Sanal dünyaya girdikten sonra rüyalarımız değişti mi?

TV izlemek, video oyunları oynamak veya bilgisayar karşısında dinlenmek… Etkileri olabilir

Freud, rüyanın bilinçaltına giden en geniş yol olduğuna inanıyordu (Getty)
Freud, rüyanın bilinçaltına giden en geniş yol olduğuna inanıyordu (Getty)
TT

Sanal dünyaya girdikten sonra rüyalarımız değişti mi?

Freud, rüyanın bilinçaltına giden en geniş yol olduğuna inanıyordu (Getty)
Freud, rüyanın bilinçaltına giden en geniş yol olduğuna inanıyordu (Getty)

Fidel Sbeity
Sanal dünya, rüyalarımız dahil gerçek hayatımızın detaylarına kadar girdikten sonra sanal alem çağında rüyalarımızla ilgili birçok soru gündemde geldi. Bu sorulardan biri de iletişim araçlarına ve bize günün her saatinde sağladıkları bilgi ve reklamlara olan bağımlılığımız, rüyalarımızın kalitesini etkileyip etkilemediğiyle ilgili. Günlük yaşamımızın kalitesi ve buna bağlı olarak gördüğümüz ve maruz kaldığımız görüntüler, davranışlarımızı ve hayata bakışımızı etkileyerek rüyalarımızın türünde köklü değişikliklere neden olur mu?

Rüyalar ne derece önemlidir?
Kadim tarihten beri insanlar, rüyaları yorumlamaya çalıştılar. Bunun nedeni bazen bize gelecekten haber veren işaretler olarak kabul edilmesi olurken kimi zaman da rüyaların ruhları memnun etmek veya çektiği eziyetten kurtarmak için muallakta kalan meselelerle ilgili olarak görüldüğünün düşünülmesiydi. Bazıları da rüyaların, psikolojik baskıların bir ifadesi ya da bizi psikolojik sorunları çözmenin yollarına yönlendirebileceği düşüncesiyle rüyaları analiz etmeye çalıştı. Ancak birçok bilim adamı, rüyaları anlamak ve analiz etmek için genellikle iki yöntem üzerinde durdular. Birincisi, Hz. Yusuf’un rüyasının yorumlaması ve nübüvvete delalet ettiği şeklinde rüyaların sembolik olarak yorumlanması, mevcut insan kültüründe bu rüyaların en meşhuru, Firavun’un rüyasının yorumlanmasıdır. Dini kaynaklara göre bu rüyanın yorumu, hayatı ve ülkenin bekasını etkilemiştir. Diğer yönteme gelince ‘Rüyaların Yorumu’ teorisinin sahibi Avusturyalı Psikolog Sigmund Freud’un izlediği bilimsel yöntemdir. Freud, rüyaların, çocukluğundan beri içinde biriken baskıların bilinçaltı ifadeleri olduğunu düşünen modern psikolojinin babasıdır. Bu yöntem, rüyalarda ortaya çıkan bu baskıyı ortadan kaldırmaya ve rüyayı görenin psikolojik sorununun özüne ulaşmaya veya tekrarlanabilecek rüyalarının anlamını açıklamaya çalışmaya odaklanılır. Freud, rüyanın bilinçaltına ve onun iç içe geçmiş dünyalarına giden en geniş yol olduğuna inanıyordu. Freud’a göre rüya genellikle ayrık ve mantıksız olmasına rağmen, detaylarıyla ‘yorumlanabilir.’ Freud, hipnozun hastanın bilinçaltı dünyasına girmek için bir kısayol olduğuna inanır. Doktorun hipnoz sırasında hastayı rüyasında gezdirebilir ve istediği bilgiyi elde edebilir. Öte yandan hastadan veya rüyayı gören kişiden şuur halindeyken rüyasını anlatmasını isterseniz, bazı kısımlarını unutabilir veya bazı kısımlar ekleyebilir. Binaenaleyh, Freud, hipnoz ve serbest çağrışımı hastalarının rüyalarının yeniden görmesini sağlamak için kullanıldı.  Serbest çağrışım, rüyayı gören kişi veya hastanın istediği herhangi bir konuda keyfince konuşmasını sağlar. Freud, ruhun duygularını rüyalar olarak ifade etmedeki bu serbest çağrışımı, bilinçaltının gizlediklerini ortaya çıkarmada faydalı olarak değerlendirdi.

