İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, nükleer anlaşma müzakereleri ile Erbil'in hedef alınması olayını üstü kapalı olarak birbiriyle ilişkilendirdi

ABD Dışişleri Bakanlığı: Moskova’nın taleplerinden geri adım atmaması halinde alternatif bir anlaşma yapılabilir

Dün ABD’nin Tahran'daki eski büyükelçilik binası duvarına çizili resmin önünden geçen iki İranlı (AFP)
Dün ABD’nin Tahran'daki eski büyükelçilik binası duvarına çizili resmin önünden geçen iki İranlı (AFP)
TT

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, nükleer anlaşma müzakereleri ile Erbil'in hedef alınması olayını üstü kapalı olarak birbiriyle ilişkilendirdi

Dün ABD’nin Tahran'daki eski büyükelçilik binası duvarına çizili resmin önünden geçen iki İranlı (AFP)
Dün ABD’nin Tahran'daki eski büyükelçilik binası duvarına çizili resmin önünden geçen iki İranlı (AFP)

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani, Avusturya'nın başkenti Viyana’da nükleer anlaşmayı canlandırmayı amaçlayan diplomatik çabalarla Erbil’de İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) üstlendiği ve Tahran’ın ‘İsrail ait merkezler’ olarak adlandırdığı noktalara düzenlenen balistik füzeli saldırıyı üstü kapalı olarak birbiriyle ilişkilendirdi.
Ülkenin çıkarları ve ulusal güvenliğinin akıllıca savunulması için sahada ve diplomatik alanda birlikte hareket edilmesi gerektiğine işaret eden Şemhani, Twitter hesabından yaptığı ve ‘#Viyana_müzakereleri’ ve ‘#Siyonist_varlığın_cezalandırılması’ etiketlerini kullandığı açıklamada, Doğu'ya ve Batı'ya güvenmenin İran halkının haklarını ve güvenliğini sağlamayacağını yazdı.
İranlı yetkililerin açıklamalarında kullandıkları ‘saha’ ifadesi, DMO'nun faaliyetlerini, özellikle yurtdışı kolu olan Kudüs Gücü'nün rolüne işaret ediyor. Saha ifadesi, eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in geçtiğimiz yıl Nisan ayında sızdırılan ses kaydında da yer almıştı. Zarif, söz konusu ses kaydında DMO'nun bölgesel faaliyetleri ile Dışişleri Bakanlığı'nın diplomatik çalışmalarının paralel olmamasını eleştiriyor.
İranlı yetkililer, her ne kadar müzakerelerdeki son tutumundan sonra Rusya'yı suçlamaktan kaçınıp ABD’yi suçlamaya devam etseler de Şemhani tweetinde, Rusya'nın Viyana müzakerelerindeki tutumuna işaret ediyordu.
Şemhani, birçok kez, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in ABD yaptırımlarına karşı koymayı amaçlayan uzun vadeli bir plan çerçevesinde Batı'ya açılım politikasına alternatif olarak istediği doğuya yönelme stratejisine göre İran'ın Rusya ve Çin ile yakınlaşmasını savundu.
Şemhani bu açıklamaları, DMO'nun Erbil’deki saldırıyı üstlenmesinden ve İran’ın nükleer programıyla ilgili anlaşmayı yeniden canlandırmayı amaçlayan ve ilgili taraflarca son aşamasına geldiği kabul edilen Viyana’daki müzakerelerin Moskova'nın, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali zemininde Washington'dan birtakım garantiler talep etmesinden günler sonra ‘dış faktörlerin’ bir sonucu olarak müzakereleri çöküşün eşiğine getiren sınırsız bir duraklama dönemine girmesinden saatler sonra yaptı.
