Mısır, Etiyopya’nın Nahda Barajı’nı çalıştırmaya başlamasının ardından su sistemini geliştirmeye devam ediyor

Fotoğraf (Reuters _Arşiv)
Fotoğraf (Reuters _Arşiv)
TT

Mısır, Etiyopya’nın Nahda Barajı’nı çalıştırmaya başlamasının ardından su sistemini geliştirmeye devam ediyor

Fotoğraf (Reuters _Arşiv)
Fotoğraf (Reuters _Arşiv)

Mısır hükümeti, su sistemini kapsamlı bir şekilde geliştirmeye devam ettiğini duyurdu. Bu açıklama, Etiyopya’nın Nahda Barajı’nda elektrik üretimini başlattığını duyurmasıyla eşzamanlı geldi. Mısır, su ihtiyacının yüzde 97’sini karşıladığı nehrin üzerine kurulan Nahda Barajı’nın su payının azalmasına neden olmasından endişe ediyor.
Mısır Su Kaynakları ve Sulama Bakanı Muhammed Abdulati, dün yaptığı açıklamada, “Bakanlığın şu anda uyguladığı su sisteminin kapsamlı geliştirilmesi süreci, su kullanımlarını düzene koymayı, suyun her damlasının geri dönüşünü en üst düzeye çıkarmayı, kanal şebekesini modernize etmeyi ve tarımsal kalkınma projeleri için sürdürülebilir kalkınmayı sağlıyor. Bu süreç en başta çiftçilere olumlu yansıyacak” dedi.
Mısır su kaynakları sıkıntısı çekiyor. Mısır Su Kaynakları ve Sulama Bakanlığı’nın verilerine göre ‘Mısır’ın 114 milyar metreküp suya ihtiyaç duyduğu tahmin edilirken, sahip olduğu kaynaklar 74 milyar metre küp suya ulaşıyor.’ Mısır bu krizi aşmak amacıyla yaklaşık 50 milyon dolar tutarındaki yatırımlarla 2037 yılına kadar su yönetimini ve talebini karşılamak için belirlediği bir strateji uygulamaya başladı. Mısır’ın programı, deniz sularını tuzdan arındırma tesisleri ile atık su geri dönüşümü için üçüncül arıtma tesislerinin inşasını ve modern tarımsal sulama için bir dönüşüm projesinin uygulanmasını kapsıyor.
Mısır Su Kaynakları ve Sulama Bakanı Abdulati, kanal restorasyonu projelerinin ihaleleri ve hayata geçirilen projeleri takip etmek için dün Kalyubiye kentinde toplantı düzenledi. Bakanlığın önümüzdeki Haziran ayı sonuna kadar 60 bin dönümlük bir alanda taşkın sulamadan modern sulama sistemlerine geçişin yanı sıra Kalyubiye kentinde 500 kilometre uzunluğundaki kanalları restore etmeyi hedeflediğini söyleyen Abdulati, 207 kilometre uzunluğuna ulaşan kanalların restorasyonu için şu an çalışmalara başlandığını, bugüne kadar 17 kilometresinin tamamlandığını, 88 kilometresinin devam etmekte olduğunu, geri kalan kısmın da belirlenmiş takvime göre uygulanması için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.
Modern sulama sistemlerinin dönüştürülmesine yönelik projelere değinen Abdulati, 16 bin 668 çiftçinin toplamda 13 bin 70 dönüm alana sahip 840 parsellik arazilerinde modern sulamanın dönüştürülmesine yönelik projelerin uygulanmasını onayladıklarına dair beyanname sunduklarını söyledi. Abdulati ayrıca 54,6 bin dönüm üzerinde modern sulama sistemlerinin kurulması için ödenek ayrıldığını, 7 bin 745 dönümün 498 dönümünde sistemin kurulduğunu ve geri kalan kısımlar üzerinde çalışmaya devam ettiklerini söyledi.
Etiyopya pazar günü elektrik üretimi için ilk etapta barajdaki bir türbini “sınırlı” bir şekilde çalıştırmaya başladı. Mısır bu adımı “Etiyopya tarafının yükümlülüklerini ihlal etmek için daha fazla çabalaması” şeklinde nitelendirdi. Etiyopya resmi haber ajansına göre Etiyopya’nın batısında ve Sudan sınırına yakın bir bölgede bulunan Nahda Barajı’nda çalıştırılan türbinden sadece 375 megavatlık üretim yapılabildi. Mısır Dışişleri Bakanı, Etiyopya’yı 2015 yılında Hartum-Kahire-Addis Ababa arasında imzalanan ilk anlaşmaya yönelik yeni bir ihlalde bulunmakla suçladı. Nitekim söz konusu anlaşma, nehir suyu kullanımında tek taraflı adımların atılmasını yasaklıyor.



