Libya Başbakanı Dibeybe’nin seçimlerin yapılması ısrarı bölünmeye yol açtı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe’nin 23 Şubat’taki bir girişim başlattı (Başbakanlık Basın Ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe’nin 23 Şubat’taki bir girişim başlattı (Başbakanlık Basın Ofisi)
TT

Libya Başbakanı Dibeybe’nin seçimlerin yapılması ısrarı bölünmeye yol açtı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe’nin 23 Şubat’taki bir girişim başlattı (Başbakanlık Basın Ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe’nin 23 Şubat’taki bir girişim başlattı (Başbakanlık Basın Ofisi)

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe, ‘Dürüstlüğün halka geri dönüşü’ adlı bir girişim çerçevesinde bu yılın ortalarında yasama seçimlerinin yapılması çağrısında ısrar etti. Ancak Temsilciler Meclisi'nin (TM) Fethi Başağa'ya yeni bir hükümet kurma görevi vermesinden ötürü bazı siyasiler, Dibeybe’nin ısrarla tekrarladığı çağrıyı ‘iktidarda kalma girişimi’ olarak, bazıları ise ülkeyi kriz durumundan çıkarmak için ‘ideal bir girişim’ olarak gördüler.
Milletvekili Yusuf el-Fercani, Başbakan Dibeybe’nin Devlet Yüksek Konseyi’nin (DYK) kendisinin görevden alınmasını reddetmesine sıkı sıkıya sarılacağını ve yetkilerini devretmemek için bunu yasal bir dayanak olarak kullanacağını söyledi. Dibeybe’nin uluslararası toplumun Başağa hükümetine karşı sergileyeceği tutumu görmeyi bekleyeceğini söyleyen Fercani, her ne kadar azalmış olsa da silahlı çatışmaya gitmenin Dibeybe için bir seçenek olmaya devam ettiğini öne sürdü.
Şarku’l Avsat’a konuşan Libyalı milletvekili, Dibeybe’nin seçimlerin yapılması çağrısını, mümkün olduğu kadar uzun bir süre iktidarda kalma ve TM’yi diskalifiye girişimi olarak niteledi. Fercani, TM’nin geçtiğimiz Eylül ayında Dibeybe hükümetinden güvenoyunu geri çekerek onu bir bekçi hükümetine dönüştürdüğünden Başbakan Dibeybe’nin TM’yi siyasi bir rakip olarak gördüğünü iddia etti.
Fercani sözlerini şöyle sürdürdü: “Dibeybe, geçici bir hükümete sahip olduğundan ve seçim yasalarının çıkarılmasının doğal olarak TM’nin yetkisinde bulunduğundan başlattığı girişimle ilerleyemeyeceğini çok iyi biliyor. Bu yüzden TM’yi saf dışı bırakmaya çalışıyor.”
Milletvekilliğine adaylık başvurusunda bulunan 5 binden fazla Libyalının seçimlerin yapılmasını beklediğine işaret eden Fercani, Dibeybe’nin TM’yi Libyalıların seçim yapma özgürlüklerine bir engel olarak göstermeye ve vatandaşların çektiği sıkıntıların gölgesinde sekiz yıllık görev süresini devam ettirdiği için TM’ye yöneltilen eleştirilerden çıkar sağlamaya çalışıyor.
Dibeybe’nin seçim çağrısının, kendisini vatandaşların sevgisini kazandığı evlilik yardımı, borç verme ve arsa dağıtma gibi vaatlerle aynı yankıyı uyandırmadığını söyleyen Fercani, “Seçim yasalarının yalnızca TM tarafından onaylandığı göz önüne alındığında, girişimi kabul ettirmek için halk arasındaki popülaritesine dahi güvenemez” dedi.
TM, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin en çok 14 ay içinde yapılmasına dayanan bir ‘yol haritasını’ onaylamıştı.