Fransa, İngiltere ve Almanya önceki gün Rusya’ya bir uyarıda bulundular. Üç ülke tarafından yapılan ortak açıklamada, “Kimse, plandan ayrı güvenceler elde etmek için nükleer anlaşma müzakerelerini kullanmaya çalışmamalı” denildi. Bu durumun anlaşmayı çökmenin eşiğine getirmekle tehdit ettiği vurgulanan açıklamada, masadaki anlaşmanın acilen sonuçlandırılması gerektiği belirtildi.
ABD’nin seçenekleri
Washington, Rusya'nın taleplerini kabul etmeyeceğini daha önce açıklamıştı. Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkilinin yaptığı açıklamada, ABD'nin Ukrayna ile ilgili muafiyetler vererek Rusya ile müzakere etmeyeceğini, bunun yerine bir an önce alternatif bir anlaşmaya varmaya çalışacağını ve Moskova’nın taleplerinin ‘anlaşmaya varmanın önündeki en tehlikeli engel’ olarak tanımlayarak Kremlin'in son dakika taleplerinden geri adım atmaması halinde Rusya'nın anlaşmanın tarafları arasından çıkarılacağını söylediğini aktardı.
WSJ’ye göre ABD ve ortakları için ABD tarafından uygulanan bazı yaptırımların hafifletilmesi karşılığında İran'ın nükleer faaliyetlerinin bazılarını donduracağı geçici bir anlaşmaya varma seçenekleri var. Gazeteye konuşan yetkili, “Çeşitli alternatiflere açık olacağımızı düşünüyorum. Bu alternatiflerin neler olabileceğini düşünmeye başladık. Bu noktada hiçbir şeyi göz ardı etmeyeceğiz” dedi.
Ancak Tahran’ın Washington tarafından uygulanan yaptırımların tamamını kaldırana kadar müzakerecilerinin ABD ile doğrudan görüşmesine izin vermeyi reddetmesi, İran'la yeni bir anlaşmayı yeniden formüle etme girişimlerini daha da karmaşık hale getiriyor. WSJ’ye göre herhangi bir yeni anlaşma, ABD Kongresi'ne tüm anlaşmayı derinlemesine incelemesi için zaman verecek olan bir mevzuatın yürürlüğe girmesine de yol açacak.
Öte yandan Fransız Haber Ajansı (AFP), Katar Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’nin bugün Moskova'da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile bir araya gelerek Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik askeri saldırısını ve İran ile yeni bir nükleer anlaşma yapılmasını engellemesine ilişkin müzakere taleplerini görüşeceğini bildirdi. Buna karşın Bloomberg Haber Ajansı, bir kaynağın, Katarlı Bakanın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile de görüşebileceğini söylediğini aktardı.
Katar Dışişleri Bakanı, ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ve İranlı mevkidaşı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile Rusya'nın nükleer müzakerelere ilişkin yeni talepleri hakkında görüştükten birkaç saat sonra Moskova'ya gitti.
Bu arada Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu dün yaptığı açıklamada, Ankara’nın Rusya'nın 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmayı canlandırma müzakereleri sırasında pasif bir tutum sergilememesini umduğunu söyledi.
