Avrupa endişeli: Rusya’nın Ukrayna’dan sonraki hedefi hangi ülke olacak?

Roma’daki göstericiler, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’yı işgal eylemlerini kınadı (EPA)
Roma’daki göstericiler, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’yı işgal eylemlerini kınadı (EPA)
TT

Avrupa endişeli: Rusya’nın Ukrayna’dan sonraki hedefi hangi ülke olacak?

Roma’daki göstericiler, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’yı işgal eylemlerini kınadı (EPA)
Roma’daki göstericiler, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’yı işgal eylemlerini kınadı (EPA)

Rusya’nın Ukrayna’daki şiddetli savaşını yakından izleyen bazı Avrupa ülkeleri, sıranın kendilerine geleceğine dair endişeleniyor.
ABC News’in haberine göre, Batılı yetkililer, en savunmasız aktörlerin NATO veya Avrupa Birliği (AB) dışındaki ülkeler olabileceğini söylüyor.
Bu nedenle, her ikisi de eskiden Sovyetler Birliği’nin bir parçası olan Ukrayna’nın komşusu Moldova ve Rusya’nın komşusu Gürcistan’a ek olarak Bosna-Hersek ve Kosova gibi Balkan devletleri savunmasız olarak kabul edilebilir.
Ancak analistler, Moskova’nın doğrudan askeri müdahalesi veya siyasi istikrarsızlaştırma girişimleri nedeniyle Karadağ’ın yanı sıra Estonya, Letonya ve Litvanya gibi NATO üyelerinin bile risk altında olabileceği konusunda uyarıyor.

“Putin’in hedefi sadece Ukrayna değil”
Alman Marshall Fonu’nun Varşova Ofisi Müdürü Michal Baranowski, “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin baştan beri bunun sadece Ukrayna ile ilgili olmadığını söyledi” dedi.
Baranowski AP’ye verdiği demeçte, “Putin Kiev’deki hükümetin değişmesi de dahil olmak üzere taleplerini sıralarken bize ne yapmak istediğini anlattı. Ancak aynı zamanda NATO’nun doğu kanadından ve Doğu Avrupa’nın geri kalanından da bahsediyordu” diye konuştu.
Ukrayna iki haftadır süren Rus saldırısına karşı sert bir direniş gösterirken, Baranowski, “Diğer hedeflerini nasıl gerçekleştireceği şu anda tam olarak belli değil” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Ukrayna’daki savaşın, Moskova’nın bölgesel egemenliğini yeniden kurmaya çalışan eski Varşova Paktı üyelerine yönelik daha geniş çaplı saldırıların ‘sadece başlangıcı’ olabileceğine dair Avrupa’daki derin endişelerin farkında.

“Rusya Ukrayna’da durmayacak”
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell konuya dair şu yorumu yaptı;
“Rusya Ukrayna’da durmayacak. Komşularımız Moldova, Gürcistan ve Batı Balkanlar için endişeliyiz. Rusya’nın istikrarsızlaştırmasıyla karşı karşıya kalabilecek Batı Balkanlar, özellikle de Bosna’ya göz kulak olmalıyız.”
ABC News’in mevcut bölgesel duruma yönelik analizi şöyle;

Moldova
Komşusu Ukrayna gibi, eski Sovyet cumhuriyeti Moldova’nın doğusunda, bin 500 Rus askerinin konuşlandığı Transdinyester olarak bilinen tartışmalı bölgede ayrılıkçı bir ayaklanma yaşanıyor.
Moldova askeri açıdan tarafsız olmasına ve NATO’ya katılma planı olmamasına rağmen, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişiminin ardından Batı ile ilişkileri güçlendirmek için resmi olarak AB üyeliği için başvuruda bulundu.
Avrupa’nın en yoksul ülkelerinden biri olan 2,6 milyon nüfuslu ülke, savaştan kaçan on binlerce Ukraynalıya ev sahipliği yapıyor. 
Rusya’nın işgal adımı, Moldova’da yalnızca insani kriz konusunda değil, aynı zamanda Putin’in Dinyester Nehri’nin doğusundaki ayrılıkçıları Ukrayna’nın stratejik limanı Odessa üzerinden Ukrayna’ya bağlamaya çalışabileceği yönündeki endişeler nedeniyle de korkuları artırdı.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, geçen hafta Moldova’yı ziyaret ederek, “Moldova ve aynı şekilde tehdit edilebilecek diğer tüm ülkelerin yanındayız” dedi.
Moldova Devlet Başkanı Maia Sandu ise, Transdinyester’deki Rus güçlerinin duruşunu değiştirdiğine dair henüz bir belirti olmadığını söyledi.
Ancak Sandu, bu konuda endişe olduğunu vurgulayarak, “Bu bölgede artık kendimizi güvende hissetmemiz mümkün değil” diye konuştu.