Sosyal medya rüyalarımızı etkiler mi?
Prensip olarak psikoloji, rüyaları, gözlerimizin doğumumuzdan beri her gün görüp bilinçaltımızda depoladığı muazzam bir görüntü koleksiyonu olarak kabul eder. Bu görüntüler belirli depolanmış duygularla ilişkilendirilir. Söz konusu görüntüler, her insanın beyninde ihtiyacına göre analiz edilir. Bu görüntüler depolanan belirli duygularla bağlantılıdır. Her insanın beyninde bunlara olan ihtiyacına, göstermek istediklerine ve bir nedenle sakladıklarına göre analiz edilir. Hatta bazıları, fetüsün annesinin rahminde rüya gördüğüne inanıyor. Bu iddiayı doğrulamak için tıbbi araştırmalar hala devam ediyor. Psikolojide, rüyalar ve konuları, bilinçaltımızda sıkışmış bir şeyin ifadesi veya sadece beynimizin içindeki çöp kutularına günlük olarak yakalanan görüntülerin beynin organizasyonu olabilir. Bazılarını tamamen unutarak kapatıyoruz. Bazıları ise hiçbir etkin işlevi olmadığı için tamamen siliniyor.
Dr. Dean McCoubrey, ‘Sosyal Medyanın Bilinçaltına Etkisi’ adlı araştırmasında, “Medya ve içeriği gözlerimizle tüketiyoruz. Beynimizde işlendikten sonra işletim sistemimizde (iOS) depolanır. Elbette ki heyecan verici veya rahatsız edici bir şey varsa, depolama sistemimizde derinlere kök salabilir ve bu da dünyaya bakışımızı değiştirebilir” ifadelerine yer veriyor.
Örneğin McCoubrey’e göre belirli bir içeriğe bakmaya devam edersek, bunun yıldızların ve ünlülerin vücutlarının şekli, kıyafetleri ve lüks yaşamları olduğunu varsayalım. Bu içeriklere alıştıktan sonra biz de kendimizi o yıldızlar gibi sanmaya başlarız. Yani internette görmeye alıştığımız içerikler kendimize bakışımızı şekillendiriyor, ona göre yaşıyor ve ona inanıyoruz. İnternette gördüklerimizin kesinlikle doğru olmadığını hepimiz bilsek de bunun üzerimizde büyük bir psikolojik etkisi var.

Rüyalar ve sanal dünyanın olumsuz etkisi
Madison'daki Summit Medical Group'ta Yatan Hasta Uyku Hizmetlerinin Tıbbi Direktörü Dr. Marc L. Benton’a göre aşırı derecede TV izlemek, video oyunları oynamak veya saatlerce bilgisayar karşısında dinlenmek, bunların hepsinin rüyalar üzerinde etkisi olabilir. Dr. Benton ayrıca “Uykuya giderken yaptığınız veya düşündüğünüz her şey rüyalarınızın içeriğini etkileyebilir. Yatmadan önce yaptığınız şeyler, ekran başında geçirilen zaman da dahil olmak üzere, kitap okuyup bir şeyler yazmak, video izlemek veya sosyal platformlarda mevcut olan diğer iletişim biçimlerini kullanmak insanları hem fiziksel hem de duygusal olarak etkileyebilir. Yaptığınız herhangi bir eylem düşünmeyi teşvik edecek, duygularınızı ve dolayısıyla rüyalarınızın içeriğini etkileyecektir” diyor.
Psikolojiye göre rahatsız edici rüyalar uyku süremizi azaltır, kaygı seviyemizi arttırır veya uyku kalitemizi ve dolayısıyla sağlığımızı da olumsuz etkiler. Bu da aşırı uykululuk gibi işlevsel sorunları, dikkat süresi ile ilgili sorunları, zayıf hafıza, sorunları çözme becerisi, bunlara yavaş yanıt vermeyi ve tabii ki duygu durum bozukluklarını içeren ruh hali değişimleri ve depresyona yol açar.

