Ukrayna krizi ve yabancı savaşçılar sorunu

Zelenski, ülkesini kurtarmak için ‘uluslararası lejyon’ çağrısı yaptı.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında yüzlerce Fransız asker Romanya’ya geçti. (AFP)
Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında yüzlerce Fransız asker Romanya’ya geçti. (AFP)
TT

Ukrayna krizi ve yabancı savaşçılar sorunu

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında yüzlerce Fransız asker Romanya’ya geçti. (AFP)
Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında yüzlerce Fransız asker Romanya’ya geçti. (AFP)

Emine Hayri
Ukrayna’da halihazırdaki muğlak sahnede paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların hatta dahil olması dışında eksik başka bir şey yok. Birkaç gün önce dünya, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması ile büyük bir şaşkınlık yaşadı. Ancak hızlanan olaylar, şaşkınlığın sadece bir ‘meze’ olduğunu ve gelecekte yaşanacakların çok daha sürprizlere gebe olduğunu gösteriyor. Dünyanın birçok ülkesinden gelen benzeri görülmemiş kafa karışıklığı emarelerinden nükleer güçlerin ortaya çıkışıyla ilgili halk korkularına kadar, eski bir komedyen olan Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’nin dünyanın kendisini önce zayıflık ve kafa karışıklığı ardından da benzersizlik, mükemmellik ve kararlılıkla tanımlamasıyla karşı karşıya kaldı. Karışıklıklar ve şaşkınlıklar arttı.

Yabancılara gönüllülüğün kapısını aralamak
Ukrayna’nın dünyanın dört bir yanındaki Ukraynalı olmayan gönüllülere ‘ülkeyi özgürleştirmesi’ için savaş kapısını açma duyurusu, yabancı savaşçıları kabul etmek için yapılan bu genel çağrıya küresel çapta tepkiler gelmesine neden oldu. Zelenski saatler önce Ukrayna’yı seven yabancılara, Ukrayna’yı işgalci Rus güçlerinden kurtarmak için ‘uluslararası lejyona katılmak üzere’ ülkesinin dünya genelindeki büyükelçiliklerine gitme çağrısında bulundu. Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın açıklamasında, liderliğin direnişe katılmak ve küresel güvenliği korumak isteyen yabancıları memnuniyetle karşılayacağı ve tek yapmaları gerekenin ülkeye gelip savunucuların saflarına katılmak olduğu belirtildi. Ayrıca açıklamada şu an ayrı bir yabancı savaşçı biriminin oluşturulduğu ifade edildi. Zelenski, ‘Ukrayna’yı seven yabancıları teşvik etmek için’ yaptığı açıklamada “Bu, sadece bir ülkenin başka bir egemen ülkeyi işgal etmesi meselesi değildir. Bu, tüm Avrupa’ya karşı bir savaşın başlangıcıdır” dedi.  

Üçüncü Dünya Savaşı arenası
Topraklarının Üçüncü Dünya Savaşı arenası ve savaş alevinin başlangıç noktası olacağından korkan Avrupa, bu çağrıdan belki de korkmazken bekledi, çağrıyı sindirdi ve savaşçı gönderimine katılmama çıkmazından kendisini sıyırdı gibi görünüyor. İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss, bu çağrıya belirsiz desteğiyle herkesi şaşırtan şu açıklamayı yaptı:
“İngiltere, savaşmak amacıyla uluslararası lejyona katılmak için Ukrayna’ya gitmek isteyenleri destekliyor. Kiev’i savunma ve bu demokrasi savaşına katılma kararı, dileyen herkese kalmış bir karardır.” 
İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace ise ülkesinin Ukrayna’yı destekleyeceğini ve savaşmak için İngiliz birlikleri göndermeyeceğini söyledi. Ancak İngiltere’nin ulaşabileceği her türlü teçhizatla, tüm sokaklarda savaşabilmesi içi Ukrayna’ya destek vereceğini vurguladı.
Şarku’l Avsat’ın Independent arabia’dan aktardığı habere göre Ukrayna’nın resmi açıklamaları, dünyanın birçok ülkesindeki büyükelçiliklerinin Ukrayna’ya gitmek isteyen yabancı savaşçı ordularını almaya başladığını gösteriyor. Açıklamalarda, bu savaşçıların askeri olarak eğitilip silahlandırılacağına dair güvencelere de yer veriliyor.

