Rusya’nın talepleri İran’la yürütülen nükleer müzakereleri çıkmaza soktu

Avrupa Üçlüsü, müzakerelerin çökmesi konusunda uyarıda bulundu: Moskova anlaşmayı engellerse ‘başka seçenekler de’ var.

Avrupa Birliği’nin müzakere sürecindeki koordinatörü Enrique Mora, Viyana’da basına açıklamalarda bulundu. (EPA)
Avrupa Birliği’nin müzakere sürecindeki koordinatörü Enrique Mora, Viyana’da basına açıklamalarda bulundu. (EPA)
TT

Rusya’nın talepleri İran’la yürütülen nükleer müzakereleri çıkmaza soktu

Avrupa Birliği’nin müzakere sürecindeki koordinatörü Enrique Mora, Viyana’da basına açıklamalarda bulundu. (EPA)
Avrupa Birliği’nin müzakere sürecindeki koordinatörü Enrique Mora, Viyana’da basına açıklamalarda bulundu. (EPA)

İran’la yapılan ‘2015 nükleer anlaşmasının’ canlandırılması için Avusturya’nın başkenti Viyana’da yaklaşık bir yıldır devam eden müzakereler Rusya’nın Ukrayna savaşı nedeniyle tıkandı. ABD ile İran arasındaki dolaylı müzakereleri koordine eden Avrupa Birliği, ‘dış etkenler’ nedeniyle görüşmelere süresiz bir şekilde ara verildiğini duyurdu. Avrupa Üçlüsü, Moskova’nın İran’la ticaretinin etkilenmeyeceği yönündeki ticari garanti talepleri konusunda uzlaşmaya yanaşmayarak bu yeni sorunun aşılamaması durumunda müzakerelerin çökebileceği uyarısında bulundu.  
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell dün, Viyana müzakerelerine ‘dış etkenler’ sebebiyle ara verilmesi gerektiğini, nihai metnin hazır ve masada olduğunu belirtti. Twitter hesabından açıklama yapan Borrell şunları söyledi:
“Koordinatör olarak şahsım ve ekibim, mevcut durumun üstesinden gelmek ve anlaşmayı sonuçlandırmak için Kapsamlı Ortak Eylem Planı katılımcıları ve ABD ile iletişimi sürdüreceğiz.’’
Borrell'in yardımcısı ve İran nükleer anlaşmasının koordinatörü Enrique Mora, görüşmelerin yapıldığı Coburg Palais Oteli’nden ayrılırken basına yaptığı açıklamada, müzakere taraflarının ’yakın bir zamanda’ masaya dönmesini umduğunu söyledi. Müzakerelere verilen aranın ne zaman sona ereceğini belirtmeyen Mora sözlerini şöyle sürdürdü:
"Tüm taraflar halen esnek bir yaklaşımla çözüm bulmak için çalışıyor. İyi bir anlaşmanın eşiğine geldik, Washington ve Tahran yapıcı ve olumlu bir yaklaşım benimsiyor. Nihai metnin ayrıntılarını kaleme alıyoruz.” 
Avrupa Birliği'nin açıklamasından kısa bir süre sonra İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade, nükleer görüşmelere ara verilmesinin sorunların çözümünü hızlandırabileceğini açıkladı. 
Dış etkenlerin ‘anlaşmaya varma iradesini’ etkilemeyeceğini öngören Hatibzade; herkesin temel hedefinin müzakerelerin başarılı bir şekilde sonuçlandırılması olduğunu kaydetti. İran’ın Başmüzakerecisi Ali Bakıri Kani, görüşmelere ara verilmesinin ardından Viyana’dan ayrılarak Tahran’a gitti.  
Tüm bu gelişmeler, Rusya’nın ‘Ukrayna krizi nedeniyle kendisine uygulanan yaptırımların İran’la olan ticaretini ve ilişkilerini etkilemeyeceğine dair ABD’den yazılı garanti talep etmesinin’ ardından yaşandı. Washington, Rusya’nın ‘bağlam dışı taleplerine’ yanıt verme niyetinde olmadığını bildirdi.  

