Rusya-Ukrayna müzakerelerinin akıbeti sahadaki gelişmelere bağlı

Rus ordusu Ukrayna’da hakimiyet alanlarını genişletirken Kiev üzerindeki baskı artıyor.

Ukrayna İçişleri Bakanlığı dün Kiev'deki televizyon kulesinin hedef alındığı bombalı saldırıya ilişkin görüntüleri yayınladı. (AFP
Ukrayna İçişleri Bakanlığı dün Kiev'deki televizyon kulesinin hedef alındığı bombalı saldırıya ilişkin görüntüleri yayınladı. (AFP
TT

Rusya-Ukrayna müzakerelerinin akıbeti sahadaki gelişmelere bağlı

Ukrayna İçişleri Bakanlığı dün Kiev'deki televizyon kulesinin hedef alındığı bombalı saldırıya ilişkin görüntüleri yayınladı. (AFP
Ukrayna İçişleri Bakanlığı dün Kiev'deki televizyon kulesinin hedef alındığı bombalı saldırıya ilişkin görüntüleri yayınladı. (AFP

Ukrayna dün Rus saldırılarında artışa sahne oldu. Başkent Kiev’e doğru devasa bir askeri konvoyun yaklaştığı öğrenildi ve Moskova’nın Ukrayna’nın birçok bölgesindeki hedeflerine ulaşmak için hızlı bir şekilde hareket etme kararı aldığı anlaşıldı. Sahadaki askeri gelişmeler, bugün müzakerelerin ikinci turundan beklentilerini olumsuz yönde etkiledi.  
Dün Kiev’deki  televizyon kulesi ve resmi tesisler dahil olmak üzere çok sayıda yapıyı hedef alan ve beş kişinin ölümüne sebebiyet veren güçlü füze saldırılarına maruz kaldı. Rusya Savunma Bakanlığı, saldırılardan önce başkent sakinlerini uyararak ‘Rusya karşıtı enformasyon saldırılarının önünü kesmek adına, Ukrayna Güvenlik Servisi’nin teknoloji tesislerine yüksek hassasiyetli silahlarla saldırılar düzenleneceğini’ bildirdi.  
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Savunma Bakanlığı’nın açıklamasında, Ukrayna medyasının ülkedeki Rus vatandaşlarına ‘ölüm tehdidi’ mesajları gönderdiği, ana okulu, tren istasyonu gibi kamu binalarının Ruslar tarafından bombalandığı yönünde haberler yayınladığı belirtildi. Rusya karşıtı enformasyon saldırılarının, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı Kiev’deki 72.  Psikolojik Harp Operasyonlar Merkezi tarafından, Ukrayna Güvenlik Servisi'nin siber saldırı ekipleriyle koordinasyon içinde gerçekleştirildiği kaydedildi. Ukrayna ordusunun 72.  Psikolojik Harp Operasyonlar Merkezi’nin ve orduya başlı teknolojik tesislerin, Rusya karşıtı dezenformasyonun önüne geçmek amacıyla yüksek hassasiyetli silahlarla vurulacağı belirtildi. Rusya'ya karşı provokasyon yapmak için ‘ırkçılar tarafından’ istihdam edilen Ukrayna vatandaşları ile bu yayınların yapıldığı merkezlerin yakınında oturan vatandaşların evlerini terk etmeleri istendi.  
Çatışmalar, ülkenin doğusundaki Harkov bölgesinde yoğunlaştı. En dikkat çekici gelişmeler ise Mariupol şehrinde yaşandı. Rus güçleri şehri kuşatarak Azak Denizi’nin kıyı şeridinin tümünde hakimiyet sağlamayı başardı. Askeri uzmanlar, yaklaşık 500 bin kişinin yaşadığı stratejik şehrin düşüşünün ‘öngörülen bir sonuç’ olduğu ve bunun ‘birkaç saat içinde’ gerçekleşebileceği görüşündeler. Rus güçleri daha önce sivil kayıplar meydana geleceği beklentisiyle kentin direniş olmadan teslim edilmesi için müzakereler yürüttüklerini açıklamıştı. Rus ordusu batıdaki yaklaşık 300 bin nüfuslu kıyı kenti Herson’u kuşatarak şehirde kontrolü sağladı ve giriş çıkışlarını bariyerlerle kapattı.  Yerel halk tarafından sosyal medyada yayınlanan görüntülerde Rus askerlerinin şehrin içinde devriyeler gerçekleştirdiği görüldü.  
 Diğer yandan salı günü yayınlanan uydu görüntüleri, onlarca kilometrelik bir Rus askeri konvoyunun Kiev'e doğru ağır ağır ilerlediğini gözler önüne serdi. Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı Moskova'nın Ukrayna’nın başkentine ve diğer şehirlere yönelik nihai bir saldırıya hazırlanmak için güçlerini topladığını bildirdi. 
Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Aleksey Danilov, Minsk’e ‘önleyici füze saldırısında’ bulunma tehdidinde bulundu. Kiev yönetimi Belarus’u Ukrayna’ya yapılan saldırıları ‘fiilen’ desteklemekle suçluyor. Danilov açıklamasında "Belarus'tan Ukrayna'ya aktif olarak füzeler fırlatılıyor. Belarus’un bu eylemlerini karşılık olarak önleyici füze saldırısında bulunabiliriz” dedi. Ukrayna Savunma Bakanlığı İstihbarat Dairesi dün yaptığı açıklamada, Rusya'nın Belarus güçlerinin çatışmaya girmesini haklı çıkarmak için bir provokasyon hazırlığında olduğunu iddia etti. İstihabarat Dairesi’nden yapılan yazılı açıklamada, Belarus’un Ukrayna sınırında yaklaşık 300 tankı hazır bulundurduğuna yönelik kanıtlar olduğu kaydedildi.  
Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko, ülkesinin askeri güçlerinin devam eden askeri operasyonlara katıldığı yönündeki iddiaları reddetmişti. Lukaşenko dün gerçekleştirilen Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısında Minsk'in ‘herhangi bir askeri faaliyete katılmadığını ve katılmayacağını’ vurguladı. Bununla birlikte Rusya’nın ‘sırtından bıçaklanmaması için’ hava savunma sistemlerinin aktif hale getirildiğini belirtti. 
Tüm bu gelişmeler, savaşın kapsamının genişleme ihtimaline yönelik endişelere neden oldu. Lukaşenko daha önce Rus mevkidaşı Vladimir Putin'den Minsk'e S-400 hava savunma sistemini konuşlandırmasını talep etmişti. Belarus resmi haber ajansı Belta, S-400 Uzun Menzilli Füze Savunma Sistemi'nin ilk bataryalarının, ülkenin güneydoğusundaki Gomel bölgesinde konuşlandırıldığını aktardı. Başkent Minsk’e de yakın zamanda bazı bataryaların konuşlandırılacağı öğrenildi.  
Rusya Savunma Bakanlığı, Donetsk kuvvetlerine ait cephe birliklerinin eyaletin idari sınırlarına ulaştığını ve burada deniz kıyısındaki bölgeleri kontrol eden Rus kuvvetlerine katıldıklarını duyurdu. Söz konusu gelişme, çatışmaların başladığı günden bu yana, Rus güçlerinin kaydettiği en büyük ilerlemeyi gösteriyor. ‘Luhansk Halk Cumhuriyeti" kuvvetleri de operasyonun başlangıcından bu yana, eyalet topraklarının derinliklerine doğru 61 kilometre ilerledi.  
Rusya Savunma Bakanlığı'nın açıklamasında, ‘özel askeri operasyona’ başlamalarından bu yana Rus güçlerinin Ukrayna’nın askeri altyapısına ait bin 325 unsuru vurarak devre dışı bıraktığı kaydedildi. Bunların içinde 395 tank ve zırhlı araç, 59 roketatar silah, 179 havan topu, çok sayıda uçak ve insansız hava aracı olduğu belirtildi. Rus ordusunun dün üç havaalanını ve üç hava savunma radarını da hassas silahlarla hedef aldığı bilgisi paylaşıldı.   