Yeni deneyim
Medyayı sürekli olarak takip etmenin, şimdiki neslin çocukları ve internetin varlığında yaşayacak sonraki nesillerin çocukları üzerinde büyük etkisi olacaktır. Dolayısıyla bilgilerinin ve depoladıkları görüntülerin kaynağı bu ağ olacak. Hayatları ve rüyaları bu hala üzerinden sosyolojik ve psikolojik araştırmalar yapılan sanal dünyalara göre şekillenecek. Çünkü beşeri bilimler hâlâ insan psikolojisini analiz etmek için devasa laboratuvarlarının içindeler, çünkü deney hala nispeten yeni ve yeni etkiler her gün bilim adamlarının önüne geliyor. Buna dayalı çıkarımlarda bulunuyor, henüz nihai sonuçlara varılamadı. Sanal dünya ile ilişkimizin gelişimi hala tüm hızıyla devam ettiği için nihai olarak üzerine inşa edilebilecek belirli bir şekle sahip değiliz. Psikologlar, sosyologlar ve yeni bilimler, sanal dünyanın hayatımızdaki etkileriyle ilgili kesin sonuçlara ulaşma yolculuğunun henüz başında.
Bunun çocuklarda etkisi daha fazla olacaktır, bunun iki nedeni vardır, birincisi günümüzde çocuklar ebeveynlerinin gözleri önünde tamamen sanal dünyaya geçiş yaparken çoğu insanın internet dünyasından önce ve sonra yaşamış olması. Hepimiz biliyoruz ki zihin çocukluktan itibaren şekillenmeye başlar. Bir çocuğun zihni, ebeveynlerin, toplumun veya basın ve sosyal medyanın istediği şekilde şekillendirilebilir. Romantiklerin dediği gibi çocuk, boş bir sayfadır ve biz onu eğitimle doldururuz. Modern bilimde, çocuğun zihni, Freud'a göre 13 yaşına, modern bilime göre 30 yaşına kadar gelişir ve olması gereken düzeye ulaşır.

Geleceğin dünyasında yeni çocuklar
Nörobiyolojik gelişimlerinin en temel aşamasında çocuklar, bilgilerini geniş bir bilgi deposu olan internetten alıyorlar. Böylece bu depo, onların dünyayı ve yaşadıkları hayatı görme biçimlerini tanımlamanın kaynağı olmaktan çok, rüyaları ve ilhamlarının kaynağı haline gelir. Kendilerine sunulan ölçü, ebeveynlerinin, ailelerinin veya mahalledeki veya okuldaki küçük toplulukların hayatı değil, çok daha geniş bir yer, gerçek dünyayla kıyaslanamayacak kadar geniş bir açık dünya. Buradan, her düzeyde üç kuşağı, rüyaları, hayattaki hedefleri, hayata bakışı, toplumu ve sosyal ilişkileri karşılaştırmaya çalışan birçok bilim ortaya çıktı.
Araştırma üç kuşağı kapsıyor: İnternetin olmadığı dönemde yaşayan büyükanne ve büyükbaba kuşağı, internet öncesi ve sonrasında yaşayan ebeveynler kuşağı ve sanal ağa alternatif bir dünya bilmeyen çocuklar kuşağı. Bu bilimler, mevcut insanlarla bir sonraki aşamada insanlar arasında oluşacak farkları anlamak için çok çalışıyorlar. Tıpkı, iletişim devriminden önce veya sanayi devriminden önce insanlarla olan durumumuz gibi… Her halükârda, bundan on yıl sonraki nesil, on yıl önce ergenliğine ulaşan nesil ile aynı olmayacaktır. Henüz görünüş açısından değil fakat öncelikle psikolojik duygular açısından iki farklı insan türü olacak.
Mount Sinai-Center on Addiction Alliance Tıbbi Direktörü Dr. Kara S. Bagot bu konuyla ilgili olarak, “Sosyal medyanın ergenlerin birbirleriyle, akranlarıyla ve dünyayla etkileşim biçimini değiştirdiğini, bu değişim ve etkileşimlerin davranış değişikliklerine, psikolojik ve zihinsel sağlıkta değişikliklere yol açtığını söyleyebiliriz” dedi.
*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.



