Rusya’nın talepleri İran’la yürütülen nükleer müzakereleri çıkmaza soktu

Avrupa Üçlüsü, müzakerelerin çökmesi konusunda uyarıda bulundu: Moskova anlaşmayı engellerse ‘başka seçenekler de’ var.

Avrupa Birliği’nin müzakere sürecindeki koordinatörü Enrique Mora, Viyana’da basına açıklamalarda bulundu. (EPA)
Avrupa Birliği’nin müzakere sürecindeki koordinatörü Enrique Mora, Viyana’da basına açıklamalarda bulundu. (EPA)
TT

Rusya’nın talepleri İran’la yürütülen nükleer müzakereleri çıkmaza soktu

Avrupa Birliği’nin müzakere sürecindeki koordinatörü Enrique Mora, Viyana’da basına açıklamalarda bulundu. (EPA)
Avrupa Birliği’nin müzakere sürecindeki koordinatörü Enrique Mora, Viyana’da basına açıklamalarda bulundu. (EPA)

İran’la yapılan ‘2015 nükleer anlaşmasının’ canlandırılması için Avusturya’nın başkenti Viyana’da yaklaşık bir yıldır devam eden müzakereler Rusya’nın Ukrayna savaşı nedeniyle tıkandı. ABD ile İran arasındaki dolaylı müzakereleri koordine eden Avrupa Birliği, ‘dış etkenler’ nedeniyle görüşmelere süresiz bir şekilde ara verildiğini duyurdu. Avrupa Üçlüsü, Moskova’nın İran’la ticaretinin etkilenmeyeceği yönündeki ticari garanti talepleri konusunda uzlaşmaya yanaşmayarak bu yeni sorunun aşılamaması durumunda müzakerelerin çökebileceği uyarısında bulundu.  
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell dün, Viyana müzakerelerine ‘dış etkenler’ sebebiyle ara verilmesi gerektiğini, nihai metnin hazır ve masada olduğunu belirtti. Twitter hesabından açıklama yapan Borrell şunları söyledi:
“Koordinatör olarak şahsım ve ekibim, mevcut durumun üstesinden gelmek ve anlaşmayı sonuçlandırmak için Kapsamlı Ortak Eylem Planı katılımcıları ve ABD ile iletişimi sürdüreceğiz.’’
Borrell'in yardımcısı ve İran nükleer anlaşmasının koordinatörü Enrique Mora, görüşmelerin yapıldığı Coburg Palais Oteli’nden ayrılırken basına yaptığı açıklamada, müzakere taraflarının ’yakın bir zamanda’ masaya dönmesini umduğunu söyledi. Müzakerelere verilen aranın ne zaman sona ereceğini belirtmeyen Mora sözlerini şöyle sürdürdü:
"Tüm taraflar halen esnek bir yaklaşımla çözüm bulmak için çalışıyor. İyi bir anlaşmanın eşiğine geldik, Washington ve Tahran yapıcı ve olumlu bir yaklaşım benimsiyor. Nihai metnin ayrıntılarını kaleme alıyoruz.” 
Avrupa Birliği'nin açıklamasından kısa bir süre sonra İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade, nükleer görüşmelere ara verilmesinin sorunların çözümünü hızlandırabileceğini açıkladı. 
Dış etkenlerin ‘anlaşmaya varma iradesini’ etkilemeyeceğini öngören Hatibzade; herkesin temel hedefinin müzakerelerin başarılı bir şekilde sonuçlandırılması olduğunu kaydetti. İran’ın Başmüzakerecisi Ali Bakıri Kani, görüşmelere ara verilmesinin ardından Viyana’dan ayrılarak Tahran’a gitti.  
Tüm bu gelişmeler, Rusya’nın ‘Ukrayna krizi nedeniyle kendisine uygulanan yaptırımların İran’la olan ticaretini ve ilişkilerini etkilemeyeceğine dair ABD’den yazılı garanti talep etmesinin’ ardından yaşandı. Washington, Rusya’nın ‘bağlam dışı taleplerine’ yanıt verme niyetinde olmadığını bildirdi.  

