Irak: 10 yıl süren husumetin ardından Maliki ile telefon görüşmesi yapan Sadr, ittifakları yeniden şekillendiriyor

Mukteda es-Sadr 10 yıl süren husumetin ardından Kanun Devleti Koalisyonu liderini telefonla aradı.

Irak’ın güneyindeki Nasıriye kentinde gıda fiyatlarındaki artışı protesto eden bir gösterici (AFP)
Irak’ın güneyindeki Nasıriye kentinde gıda fiyatlarındaki artışı protesto eden bir gösterici (AFP)
TT

Irak: 10 yıl süren husumetin ardından Maliki ile telefon görüşmesi yapan Sadr, ittifakları yeniden şekillendiriyor

Irak’ın güneyindeki Nasıriye kentinde gıda fiyatlarındaki artışı protesto eden bir gösterici (AFP)
Irak’ın güneyindeki Nasıriye kentinde gıda fiyatlarındaki artışı protesto eden bir gösterici (AFP)

Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kanun Devleti Koalisyonu lideri ve Irak’ın eski Başbakanı Nuri el-Maliki ile telefon görüşmesi gerçekleştirerek üçlü ittifaktaki ortaklarını ve Koordinasyon Grubu’ndaki hasımlarını şaşırttı. Sadr, siyasi gruplar arasında müzakerelerin başlamasından ve hatta ittifakların kurulmasının öncesine kadar Ekim 2021 seçimlerinde kendisinden sonra ikinci sırada gelen Maliki’ye ‘veto’ koydu.
Düzenledikleri protestolarla ve açtıkları davalarla seçim sonuçlarına yönelik itirazlarını aylarca sürdüren Fetih Koalisyonu, Kanun Devleti Koalisyonu, Asayib Ehlil Hak Hareketi, Devlet Güçleri, Nasr Koalisyonu ve Ata Hareketi gibi Şii parti ve gruplardan oluşan Koordinasyon Grubu’nun liderleri ile Sadr arasında gerçekleşen görüşmelere rağmen Sadr Hareketi ile Koordinasyon Grubu arasında anlaşmaya varılmasını engelleyen sorun Maliki idi. Sadr seçim sonuçlarının ilanından kısa süre sonra Bağdat’a giderek Hadi el-Amiri’nin evinde Koordinasyon Grubu liderleriyle yaptığı toplantıyla onları şaşırttı ancak Maliki sebebiyle onlarla anlaşmaya varmadı.
Sadr Necef kentinin Hanane bölgesindeki evine dönmesinden günler sonra Maliki’nin gelmemesi şartıyla hasımlarını Necef’e kendisini ziyaret etmeye çağırdı. Ancak Koordinasyon Grubu liderleri özellikle seçimlerde uğradıkları büyük kayıpların ardından Meclis’te aldıkları sandalye sayısının yarısını Maliki’nin tek başına kazanmasını dikkate alarak, Maliki’nin yalnızlaşmasını onaylamaları ve Sadr ile baş başa kalmaları halinde Maliki’nin yanında durmaktan daha zayıf bir konuma düşecekleri kanaatinden hareketle bu teklifi reddettiler.
Sadr’ın Maliki’yi yalnızlaştırma konusundaki ısrarı, Koordinasyon Grubu liderlerini Sadr ile müzakereleri yürütme görevini Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri’ye vermeye sevk eti. Nitekim Amiri ile Sadr arasında iyi ilişkileri bulunuyor. Ancak Amiri’nin çabaları başarısızlıkla sonuçlandı ve Amiri, Maliki’yi ulusal çoğunluk hükümetine davet etmesi konusunda Sadr’ı ikna edemedi. Bunun yanı sıra Meclis’in yeni cumhurbaşkanını seçememesi ve Kürt partilerin ortak bir cumhurbaşkanı adayı üzerinde uzlaşı sağlayamamaları nedeniyle durum daha da karmaşık bir hâl aldı. Siyasi grupların önceki seçim dönemlerinde yaşadıkları anlaşmazlıklar bölgesel aktörlerin -genellikle de İran’ın- baskısıyla aşılır ve her bir grup bakanlık kotalarından payına düşen ganimete razı olurdu. Ancak bu seçimlerde durum değişti. Zira bazılarının tabiriyle ülkede artık bir ‘siyasi tıkanıklık’ yaşanıyor.
Kürt lider Mesud Barzani bu tıkanıklıktan nasibini alan isimlerin başında geliyor. Mukteda es-Sadr, Muhammed el-Halbusi ve Hamis el-Hancer ile üçlü ittifak kuran Barzani, bu ittifakın kendi cumhurbaşkanı adayı Hoşyar Zebari’nin seçilmesini sağlayabileceği düşüncesinden hareketle Sadr’ın Maliki üzerindeki ‘vetoyu’ kaldırması için bir girişimde bulundu. Bu girişimin ardından Yüksek Federal Mahkeme Zebari’yi cumhurbaşkanı seçim yarışından çıkararak, Barzani’ye ve partisi Kürdistan Demokrat Partisi’ye (KDP) ağır bir darbe indirdi.
