Rusya’nın talepleri İran’la yürütülen nükleer müzakereleri çıkmaza soktu

Avrupa Üçlüsü, müzakerelerin çökmesi konusunda uyarıda bulundu: Moskova anlaşmayı engellerse ‘başka seçenekler de’ var.

Avrupa Birliği’nin müzakere sürecindeki koordinatörü Enrique Mora, Viyana’da basına açıklamalarda bulundu. (EPA)
Avrupa Birliği’nin müzakere sürecindeki koordinatörü Enrique Mora, Viyana’da basına açıklamalarda bulundu. (EPA)
TT

Rusya’nın talepleri İran’la yürütülen nükleer müzakereleri çıkmaza soktu

Avrupa Birliği’nin müzakere sürecindeki koordinatörü Enrique Mora, Viyana’da basına açıklamalarda bulundu. (EPA)
Avrupa Birliği’nin müzakere sürecindeki koordinatörü Enrique Mora, Viyana’da basına açıklamalarda bulundu. (EPA)

İran’la yapılan ‘2015 nükleer anlaşmasının’ canlandırılması için Avusturya’nın başkenti Viyana’da yaklaşık bir yıldır devam eden müzakereler Rusya’nın Ukrayna savaşı nedeniyle tıkandı. ABD ile İran arasındaki dolaylı müzakereleri koordine eden Avrupa Birliği, ‘dış etkenler’ nedeniyle görüşmelere süresiz bir şekilde ara verildiğini duyurdu. Avrupa Üçlüsü, Moskova’nın İran’la ticaretinin etkilenmeyeceği yönündeki ticari garanti talepleri konusunda uzlaşmaya yanaşmayarak bu yeni sorunun aşılamaması durumunda müzakerelerin çökebileceği uyarısında bulundu.  
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell dün, Viyana müzakerelerine ‘dış etkenler’ sebebiyle ara verilmesi gerektiğini, nihai metnin hazır ve masada olduğunu belirtti. Twitter hesabından açıklama yapan Borrell şunları söyledi:
“Koordinatör olarak şahsım ve ekibim, mevcut durumun üstesinden gelmek ve anlaşmayı sonuçlandırmak için Kapsamlı Ortak Eylem Planı katılımcıları ve ABD ile iletişimi sürdüreceğiz.’’
Borrell'in yardımcısı ve İran nükleer anlaşmasının koordinatörü Enrique Mora, görüşmelerin yapıldığı Coburg Palais Oteli’nden ayrılırken basına yaptığı açıklamada, müzakere taraflarının ’yakın bir zamanda’ masaya dönmesini umduğunu söyledi. Müzakerelere verilen aranın ne zaman sona ereceğini belirtmeyen Mora sözlerini şöyle sürdürdü:
"Tüm taraflar halen esnek bir yaklaşımla çözüm bulmak için çalışıyor. İyi bir anlaşmanın eşiğine geldik, Washington ve Tahran yapıcı ve olumlu bir yaklaşım benimsiyor. Nihai metnin ayrıntılarını kaleme alıyoruz.” 
Avrupa Birliği'nin açıklamasından kısa bir süre sonra İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade, nükleer görüşmelere ara verilmesinin sorunların çözümünü hızlandırabileceğini açıkladı. 
Dış etkenlerin ‘anlaşmaya varma iradesini’ etkilemeyeceğini öngören Hatibzade; herkesin temel hedefinin müzakerelerin başarılı bir şekilde sonuçlandırılması olduğunu kaydetti. İran’ın Başmüzakerecisi Ali Bakıri Kani, görüşmelere ara verilmesinin ardından Viyana’dan ayrılarak Tahran’a gitti.  
Tüm bu gelişmeler, Rusya’nın ‘Ukrayna krizi nedeniyle kendisine uygulanan yaptırımların İran’la olan ticaretini ve ilişkilerini etkilemeyeceğine dair ABD’den yazılı garanti talep etmesinin’ ardından yaşandı. Washington, Rusya’nın ‘bağlam dışı taleplerine’ yanıt verme niyetinde olmadığını bildirdi.  