Suriye, Irak'tan ikinci kez askeri üsse doğru fırlatılan İHA’yı engelledi

ABD'nin Suriye'deki Kasrak askeri üssünden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
ABD'nin Suriye'deki Kasrak askeri üssünden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
TT

Suriye, Irak'tan ikinci kez askeri üsse doğru fırlatılan İHA’yı engelledi

ABD'nin Suriye'deki Kasrak askeri üssünden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
ABD'nin Suriye'deki Kasrak askeri üssünden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)

Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Samir Ali Oso (Sipan Hamo), Ortadoğu'daki devam eden çatışmalar sırasında, Irak'tan kalkan ve Suriye'nin kuzeydoğusundaki bir ABD üssünü hedef alan insansız hava aracı (İHA) saldırısının dün Suriye ordusu tarafından püskürtüldüğünü açıkladı. Bölgedeki aktivistler, saldırıların üssün yakınındaki tahıl depolarını vurduğunu ve önemli hasara yol açtığını bildirdi.

Oso, “X” platformu aracılığıyla yaptığı açıklamada, “Topraklarımızda Haseke kırsalında bulunan Kasrak ABD üssü, Irak topraklarından fırlatılan dört İHA ile saldırıya uğradı. İHA’lar herhangi bir can kaybı olmadan düşürüldü” dedi. Bakan Yardımcısı sözlerine şöyle devam etti: “Irak'ı sorumlu tutuyoruz ve istikrarımızı tehdit eden saldırıların tekrarını önlemeye çağırıyoruz… Bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanması için bölgesel ve uluslararası iş birliğinin önemini vurguluyoruz.”

Daha önce "Sipan Hamo" takma adıyla tanınan Oso, iki gün içinde gerçekleşen bu türden ikinci saldırıyı kınadı.

 ABD hava savunma sistemlerinin dün kamikaze İHA’ları düşürmesinin ardından Kasrak üssü yakınlarındaki bir buğday deposunda maddi hasar meydana geldi (Fırat Post)ABD hava savunma sistemlerinin dün kamikaze İHA’ları düşürmesinin ardından Kasrak üssü yakınlarındaki bir buğday deposunda maddi hasar meydana geldi (Fırat Post)

Suriye ordusu cumartesi günü, Irak'tan ülkenin güneydoğusundaki, daha önce ABD güçlerinin bulunduğu el-Tanf üssüne yönelik bir İHA saldırısını püskürttüğünü açıklamıştı. Ordu, geçen hafta da ülkenin kuzeydoğusundaki başka bir üssünün Irak'tan gelen roket saldırısına maruz kaldığını belirtmişti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre bir Iraklı yetkili, saldırının arkasında yerel bir silahlı grubun olduğunu iddia etti ve Bağdat, olayla bağlantılı 4 kişiyi gözaltına aldı.

Son aylarda, “DEAŞ” ile mücadele koalisyonu kapsamında Suriye’de konuşlanmış olan ABD güçleri, Tanf ve Şeddadi üslerinden çekildi ve Kasrak üssünden de çekilmeye başladı.

Irak da 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırıyla başlayan Ortadoğu savaşının etkilerinden nasibini aldı. Tahran'a bağlı Iraklı milis gruplarının karargahları hava saldırılarına maruz kalırken, bu gruplardan bazıları Irak ve bölgedeki ABD çıkarlarını hedef alacaklarını açıkladı.

Suriye'nin güneydoğusundaki el-Tanf'ta bulunan ABD üssü (Reuters-Arşiv) Suriye'nin güneydoğusundaki el-Tanf'ta bulunan ABD üssü (Reuters-Arşiv)

Suriye resmi haber ajansı SANA'ya göre,Suriye ordusu,cumartesi günü Irak topraklarından düzenlenen ve ülkenin güneyindeki (Tanf) bir askeri üssü hedef alan İHA saldırısını püskürttüğünü duyurdu. Bu askeri üs, geçen ay çekilmeden önce ABD askerlerini barındırıyordu.

SANA, Suriye Ordusu Operasyon Komutanlığı'ndan aldığı bilgiye göre birliklerinin “ülkenin güneyindeki el-Tanf askeri üssüne yönelik İHA saldırısını püskürttüğünü” aktardı. Ajans, “İHA’ların Irak topraklarından havalandığını ve el-Tanf'taki Suriye Arap Ordusu üssünü hedef almaya çalıştığını” belirtti.

