Filistinli aileleri ayıran yasaya 50 bin itiraz

Filistinli ailelerin birleşmesini engelleyen İsrail vatandaşlık yasasına karşı Haziran 2021’de Knesset genel merkezinin önünde düzenlenen bir gösteri (AFP)
Filistinli ailelerin birleşmesini engelleyen İsrail vatandaşlık yasasına karşı Haziran 2021’de Knesset genel merkezinin önünde düzenlenen bir gösteri (AFP)
TT

Filistinli aileleri ayıran yasaya 50 bin itiraz

Filistinli ailelerin birleşmesini engelleyen İsrail vatandaşlık yasasına karşı Haziran 2021’de Knesset genel merkezinin önünde düzenlenen bir gösteri (AFP)
Filistinli ailelerin birleşmesini engelleyen İsrail vatandaşlık yasasına karşı Haziran 2021’de Knesset genel merkezinin önünde düzenlenen bir gösteri (AFP)

Hükümet koalisyonu ortaklarından sol görüşlü Meretz Partisi, muhalefet yöntemine başvurarak binlerce Filistinli ailenin birleşmesini engelleyen yasaya 50 bin itiraz sundu. İslami hareketin önderlik ettiği Birleşik Arap Listesi de yasayı ‘tahammül edilemez bir ırkçı yasa’ olarak nitelendirdi.
8 Mart’ta Knesset’teki Dışişleri ve Güvenlik Komitesi, yasa hükümlerinin ayrıntılarının görüşülmesi sırasında gergin bir oturuma tanık oldu. Meretz milletvekilleri, yasa için “Her dürüst insanı İsrail hukuk kitaplarındaki varlığından utandıran utanç verici bir ırkçı yasa” nitelendirmesinde bulundu.
Knesset’teki İslami Hareket Milletvekili Velid Taha, yasanın, onunla yaşanması mümkün olmayan ‘korkunç bir yasa’ olduğunu söylerken, konunun bir güvenlik sorunu olarak gündeme getirilmesini ise kabul etmedi. Taha, “Filistinli oldukları için çocukları da etkileyen bir yasayla karşı karşıyayız. Bugün İsrail, insan hakları bahanesiyle Ukrayna halkıyla ilgileniyor. Ama diğer yandan Filistinli çocuklara Filistinli oldukları için her türlü baskıyı uyguluyor” ifadelerini kullandı. Velid Taha, “Yasa, insanları dikkate almıyor. Kapsamındaki temel fikirler, insanların kimi sevip kiminle evleneceğine karar veren müdahaleci ve insanlık dışı bir ilkeye dayanıyor” diyerek, dünyanın hiçbir ülkesinde de bu yasaya benzer bir yasanın mevcut olmadığını vurguladı.
Bu tavır, Arap Muhalefet Partileri Birleşik Listesi’nin parlamento bloğu başkanı Milletvekili Ahmed et-Tibi tarafından övgüyle karşılandı. Meretz ve Birleşik Liste milletvekillerinin bu yasaya dair ‘tehlikeli’ nitelendirmesine katıldığını belirten Tibi, “Aramızdaki fark, biz diyoruz ve yapıyoruz. Bu barbar yasayı devirmek istiyoruz. Durum karşısında ciddiyseniz, bizim yanımızda bu yasaya karşı oy verin” dedi. Bir Likud temsilcisi ise Meretz ve Birleşik Liste’ye saldırırken, onları Yahudi vatandaşlarının hayatlarını hiçe saymakla suçladı. Temsilci, “Bu yasa, masum Yahudilerin öldürülmesini önlemek için geldi. İsrail’e yönelik eylemlerin çoğunun, yeniden birleşmeden nasibini almış ailelerden gelen Filistinlilerce gerçekleştirildiği kanıtlanmıştır” şeklinde konuştu.
Knesset’in geçen ay aile birleşimini yasaklayan ve aile birleşimi izinlerini engellemek için ciddi kısıtlamalar getiren bir yasayı onayladığı biliniyor. Hem hükümetten hem de hem de muhalefetten sağcı temsilciler tarafından kabul edilen yeni taslakta, İsrail’deki Arap vatandaşlarından (48 Filistinlileri) ya da diğer Filistinliler veya Araplardan (Ürdün’den, Mısır’dan, Fas’tan ve diğer ülkelerden olan) oluşan karma bir yapıya sahip binlerce Filistinli aile mağdur ediliyor. Öyle ki bugün İsrail siyaseti yüzünden aileler parçalanıyor ve bir baba yıllarca çocukları ve karısıyla görüşemiyor. Geçici izinler alan binlerce Filistinli, yerinden hareket edemiyor, çalışamıyor, sağlık ve diğer hizmetlerden yararlanamıyor.
İsrail İçişleri Bakanı Ayelet Şaked, Yamina (Yeni Sağ) Partisi'nin lideri Naftali Bennett ve Adalet Bakanı Gideon Saar başkanlığındaki Yeni Umut Partisi ile ‘yasayı ikinci ve üçüncü okumalarda yürürlüğe geçirmekte’ ısrar ediyor. Bu durumsa, yasayı ırkçı bir yasa olarak gören liberal ve sol partilerin ve İslami Hareket’in milletvekillerini rahatsız ediyor.
8 Mart Salı günü Knesset üyesi Velid Taha, partisinin (Birleşik Liste’nin dört üyesi) yasayı ‘ırkçı ve demokratik olmayan bir yasa’ olarak nitelendirdiğini ve yasanın yürürlüğe geçilmesine karşı oy kullanacaklarını açıkladı. Meretz Partisi’nin yasaya yönelik itirazlarına destek verdiğini söyleyen Taha, parti temsilcilerinin de yasaya karşı yapılan 50 bin itiraz hususunda yarım dakika konuşması çağrısı yaptı. Bu, 17 gün boyunca Knesset kürsüsünde kalacakları anlamına geliyor. Meretz ise blok temsilcilerinin her itiraz için toplam 104 gün olmak üzere 3 dakika konuşmasını talep etmişti. İki parti, hükümet koalisyonundaki sağ partilerin kendileriyle ortaklığa saygı duymamaları dolayısıyla, ‘muhalefet yöntemlerini’ takip etmek zorunda kaldıklarını vurguladı.
Söz konusu yasa, vatandaşlık yasası olarak isimlendiriyor. 2000 yılındaki ikinci intifada sırasında, İsrail ikameti taşıyan Batı Şeria ve Gazze Şeridi Filistinlilerinin cezalandırılması için güvenlik servislerinin tavsiyesi üzerine ele alındı. İsrail’deki Arap Azınlık Hakları Hukuk Merkezi bu yasayı ırkçı, demokratik olmayan ve insanlık dışı bir yasa olarak değerlendiriyor zira Filistin vatandaşı biri ile evlenen ve 1967’de İsrail tarafından işgal edilen bölgelerden (Batı Şeria ve Gazze Şeridi) olan bir kişiye vatandaşlık verilmesini yasaklıyor.