Rusya’nın tutumu  
Üst düzey bir Avrupa Birliği yetkilisi, görüşmelerin duraksamasının ‘çöktüğü’ anlamına gelmediğini, müzakere taraflarının Rusya’nın tutumunu netleştirmesini beklediklerini aktardı. Moskova'nın son günlerde ‘nükleer müzakerelerle’ ilgisi olmayan talepler öne sürdüğünü belirten yetkili, geçtiğimiz günlerde Rus temsilci Mihail Ulyanov’un, özellikle Rusya’nın barışçıl nükleer programının yaptırımlardan etkilenmeyeceğinin anlaşma metninde yer almasında ısrar ettiğini bildirdi. Ulyanov’un müzakere taraflarının karşılayamayacağı bir şekilde taleplerini genişletmesinin kabul edilemez olduğunu kaydeden yetkili, “Mevcut müzakereler uluslararası taraflarla İran’ın ilişkilerini normalleştirmeyi hedefliyor, her ülkenin İran’la ikili ilişkilerini ele almıyor” ifadesini kullandı.
AB yetkilisine göre Ulyanov Rusya’nın tutumunu netleştirmesiyle, birkaç gün sonra müzakerelere dönme sözü verdiğini söyledi. Rusya olmaksızın İran’la anlaşmaya varılmasının mümkün olmayacağını vurgulayan yetkili, anlaşmaya varılması durumunda İran’ın fazladan uranyum stoklarının Rusya’ya taşınacağını hatırlatarak Moskova olmaksızın yapılacak bir anlaşmanın tamamen farklı olacağını ve yeni bir müzakere süreci gerektireceğini kaydetti. Ayrıca İran’ın Washington’la doğrudan müzakerede bulunmaya yanaşmadığını ve bu tutumunu değiştirmesinin beklenmediğinin altını çizdi.  
Diğer yandan bir başka diplomatik kaynak konuya dar yaptığı açıklamada “Umarız Ruslar söz verdikleri gibi birkaç gün sonra müzakerelere dönerler. Ancak bu tam olarak ne zaman olur bilemiyoruz” dedi.  
İran müzakere heyetinden bir kaynak a görüşmelere ara verilmesiyle ilgili İran resmi haber ajansı IRNA’ya yaptığı değerlendirmede ‘Rusya ile ABD arasında İran ile 4+1 arasındaki müzakerelerle ilgisi olmayan bazı sorunların olduğunu ve bu sorunların sadece bu iki ülke tarafından çözülebileceğini’ söyledi.  
Reuters, Batılı diplomatların görüşlerine atıfta bulunduğu haberinde, Rusya'nın talebinin başlangıçta İran’ı kızdırdığını ancak süreç içinde Tahran’ın Rusya’nın bu tutumunun, ABD ile geriye kalan çetrefilli meselelerin çözümüne yardım edebileceğini değerlendirdiğini ileri sürdü. İranlı yetkililerin, özellikle Hamaney’in önceki gün yaptığı açıklamaların, Tahran’ın pozisyonunda bir değişiklik olduğunu gösterdiği savunuldu.  
Diğer yandan Rusya'nın müzakerelerdeki temsilcisi Büyükelçi Mihail Ulyanov, görüşmelerin duraksatılmasının nedeninin Moskova’nın tutumu olduğu yönündeki açıklamalara karşı çıktı. AB Koordinatörü Enrique Mora ile görüşmesinin ardından gazetecilere konuşan Ulyanov “Müzakerelerde anlaşmaya varılması sadece Rusya’ya bağlı değil. Ek zamana ihtiyacı olan ve farklı endişeleri bulunan başka taraflar da var. Umarım en kısa sürede sonuçlanır" dedi. Ulyanov çarşamba günü, müzakerelerin sonuçlanmadığını ve nihai metin üzerinde henüz uzlaşılmadığını söylemiş ve Rusya’nın müzakereleri tıkadığı iddialarını kabul etmemişti. 