Reuters’ın haberine göre Çavuşoğlu, Antalya Diplomatik Forumu’ndan gazetecilere yaptığı açıklamada, Moskova'nın sergileyeceği herhangi bir olumsuz tutumun Rusya dahil herkesi etkileyeceğini söyledi. İran ve büyük güçler (Fransa, İngiltere, Almanya, Rusya ve Çin), Tahran'ın nükleer programıyla ilgili 2015 yılında imzalanan anlaşmayı canlandırmak için aylardır Viyana'da müzakereler gerçekleştiriyorlar. 2018 yılında anlaşmadan çekilen ABD, müzakerelere dolaylı olarak katılıyor.
İran merkezli haber siteleri, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade'nin dün yaptığı açıklamada, “Henüz anlaşma noktasına ulaşmadık. Rusya'nın geçtiğimiz günlerde yeni taleplerde bulunduğunu herkes biliyor. Tüm ülkeler, iddialarını ileri sürme ve bunları Viyana'daki Ortak Komisyon'da tartışmaya açma hakkına sahiptir” dediğini aktardılar.
Rusya'nın talebiyle ilgili açıklamalarını sürdüren Hatibzade şunları söyledi:
“Ulusal çıkarlarımıza göre hareket ediyoruz, Amerikalılarla aramızdaki çözülmemiş sorunlarda bir çözüme ulaşırsak tablo büyük ölçüde değişecektir. Ama en azından bir veya iki temel konuda bu noktaya gelebildik.”
Viyana’daki müzakerelere dolaylı olarak katılan ABD heyetinin ‘yeşil, sarı ve kırmızı’ olarak sınıflandırdığı üç liste sunduğuna dikkati çeken Hatibzde, Tahran'ın ABD’nin yaptırım uyguladığı en fazla sayıda kişiyi içeren Yeşil Liste’yi kabul ettiğini ve şimdi de Sarı Liste’yi müzakere ettiğini söyledi. Ancak Hatibzade, Sarı Liste ile ilgili detay vermedi.
Hatipzade, balistik füze çalışmaları, bölgesel faaliyetler ve insan hakları konularını içerdiğini belirttiği Kırmızı Liste’nin ise İran tarafından reddedildiğini söyledi. Hatibzade, “Yaptığımız değerlendirmeler sonucunda Kırmızı Liste reddedildi” dedi.
Hatibzade, yaptırımların kaldırılmasıyla ilgili olarak ise bu alanda büyük ilerleme kaydedildiğini belirterek, “Yaptırımların kaldırıldığını doğrulamak üzereyiz” şeklinde konuştu.
Diğer taraftan İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü Mahmud Abbaszade Meşkini, İran ve 4+1 grubu (Fransa, İngiltere, Rusya, Çin ve Almanya) arasındaki müzakerelerde tartışmalı konuların yüzde 80 ile 90'ında anlaşmaya varıldığını söyledi. Meşkini,  kendileri için önemli olmaya devam eden ve çözülmemiş olduğunu düşündükleri güvenlik önlemleri sorunu da dahil olmak üzere geriye halen bazı sorunların kaldığını belirtti.
İran'ın yarı resmi ajansı ISNA’nın aktardığı açıklamasında Meşkini, şunları söyledi:
“Meclis Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu dünkü toplantısında Viyana’da gerçekleşen müzakereleri ele aldı. Teknik meselelerin çözüldüğüne inanıyoruz. Siyasi meseleler halen Viyana'da masada duruyor.  Müzakerelerin son ayağı siyasi kararlar. Batılılar iyi niyet gösterirse iyi bir anlaşma yapılabilir, aksi takdirde İran kötü bir anlaşmayı kabul etmeyecektir. Siyasi kararların alınabilmesi için müzakerecilerin başkentlere geri dönmeleri gerekiyor.”
İran'ın DMO’ya yakın yarı resmi haber ajansı Fars, Viyana müzakerelerinin askıya alınması hakkında yorum yapan bir kaynağın, Batılı ülkelerin, yaptırımların kaldırılmasına hâlâ direndiklerini ve şu ana kadar İran'ın talebini gerçekleştiremediklerini söylediğini aktardı.  Kaynak, "Karşı taraf yaptırımları kaldırmayı kabul etti, ancak eski yaptırımların bir kısmı kaldı” dedi.



