ancak yaklaşık altı aydır devam eden çatışmayı sona erdirmek amacıyla ciddi müzakerelere de başlamadı.

İran, Pakistan Genelkurmay Başkanı General Asım Münir’in bölgedeki barış ve güvenliğin yeniden tesis edilmesine yönelik çabalar kapsamında bugün (pazartesi) Tahran’ı ziyaret edeceğini açıkladı. Pakistan hükümetinden bir kaynak ise Münir’in, ABD’nin yeni yaptırımlar uygulama tehdidi de dahil olmak üzere son gelişmeleri ele alacağını söyledi.


İran Devrim Muhafızları Ordusu: Yaptırımları aşmak için senaryolar hazırladık

DMO Sözcüsü Hüseyin Mehbi (ortada), Tahran'ın batısındaki Kerec'de düzenlenen bir basın toplantısında (IRNA)
DMO Sözcüsü Hüseyin Mehbi (ortada), Tahran'ın batısındaki Kerec'de düzenlenen bir basın toplantısında (IRNA)
TT

İran Devrim Muhafızları Ordusu: Yaptırımları aşmak için senaryolar hazırladık

DMO Sözcüsü Hüseyin Mehbi (ortada), Tahran'ın batısındaki Kerec'de düzenlenen bir basın toplantısında (IRNA)
DMO Sözcüsü Hüseyin Mehbi (ortada), Tahran'ın batısındaki Kerec'de düzenlenen bir basın toplantısında (IRNA)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Sözcüsü Hüseyin Muhibbi dün yaptığı açıklamada, Tahran'ın ABD tarafından uygulanan yaptırımların sıkılaştırılmasına karşı, diğer ülkelerle ekonomik kanalları korumayı ve kısıtlamaları aşmayı içeren ‘senaryolar’ hazırladığını belirterek, bu hamlelerin sonuçlarının ‘yakın gelecekte’ görülmesini beklediğini ifade etti.

Bu açıklamalar, Washington'ın pazartesi günü, ABD’li yetkililerin Tahran üzerindeki mali ve ticari izolasyonu artırmayı hedefleyen bir kampanya çerçevesinde ‘tarihteki en ağır yaptırımlar’ olacağını ifade ettiği İran'a yönelik yeni yaptırım dalgasının detaylarını duyurmasından önce geldi.

DMO’ya yakın haber ajansı Tesnim’in aktardığına göre Muhibbi, Tahran'ın batısındaki Kerec kentinde düzenlediği basın toplantısında, “Düşmanın gerçekleştireceği her düşmanca eyleme karşı bir senaryomuz olduğunu defalarca belirttik” diyerek, ekonomik savaşın da bu ihtimallerden biri olduğunu sözlerine ekledi.

Tahran'ın ekonomik baskıların ‘olumsuz etkilerini bertaraf etmek’ için planlar hazırladığını ve diğer ülkelerle ekonomik ilişkilerini sürdürebileceğini ifade eden Muhibbi,  “ABD’nin burnunun dibinde ekonomik işlemler yapıyoruz, ABD’yi atlatıyoruz ve bunun sonuçlarını yakın gelecekte göreceksiniz” ifadelerini kullandı.

Muhibbi, atıfta bulunduğu ülkeler, şirketler veya finansal mekanizmalar ile ABD’nin kısıtlamalarını aşmak için kullanıldığını söylediği işlemlerin niteliği hakkında herhangi bir ayrıntı vermedi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın yönetimi İran'ın mali ve ticari kanalları üzerindeki kısıtlamaları sıkılaştırmaya çalışırken Tahran'a ticaret veya finansman kanalları sağlayan ülke, kurum ve şirketleri ekonomik sonuçlarla tehdit ediyor.

Ekonomik yaptırımların bu çatışmada yeni bir araç olmadığını belirterek, İran'ın geçtiğimiz on yıllar boyunca farklı derecelerde yaptırımlara maruz kaldığına dikkati çeken Muhibbi, “Ekonomik savaş yeni bir şey mi? 47 yıldır ekonomik bir savaş yürütüyor ve ekonomimizin tüm unsurlarına yaptırımlar uyguluyorsunuz” dedi.

Washington'ın ekonomik baskılarını artırmasını askeri hedeflerine ulaşamamasına bağlayan Muhibbi, ‘en ağır yaptırımlara’ geçilmesinin, kendi değerlendirmesine göre askeri yolun sekteye uğradığını gösterdiğini ifade etti. Muhibbi sözlerini “Eğer askeri alanda zafer kazanmış olsaydınız, ekonomik bir savaş başlatmaya ihtiyaç duymazdınız” diye ekledi.

