ABD’li parlamenterler: İran ile yapılacak herhangi bir anlaşmada ‘en büyük kazanan’ Putin olacak

Senatör Ted Cruz, iki gün önce ABD Kongresi'nde Cumhuriyetçilerin yaptığı bir basın toplantısında konuşuyor (AP)
Senatör Ted Cruz, iki gün önce ABD Kongresi'nde Cumhuriyetçilerin yaptığı bir basın toplantısında konuşuyor (AP)
TT

ABD’li parlamenterler: İran ile yapılacak herhangi bir anlaşmada ‘en büyük kazanan’ Putin olacak

Senatör Ted Cruz, iki gün önce ABD Kongresi'nde Cumhuriyetçilerin yaptığı bir basın toplantısında konuşuyor (AP)
Senatör Ted Cruz, iki gün önce ABD Kongresi'nde Cumhuriyetçilerin yaptığı bir basın toplantısında konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Ukrayna krizinin ortasında İran ile yapılan nükleer müzakerelerde Rusya ile iş birliği yapmaya devam ettiği için Cumhuriyetçiler tarafından eleştiri oklarının hedefi oldu.
Senatör Ted Cruz liderliğindeki grup, Tahran ile bir anlaşmaya varmanın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin için ‘büyük bir zafer olacağını’ düşünüyor. Çarşamba günü öğleden sonra ABD Kongresi’nde düzenlenen basın toplantısında Cruz, “Putin, İran ile nükleer alışverişler ve silah anlaşmalarının yanı sıra petrol ve gaz alışverişlerinden milyarlarca dolar kazanacak” ifadelerini kullandı.
ABD yönetimini, Tahran ile imzalanan Nükleer Anlaşma’nın yeniden canlandırılması durumunda Putin'e mali destek oluşturmakla suçlayan Cruz ve meslektaşları açıklamalarına şöyle devam etti:
“Putin, Tahran'ın baş silah tüccarı olmak istiyor. Biden yönetimi bir yandan Rusya'ya yönelik yaptırımlar ilan ederken, diğer yandan Rusya'ya büyük mali yardımlar yaratıyor. Bu mantıksız. Bu mantıksızlığın boyutunu öğrenmek istiyorsanız İran'ın Orta Doğu'daki komşularıyla konuşun.”
Ukrayna'yı işgal etmesinin ardından kendisine yaptırım uygulanan Rusya, bu hamlelerin İran Nükleer Anlaşması’ndaki çıkarlarını etkilemeyeceğine dair ABD'den güvence vermesini istedi.
Öte yandan ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’nde kıdemli Cumhuriyetçi Jim Risch ise ABD yönetimine Viyana müzakerelerinden şu anda çekilme çağrısında bulunarak, “Ukrayna'daki krizin ortasında şu anda bir anlaşmaya varmamız gerekmiyor. Ayrılmak zorundayız” dedi. Risch, basın toplantısında Cruz ve diğer Cumhuriyetçilerin yanında dururken Biden’a hitaben, “ABD'de Ruslarla iş yapan tek kişi sizsiniz. Onlarla iş yapmayı bırakın. Bizim yerimize müzakerede bulunmasına izin vermeyin. Anlaşmayı terk edin” dedi.
Bu tutumu desteklediğini açıklayan Cumhuriyetçi John Barrasso öfkeyle şöyle söyledi:
“Rusların Ukrayna'da ne yaptığını görmek için televizyon ekranlarına bakın. Bizim adımıza müzakerede bulunmalarına nasıl izin verebiliriz?”
Cumhuriyetçi Senatör Joni Ernst, Beyaz Saray’ın dış politikasını eleştirerek, “Dışarıda izlenen politikayı anlamıyorum. Bu delilik. Başkan Biden ve yönetimi Rusya ile çalışıyor! Rusya. Tankları ile şu anda Ukrayna'ya saldıran ülke. Masum sivilleri, çocukları ve kadınları öldüren ülke. Buna rağmen biz, diğer düşmanımız olan İran'la bir anlaşma müzakeresi için Ruslara başvuruyoruz!” dedi.
Bu eleştiriler sadece Cumhuriyetçilerle sınırlı kalmadı, aynı zamanda Senato'daki bazı önde gelen Demokratlar da İran'la yapılacak herhangi bir anlaşmanın Rusya'nın çıkarına olacağına dair ciddi endişelerini dile getirdiler. Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Bob Menendez, “Uluslararası toplumun Moskova'ya baskı yapma taahhüdünde bulunduğu bir zamanda İran ile Nükleer Anlaşma’ya geri dönmenin Rusya'ya ekonomik olarak fayda sağlayacağına dair birçok çekincem var" dedi.
Menendez'in sözleri, ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Victoria Nuland'ın katılımıyla Rusya'nın Ukrayna'yı işgal girişimini görüşmek üzere salı günü Menendez’in komitesi tarafından düzenlenen bir oturum sırasında geldi. Yönetimin Nükleer Anlaşma’ya dönme çabalarını savunan Nuland, “Şu anda istediğimiz son şey, Putin'in kanlı savaşını sürdürdüğü bir zamanda İran'ın nükleer silah edinmesidir. Bu açık oturumda söyleyebileceğim şey şu ki, İran'ı Nükleer Anlaşma’ya geri döndürmezsek birkaç hafta içinde görmek istemediğimiz nükleer güçlere sahip olacaktır” dedi.
Nuland, Rusya'nın Nükleer Anlaşma’da taleplerinin çıtasını yükseltme ve kapsamını genişletme girişimlerine işaret ederek, ABD'nin yaptırımlara rağmen Rusya'ya Moskova'nın İran ile işbirliği konusunda yazılı garanti vermediğini söyledi. Nuland “Oyun oynamıyoruz. Bırakın anlaşmayı yapalım” dedi.
Nuland Rusya'nın son dakikada çıkıp ABD'den Ukrayna'yı işgal ettiği için kendisine uygulanan yaptırımların ticaretini, yatırımlarını ve İran ile askeri-teknik iş birliğini engellemeyeceğine dair bir garanti talep ederek, 11 aydır devam eden müzakereleri kesintiye uğrattıktan sonra bu çabasında başarılı olamayacağını da sözlerine ekledi.