Rusya’nın tutumu  
Üst düzey bir Avrupa Birliği yetkilisi, görüşmelerin duraksamasının ‘çöktüğü’ anlamına gelmediğini, müzakere taraflarının Rusya’nın tutumunu netleştirmesini beklediklerini aktardı. Moskova'nın son günlerde ‘nükleer müzakerelerle’ ilgisi olmayan talepler öne sürdüğünü belirten yetkili, geçtiğimiz günlerde Rus temsilci Mihail Ulyanov’un, özellikle Rusya’nın barışçıl nükleer programının yaptırımlardan etkilenmeyeceğinin anlaşma metninde yer almasında ısrar ettiğini bildirdi. Ulyanov’un müzakere taraflarının karşılayamayacağı bir şekilde taleplerini genişletmesinin kabul edilemez olduğunu kaydeden yetkili, “Mevcut müzakereler uluslararası taraflarla İran’ın ilişkilerini normalleştirmeyi hedefliyor, her ülkenin İran’la ikili ilişkilerini ele almıyor” ifadesini kullandı.
AB yetkilisine göre Ulyanov Rusya’nın tutumunu netleştirmesiyle, birkaç gün sonra müzakerelere dönme sözü verdiğini söyledi. Rusya olmaksızın İran’la anlaşmaya varılmasının mümkün olmayacağını vurgulayan yetkili, anlaşmaya varılması durumunda İran’ın fazladan uranyum stoklarının Rusya’ya taşınacağını hatırlatarak Moskova olmaksızın yapılacak bir anlaşmanın tamamen farklı olacağını ve yeni bir müzakere süreci gerektireceğini kaydetti. Ayrıca İran’ın Washington’la doğrudan müzakerede bulunmaya yanaşmadığını ve bu tutumunu değiştirmesinin beklenmediğinin altını çizdi.  
Diğer yandan bir başka diplomatik kaynak konuya dar yaptığı açıklamada “Umarız Ruslar söz verdikleri gibi birkaç gün sonra müzakerelere dönerler. Ancak bu tam olarak ne zaman olur bilemiyoruz” dedi.  
İran müzakere heyetinden bir kaynak a görüşmelere ara verilmesiyle ilgili İran resmi haber ajansı IRNA’ya yaptığı değerlendirmede ‘Rusya ile ABD arasında İran ile 4+1 arasındaki müzakerelerle ilgisi olmayan bazı sorunların olduğunu ve bu sorunların sadece bu iki ülke tarafından çözülebileceğini’ söyledi.  
Reuters, Batılı diplomatların görüşlerine atıfta bulunduğu haberinde, Rusya'nın talebinin başlangıçta İran’ı kızdırdığını ancak süreç içinde Tahran’ın Rusya’nın bu tutumunun, ABD ile geriye kalan çetrefilli meselelerin çözümüne yardım edebileceğini değerlendirdiğini ileri sürdü. İranlı yetkililerin, özellikle Hamaney’in önceki gün yaptığı açıklamaların, Tahran’ın pozisyonunda bir değişiklik olduğunu gösterdiği savunuldu.  
Diğer yandan Rusya'nın müzakerelerdeki temsilcisi Büyükelçi Mihail Ulyanov, görüşmelerin duraksatılmasının nedeninin Moskova’nın tutumu olduğu yönündeki açıklamalara karşı çıktı. AB Koordinatörü Enrique Mora ile görüşmesinin ardından gazetecilere konuşan Ulyanov “Müzakerelerde anlaşmaya varılması sadece Rusya’ya bağlı değil. Ek zamana ihtiyacı olan ve farklı endişeleri bulunan başka taraflar da var. Umarım en kısa sürede sonuçlanır" dedi. Ulyanov çarşamba günü, müzakerelerin sonuçlanmadığını ve nihai metin üzerinde henüz uzlaşılmadığını söylemiş ve Rusya’nın müzakereleri tıkadığı iddialarını kabul etmemişti. 