Buna karşın DYK Üyesi Abdulkadir Huveyli, Dibeybe’nin seçim çağrısını ‘ideal ve Libya krizinin temeli olan yeni bir geçici sürecin başlamasını engelleme girişimi’ olarak değerlendirdi.
Dibeybe ile Başağa arasındaki güç mücadelesi
Libya’nın seçimlerin düzenlenmesiyle TM, DYK ve UBH başta olmak üzere mevcut tüm yetkili organlardan kurtularak büyük bir hedefe ulaşacağına işaret eden Huveyli, yeni seçilecek TM’nin mevcut hükümetin çalışmalarını sona erdirecek yeni bir hükümeti kurmak üzere başbakan adayını seçeceğini söyledi. Dibeybe ve Başağa arasında süregelen bir güç mücadelesi olduğuna dikkati çeken Huveyli, Dibeybe’nin henüz hiçbir şey netleşmeden Başağa’nın kurma çalışmalarını yürüttüğü hükümeti gömmeyi sabırsızlıkla beklediğini kaydetti. Huveyli, Dibeybe’nin girişimini, TM tarafından onaylanan ve sadece hem Başağa hem de TM Başkanı Akile Salih'in daha büyük bir müttefiki haline gelen siyasal İslamcı akımından değil,  batı bölgesi sakinlerinden de destek alan yol haritasına kıyasla daha kısa bir geçmişi olduğuna dikkati çekti.
Huveyli, girişimin, TM ve DYK'nın seçim yasalarını çıkaramaması, yani Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarıyla uyumlu bir adım atılamaması durumunda Libya Siyasi Diyalog Forumu’na (LSDF) başvurma olasılığını içerdiğine işaret etti.
Huveyli, Dibeybe’nin cumhurbaşkanlığı için tekrar aday olmama konusundaki konuşmasına şüpheyle baksa da özellikle DYK tarafından onaylandıktan sonra girişimini uygulamaya devam etmekten başka seçeneği olmadığını düşünüyor.
Ulusal Güçler İttifakı (UGİ) milletvekili Tevfik eş-Şuheybi ise iktidarı yeni hükümete devretme sürecinin, Dibeybe’nin ‘iktidar koltuğunu bırakma konusundaki çaresizliği’ olarak nitelendirdiği durum çerçevesinde, tarafların karşı kaşıya gelebileceği noktaya ulaşabilecek zorlu çalışmalara tanık olacağını düşünüyor.
Halkın Dibeybe’nin girişimini desteklemediğine inanan Şuheybi, ayrıca Dibeybe’nin başta doğudaki siyasi ve askeri öncü isimler ile Misrata ve Trablus'ta Başağa'yı destekleyen güçler olmak üzere ülke genelinde sahadaki aktif güçler arasındaki mevcut yakınlaşmayı destekleme eğiliminde olan Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu’ndan (UNSMIL) uzaklaştığını öne sürdü.
Şarku’l Avsat’a konuşan Şuheybi,  “Geçici sürecin uzamasını istemeyen ve seçimlerin yapılmasını talep eden sivil güçlerin, Dibeybe’nin mevcut duruma bir çözüm getiremeyeceğini çok iyi biliyorlar. Çünkü Dibeybe’nin cumhurbaşkanlığına adaylığını koyması, 24 Aralık’ta yapılması planlanan seçimlerin iptal edilmesine katkıda bulundu” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri aracılığıyla diktatörlüğün yeniden Libya’ya geri dönmesini önlemek için sadece yasama seçimlerinin yapılmasını isteyen bir eğilim olduğunu düşünen Şuheybi, “Aslında halk arasında cumhurbaşkanlığını kazanmak için üzerinde anlaştıkları bir ismi sunacak popülariteleri yok” dedi.
Şuheybi, “Gerçekte, siyasi yolsuzluklar, çıkar anlaşmaları ve gölge şahıslara para verme gibi yollarla TM’de birkaç sandalye kazanmak için seçimlere ve mevcut duruma güveniyorlar” diyerek sözlerini sonlandırdı.



