Karikatüristler çevreyi çizgileriyle savunuyor

Arap forumu farklı nesiller için sanat eserleri sundu

Merhum ressam ve karikatürist Saruhan'ı anan eserlerden bir kare
Merhum ressam ve karikatürist Saruhan'ı anan eserlerden bir kare
TT

Karikatüristler çevreyi çizgileriyle savunuyor

Merhum ressam ve karikatürist Saruhan'ı anan eserlerden bir kare
Merhum ressam ve karikatürist Saruhan'ı anan eserlerden bir kare

Bu ayın ortasına kadar Mısır Operası'nda Salah Tahir Salonu'nun ev sahipliğinde düzenlenen ve bu ayın ortasına kadar devam edecek olan Karikatür Sanatının Öncüleri için Arap Forumu çalışmalarında, fırça ve mizah Dünya ve çevresel sorunlara dikkati çekecek.
Forumun çalışmalarına Mısır, Suudi Arabistan, Lübnan, Irak, Libya ve Cezayir dahil olmak üzere birçok Arap ülkesinden 100'den fazla Arap karikatürist katılacak.
Bu yılki forum ilk nesil karikatüristleri selamlayarak yeni nesil sanatçıları barındıran panoramik bir vizyon sunarak, farklı kuşak karikatür sanatçıları arasında köprüler kurmayı amaçlıyor. Arap Karikatür Sanatının Öncüleri Forumu'nun kurucusu ve yöneticisi sanatçı Imad Cuma'ya göre, bunlar arasında forumun bu yılki oturumunun onur konuğu olarak seçilen sanatçı Alexander Saruhan da var.

 Bir sanatçının çevre sorunlarıyla ilgili çizimi
Şarku'l Avsat'a konuşan Cuma, forumda öncü karikatürist Alexander Saruhan'ın orijinal tabloları ile Arap dünyasındaki birçok karikatüristin sanatsal tarzlarına göre çizdiği portrelerle birlikte yaklaşık yüz eser sunulduğunu söyledi.
Cuma, her yılın Mart ayını Arap karikatürleri için festival dönemi olarak değerlendiriyor. Bu yıl beşincisi düzenlenen forumda, Saruhan, Mısırlı sanatçı Farac Hasan, Mısır gazetesi Al-Ahram'ın karikatür köşesi editörü, sanatçı Hassan El-Mısri ve Filistinli karikatürist Mahir El-Hac için ustalara saygı töreni yapıldı.
Tören adı geçen usta karikatüristlerin başarıları hakkındaki tanıtım seminerlerini ve merhum sanatçı Saruhan'ın 1924'te Mısır'a gelişinden ve Rose El-Yusuf vakfındaki uzun yolculuğuna başlamasını ve önde gelen karikatüristlerden birisi olmasını sağlayan merhum gazeteci Muhammed Al-Tabi ile tanışana kadarki biyografisini içeriyordu.
Forumun kurucusu, formun klasiklerinden birisi sayılan karikatüristleri selamlama seramonisinin ilk olarak 2017 yılında Kuveyt Devleti'nde ikamet ettiği dönemde Buşehri salonunda gerçekleştirildiğini söylüyor. Bu selamlamada George Bahgoury, Hasan Hatem, Zuhdi El-Adevi, Mustafa Hüseyin, Hicazi, Salah Cahin ve ayrıca Kuveyt ve Arap Körfezi'ndeki karikatür sanatçılarının öncülerinden olan sanatçılar Abdüsselam Makbul, Abdürrıza Kemal ve Suriyeli sanatçı Ali Farzat'a yer verildi.