 Diğer seçenekler 
İngiltere ve Fransa’nın müzakere heyeti temsilcileri, sona yaklaşılan anlaşmada ‘duraklama’ yaşanması nedeniyle hayal kırıklığı yaşadıklarını dile getirerek, görüşmeleri aksatan ‘dış faktörlerin’ bir an önce izale edilmesi gerektiği, aksi takdirde ‘anlaşmanın çökebileceği’ uyarısında bulundu.  
İngiltere'nin Viyana müzakerelerindeki temsilcisi Stephanie Al-Qaq, Avrupa Troyka’sının anlaşmayı sonuçlandırmaya hazır olduğunu vurguladı. Al-Qaq, Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Adil ve kapsamlı bir anlaşma imzalanmaya hazır. Önümüzdeki birkaç gün içinde dış faktörlerin çözülmesi gerekiyor. Aksi takdirde muhtemel anlaşma çökebilir” ifadesini kullandı. Fransız müzakere heyetinin başkanı Philippe Errera da Twitter’dan paylaştığı mesajında benzer ifadeleri kullandı.
Avrupa Üçlüsü'nden bir diplomat Reuters’a yaptığı açıklamada, Rusya'nın İran'dan talep ettiği ticaret garantilerine ilişkin geniş çaplı bir muafiyete dair müzakere yapma niyetleri olmadığını söyledi. Avrupalı diplomat, Moskova'nın süreci engellemeye devam etmesi halinde başka seçenekleri değerlendirmek zorunda kalacaklarını vurguladı. Rusya’nın müzakerelerdeki rolünü suiistimal ettiğini söyleyen diplomat “Anlaşmaya varılması için acil ihtiyaç var. Aksi takdirde dış faktörler anlaşmanın başarısız olmasına neden olabilir” ifadesini kullandı. 
Adının açıklanmasını istemeyen diplomat özlerini şöyle sürdürdü:
"Rusya’nın engellemesi doğrulanırsa diğer seçenekleri değerlendirmek zorunda kalacağız. Taraflar, Rusya’nın anlaşmayı rehin almasını istemiyor. Anlaşmaya varılması hepimizin çıkarınadır. Başarısız olunması durumunda Rusya da bu durumdan zarar görecektir. Çin’in bu süreçte çözüm odaklı önemli bir rol üstlenebileceğini düşünüyorum.”   

Anlaşma elimizin altında  
İran resmi haber ajanı IRNA, konuyla ilgili haberinde, İran müzakere ekibine yakın bir kaynağın şu sözlerini aktardı:
“Siyasi karar alınamaması ve ABD’nin yeni talepleri, Viyana müzakerelerin tamamlanmasını zorlaştırıyor. Avrupalı temsilciler başkentlerine dönmüş olsa da askıda kalan konuların çözümü için müzakereler aktif olarak tartışılmaya devam edecektir. İlan edilen duraklama, Avrupa koordinatörünün önerisiyle gerçekleşti. Avrupalı taraflar, İran ekibinin nihai taslağın ayrıntılarına dair görüşlerini ilgili mercilere aktaracak. Karşı tarafın gerekli kararları alması durumunda nihai anlaşma sağlanacaktır. İran tarafı taleplerini net bir şekilde aktardı. Şimdi diğer tarafların özellikle ABD’nin bir karar vermesi gerekiyor. İran’ın anlaşma taslağına dair nihai çıkarımlarını sunmasının ardından ABD’den yeni talepler geldi.”
Borrell duyuruyu yapmadan önce İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ı arayarak, Washington’la doğrudan müzakere yapılması konusunda esneklik göstermesini talep etti.  
Abdullahiyan ise “ABD tarafından gelen bazı yeni taleplerin herhangi bir mantıklı gerekçesi yok" cevabını verdi.
AFP’ye göre Abdullahiyan, ayrıntısına girmediği söz konusu taleplerin ABD'nin ‘çabuk bir anlaşma çağrısında bulunan’ tutumuyla çeliştiğini’ belirtti. “Washington'un koordinatör aracılığıyla bize her gün yeni ve farklı bir mesaj göndermesi kabul edilemez” ifadesini kullandı.  
Abdullahiyan, Twitter hesabında şu paylaşımı yaptı:
“ABD tarafı gerçekçi ve tutarlı davranırsa anlaşma elimizin altında, müzakerelerin sonucu tek taraflı bir yaklaşımla değil, müşterek uzlaşıyla belirlenebilir.”  
Abdullahiyan’ın bu sözleri, İranlı üst düzey yetkililerin, ABD’nin ‘yeni taleplerinin müzakereleri tıkadığı’ yönündeki açıklamalarının ardından gelmesi dikkati çekti. İran Dini Lideri Ali Hamaney daha önce yaptığı açıklamada, savunma kabiliyetinin azaltılmasını (balistik füze) nükleer ilerleme ve bölgesel faaliyetlerinin kısıtlanmasını kabul etmeyeceklerini vurgulamıştı.  
Batı tarafı, İran Başmüzakerecisi Ali Bakıri Kani’nin Tahran’da istişarelerde bulunarak Viyana’ya döndüğünde daha sert bir tutum takındığını aktarmıştı. İran hariciyesi, tüm yaptırımların kaldırılmasını, ABD’nin anlaşmadan çekilmeyeceğinin garantisinin verilmesini ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın ‘uranyum izleri’ dosyasını kapatmasını talep etmişti. UAEA ile İran geçen hafta, ‘uranyum izleri’ soruşturmasının üç aylık bir yol haritası çerçevesinde sonuçlandırılması için anlaştı.  
Müzakereleri yakından takip eden kaynaklar, İran’ın mevcut taleplerine ek olarak Devrim Muhafızları Ordusu’nun uluslararası terör ve yaptırım listesinden kaldırılmasını istediğini aktarmıştı. 