ABD'li yetkililer, İran savaşındaki taktik hatasına işaret ediyor

ABD yetkililerinin, İran'ın düşük maliyetli, yüksek etkili Şahid drone'larına karşı koymak için 2025'te Ukrayna'dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmedikleri için pişman olduğu bildiriliyor (Tasnim Haber Ajansı)
ABD yetkililerinin, İran'ın düşük maliyetli, yüksek etkili Şahid drone'larına karşı koymak için 2025'te Ukrayna'dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmedikleri için pişman olduğu bildiriliyor (Tasnim Haber Ajansı)
TT

ABD'li yetkililer, İran savaşındaki taktik hatasına işaret ediyor

ABD yetkililerinin, İran'ın düşük maliyetli, yüksek etkili Şahid drone'larına karşı koymak için 2025'te Ukrayna'dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmedikleri için pişman olduğu bildiriliyor (Tasnim Haber Ajansı)
ABD yetkililerinin, İran'ın düşük maliyetli, yüksek etkili Şahid drone'larına karşı koymak için 2025'te Ukrayna'dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmedikleri için pişman olduğu bildiriliyor (Tasnim Haber Ajansı)

Geçen yılın ortalarında, Trump yönetiminin, İran'ın yaygın kullandığı ölümcül drone'a karşı savunma sistemlerini güçlendirme konusunda Ukrayna'dan gelen yardım teklifini reddettiği bildirildi.

Şimdiyse, İran drone'larının çok sayıda ABD askerini öldürmesinin ardından, Amerikalı yetkililer ilk girişimin göz ardı edilmesini büyük bir hata olarak görüyor.

Bir ABD yetkilisi Axios'a, "Eğer bu [İran'daki savaş] öncesinde yaptığımız taktiksel bir hata veya yanlış varsa, işte buydu" diye konuştu

Geçen ağustosta, Ukraynalı yetkililerin, Rusya'nın Ukrayna'daki savaş için cephaneliğinin önemli bir parçası haline getirdiği İran'ın düşük maliyetli, isimsiz, kamikaze Şahid drone'larına karşı koymak için ABD'ye savaşta kendini kanıtlamış teknolojiyi satmaya çalıştığı bildirildi.

Ukraynalıların bu teklifi, 18 Ağustos'ta Beyaz Saray'da kapalı kapılar ardında yapılan toplantıda dile getirdiği ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski'nin Trump'a ilişkileri güçlendirmenin bir yolu olarak önleyici drone teklif ettiği bildirildi. Hatta iddialara göre teklif, o dönemde varsayım olan bir İran savaşı sırasında drone'ların Ortadoğu'da nasıl bir tehdit oluşturabileceğini anlatan slaytları içeren PowerPoint sunumuyla son buldu.

Başkanın ekibinden Ukrayna'dan gelen teklifi incelemesini istediği ancak teklifin sonraki aylarda ele alınmadığı ve Trump yönetimindeki bazı isimlerin Zelenski'nin gösteriş yaptığını düşündüğü bildiriliyor.

Ağustosta gerçekleştiği bildirilen görüşmeden aylar önce, Trump ve Zelenski arasında Oval Ofis'te yapılan bir görüşme, Ukrayna liderinin ABD yardımına yeterince minnettar olmadığı yönünde gergin bir tartışmaya dönüşmüş, üstelik tüm bunlar haber kanallarının kameraları önünde yaşanmıştı.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, The Independent'a, "İran'ın misilleme saldırıları yüzde 90 azaldı çünkü balistik füze kabiliyetleri tamamen yok ediliyor" dedi.

Bu korkak isimsiz kaynakların yaptığı bu betimleme doğru değil ve sadece dışarıdan baktıklarını kanıtlıyor. Bakan Hegseth ve ordu, İran rejiminin olası tüm tepkilerine karşı planlama yaparken inanılmaz bir iş çıkardı ve Destansı Öfke Operasyonu'nun tartışmasız başarısı ortada.

Artık durum tersine döndü. ABD, İran Şahidleri'nin doğrudan tehdidi altında ve Ukrayna'nın dronesavar teknolojisi, Ortadoğu'daki ABD ve müttefik üslerindeki birçok yüksek maliyetli, geleneksel hava savunma sistemine göre çok daha ekonomik bir yol sunuyor.

sdfgrthyj
Rusya'nın ülkeye karşı savaşında düşük maliyetli drone'ları önemli bir unsur haline getirmesi nedeniyle Ukrayna, drone saldırılarına karşı koymada öncü hale geldi (AP)

Askeri liderlerin geçen hafta meclis üyelerine, İran drone'larının beklenenden daha fazla zorluk çıkardığını çünkü ABD hava savunmasının hepsini durduramadığını söylediği bildirildi.