Ariel Şaron kendi yönetimi zamanında, İsrail vatandaşı Araplarla (48 Filistinlileri) evlenen Filistinlilere ve diğer Araplara (Mısır, Ürdün, Fas ve diğerleri) ikamet izni verilmesine son vermek amacıyla, söz konusu kişilerin vatandaşlık almasını, Filistinli mültecilerin bölgeye geri dönüşü için gizli bir çalışma olarak değerlendirdi. Bu sebeple vatandaşlık verilmesi sınırladı ve aile birleşimi taleplerinin reddetti. Yargıtay tarafından karşı çıkıldığı için kanunda geçici bazı değişiklik yapıldı. Yasa ilk kez ilk 2003’te kabul edildi ve sonrasında geçerliliği her yıl uzatıldı.
Arap ve sol muhalefetine rağmen İsrail hükümeti, on binlerce Filistinli ailenin birleşmesini engelleyen Vatandaşlık Kanunu’nu onayladı. Hükümet ortağı partiler kendi milletvekillerine ve bakanlarına yasa hakkında oy kullanma özgürlüğü verdi. Projenin kaderi, koalisyonu dağıtmak ve Naftali Bennett hükümetini devirmek için yasadan yararlanmayı planlayan muhalefetteki sağ partilerin elinde.
İsrail İçişleri Bakanı Ayelet Shaked, Bennett’in desteğiyle özellikle de sol çizgideki Meretz Partisi, İşçi Partisi’nin ve 1948 İslami Hareketi’ne bağlı Birleşik Arap Listesi’nin bazı milletvekilleri ve bakanları olmak üzere yasaya karşı çıkan müttefiklerini atlatmak üzere bir hileye başvurdu. Yasanın, Knesset’te (İsrail parlamentosu) tartışılmasından bu yana Shaked, bu yasanın en kötü versiyonu olarak kabul edilen, radikal sağcı Dinci Siyonizm Bloku’ndan Simcha Rotem tarafından bu konuda sunulan bir yasa tasarısını desteklemeye yöneldi.
Tasarı, yakın zamanda oylanmak üzere Knesset’e sunulacak. Shaked, koalisyondaki müttefiklerinin muhalefetini görmezden gelerek, sosyal medya organlarında “100’den fazla Knesset üyesi, devletin güvenliğini ve Yahudi kimliğini korumada önemli olan bu yasayı destekliyor” ifadelerine yer verdi.
Meretz lideri Nitzan Horowitz ise, “Ayelet Shaked ve koalisyon hükümetindeki bazı kaynaklar, ‘hükümetin kurulmasına neden olan temel kavramların kırılması ve muhalefetin sesiyle bu aptal kanunun çıkarılması’ olan yapılamayacak bir şeyi yapmak istiyorlar” dedi.
Horowitz, bu konuyu “son derece tehlikeli bir yol’ olarak nitelendirirken, hükümetteki ortaklarına da şu mesajı gönderdi: “Bu, çok kaygan bir eğimdir ve tepkimizin şiddetli ve acı verici olması normaldir”. Aynı şekilde yetkili, “Ben bu koalisyonu ve bu önemli hükümeti istiyorum. Ama anlaşmalara karşı çıkanlar bilsin ki bunun bir bedeli olacak” şeklinde konuştu.
Öte yandan 1948 İslami Hareketi Milletvekili Velid Taha, “Irkçı vatandaşlık yasasına iki nüsha halinde oy verme özgürlüğü, önerilen her yasaya tam olarak oy verme özgürlüğü anlamına gelir” diyerek, bu durumu koalisyonu dağıtma tehdidi olarak nitelendirdi.
2003 tarihli Vatandaşlık ve İsrail’e Giriş Yasası’nın, İsraillilerle evli Filistinlilerin daimî ikamet izni almasını esasen engellemesi dikkat çekici bir mesele. Yasa kapsamında daha sonra iki tür oturma izni hususunda istisnalar yapıldı. Yasa, ilk sunulduğu günden bu yana oldukça tartışmalı ve hak grupları, Gazze ve Batı Şeria’da yaşayan Filistinlilerle ve İsrail vatandaşı Filistinlilere karşı ayrımcılık yapıldığını söylüyor.
Yüksek Mahkeme, uzun süren bir hukuk mücadelesinin ardından 2012 yılında 5’e karşılık 6 çoğunlukla aldığı bir kararla yasayı onadı. Rotem’in önerisi, yasayı kötüden beter haline getirdi. Zira öneri, aile birleşimi yasağının, her yıl geçerliliğini uzatmaya gerek kalmaksızın kalıcı olarak tesis edilmesini şart koşuyor. Yasa karşıtları, hükümetin adımının iktidar sağ ile muhalefet sağı arasında Araplara ve sola karşı gizli bir anlaşma oluşturduğundan korkuyor.
Hükümet oturumu ve oylama süreci, 6 Şubat’ta İçişleri Bakanı’nın koalisyon taahhütlerine uymadığını söyleyen birçok bakanın sözlü tartışmalarına ve eleştirilerine sahne oldu. Söz konusu bakanlar, hükümet koalisyonuna katılan bazı araçların talepleriyle çelişecek şekilde aile birleşmesini önleyen bir yasanın çıkarılmasında ısrar ediyor.
Bakan Shaked’e hitap eden Sağlık Bakanı Nitzan Horowitz, “Bu ırkçı bir yasadır, uluslararası anlaşmaları ve sözleşmeleri ihlal etmektedir. Bunu kabul etmeyeceğiz. Bu yasanın sonuçları olacak. Hükümet koalisyonunu tehlikeye atıyorsunuz” dedi.
Ayelet Shaked, bu yasanın mevcut durumu yansıttığını ve 18 yıldır yürürlükte olan koşulların dışına çıkmadığını savunurken, yasanın son aylarda yürürlükte olmaması nedeniyle İçişleri Bakanlığı’ndaki tüm aile birleşimi taleplerinin dondurulduğunu söyledi.
Shaked, “Başsavcılıkla koordineli şekilde 50 yaş üstü bin 600 kişi olduğunu belirterek Yüksek Mahkeme’ye yanıt verdim. Aile birliği amacıyla Şin Bet güvenlik servisinin onayı ile onları ve dosyalarını kontrol etmeye başladık” dedi.
İsrail hükümeti, Filistin Yönetimi ile yaptığı anlaşma kapsamında (10 bini Batı Şeria’da ve 3 bin 500’ü Gazze Şeridi’nde) 13 bin 500 aile birleşimi izni verdi. Bu yasaya rağmen, 40 bine yakın insan, sorununa çözüm beklerken, hala çocukları ve aileleriyle görüşemiyor.