Norveç ve Finlandiya'nın Rusya teması ne anlama geliyor?

Rus medyasındaki haberlerde, Rusya lideri Putin'in Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb'la (sağda) ilk kez telefon görüşmesi yaptığı belirtildi (Reuters)
Rus medyasındaki haberlerde, Rusya lideri Putin'in Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb'la (sağda) ilk kez telefon görüşmesi yaptığı belirtildi (Reuters)
TT

Norveç ve Finlandiya'nın Rusya teması ne anlama geliyor?

Rus medyasındaki haberlerde, Rusya lideri Putin'in Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb'la (sağda) ilk kez telefon görüşmesi yaptığı belirtildi (Reuters)
Rus medyasındaki haberlerde, Rusya lideri Putin'in Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb'la (sağda) ilk kez telefon görüşmesi yaptığı belirtildi (Reuters)

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ve Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store'un Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le telefonda görüşmesi, Brüksel'in Kremlin'le temas kurma politikasına yönelik tartışmaları tekrar gündeme taşıdı.

Stubb ve Store, 27 Ekim'de Putin'i arayarak Ukrayna savaşını sonlandırması çağrısında bulundu. Norveç hükümetine göre 20 dakika sürmesi planlanan görüşme 90 dakika devam etti. Görüşmenin "savaşı sona erdirmeyi sağlaması için gelecekteki müzakerelerle ilgili mesajları doğrudan Putin'e iletmek" amacı taşıdığı bildirildi.

Görüşme, Putin'in 21 Ekim'de St. Petersburg'da ABD Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff'la gerçekleştirdiği toplantıyla Stubb ve Store'un 20 Ekim'de Norveç'in başkenti Oslo'da Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'yle temaslarının ardından geldi.