Rusya’nın tutumu  
Üst düzey bir Avrupa Birliği yetkilisi, görüşmelerin duraksamasının ‘çöktüğü’ anlamına gelmediğini, müzakere taraflarının Rusya’nın tutumunu netleştirmesini beklediklerini aktardı. Moskova'nın son günlerde ‘nükleer müzakerelerle’ ilgisi olmayan talepler öne sürdüğünü belirten yetkili, geçtiğimiz günlerde Rus temsilci Mihail Ulyanov’un, özellikle Rusya’nın barışçıl nükleer programının yaptırımlardan etkilenmeyeceğinin anlaşma metninde yer almasında ısrar ettiğini bildirdi. Ulyanov’un müzakere taraflarının karşılayamayacağı bir şekilde taleplerini genişletmesinin kabul edilemez olduğunu kaydeden yetkili, “Mevcut müzakereler uluslararası taraflarla İran’ın ilişkilerini normalleştirmeyi hedefliyor, her ülkenin İran’la ikili ilişkilerini ele almıyor” ifadesini kullandı.
AB yetkilisine göre Ulyanov Rusya’nın tutumunu netleştirmesiyle, birkaç gün sonra müzakerelere dönme sözü verdiğini söyledi. Rusya olmaksızın İran’la anlaşmaya varılmasının mümkün olmayacağını vurgulayan yetkili, anlaşmaya varılması durumunda İran’ın fazladan uranyum stoklarının Rusya’ya taşınacağını hatırlatarak Moskova olmaksızın yapılacak bir anlaşmanın tamamen farklı olacağını ve yeni bir müzakere süreci gerektireceğini kaydetti. Ayrıca İran’ın Washington’la doğrudan müzakerede bulunmaya yanaşmadığını ve bu tutumunu değiştirmesinin beklenmediğinin altını çizdi.  
Diğer yandan bir başka diplomatik kaynak konuya dar yaptığı açıklamada “Umarız Ruslar söz verdikleri gibi birkaç gün sonra müzakerelere dönerler. Ancak bu tam olarak ne zaman olur bilemiyoruz” dedi.  
İran müzakere heyetinden bir kaynak a görüşmelere ara verilmesiyle ilgili İran resmi haber ajansı IRNA’ya yaptığı değerlendirmede ‘Rusya ile ABD arasında İran ile 4+1 arasındaki müzakerelerle ilgisi olmayan bazı sorunların olduğunu ve bu sorunların sadece bu iki ülke tarafından çözülebileceğini’ söyledi.  
Reuters, Batılı diplomatların görüşlerine atıfta bulunduğu haberinde, Rusya'nın talebinin başlangıçta İran’ı kızdırdığını ancak süreç içinde Tahran’ın Rusya’nın bu tutumunun, ABD ile geriye kalan çetrefilli meselelerin çözümüne yardım edebileceğini değerlendirdiğini ileri sürdü. İranlı yetkililerin, özellikle Hamaney’in önceki gün yaptığı açıklamaların, Tahran’ın pozisyonunda bir değişiklik olduğunu gösterdiği savunuldu.  
Diğer yandan Rusya'nın müzakerelerdeki temsilcisi Büyükelçi Mihail Ulyanov, görüşmelerin duraksatılmasının nedeninin Moskova’nın tutumu olduğu yönündeki açıklamalara karşı çıktı. AB Koordinatörü Enrique Mora ile görüşmesinin ardından gazetecilere konuşan Ulyanov “Müzakerelerde anlaşmaya varılması sadece Rusya’ya bağlı değil. Ek zamana ihtiyacı olan ve farklı endişeleri bulunan başka taraflar da var. Umarım en kısa sürede sonuçlanır" dedi. Ulyanov çarşamba günü, müzakerelerin sonuçlanmadığını ve nihai metin üzerinde henüz uzlaşılmadığını söylemiş ve Rusya’nın müzakereleri tıkadığı iddialarını kabul etmemişti. 

