Irak’ta kaybolan siyasi uzlaşının çekici ile yüksek fiyatların örsü arasında Başbakan Kazımi

Başbakan Kazımi, sınırlı yetkilere sahip bir hükümetle krizlere karşı mücadele veriyor

Dün Necef pazarlarında ürün fiyatlarına yönelik denetlemeler sırasında emniyeti sağlayan güvenlik güçleri (AFP)
Dün Necef pazarlarında ürün fiyatlarına yönelik denetlemeler sırasında emniyeti sağlayan güvenlik güçleri (AFP)
TT

Irak’ta kaybolan siyasi uzlaşının çekici ile yüksek fiyatların örsü arasında Başbakan Kazımi

Dün Necef pazarlarında ürün fiyatlarına yönelik denetlemeler sırasında emniyeti sağlayan güvenlik güçleri (AFP)
Dün Necef pazarlarında ürün fiyatlarına yönelik denetlemeler sırasında emniyeti sağlayan güvenlik güçleri (AFP)

Irak’ta 2010 ve 2020 yılları arasındaki son on yılda petrol fiyatları sadece iki kez düştü. Fiyatlar o kadar düştü ki 2016 yılında dönemin Başbakanı Haydar el-İbadi hükümeti, çalışanların maaşlarını ödemekte zorlandı. 2014 yılında iktidara gelen İbadi, o dönem devlet hazinesinde yalnızca 600 milyon dolar olduğunu ve bütçede açık bulunduğunu açıkladı. Ülkenin mali zorluklardan geçtiği dönemde Irak topraklarına sızan DEAŞ terör örgütünün eski lideri Ebu Bekir El-Bağdadi, Haziran 2014'te Musul'daki Musul Ulu Cami’de (Nurî Camii) ‘Irak ve Şam İslam Devleti’ adında kendi halifeliğini ilan etti.
Irak çevrelerinde son derece cimri ve katı biri olarak bilinen Başbakan İbadi, bazı ekonomik mekanizmaları benimsemenin yanı sıra Dünya Bankası, ABD ve Japonya'daki mali krizden ve devlet işlerini yürütmekten, krizi aşmaya ve DEAŞ’a karşı hem insani hem de maddi kayıplar verilen yüksek maliyetli bir zafer kazanmak gibi birtakım ilerlemeler kaydedebildi. Ancak İbadi, mevcut Başbakan ve eski İstihbarat Şefi Mustafa el-Kazımi’den farklı olarak tam yetkili bir başbakandı.
Bir ekonomi teorisyeni ve düşünür olan bir önceki Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi ise Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanı sıfatıyla protestocuları ve eylemcilerin öldürülmesi emirlerinin nereden geldiğini bilmediği bir halk hareketi karşısında tek başına kalakaldı. Ancak Abdulmehdi de Kazımi’nin aksine, göreve başlamasından Necef'te Şii dini liderliğin açık çağrısı üzerine görevden alınmasına kadar tam yetkili bir başbakandı.
Mustafa el-Kazımi, Irak’ta her zaman var olan zorlu koşullar altında geçiş hükümeti sorumluluğunu üstlendi. Çok kısa bir süre sonra kendisini farklı taraflarla çok yönlü bir mücadelenin içinde buldu. Hatta durum, başkomutanları olduğu savaşçıların, Bağdat'ın merkezinde ve Yeşil Bölge'nin içinde onun resimlerini yakıp üzerlerinde tepindikleri noktaya kadar geldi.
Tüm bunlara katlanan Kazımi, hiçbir müttefikinin olmadığı bir ortamda aşırılık yanlısı gruplarla ve partilerle mücadele etmenin saçma olduğunu anladı. Buna rağmen kendisine emanet edilen en önemli görev olan erken seçimleri gerçekleştirdi. Seçimler yapıldı ve tüm dengeleri alt üst eden sonuçlar ortaya çıktı. Meclis işbaşı yapar yapmaz Kazımi, geçici başbakandan bekçi başbakanlığa geçiş yaptı. Bekçi hükümetler, Irak dışında demokratik yönetimlerde şeytanın işinden daha kötüsü değildir. ABD’nin 2003 yılındaki işgali sonrasında sosyalist sistemli merkezi bir rantiye (getirimci) devletten piyasa ekonomisini benimseyen bir devlete geçen Irak, sosyalist veya kapitalist rejim kimliğinden yoksun kaldı.
