Irak Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Ukrayna ateşinin alevleri Ortadoğu bölgesine ulaşacak

Hüseyin küresel kutuplaşmanın artacağını belirterek, Irak içindeki anlaşmazlıkların komşu ülkeleriyle ilişkisini etkileyeceğini söyledi.

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin (EPA)
Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin (EPA)
TT

Irak Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Ukrayna ateşinin alevleri Ortadoğu bölgesine ulaşacak

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin (EPA)
Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin (EPA)

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin Arap bölgesinin Ukrayna-Rusya savaşından etkilenmesine karşı uyararak, süper güçler arasındaki küresel kutuplaşma sebebiyle dünya ülkelerinin ‘ya benim yanımdasın ya da karşımda’ şeklindeki boğucu denklemle yeniden karşı karşıya kalmasını beklediğini belirtti.
Hüseyin Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda diyalog ve müzakere dilini şiddet ve çatışma diline hakim kılma çağrısında bulunarak, Irak’ın başka bir savaşı kaldırmayacağını ‘zira 50 yılı aşkın süredir birbiri ardına gelen savaşlar içinde yaşadığını, 3 neslin savaş döneminde büyüdüğünü ve savaş kültürüne sahip hale geldiklerini’ ifade etti.
Irak’ta ‘karmaşık bir elektrik krizi’ olduğunu kabul eden Hüseyin, ülkesinin elektrik ve gazın yüzde 45’ini İran’dan ithal ettiğini, Körfez ülkeleri ile Irak arasında elektrik bağlantı hattı projesi, Ürdün ve Mısır ile bağlantı hattı projesi ve aynı zamanda Türkiye tarafı ile olan girişimlerle Irak’ın kaynak çeşitliliğini sağlamakta kararlı olduklarını dile getirdi.
ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin Viyana’daki müzakerelerde İran ile nükleer anlaşmaya varmasının giderek yakınlaşmasına değinen Iraklı Bakan, ülkesinin diyalog ve müzakerelere öncülük eden tüm adımları desteklediğini ancak Biden yönetimi ile olan ilişkiyi eleştirmek veya övmek yerine “Tüm ABD yönetimleri arasında farklar bulunuyor. Washington ile güçlü bir ilişkimiz var” ifadesini kullanmakla yetindi.

Kronik elektrik krizi
Irak’taki elektrik krizi ve çözüme yönelik adımlar hakkında konuşan Bakan Hüseyin şunları kaydetti:
“Bizde elektrik krizi var. Bu hem eski hem yeni bir kriz. Elektrik krizi 2003’te meydana gelen değişiklikten önce de vardı değişiklikten sonra da var. Elektrik krizini çözemediğimizi kendimize itiraf etmeliyiz. Kriz her aşamada farklılaşıyor. Yani kriz 2003’ten şu ana kadar bazen enerji üretimiyle veya dağıtım şebekesiyle ilgiliyken bazen elektrik üretimini tüketicilere ulaştırmakla ilgiliydi. Krizin diğer yüzü ise 2005’ten sonra Irak’ta inşa edilen 3 temel santral gaz ile çalışıyor. Biz gaz ülkesiyiz ancak gaz üretmiyoruz. Doğrusu İran tarafı ile olan anlaşma, bu ana santrallere gaz ithal etmeye dayanıyor. Bu 3 ana santralin ihtiyacını karşılamak için İran’dan 1200 megavat elektrik ithal ediyoruz. İran'dan yaptığımız gaz ve elektrik ithalatını da eklersek, İran'a bağımlı olduğumuz toplam tüketim yüzde 45'ine ulaşıyor. Ancak bazen İran’da da kriz oluyor. Çünkü elektrik enerjisine veya Irak’a ithal ettiği gazın bir bölümüne ihtiyacı olan büyük bir ülke. İran aynı zamanda içeriyi desteklemek için kendisi de diğer ülkelerden elektrik ithal ediyor.”
“Bu sebeple Irak’ta elektrik ithal etmek için Körfez kapısını açmayı düşünüyoruz. Körfez’deki kardeşlerimizle önceki müzakerelerimizde Körfez şebekesinden elbette Kuveyt koridoru üzerinden Irak’a ulaştırılacak 400 megavat hakkında konuştuk. Şu anki detayları bilmiyorum ancak Kuveyt ile Irak sınırları arasındaki mesafe ile Irak sınırlarından elektrik santrali arasındaki mesafeyle ilgili henüz çözülmeyen bazı detayların olduğunu sanıyorum. Ürdün’den elektrik satın almak için bir anlaşma daha var. Aynı zamanda Türkiye ile müzakereler mevcut.”