Trump: İran, nükleer silaha sahip olmayacağını kabul etti, ABD’ye petrol ve doğalgaz alanında çok büyük bir hediye verdi… İran yalanladı

ABD Başkanı Donald Trump, bugün Beyaz Saray’da basın mensuplarına açıklamalarda bulundu (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, bugün Beyaz Saray’da basın mensuplarına açıklamalarda bulundu (AFP)
TT

Trump: İran, nükleer silaha sahip olmayacağını kabul etti, ABD’ye petrol ve doğalgaz alanında çok büyük bir hediye verdi… İran yalanladı

ABD Başkanı Donald Trump, bugün Beyaz Saray’da basın mensuplarına açıklamalarda bulundu (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, bugün Beyaz Saray’da basın mensuplarına açıklamalarda bulundu (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, bugün (Salı) yaptığı açıklamada, İran’ın enerji alanında Amerika’ya “büyük bir taviz” sunduğunu belirterek bunu olumlu bir gelişme olarak nitelendirdi. Ancak detay vermedi. İran, nükleer silaha sahip olmayacağını kabul ettiğini ifade eden Trump, müzakerelerin “doğru kişilerle” yapıldığını ve tarafların çatışmaları durduracak bir anlaşma imzalamaya istekli olduğunu belirtti. Washington ve Tahran’dan gelen çelişkili işaretler, savaşı sona erdirmek için kırılgan bir diplomatik sürecin başladığını gösterse de bunun gerçek müzakerelere dönüşüp dönüşmeyeceği hâlâ belirsiz.

Tahran, doğrudan herhangi bir müzakere yürütülmediğini belirterek aracılar üzerinden iletilen mesajların bir müzakere sürecine girdiği anlamına gelmediğini vurguladı.

Trump, söz konusu “hediyenin” Hürmüz Boğazı ile ilişkili olabileceğine işaret etti. Boğaz, petrol taşımacılığı açısından kritik bir su yolu ve ABD, burayı açık tutmak istiyor. Trump Beyaz Saray’da gazetecilere şunları söyledi: “Bize bir hediye verdiler, bugün ulaştı ve çok büyük bir hediye, devasa bir paraya eşdeğer. Bu nükleer bir konu değildi, petrol ve gaz ile ilgiliydi ve yaptıkları son derece olumlu bir adım oldu.”

Başkan Trump, ABD’nin savaşı kazandığını belirtti. Savunma Bakanı Pete Hegseth’in operasyonun hızlı ilerleyişinden hayal kırıklığı duyduğunu ifade etti:

“Pete, işlerin bu kadar hızlı bitmesini istemiyordu.”