Ayrıca Avrupalı liderlerle Putin'in konuşması ABD, Rusya ve Ukraynalı temsilcilerin kasımda Abu Dabi'de yapmayı planladığı görüşmelerden önce gerçekleşti.

Kremlin'den yapılan açıklamada, telefon görüşmesinin Finlandiya ve Norveç'in talebi üzerine düzenlendiği ve Ukrayna krizinin çözümüyle ilgili görüş alışverişinde bulunulduğu belirtildi.

Zelenski, Oslo ve Helsinki yönetimlerinin telefon görüşmesi öncesinde Kiev'i bilgilendirdiğini söyleyerek diyaloğu desteklediğini ifade etti.

Avrupa Komisyonu Sözcüsü Paula Pinho da Putin'le yapılan telefon görüşmesini Oslo'daki toplantının devamı olarak nitelendirdi.

Diğer yandan Stubb ve Store'un hamlesi bazı Avrupa ülkelerinin tepkisini çekti.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, görüşmenin diğer ülkelerle koordinasyon içinde yapılmadığını ve Rusya'nın barış istediğine dair herhangi bir işaret görmediğini öne sürerek, Avrupa'nın birlik içinde hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson da görüşmenin Avrupa'nın ortak tutumuna zarar verme riski taşıdığını savundu.

New York Times'ın analizinde Avrupa'nın, Trump'ın son dönemde Rusya'ya daha yakın bir tutum benimsemesi ve Ukrayna'nın dezavantajına olabilecek bir anlaşmaya zorlanması ihtimaline karşı harekete geçmeye çalıştığı ifade ediliyor. Bu doğrultuda Brüksel'in adil bir barış anlaşmasına ulaşmak için güvenilir bir arabulucu aradığı yazılıyor.

Analizde, Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb'ın Trump'la iyi ilişkilerini koruyabilen az sayıdaki Avrupalı liderden biri olarak görüldüğüne işaret ediliyor. Avrupa'yla ABD'nin Ukrayna meselesinde ortak bir yaklaşım geliştirmesi halinde Stubb'ın önemli bir arabuluculuk yapabileceği yorumu paylaşılıyor.

Independent Türkçe, New York Times, Reuters, Kyiv Independent


ABD Sağlık Bakanı RFK Jr.'ın Araplarla ilgili ırkçı sözleri tepki çekti

ABD Sağlık Bakanı RFK Jr., aşı karşıtlığı ve komplo teorileriyle ilgili açıklamalarıyla da tartışma yaratmıştı (AP)
ABD Sağlık Bakanı RFK Jr., aşı karşıtlığı ve komplo teorileriyle ilgili açıklamalarıyla da tartışma yaratmıştı (AP)
TT

ABD Sağlık Bakanı RFK Jr.'ın Araplarla ilgili ırkçı sözleri tepki çekti

ABD Sağlık Bakanı RFK Jr., aşı karşıtlığı ve komplo teorileriyle ilgili açıklamalarıyla da tartışma yaratmıştı (AP)
ABD Sağlık Bakanı RFK Jr., aşı karşıtlığı ve komplo teorileriyle ilgili açıklamalarıyla da tartışma yaratmıştı (AP)

ABD Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr.'ın Arap toplumunu hedef alan sözleri tartışma yarattı.

Kennedy Jr., Michigan'da Cumhuriyetçi Senatör adayı Mike Rogers'ı desteklemek için pazartesi günü yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Dünyada 500 milyon Arap var ancak bilimsel bir katkı sağlamıyorlar. Nobel Ödülü kazanmıyorlar. Fields Ödülü kazanmıyorlar. Wolf Ödülü kazanmıyorlar. Edebiyat alanında da bir katkı sağlamıyorlar.