Converse reklamına Ku Klux Klan tepkisi: Delirmediniz

Converse, spor ayakkabı reklamındaki imgelerin KKK ve linç olaylarını çağrıştırdığının internette eleştirilmesi üzerine özür dileyerek reklamı yayından kaldırdı (Converse)
Converse, spor ayakkabı reklamındaki imgelerin KKK ve linç olaylarını çağrıştırdığının internette eleştirilmesi üzerine özür dileyerek reklamı yayından kaldırdı (Converse)
TT

Converse reklamına Ku Klux Klan tepkisi: Delirmediniz

Converse, spor ayakkabı reklamındaki imgelerin KKK ve linç olaylarını çağrıştırdığının internette eleştirilmesi üzerine özür dileyerek reklamı yayından kaldırdı (Converse)
Converse, spor ayakkabı reklamındaki imgelerin KKK ve linç olaylarını çağrıştırdığının internette eleştirilmesi üzerine özür dileyerek reklamı yayından kaldırdı (Converse)

Converse, bir spor ayakkabı reklamındaki imgelerin Ku Klux Klan ve linç olaylarına benzediği gerekçesiyle içeriği eleştirenlerin internette verdiği tepkilerin ardından özür dileyerek reklamı geri çekti.

Converse'in Chuck 70 X spor ayakkabısı için düzenlediği küresel kampanyada yer alan reklamda Aespa grubunun K-pop yıldızı Karina, yıldız şeklindeki bir spot ışığının altında dururken elinde bir çift yüksek bilekli siyah Converse ayakkabı tutuyordu. Uzun beyaz bir etek giyen Karina'nın silüeti, ışıklandırma nedeniyle birçok sosyal medya kullanıcısına göre KKK kukuletasına benzerken, asılı duran spor ayakkabıları da linç edilmiş bir kişiyi andırıyordu.

Chuck 70 X, 27 Ağustos'ta dünya çapında piyasaya sürülmüş, tartışmalı görsel de önceki haftalarda Converse'in sosyal medya hesaplarında paylaşılmıştı. Ancak sosyal medya kullanıcılarının reklamın kırpılmamış bir versiyonunu internette dolaşıma sokmasıyla tepkiler şiddetlendi; kullanıcılar, sivri uçlu kukuleta ve asılmış ceset benzerliğinin bu versiyonda daha da belirginleştiğini söylüyor.

Nike'a bağlı Converse, The Independent'a yaptığı açıklamada şunları kaydetti: 

Özür dileriz. Bu görselin neden derin bir rahatsızlık yarattığını anlıyoruz ve hatalı davrandığımızın farkındayız. Görseli kanallarımızdan kaldırdık ve yayımlandığı her yerden kaldırmaya çalışıyoruz. Böyle bir şey yaşanmamalıydı ve bundan sonra daha özenli davranacağız.

Yine de hem hayranlar hem de kamuoyunda tanınan isimler reklamla ilgili görüşlerini paylaşmaya devam etti.

X'te bir hayran, "Hayır, delirmediniz. Evet, Converse reklamı ırkçı. Evet, Klan kıyafetine benziyor. Evet, linç sahnesine benziyor. Ve hayır, 'Bu sadece bir ayakkabı reklamı' demek mazeret değil" diye yazdı.

Şikago'da yaşayan fotoğrafçı Stephanie Schwartz da Threads'te kampanyayı eleştirerek şöyle yazdı: 

Gölge, ışık ve kompozisyon. Bütün fotoğrafçılar size, bu reklamı yapan kişinin ne yaptığını TAM OLARAK bildiğini söyleyebilir.

Oyuncu Yvette Nicole Brown da Threads'te kampanyaya tepki göstererek "Bu bir linç, değil mi?" ifadelerini kullandı.

Tartışmalar, ağaçtaki ayakkabılara yer veren ayrı bir Converse kampanyasını da yeniden gündeme getirdi. Kopenhag merkezli yaşam tarzı markası Palmes'la işbirliği içinde hazırlanan görselde, merdivende duran bir kişi ve ağaç dalından sarkan bir çift spor ayakkabı yer alıyordu. Adweek'e göre görselin 14 Eylül'de yayımlandığı bildiriliyor.

Sosyal medya kullanıcıları, bu görseli Karina reklamıyla birlikte paylaşarak iki kampanyanın bir araya gelmesinin sözkonusu imgelere ilişkin endişeleri artırdığını belirtiyor.

Bir Threads kullanıcısı, ikinci görselin sembolizmi daha da pekiştirdiğini söylerken, bir diğeri ise ikisini yan yana paylaşarak şöyle yazdı: 

Bir reklamı gördüğümüzde aklımıza hemen Billie Holiday'in Strange Fruit şarkısının gelmesi için HİÇBİR NEDEN YOK.