Trump, ABD’nin İran’da “doğru kişilerle” görüştüğünü ve düşmanlıkları sona erdiren bir anlaşmaya ulaşmak istediklerini söyledi. İranlıların da anlaşmaya güçlü bir şekilde istekli olduğunu belirten Trump “Şu anda İran ile müzakereler halindeyiz” dedi.

Başkan Trump, İran rejiminin değiştiğini de vurgulayarak, “Şimdi İran’da yeni bir lider kadromuz var, bakalım performansları nasıl olacak” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı, Washington’ın İran ile “mevcut çatışmayı durdurmak” amacıyla müzakereler yürüttüğünü de doğruladı. Trump, “Dün söylediğim her şey tamamen doğru. Şu anda müzakereler yürütülüyor” diyerek, görüşmelere temsilcisi Steve Witkoff, damadı Jared Kushner, Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun katıldığını belirtti.

Trump, ABD’nin savaş hedeflerine zaman çizelgesinin önünde olduğunu, İran’ın füze üslerini, askeri silahlarını ve nükleer reaktörlerini tahrip ettiklerini söyledi. Trump ayrıca, “Enerji tesislerini yok etmek isteseydik yapardık, kimse bunu engelleyemezdi” dedi.

Bu açıklamalar, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon)’un, İran’a karşı operasyonları güçlendirmek amacıyla yaklaşık 3 bin  kişilik 82. Hava İndirme Tümenini Ortadoğu’ya konuşlandırmayı planladığını duyurmasıyla geldi. Şarku’l Avsat’ın  Wall Street Journal’dan aktardığı habere göre resmi yazılı emir önümüzdeki saatlerde çıkacak.

Gazeteye göre yetkililer, İran’a doğrudan kara kuvvetleri gönderme kararı alınmadığını belirtti. Ancak, 82. Hava İndirme Tümeni’nin konuşlandırılması, Başkan Trump’a bir dizi stratejik seçenek sunuyor.

Çoklu arabuluculuk çabaları

Bölgedeki birçok ülke, özellikle Pakistan, doğrudan görüşmeler veya mesaj iletimi için devreye girdi. Ancak İran, İsrail ve Avrupa kaynaklarına göre hâlâ büyük bir uçurum var ve hızlı bir anlaşma ihtimali sınırlı.

Pakistan, olası doğrudan görüşmeler için öne çıkan aday olarak öne çıktı. Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif, Salı günü, Trump’ın enerji altyapısı hedefli saldırıları ertelemesinin ardından, ülkesinin ABD ve İran arasındaki görüşmelere ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu açıkladı. Şerif, “Pakistan, savaşın sona erdirilmesi için yürütülen diyalogu destekliyor ve taraflar kabul ederse, kapsamlı bir çözüm için yapıcı ve kararlı bir diyaloğu kolaylaştırmaya hazırdır” dedi.

Reuters, Pakistanlı bir yetkilinin, doğrudan görüşmelerin birkaç gün içinde İslamabad’da yapılabileceğini aktardı. Başka bir yetkili ise, Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile Witkoff ve Kushner’in bu hafta İranlı yetkililerle başkentte görüşebileceğini belirtti. Bu görüşmeler, Trump ile Pakistan Genelkurmay Başkanı Asim Munir arasında yapılan temaslar sonrası gündeme geldi.

Ancak Pakistan Dışişleri Bakanlığı temkinli davranarak, “çatışmayı diplomasi yoluyla çözmeye bağlı” olduklarını açıkladı ve medyayı spekülasyonlardan kaçınmaya çağırdı.

Trump ve İran ilişkili gelişmeler

Trump, Pazartesi günü, Ortadoğu’daki çatışmaları sona erdirmek için “çok iyi ve yapıcı” görüşmeler yapıldığını belirterek, İran enerji tesislerini bombalama planını beş gün ertelediğini duyurdu. Bu, görüşmelere fırsat tanımak içindi.