 Diğer seçenekler 
İngiltere ve Fransa’nın müzakere heyeti temsilcileri, sona yaklaşılan anlaşmada ‘duraklama’ yaşanması nedeniyle hayal kırıklığı yaşadıklarını dile getirerek, görüşmeleri aksatan ‘dış faktörlerin’ bir an önce izale edilmesi gerektiği, aksi takdirde ‘anlaşmanın çökebileceği’ uyarısında bulundu.  
İngiltere'nin Viyana müzakerelerindeki temsilcisi Stephanie Al-Qaq, Avrupa Troyka’sının anlaşmayı sonuçlandırmaya hazır olduğunu vurguladı. Al-Qaq, Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Adil ve kapsamlı bir anlaşma imzalanmaya hazır. Önümüzdeki birkaç gün içinde dış faktörlerin çözülmesi gerekiyor. Aksi takdirde muhtemel anlaşma çökebilir” ifadesini kullandı. Fransız müzakere heyetinin başkanı Philippe Errera da Twitter’dan paylaştığı mesajında benzer ifadeleri kullandı.
Avrupa Üçlüsü'nden bir diplomat Reuters’a yaptığı açıklamada, Rusya'nın İran'dan talep ettiği ticaret garantilerine ilişkin geniş çaplı bir muafiyete dair müzakere yapma niyetleri olmadığını söyledi. Avrupalı diplomat, Moskova'nın süreci engellemeye devam etmesi halinde başka seçenekleri değerlendirmek zorunda kalacaklarını vurguladı. Rusya’nın müzakerelerdeki rolünü suiistimal ettiğini söyleyen diplomat “Anlaşmaya varılması için acil ihtiyaç var. Aksi takdirde dış faktörler anlaşmanın başarısız olmasına neden olabilir” ifadesini kullandı. 
Adının açıklanmasını istemeyen diplomat özlerini şöyle sürdürdü:
"Rusya’nın engellemesi doğrulanırsa diğer seçenekleri değerlendirmek zorunda kalacağız. Taraflar, Rusya’nın anlaşmayı rehin almasını istemiyor. Anlaşmaya varılması hepimizin çıkarınadır. Başarısız olunması durumunda Rusya da bu durumdan zarar görecektir. Çin’in bu süreçte çözüm odaklı önemli bir rol üstlenebileceğini düşünüyorum.”   

Anlaşma elimizin altında  
İran resmi haber ajanı IRNA, konuyla ilgili haberinde, İran müzakere ekibine yakın bir kaynağın şu sözlerini aktardı:
“Siyasi karar alınamaması ve ABD’nin yeni talepleri, Viyana müzakerelerin tamamlanmasını zorlaştırıyor. Avrupalı temsilciler başkentlerine dönmüş olsa da askıda kalan konuların çözümü için müzakereler aktif olarak tartışılmaya devam edecektir. İlan edilen duraklama, Avrupa koordinatörünün önerisiyle gerçekleşti. Avrupalı taraflar, İran ekibinin nihai taslağın ayrıntılarına dair görüşlerini ilgili mercilere aktaracak. Karşı tarafın gerekli kararları alması durumunda nihai anlaşma sağlanacaktır. İran tarafı taleplerini net bir şekilde aktardı. Şimdi diğer tarafların özellikle ABD’nin bir karar vermesi gerekiyor. İran’ın anlaşma taslağına dair nihai çıkarımlarını sunmasının ardından ABD’den yeni talepler geldi.”
Borrell duyuruyu yapmadan önce İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ı arayarak, Washington’la doğrudan müzakere yapılması konusunda esneklik göstermesini talep etti.  
Abdullahiyan ise “ABD tarafından gelen bazı yeni taleplerin herhangi bir mantıklı gerekçesi yok" cevabını verdi.
AFP’ye göre Abdullahiyan, ayrıntısına girmediği söz konusu taleplerin ABD'nin ‘çabuk bir anlaşma çağrısında bulunan’ tutumuyla çeliştiğini’ belirtti. “Washington'un koordinatör aracılığıyla bize her gün yeni ve farklı bir mesaj göndermesi kabul edilemez” ifadesini kullandı.  
Abdullahiyan, Twitter hesabında şu paylaşımı yaptı:
“ABD tarafı gerçekçi ve tutarlı davranırsa anlaşma elimizin altında, müzakerelerin sonucu tek taraflı bir yaklaşımla değil, müşterek uzlaşıyla belirlenebilir.”  
Abdullahiyan’ın bu sözleri, İranlı üst düzey yetkililerin, ABD’nin ‘yeni taleplerinin müzakereleri tıkadığı’ yönündeki açıklamalarının ardından gelmesi dikkati çekti. İran Dini Lideri Ali Hamaney daha önce yaptığı açıklamada, savunma kabiliyetinin azaltılmasını (balistik füze) nükleer ilerleme ve bölgesel faaliyetlerinin kısıtlanmasını kabul etmeyeceklerini vurgulamıştı.  
Batı tarafı, İran Başmüzakerecisi Ali Bakıri Kani’nin Tahran’da istişarelerde bulunarak Viyana’ya döndüğünde daha sert bir tutum takındığını aktarmıştı. İran hariciyesi, tüm yaptırımların kaldırılmasını, ABD’nin anlaşmadan çekilmeyeceğinin garantisinin verilmesini ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın ‘uranyum izleri’ dosyasını kapatmasını talep etmişti. UAEA ile İran geçen hafta, ‘uranyum izleri’ soruşturmasının üç aylık bir yol haritası çerçevesinde sonuçlandırılması için anlaştı.  
Müzakereleri yakından takip eden kaynaklar, İran’ın mevcut taleplerine ek olarak Devrim Muhafızları Ordusu’nun uluslararası terör ve yaptırım listesinden kaldırılmasını istediğini aktarmıştı. 