 Diğer seçenekler 
İngiltere ve Fransa’nın müzakere heyeti temsilcileri, sona yaklaşılan anlaşmada ‘duraklama’ yaşanması nedeniyle hayal kırıklığı yaşadıklarını dile getirerek, görüşmeleri aksatan ‘dış faktörlerin’ bir an önce izale edilmesi gerektiği, aksi takdirde ‘anlaşmanın çökebileceği’ uyarısında bulundu.  
İngiltere'nin Viyana müzakerelerindeki temsilcisi Stephanie Al-Qaq, Avrupa Troyka’sının anlaşmayı sonuçlandırmaya hazır olduğunu vurguladı. Al-Qaq, Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Adil ve kapsamlı bir anlaşma imzalanmaya hazır. Önümüzdeki birkaç gün içinde dış faktörlerin çözülmesi gerekiyor. Aksi takdirde muhtemel anlaşma çökebilir” ifadesini kullandı. Fransız müzakere heyetinin başkanı Philippe Errera da Twitter’dan paylaştığı mesajında benzer ifadeleri kullandı.
Avrupa Üçlüsü'nden bir diplomat Reuters’a yaptığı açıklamada, Rusya'nın İran'dan talep ettiği ticaret garantilerine ilişkin geniş çaplı bir muafiyete dair müzakere yapma niyetleri olmadığını söyledi. Avrupalı diplomat, Moskova'nın süreci engellemeye devam etmesi halinde başka seçenekleri değerlendirmek zorunda kalacaklarını vurguladı. Rusya’nın müzakerelerdeki rolünü suiistimal ettiğini söyleyen diplomat “Anlaşmaya varılması için acil ihtiyaç var. Aksi takdirde dış faktörler anlaşmanın başarısız olmasına neden olabilir” ifadesini kullandı. 
Adının açıklanmasını istemeyen diplomat özlerini şöyle sürdürdü:
"Rusya’nın engellemesi doğrulanırsa diğer seçenekleri değerlendirmek zorunda kalacağız. Taraflar, Rusya’nın anlaşmayı rehin almasını istemiyor. Anlaşmaya varılması hepimizin çıkarınadır. Başarısız olunması durumunda Rusya da bu durumdan zarar görecektir. Çin’in bu süreçte çözüm odaklı önemli bir rol üstlenebileceğini düşünüyorum.”   

Anlaşma elimizin altında  
İran resmi haber ajanı IRNA, konuyla ilgili haberinde, İran müzakere ekibine yakın bir kaynağın şu sözlerini aktardı:
“Siyasi karar alınamaması ve ABD’nin yeni talepleri, Viyana müzakerelerin tamamlanmasını zorlaştırıyor. Avrupalı temsilciler başkentlerine dönmüş olsa da askıda kalan konuların çözümü için müzakereler aktif olarak tartışılmaya devam edecektir. İlan edilen duraklama, Avrupa koordinatörünün önerisiyle gerçekleşti. Avrupalı taraflar, İran ekibinin nihai taslağın ayrıntılarına dair görüşlerini ilgili mercilere aktaracak. Karşı tarafın gerekli kararları alması durumunda nihai anlaşma sağlanacaktır. İran tarafı taleplerini net bir şekilde aktardı. Şimdi diğer tarafların özellikle ABD’nin bir karar vermesi gerekiyor. İran’ın anlaşma taslağına dair nihai çıkarımlarını sunmasının ardından ABD’den yeni talepler geldi.”
Borrell duyuruyu yapmadan önce İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ı arayarak, Washington’la doğrudan müzakere yapılması konusunda esneklik göstermesini talep etti.  
Abdullahiyan ise “ABD tarafından gelen bazı yeni taleplerin herhangi bir mantıklı gerekçesi yok" cevabını verdi.
AFP’ye göre Abdullahiyan, ayrıntısına girmediği söz konusu taleplerin ABD'nin ‘çabuk bir anlaşma çağrısında bulunan’ tutumuyla çeliştiğini’ belirtti. “Washington'un koordinatör aracılığıyla bize her gün yeni ve farklı bir mesaj göndermesi kabul edilemez” ifadesini kullandı.  
Abdullahiyan, Twitter hesabında şu paylaşımı yaptı:
“ABD tarafı gerçekçi ve tutarlı davranırsa anlaşma elimizin altında, müzakerelerin sonucu tek taraflı bir yaklaşımla değil, müşterek uzlaşıyla belirlenebilir.”  
Abdullahiyan’ın bu sözleri, İranlı üst düzey yetkililerin, ABD’nin ‘yeni taleplerinin müzakereleri tıkadığı’ yönündeki açıklamalarının ardından gelmesi dikkati çekti. İran Dini Lideri Ali Hamaney daha önce yaptığı açıklamada, savunma kabiliyetinin azaltılmasını (balistik füze) nükleer ilerleme ve bölgesel faaliyetlerinin kısıtlanmasını kabul etmeyeceklerini vurgulamıştı.  
Batı tarafı, İran Başmüzakerecisi Ali Bakıri Kani’nin Tahran’da istişarelerde bulunarak Viyana’ya döndüğünde daha sert bir tutum takındığını aktarmıştı. İran hariciyesi, tüm yaptırımların kaldırılmasını, ABD’nin anlaşmadan çekilmeyeceğinin garantisinin verilmesini ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın ‘uranyum izleri’ dosyasını kapatmasını talep etmişti. UAEA ile İran geçen hafta, ‘uranyum izleri’ soruşturmasının üç aylık bir yol haritası çerçevesinde sonuçlandırılması için anlaştı.  
Müzakereleri yakından takip eden kaynaklar, İran’ın mevcut taleplerine ek olarak Devrim Muhafızları Ordusu’nun uluslararası terör ve yaptırım listesinden kaldırılmasını istediğini aktarmıştı. 