Barzani söz konusu girişim kapsamında yeğeni ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani ile Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi ve Egemenlik İttifakı lideri Hamis el-Hanceri Hanane’deki Sadr’ın evine gönderdi. Ancak bu girişim başarısızlıkla sonuçlandı. Girişimin ardından iki sürpriz olay yaşandı: Birincisi, Sadr Barzani’ye hitaben “özellikle Arapçan iyiyken sen neden cumhurbaşkanı adayı olmuyorsun? Sana kesinlikle oy verirdik” ifadesini kullandı. Zebari bu açıklama hakkında yorum yapmadı. Ancak Sadr’ın Barzani’ye yönelttiği nazik teklif, daha ziyade dolaylı yoldan Zebari’nin adaylığına yönelik bir itirazı dile getiriyordu. Sadr söz konusu çağrısının ardından Twitter hesabından paylaştığı mesajda, Sadr Hareketi mensuplarına yolsuzluk suçlamalarından beraat etmediği sürece Zebari’ye oy vermemelerini istedi. Bunun hemen akabinde Federal Mahkeme Zebari’yi yarış dışı bıraktı. Mahkeme’nin bu kararı Sadr ve Barzani arasındaki durumun daha da karmaşıklaşmasına yol açtı.
Bu karmaşıklığın yol açtığı etkilere değinmeden önce ikinci sürprize işaret etmek gerekir. Barzani’nin Sadr’ı ikna girişimi kapsamında Hanane’de bulunan heyetin İmam Ali bin Ebi Talib’in türbesini ziyaret ettiği sırada Egemenlik İttifakı lideri Hamis el-Hancer saldırıya uğradı. Sünni Egemenlik İttifakı El Haydari avlusunda Hancer’e yapılan saldırının peşine düşmezken, Mesud Barzani önce Hoşyar Zebari’nin adaylığının reddedilmesi ve ardından Federal Mahkeme’nin IKBY’nin merkezi hükümetten bağımsız olarak petrol satmasının anayasaya aykırı olduğuna hükmetmesine tahammül edemiyor.
Tüm bu gelişmeleri ve yol açtığı etkileri doğru okumak için Sadr’ın önce sürpriz bir biçimde Maliki ve ardından üçlü ittifakın liderleri (Mesud Barzani ve Muhammed el-Halbusi) ile neden telefon görüşmesi gerçekleştirdiğine bakılmalı. Şarku’l Avsat’a konuşan kulislere yakın bir kaynak, “Sadr, geçmişte işlere çeki düzen veren ve herkes arasında uzlaşı sağlayan ve ister içerden ister dışardan olsun vaftiz babaların rolünü iptal etti. Bugün artık kendisi harekete geçiyor, birçok kez Bağdat’a geliyor ve telefon görüşmeleri yaparak müzakereler kendisi yürütüyor” dedi. Kaynak, Sadr’ın Maliki’ye verdiği ‘vetoyu’ kaldırması da dahil olmak üzere söz konusu telefon görüşmelerinin zamanlamasıyla ilgili soruya, “Son dönemde birçok olay yaşandı. Özellikle Federal Mahkeme’nin aldığı kararlar ve Barzani ile Kürt bölgesinin bu kararları tanımaması nedeniyle Sadr Hareketi ile KDP arasındaki ilişki geriledi. Aynı durum Egemenlik İttifakı için de geçerli. Zira Sadr, Egemenlik İttifakı liderleri Halbusi ve Hancer’in Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve istihbarat direktörüyle bir araya geldiği fotoğraftan çok rahatsız oldu” diye yanıt verdi.
Kaynak, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“Fiyatlardaki artışlar ve cumhurbaşkanının seçilememesinin bir sonucu olarak hükümetin kurulmasının ertelenmesi nedeniyle halk öfkesinin giderek artmasının yanı sıra tüm bu gelişmelerin ardından Sadr denklemi tersine çevirmeye ve ittifakları yeniden inşa etmeye karar verdi. Maliki ile yapılan telefon görüşmesi bu bağlamda gerçekleşti. Özellikle Maliki’nin, başbakanlık koltuğu için Sadr’ın kuzeni ve Irak’ın Londra Büyükelçisi Cafer Muhammed Bakır es-Sadr’ı teklif etmesi, Şii Koordinasyon Grubu ile uzlaşmalara zemin hazırlayabilecek şekilde gelişmelerin farklı bir seyir izleyeceğini gösteriyor.”
Şii Koordinasyon Grubu Sadr-Maliki görüşmesinin yansımalarını ve Cafer es-Sadr’ın başbakanlığa aday gösterilmesinin sonuçlarını değerlendirme için toplantı düzenleme kararı aldı. Muhtemelen bu süreçle ilgili şu sorular sorulmalı: Sadr, kuzenini başbakan adayı yapmanın bedelini ödeyecek mi? Bir başka ifadeyle Sadr, başbakan için 30 sandalyesini feda edip bakanlık kotalarıyla ilgili müzakerelere geriye kalan 45 sandalyesiyle katılmaya rıza gösterecek mi? Sadr’ın Koordinasyon Grubu liderlerine karşı bu soruya vereceği cevaba göre gelecek yol haritası şekillenecek. Siyasetteki tıkanıklığın devam etmesi, Meclis’in feshedilmesi ve yeni bir erken seçim çağrısının yapılmasıyla sonuçlanır mı? Yoksa süreç herkesin daha çok hasar alacağı ve daha az kazançlı çıkacağı yeni bir çıkmaza mı girer?



Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) ve Kamışlı’da Suriye bayrağının indirilmesi gerilimi artırdı

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
TT

Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) ve Kamışlı’da Suriye bayrağının indirilmesi gerilimi artırdı

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)

Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) kentinde Nevruz kutlamaları sırasında Suriye bayrağının indirilmesi, cumartesi akşamı ülkenin kuzey ve doğusundaki birçok bölgede geniş çaplı öfkeye yol açtı. Olayların ardından güvenlik noktalarına saldırılar düzenlenirken, protesto hareketleri ve bazı bölgelerde halk eylemleri görüldü. Terör örgütü PKK bağlantılı Devrimci Gençlik Hareketi unsurlarının Kamışlı kentinde iç güvenlik merkezine baskın düzenleyerek Suriye bayrağını indirdiği bildirildi.

Haseke İç Güvenlik Komutanı Mervan el-Ali dün, söz konusu binanın üzerine Suriye bayrağını yeniden çekti. Bu anlar, Suriye Enformasyon Bakanlığı bünyesindeki Haseke Medya Müdürlüğü tarafından sosyal medyada paylaşılan görüntülerde yer aldı. Yaşanan gelişmelerin ardından Suriye hükümeti yetkilileri ile Kürt liderler, kuzey ve doğu Suriye’de yükselen tansiyonu düşürmek için temaslarda bulundu. Gerginliğin, 29 Ocak’ta hükümet ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan anlaşmayı riske atabileceği değerlendirilirken, olayın anlaşmadan rahatsız olan kesimler tarafından ‘fitne çıkarma’ girişimi olduğu öne sürüldü. Kürt kaynaklar ise yaşananların münferit bir olay olduğunu ve herhangi bir sonuç doğurmayacağını belirtti.

Gerginliğin, Halep’in kuzey kırsalındaki Ayn el-Arab’ta Nevruz kutlamaları sırasında bir Kürt gencin Suriye bayrağını indirmesiyle başladığı ifade edildi. Kürt yetkililer bu davranışı ‘bireysel’ olarak nitelendirirken, sosyal medyada geniş çaplı kışkırtma kampanyalarının başlatıldığı ve bunun bazı bölgelerde Araplar ile Kürtler arasında yer yer çatışmalara yol açtığı aktarıldı. Yetkililer, sahadaki durumun kontrol altına alınmaya çalışıldığını bildirdi.

Kürt siyaset araştırmacısı Mehdi Davud, yaşanan gerginliğin bazı Kürt çevrelerinde etkili olan PKK ideolojisinden kaynaklandığını savundu. Olayı ‘münferit bir hadise’ olarak tanımlayan Davud, bu tür durumların büyük kalabalıkların bulunduğu etkinliklerde yaşanabileceğini belirtti. Sosyal medyada olayın abartıldığını ifade eden Davud, bazı tarafların kasıtlı olarak gerilimi tırmandırmaya çalıştığını söyledi.