Karadeniz'de saldırılar tırmandı: NATO'nun doğu kanadı tehlikede

Ukrayna'dan İtalya'ya tahıl götüren, Vesseltracker'daki verilere göre Türk firmasına ait Royad Mammadov adlı gemi Karadeniz'de drone saldırısı sonucu batmıştı (Reuters)
Ukrayna'dan İtalya'ya tahıl götüren, Vesseltracker'daki verilere göre Türk firmasına ait Royad Mammadov adlı gemi Karadeniz'de drone saldırısı sonucu batmıştı (Reuters)
TT

Karadeniz'de saldırılar tırmandı: NATO'nun doğu kanadı tehlikede

Ukrayna'dan İtalya'ya tahıl götüren, Vesseltracker'daki verilere göre Türk firmasına ait Royad Mammadov adlı gemi Karadeniz'de drone saldırısı sonucu batmıştı (Reuters)
Ukrayna'dan İtalya'ya tahıl götüren, Vesseltracker'daki verilere göre Türk firmasına ait Royad Mammadov adlı gemi Karadeniz'de drone saldırısı sonucu batmıştı (Reuters)

Rusya-Ukrayna savaşında Karadeniz'deki saldırılar artarken, çatışmalar NATO'nun doğu kanadındaki ülkeler için de güvenlik tehdidine dönüşüyor.

CNN'in analizine göre Rusya'nın son dönemde Karadeniz'de en az 12 ticari gemiye düzenlediği drone saldırılarında 30'dan fazla denizci öldü veya kayboldu. Saldırılar, Ukrayna'nın bölgedeki tahıl ihracatını engellemeyi hedeflerken Romanya ve Bulgaristan'ın karasularına kadar uzanarak NATO ülkelerini de tehdit ediyor.

Ekim başında Mısır'dan Romanya'nın Sulina limanına giden Alfa Watan gemisinin drone'larla vurulması sonucu 9 Suriyeli ve bir Mısırlı mürettebat hayatını kaybetti. Denizcilik analiz firması Equasis'in verilerine göre Togo bayraklı gemi, merkezi Mersin'de yer alan Baraka Shipping'e aitti.

Bundan yaklaşık bir hafta sonra da Gine Bissau bayraklı HS Dignity benzer bir saldırıya uğradı. Bulgaristan açıklarındaki saldırıda çoğu Suriyeli 11 denizci öldü.

15 Ekim'de de Romanya karasuları ve münhasır ekonomik bölgesindeki 4 ticari gemi hedef alındı ve 8 kişi hayatını kaybetti. Bunlar arasında Sulina Kanalı yakınlarında kimyasal madde taşıyan Wine Trader ve Yara J adlı iki tanker de bulunuyordu.

Birleşik Krallık (BK) merkezli denizcilik güvenlik şirketi Ambrey Analytics'in açıklamasında, "Rus kuvvetlerinin, NATO'ya üye iki devletin münhasır ekonomik bölgeleri içinde kalan ve Ukrayna'nın ticari faaliyetleriyle bağlantılı gemileri vurduğu" belirtiliyor. Şirket, Romanya ve Bulgaristan yakınlarındaki suların artık güvenli olduğunun varsayılamayacağı uyarısında bulunuyor.