Sri Lanka'da vurgun: Avustralya'ya ödenecek borç çalındı

Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandığı 1948'den bu yana en büyük ekonomik ve toplumsal krizini yaşayan Sri Lanka'da 2022'de hükümet karşıtı birçok protesto düzenlenmişti (AFP)
Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandığı 1948'den bu yana en büyük ekonomik ve toplumsal krizini yaşayan Sri Lanka'da 2022'de hükümet karşıtı birçok protesto düzenlenmişti (AFP)
TT

Sri Lanka'da vurgun: Avustralya'ya ödenecek borç çalındı

Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandığı 1948'den bu yana en büyük ekonomik ve toplumsal krizini yaşayan Sri Lanka'da 2022'de hükümet karşıtı birçok protesto düzenlenmişti (AFP)
Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandığı 1948'den bu yana en büyük ekonomik ve toplumsal krizini yaşayan Sri Lanka'da 2022'de hükümet karşıtı birçok protesto düzenlenmişti (AFP)

Bilgisayar korsanları, Sri Lanka Maliye Bakanlığı'nın sistemine girerek 2,5 milyon dolar çaldı.

BBC'nin aktardığına göre çalınan fonlar, Avustralya'ya yapılan borç ödemesinin bir parçasıydı. Yetkililer, ayrıntılar ancak ortaya çıkmaya başlasa da paranın ocak ayında çalındığını düşünüyor.

Sri Lanka yönetimi, Avustralya'nın borç ödemesinde sorun yaşandığına ilişkin şikayette bulunmasından sonra hırsızlık yapıldığını fark etmiş.

Maliye Bakanlığı Sekreteri Harshana Suriyapperuma, perşembe günü yaptığı açıklamada, "Sri Lanka ödemeleri zamanında yapmış olsa da, siber suçlular müdahale ederek parayı amaçlanan alıcı yerine başka banka hesaplarına aktardı" dedi.

Suriyapperuma, Maliye Bakanlığı'na bağlı Kamu Borç Yönetimi Ofisi'ndeki 4 üst düzey yetkilinin görevden uzaklaştırıldığını ve olayla ilgili inceleme başlatıldığını bildirdi.

Sekreter, ödeme bilgilerinin yer aldığı e-postaların tutulduğu sunucuya yapılan saldırılar sonucu paranın çalındığını düşündüklerini belirtti.

Avustralya'nın Sri Lanka Yüksek Komiseri Matthew Duckworth, X'teki açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Sri Lanka yetkilileri olayla ilgili inceleme yürütüyor ve soruşturmaya destek veren Avustralyalı yetkililerle işbirliği içinde çalışıyor.

AFP'nin aktardığına göre bu, Sri Lanka'da bir devlet kurumundan bilgisayar korsanları tarafından çalınan en büyük miktar. Bilgisayar korsanlarının hırsızlığı, Güney Asya ülkesinin ciddi bir ekonomik krizden çıkmaya çalıştığı dönemde gerçekleşti.

Nisan 2022'de 83 milyar doları aşan borç yükü nedeniyle temerrüde düşen ülkede gıda, yakıt, ilaç kıtlığı ve elektrik kesintileri yaşanmıştı.

Kriz geniş çaplı protestolara yol açmış ve dönemin Devlet Başkanı Gotabaya Rajapaksa istifa ederek ülkeden ayrılmıştı.

Ülke, 2023'te IMF'yle 2,9 milyar dolarlık kurtarma paketi anlaşması imzalamış ve borç yapılandırma sürecini tamamladığını açıklamıştı.

IMF'den bu ayın başında yapılan açıklamada Sri Lanka'ya yönelik Genişletilmiş Fon Kolaylığı (EFF) kapsamında 700 milyon dolar finansman sağlanacağı duyurulmuştu.