Suriye ordusu, geçen haftanın başında Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kırsalında bulunan bir askeri üssün Irak'tan fırlatılan füzelerle vurulduğunu duyururken, bir Iraklı yetkili saldırıyı Iraklı bir silahlı gruba atfetti.

ABD, şubat ayı boyunca Suriye-Irak sınırındaki el-Tanf üssünden ve Şeddadi kasabası yakınlarındaki bir üsten kademeli olarak çekildi. Bu üs, hükümet güçleri bölgeye ilerlemeden önce Kürt güçlerinin “DEAŞ” militanlarını tuttuğu bir hapishaneyi barındırıyordu. ABD ayrıca Haseke vilayetindeki Kasrak üssünden de çekilmeye başladı.


UNIFIL, Lübnan'ın güneyinde meydana gelen füze patlaması sonucu bir askerinin hayatını kaybettiğini duyurdu

UNIFIL araçları, Lübnan'ın güneyindeki Nakura bölgesinde bir Lübnan ordusu mevzisinin önünden geçiyor (AFP)
UNIFIL araçları, Lübnan'ın güneyindeki Nakura bölgesinde bir Lübnan ordusu mevzisinin önünden geçiyor (AFP)
TT

UNIFIL, Lübnan'ın güneyinde meydana gelen füze patlaması sonucu bir askerinin hayatını kaybettiğini duyurdu

UNIFIL araçları, Lübnan'ın güneyindeki Nakura bölgesinde bir Lübnan ordusu mevzisinin önünden geçiyor (AFP)
UNIFIL araçları, Lübnan'ın güneyindeki Nakura bölgesinde bir Lübnan ordusu mevzisinin önünden geçiyor (AFP)

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL), yaptığı açıklamada, güney Lübnan'daki mevzilerinde füze patlaması sonucu bir askerinin öldüğünü ve füzenin kaynağının henüz bilinmediğini belirtti.

Güç, dün yaptığı açıklamada, «Dün gece, İsrail ile sınırda bulunan ve yaklaşık bir aydır Lübnan’da Hizbullah ile kanlı bir savaş yürüten Adşit el-Kusayr bölgesi yakınlarındaki UNIFIL üssünde bir mühimmatın patlaması sonucu bir barış gücü askeri trajik şekilde hayatını kaybetti, bir diğer asker ise ağır yaralandı» ifadelerini kullandı.

UNIFIL, “Şu ana kadar merminin kaynağını bilmiyoruz. Olayın ayrıntılarını belirlemek için soruşturma başlattık” açıklamasında bulundu.


Bağdat neden silahlı grupların eylemlerine karşı koyamıyor?

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
TT

Bağdat neden silahlı grupların eylemlerine karşı koyamıyor?

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)

Birçok Iraklı, ABD ve İsrail ile İran arasındaki bölgesel savaşın ülkeye yansımalarını büyük bir ilgi ve kaygıyla takip ediyor. Gözlemcilere göre bu tedirginlik, İran’a bağlı silahlı grupların, Irak içinde sivil, askeri, diplomatik ve ekonomik hedeflere yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına geniş çapta katılmamış olsaydı, bu boyutta yaşanmayacaktı. Ancak hükümet, yaklaşık 500 saldırıyı aşan bu eylemlere karşı ciddi bir adım atmadı; sadece kınama ve protesto mesajları yayınlamakla yetindi ve saldırıları gerçekleştiren gruplardan tek bir kişi bile tutuklanamadı.

Gün geçtikçe ülke, hükümetin veya siyasi güçlerin herhangi bir karar veya önlem almadan bölgesel çatışmaya dahil oluyor. Bu durum, silahlı grupların güç ve karar tekeline bağlı olarak gerçekleşiyor. Halk ve bazı siyasi isimler arasında, hükümetin rolü ve işlevi ile bu grupların etkisi arasındaki sınırlar konusunda ciddi soru işaretleri oluşuyor.

Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin (Kürt), Cumartesi günü yaptığı açıklamada, ülkenin yönetiminde uygulanan “Şii politikası” karşısındaki şaşkınlığını dile getirdi. Bakan Hüseyin “Şii siyasetçiler bu politika ile bizi mahvetti. Bir yandan Amerika’yı eleştiriyorlar, öte yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın bir tweetine yanıt veriyorlar” dedi. Buradaki tweet, “Koordinasyon Çerçevesi”nin Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı göstermesini reddeden ifadeye işaret ediyordu.