Zelenski'ye göre ABD yardım için kendisine başvurdu ve Ukrayna lideri, Ürdün'deki ABD üslerini korumaya yardımcı olmak için drone ve uzmanlar gönderdiğini söyledi.

Ukrayna, kamuoyunda müttefik ülkelerden daha fazla ABD yapımı Patriot füzesi talep etti.

Ayrıca ABD, düşük maliyetli İran yapımı Şahid drone'larından esinlenerek geliştirdiği Lucas drone'larını da sahaya sürdü.

Başkanın oğulları Eric ve Donald Trump Jr.'ın, orduya tedarik sağlayabilecek Florida merkezli bir drone şirketini desteklediği bildiriliyor.

İran drone'larıyla ilgili zorluklara rağmen ABD, İran ordusunun büyük bir bölümünü felç ettiğini ve kamuoyu desteğini giderek kaybeden savaşın yakında sona ereceğini savunuyor ancak başkan ve ekibi ayrıntı vermiyor.

Independent Türkçe 


Trump ve Epstein'i "Titanik yaparken" gösteren heykel Washington'a dikildi

ABD Başkanı Donald Trump ve Jeffrey Epstein'i ünlü Titanik sahnesini yeniden canlandırırken tasvir eden heykel, salı günü Kongre binası civarına yerleştirildi (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Jeffrey Epstein'i ünlü Titanik sahnesini yeniden canlandırırken tasvir eden heykel, salı günü Kongre binası civarına yerleştirildi (AFP)
TT

Trump ve Epstein'i "Titanik yaparken" gösteren heykel Washington'a dikildi

ABD Başkanı Donald Trump ve Jeffrey Epstein'i ünlü Titanik sahnesini yeniden canlandırırken tasvir eden heykel, salı günü Kongre binası civarına yerleştirildi (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Jeffrey Epstein'i ünlü Titanik sahnesini yeniden canlandırırken tasvir eden heykel, salı günü Kongre binası civarına yerleştirildi (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump ve ölü pedofil Jeffrey Epstein'i ünlü bir film sahnesini canlandırırken tasvir eden yeni heykel, salı günü ABD Kongre Binası yakınındaki National Mall’a yerleştirildi.

Dünyanın Kralı adlı büyük heykel, 1997 yapımı gişe canavarı Titanik'teki (Titanic), kahramanlarının batacak geminin pruvasında birlikte durdukları ünlü sahneye gönderme yapıyor.

Heykelin kaidesindeki levhada, "Jack ve Rose'un trajik aşk hikayesi lüks bir yolculuk, gürültülü partiler ve gizli çıplak çizimler üzerine kurulmuştu" deniyor.

Bu anıt, Donald Trump'la Jeffrey Epstein arasındaki bağı onurlandırıyor.

Turistler, Trump ve Epstein'in fotoğraflarının yanı sıra "Amerika'yı Yeniden Güvenli Yap" ifadesinin yer aldığı bir dizi pankartın önünde bulunan heykelin fotoğraflarını çekerken görüldü.

The New Republic'e göre bu, üyeleri anonim olan Secret Handshake adlı grup tarafından National Mall'a yerleştirilen en yeni protesto sanat eseri.

dsfbhtyj
Heykelin arkasında, Trump ve Epstein'in fotoğrafının yanı sıra "Amerika'yı Yeniden Güvenli Yap" ifadesini gösteren bir dizi pankart vardı (AFP)

Eylülde grup, Cumhuriyetçi başkan ve Epstein'in el ele tutuştuğu bir heykeli Kongre binasının önüne dikmiş, bu heykel hızla kaldırılmıştı.

6 Ocak isyancılarını eleştiren bir dışkı heykeli ve Trump'ın Epstein'e yazdığı iddia edilen doğum günü mektubunun büyük bir kopyasının da arkasında bu grup vardı.