Sahada belirli bir gerginliğin varlığını kabul eden Davud, bunun sosyal medyada yansıtıldığı kadar büyük olmadığını vurguladı.

Bölgede uzun yıllardır birlikte yaşayan toplulukların birbirini tanıdığını dile getiren Davud, kışkırtma faaliyetlerinin arkasındaki aktörlerin bilindiğini ve mevcut gelişmelerin entegrasyon anlaşmasının uygulanmasına etkisi olmayacağını ifade etti.

sdfvfd
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile 29 Ocak’ta varılan anlaşmanın uygulanmasından sorumlu Suriye Cumhurbaşkanlığı ekibinin sözcüsü Ahmed el-Hilali (SANA)

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından entegrasyon anlaşmasının uygulanmasını denetlemekle görevlendirilen ekibin sözcüsü Ahmed el-Hilali, ‘herhangi bir gerekçeyle sivillere yönelik intikam eylemleri veya saldırıları kesin şekilde reddettiklerini’ açıkladı. El-Hilali, güvenlik ve yargı kurumlarıyla devletin, yasayı uygulama ve ihlallerde bulunanları cezalandırma konusunda tek yetkili merci olduğunu vurgulayarak, herkesi sükûnete, sorumluluk bilinciyle hareket etmeye ve kışkırtma çağrılarına kapılmamaya davet etti.

El-Hilali ayrıca, devlet kurumlarının güçlendirilmesi ve entegrasyon sürecine yönelik çabaların ‘bu tür münferit olaylardan etkilenmeyeceğini’ belirtti. Mevcut aşamada herkesin sağduyu ve aklıselimi öne çıkarması gerektiğini ifade eden el-Hilali, ‘elde edilen olumlu kazanımların korunmasının önemine’ dikkat çekti.

Öte yandan siyasi analist Halef Ali Halef, Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan son anlaşmadan rahatsız olan kesimlerin bulunduğunu söyledi. Halef, söz konusu anlaşmanın olası bir iç çatışmayı engellediğini, SDG güçlerinin Suriye ordusuna, güvenlik unsurlarının ise İçişleri Bakanlığı bünyesine entegre edilmesini öngördüğünü belirtti. Söz konusu kesimlerin yeniden kriz çıkarmaya ve dengeleri bozacak hamleler yapmaya çalıştığını ifade etti.

dvdcfv
Suriye’deki Kürtler cuma akşamı Şam’da Nevruz’u kutladı. (Reuters)

Halef, entegrasyon sürecinin ‘iyi ve sorunsuz şekilde ilerlediğini’ belirterek, SDG içinde ağırlığı olan isimlerin üst düzey devlet görevlerine atanmasının bu süreçte önemli rol oynadığını ifade etti. Halef, bu adımı ‘engellerin aşılmasına katkı sağlayan isabetli bir karar’ olarak nitelendirdi.

Halef, Ayn el-Arab ve Afrin bölgelerinde yaşananların ‘anlaşmadan zarar gören kesimlerin ürünü’ olduğunu savunarak, bunu ‘elde edilen kazanımlarla kıyaslandığında küçük bir sorun’ olarak değerlendirdi. Beklentilerinin daha büyük olaylar yönünde olduğunu dile getiren Halef, buna karşın en önemli gelişmenin Kürt sivil oluşumların bayrağın indirilmesini açık şekilde kınaması olduğunu söyledi. Halef’e göre, anlaşmaya karşı olan bazı Arap çevreler bu olayı büyütmeye çalıştı. Ayrıca Kürt kökenli Suriyeli hükümet yetkililerinin de sert kınama açıklamaları yaptığını belirten Halef, kamuoyunu kışkırtma girişimlerine karşı uyardıklarını aktardı. Suriye güvenlik güçlerinin hızlı müdahalesinin olası toplumsal çatışmaları önlemede etkili olduğunu vurgulayan Halef, tüm bu gelişmelerin ‘entegrasyon sürecinin geri döndürülemez olduğunu ve taraflar arasında tam iş birliği bulunduğunu’ gösterdiğini ifade etti.