Ancak İran, bu açıklamayı yalanladı. Parlamento Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ile herhangi bir müzakere yapılmadığını söyledi ve bu tür haberleri “finans ve petrol piyasalarını manipüle etmek için kullanılan sahte haberler” olarak nitelendirdi. İran Dışişleri Sözcüsü İsmail Bekayi de ABD mesajlarının “dost ülkeler” aracılığıyla iletildiğini, fakat Tahran’ın son günlerde herhangi bir görüşme yapmadığını belirtti.

Reuters’a konuşan üç üst düzey kaynak, savaşın başlangıcından bu yana Devrim Muhafızları’nın etkisinin arttığını ve İran’ın ciddi müzakerelere geçilirse büyük tavizler talep edeceğini söyledi.

İran yalnızca savaşın durmasını talep etmeyecek, aynı zamanda gelecekte saldırı yapılmayacağına dair garantiler, savaşın yol açtığı kayıpların tazmini ve Hürmüz Boğazı üzerindeki resmi kontrolle ilgili düzenlemeler isteyecek. Tahran ayrıca balistik füze programına ilişkin hiçbir kısıtlama üzerinde müzakere etmeyecek, bunu kırmızı çizgi olarak görüyor.

İran, müzakerelerin nihai kararını Devrim Muhafızları’na bırakacak. Şu aşamada görüşmeler, Pakistan, Türkiye ve Mısır ile yalnızca ön görüşmeler düzeyinde gerçekleşti.

Stratejik ve bölgesel endişeler

Tecrübeli kaynaklar, ABD’nin diplomatik sinyallerini bir aldatma planı olarak değerlendiriyor ve Tahran bu mesajlara güvenmiyor. Tahran, düşman askeri varlığının değişmediğini ve yeni kara veya sabotaj eylemleri olabileceğini öne sürüyor.

İsrailli yetkililer, Trump’ın anlaşmaya kararlı olduğunu belirtse de İran’ın ABD taleplerine uymayacağını öngörüyor. ABD talepleri, büyük olasılıkla nükleer program ve balistik füze programına sınırlamalar içeriyor. İsrail, ABD-İran görüşmelerine taraf olmadığını ve başarılı olma ihtimalinin düşük olduğunu vurguluyor.

Hürmüz Boğazı, olası müzakerelerde kilit unsur olarak öne çıkıyor. İran, boğazın kontrolünü egemenlik ve güvenlik meselesi olarak görürken, ABD ve müttefikleri boğazın yeniden açılmasını gerilimi azaltma ve küresel enerji istikrarı için temel şart olarak değerlendiriyor.

İran, boğazın kontrolünü ve güvenli geçişi koordinasyon ile sağlayacağını belirtiyor. Ayrıca yaptırımların hafifletilmesini talep ediyor, ancak ABD önceden herhangi bir hafifletmeyi İran’ın nükleer ve diğer taahhütlerini yerine getirmesine bağlamıştı.

Diplomasi sınırları

Bu görüşmeler şimdilik mesaj alışverişi ve nabız yoklama aşamasını geçemedi. Trump “verimli görüşmeler” olduğunu söylese de, Tahran doğrudan müzakereyi reddediyor. İran’ın katı şartları, İsrail’in temkinli yaklaşımı ve bölgesel belirsizlikler, diplomasiyi sahadaki gelişmelerin gölgesinde tutuyor.


İran'ın Tel Aviv'e düzenlediği füze saldırısında 6 kişi yaralandı

İran'ın füze saldırısında İsrail'in merkezindeki bir bina hasar gördü (Reuters)
İran'ın füze saldırısında İsrail'in merkezindeki bir bina hasar gördü (Reuters)
TT

İran'ın Tel Aviv'e düzenlediği füze saldırısında 6 kişi yaralandı

İran'ın füze saldırısında İsrail'in merkezindeki bir bina hasar gördü (Reuters)
İran'ın füze saldırısında İsrail'in merkezindeki bir bina hasar gördü (Reuters)

İsrail'in Magen David Adom (MDA) acil sağlık hizmetlerine göre, İran'ın Tel Aviv'e düzenlediği füze saldırısında altı kişi hafif yaralandı.