Mısır ve Türkiye askeri iş birliğini derinleştiriyor

Mısır Genelkurmay Başkanı ve Türk mevkidaşı Kahire'de bir araya geldi (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır Genelkurmay Başkanı ve Türk mevkidaşı Kahire'de bir araya geldi (Mısır askeri sözcüsü)
TT

Mısır ve Türkiye askeri iş birliğini derinleştiriyor

Mısır Genelkurmay Başkanı ve Türk mevkidaşı Kahire'de bir araya geldi (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır Genelkurmay Başkanı ve Türk mevkidaşı Kahire'de bir araya geldi (Mısır askeri sözcüsü)

Mısır Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Halife, Kahire'de ağırladığı Türk mevkidaşı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile bir araya gelerek, iki ülkenin ortak çıkarları doğrultusunda askeri iş birliği alanlarını güçlendirmenin ve çabaları koordine etmenin önemine dikkat çekti.

Mısır Askeri Sözcülüğü tarafından dün yapılan açıklamaya göre, Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı'nın birkaç gün sürecek resmi ziyaret kapsamında Kahire'de bulunduğu ve görüşmelerde ortak ilgi alanına giren konular ile askeri iş birliğini artırmanın yollarının ele alındığı belirtildi.

İki ülkenin Genelkurmay Başkanları, Mısır-Türkiye Askeri İşbirliği Komitesi’nin beşinci toplantısının kapanış oturumuna başkanlık etti. Görüşmelerin ardından, iki ülke silahlı kuvvetleri arasında askeri iş birliğini güçlendirmeyi ve tecrübe paylaşımını öngören faaliyetlerin uygulanmasını içeren tutanaklar imzalandı.

Mısır Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Halife, Mısır ve Türk silahlı kuvvetleri arasındaki stratejik ortaklığın derinliğine dikkat çekerek, bu iş birliğinin iki dost ülkenin ortak çıkarlarına hizmet ettiğini belirtti.

sfght5j
Anadolu Kartalı 2026 tatbikatı, (Mısır askeri sözcüsü)

Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ise iki ülke arasındaki köklü bağlara duyduğu takdiri dile getirerek, önümüzdeki dönemde Mısır ve Türkiye silahlı kuvvetleri arasındaki verimli askeri ilişkileri daha da geliştirme konusundaki kararlılıklarını vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu ziyaret, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şubat ayında Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyarette imzalanan "Askeri Çerçeve Anlaşması"nın ardından iki ordu arasında artan hareketliliğin devamı olarak öne çıkıyor.

Türkiye Savunma Bakanlığı, geçtiğimiz perşembe günü Mısır ve Azerbaycan’ın katılımıyla "Anadolu Kartalı 2026" isimli üçlü bir hava tatbikatının başladığını duyurdu. 3 Temmuz’a kadar sürecek olan tatbikatın, operasyonel kabiliyetleri geliştirmeyi ve yeni teknik-taktik hava operasyon prosedürlerini uygulamayı hedeflediği belirtildi. Tatbikata Mısır 5 adet F-16 savaş uçağı ile katılıyor.

Söz konusu üçlü tatbikat, 11-21 Haziran tarihleri arasında Mısır hava üslerinde gerçekleştirilen ve farklı tipte çok görevli savaş uçaklarının katıldığı Mısır-Türkiye ikili hava tatbikatının hemen ardından düzenleniyor. Mısır Askeri Sözcülüğü, bu eğitimlerin katılımcı kuvvetlerin becerilerini geliştirmeyi ve her türlü koşulda ortak hava görevlerini yüksek verimlilikle yerine getirme hazırlığını artırmayı amaçladığını ifade etti.


"26 Haziran Hareketi" Gazze'de kitlesel katılım sağlayamadı

İsrail hapishanelerinden serbest bırakılan ve bacağı ampute edilmiş bir Filistinli, Gazze şehrindeki mülteci kampında iki kızıyla birlikte yürüyor (EPA)
İsrail hapishanelerinden serbest bırakılan ve bacağı ampute edilmiş bir Filistinli, Gazze şehrindeki mülteci kampında iki kızıyla birlikte yürüyor (EPA)
TT

"26 Haziran Hareketi" Gazze'de kitlesel katılım sağlayamadı

İsrail hapishanelerinden serbest bırakılan ve bacağı ampute edilmiş bir Filistinli, Gazze şehrindeki mülteci kampında iki kızıyla birlikte yürüyor (EPA)
İsrail hapishanelerinden serbest bırakılan ve bacağı ampute edilmiş bir Filistinli, Gazze şehrindeki mülteci kampında iki kızıyla birlikte yürüyor (EPA)

Gazze Şeridi'nde "26 Haziran Devrimi" veya "Hareketi" olarak adlandırılan eylemin organizatörleri, Hamas yönetimine karşı gösteri ve toplanma alanı olarak bölge genelinde birçok ana meydan ve kavşağı belirlemesine rağmen, halkı sokağa dökme konusunda başarısız oldu.