Independent Türkçe


Yeni Bond kitaplarının yazarından favori 007 adayına veto

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Yeni Bond kitaplarının yazarından favori 007 adayına veto

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Slow Horses'ın yıldızı Jack Lowden, 007 rolü için bahisçilerin mevcut favorisi. Ancak Bond kitaplarının yeni yazarı, onun öldürme yetkisine sahip doğru isim olduğuna pek ikna olmuş değil.

En son James Bond kitabını kaleme alan Charlie Higson, kurgusal Britanyalı casus rolünü Daniel Craig'den devralma yarışında öne çıkan son isimler hakkındaki görüşlerini paylaşarak hiçbirini martini içen casus rolünde hayal edemediğini açıkladı.

Halihazırda Bond rolünü oynama ihtimali en yüksek aktör İskoç yıldız Jack Lowden olsa da Masters of the Air'dan Callum Turner ve Uğultulu Tepeler'in (Wuthering Heights) yıldızı Jacob Elordi'nin de adaylar arasında yer aldığı söyleniyor.

Higson verdiği yeni röportajda, Lowden'ın Bond'u canlandırmak için gereken özellikleri taşıdığından "emin olmadığını" söyledi. "Onu seviyorum ama tıpkı Tom Hiddleston'ın adaylar arasında olduğu zamanki gibi bir durum sözkonusu; ikna edici bir yakın dövüşçü değil" dedi.

The Times'a konuşan yazar, "Daniel Craig'in birinin canına okuduğuna inanabiliyorsunuz" ifadelerini kullandı. 

Bond'u canlandıran oyuncuda da buna inanabilmemiz gerekiyor.

Yazar ayrıca Elordi'nin bu role "fazla uzun" kaçacağını düşündüğünü, Turner'ın ise "alışılmadık bir görünüşe" sahip olduğunu ve bunun "kötü bir şey olmadığını" belirtti.

Higson, ne yazık ki oyuncu seçimi süreciyle ilgili içeriden herhangi bir bilgi veremedi. Sözlerine, "Çok daha genç bir Bond mu seçecekler?" diye devam etti.

Tanınmış bir ismi mi seçecekler, yoksa daha önce adını duymadığımız birini mi? İlginç olacak. Çok heyecan verici.

BBC Two'nun The Fast Show programının eski yazarı ve oyuncusu Higson, en çok Genç Bond (Young Bond) kitap serisini yazmasıyla tanınıyor. Ian Fleming'in ilk romanlarından doğan bu yan seri, Eton Koleji'nde okuyan ergen James Bond'u konu alıyor.

Higson bu seride 5 kitap yazdıktan sonra 1964'te Fleming'in ölümünden bu yana yetişkin Bond romanlarını kaleme alan 8. yazar oldu. Higson'ın On His Majesty's Secret Service'i 2023'te yayımlanırken, son romanı King Zero ise bu ay okuyucuyla buluşacak.

Ian Fleming Publications, Fleming'in ölümünden sonra Kingsley Amis, John Gardner, Raymond Benson, Sebastian Faulks, Jeffery Deaver, William Boyd, Anthony Horowitz ve Higson tarafından yazılan 29 Bond romanı yayımladı.

26. Bond filminin senaristi Steven Knight önceki haftalarda, yapımcıların bir sonraki Bond'u kimin oynayacağına karar verdiğini ve casusu kimin canlandıracağını artık bildiği için senaryo üzerinde çalışmanın "biraz daha kolaylaştığını" açıklamıştı.

Bu açıklama, Lowden'ın Slow Horses'taki rol arkadaşı Gary Oldman'ın, yapımcıların kararını çoktan verdiğini iddia ederek çıkmasını istediği bir isme "şans dilediğini" söylemesinden kısa süre sonra gelmişti.

Daniel Craig'in son Bond filmi Ölmek için Zaman Yok (No Time to Die), 2021'de vizyona girdiğinden beri serinin hayranları, Dune: Çöl Gezegeni'yle (Dune) bilinen Denis Villeneuve'nin yöneteceği bir sonraki filmde onun yerini kimin alacağını öğrenmek için sabırsızlanıyor. Bu, seriyi geçen yıl ortak sahibi Barbara Broccoli'den devralan, Amazon'a ait MGM şirketinin yaratıcı kontrolü altındaki ilk film olacak.

Yapımcı Amy Pascal, sıradaki Bond'la ilgili haberlerin muhtemelen "yıl sonuna kadar" açıklanacağını geçen ay söylemişti.