Şarku’l Avsat’ın Times of Israel’den aktardığına göre son İran füze saldırısının ardından Tel Aviv'in merkezine şarapnel parçaları düştü ve birçok bina ve araç hasar gördü.

Acil durum ekipleri, İran füze saldırısının olduğu bölgede çalışıyor (Reuters)

İsrail ordusu bugün erken saatlerde İran'dan İsrail'e roket atıldığını tespit ettiğini ve bunları önlemeye çalıştığını açıklamıştı.

Resmi televizyonun bildirdiğine göre İran, bugün İsrail'e yeni bir roket saldırısı düzenlediğini duyurdu; kısa bir süre sonra ise “İran roketlerinin İsrail'in füze savunma sistemlerini birkaç kez aştığı” ifade edildi.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, hasar ihbarları üzerine arama kurtarma ekiplerinin İsrail'in güneyindeki çeşitli noktalara doğru yola çıktığı belirtildi.

İsrail ambulans servisi ise kuzey İsrail'deki hasar görmüş bir binanın videosunu yayınlayarak, olay sonucunda herhangi bir can kaybı olmadığını duyurdu.


İran’ın askeri gücündeki gerileme, Körfez üzerindeki tehdidi ortadan kaldırmıyor

14 Mart 2026 tarihinde el-Fuceyre’deki bir petrol tesisinden yükselen dumanlar (AP)
14 Mart 2026 tarihinde el-Fuceyre’deki bir petrol tesisinden yükselen dumanlar (AP)
TT

İran’ın askeri gücündeki gerileme, Körfez üzerindeki tehdidi ortadan kaldırmıyor

14 Mart 2026 tarihinde el-Fuceyre’deki bir petrol tesisinden yükselen dumanlar (AP)
14 Mart 2026 tarihinde el-Fuceyre’deki bir petrol tesisinden yükselen dumanlar (AP)

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, ABD-İsrail ile İran arasında patlak veren savaşın başlangıcından bu yana, balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen 5 binden fazla İran saldırısına maruz kaldı. Söz konusu saldırıların, ağırlıklı olarak sivil ve kritik altyapı tesislerini hedef aldığı belirtildi.

Körfez Araştırma Merkezi (GRC) tarafından bugün yayımlanan bir raporda, Körfez ülkelerinin çatışmanın tarafı olmamasına rağmen bu saldırıların gerçekleştiği vurgulandı. Rapora göre, İran’ın bu ülkeleri çatışma alanına çekmeye ve savaşın kapsamını genişletmeye yönelik girişimlerine rağmen, Körfez ülkeleri gerilimi tırmandırmama ve doğrudan çatışmaya dahil olmama politikasını sürdürdü.

İran’dan Körfez’e yönelik 5 bin 61 saldırı

Rapora göre, 28 Şubat ile 24 Mart 2026 tarihleri arasında toplam 5 bin 61 saldırı kaydedildi. Bunların bin 131’i balistik füze, 3 bin 930’u ise İHA saldırısı olarak gerçekleşti. Saldırıların Körfez ülkelerine dağılımına bakıldığında, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) 2 bin 156 saldırıyla en fazla hedef alınan ülke oldu (bin 789 İHA ve 367 füze). Onu 953 saldırıyla Suudi Arabistan (850 İHA ve 103 füze) izledi. Ayrıca Kuveyt 807 saldırıya (542 İHA ve 265 füze), Katar 694 saldırıya (449 İHA ve 249 füze) ve Bahreyn 429 saldırıya (282 İHA ve 147 füze) maruz kaldı. Umman ise tamamı İHA’larla gerçekleştirilen 22 saldırıyla en az etkilenen ülke oldu.