Arap bloğu ve İran muhalefeti
Irak-Ürdün-Mısır ortaklığının bir Arap bloğu olması dolayısıyla İran’ın bu bloğa karşı olduğu ve engellemek için çalıştığı yönündeki söylentiler hakkında konuşan Hüseyin;
“Komşu ülkelerle ilişkiler kurmak dışında bir arzumuz yok. Bu, dış politikanın değişmez bir parçası. Ürdün ve Mısır ile olan ilişkilerimiz tarihidir ve Başbakan Adil Abdulmehdi zamanında mevcuttu. Üçlü ilişkinin (Irak-Ürdün-Mısır) tarihi Kahire’deki bir zirve ile başladı. O zaman bu meselenin, bu işbirliği için siyasi ve ekonomiye ihtiyaç olmasına rağmen, diğer ülkelerin baskısıyla bir ilişkisi yok. Çünkü Mısır elektrik üreten ve ihraç eden bir ülke.”

ABD yönetimleriyle ilişkiler
Bağdat ve Biden yönetimi arasındaki ilişkileri değerlendiren Hüseyin;
“Bu, müttefik bir ülkeyle olan bir ilişkidir. ABD tarafı eski rejimin düşürülmesi için uluslararası koalisyonda önemli bir rol oynadı. Amerikalılar Irak’ta güçlü bir şekilde varlık gösteriyor. Irak’ta yaklaşık 160 bin askerleri vardı. Bu esas üzerine aramızda bir anlaşma imzalandı ve Amerikalılar çekildi. Ancak 2011’de DEAŞ terörünün çeşitli bölgeleri kontrol altına almasıyla birlikte -doğrusu Irak topraklarının üçte biri onların kontrolü altındaydı- Irak makamları ABD tarafını DEAŞ’a karşı savaşta yardıma çağırdı. Uluslararası koalisyon ve bu koalisyonun dışındaki birçok ülke DEAŞ’a karşı savaşta bir rol oynadı. Ayrıca Irak’ın petrol sanayisi ve çeşitli alanlarda altyapı inşa etmesi için batılı ülkelerle ilişkiler kurmaya ihtiyacı var. Dış savaşlar ve ayrıca zaman zaman iç çatışma sebebiyle Irak’ın tüm altyapıları imha edildi. Dünyaya açılmaya ve iyi ilişkiler kurmaya ihtiyacımız var. Bu nedenle Bağdat’ın Washington’la ilişkisinin güçlü olduğunu görüyoruz.”
Hüseyin, “Biden ve selefi Donald Trump arasında bir kıyaslama yapabilir misiniz?” sorusuna, “Elbette iki yönetim arasında büyük bir fark var. Ben şu anda bunu değerlendirecek konumda değilim. Trump yönetimi dönemini ve bunun Irak-ABD ilişkilerine etkisi ile Biden döneminin incelenmesi tarihçilerin işi. Biden ve Trump’tan önce Obama dönemi politikası vardı. Irak-ABD ilişkisi çeşitli aşamalardan geçti” diye yanıt verdi.

Rusya’nın Ukrayna’ya savaş açması
Bakan Hüseyin, Rusya’nın Ukrayna’ya savaş açması ve bunun Ortadoğu bölgesine etkisiyle ilgili soruya verdiği cevapta şunları kaydetti:
“Bu durumdan çok endişeliyiz. Allah göstermesin büyük bir savaşa dönüşürse, dünyanın birçok yerinde geride yıkım bırakacak bir dünya savaşına yol açar. Bu çatışma Arap bölgesini etkileyebilir. Rusya büyük bir ülke. Bölgede büyük çıkarları ve büyük bir etkisi var. ABD bir süper güç ve Avrupa Birliği’nin yanı sıra bölgede mevcut.”
“Bu nedenle barışçıl yolların takip edilmesi, durumun müzakere ve diyalog yoluyla iyileştirilmesi için birçok kişiyle konuşuyoruz. Ancak patlama durumuna ulaştık. Patlamanın sınırları genişleyecek. Irak, İran ve Körfez ülkeleri bu meseleye coğrafi olarak uzak değil. Ekonomiyi etkileyecek. Rusya’nın şu an Batı ile olan çatışması deyim yerindeyse enerji ve ardından petrol fiyatlarını etkileyecek bir çatışmadır. Fakat kriz patlak verirse bu, Körfez bölgesine ulaşmayacağı anlamına gelmez. O zaman bu taraflar arasında diyalog kurmak ve sorunun diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi Irak da dahil olmak üzere bölgenin menfaatine olur.”
“Savaşların olması bölgenin menfaatine olmaz. Çünkü bölge ve özellikle biz Iraklılar savaştan mustaribiz. Doğrusu biz sürekli savaşın kurbanlarıyız. Irak’ın üç veya dört nesil savaşın içinde doğdu, büyüdü, onların savaş kültürü var ve Irak’ta yaklaşık 50 yıldır süren hem iç hem dış savaşların kurbanı oldular. Ancak şiddet meselesini düşünmek istemiyoruz. Diyalog ve müzakere yolu seçilmelidir. Süper güçler ile diğer diğer devletler veya NATO arasında büyük bir çatışmadan söz ettiğimiz zaman, bu çatışma sebebiyle bir yangın çıkması ve bu yangının alevlerinin bölgemize ulaşması konusunda bölgede bir endişe var. Çünkü süper güçlerin de ifade ettiği gibi diğerlerine ihtiyaçları olacak. Çünkü onlar ‘ya benim yanımdasın ya da karşımda’ diyerek destek toplayacaklar. Bölge ülkelerinin bu çatışmaya girmesi zor olacak. Biz bunu olumlu bir tarafsızlıkla söylüyoruz. Yani çözüm müzakerelerde. Çözüm diyalogda. Çözüm diplomatik yollardan faydalanmakta. Çözüm şiddet değil.”