Pascal, "Gerçekten çok titiz davranıyoruz. Barbara Broccoli'yle stüdyo tarafında çalışmış biri olarak şunu söyleyebilirim ki, Daniel Craig'in yerini doldurmak hiç de kolay değil" demişti.

Independent Türkçe


Glee geri mi dönüyor? Ortak yaratıcısından dikkat çeken açıklama

Ian Brennan,Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nin galasında The Independent'a konuştu (AP)
Ian Brennan,Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nin galasında The Independent'a konuştu (AP)
TT

Glee geri mi dönüyor? Ortak yaratıcısından dikkat çeken açıklama

Ian Brennan,Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nin galasında The Independent'a konuştu (AP)
Ian Brennan,Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nin galasında The Independent'a konuştu (AP)

Glee'nin yeniden başlatılması gerçekten gündemde olabilir mi?

Fox dizisinin ortak yaratıcısı Ryan Murphy ve yıldızı Lea Michele'in son aylarda dizinin yeniden başlatılma ihimalinden bahsetmesi, bunun gerçekten gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair çok sayıda spekülasyona yol açtı.

Yakın zamanda düzenlenen New York Moda Haftası etkinliğinde E! News'a konuşan Michele, "Glee'yi çok sevdiğini" ve dizinin "kalbinde çok özel bir yeri olduğunu" söyleyerek "Ryan'ın peşinden her yere giderim" diye eklemişti.

Murphy'nin uzun süredir birlikte çalıştığı, Glee'nin ortak yaratıcısı Ian Brennan da konuyla ilgili düşüncelerini paylaştı. İkilinin birlikte yaptığı yeni Netflix dizisi Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nin (Monster: The Lizzie Borden Story) galasında The Independent'a konuşan Brennan, yeniden birleşme olasılığından bahsetti.

"Şunu söyleyeyim: Glee'yi yeniden başlatma projesinde ikisine de katılırım. Söyleyebileceğim tek şey bu" diyen Brennan, "Buraları takip edin" diye ekledi.

Brennan, Murphy ve Brad Falchuk, lise korosu New Directions'ın yaşadığı sıkıntıları ve zorlukları konu alan popüler müzikal dizinin ortak yaratıcısıydı. 2009'dan 2015'e kadar Fox'ta yayımlanan dizi, 6 Emmy Ödülü ve 4 Altın Küre kazandı.

Glee'de Michele'le birlikte Matthew Morrison, Jane Lynch, Chris Colfer, Dianna Agron, Kevin McHale ve Amber Riley'nin yanı sıra hayatını kaybeden oyuncular Cory Monteith, Mark Salling ve Naya Rivera da rol alıyordu.

Dizi kusursuz değildi; çekimler sırasında ve sonrasında, Michele'in diğer oyuncuları zorbaladığı yönündeki suçlamalar da dahil çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştı. Michele, davranışları nedeniyle kamuoyuna bir özür açıklaması yayımlamıştı.

Dizi ve bıraktığı mirasın yanı sıra yeniden başlatılma ihtimali hakkında temmuzda People'a konuşan Murphy şunları söylemişti: 

Bu ilginç bir dizi çünkü yeniden popülerleşti. Şimdi pek çok genç izliyor. Ben de 'Belki de o diziye geri dönmeliyiz' diyorum.

cvfgbhyj
Lea Michele, Glee'de Rachel Berry karakterini canlandırdı (Fox)

Murphy sözlerini "O diziye duyduğum nostalji ve sevgi o kadar büyük ki, 'Belki de insanlar bir şekilde o dizinin yeni bir versiyonunu görmek isterler' diye düşünüyorum. Evet, o diziyi seviyorum; neye dönüştüğünü ve pek çok insan için ifade ettiği şeyi de seviyorum" diye sürdürmüştü.

Glee'de Falchuk'la ilk kez işbirliği yaptıktan sonra Murphy ve Brennan, Scream Queens, The Politician ve son olarak da Canavar serisinde yakından çalışmaya devam etti.

Bu serinin 4. dizisi Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi perşembe günü Netflix'te gösterime girdi.

Ella Beatty, Billie Lourd, Charlie Hunnam, Rebecca Hall ve Vicky Krieps'in rol aldığı dizi, 1800'lerin sonlarında babasını ve üvey annesini öldürmekten yargılanan ve sonra beraat eden cinayet zanlısı Lizzie Borden'ın gerçek hikayesinden uyarlandı.

Independent Türkçe