ABD’nin Irak’a yazdığı demokrasi reçetesine göre iktidara gelen ve sonuncusu Adil Abdülmehdi hükümeti olan hükümetler, petrol fiyatlarında zaman zaman yaşanan göreceli düşüş dışında birbirinden farklı krizler yaşamadılar. Fakat Kazımi hükümeti, petrol fiyatlarının varil başına 7 dolara düştüğü yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını kriziyle baş etmek zorunda kaldı. Başbakan Kazımi, aylık 5 milyar doları bulan yaklaşık 6 milyon çalışanın maaşlarını ödeyebilmek için Meclis'e bir iç borçlanma yasası taslağı sunmak da dahil olmak üzere birtakım ihtiyati tedbirler aldı. Bunda da nispeten başarılı oldu. Ardından petrol fiyatları yavaş yavaş yükselmeye başladı. Bu dönemde Kazımi ve Maliye Bakanı Ali Allavi, doların Irak’ın yerel para birimi dinar karşısındaki yükselişinin yanı sıra diğer mali meselelerinde yer aldığı ‘beyaz kitap’ olarak adlandırılan ekonomik reform paketini sundular. Meclis, Kazımi'yi halkın gözünde suçlu hale getirmek için yeni bir oyun oynamaya karar verdi. Hükümet, halkın yoksul kesimlerinin yükselen döviz kuru nedeniyle gıda fiyatlarındaki artıştan etkilenmemeleri için birtakım tedbirlerin de yer aldığı 2021 bütçesini sunar sunmaz Meclis, bu konudaki paragrafı ve ayrılan miktarı gündeme getirdi.
Eli kolu bağlı oturmayan Kazımi, halka açıkça, şu an yoksullar için ağlayan tüm siyasi güçlerin yeni döviz kurunu yükseltmeyi kabul ettiğini söyledi. Gerek siyasi güçlerin kendi aralarındaki gerekse bu siyasi güçlerin bir kısmı ile Kazımi arasındaki itiş kakış, yeni hükümetin kurulmasının ertelenmesine yol açtı. Böylece geçici hükümetin görev süresi uzadı. Geçtiğimiz günlerde Ukrayna'da savaş patlak verdi. Bu da tedirginliğin artmasına ve fiyatları yükselmesine yol açtı.
Irak sadece petrol kaynaklarına bağımlı olan rantiye bir ülkedir. Öte yandan petrol fiyatları yükselmeye başladı. Hatta varil başına 130 dolara ulaştı. Irak Meclisi, 2021 bütçesinde petrolün varil başına fiyatını yaklaşık 45 dolar olarak belirlemişti. İki rakam arasında büyük bir fark söz konusu. Ancak, açığı kapatacağı ve parasal bolluk sağlayacağı düşünülen fiyatlardaki bu önemli artışla birlikte Irak'ta yemeklik yağ ve buğday başta olmak üzere temel gıda ürünlerinin fiyatları da arttı.
Temel gıda ürünlerinin fiyatlarının küresel olarak artmasına rağmen, Iraklılar şimdi gözlerini temel gıda ürünlerinin fiyatlarındaki bu artışı petrol gelirlerinden elde edilen fazlalıkla telafi etmesi gereken hükümete çevirdiler. Meclise giren ve Kazımi ile rekabet halinde olan siyasi güçler, geçici hükümetin bütçeden Meclis’in onayı olmadan bir dolar dahi harcama yetkisi olmadığını biliyorlar.  Bu yüzden Kazımi ile aralarındaki anlaşmazlıkların hesabını görmeye başlamak için bu durumdan yararlanma konusunda hiç vakit kaybetmediler.
Irak’ta kaybolan siyasi uzlaşının çekici ile petrol fiyatlarının örsü arasında kalan Kazımi'nin elinden artık Iraklılara sabırlı olmaları çağrısında bulunmaktan başka bir şey gelmiyor.
Dün, Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle başkent Bağdat’ın Kazımiye ilçesindeki el dokuması halı fabrikasını ziyaret eden Başbakan Kazımi, burada fabrika işçilerine hitaben yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Büyük zorlukların olduğu bir dönemden geçiyoruz. Bunun nedeni yolsuzluk ve kötü yönetim. Ülkeyi yeniden inşa etmenin yıllar alacağını, ancak yıkımın bir anda geldiğini unutmayın. Irak'ı birlikte inşa etmeliyiz. Günlük zorluklara, yüksek fiyatlara ve devlet hizmetlerindeki eksikliklere karşı sabırlı olmamız gerekiyor. Bu hükümet çok zor ve karmaşık koşullarda göreve geldi ve önemli başarılara imza attı.”



Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)
TT

Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)

Sudan’da Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) kontrolü altındaki Darfur bölgesinin orta kesimlerinde yer alan Zalinci şehrinde Hamidiye İç Göç Kampı'na dün insansız hava aracı (İHA) ile düzenlenen saldırıda 15 kişi yaralandı. Bu bilgi bölgede faaliyet gösteren Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi tarafından aktarılırken bir insan hakları örgütü ise saldırıda 6 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Koordinasyon Merkezi Sözcüsü Adem Rical, yaralılar arasında durumu ağır olanların bulunduğunu belirterek saldırının evlerde hasarın yanı sıra kadınlar ile çocuklar arasında büyük paniğe yol açtığını söyledi.

Rical, merkezin resmi Facebook sayfası üzerinden yaptığı açıklamada gıda, ilaç ve barınak malzemeleri taşıyan insani yardım konvoylarının hedef alınmasının yanı sıra pazarlar ve sağlık merkezlerine yönelik saldırıların, sivillerin hayatını tehdit eden ve insani yardımın ulaşımını engelleyen ciddi bir tırmanma olduğunu vurguladı.

Darfur bölgesinde faaliyet gösteren gönüllü sivil bir kuruluş olan Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi, bu saldırıları en sert ifadelerle kınarken siviller ile insani altyapının hedef alınmaya devam etmesinin yerinden edilmiş kişilerin hayatı için doğrudan tehlike oluşturduğu uyarısında bulundu.

Rical, Birleşmiş Milletleri (BM), Afrika Birliği'ni (AfB), insan hakları ve insani yardım kuruluşlarını sivilleri korumak, yardımın ulaşımını sağlamak ve sorumluları hesaba çekmek amacıyla bağımsız bir uluslararası soruşturma açılması için acilen harekete geçmeye çağırdı.

İnsani durum

Bir insan hakları kuruluşu olan Acil Durum Avukatları Heyeti, Hamidiye Kampı'na yönelik hava saldırısında 6 kişinin hayatını kaybettiğini ve onlarca kişinin çeşitli derecelerde yaralandığını açıkladı.

Heyet tarafından Facebook üzerinden yapılan açıklamada kampın savaştan kaçan binlerce yerinden edilmiş kişiye, büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan bu mağdurlara, ev sahipliği yaptığı belirtildi.

Heyetin açıklamasında ayrıca bölgedeki insani durumun daha da kötüleşmesine yol açan ve sivillerin hayatını doğrudan tehlikeye sokan sivil altyapının tekrar tekrar hedef alınmasına ilişkin ciddi endişeler dile getirildi.

Heyet açıklamasında bu saldırının, kamp içindeki hizmetleri sekteye uğratarak yerinden edilmiş kişilerin barınma, sağlık ve beslenme hizmetlerinin sürekliliğini tehdit etmesi nedeniyle hedefleme anını çok aşan ağır insani sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en kırılgan kesimleri derinden etkileyen bu durum, mevcut insani krizi daha da derinleştiriyor.

Heyet, gelişigüzel hava bombardımanının derhal durdurulması, yardım ulaştırılması ve tıbbi tahliye için acil ve güvenli insani koridorların açılması, sivillerin ve insani altyapının korunmasının sağlanması ile bunların askeri operasyonlardan tamamen uzak tutulması yönündeki taleplerini yineledi. Çatışma bölgelerindeki siviller için asgari koruma gerekliliklerinin güvence altına alınmasını talep etti.

Saldırı, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin geçtiğimiz cuma günü Kuzey Darfur'a giden insani yardım malzemeleri taşıyan bir konvoyu hedef alan İHA’lı saldırıyı kınamasının ardından Darfur'daki yerinden edilmiş kişileri hedef alan en son saldırı olarak kayıtlara geçti.

Askeri operasyonlar

Öte yandan sahada, Darfur Valisi Minni Minnawi liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM-MM) Komutanı Faysal Salih Zekeriya, güçlerinin farklı cephelerde tam hazırlık düzeyine ulaştığını teyit ederek mevcut aşamanın gerekliliklerine göre Darfur bölgesindeki askeri operasyonları sürdürmeye tamamen hazır olduklarını açıkladı.

dfvrfb
SLM-MM Komutanı Faysal Salih Zekeriya (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi’nin aktardığı açıklamada Zekeriya, komutası altındaki güçlerin ‘görevleri yerine getirmek üzere harekete geçmek için askeri komuta talimatlarını beklediğini’ ifade etti. Zekeriya, El-Faşir şehri muharebelerinin operasyonlar sürecinde kritik bir dönüm noktası oluşturduğunu ve şehrin kurtarılmasının bölgedeki genel güvenlik durumuna olumlu yansıyacağını da vurguladı.

