6 olası senaryo: Putin’in Ukrayna’daki savaşı nasıl bitecek?

New York’ta Ukrayna’daki savaşın sona ermesi çağrısında bulunan dayanışma mitingi (AFP)
New York’ta Ukrayna’daki savaşın sona ermesi çağrısında bulunan dayanışma mitingi (AFP)
TT

6 olası senaryo: Putin’in Ukrayna’daki savaşı nasıl bitecek?

New York’ta Ukrayna’daki savaşın sona ermesi çağrısında bulunan dayanışma mitingi (AFP)
New York’ta Ukrayna’daki savaşın sona ermesi çağrısında bulunan dayanışma mitingi (AFP)

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü işgal girişiminin başlamasından bu yana dünya nefesini tutuyor.
Çatışmanın her iki tarafındaki insani, güvenlik ve ekonomik sonuçlara ek olarak, yolunu kaybeden tek bir füze veya sonuçları hesaplanmadan alınan bir karar, parçaları her yere saçılan bir üçüncü dünya savaşının fitilini ateşleyebilir.
Akan kanın bir an önce son bulması ümidiyle çeşitli tarafların çabaları sürüyor. Ancak henüz kimse bu savaşın nasıl sona ereceğini bilmiyor ve ortalıkta dolaşan senaryoların çoğu hala ‘kötüden daha kötüye’ doğru değişiyor.
Yazar Andreas Kluth, Bloomberg için kaleme aldığı makalesinde söz konusu senaryoları şu şekilde derledi;

1-Ukraynalılar kazanıyor
Rus kuvvetlerini gerçekten püskürten kahramanca bir Ukrayna savunması askeri açıdan pek olası değil, ancak elbette dünyanın çoğu bunu tercih eder.
Yaralı ve muzaffer bir Ukrayna, yeni tutarlı ve kararlı bir Avrupa Birliği (AB) ile bütünleşebilir ve demokratik Batı ile entegrasyonu hızlandırabilir. NATO’nun yeni bir itici gücü olabilir.
Bu durumda Çin, Tayvan’a sorun çıkarmadan önce iki kez düşünecektir.
Ancak böyle bir senaryo Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i köşeye sıkıştırır.
Putin, saldırgan bir Batı’ya karşı Rusya’nın savunucusu ve her yerde etnik Ruslar ve kardeş Slavların kurtarıcısı olduğunu iddia ediyor.
Tabii ki, Ukrayna’nın zaferi, tüm bu propagandayı savunulamaz hale getirecektir. 
Siyasi olarak yenilgiyi kaldıramayacağını bilen Putin, bu senaryonun gerçekleşmesine izin vermeyecek. Geri çekilmek yerine, diğer üç yoldan birini izleyecek.

2-Dışlanan imparatorluk
Putin, taarruzu önemli ölçüde artırabilir, ancak bunu konvansiyonel silahların sürekli kullanımıyla yapabilir.
Esasen bu, teslim olana ve boyun eğene kadar Ukrayna’yı vurmaya devam etmek anlamına geliyor.
Bu senaryoda sivil ve askeri kayıplar korkunç olur, ancak Putin’in bunu umursaması beklenmiyor.
Ya bağımsız bir isme sahip kukla devlet ya da Büyük Rusya’nın bir alt bölümü olarak, sorunlu ve küskün bir Ukrayna’ya sahip olabilir.

Ukrayna'nın Zhytomyr bölgesinde konut binaları bombalandı (Reuters)
Putin, ülkede ve Ukrayna’da muhalefeti bastırmak için Rusya’yı bir polis devletine dönüştürmesini tamamlaması ve ifade özgürlüğünün son kalıntılarını ortadan kaldırması gerekecektir.
Ancak imparatorluğu her zaman uluslararası toplum tarafından dışlanacaktır.

3- Yeni Afganistan
Putin, daha az dramatik bir şekilde saldırıyı artırmayı seçebilir ve doğrudan yenilgiyi önlemek için Ukrayna’ya yeteri kadar Rus askeri gücü gönderebilir. 
Bu durumda ülke, 1979’dan sonra Sovyet lideri Leonid Brejnev için Afganistan neyse o hale gelebilir veya 2001’den sonra ABD ve müttefikleri için olduğu gibi bir bataklığa dönüşebilir.
Afganistan senaryosunda, insani kaybın boyutu korkunç olabilir. Her şeyden önce Ukraynalılar için, ama aynı zamanda Rus askerleri ve daha ağır baskı ve yaptırımlardan mustarip olacak sıradan Ruslar için de.
Putin, Kremlin’deki yerinin güvende olduğunu düşündüğü sürece buna aldırmayacaktır. 