Ambrey Analytics'in verilerine göre Rusya ve Ukrayna, mayıs-ekim döneminde Karadeniz ve Azak Denizi'nde toplam 317 ticari ve diğer gemiye saldırdı. Bu sayı önceki 6 aylık döneme kıyasla 4 kattan fazla artışa denk geliyor. Yılın üçüncü çeyreğinde Ukrayna gemilere 137, Rusya ise 92 saldırı düzenledi. Ekimde ise tablo tersine döndü. Verilere göre Rusya 38, Ukrayna 5 saldırı gerçekleştirdi.

Rusya'nın saldırıları Ukrayna'nın tahıl ihracatını da düşürdü. Ukrayna eylülde 1,09 milyon ton buğday ihraç etti. Bu miktar geçen yılın aynı ayında 2,05 milyon tondu. Ukrayna'nın ihracatını Tuna Nehri üzerindeki daha küçük limanlara kaydırma girişimleri de Rus saldırılarından olumsuz etkilendi.

Askeri analistler son saldırılardan Rusya'yı sorumlu tutuyor. Moskova ise Rusya'nın, Ukrayna'ya komşu ülkeleri insansız hava araçlarıyla hedef aldığı iddialarını reddediyor. Ayrıca Avrupa hükümetlerinin Ukrayna'ya askeri yardım sağlayarak savaşı tırmandırdığını savunuyor.

Rusya Savunma Bakanlığı, bazı saldırılarda hedef alınan gemilerin Ukrayna ordusu için "askeri ve çift kullanımlı yük" taşıdığını ileri sürmüştü.  

Avrypa Birliği, Karadeniz'deki ticari gemileri korumak amacıyla bölgeye bir askeri misyon göndermeyi de planlıyor ancak Brüksel'de konuyla ilgili herhangi bir görüş birliği yok. Rus haber ajansı TASS, bunun "Rusya'yla doğrudan çatışma tehlikesini beraberinde getireceğini" yazarken, Türkiye'nin böyle bir hamleye izin vermeye yanaşmayabileceği yorumu paylaşılıyor. 

Ukrayna'ya konuşlandırılması planlanan barış gücü tatbikata hazırlanıyor

Diğer yandan BK ve Fransa liderliğinde, Ukrayna'da çatışmaların sona ermesinin ardından ülkenin güvenliğini desteklemek üzere oluşturulan Çok Uluslu Güç-Ukrayna'nın (MNF-U) ilk büyük tatbikatı 9-22 Kasım'da düzenlenecek. Polonya'da yapılacak Koalicja Tatbikatı'na Türkiye, BK ve Fransa'nın yanı sıra Polonya, Almanya, Belçika, Estonya, Litvanya, Hollanda, İspanya ve İsveç katılacak.

Guardian'ın aktardığına göre, ateşkes sağlandıktan sonra Ukrayna'ya konuşlandırılması planlanan MNF-U askerlerinin, Rus saldırılarına misilleme yapmasına izin verilecek.

Donald Trump ise Amerikan askerlerinin MNF-U bünyesinde Ukrayna'ya konuşlandırılmayacağını söylemişti. Adının paylaşılmaması şartıyla gazeteye konuşan bir yetkili, MNF-U'nun Elon Musk'ın Starlink'i gibi ABD menşeli sistemleri kullanmayacağını ve "neredeyse tamamen Avrupalı unsurlar" içereceğini söylüyor.

Independent Türkçe, CNN, Reuters, Guardian, TASS


Trump döneminde ABD istihbaratında koordinasyon krizi

Amerikan basınındaki analizlerde Donald Trump yönetiminin, eski ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard'ı Venezuela'ya ilişkin operasyonel görüşmelerin dışında bıraktığı öne sürülmüştü (Reuters)
Amerikan basınındaki analizlerde Donald Trump yönetiminin, eski ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard'ı Venezuela'ya ilişkin operasyonel görüşmelerin dışında bıraktığı öne sürülmüştü (Reuters)
TT

Trump döneminde ABD istihbaratında koordinasyon krizi

Amerikan basınındaki analizlerde Donald Trump yönetiminin, eski ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard'ı Venezuela'ya ilişkin operasyonel görüşmelerin dışında bıraktığı öne sürülmüştü (Reuters)
Amerikan basınındaki analizlerde Donald Trump yönetiminin, eski ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard'ı Venezuela'ya ilişkin operasyonel görüşmelerin dışında bıraktığı öne sürülmüştü (Reuters)

Donald Trump'ın ikinci döneminde Amerikan istihbaratının işleyişinde birçok aksaklık yaşanıyor.