Viyana’daki müzakereler
Irak’ın, Viyana’da İran ve ABD arasında bir anlaşma imzalanmasından endişe edip etmediği sorusunu yanıtlayan Hüseyin;
“Hayır. Diyalog ve müzakere yoluyla bir anlaşmaya varırlarsa bu iyi bir şey. Başkan Trump dönemindeki ABD-İran çatışması Irak’ın gerçekliğine, güvenlik durumuna ve siyasetine yansıdı. Bu nedenle biz İran ve ABD arasındaki sorunun iki taraf arasındaki bir anlaşmayla çözülmesine çağırıyoruz. Bence İran ve ABD arasında bir anlaşma olursa aynı zamanda iki ülkenin ve bölgenin menfaatine olur.”
Hüseyin, Irak’taki büyük siyasi sıkıntılar ve bunun dış politikaya yansımalarıyla ilgili soruya şu yanıtı verdi;
“Irak açık bir topluma ve demokratik bir topluma sahip. Demokrasimizin gelişmekte olduğunu, inişleri çıkışları olduğunu ve birçok sorunu olduğunu itiraf ediyorum. Evet, dış politika içerdeki durumu yansıtır. İçerde ekonomik gelişme ve istikrar olduğu sürece bir dışişleri bakanının ve dışişleri bakanlığının net bir politika inşa etmesi kolaylaşır. İçerde sorunlar olduğu sürece net bir dış politikanın olması zorlaşır.”
“Irak’ın bir gerçekliği var ve ben bunu itiraf ediyorum. 2003'ten önce Irak toplumunda uzun bir diktatörlük yolculuğu yaşadık. Oldukça totaliter ve merkezi olan Baas rejiminin çöküşünün ardından toplumda bir açılma yaşandı ve partilerin sayısı arttı. Aynı zamanda içerde komşu ülkelerle ilişki kurma eğilimleri ortaya çıktı. Komşu ülkelerle ilişki kurma konusunda farklı siyasi eğilimler vardı. Bu nedenle bölgedeki gerilimlerin Irak’ın iç durumunu olumsuz etkilediğini ve Irak’ın içindeki çatışmaların da Irak’ın komşu ülkeleriyle ilişkilerini etkilediğini görüyoruz. Bu sebeple Irak'taki durum ne kadar istikrarlı olursa, dış çevre ile iletişim kurmak o kadar kolay olacaktır. Dışardaki pozisyonun güçlü olması için Irak hükümetinin içerdeki güvenlik ve askeri durum başta olmak üzere mevcut sorunların çözümü için herkesle diyalog kapısını açması gerektiğini düşünüyorum. Bu sorunlar çözüldüğünde bu aynı zamanda komşu ülkelere Irak’ın durumuyla ilgili güven verecektir. Çünkü Irak’ta silah taşıyan güçler arasındaki özel sorunlar ve istikrarsızlık, bölgesel çevreyi de etkileyecektir.”