Kordofan'ın batı cephesindeki kuvvetlerin ise ‘kararlılık ve sebatla gelecekteki her türlü muharebeye hazır olduğuna’ dikkati çekti.

Zekeriya sözlerini şöyle sürdürdü:

“El-Faşir'deki ihlaller, savaşı sonuçlandırmak ve ülke toprakları üzerinde tam kontrolü yeniden tesis etmek amacıyla Sudan ordusu ile Ortak Kuvvetler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi yoluyla acil adımlar atılmasını gerektiriyor.”

Daha önce HDK'ya karşı Sudan ordusu saflarına katılan silahlı mücadele hareketlerinden oluşan Ortak Kuvvetler, Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi ile Minni Minnawi liderliğindeki SLM’den oluşuyor.

sdvbrt
SLM-MM’ye bağlı birlikler (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

 


Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)
TT

Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)

Sudan Darfur’daki “Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Genel Koordinasyonu”nun aktardığına göre, “Hızlı Destek Kuvvetleri”nin kontrolü altında olan bölgede, Orta Darfur’un Zalinci kentinde bulunan El-Hamidiyye yerinden edilmişler kampına yönelik dün gerçekleşen insansız hava aracı (İHA) saldırısında 15 kişi yaralandı. Bir insan hakları örgütü ise saldırıda 6 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Koordinasyon Merkezi Sözcüsü Adem Rical, yaralılar arasında durumu ağır olanların bulunduğunu belirterek, saldırının evlerde hasarın yanı sıra kadınlar ve çocuklar arasında büyük paniğe yol açtığını belirtti.

Rical, merkezin resmi Facebook sayfası üzerinden yaptığı açıklamada gıda, ilaç ve barınak malzemeleri taşıyan insani yardım konvoylarının hedef alınmasının yanı sıra pazarlar ve sağlık merkezlerine yönelik saldırıların, sivillerin hayatını tehdit eden ve insani yardımın ulaşımını engelleyen ciddi bir tırmanma olduğunu vurguladı.

Darfur bölgesinde faaliyet gösteren gönüllü sivil kuruluş olan Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi, bu saldırıları en sert ifadelerle kınarken, sivillerle insani altyapının hedef alınmaya devam etmesinin yerinden edilmiş kişilerin hayatı için doğrudan tehlike oluşturduğu uyarısında bulundu.

Rical, Birleşmiş Milletleri (BM), Afrika Birliği'ni (AfB), insan hakları ve insani yardım kuruluşlarını sivilleri korumak, yardımın ulaşımını sağlamak ve sorumluları hesap sormak amacıyla bağımsız bir uluslararası soruşturma açılması için acilen harekete geçmeye çağırdı.

İnsani durum

Bir insan hakları kuruluşu olan Acil Durum Avukatları Heyeti, Hamidiye Kampı'na yönelik hava saldırısında 6 kişinin hayatını kaybettiğini ve onlarca kişinin çeşitli derecelerde yaralandığını açıkladı.

Heyet tarafından Facebook üzerinden yapılan açıklamada kampın savaştan kaçan binlerce yerinden edilmiş kişiye, büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan mağdurlara, ev sahipliği yaptığı belirtildi.

Heyetin açıklamasında ayrıca bölgedeki insani durumun daha da kötüleşmesine yol açan ve sivillerin hayatını doğrudan tehlikeye sokan sivil altyapının tekrar tekrar hedef alınmasına ilişkin ciddi endişeler dile getirildi.

Heyet açıklamasında bu saldırının, kamp içindeki hizmetleri sekteye uğratarak yerinden edilmiş kişilerin barınma, sağlık ve beslenme hizmetlerinin sürekliliğini tehdit etmesi nedeniyle hedefleme anını çok aşan ağır insani sonuçlar doğurduğu vurgunladı. Başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en kırılgan kesimleri derinden etkileyen bu durum, mevcut insani krizi daha da derinleştiriyor.

Heyet, gelişigüzel hava bombardımanının derhal durdurulması, yardım ulaştırılması ve tıbbi tahliye için acil ve güvenli insani koridorların açılması, sivillerin ve insani altyapının korunmasının sağlanması, bunların askeri operasyonlardan tamamen uzak tutulması yönündeki taleplerini yineledi. Çatışma bölgelerindeki siviller için asgari koruma gerekliliklerinin güvence altına alınmasını talep etti.