Reuters'ın özel haberine göre ABD'de, İran savaşı başta olmak üzere birçok kritik konuyla ilgili istihbaratın Kongre ve federal kurumlarla paylaşımı yavaşladı, bazı durumlarda geçici olarak durdu.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan yetkililer, sorunların Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard'ın görev yaptığı dönemde başladığını söylüyor. Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (DNI) ve CIA arasında yaşanan gerilimler, Gabbard'ın haziranda görevinden ayrılmasının ardından azalsa da kurumlar arasındaki anlaşmazlıkların sonuçları devam ediyor.

Habere göre CIA, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (ODNI) bünyesindeki Ulusal İstihbarat Konseyi'yle (NIC) ortak değerlendirme raporları hazırlamayı bıraktı. CIA, konseyle istihbarat paylaşımını sürdürse de 18 istihbarat kurumunun görüşlerini bir araya getiren NIC raporlarının hazırlanmasında aksamalar yaşanıyor.

Kaynaklara göre Ulusal İstihbarat Konseyi, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan İran savaşına ilişkin herhangi bir değerlendirme raporu hazırlamadı.

Ayrıca Kongre üyeleri ve çalışanları, Haziran 2025'te İran'a düzenlenen askeri müdahalenin ve Ocak 2026'da Venezuela lideri Nicolas Maduro'nun yakalanmasının ardından, Gabbard'ın ofisinden bir süre istihbarat raporu alamamış.

İstihbarat paylaşımındaki sorunların, Trump yönetiminin ulusal güvenlik kurumlarında yaptığı kesintilerle derinleştiği belirtiliyor.

Kaynaklar ayrıca istihbarat kurumlarında çalışan bazı analistlerin siyasi misilleme korkusuyla Beyaz Saray'ın görüşleriyle çelişen değerlendirmeler hazırlamaktan kaçındığını söylüyor.

Bu aksaklıkların, Trump yönetiminin İran'a yönelik yeni saldırıları değerlendirdiği bir dönemde yaşanması da dikkat çekiyor.

Trump, 3 Kasım'daki ara seçimlerden önce İran'a saldırmayacağını söylemişti ancak ABD ordusunun, İran'ın Keşm Adası'na dün "savunma amaçlı sınırlı ölçekte bir saldırı" düzenlediği bugün basına yansıdı.

Independent Türkçe, Reuters, CNN


Polonya'daki yargı krizi, Rusya-Avrupa gerilimine taşındı

Polonya polisi, 30 Ekim'den bu yana Anayasa Mahkemesi çevresindeki güvenlik önlemlerini sürdürüyor (Reuters)
Polonya polisi, 30 Ekim'den bu yana Anayasa Mahkemesi çevresindeki güvenlik önlemlerini sürdürüyor (Reuters)
TT

Polonya'daki yargı krizi, Rusya-Avrupa gerilimine taşındı

Polonya polisi, 30 Ekim'den bu yana Anayasa Mahkemesi çevresindeki güvenlik önlemlerini sürdürüyor (Reuters)
Polonya polisi, 30 Ekim'den bu yana Anayasa Mahkemesi çevresindeki güvenlik önlemlerini sürdürüyor (Reuters)

Polonya'da merkez sağ Donald Tusk hükümetinin Anayasa Mahkemesi'ne çevik kuvvet göndermesiyle başlayan siyasi kriz, Rusya'nın da devreye girmesiyle büyüyor.

Polonya Anayasa Mahkemesi'nin internet sitesinde 30 Ekim'de Mahkeme Başkanı Swieczkowski ve Başkan Yardımcısı Sochanski'nin görevlerinden uzaklaştırıldıklarına ilişkin duyuru yayımlanmıştı.

Gelişmeler üzerine muhalefetteki muhafazakar Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) Genel Başkanı Jaroslaw Kaczynski, eski Başbakan Mateusz Morawiecki ve eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Julia Przylebska'nın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi mahkeme binası önünde toplanmıştı.  Polis de binayı ablukaya almıştı.