Kadınlarda yaş sınırı 25
İsrail Vatandaşlık Kanunu’nda aile birliğini yasaklayan madde 2003 yılında çıkarıldı. Yasanın geçerlilik süresi her yıl Knesset genel kurulu tarafından uzatıldı. Mevcut hükümet, beş ay önce yapılan oylamada uzatma lehine çoğunluk sağlamayı başaramadı. Buna rağmen Adalet Bakanı Ayelet Shaked, binlerce aile birleştirme talebine sanki kanun hâlâ yürürlükteymiş gibi yanıt vermeye devam etti. Bu da Shaked'in bu konudaki kararlarının hukuka aykırı olduğu anlamına geliyor. Shaked, yasayı pazar günü Knesset Bakanlar Yasama Komitesi'ne sundu. Ancak hükümet koalisyonu içinden Meretz partisi ve Birleşik Arap Listesi itirazının yanı sıra sağ muhalefet partileri ve Ortak Arap Listesi Bloku’nun muhalefetine rağmen yasa onaylanmış oldu.
Aile birleşimini önlemeye yönelik değişiklik, Batı Şeria veya Gazze Şeridi'nden İsrail vatandaşı Filistinlilerle evli olan Batı Şerialı Filistinlilere vatandaşlık veya oturma izni verilmesini önlemeyi amaçlıyor. Sözkonusu yasa ayrıca 35 yaşın altındaki Filistinli erkekler ve 25 yaşın altındaki Filistinli kadınların aile birleşimi için başvuruda bulunmasını engelliyor.