Independent Türkçe, BBC, ABC


Savaş ve yaptırımlar, Çin yuanının yaygınlaşmasını nasıl sağladı?

Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
TT

Savaş ve yaptırımlar, Çin yuanının yaygınlaşmasını nasıl sağladı?

Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)

Rusya-Ukrayna savaşıyla İran'daki çatışmalar, Çin'in resmi para birimi yuanın küresel nüfuzunu artırma çabalarına katkı sağlıyor.

New York Times'ın analizine göre Pekin yönetimi, yuanı küresel ölçekte yaygınlaştırmayı artık yalnızca ekonomik değil, "doğrudan bir ulusal güvenlik meselesi" olarak görüyor.

Dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olan Çin, ABD doları merkezli küresel finans sistemine bağımlılığından kurtulmayı hedefliyor. Doğu Asya devi, yuanı uluslararası ticarette yaygınlaştırarak ABD'nin finansal baskı gücünü azaltmayı istiyor.

Rusya-Ukrayna savaşı ve İran'daki çatışmalara ek olarak Batı'nın Tahran ve Kremlin'e uyguladığı yaptırımlar da Çin'in bu yöndeki hedeflerine ulaşması için bir manevra alanı sağlıyor.

İran petrolü satın alan bazı ülkeler ödemeleri yuanla yapıyor. Rusya da Çin'le ticaretinin büyük bölümünü artık yuan üzerinden gerçekleştiriyor.

Pekin yönetimi, para biriminin küresel yaygınlığını ve gücünü artırma girişimlerini en az 20 yıldır yürütüyor.

Bu kapsamda Çin, onlarca merkez bankasıyla toplam 600 milyar dolarlık swap hattı oluşturdu. Bu sayede ülkeler dolara ihtiyaç duymadan yuan kullanabiliyor.

Pekin'in 2015'te kurduğu Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi (CIPS), SWIFT'e alternatif olarak çalışıyor. SWIFT'ten çıkarılan Rus ve İran bankaları CIPS'e yönelirken, katılımcı banka sayısı 75'ten yaklaşık 200'e yükseldi.

ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan İran savaşında Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ve enerji arzındaki riskler de Çin parasının kullanımını artırdı.

Diğer yandan yuanın, ABD dolarının hakimiyetini kırması önünde ciddi engeller de var.

Sermaye hareketlerinin sıkı kontrol altında olması, Çin dışına para çıkışının sınırlı tutulması ve ABD dolarına kıyasla yabancı yatırımcılar için erişimi zor bir para birimi olması yuanı küresel açıdan dezavantajlı kılıyor.

Bazı uzmanlara göre Pekin'in hedefi jeopolitik ve ekonomik kriz dönemlerinde kullanılabilecek alternatif bir sistem kurarak Washington'ın küresel finans üzerindeki "boğucu etkisini" zayıflatmak.

The Economist'in analizinde de Çin'in enerji ticaretini yuan üzerinden yürütme çabalarının, bu para birimini "daha istikrarlı bir liman" gibi göstermeye başladığına işaret ediliyor.

Analizde, Çin lideri Şi Cinping'in bu imajı güçlendirerek ülkesini sadece bir üretim devi değil, aynı zamanda bir "finansal güç merkezine dönüştürmeyi" hedeflediği vurgulanıyor.

Çin Komünist Partisi'nin martta yayımladığı Hükümet Çalışma Raporu'nda, 2026'da ülke ekonomisinin yüzde 4,5 ila 5 büyümesinin öngörüldüğü bilgisi paylaşılmıştı.

Ayrıca ülkenin özellikle hizmet sektöründe pazar erişimini genişleteceği, telekomünikasyon, biyoteknoloji ve yabancı sermayeli hastanelerle ilgili açılımlar yapacağı bildirilmişti.

Independent Türkçe, New York Times, The Economist, Global Times


Orban’ın mağlubiyeti, İsrail muhalefetine umut oldu: Netanyahu da aynı kaderi paylaşabilir

Netanyahu ve Orban, birbirlerine ve ABD'ye verdikleri destekle dikkat çekiyor (AFP)
Netanyahu ve Orban, birbirlerine ve ABD'ye verdikleri destekle dikkat çekiyor (AFP)
TT

Orban’ın mağlubiyeti, İsrail muhalefetine umut oldu: Netanyahu da aynı kaderi paylaşabilir

Netanyahu ve Orban, birbirlerine ve ABD'ye verdikleri destekle dikkat çekiyor (AFP)
Netanyahu ve Orban, birbirlerine ve ABD'ye verdikleri destekle dikkat çekiyor (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, kasımda düzenlenmesi öngörülen seçimlere hazırlanırken, "gerçek dostum" dediği Macaristan Başbakanı Viktor Orban'la aynı kaderi paylaşmak istemiyor.