Saldırı, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin geçtiğimiz cuma günü Kuzey Darfur'a giden insani yardım malzemeleri taşıyan bir konvoyu hedef alan İHA’lı saldırıyı kınamasının ardından Darfur'daki yerinden edilmiş kişileri hedef alan son saldırı olarak kayıtlara geçti.

Askeri operasyonlar

Öte yandan sahada, Darfur Valisi Minni Minnawi liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM-MM) Komutanı Faysal Salih Zekeriya, güçlerinin farklı cephelerde tam hazırlık düzeyine ulaştığını teyit ederek, mevcut aşamanın gerekliliklerine göre Darfur bölgesindeki askeri operasyonları sürdürmeye tamamen hazır olduklarını açıkladı.

SLM-MM Komutanı Faysal Salih Zekeriya (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)SLM-MM Komutanı Faysal Salih Zekeriya (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi’nin aktardığı açıklamada Zekeriya, komutası altındaki güçlerin ‘görevleri yerine getirmek üzere harekete geçmek için talimat beklediğini’ ifade etti. Zekeriya, El-Faşir şehri muharebelerinin operasyonlar sürecinde kritik bir dönüm noktası oluşturduğunu ve şehrin kurtarılmasının bölgedeki genel güvenlik durumuna olumlu yansıyacağını da vurguladı.

Kurdufan'ın batı cephesindeki kuvvetlerin ise ‘kararlılık ve sebatla gelecekteki her türlü muharebeye hazır olduğuna’ dikkati çekti.

SLM-MM’ye bağlı birlikler (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)SLM-MM’ye bağlı birlikler (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

Zekeriya sözlerini şöyle sürdürdü:

“El-Faşir'deki ihlaller, savaşı sonuçlandırmak ve ülke toprakları üzerinde tam kontrolü yeniden tesis etmek amacıyla Sudan ordusu ile Ortak Kuvvetler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi yoluyla acil adımlar atılmasını gerektiriyor.”

Daha önce HDK'ya karşı Sudan ordusu saflarına katılan silahlı mücadele hareketlerinden oluşan Ortak Kuvvetler, Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi ile Minni Minnawi liderliğindeki SLM’den oluşuyor.


Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Hizbullah'ı ‘ihanetle’ suçladı

İsrail ordusunun dün yayımladığı ve Güney Lübnan'da Hizbullah altyapısının tahrip edildiğini gösterdiğini belirttiği bir videodan alınan görüntü (AFP)
İsrail ordusunun dün yayımladığı ve Güney Lübnan'da Hizbullah altyapısının tahrip edildiğini gösterdiğini belirttiği bir videodan alınan görüntü (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Hizbullah'ı ‘ihanetle’ suçladı

İsrail ordusunun dün yayımladığı ve Güney Lübnan'da Hizbullah altyapısının tahrip edildiğini gösterdiğini belirttiği bir videodan alınan görüntü (AFP)
İsrail ordusunun dün yayımladığı ve Güney Lübnan'da Hizbullah altyapısının tahrip edildiğini gösterdiğini belirttiği bir videodan alınan görüntü (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Hizbullah'ın İsrail ile doğrudan müzakereye girmesini bahane ederek kendisine yönelik başlattığı eleştiri ve ihanet suçlamaları kampanyasına yanıt verdi. Avn, açıklamasında, “Yaptığımız ihanet değil; ihaneti, dış çıkarlar uğruna ülkesini savaşa sürükleyenler yapıyor” diyerek müzakerelere yönelmenin ülkeyi koruma amacı taşıdığını vurguladı. Lübnanlıların, özellikle güneydekilerin ulusal çıkara hizmet etmeyen çatışmaların bedelini ödemeye devam etmesine karşı olduğunu söyleyen Avn, savaş kararının ulusal mutabakatla alınıp alınmadığını sordu.

Avn’ın bu açıklamasından önce Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, İsrail ile doğrudan müzakereyi reddettiğini bir kez daha yinelerken bunun olası sonuçlarını ‘yok hükmünde’ sayarak silahını bırakmayacağını vurguladı.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Kasım'ın açıklamalarına sert bir yanıt verdi. Tehditlerinin dozunu artıran Katz, Hizbullah’ın varlığını sürdürmesinin Lübnan'ı yakıp kül edeceğini söyleyerek “Lübnan hükümeti Hizbullah terör örgütünün kanadı altına sığınmaya devam ederse ateş alevlenecek ve Lübnan'ın sedir ormanlarını yakacak” uyarısında bulundu.