2 milyon İsrailli Arap var
Ülke nüfusunun 9 milyona ulaştığı İsrail’de nüfusun yaklaşık 2 milyonunun "İsrailli Araplar" olarak tanımlanan İsrail vatandaşı Filistinlilerden oluştuğu belirtiliyor.
İsrail vatandaşı Filistinliler ülke nüfusunun yüzde 20'sine tekabül ediyor. Tel Aviv rejiminin "İsrailli Araplar" olarak tanımladığı vatandaşlar, 1948'deki savaş ve sonrasında yaşanan işgale rağmen yurtlarında kalarak İsrail vatandaşı olan Filistinlilerden oluşuyor. Bu nüfusun dışında kalan ve İsrail vatandaşı olmayan Filistinliler ise Gazze ve Batı Şeria’da yaşıyor.



Dürzi ileri gelenlerinden Emir Hasan el-Atraş'ın Suveyda'dan ani ayrılışı dengeleri değiştirebilir

Emir Hasan el-Atraş, Suveyda Valisi Mustafa Bakur ile tokalaşırken, Şubat 2025 (İnternet siteleri)
Emir Hasan el-Atraş, Suveyda Valisi Mustafa Bakur ile tokalaşırken, Şubat 2025 (İnternet siteleri)
TT

Dürzi ileri gelenlerinden Emir Hasan el-Atraş'ın Suveyda'dan ani ayrılışı dengeleri değiştirebilir

Emir Hasan el-Atraş, Suveyda Valisi Mustafa Bakur ile tokalaşırken, Şubat 2025 (İnternet siteleri)
Emir Hasan el-Atraş, Suveyda Valisi Mustafa Bakur ile tokalaşırken, Şubat 2025 (İnternet siteleri)

Suriye’nin Suveyda ilindeki Dar 'Arra Emiri Hasan el-Atraş’ın (Ebu Yahya) pazartesi gecesi aniden ayrılıp Dera iline doğru yola çıkmasının ardından, Suriyeli resmi bir kaynak, bu ayrılmanın ardından Cebel el-Arab'da Şeyh el-Akil Hikmet el-Hicri'nin kontrolündeki bölgelerden kaçanların olacağı tahminini açıkladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Suveyda Medya Müdürlüğü Medya İlişkileri Birimi'nden Kuteybe Azzam, Emir Hasan el-Atraş'ın şu anda Şam'da olduğunu ve önde gelen bir figür olarak ‘birçok gerçeği açıklığa kavuşturabileceğini ve Cebel el-Arab'da dengeleri değiştirebileceğini’ söyledi.

Azzam, Emir Hasan'ın ayrılmasını sağlayan taraftan bahsetmedi. Ancak Suveyda'nın Suriye devletinin kontrolü dışındaki bölgelerde izlenen politika nedeniyle geniş çaplı bir kaosa tanık olduğunu belirten Azzam, “Silahlar, suikastlar ve kaçırmalar yoluyla ulusal sesleri sindirme, şantaj ve susturma politikası izleniyor” diye ekledi.

dfvbdf
Suveyda ilindeki Dar 'Arra Emiri Hasan el-Atraş (İnternet siteleri)

Öte yandan, Suveyda şehrinde ikamet eden Dürzi kaynaklar, Şarku’l Avsat’a, ‘Emir Hasan'ın akrabalarının kendileriyle yaptıkları görüşmede, onun pazartesi günü evinden ayrıldığını, beraberindekilerin kendisine eşlik ettiğini ve daha sonra eve dönmediğini’ söylediklerini aktardı.