İran’ın gücünün azalması, bölgeye yönelik tehdidini ortadan kaldırmıyor

Raporda, savaşın başlangıcından bu yana İran’ın ABD ve İsrail tarafından 9 binden fazla askeri saldırıya maruz kaldığı, bu saldırılar sonucunda ülkenin özellikle füze, deniz ve İHA kapasitesinin önemli ölçüde tahrip edildiği ve işlevsiz hale getirildiği belirtildi. Ancak rapor, bu durumun Körfez ülkeleri için İran kaynaklı tehdidin sona erdiği anlamına gelmediğini vurguladı.

df fd
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kara Kuvvetleri Komutanı Muhammed Keremi, İran’ın kuzeybatısındaki sınır bölgelerini denetledi. (Fars Haber Ajansı)

GRC bünyesinde savunma ve güvenlik çalışmaları kıdemli danışmanı olan Abdullah ez-Zayidi, mevcut verilerin İran’ın kalan askeri kapasitesinin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti. Ez-Zayidi özellikle İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) kontrolünde bulunan unsurların önemine dikkat çekti.

Ez-Zayidi, değerlendirmelerin artık İran’ın saldırılar öncesindeki askeri gücünden ziyade, geriye kalan kapasitenin niteliği ve bu kapasitenin Körfez ülkelerine yönelik tehdit oluşturma potansiyeline odaklanması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda, balistik füzeler, İHA’lar ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz unsurlarının öne çıktığı ifade edildi.

DMO Deniz Kuvvetleri’nin yetenekleri

Raporda, yoğun askeri kampanyaya rağmen Hürmüz Boğazı’na yönelik İran tehdidinin tamamen ortadan kalkmadığı, ancak önceki döneme kıyasla daha düşük yoğunlukta sürdüğü belirtildi. Şarku’l Avsat’ın GRC’den aktardığı rapora göre DMO, deniz mayınları, sürat tekneleri, İHA’lar ve gemi savar füzeleri gibi asimetrik kapasiteyi elinde tutmaya devam ediyor. Raporda, bu unsurların, dar ve kritik deniz geçişlerinde seyrüseferi aksatmak ve geçiş maliyetlerini artırmak amacıyla tasarlandığı ifade edildi.

Raporda ayrıca, bu kapasitenin asıl riskinin geleneksel deniz hakimiyeti kurmadan da deniz trafiğini sekteye uğratabilme yeteneği olduğu vurgulandı. Söz konusu durumun küresel piyasaları sürekli bir tedirginlik içinde tuttuğu ve tedarik hatlarının güvenliğini sağlamak için ayrılan askeri kaynaklar üzerinde ek baskı oluşturduğu kaydedildi.

Dolaylı tehditler

Raporda, İran’ın tehditlerinin yalnızca geleneksel unsurlarla sınırlı olmadığına dikkat çekilerek, deniz ve deniz altı altyapılarının da hedef alınabileceği belirtildi. Bu kapsamda iletişim kabloları ve kıyıya yakın tesislerin risk altında olduğu vurgulandı. Bu durumun, Hürmüz Boğazı’nın önemine ek bir boyut kazandırdığı ifade edildi. Boğazın yalnızca enerji ve ticaret geçişi açısından değil, aynı zamanda küresel iletişim ağları için de hayati bir koridor olması nedeniyle, olası saldırıların etkisinin çok daha geniş çaplı olabileceği değerlendirildi.

Özet

Raporda, 28 Şubat 2026’da başlayan askeri operasyonun İran’ın deniz kapasitesini büyük ölçüde zayıflattığı, ancak DMO’nun Körfez güvenliği ve Hürmüz Boğazı üzerindeki tehdit oluşturma kabiliyetini tamamen ortadan kaldırmadığı sonucuna varıldı.

fvdvfd
Muharrek’teki havaalanı yakınlarında bulunan yakıt depolarında yangın çıktı. (Reuters)

Raporda görüşlerine yer verilen ez-Zayidi, geriye kalan kapasitenin büyük ölçüde asimetrik unsurlarda yoğunlaştığını belirtti. Buna, sürat tekneleri ve insansız sistemler aracılığıyla mayın döşeme, İHA’lar ve kıyı konuşlu füze platformları gibi unsurların dahil olduğu ifade edildi. Ez-Zayidi, bu kapasitenin İran’a sınırlı da olsa sürekli bir bozma ve aksatma yeteneği sağladığını, ancak bu kapasitenin yapısal olarak zayıfladığı ve sürdürülebilirliğinde belirgin bir aşınma yaşandığını vurguladı.