The Batman şimdiden IMDb Top 250 listesine girdi

Robert Pattinson'ın başrolünde yer aldığı film bu hafta vizyona girdi

Warner Bros (Ekran görüntüsü)
Warner Bros (Ekran görüntüsü)
TT

The Batman şimdiden IMDb Top 250 listesine girdi

Warner Bros (Ekran görüntüsü)
Warner Bros (Ekran görüntüsü)

ABD'li yönetmen Matt Reeves'in çektiği ve Britanyalı aktör Robert Pattinson'ın başrolünde yer aldığı The Batman bu hafta vizyona girmesine rağmen IMDb 250 listesine girmeyi başardı. 
Televizyon ve sinema yapımlarına dair bilgiler barındıran çevrimiçi bilgi bankası IMDb, En İyi 250 film listesini izleyicilerin beğenisine göre sıralıyor. Söz konusu liste her bir filmin aldığı puanların ortalama değerine göre hesaplanıyor. Bu da yapımların vizyona girer girmez listeye adını yazdırabileceği anlamına geliyor. 
The Batman de 4 Mart'ta vizyona girmesinden hemen sonra 10 üzerinden ortalama 8,4 puan aldı. Bu haber yayımlandığı sırada film listenin 65. sırasındaydı.
Kara Şövalye (The Dark Knight) listenin üçüncüsüyken Kara Şövalye Yükseliyor (The Dark Knight Rises) da 69. basamakta yer alıyor. 
Listedeki diğer çizgi roman uyarlamalarıysa 40. sıradaki Örümcek-Adam: Eve Dönüş Yok (Spider-Man: No Way Home), 72. sıradaki Örümcek-Adam: Örümcek Evreninde (Avengers: Infinity War) ve 80. basamaktaki Avengers: Endgame. 

UYARI: Spoiler içerir
The Batman'e eleştirmenler de olumlu yorumlar yaptı.
Öte yandan filmde rol alan Barry Keoghan'ın Gothamlı polis memuru Stanley Merkel'i canlandıracağı söylense de The Batman'in vizyona girmesinden sonra genç aktörün Joker'i üstlendiği ortaya çıktı. 
Verdiği yeni röportajda yönetmen Reeves, izleyicileri şaşırtıp filmin etkisini artırmak için böyle bir yol seçtiklerini söyledi. Yönetmen sürprizin dozunu artırmak için sahte sahneler çektiklerini de doğruladı. 
 
Independent Türkçe, Screenrant, We Got This Covered



Bütün canlıların ölünce sönen tuhaf bir parıltı yaydığı tespit edildi

Fotoğraf: Pexels
Fotoğraf: Pexels
TT

Bütün canlıların ölünce sönen tuhaf bir parıltı yaydığı tespit edildi

Fotoğraf: Pexels
Fotoğraf: Pexels

Tıbbi teşhiste güçlü bir yeni aracın önünü açabilecek yeni bir araştırmaya göre, tüm canlı varlıkların canlılıkla bağlantılı olarak yaydığı tuhaf parıltı, öldüklerinde kayboluyor.

Yaşam formları, esasen metabolizmanın yaşamı sürdüren süreçleri beslediği karmaşık biyokimyasal laboratuarlardır.

Bu metabolizmanın yan ürünlerinden biri, reaktif oksijen türleri yani ROS adı verilen, yüksek oranda reaktif oksijen içeren bir grup molekül.

Kanada'daki Calgary Üniversitesi'nden araştırmacılar aşırı ROS üretiminin, oksidatif stres diye bilinen sürece yol açabileceğini ve bunun da vücuttaki kimyasallar arasında, parıltıyla bağlantılı elektron transfer süreçlerini tetiklediğini söylüyor.

The Journal of Physical Chemistry Letters'ta yayımlanan çalışma, farelerde ultra zayıf foton emisyonu (UPE) veya biyofoton emisyonu diye adlandırılan tuhaf parıltıyı belgeliyor.

Araştırmacılar canlı farelerin, yakın zamanda ölen farelere kıyasla kayda değer derecede daha yüksek yoğunlukta UPE yaydığını saptadı.

Buna karşılık bitkilerdeki UPE, sıcaklık değişiklikleri, yaralanma ve kimyasal işlemler gibi stres faktörlerine maruz kalma durumuna göre değişiklik gösteriyor.

Önceki çalışmalar, insan gözüyle görülemeyen son derece düşük yoğunluklu ışığın kendiliğinden salınmasıyla tanımlanan bu parıltının kaynağının ROS olabileceğini öne sürüyor.

200 ila 1000 nanometre aralığındaki spektrumda yer alan bu soluk ışık, tek hücreli organizmalar ve bakterilerden bitkilere, hayvanlara ve hatta insanlara kadar tüm yaşam formlarında gözlemleniyor.

Ancak ölüm ve stresin UPE üzerindeki etkisi hakkında pek bir şey bilinmiyor.

Son çalışma, canlı ve ölü hayvanlardaki bu parıltıyı karşılaştırırken, bitkilerde sıcaklık, yaralanma ve kimyasal işlemlerin UPE üzerindeki etkilerini görselleştirdi.

Bilim insanları, çevredeki ışığın etkisini ortadan kaldırmak için karanlık bölmeler geliştirerek bitki ve hayvanları özel kamera sistemleriyle görüntüledi.

Her iki grup da 37 derece vücut sıcaklığına sahip olmasına rağmen canlı farelerin güçlü bir ışık yaydığını, ötenazi uygulanan farelerden gelen soluk parıltınınsa neredeyse söndüğünü tespit ettiler.

Bilim insanları çalışmada, "Araştırmamız, canlı ve ölü farelerin UPE'si arasında önemli bir fark olduğunu ortaya koydu" diye belirtiyor.

Bitkilerde sıcaklık ve yaralanmalardaki artışın, UPE yoğunluğunda yükselmeye neden olduğunu gözlemledik.

Kimyasal işlemler de bitkilerin ışık yayma özelliklerini değiştirdi.

Araştırmacılar, bitkilerin yaralı bölgelerine lokal anestezik benzokain uygulandığında, test edilen bileşikler arasında en yüksek emisyonun görüldüğünü söylüyor.

Bulgular, UPE'nin hayvanlarda canlılığın ve bitkilerde stres tepkisinin hassas bir göstergesi olabileceğini ortaya koyuyor.

Bilim insanları bu çalışmanın gelecekteki araştırmalar ve klinik teşhisler için UPE görüntülemenin geliştirilmesine katkı sağlamasını umuyor. Araştırmacılar, "UPE görüntüleme, hayvanlarda canlılığın ve bitkilerin strese verdiği tepkilerin invazif olmayan, etiket gerektirmeyen bir şekilde görüntülenmesine olanak sağlıyor" ifadelerini kullanıyor.

Independent Türkçe