Senegal'e gitmek üzere havalanan Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki'nin uçağı, olaylar nedeniyle ülkeye dönmüştü. Anayasa Mahkemesi binasına gelen Nawrocki'yle mahkeme üyeleri arasında arbede yaşanmıştı.

Tusk, olayın ardından sosyal medyada yaptığı açıklamalarda PiS, eski Cumhurbaşkanı Andrzej Duda ve mevcut Cumhurbaşkanı Nawrocki'nin Polonya'da hukukun üstünlüğünü yok etmeye çalıştığını öne sürdü. Bunun parçası olarak da "Anayasa Mahkemesi'ne ve yargıçlarına saldırdıklarını" iddia etti.

New York Times'ın analizine göre Rusya, muhafazakar kanattaki muhaliflerin Tusk yönetimine yönelttiği darbe suçlamalarını destekleyerek ülkenin Avrupa Birliği (AB) yanlısı hükümetini istikrarsızlaştırmaya çalışıyor.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev, pazar günkü açıklamasında Polonya'da "anayasal darbenin sürdüğünü" öne sürdü. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova da Polonya'nın 2014'te Ukrayna'da yaşanan siyasi krize benzer bir "çöküş ve trajediyle" karşı karşıya olduğunu savundu.

Tusk, hafta sonu yaptığı açıklamada mahkemede şiddet olaylarının yaşandığına dair sosyal medya paylaşımlarının gerçeği yansıtmadığını, bunun Rusya destekli bir dezenformasyon kampanyası olduğunu iddia etti.

Savaşta Ukrayna'ya desteğiyle tanınan Tusk, geçen ay düzenlenen Varşova Güvenlik Forumu'nda Rusya'ya yönelik AB yaptırımlarının artırılması çağrısında bulunmuştu.

NYT'nin analizinde, sadece Rusya'nın değil Avrupa'daki AB karşıtı radikal sağcıların da Polonya'daki kriz üzerinden Tusk yönetimine yüklendiğine dikkat çekiliyor. Fransa'dan Marine Le Pen, Birleşik Krallık'tan Nigel Farage ve Hollanda'dan Geert Wilders gibi radikal sağcı siyasetçiler, Polonya muhalefetinin darbe suçlamalarını gündeme taşımıştı.

Kaliningrad'da özel operasyon başlatıldı

Öte yandan Tusk yönetimi, "sabotaj" girişimlerine karşı Kaliningrad sınırında özel operasyon başlattı. Polonya Emniyet Genel Müdürü Marek Boron, geçen hafta askeri istihbarat ve müttefik servislerden uyarı aldıklarını, sınıra takviye ekipler sevk edildiğini söyledi. Rusya'nın en batıdaki toprağı Kaliningrad, 1991'den bu yana ülkenin ana topraklarıyla kara bağlantısı bulunmayan bir eksklav.

Kaliningrad Uluslararası ve Bölgeler Arası İlişkiler, Güvenlik ve Asayiş Komisyonu Başkan Yardımcısı Yevgeny Mişin ise TASS'a açıklamasında, Polonya'nın "Rusya'dan hayali tehditlere değil, iç politikaya daha fazla önem vermesi gerektiğini" belirtti.

Anayasa Mahkemesi'yle ilgili anlaşmazlık, PiS'in 2015'te iktidara gelmesiyle başlamıştı. Parti, Parlamento'nun daha önce atadığı bazı yargıçların göreve başlamasını engelleyerek kendi adaylarını mahkemeye yerleştirmişti. Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) daha sonra bunu hukuka aykırı bulmuş, sözkonusu atamalara dayanan mahkeme kararlarının geçersiz olduğuna hükmetmişti.

PiS'in 2023'teki seçim yenilgisinin ardından iktidara gelen Başbakan Donald Tusk liderliğindeki koalisyon, önceki hükümetin yaptığı değişiklikleri geri almaya çalışmıştı. Ancak PiS'e yakın Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, Parlamento'nun atadığı 5 yeni yargıcın yemin törenlerine katılmayarak göreve başlamalarını engellemişti.

Independent Türkçe, New York Times, Notes from Poland, TASS