Arap Karikatür Öncüleri Forumu'nun kurucusu İmad Cuma
Cuma’ya forumun ilkinin başarısından sonra, faaliyetlerinin Mısır'a devredildiğini söylüyor. Bu nedenle ikincisi, Kahire'deki Amerikan Üniversitesi'ndeki Yunan Kampüsü binasında yapıldı. Beşinci oturum ise Mısır Opera Binası’na yapıldı. Forum, çağdaş sanatçıların sanatsal katılımlarının yanı sıra, öncü sanatçıların özgün eserlerine, 1907'de kurulan “Kaşkol” ve 1926'da kurulan “Mizah” dergisinin de aralarında bulunduğu karikatür konusunda uzmanlaşmış dergilerin nadir nitelikteki kapaklarını katılımcıların meraklarına sunuyor.
"Öncü çalışmalar güncel konulara eşlik ediyor. Küresel ve insani meseleleri karikatürize etmek için geçen yıl tema olarak koronavirüsü seçtik. Bu yıl ise çevre sorunlarına olan ilgimizden dolayı çevre sorunlarına odaklanmayı tercih ettik” dedi Imad Cuma.
Geçen yılki forumda, Mısır ve Arap dünyasındaki karikatüristlerin yaklaşık 100 ender ve orijinal eserine ve onlarca yıl önce yayınlanan hicivli çizgi roman dergilerinin yanı sıra, koronavirüs ve salgın üzerine özel bir sergi sunuldu. Mısır’ın vatandaşların ve katılımcıların halk sağlığını korumak için aldığı tedbirlerle, tüm Arap ülkelerini temsil eden 150 Arap sanatçının katılımıyla ilk kez Arap karikatürünün salgınla nasıl başa çıktığını ortaya koyan çeşitli şekillerdeki 200'den fazla karikatür aracılığıyla “Karikatür Koronavirüse Meydan Okuyor” teması altında salgın sorunu ele alındı.



Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
TT

Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)

Bilinen en eski omurgalının 4 gözü olduğu tespit edildi. 

Örümceklerin 8, arıların 5, kutu denizanalarının ise 24 gözü var. Ancak bu istisnaların dışında yeryüzündeki çoğu hayvan sadece iki göze sahip.

Öte yandan bilim insanları, omurgalıların zaman içinde diğer gözlerini kaybederek bugünkü görünümüne ulaştığını söylüyor.

518 milyon yıl önce yaşayan Myllokunmingia, dünyanın bilinen en eski omurgalısı. İlk omurgalıların yanı sıra pek çok omurgasız türün de ortaya çıktığı Kambriyen Dönemi'nde yaşayan bu deniz canlıları, bugünkü Çin'in yakınlarındaki sularda dolaşıyordu.

Çin ve Birleşik Krallık'tan araştırmacılar, Çin'in güneyindeki Chengjiang formasyonunda keşfedilen 10 ayrı Myllokunmingia fosilini analiz etti. Bunların 6'sı Haikouichthys ercaicunensis türüne aitken, diğerleri kesin olarak tanımlanamadı.

Göz gibi yumuşak vücut parçaları nadiren korunuyor ancak bilim insanları bu fosillerde göz kalıntıları elde etmeyi başardı.

İleri mikroskop teknikleri ve kimyasal analizler kullanan ekip, hayvanın yüzünün her iki yanında iki büyük göz ve yüzün ortasında iki küçük göz bulunduğunu saptadı.

Bulguları hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmanın başyazarı Peiyun Cong "Anatomilerini anlamak için işe büyük gözleri inceleyerek başladık ve aralarında iki küçük, tamamen işlevsel göz bulmak tam bir sürpriz oldu" diyerek ekliyor: 

Bunu görmek inanılmaz derecede heyecan vericiydi.

Gözlerin hepsinde melanozom tespit eden araştırmacılar, bu organların "kamera tipi" olduğunu, yani görebilmek için ışığa ihtiyaç duyduğunu saptadı. Bu organeller vücudun çeşitli yerlerinde bulunurken, gözdekiler ışığın emilmesinden ve göz renginden sorumlu.