Hüseyin ayrıca, “Hiç kimse Haşdi Şabi ile silahlı gruplar arasındaki farkı tam olarak bilmiyor. Bazıları Haşdi araçlarını ve kimliklerini kullanıyor. Haşdi, resmi bir güvenlik kuruluşuyken, yasa dışı silahlı gruplar farklıdır ve bu durum ülke dışında yanlış bir algı yaratıyor. Amerikalılar da biliyor ki bazı grupların üyeleri Haşdi bünyesinde bulunuyor” ifadelerini kullandı.

İran ile ideolojik bağ

Şarku’l Avsat’a konuşan Akademisyen ve Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan el-Şemri, hükümetin silahlı gruplara karşı koyamamasının birden fazla iç içe faktöre bağlı olduğunu vurguladı. Bu faktörlerden biri, grupların İran ile ideolojik ve askeri bağlarının güçlenmesi. Şemri, “Bu bağ, gruplara özellikle siyasi alanda büyük güç sağladı. Onlara yapılacak herhangi bir saldırı, fiilen İran’a yönelik bir saldırı olarak algılanıyor ve İran’ın etkisini zayıflatma girişimi sayılıyor” dedi.

Şemri, 2018 sonrası silahlı grupların Irak devletinde daha da güçlendiğini, siyasi kanatlarının devlet kurumlarına girdiğini ve kazandıkları siyasi dokunulmazlık sayesinde hesap vermekten muaf olduklarını belirtti. Şemri “Bugün biliniyor ki bu grupların parlamentoda yaklaşık 100 milletvekili bulunuyor” dedi.

Ayrıca Şemri, silahlı grupların devletin birçok kilit noktasında sağlam bir yer edinmiş olmasının yanı sıra, mevcut hükümetin partiler arası paylaşım yoluyla oluşturulduğunu ve bu süreçte silahlı grupların rolünün belirleyici olduğunu söyledi. Bu durum, hükümetin bu gruplara karşı siyasi veya güvenlik anlamında hareket etmesini zorlaştırıyor.

Siyasi iradenin eksikliği

Şemri, hükümetin silahlı gruplara karşı koyamamasının diğer bir nedeni olarak, özellikle Şii siyasi aktörler arasındaki siyasi iradenin eksikliğini gösteriyor. Ona göre Şii aktörler hâlâ “Bu grupların faaliyetlerini zayıflatmak doğru değil, çünkü koordinasyon çerçevesi içinde ciddi güçleri var” anlayışıyla hareket ediyor. Bu nedenle, çerçevenin ılımlı kanadının bu gruplara karşı herhangi bir adımı desteklemesi zorlaşıyor.

Şemri ayrıca, önceki hükümetlerin de silahlı grupların etkisini kırmada başarısız olduğunu, programlarında silahın sadece devlete ait olmasını güvence altına alma niyetlerine rağmen, grupların gücü karşısında hareket edemediklerini ifade etti. Hükümetin bu gruplara karşı harekete geçmesi durumunda, çatışma veya iç savaş riski bulunduğu da belirtiliyor.

“Koordinasyon Çerçevesi” silahlı grupları meşrulaştırdı

Analist ve eski diplomat Dr. Gazî Faysal, hükümetin gruplara karşı koyamamasının nedenlerini açıklarken, “Koordinasyon Çerçevesi’ndeki bazı liderler ve partiler, silahlı grupları kurdu ve varlıklarını meşrulaştırdı; ya Haşdi Şabi’ye entegre ederek yasal statü kazandırdılar, ya da sürekli savunarak hesap vermelerini engellediler” dedi.

Faysal, “Irak’ta İran’ın etkisi altında, toplam 34’ten fazla silahlı grup bulunuyor. Bunların 6’sı ABD yaptırımları altındadır ve tamamı İran’ın velayetini tanıyor. Bu, onlara ülkede koruma ve hesap vermekten kaçma fırsatı sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Faysal, silahlı grupların koordinasyon çerçevesiyle bağlantılı olduğunu, hükümetin talimatlarına ve Necef’teki dini otorite görüşlerine bağlı olmadıklarını belirtti. Bu gruplar yalnızca İran’ın velayeti ve İran Devrim Muhafızları’nın direktiflerine uyuyor.

Bu sebepler ve diğerleri nedeniyle, hükümetin silahlı gruplara karşı koyma kapasitesinin olmadığına dikkat çeken Faysal, hükümetin birçok unsur ve liderini tanımasına rağmen bu grupların gerçekleştirdiği saldırılara müdahale etmediğini, örneğin Irak İstihbarat Dairesi’ni, Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin evini ve Kürt liderlerin Erbil ve Duhok’taki evlerini hedef alan saldırılara karşı harekete geçmediğini ifade etti.