Putin nükleer seçeneğe başvurur mu?

Ukrayna nükleer santralin hedef alınmasını kınarken Batı ‘çevreleme politikasını’ sürdürüyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin.
TT

Putin nükleer seçeneğe başvurur mu?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin.

Rusya'nın Ukrayna'daki askeri operasyonlarının dokuzuncu gününe girilmesiyle Kremlin’in hedeflerine ulaşma hususunda yaşadığı aksaklıklar, bazı çevrelerde Putin’in ‘nükleer silah’ kullanma olasılığına başvuracağı hakkında endişelere yol açtı. Putin ‘operasyonun’ başladığı gün, ‘nükleer silah’ kullanabileceğini ima ederek “İlerlememizi engellemek için müdahalede bulunmayı düşünecek olanlar, vereceğimiz karşılığın tarihlerinde yaşamadıkları sonuçlar doğuracağını bilmelidir” demişti.
Her ne kadar Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ‘nükleer savaş Batı’nın zihnindedir, Moskova bu tür bir savaşı asla istemiyor. Ancak bize silahlar yöneltilirse konuyla yüzleşiriz” dese de Batılı çevrelerde ‘nükleer savaş ihtimali’ halen endişe yaratıyor. Özellikle Avrupa’daki bazı çevreler, Putin’in maruz kaldığı ‘yaptırım baskılarının’ bir hafta öncesine kadar kimsenin gündemine almadığı bir ‘tehlikeli maceraya’ atılmasına teşvik edebileceği yönünde korkular taşıyor.
Ukrayna, Rusya Federasyonu'nu, nükleer santrallerini hedef alarak ‘nükleer terörizm’ uygulamakla suçlamıştı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), NATO'ya, Zaporijya Nükleer Santrali üzerindeki hava sahasını kapatması ve tesisleri korumaya alması çağrısında bulundu. UAEA Genel Kurulu, Kanada ve Polonya’nın önerisi üzerine aldığı kararla Rusya’yı kınadı. Ajans Rusya’dan kontrol sağladığı santrallerde Ukraynalı uzman ve teknisyenlerin çalışmalarını sürdürmelerine izin vermesini istedi. Söz konusu karar Rusya ve Çin’in ret oyu vermesi, Mısır ve Güney Afrika’nın aralarında bulunduğu beş ülkenin çekimser kalması ve 26 üyenin desteğiyle alındı.
Şarku’l Avsat ürece ilişkin olarak UAEA bünyesindeki nükleer uzmanlarla görüştü. Uzmanlara Putin’in ‘nükleer caydırıcı güçlerin’ aktif hale getirilmesi talimatının teknik ve askeri anlamı, bu kararın alınmasının arka planına ilişkin “Putin, Hiroşima ve Nagasaki’den sonra bu silahı kullanacak ilk kişi olmaya hazır mı?” sorusunu yöneltti.
Uzmanlar, Rusya Devlet Başkanı'nın açıklamalarına bugüne kadar Batı'nın tepkisinin ‘’çevreleme politikası’’ olarak özetlenebileceği görüşündeler. Nitekim ABD, Putin’in açıklamasından sonra ‘nükleer alarm seviyesini’ yükseltmiş değil. ABD ve Avrupalı yetkililer, güven verme amacıyla temkinli bir dil kullanarak Putin’in nükleerle ilgili söz ve eylemlerinin örtüşmeyeceği yönünde açıklamalar yaptılar. Batılı ülkelerin resmi açıklamalarında Putin’in sözleri kınandı ancak benzer bir karşı hamle yapılabileceği üzerinde durulmadı.
Uzmanların çoğu, bugün nükleer seçeneğin söz konusu olmadığına inanıyor. UAEA uzmanlardan biri şu değerlendirmede bulundu:
"Putin'in her zaman sürprizlerle dolu olduğunu ve sık sık kimsenin kendisinden beklemediği adımlar attığını biliyoruz. Ancak nükleer seçenek söz konusu olamaz. Çünkü Rusya böyle bir durumda korkutucu sonuçlara maruz kalacaktır.”
Diğer yandan bazı kesimler, Putin'in nükleer seçeneğe başvurmasının tamamen göz ardı edilmemesi gerektiği görüşünde. Söz konusu uzmanlardan biri "Askeri durum çok karmaşık hale geldi ve muazzam miktarda baskıya maruz kalan Rus lider, savaşı nihai olarak sonlandırmak için kısıtlı bir nükleer silah kullanma seçeneğine başvurabilir" değerlendirmesinde bulundu.