Savaş ve medya

Muhibbi açıklamalarının büyük bir bölümünü devam eden savaşın doğasına ayırarak ABD ile yaşanan çatışmanın çok cepheli olduğunu ve yalnızca askeri operasyonlarla sınırlı kalmayıp ekonomi, medya ve kamuoyunu etkileme alanlarını da kapsadığını söyledi.

Mevcut savaşın ‘karmaşık’ olduğunu ve medyanın da aralarında bulunduğu farklı alanları içerdiğini belirten Muhibbi, medya planlarının savaşın operasyonel planlamasının bir parçası haline geldiğini ifade etti.

Medyanın artık yalnızca olayları aktarmakla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda savaşın gidişatı ve sonuçlarına ilişkin algıları da şekillendirebildiğini söyleyen DMO Sözcüsü, medyanın askeri operasyonlardan önce ve sonra üstlendiği roller olduğuna dikkati çekerek, hasmın iradesini etkilemek veya çatışmanın sonuçlarına dair belirli bir anlatıyı yerleştirmek için kullanılabileceğini açıkladı.

Muhibbi, on yıllardır yaptırımlara maruz kalan İran ile ABD arasındaki askeri kapasite bakımından var olan büyük fark nedeniyle mevcut savaşın geleneksel çatışmalardan farklı olduğunu değerlendirdi. Çatışmayı ‘orantısız’ olarak nitelendiren Muhibbi, askeri operasyonların aynı zamanda İranlıların devletin ayakta kalma ve kurumlarını yönetme kapasitesine dair algılarını etkilemek amacıyla da kullanıldığını söyledi.

İran Besiç güçlerine ait tesislerin ve polis merkezlerinin hedef alınmasına işaret eden Muhibbi, bunların bir kısmının, kendilerine karşı kullanılan silahlara denk bir askeri değere sahip olmadığını ifade etti. Savaş sırasında üst düzey İranlı yetkililerin hedef alınmasına da değinen Muhibbi, bu tür operasyonların askeri etkisinin yanı sıra; üst düzey yetkililerinin öldürülmesi durumunda devlet kurumlarının çalışma kapasitesini kaybedebileceğini göstermeyi amaçladığını kaydetti.

ABD güçlerinin konuşlanması

Basra Körfezi'ndeki önceki askeri çatışmalara da değinen Muhibbi, İran güçlerinin son savaştan önce Körfez'de 30 ila 40 Amerikan savaş gemisini hedef aldığını söyledi. Gemilerin isimleri, saldırıların zamanlaması veya hasarın boyutu hakkında ayrıntı vermeyen Muhibbi'nin açıklamalarında bu rakamı doğrulayacak bağımsız bir kanıt bulunmuyor.

ABD güçlerinin şu anda Basra Körfezi sularından 400 kilometre uzakta olduğunu belirten Muhibbi, bu durumu son çatışmaların ardından Amerikan kuvvetlerinin konuşlanmasındaki değişime bağladı. ABD’ye seslenen DMO Sözcüsü, “Hürmüz Boğazı'nı kapatmak için tüm askeri kapasiteni seferber ettin, ancak başaramadın” dedi.

DMO Sözcüsü Muhabbi bu açıklamaları, İran'ın izinsiz petrol tankerlerinin geçişine yönelik kısıtlamaları ve Amerikan'ın deniz ablukasıyla bağlantılı operasyonları sürerken, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği kontrolünün Washington ile Tahran arasındaki en belirgin çatışma noktalarından biri olmaya devam ettiği bir dönemde yaptı.


İran meclis komisyonu, Hürmüz Boğazı’ndaki gemilerden ücret alınmasını onayladı

Dün yapılan Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi toplantısından bir kare (İran Meclisi’nin internet sitesi)
Dün yapılan Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi toplantısından bir kare (İran Meclisi’nin internet sitesi)
TT

İran meclis komisyonu, Hürmüz Boğazı’ndaki gemilerden ücret alınmasını onayladı

Dün yapılan Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi toplantısından bir kare (İran Meclisi’nin internet sitesi)
Dün yapılan Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi toplantısından bir kare (İran Meclisi’nin internet sitesi)

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu dün, stratejik su yolundaki yeni seyrüsefer düzenlemelerine ilişkin İran-Umman görüşmelerine paralel olarak, İran'ın sağladığı hizmetler karşılığında Hürmüz Boğazı'ndan geçişine izin verilen ülkelerin gemilerinden ücret alınmasını öngören bir maddeyi onayladı.

İran Meclisi'nin Hane-i Millet internet sitesinin aktardığına göre Komisyon Sözcüsü Hasan Kaşkavi, daha önceki bir oturumda karara bağlanması ertelenen ‘Hürmüz Boğazı'nın Güvenliğini Sağlama ve Geliştirme Stratejik Eylemi’ yasa tasarısının üçüncü maddesinin komisyon toplantısında kabul edildiğini belirtti.