Savaşçılar ve paralı askerler
Yabancıların savaşçıların saflarına katılmak üzere eğitilmesi ve askeri olarak silahlandırılması, Ukrayna-Rusya krizi ile meydana gelen bir durum değil. Bu yabancıların adı, bazılarını kıskandıracak şekilde doğrudan ‘paralı asker’dir. Encyclopædia Britannica ansiklopedisinde paralı asker, ‘savaşanların amacına veya ideolojisine inanma şartı olmaksızın herhangi bir ülke veya ulus için savaşan, kiralık profesyonel asker’ olarak tanımlanıyor.
Yüzyıllar boyunca dünyanın çeşitli ülkelerinde yapılan birçok savaş, bunun karşısında ordunun yanında savaşan yabancı savaşçıların varlığına tanık olmuştur. Bazen aynı kabileye veya ülkeye mensup yabancı savaşçılar, kendilerini aynı savaşta birbirleriyle savaşırken buldular.
Aynı şekilde tarih kitapları da yabancı savaşçıların aralarında hiçbir tarihsel, ulusal ve hatta ideolojik bağın olmadığı savaşlara karışmalarının yol açtığı büyük felaketlerle dolu. Örneğin Bizans İmparatorluğu tarafından Türklerle savaşmak için kiralanan İspanyol savaşçılar, düşmanı yenmeye yardım ettikten sonra kendilerinden yardım isteyenlere karşı geldiler. Bu İspanyol savaşçılar, bir Bizans şehrine saldırdılar ve Makedonya’ya yönelmeden önce şehirde ve komşu bölgelerde tahribata devam ettiler.

Seyahat etmek zor
Ukrayna’ya seyahat etmek şu an zor ama imkânsız değil. Ukrayna’dan yapılan açıklamalar, Ukrayna makamlarının hava sahasının kapalı olduğunun farkında olduğunu ama sınırı geçmek ve Ukrayna’ya karadan ve muhtemelen denizden girmek için alternatif seyahat rotaları koordine edildiğini gösteriyor.
Medya organlarında çıkan haberlere göre yurt dışında ikamet eden yaklaşık 22 bin Ukrayna vatandaşı, geçen perşembe günü Rus askeri operasyonunun başlamasından bu yana Ukrayna güçlerine yardım etmek veya içeride yaşayanlara katılmak amacıyla sınırı geçti.
ABD merkezli ‘BuzzFeed’ haber sitesinin muhabiri, farklı milletlerden 10 özel harekât gazisinin Polonya’da olduğunu, Ukrayna’yı, Avrupa’yı ve dünyayı savunma çabalarına katılmak için Ukrayna’ya geçmeyi planladıklarını bildirdi.
Grup, tamamı NATO tarafından eğitim almış ve doğrudan muharebe ve terörle mücadele konularında deneyime sahip altı ABD’li, üç İngiliz ve bir Almandan oluşuyor. Aynı şekilde Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın Ukrayna’yı kurtarma çağrısında bulunduğu ‘uluslararası tugayın’ ilk çekirdeği olmayı umut ediyorlar.