Nükleer silahların kullanma emrini verme yetkisine sahip kişilerin ruh halinin bilinemeyeceğine işaret eden uzmanlar, Putin’in ‘nükleer caydırıcı güçlerin aktif edilmesi’ talimatının, alışılagelmiş nükleer terminoloji ve standart tanımlamalar dahilinde yer almadığını, dolayısıyla bu sözlerin sadece tehdit amaçlı serdedildiği yönünde bir intiba doğurduğunu ifade ediyor. Nitekim Pentagon kaynakları, Rusya’nın nükleer güçlerinde herhangi bir olağanüstü hareketlenme tespit edilmediğini açıklamıştı. Putin’in talimatlarının, nükleer tesislerin komuta merkezlerindeki personel sayısının arttırılması dışında bir anlamı olmadığı düşünülüyor.
ABD ve Rusya’nın nükleer başlıklı çok sayıda uzun menzilli füzeyi fırlatılmaya hazır halde beklettiği biliniyor. Söz konusu nükleer savaş başlıkları kullanılmaya hazır bir şekilde karadaki üslerde ya da denizaltılarda konuşlandırılmış durumda. Silahların çoğunu, balistik füze ya da roketler, yani uzun mesafeyi vurabilen stratejik nükleer silahlar oluşturuyor. Geri kalanlar da tahrip gücü daha düşük kısa menzilli, savaş alanında ya da denizde kullanılabilen nükleer silahlardan oluşuyor. Rusya Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov, geçen yılın sonunda yaptığı açıklamada, Rusya'nın stratejik nükleer füzelerinin yüzde 95'inin daimi olarak hazır tutulduğunu belirtmişti.
Batılı bir diplomat, Putin’in ‘nükleer caydırıcı güçleri’ gündeme getirmesinin mantığının açık olduğunu, NATO’nun müdahalesinden çekinen Rus liderin her ne pahasına olursa olsun Ukrayna’da zafer kazanmak istediğini vurgulamak için böylesi bir gündem yarattığını savunuyor. Her ne kadar NATO ve Avrupalı ülkeler Rusya ile doğrudan bir çatışmaya girmeyeceklerini açıklamış olsalar da Ukrayna’ya artan silah destekleri Putin’i böylesi tehditkâr bir açıklama yapmaya itmiş olabilir.
Uzmanlar, Putin tarafından 2 Temmuz 2020'de yayınlanan kararnamede yer alan Rus askeri doktrinine göre aşağıdaki dört senaryoda Rusya’nın nükleer silahları kullanılabileceğini belirtiyor:
-Rusya'ya veya müttefiklerine karşı nükleer silahların veya kitle imha silahlarının kullanılması.
-Rusya'yı veya müttefiklerini hedef alan balistik füzelerin fırlatıldığını gösteren güvenilir verilerin elde edilmesi.
-Ülkenin nükleer kuvvetlerinin müdahalesini baltalayacak kritik hükümet veya askeri altyapı tesislerine saldırı yapılması.
-Rusya devletinin varlığını tehlikeye atacak saldırılara maruz kalınması.
Bu gerekçelerden herhangi biri şu an için söz konusu olmadığından Putin ‘saldırgan açıklamalar’ bahanesine dayanarak ‘nükleer caydırıcı güçlerin aktif hale getirilmesi’ talimatını verdi. Putin’in askeri ve siyasi nedenlerden ötürü, ‘nükleer silah’ seçeneğine başvurma ihtimalinin çok zayıf olduğu düşünülse de uzun zamandır bir tür ‘yalnızlık’ içinde olan Rus liderin, çıkarlarını savunmak için her türlü riski alabileceği de değerlendiriliyor. Bazıları Putin’in gerçeklerden kopmuş olabileceği yorumunda bulunuyor.
Eski Almanya Başbakanı Angela Merkel, 2014’te Putin ile görüştükten sonra Barack Obama’ya “ Putin başka bir dünyada yaşıyor” demişti. Buna, askeri operasyonların aksaması nedeniyle Putin'in maruz kaldığı artan iç baskıyı ve yaptırımlar sonucunda ekonomik ve yaşam koşullarının bozulmasını da eklersek bazı uzmanlar taktiksel nükleer kullanımına başvurma ihtimalini dışlamıyor. Tahrip gücü düşük bir nükleer silah kullanmasının, dünyaya, daha ileriye gidebileceği yönünde bir mesaj verebileceğine işaret ediliyor.