Yahudi Telgraf Ajansı'nın (JTA) analizine göre Netanyahu'nun rakipleri, "İsrail'de de Orban'ınkine benzer bir sürpriz yaşanacağına" dair umutlu.

Londra School of Economis'ten araştırmacı Yonatan Levi, İsrail kamuoyunun Macaristan'daki seçimlere yoğun ilgisinin, Orta Avrupa ülkesinin Netanyahu ve ortakları açısından bir model gibi görülmesinden kaynakladığını belirtiyor:

Viktor Orban'ın mahkemeleri kontrol altına almasına, özgür medyayı ortadan kaldırmasına ve kamu hizmetlerini tamamen siyasallaştırmasına olanak tanıyan birçok yasa ve reform, son yıllarda İsrail'de de teşvik edildi. Dolayısıyla İsrailliler, mevcut demokratik gerileme yolunda devam ederse İsrail'de neler olabileceğini anlamak için Macaristan'a bakıyordu.

Analiste göre Macaristan'da 16 yıldır iktidarda olan Viktor Orban'ın genel seçimleri rakibi Peter Magyar karşısında kaybetmesiyse "İsrail'de de farklı bir geleceğin mümkün olduğu" görüşünü kuvvetlendirdi:

Son haftalardaki önemli gelişmeler nedeniyle İsrailliler, kendi ülkelerinde demokrasiyi kademeli olarak aşındıran Netanyahu ve Orban gibi popülist liderlerin nasıl yenilgiye uğratılabileceğini anlamak için Macaristan'ı yakından inceliyor.

Magyar, Orban'ın liderliğindeki radikal sağ Fidesz'den ayrılıp 2024'te merkez sağ çizgideki Tisza'ya geçmişti.

İsrail'deki bazı muhalif liderler de bu denklemden hareketle kendilerini "Magyar'ın İsrail versiyonu" olarak konumlandırıyor.

Eski İsrail Başbakanı ve ana muhalefet partisi Gelecek Var'ın lideri Yair Lapid, Macarsitan'daki seçimlerin ardından yaptığı açıklamada, Magyar'ın Orban'ın partisinde yetiştiğine işaret ederek, 45 yaşındaki siyasetçinin sağcı ekonomi politikalarının Gelecek Var'ın çizgisine yakın olduğunu savunmuştu.

Lapid de 2013-2014'te Netanyahu'nun partisi Likud'la koalisyon anlaşmasına vararak, başbakanın hükümetinde maliye bakanı olarak görev yapmıştı.

Liberal çizgideki Demokratlar Partisi Başkanı Yair Golan da umudu Magyar'da görenlerden. Muhalif lider, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullanmıştı:

Orban her şeyi denedi: Medyayı ele geçirdi, yargı sistemini zayıflattı ve iktidarının yıkılmayacağına dair bir gerçeklik yaratmaya çalıştı. Ama sonunda Macar halkı sandıkta sözünü söyledi. Bizim için bu, tam burada yaşanacak olanların canlı bir hatırlatıcısı.

Bazı analistler, Magyar'ın İsrail'deki versiyonunun dindar siyasetçi Naftali Bennett olabileceğine işaret ediyor.

Siyasete 2005'te Netanyahu'nun yardımcısı olarak giren ve ırkçı açıklamalarıyla tanınan Bennet, 13 Haziran 2021-30 Haziran 2022'de İsrail başbakanıydı.

Öte yandan bazı uzmanlar Bennett'in, Netanyahu seçmenlerini kendi yanına çekebileceğini düşünmüyor. Fakat sağcı siyasetçinin benzer çizgideki partilerle kurabileceği bir koalisyonun güçlü olabileceği aktarılıyor.

Netanyahu, seçim zaferinin ardından Magyar'ı tebrik etmişti. Öte yandan Tisza liderinin bu hafta yaptığı açıklamada, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında yakalama kararı çıkarılan Netanyahu'nun Macaristan'ı ziyaret etmesi durumunda tutuklanabileceğini söylemesi dikkat çekmişti.

Independent Türkçe, JTA, Haaretz