4-Sınırlı nükleer saldırı
Bu senaryoda Putin, NATO ve AB’nin Ukrayna’yı silahlar ve diğer araçlarla destekleyerek kendisini köşeye sıkıştırdığını iddia ederek, sınırlı nükleer saldırı başlatabilir.
Putin, bu kez Batı’nın Ukrayna adına misilleme yapmayacağına güvenebilir. Çünkü böyle bir adım nükleer ateşin daha büyük stratejik silahlara sıçramasına ve karşılıklı büyük bir yıkıma yol açabilir.

Zaporijya Nükleer Santrali. Geçtiğimiz Cuma günü tesiste yangın çıktı (Reuters)
Bu senaryonun yaşanması halinde, 1945’te Japonya’nın yaptığı gibi Ukrayna’nın da teslim olmaktan başka seçeneği kalmayacaktır.
Askeri uzmanlar bu stratejiye ‘gerilimi azaltmak için tırmandırma’ diyor. Ama bu adımdan sonra dünya eskisi gibi olmaz. Ancak Putin, bu senaryonun kendisini utanç verici bir durumdan kurtaracağını düşünebilir.

5- Başka bir Rus Devrimi
Kluth’a göre, daha iyimser senaryolar da var.
Putin’in propaganda ve dezenformasyon perdesine rağmen, çok sayıda Rus, onun haksız işgalinin koşullarını ve taşıdığı korkunç risklerin farkında.

Rus muhalif Aleksey Navalni Moskova'da (Reuters)
Rus halkı isyan edebilir. Böyle bir devrim, Aleksey Navalni gibi bir muhalefet liderinin etrafında toplanmış geniş tabanlı bir hareket biçimini alabilir ya da bir darbe veya seçkinler içinde bir ayaklanma olabilir.
Kluth, isyanla ilgili bu görüntülerin hiçbirinin şu anda mevcut olmadığının altını çizdi.
Ruslar, komşu Belarusluların Ağustos 2020’den bu yana diktatörlerine kahramanca direndiklerini, ancak başarılı olamadıklarını fark etmiş olabilir. 
Kluth, söz konusu yazısında, “Bununla birlikte, bir Rus devrimi açık ara en iyi sonuç olacaktır. Moskova’daki yeni rejim, saldırıdan tek başına Putin’i sorumlu tutabilir, ki bu doğru. O zaman rejim zayıf görünmeden Ukrayna savaşından çekilebilir ve uluslararası toplum Rusya’yı kollarını açarak karşılayabilir. Bu senaryoda, Rusya dahil dünya daha iyi bir yer olacaktır” ifadelerini kullandı.

6- Çin müdahalesi
Kluth, ikinci en iyi ve en mantıklı senaryonun Çin’i içerdiğini belirtti.
Devlet Başkanı Şi Cinping yönetimindeki Çin, kendisini Rusya’nın bir müttefiki olmasa da, en azından ABD liderliğindeki Batı karşısındaki direnişte bir ortak olarak görüyor.
Rusya azalan bir güç iken, Çin kendisini yükselen bir güç olarak görüyor.
Cinping, Putin’in zaman zaman yararlı olabileceğine inanıyor, ancak onunla ilişkilerin de potansiyel bir yük olduğuna inanıyor.
Çin, başka bir ülkenin ulusal egemenliğini ihlal ettiği için Putin’in saldırısı konusunda derin bir çelişki içinde.

Çin Devlet Başkanı ve Rusya Devlet Başkanı Putin (Kremlin) 
Pekin, nükleer silahların kullanımını ve bunun sonucunda ortaya çıkacak küresel kaosu kesinlikle tasvip etmeyecektir.
Kluth, Çin’in Putin’in elini kolunu bağlamaya karar vermesi durumunda şüphesiz bundan fayda sağlayacağını düşünüyor.
Pekin, Moskova’nın ihtiyaç duyduğu ekonomik ve diplomatik can damarlarını kesebilir.
Aynı zamanda koridorların sonunda Putin’e gizli kapılar sunabilir.
Sonuçta, köşeye sıkışmış bir fareyle baş etmenin en iyi yolu, daha fazla zarar vermeden kaçmasına izin vermektir.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.