Lula ve Bolsonaro, Brezilya cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi televizyon tartışmasına katılmadı

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva (solda) ve muhalefet adayı Flávio Bolsonaro (AFP)
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva (solda) ve muhalefet adayı Flávio Bolsonaro (AFP)
TT

Lula ve Bolsonaro, Brezilya cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi televizyon tartışmasına katılmadı

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva (solda) ve muhalefet adayı Flávio Bolsonaro (AFP)
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva (solda) ve muhalefet adayı Flávio Bolsonaro (AFP)

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva ile muhalefet adayı Flávio Bolsonaro, ilk tur öncesinde düzenlenmesi planlanan televizyon tartışmasına katılmadı. Böylece 158 milyon seçmen, iki adayın karşı karşıya geldiği bir tartışmayı izleme fırsatından mahrum kaldı.

Ülkenin en çok izlenen yayın kuruluşu TV Globo tarafından düzenlenmesi planlanan tartışma programı perşembe akşamı yapılacaktı. Program, önde gelen cumhurbaşkanı adaylarının pazar günü sandıkların açılmasından önce karşı karşıya gelebilecekleri son fırsat olarak görülüyordu.

Programın iptal edilmesi, son 20 yılda Brezilya'daki önde gelen cumhurbaşkanı adaylarının ilk tur öncesinde televizyonda doğrudan karşı karşıya gelmediği ilk seçim süreci oldu. Diğer medya kuruluşları ve iş dünyası grupları ise 23 Ağustos'tan bu yana diğer adaylarla tartışma programları düzenledi.

Lula çarşamba günü, Bolsonaro ile iki adayın daha katılması planlanan TV Globo tartışmasına katılmayacağını açıkladı. Eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun oğlu Flávio Bolsonaro da Rio de Janeiro'daki programın başlamasına saatler kala tartışmadan çekildi.

cvfg
Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde 1 Ekim 2026'da cumhurbaşkanlığı tartışmasının iptal edilmesinin ardından TV Globo stüdyolarında gazeteciler (AFP)

TV Globo yaptığı açıklamada, ülkenin Seçim Mahkemesi ile Brezilya Yüksek Mahkemesi'nin aldığı iki kararın programla ilgili "hukuki belirsizlik" oluşturması nedeniyle tartışmanın iptal edildiğini bildirdi.

İlk karar, TV Globo'nun tartışmada Lula için ayrılan boş kürsüyü kaldırmasını öngörüyordu. Lula'nın katılması halinde programdaki rakiplerinin sorularının odağında olması bekleniyordu. İkinci karar ise televizyon kanalını, Devlet Başkanı'nın eleştirmenlerinden ve önde gelen muhalefet adaylarından Renan Santos'u programa davet etmeye zorladı.

Analistler, Lula ile Bolsonaro'nun ilk tur öncesinde doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçınan bir strateji izlediğini belirtiyor. İlk turdan sonra ikinci tura kalmaları halinde iki adayın 25 Ekim'deki ikinci tur öncesindeki üç haftalık süreçte karşı karşıya gelmesi bekleniyor.