Bağdat: Yeni yolsuzluk hükümlülerine hapis cezası

Irak’taki Yüksek Yargı Konseyi tarafından ele geçirilen bazı paraların fotoğrafı
Irak’taki Yüksek Yargı Konseyi tarafından ele geçirilen bazı paraların fotoğrafı
TT

Bağdat: Yeni yolsuzluk hükümlülerine hapis cezası

Irak’taki Yüksek Yargı Konseyi tarafından ele geçirilen bazı paraların fotoğrafı
Irak’taki Yüksek Yargı Konseyi tarafından ele geçirilen bazı paraların fotoğrafı

Irak Dürüstlük Komisyonu dün, eski Milletvekili Talal ez-Zubai ve Petrol Bakanlığı Dağıtım İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Ali Mearic el-Bahadli hakkında ‘mal varlığında haksız artış ve yasadışı kazanç suçu’ nedeniyle 7'şer yıl hapis cezası verildiğini duyurdu.

Komisyon tarafından yapılan açıklamada, kararın Zubai'yi, yaklaşık 35 milyar dinar tutarındaki yasadışı kazancın iadesi ve buna eşdeğer bir para cezası olmak üzere toplam 70 milyar dinar ödemeye mahkum edildiği, Bahadli'nin ise 53 milyar dinar ödemesine hükmedildiği belirtildi.

Hükümet Sözcüsü Haydar el-Abudi'nin açıklamasına göre bu çifte karar, ‘1 trilyon 359 milyar dinarı aşan değerde para, varlık ve gayrimenkulün iade alınmasının yanı sıra Dürüstlük Komisyonu'na intikal eden 26 binden fazla yolsuzluk ihbarının kaydedilmesiyle’ sonuçlanan ‘Şafak Operasyonu’ kapsamındaki 47 yetkiliden 12'sinin mal varlıklarına el konulduğunun duyurulmasından iki gün sonra alındı.


Suriye'nin Suveyda kentinin batısındaki çatışmalarda iki sivil hayatını kaybetti

Suriye ordusuna mensup askerler (AFP)
Suriye ordusuna mensup askerler (AFP)
TT

Suriye'nin Suveyda kentinin batısındaki çatışmalarda iki sivil hayatını kaybetti

Suriye ordusuna mensup askerler (AFP)
Suriye ordusuna mensup askerler (AFP)

Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan iki yerel güvenlik kaynağı, Suriye'nin güneyinde Dürzi nüfusun çoğunlukta olduğu Suveyda kentinin batısında, dün, yerel silahlı gruplar ile hükümet güçleri arasında çıkan çatışmalarda iki sivil hayatını kaybettiğini söyledi.

Suriye medyası, hükümet güçleri ile Dürzi cemaatine mensup silahlı gruplar arasında cumartesi gecesinden bu yana karşılıklı ateşin devam ettiğine dikkati çekti.

Suveyda, geçtiğimiz temmuz ayında mezhep temelli şiddet olaylarına sahne olmuş ve yetkililer tarafından kurulan resmi bir soruşturma komisyonunun belgelediğine göre bu olaylar en az bin 760 kişinin ölümüyle sonuçlanmıştı.

İsminin açıklanmasını istemeyen yerel bir güvenlik kaynağı, AFP’ye yaptığı açıklamada, hükümetin kontrolündeki bölgelerden atılan bir top mermisinin ‘Suveyda kentinin eteklerini hedef aldığını ve bir traktöre isabet ederek üzerindeki iki kişinin ölümüne yol açtığını’ belirtti.

Kaynak, hükümet güçleri ile Şeyh Hikmet el-Hicri'ye bağlı Ulusal Muhafızlar arasında cumartesi gecesinden bu yana aralıklı çatışmaların yaşandığını da sözlerine ekledi.

Saldırı yerini inceleyen ikinci bir kaynak ise ‘traktörün tamamen yandığını’ bildirerek, hayatını kaybeden iki kişinin tarımla uğraştığını açıkladı.

Suveyda kenti ve güney vilayetinin diğer bazı kısımları, yerel silahlı grupların kontrolü altında bulunuyor. Buralar, Cumhurbaşkanı Beşşar Esed rejiminin 2024 yılı sonlarında devrilmesinin ardından nüfuzunu tüm ülkeye yaymaya çalışan Suriyeli yetkililerin kontrolü dışında kalan son bölgeler.

Suriye hükümetinden olaya ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.

İki taraf arasındaki son anlaşmazlık, silahlı grupların öğrencilerin resmi sınavlara girmek üzere hükümetin kontrolündeki bölgelere gitmesini engellemesinin ardından cumartesi günü meydana geldi.

Şam yönetimi geçtiğimiz ay, Suveyda’da yaşanan şiddet olaylarının arka planında, şiddet olaylarına karışmakla suçlanan kişiler için duruşmalar düzenlediğini duyurmuştu.

Dürziler, Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 3’ünü oluşturuyor.