Çoğunluğu savaş sırasında veya öncesinde Gazze Şeridi'nden ayrılan kişilerden oluşan hareketin organizatörleri; insanca bir yaşam talebi, Gazze'nin yönetiminin bölge halkını kurtarabilecek ve savaşın tamamen durmasını sağlayacak bir merciye devredilmesi gibi talepleri içeren sloganlar yükseltti. Ancak Gazze Şeridi'ndeki topyekûn İsrail savaşının durmasından bu yana türünün ilk örneği olan bu hareketin başarısız olmasının arkasında birçok temel neden yatıyor.

Hamas'ın tepkisi ve güvenlik endişeleri

Hamas yönetimi ve örgüte yakın medya organları, hareketin başarısızlığını "büyük bir zaferin sevinci" olarak nitelendirdi. Hareket, geçtiğimiz günlerde yoğun bir medya propagandası yürütmüş ve halkı bu eyleme katılmamaları yönünde uyararak, hareketin Gazze'de kaos yaratmak amacıyla İsrail ve diğer dış mihraklar tarafından desteklendiğini iddia etmişti. Hamas kanadı, eyleme katılımın olmamasını Gazzelilerin kendilerini hedef alan tehlikeli projelere karşı sahip olduğu bilincin kanıtı olarak nitelendirdi.

Filistinliler, Maghazi mülteci kampına düzenlenen İsrail hava saldırısında hayatını kaybedenler için yas tuttu (AP)

Filistinliler, Maghazi mülteci kampına düzenlenen İsrail hava saldırısında hayatını kaybedenler için cenaze namazı kıldı (AP)

Hamas'ın bu harekete yönelik endişelerine ilişkin Şarku’l Awsat’a konuşan üst düzey bir hareket yetkilisi, örgütün bu eyleme her türlü yolla karşı koymaya çalışmasının arkasında birçok neden olduğunu belirtti. Yetkili, İsrail'in bu durumu fırsat bilerek sahaya konuşlanacak güvenlik güçlerine yönelik suikast ve saldırılar düzenleyebileceğini, ayrıca silahlı çete üyelerinin halkın arasına sızarak büyük bir kaos yaratmasından endişe ettiklerini dile getirdi. Yetkili ayrıca, mevcut durumdan Hamas'ın sorumlu tutulması için makul bir neden olmadığını, hareketin üzerine düşen her şeyi yaptığını ve halkın acılarını dindirmek için müzakerelerde sunulan her teklife olumlu yaklaştığını, buna karşın İsrail'in süreci reddederek operasyonlarına kasten devam ettiğini savundu.

Gazze şehrinde bir sokakta Hamas polisi (Arşiv- Reuters)Gazze şehrinde bir sokakta Hamas polisi (Arşiv- Reuters)

Nitekim olası bir kaosu önlemek amacıyla polis güçlerinin Gazze'nin çeşitli bölgelerine konuşlandığı sırada, İsrail güçleri Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki el-Megazi mülteci kampında bir araçta bulunan 3 emniyet görevlisini düzenlediği saldırıyla öldürdü.

Hamas yetkilisi, İsrail'in polis ve güvenlik güçlerini hedef alması nedeniyle yaşanan güvenlik zafiyetinin ve silahlı çetelerin daha önce giriştiği eylemlerin, hareketin başarılı olabileceği yönünde örgüt içinde bir endişe yarattığını kabul etti. Bu durumun hareketi ve iç güvenlik realitesini olumsuz etkileyerek katlanılamaz yeni bir durum dayatmasından korkulduğunu belirten kaynak, kaos yaratma girişimlerine karşı sahada "uygun şekilde" müdahale edilmesi yönünde iç talimatlar verildiğini gizlemedi. Ayrıca aşiretler ve kanaat önderleriyle koordineli şekilde, taşıdığı büyük riskler nedeniyle bu hareketi boşa çıkarmak için organize bir medya kampanyası yürütüldüğünü de ifade etti.

Hamas'ın son dönemde, insani krizin asıl sorumlusunun yardımların girişini engelleyen ve zaman zaman miktarını azaltan İsrail olduğunu vurgulayan medya kampanyalarına hız verdiği gözlemlendi. Hareket ayrıca, Gazze İdari Komitesi'nin sorumlulukları üstlenmek üzere bölgeye girişini defalarca talep ettiğini, ancak bunun halen engellendiğini belirtti.