Kaşkavi, ücretlerin seyrüsefer, çevre, özel koşullarda yakıt ikmali, sigorta ve güvenlik hizmetlerinin yanı sıra İran'ın geçişine izin verilen gemilere sunduğu diğer hizmetler karşılığında tahsil edileceğini açıkladı. Sözcü ayrıca Tahran'ın bu ücretleri İran riyali veya belirleyeceği ‘herhangi bir başka para birimi’ üzerinden alabileceğini sözlerine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kaşkavi'nin açıkladığı detaylardan edindiği bilgiye göre söz konusu madde, yüklerin değeri üzerinden belirli bir oran öngörmediği gibi sırf geçiş için de bir ücret dayatmıyor ve tahsilatı yalnızca İran'ın gemilere sunduğunu belirttiği hizmetler karşılığıyla sınırlandırıyor.

Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerden ücret alınması meselesi, Tahran ile Washington arasında İran'ın gemi trafiği üzerindeki otoritesinin kapsamı ve geçiş şartları konusundaki anlaşmazlığın devam ettiği bir ortamda, Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüseferin yeniden düzenlenmesine yönelik önceki tartışmalar sırasında ortaya çıkan noktalardan biriydi.

Geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen İran-Umman görüşmeleri sırasında Tahran, Umman sularına yakın güney rotasının kendi denetimi dışında kalıcı bir koridor olarak tesis edilmesini reddetmesinin ardından, geçiş izinleri ve gemi trafiğinin yönetimine ilişkin kalıcı düzenlemeler gündeme getirdi.

İki taraf harita teatisinde bulunarak daha kapsamlı bir anlaşmaya zemin hazırlayacak geçici bir rotaya ilişkin teknik düzenlemeleri ele aldı. Bu düzenlemeler formüllerden birinde, gemilerin İran'ın denetimindeki bir rota üzerinden giriş yapmasını ve Tahran ile koordinasyon sağlandıktan sonra Umman tarafı üzerinden çıkış yapmasını içeriyordu.

İran ayrıca, güney rotasına yönelik itirazları ile Maskat'ın seyrüsefer serbestisine dair savunduğu düzenlemeleri uzlaştıran bir formüle ulaşma çabasıyla, İran ve Umman rotaları arasında bir ‘orta rota’ fikrini de ortaya attı.

Tahran, Maskat ile varılan mutabakatın boğazın tamamen yeniden açılması anlamına gelmediğini belirterek, bu durumu askeri operasyonların ve ABD ablukasının durdurulması ile petrol ihracatının yeniden başlatılmasını içeren daha kapsamlı şartlara bağladı.

Ücretler konusunda anlaşmazlık

Ücretler, önceki müzakerelerde ayrı bir anlaşmazlık konusuydu. İran, görüşmelerin belli aşamalarında geçiş yapan yüklerin değerinin yüzde 5 ila 7'si arasında değişen oranlar sunarken Umman tarafınca boğazın yönetimine ilişkin daha kapsamlı düzenlemeler çerçevesinde yüzde 3'e yakın bir formül ele alındı.

Washington, Tahran'a sırf gemilerin geçişi üzerinden zorunlu ücret dayatma hakkı verilmesine karşı çıktı ve koridorların herhangi bir geçiş ücreti olmaksızın seyrüsefere açık tutulmasını talep etti.

Yeni madde, İran Meclisi’nin, bizzat geçişin kendisine veya yüklerin değerine bağlı olarak ücret getirilmesi ihtimaline dair daha geniş çaplı anlaşmazlığı karara bağlamaksızın, hizmetler karşılığında bedel tahsil etmeye iç hukuki bir çerçeve kazandırma eğiliminde olduğunu gösteriyor.

Kaşkavi, uluslararası kuralların seyrüsefer serbestisini tanıdığını, ancak ‘kıyı devletlerinin güvenliğine ve egemenliğine saygı duyulmasını ve haklarının ihlal edilmemesini vurguladığını’ belirtti.

Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nın ‘özel kuralları ve koşulları’ olduğunu sözlerine ekleyen Kaşkavi, 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne taraf olmasının ardından sözleşme hükümlerinin ulusal egemenliğine veya ulusal güvenliğine halel getirmemesi gerektiğinin altını çizen Umman Sultanlığı'nı örnek gösterdi.

ABD Başkanı Donald Trump daha önce yaptığı bir açıklamada, Umman'ın İran ile müzakere ettiği mutabakatlara atıfta bulunarak, Amerikan planının ‘önüne geçmesi’ halinde Hürmüz Boğazı'na ilişkin her türlü düzenlemeye karşı koyma tehdidinde bulunmuştu