Erken çağrı
Ukrayna’daki birçok medya platformu garip bir şekilde , Zelenski’den önce yabancı savaşçılara ‘onu korumak için Kiev’e gitme’ çağrısı yaptı. Geçen ocak ayından bu yana Ukrayna’yı ‘olası Rus saldırganlığına karşı’ savunmak isteyen yabancılara, öngörülen prosedür ve adımları izlemeleri için çağrılar yapıldı. Ukrayna’nın 2014 yılında yaşadığı benzer bir tecrübeyle Ukrayna yararına finansal bağış kapısı açılarak düzenli ordu ve ‘gönüllü oluşumlar’ yararına ayni ve nakdi bağışlar alındı. Bu kez ise bağışlardan elde edilen gelir, Ukrayna ordusunu ve gönüllüleri silahlar, askeri yazılımlar, insansız hava araçları, eğitim ve diğer araçlarla desteklemeye kadar varacak.
Geçen ocak ayının ilk günü yayınlanan yeni Ulusal Direniş Yasası, ‘Ukrayna Bölgesel Savunma Kuvvetleri’ adlı bir oluşumu bir tüzel varlık haline getirdi. Bu varlık, ülkenin savunmasına katılmak isteyen Ukraynalı sivilleri ‘yarı zamanlı’ olarak kabul ediyor.
Aynı şekilde beş yıldır Ukrayna’da yasal olarak ikamet eden ve savunma sürecine askeri olarak katkıda bulunmak ve Rus tehdidini savuşturmak isteyen yabancıları da kabul ediyor. Bilgi ve koşullar ise Facebook’ta yayınlanıyor.
Eğitimli yabancı savaşçılara gelince... Ulusal Muhafızlar’ın yanı sıra Ukrayna’da yasaların izin verdiği aktif askerlik hizmetinde asker olarak Ukrayna silahlı kuvvetlerine katılmak için başvuruda bulunabiliyorlar.
Yasa Ukrayna ordusuna, askerlik pozisyonlarına fiziksel ve zihinsel uygunluk koşullarını sağlayan yabancı kişilerle, yaşları 18 ila 40 arasında olmak kaydıyla hizmet sözleşmeleri imzalama izni veriyor. İstisnai durumlarda yaş, 60’a kadar uzayabiliyor. Bu kişiler, Ukraynalı askerlerle aynı maaşları alıyorlar.

Gizemli ‘Wagner’
Şu an ardına kadar açık olan Ukrayna kapıları, 2014 yılında Kırım ve doğu Ukrayna’daki Rus askeri operasyonlarını hatırlatıyor. Zira paralı askerler ve yabancı savaşçılar, mücadelede önemli bir rol oynamıştı.
Mevcut durumda yabancı savaşçılar veya paralı askerler sistemini yeniden hatırlamak, Rus ‘paramiliter’ örgütü veya özel askeri şirketi olan, bir başka ifadeyle de paralı askerler konusunda uzmanlaşmış Rus örgütü ‘Wagner’den söz etmeyi gerektiriyor. Avrupa Birliği (AB), ‘Orta Afrika Cumhuriyeti, Libya ve diğerleri gibi ‘unsurlarının savaştığı çatışma bölgelerinde insan hakları ihlalleri yaptıkları’ suçlamaları nedeniyle geçen aralık ayında Wagner’e yaptırımlar uyguladı. AB, yasal statüsünü çevreleyen belirsizliğin grubun soruşturulmasını son derece zorlaştırdığına dikkat çekti.
Wagner’in statüsünü belirleme zorluğu, 2014 yılında doğu Ukrayna’daki Rus yanlısı ayrılıkçıları desteklemek için kurulduğundan beri kâğıt üzerinde var olmadığı anlamına geliyor. Birkaç ülkenin basın ve istihbarat araştırmaları, muhtemelen şirketin ‘Libya’yı istikrarsızlaştırma’ ve ‘ABD seçimlerine müdahale suçlamaları nedeniyle AB ve ABD tarafından yaptırımlara maruz kalan Rusya Devlet Başkanı’na yakın iş adamı Yevgeny Prigozhin tarafından finanse edildiğini gösteriyor.
Rusya Devlet Başkanı geçen yıl kendisine Wagner hakkında sorulan bir soruya, ‘enerji, altın ve değerli taşların çıkarılması ile ilgili çıkarları olan özel bir şirket’ olduğu yanıtını verdi.