Siyasi analizler ve sahadaki gerçeklik

Hamas çizgisine yakınlığıyla bilinen siyasi analist İbrahim el-Medhun, hareketin başarısız olmasının siyasi bir mesaj taşıdığını belirterek, Gazze Şeridi'ndeki halk tabanının savaş boyunca maruz kaldığı bütün yıkıma rağmen ulusal ilkelerine bağlı kaldığını ve "şüpheli projelere" alet olmadığını savunu.

Filistinliler, 22 Haziran 2026'da Gazze Şeridi'ndeki Rimal mahallesinde İsrail hava saldırısının hedef aldığı bir aracın yanında (DPA)Filistinliler, 22 Haziran 2026'da Gazze Şeridi'ndeki Rimal mahallesinde İsrail hava saldırısının hedef aldığı bir aracın yanında (DPA)

Şarku’l Avsat'a konuşan el-Medhun, halkın güvenlik güçlerinden korktuğu için değil, "ulusal utanç çemberine" düşme ve İsrail'e hizmet eden bir projenin parçası olarak görülme korkusuyla sokağa çıkmadığını iddia etti. Yaşadıkları acıların istismar edilmesini reddeden bölge halkı arasında bir bilinç oluştuğunu söyleyen el-Medhun; olası bir kaosa sürüklenmenin yalnızca bütün ölüm, yıkım ve kuşatmadan sorumlu olan İsrail'in işine yarayacağını, aşiretlerin, aydınların ve diğer Filistinli grupların takındığı ortak tavrın da hareketin başarısızlığında büyük rol oynadığını belirtti. El-Medhun, Filistin davasının tarihinin en tehlikeli aşamasından geçtiği bu dönemde birlik olmanın ve sorumluluk almanın şart olduğunu vurguladı.

Buna karşılık, yazar ve siyasi analist Mustafa İbrahim ise Hamas'ın bu başarısızlık karşısında "sevincini" abartmaması gerektiği uyarısında bulundu. Hamas'ın, İsrail savaşının bir şekilde devam ettiği ve siyasi bir ufkun görünmediği Gazze Şeridi'ndeki mevcut sorunun parçası olduğunu belirten İbrahim, hareketi iç meselelerdeki birçok konuyu yeniden gözden geçirmeye, halkla ve sahadaki gerçeklerle daha sağlıklı bağlar kurmaya çağırdı. İbrahim; Hamas'ın bahaneleri ortadan kaldırarak ve müzakerelerde esneklik göstererek halkın öfkesini dindirmesi gerektiğini, böylece Gazzelilerin topraklarında kalmasının sağlanabileceğini ve İsrail'in Gazze Şeridi'nin yüzde 70'ini kontrolü altına alarak yaratmaya çalıştığı meydan okumalara karşı durulabileceğini, zira halkın daha fazla dayanacak gücünün kalmadığını ifade etti.

Şarku’l Avsat'a konuşan Mustafa İbrahim, hareketin başarısızlık nedenlerinden birinin, organizatörlerin Gazze Şeridi dışındaki kişilerden oluşması ve halka liderlik edecek gerçek bir figürün bulunmaması olduğunu belirtti. Eylemi organize edenlerin çoğunun tartışmalı isimler olduğunu, savaş öncesindeki benzer hareketlerin ise bölge içinden, aidiyeti ve eğilimleri bilinen kişilerce yürütüldüğünü hatırlattı. İbrahim, halkın kafasında oluşan "Gazze'yi yönetecek alternatif kim?" ve "Bu hareketin sonuçları ne olacak?" gibi pek çok sorunun da katılımı engellediğini belirtti.

Analist ayrıca, halkın tamamen insani durumlarını düzeltme arayışına odaklanması, su ve aşevi kuyruklarında beklemesi, yaşanan feci insani şartlar ve geçmişteki acı deneyimlerin yarattığı korku gibi nedenlerle bu harekete mesafeli yaklaştıklarını ifade etti. İsrail'in bu durumu kendi lehine kullanacağı endişesinin yanı sıra Hamas'ın aşiretleri, cami hatiplerini ve sosyal medya aktivistlerini seferber ederek yürüttüğü karşı propagandanın da eylemin engellenmesinde büyük başarı sağladığını kaydetti.