ABD’de Husilere destek vermekle suçlanan hükümet çalışanı gözaltına alındı

ABD Federal Soruşturma Bürosu'na (FBI) ait bir araç, 3 Şubat 2025'te Washington'daki merkez binasının önünde (Reuters)
ABD Federal Soruşturma Bürosu'na (FBI) ait bir araç, 3 Şubat 2025'te Washington'daki merkez binasının önünde (Reuters)
TT

ABD’de Husilere destek vermekle suçlanan hükümet çalışanı gözaltına alındı

ABD Federal Soruşturma Bürosu'na (FBI) ait bir araç, 3 Şubat 2025'te Washington'daki merkez binasının önünde (Reuters)
ABD Federal Soruşturma Bürosu'na (FBI) ait bir araç, 3 Şubat 2025'te Washington'daki merkez binasının önünde (Reuters)

ABD Adalet Bakanlığı, bir ABD hükümeti çalışanının İran destekli Husilere destek sağladığı iddiasıyla perşembe günü gözaltına alındığını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Alman Haber Ajansı DPA’dan aktardığı  habere göre Enerji Bakanlığı çalışanı, ABD tarafından yabancı terör örgütü olarak sınıflandırılan Husilere maddi destek veya kaynak sağlamaya çalışmakla suçlanıyor.

Ulusal Güvenlikten Sorumlu Başsavcı Yardımcısı John Eisenberg, şüphelinin yurt dışına seyahat ederek sahip olduğu uzmanlık bilgisini Husilere yardım etmek için kullandığının öne sürüldüğünü söyledi.

Eisenberg ayrıca şüphelinin patlayıcı yapımında kullanılabilecek malzemeler ile patlayıcı taşıma kapasitesine sahip insansız hava araçları üretmek için gerekli malzemeleri de temin ettiğini belirtti.

Eisenberg, "Bu iddialar o kadar dehşet verici ki neredeyse hayal gücünün sınırlarını zorluyor" dedi.

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli, Yemen'e gönderilerek mobil bir iletişim merkezinde kullanılacağı belirtilen iletişim ekipmanlarını temin etmek amacıyla Husilerin bir "albayı" adına çalıştığını söyleyen FBI kaynağıyla iletişime geçti.

Bakanlık, şüphelinin elektrik mühendisliği alanındaki geçmişine dayanarak "uzman tavsiye ve teknik bilgi" sağladığını bildirdi.

FBI Terörle Mücadele Birimi Direktör Yardımcısı Jarrod Brown, şüphelinin "ABD'ye ihanet etmekle" ve Husilere yardım etmeye çalışmakla suçlandığını söyledi.

Brown, "Ancak FBI'daki kadın ve erkeklerin çalışmaları sayesinde eylemleri ortaya çıkarıldı ve şu anda gözaltında" dedi.

Şüphelinin suçlu bulunması halinde 20 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceği belirtildi.


Eritre Etiyopya ile ilişkileri kesti... Afrika Birliği itidal çağrısı yaptı

Eritre Devlet Başkanı Isaias Afewerki ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Temmuz 2018'de Eritre'nin Addis Ababa Büyükelçiliğinin açılışında (Reuters)
Eritre Devlet Başkanı Isaias Afewerki ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Temmuz 2018'de Eritre'nin Addis Ababa Büyükelçiliğinin açılışında (Reuters)
TT

Eritre Etiyopya ile ilişkileri kesti... Afrika Birliği itidal çağrısı yaptı

Eritre Devlet Başkanı Isaias Afewerki ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Temmuz 2018'de Eritre'nin Addis Ababa Büyükelçiliğinin açılışında (Reuters)
Eritre Devlet Başkanı Isaias Afewerki ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Temmuz 2018'de Eritre'nin Addis Ababa Büyükelçiliğinin açılışında (Reuters)

Etiyopya, dün Eritre'deki büyükelçiliğini kapatma kararı alırken 10 Eritreli diplomatı istenmeyen kişi ilan etti. Bu adımın ardından Asmara, komşusu Addis Ababa ile tüm diplomatik ilişkilerini kesti. Karar, Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da gece saatlerinde patlama seslerinin duyulmasının ardından geldi. Patlamalar, ülkenin kuzeyinde yeniden başlayan çatışmaların daha geniş bir bölgeye yayılabileceği endişelerini artırdı.