Savaşçı şirketler
Uluslararası bir siyaset dergisinin baş editör yardımcısı, ABD işlerinde uzman bir isim olan Amr Abdulati, yabancı savaşçıların ve özel güvenlik şirketlerinin ‘özellikle de Rusya’nın onları birçok çatışma yerinde kullanacağı neredeyse kesinleştikten sonra’ birçok ülke için bir takıntı haline geldiğini söyledi.

Abdulati sözlerini şöyle sürdürdü:
“Avrupa ülkelerinin bu tip savaşçılara yönelik eleştirilerine rağmen Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesine karşı koymak için özel güvenlik şirketlerini kullanması, ‘mevcut kriz durumu ve Avrupa ülkelerinin kendilerini içinde buldukları zor durum’ ortasında son derece pragmatik bir meseledir. Ukrayna’nın yabancı savaşçılar kullanmasına kısmen onay verilmesine rağmen, özellikle de Ukrayna güçlerini desteklemek için asker gönderme konusunda bu ülkeler, Ukrayna’da güçlenecek ve oradan Avrupa’nın geri kalanına yayılacak olan yabancı savaşçılar dikeninin nelere yol açabileceği konusunda büyük korkular yaşıyor.”
Askeri uzmanlığın sivillere devredilmesi, özellikle bazı Batılı ülkelerde artan beyaz milliyetçi eğilimler ve çekişmeler ışığında son derece tehlikeli bir mesele. Bu durum, söz konusu ülkelerdeki iç terör dalgalarının güçlenmesine ve desteklenmesine yol açabilir.

Abdulati konuya dair şu değerlendirmede bulundu:
“Bugün dünyadaki terör meselesi, artık sadece DEAŞ ve El-Kaide gibi örgütlerden kaynaklanmıyor. İç terör operasyonlarından kaynaklanan ölümlerin sayısı, dış emsallerini aşıyor.”

Yabancı savaşçılar tabanını genişletme
Paralı askerler fikrinin modern tarihte şiddet içerikli siyasi ifade biçimine alışık olmayan ülkelerde silahlı muhalefeti güçlendirmesi bekleniyor. Abdulati, Ukrayna’da yabancı savaşçıların kullanılması ilkesine Avrupa desteği ve hatta sessizliğinin, Rusya’nın özel güvenlik şirketlerine olan ağır bağımlılığına karşı sessizliğe yol açacağını vurguladı. Uzman, “Bunlar sırayla gelişebilecek ve yakın bir aşamada ağır silahlar kullanabilecek paramiliter şirketlerdir” dedi.
Öte yandan yabancı savaşçıların ait oldukları toplumsal, eğitimsel ve kültürel geçmişlere dikkati çeken Amr Abdulati “Bu durum, failleri asker olmadığı için hesap sormayı zorlaştıran korkunç ihlallerle sonuçlanabilir” değerlendirmesinde bulundu.  
Yabancı savaşçılar ve paralı askerler konusunda bazı Arap ülkelerinin ve ‘Sovyet işgaline direnmek için Afganistan’daki savaşçıların saflarına katılan’ Arapların derin ve acı deneyimleri bulunuyor. Buna rağmen söz konusu durum, hayatın çehresini ve çok sayıda toplumun dokusunu değiştiren, onlarca yıldır ideolojilerden kaynaklanan deneyimler olarak görülüyor. Arap savaşçıların, ‘savaşa katılarak kazanç sağlama umuduyla ülkelerini yasa dışı yollardan terk etmedikleri müddetçe’ Ukrayna’yı kurtarmak için ‘uluslararası lejyonun bir bölümünü oluşturması’ beklenmiyor. Dini amaçlarla radikal ideolojilere sahip Araplara gelince; onlar Ukrayna’yı ‘kafir Batı’ olarak görüyor.