Ardından gözlerde tespit edilen dairesel yapıların da lens olduğu düşünülüyor. Bu sayede gözler muhtemelen ışığı algılamakla kalmayıp görüntü de oluşturabiliyordu. 

Bilim insanları bu deniz canlısının gelişmiş gözleri sayesinde diğer hayvanlara yem olmaktan kurtulduğunu düşünüyor. Kambriyen patlaması sonucu bu dönemde pek çok büyük yırtıcı tür ortaya çıkmıştı.

Makalenin bir diğer yazarı Jakob Vinther "Böyle bir ortamda 4 göze sahip olmak, bu hayvanlara daha geniş bir görüş alanı sağlamış olabilir ve bu da avcılardan kaçınmada önem taşıyor" diye açıklıyor.

Araştırmacılar ikinci göz çiftinin, bazı modern omurgalılardaki göz benzeri ilkel bir yapının ve insanlarda melatonin salgılayan epifiz bezinin evrimsel kökeni olabileceğini düşünüyor.

Bugünkü bazı balıklar, sürüngenler ve amfibiler, ışığı algılamaktan sorumlu paryetal göze sahip. Bu gözün bağlı olduğu epifiz bezi, insanlarda ve pek çok omurgalıda melatonin üreterek uyumaya yardımcı oluyor.

Cong "Epifiz organları ilk başta görüntü üreten gözlermiş" diyerek ekliyor:

Ancak evrimin ilerleyen aşamalarında küçüldüler, görme yeteneklerini kaybettiler ve uykuyu düzenlemedeki modern rollerini üstlendiler.

Independent Türkçe, Live Science, Discover Magazine, Nature


Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
TT

Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)

Bilim insanları Triceratops'un burnunun, koku alma dışında sıcaklık ve nemi kontrol ettiği için çok büyük olduğunu buldu.

Devasa otobur dinozorlar olan Triceratops'un en dikkat çekici özelliği büyük kafaları ve burunlarıydı. 

Tokyo Üniversitesi'nden Seishiro Tada, Geç Kretase döneminde yaşayan Ceratopsia grubuna ait olan bu dinozorlar hakkında şöyle diyor: 

Özellikle Triceratops'un çok büyük ve sıradışı bir burnu var ve sürüngenlerin temel yapılarını hatırlasam da organların bunun içine nasıl sığdığını anlayamıyordum.

Tada ve ekibi, bu hayvanların burnunun anatomisini ilk kez kapsamlı bir şekilde inceledikleri bir çalışma yürüttü.

Bilim insanları bilgisayarlı tomografiden yararlanarak fosilleri inceledi. Ayrıca burun yapısını daha iyi anlamak için bugün yaşayan sürüngenlere ait verilere de başvurdular.

Bulguları hakemli dergi The Anatomical Record'da yayımlanan çalışmaya göre Triceratops'un sinirleri, diğer sürüngenlerden farklı bir bağlantıya sahipti.

Çoğu sürüngende sinirler ve kan damarları çeneyle burundan geçerek burun deliklerine ulaşıyor. Ancak Triceratops'un kafatası şekli çene yolunu engelleyerek sinir ve damarların burundan ilerlemesine neden oluyordu. 

Tada "Triceratops dokuları büyük burnunu desteklemek için bu şekilde evrimleşti" diye açıklıyor.

Fosil örneklerinde, neredeyse başka hiçbir dinozorda görülmeyen özel bir yapı da keşfedildi. 

Solunum türbinatı adı verilen bu ince, kıvrımlı yapılar, kanı beyne ulaşmadan önce soğutarak nemin kaybolup gitmesinin önüne geçiyordu. 

Araştırmacılar hem bu yapıların hem de sinir ve damarların rotasının değişmesinin, devasa dinozorun vücut sıcaklığını ve nemi kontrol altında tutmaya yaradığını düşünüyor.

Özellikle Geç Kretase'nin nemli sıcağında büyük kafalarını serinletmek üzere evrimleşmişler. 