Öte yandan Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Semir Ali Asu, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, bazı mahallelerde Kürtlerin münferit bir olay nedeniyle darp edilip aşağılandığını bildirdi. Bu tür olayların Suriye halkının bileşenleri arasında fitneye yol açtığını belirten Asu, sükûnet çağrısında bulunarak ulusal birlik ruhuna bağlı kalınması ve kışkırtmalara kapılınmaması gerektiğini vurguladı.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da gelişmelere ilişkin bir paylaşımda bulunarak, söz konusu açıklamayı hesabından yeniden yayımladı ve “Kritik bir anda önemli sözler ve bilge liderlik” ifadesini kullandı.

Öte yandan SDG bünyesindeki özerk yönetimin dış ilişkiler sorumlusu İlham Ahmed, Ayn el-Arab’ta Suriye bayrağının indirilmesini ‘münferit bir davranış’ olarak nitelendirdi. Ahmed, bu yıl Nevruz kutlamalarının Suriye’de ilk kez resmi şekilde gerçekleştirildiğine dikkat çekerek, Suriyelilere fitneden uzak durma, sükûneti koruma ve herhangi bir gerilimi tırmandırmaktan kaçınma çağrısında bulundu. Ahmed, “Bölgede yeni bir çatışmanın başlamasına ihtiyaç yok” dedi.

dfvfdfd
Suriyeli Kürtler, cumartesi günü Halep kırsalındaki Afrin’de düzenlenen Nevruz kutlamaları sırasında yerel bayraklarını dalgalandırdı. (Reuters)

Bu çerçevede el-Cezire bölgesindeki iç güvenlik güçleri dün yayımladığı açıklamada, Afrin ve Halep kentlerinde Nevruz kutlamalarına katılan Kürtlere yönelik saldırıları ve fitne çıkarma girişimlerini kınadı. Açıklamada ayrıca, bir kişinin bireysel davranışla Suriye bayrağını indirmesi de eleştirildi. Olayın hemen ardından Ayn el-Arap İç Güvenlik Müdürlüğü’nün harekete geçerek şüpheliyi gözaltına aldığı ve dosyanın ilgili yargı mercilerine sevk edildiği bildirildi. Açıklamada, Suriyelilerin ortak değerlerini temsil eden sembollere yönelik her türlü saldırının kesin şekilde reddedildiği vurgulandı.

Öte yandan Kobani’de Nevruz etkinliklerini düzenleyen hazırlık komitesi de bir açıklama yaparak, toplumsal istikrara zarar veren davranışlara müsamaha gösterilmeyeceğini belirtti. Komite, söz konusu olayların halkın farklı kesimleri arasında ayrışma ve fitne yaratmak amacıyla kullanılmasına karşı olduklarını ifade ederek, Suriye’de güvenlik ve istikrarı tehdit eden her türlü girişime karşı durma çağrısında bulundu.


Şam'da alkollü içecek kısıtlamasına karşı oturma eylemi

Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
TT

Şam'da alkollü içecek kısıtlamasına karşı oturma eylemi

Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)

Şam'da yüzlerce Suriyeli dün, yetkililerin alkollü içeceklerin satışını kısıtlama, restoranlarda ve gece kulüplerinde servis edilmesini yasaklama kararını protesto etmek amacıyla sessiz bir oturma eylemi düzenledi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre protestocular, sivil toplum aktivistlerinin çağrısı üzerine, sıkı güvenlik önlemleri altında, çoğunluğu Hristiyan olan Bab Tuma mahallesinin meydanına akın etti. Bu eylem, 2024 yılının sonlarında Başkan Beşşar Esed'in devrilmesinin ardından iktidara gelen yeni yetkililerin kişisel özgürlükleri ihlal edeceğine dair artan endişeleri yansıtıyor.

Protestocular Suriye bayrağı ile Arapça ve İngilizce pankartlar açtılar; bunlardan birinde “Kişisel özgürlük kırmızı çizgidir” yazıyordu.

“Anayasanın maddeleri bir talep değil, bir haktır” yazılı pankart taşıyan 60 yaşındaki üniversite öğretim üyesi Hanan Ası, AFP’ye verdiği demeçte, Suriyelilerin “yoksulluktan yerinden edilmişlere, evsizlere ve mültecilere kadar binlerce unutulmuş sorunu” olduğunu belirterek, “Biz bir inşa aşamasındayız, bölünme aşamasında değiliz” ifadelerini kullandı.

Tartışma, geçtiğimiz aylarda alınan ve özgürlükler konusunda endişelere yol açan bir dizi karar ve önlemin ardından ortaya çıktı; bunlar arasında plajlarda ve havuzlarda «daha mütevazı» kıyafet kuralları ile Lazkiye’de kadın memurların makyaj yapmasının yasaklanması konusundaki tartışma yer alıyor.