Reuters ve AP'nin analizlerinde, sözkonusu ödüllerin her birinin Araplar tarafından kazanıldığı, Kennedy Jr.'ın sözlerinin gerçeği yansıtmadığı vurgulanıyor.

Kennedy'nin açıklaması, desteklediği aday Rogers'ın, rakibi Demokrat Abdul El-Sayed'in Müslüman Kardeşler'le bağlantılı olduğunu ileri sürmesinin ardından geldi.

Sağlık bakanı, Rogers'ın bu iddialarına işaret ederek, 13. yüzyılda İslam medeniyetinin edebiyata katkılarına değindikten sonra "Tüm bu gelenekler Müslüman Kardeşler tarafından yok edildi" dedi.

Diğer yandan El-Sayed, Müslüman Kardeşler'le bağları olduğuna yönelik iddiaları defalarca reddetmişti. Ara seçimlerde kazanması halinde ABD Senatosu'na seçilen ilk Müslüman olacak El-Sayed, ABD Başkanı Donald Trump tarafından da hedef alınmıştı. Trump, 11 Eylül saldırılarını gündeme getirerek El-Sayed'i "cihatçı" diye nitelemişti.

Trump yönetimi, Müslüman Kardeşler'in Mısır, Lübnan ve Ürdün'deki kollarını bu yıl ocak ayında terör örgütü listesine almıştı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Müslüman Kardeşler'in Lübnan'daki kolunu "Yabancı Terörist Örgüt" ve lideri Muhammed Fevzi Takkuş'u da "Özel Olarak Tanımlanmış Küresel Teröristler" diye sınıflandırmıştı. ABD Hazine Bakanlığı da örgütün Mısır ve Ürdün'deki kollarını Hamas'a maddi destek sağladıkları gerekçesiyle "Özel Olarak Tanımlanmış Küresel Teröristler" listesine eklemişti.

ABD'de Müslümanlara ve Araplara yönelik nefret suçlarını belgeleyen Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi'nden (CAIR) yapılan açıklamada, Kennedy Jr.'ın açıklamaları "ırkçılık ve bağnazlığın tipik bir örneği" diye nitelendi.

Kennedy Jr.'ın ülke çapında "Arap ve Müslüman karşıtı nefretin alevlerini daha da fazla körüklediği" ifade edildi.

Demokrat Senatör Chris Murphy de sağlık bakanının açıklamalarına tepki göstererek, Müslüman Amerikalıların "koordineli şekilde" saldırı altında olduğunu söyledi.

ABD'li sağlık hakları savunuculuğu örgütü Protect Our Care, Kennedy'nin sözlerini "aşırı ırkçı bir tirat" diye niteledi.

Independent Türkçe, AP, Reuters, Times of Israel


İsrail seçimleri: Hükümetin kaderi Arap partilerinin elinde

Ağırlıklı olarak İsrail'deki Filistinlileri temsil eden Ortak Liste'nin destekçileri, ittifakın yakaladığı başarıyı kutladı (AFP)
Ağırlıklı olarak İsrail'deki Filistinlileri temsil eden Ortak Liste'nin destekçileri, ittifakın yakaladığı başarıyı kutladı (AFP)
TT

İsrail seçimleri: Hükümetin kaderi Arap partilerinin elinde

Ağırlıklı olarak İsrail'deki Filistinlileri temsil eden Ortak Liste'nin destekçileri, ittifakın yakaladığı başarıyı kutladı (AFP)
Ağırlıklı olarak İsrail'deki Filistinlileri temsil eden Ortak Liste'nin destekçileri, ittifakın yakaladığı başarıyı kutladı (AFP)

İsrail'de düzenlenen Meclis (Knesset) seçimlerinde oyların yüzde 70'ten fazlası sayılırken, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet bloku ve Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki iktidar bloku, koalisyon kurmak için yeterli 61 milletvekiline ulaşamadı.

Times of Israel'in (ToI) aktardığı sandık çıkış anketlerine göre Netanyahu liderliğindeki Likud, Meclis'te 27, Eisenkot'un Yashar partisi ise 20 sandalye kazanabilir.