Yeni çalışma, dinozorların yumuşak doku anatomisi hakkındaki önemli bir boşluğu dolduruyor. 

Araştırmacılar daha sonraki çalışmalarda bu ilginç hayvanların kafatasının diğer kısımlarına dair gizemleri aydınlatmayı umuyor.

Independent Türkçe, Phys.org, Science Blog, The Anatomical Record


Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
TT

Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)

Korku türünün son yıllarda öne çıkan isimlerinden Mike Flanagan'ın sıradaki Stephen King uyarlaması, mevsimine son derece uygun bir takvimle gelebilir. 

Yapımda rol alan Katee Sackhoff, Amazon Prime Video için hazırlanan Carrie dizisinin yayın takvimine dair net bir işaret verdi.

The Haunting: Tepedeki Ev'in (The Haunting of Hill House) dizi sorumlusu ve yönetmeni olarak da tanınan Flanagan'ın, Carrie'yi bölüm bölüm anlatacak bir uyarlama için bizzat King tarafından seçildiği belirtiliyor. Dizinin çekimleri Ekim 2025'te tamamlandı ve 2026'da yayımlanacağı duyuruldu.

"Sizi güzel bir şey bekliyor"

The Direct'in aktardığına göre Sackhoff, açıklamayı Kanada'nın Vancouver kentindeki Fan Expo'da 14 Şubat'ta yaptı. Bo-Katan Kryze rolüyle Yıldız Savaşları (Star Wars) evreninden de tanınan oyuncu, Flanagan evreni anlamına gelen "Flanniverse" esprisiyle söze girip şu ifadeleri kullandı:

Mike Flanagan'a dönersek... Evet, Flanniverse... Carrie, Ekim 2026'da Amazon'da yayına giriyor. Sizi güzel bir şey bekliyor. Çok iyi. Gerçekten çok iyi.

Flanagan'ın Carrie dizisine dair şimdilik fazla detay yok ancak elbette King'in ikonik Göz (Carrie) romanından uyarlandığı biliniyor. Korku yazarının ilk romanı olan kitapta, genç Carrie, maruz kaldığı acımasız zorbalığın ardından mezuniyet balosunu kabusa çeviriyor.

Dizide Carrie White'ı genç yıldız Summer Howell canlandıracak. Çığlık'la (Scream) tanınan Matthew Lillard ise Müdür Grayle rolüyle kadroda yer alacak. Carrie'nin annesi Margaret'ı, Flanagan'ın diğer projeleriyle de tanınan Amerikalı aktris Samantha Sloyan oynayacak. 

Oyuncu kadrosunda ayrıca Alison Thornton ve Thalia Dudek gibi isimler yer alıyor.

Sackhoff, etkinlikte dizinin tonuna dair ufak bir ipucu da verdi: 

Yani, sonuçta Carrie bu... Ateş var mı? Biraz kan da olabilir.

Ardından şunu ekledi: 

Ben çok heyecanlıyım. Bayılacaksınız. Mike Flanagan işini çok iyi yapıyor.

Oyuncu ayrıca Flanagan'ın özellikle King uyarlamalarındaki başarısına dikkat çekerek, "Stephen ona güveniyor" dedi. Ayrıca şakayla karışık King'in Flanagan'a neredeyse "tüm kütüphanesini" açtığını ima etti: 

Şunu da yap, bunu da yap... Peki ya şu?

Flanagan daha önce Doktor Uyku (Doctor Sleep), Chuck'ın Hayatı (The Life of Chuck) ve Oyun (Gerald's Game) gibi eserleri uyarlamıştı. Şimdiyse Kara Kule (The Dark Tower) uyarlaması üzerinde çalışıyor. Flanagan'ın yakın zamanda söylediğine göre proje "ilerliyor, çok sayıda senaryo hazır ve ilk öncelik konumunda".

Independent Türkçe, GamesRadar, The Direct