Edinilen bilgilere göre Dera kırsalından biri Emir Hasan’ı ağırladı ve Şam'a ulaşmasını sağladı.

Dürzi kaynaklar, Suriye hükümetiyle temas halinde olan isimsiz bir kişiden söz ederek, ‘Emir Hasan'ın ayrılmasının, Suveyda'daki krizi çözmek için yeni bir planın parçası olduğunu’ söylediler.

Suriye'nin güneyindeki Dürzi nüfusun çoğunlukta olduğu Suveyda ilinden haberler yayınlayan internet siteleri, ‘Suveyda’nın önde gelen isimlerinden Emir Hasan el-Atraş’ın, ilin güneybatı kırsalından güvenli bir şekilde beraberindekilerin eşliğinde Dera’ya ulaştığını’ bildirdi.

sdcds
Dar 'Arra Emiri Hasan el-Atraş ve Şeyh el-Akil Hikmet el-Hicri’nin Suveyda’da birlikte çekilmiş bir arşiv fotoğrafı

Aynı haber siteleri, Emir Hasan’ın Suveyda’dan çıkışını sağlayan taraf hakkında herhangi bir bilgi vermedi. Aynı zamanda, olanları “Suveyda'da bu kadar önemli bir sosyal figürün dahil olduğu bir emsal” olarak nitelendirdiler. Emir Hasan, Atraş ailesinin geleneksel liderlerinden biri olarak kabul ediliyor ve yerel sosyal ve siyasi sahnede önemli bir rol oynuyor. Emir Hasan el-Atraş’ın Suveyda'dan, Şeyh Hicri ve ona bağlı Dürzi bir paramiliter grup Ulusal Muhafızlar, Dar 'Arra’nın bulunduğu Arra köyü de dahil olmak üzere Suveyda'nın büyük bir bölümünü kontrol ettiği bir dönemde ayrıldı. Bu gelişme, İsrail'in desteğiyle, Suveyda’da sözde ‘Başan Devleti’nin kurulması çabaları çerçevesinde Şeyh Hicri’nin, Şam'ın geçtiğimiz eylül ayında Suveyda krizini çözmek için ABD ve Ürdün’ün desteğiyle açıkladığı ‘yol haritasını’ ve Suveyda Valisi Mustafa Bakur tarafından daha sonra başlatılan çözüm girişimlerini reddetmesinin ardından yaşandı.

vcdv
Emir Hasan el-Atraş ile Suveyda Valisi Mustafa Bakur görüşmesinden bir kare, Şubat 2025 (İnternet siteleri)

Suveyda’dan Dürzi kaynaklar, görüşmeleri sırasında Emir Hasan'ın ayrılmasının, Dar ’Arra’nın tarihi olarak Cebel el-Arab'da karar alma merkezi olması nedeniyle Şeyn Hicri'nin kontrolündeki bölgelerdeki statükoyu etkileyebileceğini belirttiler. Ayrıca tarihi olarak Suveyda'da siyasi liderliği temsil ederken, Şeyh Hicri Dürzilerin dini liderliğini temsil ediyor. Ancak bu, siyasi liderlikten daha düşük bir rütbe.

Kaynaklar, Dar ‘Arra’nın son derece sembolik bir yer ve Emir Hasan’ın da yerel sosyal ve siyasi sahnede önemli bir figür olduğunu, ancak Suveyda’yı terk ettiğini, eğer bir açıklama yaparsa, kamuoyunda tanınan bir kişi olduğu için birçok gerçeği ortaya çıkarabileceğini ve dengeleri değiştirebileceğini söylediler. Suveyda'da büyük bir sosyal konuma sahip olan Emir Hasan, 1920'lerde Fransız sömürgeciliğine karşı Büyük Suriye Devrimi'nin lideri Sultan Paşa el-Atraş’ın torunu olduğundan Suveyda’nın yerel sosyal ve siyasi sahnesinde önemli bir rol oynuyor. Emir Hasan, 8 Aralık 2024 tarihinde Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından Suriye liderliğine ve hükümetine açıkça destek verdi.

vcfv df
Emir Hasan el-Atraş'ın, en önde gelen Dürzi siyasi figürlerden biri olan dedesi Sultan Paşa el-Atraş'ın tablosunun yanında çektiği bir fotoğraf (İnternet siteleri)

Emir Hasan el-Atraş, Suveyda’da geçtiğimiz yıl temmuz ayı ortalarında krizin patlak vermesiyle, çatışmaların sona ermesi ve insanların çatışmaya sürüklenmemesi çağrısında bulunarak, herkesi tatmin edecek bir çözüme ulaşmak için devlet, dini liderler ve bölgedeki önde gelen şahsiyetlerle iletişim kurulması gerektiğini vurguladı.