Müzakerelerin ikinci oturumu 
 Rus ve Ukraynalı taraflar arasında bugün yapılması planlanan ikinci tur müzakerelerin, Ukrayna liderliğinden gelen açıklamalar sonrasında sekteye uğrayabileceği, olumlu sonuç elde etme olasılığının azaldığı öngörülüyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodamir Zelenski, müzakereler konusunda “Henüz bizim istediğimiz bir sonuç ortada yok. Rusya kendi pozisyonunu açıkladı. Savaşı bitirmek için bizden karşı maddeler duydular. Bazı sinyaller aldık” dedi. Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba da ülkesinin ikinci tur müzakerelere katılmaya hazır olduğunu ancak Kiev’in ‘uyarılar altında Moskova’yla müzakere yapmayacağını’ belirtti. Müzakerelerin ilk turunu değerlendirdiklerini, Başkan Zelenski’ye en küçük ayrıntılara kadar bilgi verildiğini ve ikinci tur için pozisyonlarını açıklayacaklarını söyledi. Kuleba bugün yapılması planlanan müzakerelere katılıp katılmayacaklarını ise açıklamadı.  
 Kuleba, Ukrayna'nın Rusya ile olan çatışmasında NATO'dan destek istediğini ancak ‘kendileri yerine’ savaşmalarını istemediklerini söyledi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg daha önce yaptığı açıklamada, NATO’nun Ukrayna-Rusya savaşında taraf olmadığını ve Ukrayna’ya asker göndermeyeceklerini vurgulamış, NATO üyesi ülkelerin Kiev’e çeşitli askeri destekler sağlayacağını, mali ve insani yardımda bulunacaklarını kaydetmişti.  
 Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Rusya'nın gerçekçi olmayan talepleri nedeniyle Ukrayna ve Rusya arasındaki müzakerelere yarın devam edilemeyebileceğini söyledi. CNN Türk televizyonuna Ukrayna savaşına ilişkin açıklamada bulunan İbrahim Kalın, Ukrayna ve Rusya'yı işaret ederek "Yarın büyük ihtimalle toplanamayacaklar. Aralarında görüştükleri teknik şeyler va. Büyük ihtimalle bir iki gün ertelenebilir. Müzakere heyetleriyle temas halindeyiz" dedi.  
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Ukrayna krizine dair değerlendirmesinde ABD'ye eski Sovyet ülkelerinde askeri tesis kurmaktan vazgeçme çağrısı yaptı. Bazı Avrupa ülkelerinin topraklarında ABD'nin nükleer silahlarının bulunmasının Rusya için kabul edilemez olduğunu belirten Lavrov, "Bu silahların ABD'ye dönmesinin zamanı çoktan geldi" dedi. Rusya’nın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması taraf ülkelerinin katılımıyla bir konferans düzenlenmesini talep ettiğini belirtti. Lavrov ayrıca Avrupa’yı diyalogdan kaçmakla suçlayarak Kıta ülkelerinin ‘yüz yüze gerçek bir diyalog’ yerine ‘yaptırımları’ tercih ettiğini vurguladı.



Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
TT

Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump’ın İran’ın nükleer programına ilişkin bir anlaşmayı neden hâlâ kabul etmediğini sorguladığını söyledi. Witkoff, Washington’ın baskı uygulamasına rağmen Tahran’ın anlaşmaya yanaşmamasının Beyaz Saray’da şaşkınlık yarattığını ifade etti.

Fox News’e verdiği röportajda Witkoff, Trump’ın İran’ın tutumuna hayret ettiğini belirterek, “Neden teslim olmadıklarını merak ediyor... ‘Teslim olmak’ ifadesini kullanmak istemiyorum ama neden teslim olmadılar?” dedi.

Witkoff, Trump’ın ayrıca İran’ın ‘bu denli yoğun baskı ve bölgede sahip olduğumuz deniz gücünün büyüklüğü karşısında’ ABD ile temasa geçmemesini sorguladığını aktardı. Trump’ın, Tahran’ın nükleer silah edinme niyetinde olmadığını ilan etmesini ve hangi adımları atmaya hazır olduğunu netleştirmesini beklediğini dile getirdi.

ABD’li yetkili, Trump tarafından belirlenen kırmızı çizgilerin İran’ın uranyum zenginleştirmede ‘sıfır zenginleştirme’ seviyesini korumasını şart koştuğunu söyledi. Witkoff, İran’ın uranyumu sivil amaçlar için gerekli seviyenin ötesinde zenginleştirdiğini de ifade etti.

Witkoff, aynı röportajda, devrik İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi ile görüştüğünü de doğruladı.

Witkoff, “Başkanın talimatıyla onunla görüştüm” ifadesini kullanırken, görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.

Geçen hafta Pehlevi, Başkan Donald Trump’a İran’a yönelik askeri müdahale çağrısını yinelemiş ve ülkede bir ‘geçiş sürecine’ liderlik etmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Witkoff’un açıklamaları, Trump’ın İran’a yönelik askeri saldırı tehdidinde bulunduğu ve bölgedeki askeri konuşlanmayı artırdığı bir dönemde geldi. Trump, aynı zamanda Tahran ile nükleer program konusunda bir anlaşmaya varma isteğini de dile getirdi.

İran’ın nükleer programı, Tahran ile Batılı ülkeler arasında yıllardır süren anlaşmazlığın merkezinde yer alıyor. Batılı ülkeler, İran’ın nükleer silah edinme ihtimalinden endişe duyuyor.


İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
TT

İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)

İran, Avrupa Birliği (AB) üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini terör örgütü olarak tanımladı.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Tahran'ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütü olarak sınıflandıran AB'nin ‘yasadışı ve haksız’ olarak nitelendirdiği karara yanıt olarak harekete geçeceği belirtildi.

AB'nin 19 Şubat'ta aldığı karara yanıt olarak yayınlanan açıklamada, “Avrupa hükümetleri, İran silahlı kuvvetlerinin resmi bir kolu olan Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımladığından, İran da karşılıklılık ilkesine dayalı önlemler alacaktır” denildi.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Tahran’ın kararı 2019 yılında çıkarılan ‘ABD’nin DMO’yu Terör Örgütü Olarak Tanımlamasına Karşı Misilleme Tedbirleri Yasası'nın 7’nci maddesine dayanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin bu konudaki kararını herhangi bir şekilde destekleyen veya buna uyan tüm ülkeler, İran tarafından benzer tedbirlere tabi tutulacaktır” açıklamasında bulundu.

Açıklama şöyle devam etti:

“Bu yasa ve 4’üncü madde dahil olmak üzere hükümleri uyarınca İran, AB üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini bu yasanın hükümlerine tabi kabul etmekte ve bunları terörist örgütler olarak sınıflandırıp ilan etmektedir.”

Bakanlık, bu önlemin İran'ın iç hukuku çerçevesinde, Avrupa hükümetlerinin uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal etmesine yanıt olarak alındığını vurgulayarak açıklamasını sonlandırdı.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.