Bir komedyen olan Melki Mardanyal (31), Instagram sayfasında yayınladığı videoda, kararı alaycı bir şekilde ele aldıktan sonra programa katıldı ve şunları söyledi: “Komedi, yetkililere karşı elimizdeki hafif bir silahtır ve onların aldığı kararlar, bizim yaptığımız komediden daha çok insanı güldürüyor” diyerek, “insanları meydanlara toplayanın, yetkililerin kararları olduğunu” vurguladı.

Televizyon yazarı Rami Kousa (37 yaşında) ise “Bu kararların amacı, şehrin kimliğini değiştirmek için kamu özgürlüklerini kısıtlayacak benzer kararları geçirmek üzere nabız yoklamaksa, mesaj yerine ulaşmış olmalı” dedi ve “Bu tür kararlar geçmeyecek” vurgusunda bulundu.

Bu protesto, özellikle Suriye'deki azınlıklar arasında endişelerin giderek arttığı bir dönemde gerçekleşiyor; Hıristiyanların endişeleri, haziran ayında Şam'ın Duveyle semtinde bir kilisenin bombalanmasının ardından, temmuz ayında kanlı şiddet olaylarına sahne olan Dürzilerin kalesi Süveyda'ya ve zaman zaman yetkililerle çeşitli sorunlar nedeniyle gerginliklerin yaşandığı ülkenin kuzeydoğusundaki Kürtlere kadar uzanıyor.

Şam Valiliği 17 Mart'ta, mühürlü alkollü içeceklerin satışını çoğunluğu Hristiyan olan üç bölgeyle sınırlayan bir karar yayınladı. Bu bölgeler el-Kassa, Bab Tuma ve Bab Şarki'dir. Karar, alkolün restoran ve gece kulüplerinde servis edilmesini yasaklıyor. Valilik bu kararla, "kamu ahlakını ihlal eden olayları" azaltmayı amaçladığını ve kararın yerel halktan gelen şikayetler üzerine alındığını belirtti.

Hükümetteki tek Hristiyan bakan olan Sosyal İşler Bakanı Hind Kabavat, alkolün Hristiyan bölgeleriyle sınırlandırılmasını eleştirerek, bu bölgelerin "içki ve alkol yerleri değil, Şam'ın kalbi, parlak tarihi ve bir arada yaşama yeri" olduğunu ifade etti.

Valilik dün yaptığı açıklamada, yeni önlemlerin yıllar önce çıkarılan kararnamelerle "uyumlu" olduğunu ve amacının "alkol satış noktalarında yaşanan kaosu" düzenlemeyi amaçladığını bildirdi.

Kararda belirtilen üç alanın, taraflardan hiçbirini incitmeyecek şekilde yeniden değerlendireceğini duyurdu.


Savaş, Hamas’ın yeni bir lider seçimi sürecini aksatıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
TT

Savaş, Hamas’ın yeni bir lider seçimi sürecini aksatıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş, Hamas'ın yeni lider seçimi sürecini altüst etti. Kaynaklar, çeşitli karmaşıklıklar ve ‘bölgedeki güvenlik ve siyasi değişiklikler’ nedeniyle sürecin dondurulmasının planlandığını bildirdi.

Yaklaşık bir buçuk yıldır Hamas'ın işlerini bir ‘liderlik konseyi’ yönetiyor. Son iki aydır hareketi yönetecek yeni bir lider seçmek için bir süreç başlatıldı. Şarku’l Avsat'a konuşan Gazze’nin içinden ve dışından Hamaslı dört bilgili kaynak, bölgedeki mevcut durum nedeniyle hareketin başkanlık seçimini geçici olarak askıya alma eğilimi olduğunu aktardı.

Hamas’ın liderliği için rekabet, hareketin yurtdışındaki Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal ile Gazze Şeridi'ndeki muadili ve ateşkes müzakere ekibi başkanı Halil Hayye arasında sürüyor. Hem Meşal, hem de Hayye, Hamas’ın liderlik konseyinde yer alıyor.

Hamas’tan biri Gazze Şeridi içinde, diğeri dışındaki iki kaynak, önümüzdeki günlerde seçimlerin iptal edilmesi ve siyasi büro seçimlerinin bu yılın sonunda yapmayı planlandığını teyit etti.