Trump tatilini yarıda keserek Beyaz Saray’a döndü... Tahran Hürmüz’ü kapalı tutma ısrarında

Trump tatilini yarıda keserek Beyaz Saray’a döndü... Tahran Hürmüz’ü kapalı tutma ısrarında
TT

Trump tatilini yarıda keserek Beyaz Saray’a döndü... Tahran Hürmüz’ü kapalı tutma ısrarında

Trump tatilini yarıda keserek Beyaz Saray’a döndü... Tahran Hürmüz’ü kapalı tutma ısrarında

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İran’ın şartları karşılanıp ABD’nin verdiği taahhütler yerine getirilene kadar Hürmüz Boğazı’nı açmayacağını söyledi. Kalibaf’ın açıklaması, ABD Başkanı Donald Trump’ın Camp David tatilini yarıda keserek Beyaz Saray’a dönmesinin ardından geldi.

Şarku’l Avsat’ın İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fars haber ajansından aktardığı habere göre  Kalibaf, İran’ın aynı anda hem mücadele etmesi hem de müzakere yürütmesi gerektiğini belirtti. Kalibaf, Tahran’ın düşmanlarını caydırmak için askeri gücünü, savaş alanında elde ettiği kazanımları pekiştirmek için ise zamanı geldiğinde diplomasiyi kullanacağını belirtti.

Öte yandan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, Tahran’ın ABD ile savaşı sona erdirmeyi amaçlayan müzakerelerin yeniden başlatılması için şartlarını arabuluculara ilettiğini açıkladı.

Rızai, bu şartların tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesini, İran’ın dondurulan varlıklarının serbest bırakılmasını ve deniz ablukasının kaldırılmasını içerdiğini belirtti. Katar ve Pakistanlı arabulucularla istişarelerin sürdüğünü kaydeden Rızai, Tahran’ın ABD Başkanı Donald Trump’tan gelecek yanıtı beklediğini söyledi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise cumartesi günü yaptığı açıklamada, İran limanlarına yönelik ABD ablukası sürerken son iki ay içinde yaklaşık 1 milyar varil petrolün Hürmüz Boğazı’ndan çıkışını desteklediğini bildirdi.


BM ve Körfez’den Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına kınama

Antonio Guterres, dün New York’ta Casim el-Budeyvi’yi kabul etti (Körfez İşbirliği Konseyi)
Antonio Guterres, dün New York’ta Casim el-Budeyvi’yi kabul etti (Körfez İşbirliği Konseyi)
TT

BM ve Körfez’den Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına kınama

Antonio Guterres, dün New York’ta Casim el-Budeyvi’yi kabul etti (Körfez İşbirliği Konseyi)
Antonio Guterres, dün New York’ta Casim el-Budeyvi’yi kabul etti (Körfez İşbirliği Konseyi)

Birleşmiş Milletler ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), dün Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını, sivil yerleşim ve tesislerin hedef alınmasını ve bunun bölgenin güvenlik ve istikrarı üzerindeki ciddi etkilerini kınadı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile KİK Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, dün New York’ta düzenlenen BM Genel Kurulu’nun 81. oturum toplantıları kapsamında bir araya gelerek bölgedeki son gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulundu.

Görüşmede taraflar, bölgesel gelişmeler ve bunlara yönelik yürütülen çabaların yanı sıra çeşitli dosyaları ele aldı. Guterres, Körfez ülkelerinin kalkınma, ilerleme ve refah alanlarında kaydettiği gelişmeleri ve güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesine yönelik bölgesel ve uluslararası çabalarını takdir etti.

Guterres ve el-Budeyvi ayrıca ortak ilgi alanına giren konuları, KİK ile BM arasındaki iş birliği ilişkilerini ve ortak çıkarlara hizmet edecek şekilde bu iş birliğini güçlendirme ve geliştirme yollarını görüştü.