Şeyh Hicri ise Suriye'deki yeni rejime karşı çıkan bir lider olarak ortaya çıkıp Suveyda'daki bölgelerin kontrolünü ele geçirdiğinden beri, nüfuz alanındaki karar alma sürecini tekelleştirmeye çalışarak diğer Dürzi dini otoriteler (Şeyh Yusuf Cerbu ve Hamud el-Hanavi) ile kültürel ve entelektüel seçkin isimleri ötekileştirdi.

Dürzi kaynaklar, Dar ‘Arra'nın sembolik ve tarihi olarak Şeyh Hicri'nin ikamet ettiği ve Dürzi topluluğunun manevi merkezi olarak kabul edilen Dar Kanavat'tan daha yüksek bir otorite ve statüye sahip olduğunu belirtti.

Öte yandan Şeyh Hicri'nin destekçileri, Emir Hasan el-Atraş'ın Cebel el-Arab’tan ayrılışının ve Şam'a sığınmasının önemini küçümsedi. Gelişmeleri yakından takip eden gözlemcilere göre Emir Hasan’a yönelik saldırı, bu konunun proje için ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor.

Emir Hasan'ın Cebel el-Arab'dan ayrılırken, Suveyda İç Güvenlik Şefi Suleyman Abdulbaki Facebook hesabında, Suriye iç güvenlik güçlerinin ‘yakında’ Suveyda'ya gireceğini duyurdu ve operasyonun amacının ‘yok etmek değil, hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek ve şehri korumak’ olduğunu açıkladı.


Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
TT

Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)

Gazze Şeridi'nin merkezinde Deyr el-Belah'taki bir çadırda, aileler günlük hayatın zorluklarına rağmen Ramazan'ın neşesini korumaya çalışıyor. 11 yaşındaki Cuana ve kız kardeşi Tima, anneleri Safa el-Hasanat'ın yardımıyla, gıda yardımı kutularından kurtardıkları kartonlardan Ramazan süsleri ve kartondan bir hilalin etrafına ince kağıttan beyaz güller yaptılar.

Dört çocuk annesi el-Hasanat, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, "Gazze'de Ramazan ayını karşılamak ve atmosferini yaşamak, zorlu insani ve yaşam koşulları göz önüne alındığında ulaşılması zor bir lüks. Özellikle kışın soğuğundan veya yazın sıcağından koruyamayan harap çadırlarda yaşayan binlerce insan için fenerler, ışık vermeyen karanlık kağıt parçalarına dönüştü" ifadelerini kullandı.

Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.

Gazze Şeridi'ndeki savaş, haftalarca süren bombardıman ve yıkımın ardından 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesle birlikte duraklama dönemine girdi. Göreceli sakinlik, bölge sakinlerine nefes alma fırsatı verse de Şerit ciddi zorluklarla karşı karşıya olmaya devam ediyor. İnsanlar temel ihtiyaç maddelerinde ciddi kıtlık, sık sık yaşanan elektrik kesintileri ve temiz içme suyu kriziyle boğuşuyor. Bütün bunların yanı sıra, evlerin ve altyapının yıkımı günlük yaşamın zorluklarını daha da artırıyor.

Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)

Gazze'de elektrik sınırlı olduğundan, çocuklar Ramazan süslemelerini çalıştırmak için küçük bir bataryaya ihtiyaç duyarken, aileler de ekonomik krizi hafifletmek için kağıt süslemeler ve mevcut malzemelerle çocuklara biraz neşe getirmeye çalışıyor.

Temel ihtiyaç maddelerinde kıtlık ve yüksek fiyatlar

El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef Gazze Şeridi halkı Ramazan ayını acı, kayıp ve zorluklarla karşılıyor… İsrail işgali, halka yardımın ulaşmasını engelliyor. Hayat şartları felaket durumda. Binlerce kişi işini kaybetti, işsizlik oranları arttı ve nüfusun yüzde 90'ından fazlası temel ihtiyaçlarını karşılamak için uluslararası kuruluşlara bağımlı hale geldi.”

Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)

Anne ayrıca Gazze'deki temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarındaki sürekli artıştan da şikayetçi. El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef fiyatlar hala yüksek, özellikle de halkın temel ihtiyaçları söz konusu olduğunda, hatta bu ihtiyaçlar karşılanamıyorsa bile, çünkü işgal yönetimi kasıtlı olarak şeker, yağ ve karbonhidrat gibi lüks ürünleri halkın ihtiyaç ve gereksinimlerinden uzaklaştırıp, et, sebze, önemli meyveler ve yemeklik gaz gibi temel ihtiyaç maddelerini azaltıyor. Bu nedenle, mevcut olanlar, halkın ekonomik koşulları ve sınırlı gelir kaynaklarıyla karşılaştırıldığında pahalı.”

Savaş sona erdi, ancak acılar devam ediyor

Kırklı yaşlarındaki anne, önceki yıllara kıyasla mübarek ay için yapılan hazırlıklardaki değişikliklerle ilgili olarak şunları söylüyor: “Elbette farklı. Ateşkes ilanına rağmen devam eden bombardımanlar nedeniyle çadırlar, sakinlerin güvensiz bir şekilde yaşadığı sığınak haline geldi ve ev sahiplerinin ayrılmasıyla ailelerin sofraları hüzünlendi; ayrıca sakinler, savaştan önceki her yıl olduğu gibi Ramazan'ın yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar.”

Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)

Al-Hasanat, Gazze Şeridi'ne yönelik bombardımanın bu yıl azaldığını ancak durmadığını söylüyor. Sözlerine şöyle devam ediyor: "Geçen Ramazan, İsrail'in savaşını yeniden başlatmasıyla başladı; bu savaş, öncekinden daha da yoğundu ve geçiş noktaları tamamen kapatılmıştı. Ziyaret edilebilecek mezar sayısı da farklıydı; sayılar hayal edilemezdi."

Serbest çalışan fotoğrafçı Attia Darwish (38 yaşında) da onunla aynı fikirde olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Ramazan, duygular ve koşullar açısından farklı. Savaştan önce, kuşatmaya rağmen hayat nispeten daha istikrarlıydı. Bugün Ramazan, kayıp ve sabır duygularının hakim olduğu daha derin bir insani karaktere sahip.”

Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)

Darwish, Gazze Şeridi'ndeki Ramazan geleneklerinin savaş sonrasında değiştiğini, önceliğin temel ihtiyaçların karşılanması haline geldiğini, süslemelerin ve büyük ziyafetlerin azaldığını ve konut koşulları ve yerinden edilme nedeniyle aile toplantılarının daha seyrek hale geldiğini belirtiyor.

İnsani yardıma bağımlılık

Darwish, Gazze halkının Ramazan ayını temkinli bir rahatlama ve acı karışımıyla karşıladığını gözlemliyor. Ateşkes insanlara nefes alma fırsatı verdi, ancak savaşın izleri yıkılmış evlerde, sevdiklerinin kaybında ve zor yaşam koşullarında hala mevcut. Buna rağmen, birçok kişi ayın ruhunu güçlü bir inanç ve dayanışma duygusuyla yaşamak istiyor.

Darwish şöyle devam ediyor: “Durum hâlâ zor; ailelerin büyük bir yüzdesi gelir kaybı veya gelir azalması yaşıyor. Elektrik, su ve hizmetlerle ilgili sürekli sorunlarla karşılaşıyor. Yeniden yapılanma süreci de yavaş ilerliyor ve bu durum ailelerin günlük yaşantısına da yansıyor.”

Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)

Temel ihtiyaç maddelerinin bulunabilirliği konusunda Darwish şunları söylüyor: “Malların büyük bir kısmı mevcut, ancak her zaman yeterli miktarda veya herkesin karşılayabileceği fiyatlarda değil. Özellikle et ve bazı ithal ürünlerde geçici kıtlıklar yaşanabilirken, sebze ve diğer temel ihtiyaç maddeleri nispeten daha kolay bulunabiliyor. Bazı temel ihtiyaç maddelerinde, ulaşım maliyetleri ve belirli zamanlardaki sınırlı arz nedeniyle önceki yıllara kıyasla belirgin bir fiyat artışı görüldü.” Darwish, Gazze'deki ailelerin, eğer bulabilirlerse, temel ihtiyaç maddelerine odaklandığını, çünkü birçok ailenin insani yardıma bağımlı olduğunu belirterek sözlerini tamamlıyor.

Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre, 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesin ardından Gazze Şeridi'nde İsrail bombardımanı sonucu 601 kişi öldü ve bin 607 kişi yaralandı.


Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
TT

Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)

Mısır Temsilciler Meclisi, dün, Mısır hükümeti tarafından sunulan ve "Askerlik ve Milli Hizmet" mevzuatının bazı maddelerini değiştirmeyi öngören yasa tasarısını nihai olarak onayladı. Bu değişiklikler arasında, "geçerli bir mazeret olmaksızın askere alınmaktan veya çağrıdan kaçmanın cezasının artırılması" da yer alıyor. Askeri personel bu adımı, askerlik sürecini sosyal ve ekonomik değişikliklere uygun hale getirmek için gerekli görüyor.

Değişiklikler ayrıca, "şehitlerin ve terör operasyonlarında yaralananların" ailelerinin askerlik hizmetinden muaf tutulmasını da içeriyordu; bu, "insani boyut" taşıyan bir adımdı.

Değişiklikler, 7. Maddeyi "hem kalıcı hem de geçici zorunlu askerlik hizmetinden muafiyet için kriter olarak, askeri ve terör operasyonları arasında eşitlik" öngörecek şekilde değiştirmeyi de içeriyordu.

Parlamento oturumu sırasında, Temsilciler Meclisi Savunma ve Milli Güvenlik Komitesi Başkanı Korgeneral Abbas Hilmi, “Askerlik hizmetine ilişkin değişiklik, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörist operasyonlardaki fedakarlıklarını ve masum sivillere verilen zararları takdir etmek amacıyla, terörist operasyonları da askerlik hizmetinden muafiyet için ek bir kriter olarak eklemeyi amaçlamaktadır; bu değişiklik, halkın insani ve sosyal boyutlarını dikkate almaktadır” dedi.

dsvdsv
Mısır Temsilciler Meclisi'nin bir oturumu (Arşiv-Mısır Kabinesi)

Değişiklikler, askerlikten kaçma veya geçerli bir mazeret olmaksızın askerlik hizmetine katılmama suçlarına yönelik cezaların da artırılmasını içeriyordu. Parlamento oturumu sırasında Hilmi, 49. maddenin "30 yaşından sonra askerlik hizmetine katılmayan herkesin hapis cezası ve en az 20 bin Mısır lirası ve en fazla 100 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı" şeklinde değiştirildiğini belirtti. (Bir ABD doları yaklaşık 47 Mısır lirasına eşittir.)

1980 tarihli 127 sayılı Kanun hükümlerine göre, yasa değişikliğinden önce askerlik hizmetine katılmamanın cezası iki yıl hapis ve en az 2 bin pound para cezası veya bu iki cezadan biriydi.

Mısır Parlamentosu tarafından onaylanan değişiklikler arasında, “yedek askerlik görevine çağrılan ve geçerli bir mazereti olmaksızın göreve gelmeyen herkesin hapis cezası ve en az 10 bin, en fazla 20 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı” hükmünü getiren “52” numaralı maddenin değiştirilmesi de yer almaktadır.

Parlamento ve Hukuk İşleri Bakanlığı, Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki değişikliklerin "askerlikten kaçma veya göreve gelmeme durumunda uygulanan mali cezaları artırmayı ve mali cezalarla ilgili ekonomik değişikliklerin etkilerini ele almayı amaçladığını" belirtti. Bakanlık dün yaptığı açıklamada, cezaların "hem genel hem de özel caydırıcılığı yeniden sağladığını ve ceza adaletini gerçekleştirdiğini" belirtti.

Mısır askeri uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, askerlikten kaçmaya yönelik cezaların artırılmasının genel caydırıcılığı sağlamak ve "ülke içindeki süreci daha da düzenlemek" için gerekli olduğuna inanıyor. Ferec, "Önceki cezalar mevcut gerçekliğe artık uygun değildi ve güncel değişikliklere ayak uydurmak için askerlikten kaçmanın şiddetinin artırılması gerekiyordu" değerlendirmesinde bulundu.

 Ferec Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki yeni değişikliklerin "hem insani hem de sosyal boyutları dikkate alarak terör operasyonu mağdurlarının muaf tutulmasına yönelik yasal hükümler getirdiğini" belirtti.

Mısır Milletvekili Mecdi Murşid'e göre yasa değişikliklerinin "önemli bir insani boyutu" da bulunuyor. Muşid, "yasa, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörle mücadele operasyonlarındaki fedakarlıklarını dikkate alarak, oğullarını askerlik hizmetinden muaf tutuyor" dedi ve bunu "devletin, kendisi için fedakarlık yapanlara bir takdir mesajı" olarak değerlendirdi.

Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Murşid, yasanın öneminin "askerlikten kaçma cezalarının artırılmasının yanı sıra, insani muafiyet meselesini de kanunlaştırmasında" yattığını belirterek, "bu tür düzenlemelerin askerlik hizmetinin ve askerlik yapmanın değerini pekiştirdiğini" kaydetti.