Addis Ababa, Eritre, Sudan ve Mısır'ı, geçen haftadan bu yana Etiyopya federal hükümetine bağlı güçlerle çatışan Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'nin (TPLF) öncülüğündeki muhalif ittifakı desteklemekle suçladı. Üç ülke de suçlamaları reddediyor.

Afrika Birliği Komisyonu, üç ülkeye gerilimi tırmandırabilecek ve bölgedeki barış ile istikrarı tehlikeye atabilecek her türlü eylem ve açıklamadan kaçınmaları ve azami itidal göstermeleri çağrısında bulundu.

Çatışmalar, 2020-2022 yılları arasında yüz binlerce kişinin hayatını kaybettiği Etiyopya iç savaşının sona ermesinden bu yana ülkedeki çatışmaların en büyük tırmanışı olarak değerlendiriliyor. Eritre, söz konusu savaşta Etiyopya federal hükümetine destek vermek üzere savaşa dahil olmuştu.

Görsel kaldırıldı.
Etiyopya ordusu ile Tigray Halk Kurtuluş Cephesi arasındaki çatışmalar sırasında yol kenarında imha edilmiş bir T-72 tankı (Arşiv - AFP)

Etiyopya Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada Addis Ababa'nın, Eritre'nin Etiyopya'ya karşı doğrudan ve dolaylı düşmanca ve saldırgan eylemlerine karşılık olarak Asmara'daki büyükelçiliğini kapatma kararı aldığını bildirdi.

Bakanlık, X hesabından yaptığı açıklamada isimlerini vermediği 10 Eritreli diplomatın 48 saat içinde Etiyopya'yı terk etmesi gerektiğini duyurdu.

Eritre Enformasyon Bakanı Yemane Gebremeskel, Reuters'a yaptığı açıklamada, tüm Eritreli diplomatların Etiyopya'dan sınır dışı edilmesinin hükümetin Addis Ababa'daki büyükelçiliği fiilen kapatması anlamına geldiğini söyledi.

Eritre Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada, "ortaya çıkabilecek tüm olumsuz sonuçlara rağmen Eritre'nin karşılık vermekten ve Etiyopya ile tüm diplomatik ilişkileri kesmekten başka seçeneği olmadığını" belirtti.

Etiyopya devlet yayın kuruluşu ve konu hakkında bilgi sahibi kaynaklar, Etiyopya hükümetinin bir Mısırlı diplomatı da istenmeyen kişi ilan ederek ülkeyi 48 saat içinde terk etmesini istediğini bildirdi.

Devlete ait Kahire el-İhbariye kanalının aktardığına göre üst düzey bir Mısırlı yetkili, Kahire'nin de karşılık olarak Mısır'daki Etiyopya Büyükelçiliği müsteşarını istenmeyen kişi ilan ettiğini ve kendisine ülkeyi terk etmesi için 48 saat süre tanıdığını söyledi.

Görsel kaldırıldı.
2021'de Tigray'da görev yapan Etiyopya ordusuna bağlı birlikler (AP)

Yetkili, Etiyopya'nın Mısırlı diplomata yönelik kararını "üzücü ve gerekçesiz" olarak nitelendirerek Mısır'ın diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmeyi her zaman reddettiğini ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nader Zeki ise Reuters'a yaptığı açıklamada, Kahire'nin aldığı önlemin gerekçeli olduğunu belirterek mütekabiliyetin diplomasinin temel ilkelerinden biri olduğunu söyledi.

Gerilimi tırmandıran bu adımlar, Etiyopya'nın başkentinde patlama seslerinin duyulmasından saatler sonra geldi. Patlamalar, çatışmaların daha geniş kapsamlı bir bölgesel savaşa dönüşebileceği endişelerini artırdı.

Afrika Birliği Komisyonu, dün gece yayımladığı açıklamada üç ülkeye "anlaşmazlıklarını mevcut diplomatik kanallar ve barışçıl diyalog yoluyla çözmeleri" çağrısında bulundu.

Muhalif ittifakla bağlantılı bir kaynak Reuters'a yaptığı açıklamada, ittifakın Addis Ababa'ya insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenlediğini ve saldırılardan bazılarının başkentteki askeri komuta merkezini hedef aldığını söyledi.