Gürcistan
Gürcistan hükümet güçlerinin, Ağustos 2008’de Moskova destekli ayrılıkçı Güney Osetya’nın kontrolünü yeniden ele geçirmeye çalıştıkları dönemde Rusya ile Gürcistan arasında savaş patlak verdi. 
Rusya, Gürcü ordusunu beş gün süren çatışmalarda bozguna uğrattı ve savaşta yüzlerce kişi öldü.
Daha sonra Rusya, Güney Osetya ve bir diğer ayrılıkçı bölge olan Abhazya’yı bağımsız devletler olarak tanıdı ve oradaki askeri varlığını güçlendirdi.
Batı eğilimli Gürcistan hükümeti, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal eylemlerini kınadı, ancak Kiev’in Gürcistan-Rusya savaşı sırasında gösterdiği dayanışmayı göstermedi. 
Yüzlerce Gürcü gönüllünün, Ukrayna’da Rusya ile savaşan uluslararası lejyona katılması yetkililer tarafından engellendi.
Gürcistan hükümeti de, geçtiğimiz hafta AB üyeliği için başvurdu.

Baltık devletleri
Letonya, Litvanya ve Estonya’da Sovyet yönetiminin hatıraları hala taze. 
NATO, Ukrayna’nın işgale maruz kalmasından bu yana, doğudaki müttefiklerindeki asker varlığını artırmak için hızla hareket ederken, Washington ek destek sözü verdi.
Rusya’nın 24 Şubat’ta attığı işgal adımından önceki gerilimler, Baltık devletlerinin sakinlerine, -özellikle de bir dönem Sovyet kontrolü altında yaşayan yaştakilere- toplu sürgünleri ve baskıyı hatırlattı.
Üç ülke, 2. Dünya Savaşı sırasında Josef Stalin tarafından ilhak edildi ve 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bağımsızlıklarını yeniden kazandı.
Letonya, Litvanya ve Estonya, 2004’te NATO’ya katılarak kendilerini ABD ve Batılı müttefiklerinin askeri koruması altına aldılar. 
Bu üç ülke, NATO’nun kararlılık göstermesinin sadece söylemle değil, eylemle de gerekli olduğunu vurguluyor.
Hafta başında Letonya’nın başkenti Riga’yı ziyaret eden Blinken, Baltık ülkelerinin Rusya’nın Avrupa’da bastırdığı ‘otokrasi dalgasına karşı duran bir demokratik duvar oluşturduğunu’ söyledi.

Balkanlar
Rus birliklerinin, tüm komşu ülkelerde konuşlanmış NATO güçleriyle çarpışmadan Balkanlar’a ulaşması zor olacaktır.
Ancak Moskova, tanklarla, gelişmiş hava savunma sistemleriyle ve savaş uçaklarıyla silahlandırdığı müttefiki Sırbistan’ın yardımıyla, halihazırda yaptığı gibi bölgeyi istikrarsızlaştırabilir.
Kremlin, hiçbir zaman Sovyet bloğunun bir parçası olmamasına rağmen, bu bölgeyi her zaman kendi nüfuz alanı olarak gördü.
1990’larda yaşanan yıkıcı bir iç savaş, geride en az 120 bin ölü ve milyonlarca evsiz bıraktı. 
Batı Balkanlar’ın en büyük devleti olan Sırbistan, genel olarak Sırp liderliğindeki Yugoslavya’nın dağılmasını acımasız güçle engellemeye çalışarak savaşı başlatmakla suçlanıyor.
Batı’da, Rusya’ya karşı uluslararası yaptırımlara katılmayı reddeden Moskova yanlısı Sırp liderliğinin, komşularını, özellikle de azınlık Sırpların bölünmekle tehdit ettiği Bosna-Hersek’i daha da istikrarsızlaştırmak için Ukrayna’ya odaklanmayı deneyebileceğine dair endişeler var.
Sırp yetkililer, komşu ülkelere müdahale ettiklerine dair suçlamaları defalarca yalanladı, ancak Bosnalı Sırplar ve liderleri Milorad Dodik’in ayrılıkçı hareketlerine zımni destek verdiler.

Ukrayna savaşındaki jeopolitik gerçekler

Putin'in Ukrayna'daki ‘iyimser stratejisinin’ kusurları



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.