Oyların yüzde 76,8'i sayıldıktan sonra ortaya çıkan sonuçlara göre Netanyahu önderliğindeki radikal sağcı iktidar bloku 54, Eisenkot liderliğindeki muhalefet bloku ise 47 sandalyeyle seçim yarışını sürdürüyor.

Seçimin bu şekilde sonuçlanması halinde 120 sandalyeli Knesset'te koalisyon kurmak için gerekli sayı olan 61 milletvekiline iki blok da erişemiyor.

Diğer yandan İsrail'deki Filistinlileri temsil eden Hadaş, Taal ve Balad partilerinin oluşturduğu Ortak Liste'nin 11 ila 12; Mansur Abbas liderliğindeki Birleşik Arap Listesi'nin (Ra'am) ise 7 sandalye kazanabileceği öngörülüyor. Bu tahminler gerçekleşirse Arap partileri, 2020 seçimlerinde ulaştıkları toplam 15 sandalyeyi aşarak yeni bir rekora imza atabilir.

Sonuçların bu şekilde gelmesi halinde Arap partileri, 2020 seçimlerindeki 15 sandalyelik rekorunu aşabilir.

Arap bölgelerinde katılım oranında da büyük bir artış gözlemlendi.

İsrail'in Kuzey Bölgesi'ndeki Nasıra'da katılım oranı 2022'deki seçimde yüzde 48,29 iken 27 Ekim'deki seçimde yüzde 72,2'ye yükseldi. Ülkenin Güney Bölgesi'ndeki Rahat'ta da 2022'de yüzde 60,61 olan katılım oranı yüzde 82 olarak kaydedildi. Hayfa ilçesindeki Ümmü'l-Fehm'de de 2022'de yüzde 38,29 olan katılım oranı yüzde 75,5'e yükseldi.

ToI'nin analizinde, Arap seçmenlerin "İsrail tarihinin en sağcı hükümetini devirmek için" seçimlere yoğun katılım gösterdiği yazılıyor.

Mansur Abbas, sandık çıkış anketlerinin partisinin sandalye sayısında artışa işaret etmesi üzerine "Bunu hep birlikte başardık. Seçmenin verdiği bu gücü etkili bir siyasi güce dönüştüreceğiz. Biz buradayız, kenarda değiliz" dedi.

Haaretz'in analizinde, "Netanyahu'nun Arap seçmenlere yönelik korkutma kampanyasının ters teptiği" ifade ediliyor. Netanyahu'ya ek olarak Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in de Arap seçmenleri caydırmak için kampanya yürüttüğü hatırlatılıyor.

Buna rağmen Arapların sandığa giderek "ırkçılığa, faşizme ve onları her geçen gün daha da boğan bir hükümete" karşı harekete geçtiği vurgulanıyor.

Netanyahu'nun bloku Arap partileriyle işbirliğini reddederken, Eisenkot da seçim kampanyasında büyük ölçüde benzer bir tutum sergilemişti. BBC ve Haaretz'in analizlerinde, bunun hükümet kurma sürecini daha da karmaşıklaştırabileceğine işaret ediliyor.

Arap blokunda da farklı yaklaşımlar var. Ra'am, Eisenkot liderliğinde kurulabilecek bir hükümete katılmaya daha sıcak baksa da Ortak Liste, Netanyahu yönetiminin değişmesini sağlamak amacıyla dışarıdan destek verme veya çekimser kalma seçeneklerine açık görünüyor.

Öte yandan Arap partilerinin hükümete doğrudan katılmak yerine bir azınlık hükümetinin kurulmasını dışarıdan destekleme ihtimali de var. Diğer partilerin işbirliğine hazır olması, hükümetin kurulması sürecinde Arap partilerini sonucu belirleyebilecek aktörler haline getirebilir.

Independent Türkçe, Times of Israel, Haaretz, BBC