Bu saldırıların doğrulanması halinde, bunlar hükümet karşıtı güçlerin Addis Ababa'ya düzenlediği bilinen ilk İHA saldırıları olacak. Başkent, kuzeydeki Tigray, Amhara ve Afar bölgelerindeki çatışma hatlarından yüzlerce kilometre uzakta bulunuyor.

Üç diplomatik kaynak, konunun hassas olması nedeniyle isimlerinin açıklanmaması şartıyla, başkentte patlamalar meydana geldiğini doğruladı. Görgü tanıkları askeri üssün çevresinde herhangi bir hasar tespit edilmediğini söyledi.

Etiyopya'nın Eritre'deki büyükelçiliği, Asmara ile yakınlaşma sürecinin bir parçası olarak 2018'de yeniden açılmıştı. Bu yakınlaşma, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmesine uzanan sürecin de önemli bir parçası olmuştu.

İki ülkenin orduları, 2020-2022 yılları arasındaki savaş sırasında Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'ne karşı birlikte savaştı. Ancak Eritre, Kasım 2022'de çatışmaları sona erdiren barış anlaşmasının tarafı olmadı ve iki ülke arasındaki ilişkiler kısa süre içinde yeniden gerildi.

İki hükümet, Kızıldeniz'e erişim konusunda karşılıklı eleştiriler yöneltti. Denize kıyısı bulunmayan Etiyopya, deniz erişimine sahip olmanın güvenliği ve ekonomisi açısından hayati önem taşıdığını savunuyor. Asmara ise Addis Ababa'nın Assab Limanı'nı zorla ele geçirmeye çalışmasından endişe ettiğini belirtiyor.

Son çatışmaların başlamasından birkaç gün sonra Afar Valisi Ali Araba, El Cezire televizyonuna yaptığı açıklamada Eritre askerlerinin muhalif ittifakın saldırısına katılmak üzere kuzey bölgesine geçtiğini söyledi.

Bu arada hükümet yanlısı gruplar dün, federal hükümet güçleri ile müttefik silahlı grupların Tigray ve Afar'da yeni kazanımlar elde ettiğini açıkladı.

Ulusal İstihbarat ve Güvenlik Servisi, Addis Ababa üzerinde İHA uçuşlarını yasakladı. Muhalif güçlerin daha önce silahlı İHA kullandığı bilinmiyordu ancak bu güçlerin bu alanda belirli kapasitelere sahip olabileceğine ilişkin kanıtlar artıyor.

Hükümet yanlısı "Tigray Barış Gücü" hareketi salı günü yaptığı açıklamada, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'yle bağlantılı güçlerden İHA gövdeleri ve bataryalar ele geçirdiğini duyurdu.

Risk yönetimi danışmanlık şirketi Verisk Maplecroft'un Afrika başanalisti Edward Bach, muhalif güçlerin Addis Ababa'yı vurabilmesinin siyasi bir dönüm noktası olacağını söyledi. Bach, bunun hükümetin başkentin savaştan etkilenmediği yönündeki söylemini zayıflatacağını ve federal hükümet güçlerinin sahip olduğu önemli avantajlardan biri olan hava üstünlüğünü azaltacağını belirtti.

Federal hükümet güçleri Tigray'ın güneyinde ilerleyişini sürdürerek bölgesel başkent Mekele'ye yaklaşıyor. Muhalif ittifak ise komşu Afar bölgesindeki bazı kasabaları ele geçirdi.

Hükümet yanlısı güçler, çatışmaların başında Tigray Halk Kurtuluş Cephesi güçleri tarafından ele geçirilen Afar'daki Eribti kasabasını geri aldı. Hükümet yanlısı Tigray Barış Gücü X üzerinden yaptığı açıklamada, Etiyopya Ulusal Savunma Kuvvetleri'ne mükemmel hava desteği için teşekkür etti.

Afar Pastoral Kalkınma Derneği'nin kurucularından Valerie Browning ise Reuters'a yaptığı açıklamada, bölgedeki çatışmaların on binlerce kişiyi evlerini terk etmek zorunda bıraktığını söyledi.