Organizatörlerin perspektifi: Fiziki başarısızlık, sembolik başarı

Hareketin organizatörlerinden biri olan ve savaş sırasında kaldığı evin bombalanması sonucu ailesinden pek çok kişiyi kaybedip Gazze Şeridi'nden ayrılmak zorunda kalan gazeteci Abdülhamid Abdülati ise hareketin; ezici insani gerçeklik, sert güvenlik baskısı ve savaş koşullarının siyasi olarak manipüle edilmesi şeklindeki üç boyutlu bir denklem nedeniyle başarısız olduğunu savundu.

Gazze Şeridi'ndeki Megazi mülteci kampında İsrail hava saldırısında hasar gören bir araçta çıkan yangını söndürmeye çalışan sivil savunma ekipleri (AP)Gazze Şeridi'ndeki Megazi mülteci kampında İsrail hava saldırısında hasar gören bir araçta çıkan yangını söndürmeye çalışan sivil savunma ekipleri (AP)

Abdülati, hareketin kendisini koruyacak geniş bir siyasi veya toplumsal şemsiyeden yoksun olduğunu, eyleme çağıranların ve katılanların sistemli bir şekilde "hain ilan edilme" ve karalama kampanyalarına maruz kaldığını belirtti. Hamas'ın, unsurlarını sokağa dökerek güç gösterisi yapma, ölüm tehditleri savurma ve sığınmacıları kamplardan çıkarma gibi sahada uyguladığı caydırıcı güvenlik önlemleri ile toplumsal karşı propagandayı birleştirerek sokağı nötralize etmeyi başardığını ifade etti. Abdülati, Gazze vatandaşının gözaltına alınmanın da ötesinde çadır ve yardım gibi en temel hayatta kalma unsurlarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldığı varoluşsal bir pazarlık yaşadığını, bu çetin savaş ortamında içe kapanmanın bir bilinçsizlik değil, bir hayatta kalma güdüsü olduğunu söyledi.

Şarku’l Avsat'a konuşan Abdülati, son olarak şu değerlendirmede bulundu: "Hareket, değişim yaratma konusundaki doğrudan hedeflerine ulaşamadı belki ama sembolik bir başarı elde etti. İçeride biriken öfkeyi ve sessiz çatlağın boyutunu gözler önüne serdi. Hamas'ın sokağı kontrol etmedeki başarısının geçici ve taktiksel bir güvenlik başarısı olduğunu, buna karşılık halk tabanında stratejik bir erime yaşadığını kanıtladı. Bu da demek oluyor ki mağduriyetler ve talepler bitmedi, sadece küllerin altında daha da yoğunlaştı."


Birleşmiş Milletler’den el-Ubeyd’de “yaklaşan felaket” uyarısı

Güvenlik Konseyi'nin 21 Mayıs 2026'da New York'ta yaptığı toplantı (Reuters)
Güvenlik Konseyi'nin 21 Mayıs 2026'da New York'ta yaptığı toplantı (Reuters)
TT

Birleşmiş Milletler’den el-Ubeyd’de “yaklaşan felaket” uyarısı

Güvenlik Konseyi'nin 21 Mayıs 2026'da New York'ta yaptığı toplantı (Reuters)
Güvenlik Konseyi'nin 21 Mayıs 2026'da New York'ta yaptığı toplantı (Reuters)

Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı ve Siyasi İşler ile Barış İnşasından Sorumlu Yetkili Rosemary DiCarlo, Sudan’ın yeni bir insani felaketin eşiğinde olduğunu belirterek, Kuzey Kurdufan eyaletinin başkenti el-Ubeyd’e yönelik olası saldırıya dair artan işaretler konusunda uyarıda bulundu.

BM Güvenlik Konseyi’nde Sudan’a ilişkin düzenlenen oturumda konuşan DiCarlo, son iki haftada el-Ubeyd çevresinde hem Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) hem de Sudan ordusu tarafından gerçekleştirilen insansız hava aracı (İHA) saldırılarında belirgin bir artış yaşandığını ifade etti. DiCarlo, bölgede herhangi bir askeri gerilim artışının yüz binlerce sivili doğrudan tehlikeye atacağını vurguladı.

Öte yandan ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), Kolombiyalı vatandaşlar ve şirketlerin ağırlıkta olduğu sınır ötesi bir ağ içerisinde yer alan 4 kişi ve 4 şirkete yaptırım uyguladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre söz konusu ağın, eski Kolombiyalı askerleri devşirmek ve çocuklar da dahil olmak üzere savaşçıları HDK saflarında savaşmak üzere eğitmekle suçlanıyor.