Mekke Anlaşması: Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi İstanbul’da ilk toplantısını yapıyor

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 7 Ağustos’ta “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalarken, (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 7 Ağustos’ta “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalarken, (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mekke Anlaşması: Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi İstanbul’da ilk toplantısını yapıyor

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 7 Ağustos’ta “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalarken, (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 7 Ağustos’ta “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalarken, (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

İstanbul, bugün “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” kapsamında oluşturulan Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi’nin ilk toplantısına ev sahipliği yapıyor.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı kaynakları, dün yaptıkları açıklamada toplantıya üç ülkenin dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarının katılacağını bildirdi.

Toplantıya Suudi Arabistan tarafından Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Savunma Bakanı Halid bin Selman ve Genelkurmay Başkanı Korgeneral Feyyad bin Hamid er-Ruveyli katılıyor. Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu temsil ediyor.

Pakistan tarafından ise Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Savunma Bakanı Havaja Muhammed Asıf ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Asım Münir toplantıda yer alıyor.

Prens Muhammed bin Salman, Erdoğan ve Şahbaz Şerif arasında “Ortak Savunma için Mekke Anlaşması”nın imzalanmasının ardından gerçekleşen samimi görüşme (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Prens Muhammed bin Salman, Erdoğan ve Şahbaz Şerif arasında “Ortak Savunma için Mekke Anlaşması”nın imzalanmasının ardından gerçekleşen samimi görüşme (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Toplantının gündemi

Kaynaklara göre toplantıda uluslararası güvenlik meseleleri, savunma kapasitesinin geliştirilmesi ve üç ülkenin silahlı kuvvetleri arasında operasyonel düzeyde entegrasyonun güçlendirilmesi ele alınacak. Ayrıca ortak üretim, araştırma-geliştirme çalışmaları da dahil olmak üzere savunma sanayisi alanındaki iş birliğinin derinleştirilmesi ve terörle mücadelede ortak çabaların güçlendirilmesi değerlendirilecek.

Toplantıda ayrıca genel sekreterliğin çalışma çerçevesinin ve Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi tarafından belirlenecek ortak faaliyet alanlarındaki çalışmaları yönlendirecek diğer mekanizmaların oluşturulması bekleniyor. Gelecekte atılacak adımlara ilişkin bir yol haritasının da belirlenmesi öngörülüyor.

Anadolu Ajansı’na konuşan kaynaklar, toplantının “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nın bölgedeki bütün ülkeler için önemli fırsatlar sunduğunun vurgulanmasına imkân sağlayacağını belirtti. Kaynaklara göre anlaşma, güvenlik alanında iş birliği ruhuyla sorunların ele alınmasını, çatışma yerine barış ve refahın önceliklendirilmesini ve bölgesel güvenlik, barış ve istikrarın güçlendirilmesini amaçlıyor.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, 7 Ağustos’ta Mekke’de “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzaladı. Anlaşma, üç ülke arasında caydırıcılık, koordinasyon ve savunma alanında bütünleşme ilkelerine dayalı uzun vadeli ortaklık açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor ve bölgesel ve küresel güvenlik ile istikrara katkı sağlamayı hedefliyor.

Anlaşmayı, “Mekke Ortak Savunma Zirvesi” sırasında Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif imzaladı. Üç ülke, ortak güvenliklerini güçlendirme ve bölgesel ve uluslararası barış, güvenlik ve istikrarı sağlama hedefiyle anlaşmayı imzaladı.

“Mekke Ortak Savunma Anlaşması”, bölgede ve dünyada güvenlik, barış, istikrar ve refahın güçlendirilmesini ve ortak caydırıcılığın artırılmasını amaçlıyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre anlaşmaya göre, imzacı ülkelerden herhangi birine yönelik saldırı, bütün taraflara yönelik saldırı olarak kabul ediliyor.

Bölgede yeni bir iş birliği kültürünün geliştirilmesini amaçlayan anlaşma, uluslararası hukuka saygı gösteren ve barışçıl iş birliği vizyonunu paylaşan tüm tarafların katılımına açık bulunuyor.

ABD’den destek

ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nın imzalanmasından “büyük memnuniyet” duyduğunu belirterek bunu “büyük, cesur ve önemli bir adım” olarak nitelendirdi.

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Trump, 16 Ağustos’ta Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, “Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın kısa süre önce ‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladığını görmekten büyük memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullandı. Trump, anlaşmanın “Ortadoğu ülkeleri arasındaki yakınlaşmayı” gösterdiğini ve bu ülkelerin kendilerini daha etkili biçimde savunmalarına imkân sağlayacağını belirtti.