BM Güvenlik Konseyi daha önce, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının yanı sıra Kızıldeniz ve Babülmendeb Boğazı’ndaki uluslararası deniz taşımacılığına yönelik tehditlerin yol açabileceği sonuçlar konusunda uyarıda bulunmuştu. Konsey, grubun Yemen içindeki askeri faaliyetlerinin, Suudi Arabistan topraklarını ve ticari gemileri hedef almasının çatışmanın yayılmasına ve deniz güvenliği ile uluslararası ticaretin sekteye uğramasına yol açabileceğini, ayrıca Yemen’de barışın sağlanmasına yönelik bölgesel ve uluslararası çabaları engellediğini belirtmişti.

Konsey üyeleri, cuma gecesi yayımlanan açıklamada, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik devam eden saldırılarını en güçlü ifadelerle kınadı. Açıklamada, sivillerin ve enerji altyapısının zarar gördüğü, kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu sivillerin yaralandığı saldırılara özellikle dikkat çekildi.

Konsey, ticari gemilerin ve mürettebatlarının güvenliğinin korunmasının önemini vurgularken, başta BM Deniz Hukuku Sözleşmesi olmak üzere uluslararası hukuka uyulması ve deniz ulaşımına ilişkin hak ve özgürlüklere saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti. Bu açıklama, Yemen’deki askeri gelişmelerin deniz koridorlarının güvenliği ve uluslararası ticaretin seyri konusunda endişelere yol açtığı bir dönemde geldi.

Konsey, Suudi Arabistan topraklarında sivilleri ve sivil hedefleri etkileyen saldırılar karşısında Suudi Arabistan’la dayanışma içinde olduğunu ifade etti ve ülkenin uluslararası hukuka uygun şekilde meşru müdafaa hakkının bulunduğunu vurguladı.

Konsey üyeleri ayrıca Husilere, sivilleri ve sivil hedefleri etkileyen saldırılarını derhal durdurma çağrısında bulundu. Üyeler, saldırılar nedeniyle sivillerin öldüğü ve yaralandığı, sivil tesisler ile altyapının tahrip edildiğine ilişkin haberlerden duydukları derin endişeyi dile getirdi.


İsrail çekilmeyi Lübnan ordusunun güçlendirilmesi şartına bağlıyor

İsrail araçları, el-Mansuri kasabasında evleri yıkıyor (Reuters)
İsrail araçları, el-Mansuri kasabasında evleri yıkıyor (Reuters)
TT

İsrail çekilmeyi Lübnan ordusunun güçlendirilmesi şartına bağlıyor

İsrail araçları, el-Mansuri kasabasında evleri yıkıyor (Reuters)
İsrail araçları, el-Mansuri kasabasında evleri yıkıyor (Reuters)

İsrail, Lübnan’ın güneyinden çekilmesini art arda öne sürdüğü güvenlik koşullarına bağlıyor. İsrail son olarak, Lübnan ordusunun güvenliği üstlenebilecek kapasiteye sahip olması gerektiğini vurguladı. ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee dün yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun “Lübnan ordusu güçlenene kadar” Güney Lübnan’da kalacağını belirtti. Emekli Tümgeneral Abdurrahman Şehitli ise bu yaklaşımın, Lübnan devletine yönelik İsrail baskısının devamı olduğunu ve İsrail’le doğrudan ilişkiye zemin hazırlayacak güvenlik ve siyasi düzenlemeler dayatmayı amaçladığını ifade etti.

Arkub bölgesinde ise İsrail’in faaliyetleri farklı bir nitelik taşıyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail güçleri, köyleri doğrudan işgal etmek yerine bölgeye girerek operasyonlar düzenliyor ve ardından geri çekiliyor. Emekli Tuğgeneral Hasan Cuni, bu yöntemi “doğrudan işgal olmaksızın hareket serbestisi” olarak nitelendirerek, İsrail’in bölgeye yönelik güvenlik yaklaşımının kendine özgü niteliğine dikkat çekti.

Bu kapsamda, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) Komutanı Tümgeneral Diodato Abagnara da yıl sonunda başlaması planlanan çekilme öncesinde Lübnan ordusu ile BM kuruluşlarının UNIFIL tarafından yürütülen görevleri üstlenebilecek kapasiteye sahip olmasının güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.