Trump'ın Epstein'le ilişkisi, Adalet Bakanlığı'nın kasımda yürürlüğe giren Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası uyarınca ölen cinsel suçlu hakkındaki dosyalarını yayımlamaya başlamasından bu yana yoğun bir şekilde inceleniyor. Dosyaların birçoğunda Trump'ın yanı sıra diğer üst düzey isimlerin de adı geçiyor.

ABD Adalet Bakanlığı bu ay 79 yaşındaki başkanın adını içeren yeni bir dosya grubu yayımladı. Bu belgeler arasında Trump'ın kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu iddia eden bir kadınla FBI'ın yaptığı görüşmeleri detaylandıran üç not da bulunuyor. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, iddia hakkında "tamamen asılsız" ve "hiçbir güvenilir kanıtla desteklenmiyor" dedi.

Birçok Demokrat da başkanın, Bill ve Hillary Clinton'ın yanı sıra Epstein'in uzun süredir ortağı olan Les Wexner'ı da sorgulayan Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi önünde ifade vermesi çağrısında bulundu. Ancak komitedeki Cumhuriyetçiler, Trump'ın herhangi bir yanlış yapmadığının kanıtlandığını söyledi.

Trump, 1990'lar ve 2000'lerde Epstein'i sosyal olarak tanıyordu ve ikili, Mar-a-Lago ve New York'taki Plaza Oteli de dahil birçok yerde birlikte fotoğraflandı. Epstein, 2017'de hapishanede intihar olarak değerlendirilen ölümünden iki yıl önce, yazar Michael Wolffe'a Trump'ın "en yakın arkadaşı" olduğunu söylemişti.

Başkan, hüküm giymiş cinsel suçluyla ilişkisini yıllar önce kestiğini ve herhangi bir yanlış davranışta bulunmadığını defalarca dile getirdi. Epstein tartışmasını Demokratlar tarafından uydurulmuş bir "aldatmaca" diye niteledi.

Independent Türkçe


İsrail ordusu: “İran yüzlerce füzeyle misket bombası attı”

İran, misillemelerde İsrail'in yanı sıra Körfez ülkelerini de hedef alıyor (AP)
İran, misillemelerde İsrail'in yanı sıra Körfez ülkelerini de hedef alıyor (AP)
TT

İsrail ordusu: “İran yüzlerce füzeyle misket bombası attı”

İran, misillemelerde İsrail'in yanı sıra Körfez ülkelerini de hedef alıyor (AP)
İran, misillemelerde İsrail'in yanı sıra Körfez ülkelerini de hedef alıyor (AP)

İsrail Savunma Kuvvetleri'ne (IDF) göre İran'ın şimdiye dek fırlattığı 300 balistik füzenin yaklaşık yarısı misket bombası taşıyordu.

IDF'nin salı günü yaptığı açıklamada, İran'ın kullandığı misket bombaları nedeniyle pazartesi günü iki kişinin öldüğü, bir kişinin de ağır yaralandığı bildirildi.

Açıklamada, İran füzelerindeki misket bombalarının yaklaşık 10 kilometre yarıçapında yayılarak kontrol edilemez şekilde hasar yarattığı belirtildi.

Salı günü de İsrail'in Kudüs bölgesindeki Beyt Şemeş şehrine misket bombası taşıyan bir füze fırlatıldığı fakat can kaybı yaşanmadığı aktarıldı.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Times of Israel'e konuşan İsrailli askeri yetkililer, hava savunma sistemlerinin misket bombası taşıyan füzelerin etkisini tamamen engellemekte zorlandığını söylüyor.

Uluslararası Af Örgütü, geçen yıl haziranda patlak veren 12 günlük savaşta da İran'ın İsrail'e en az üç kez misket bombası attığını duyurmuştu.

Tahran yönetimi, misket bombası kullandığına dair iddialarla ilgili açıklama yapmadı.

Diğer yandan Guardian'ın Kasım 2025'teki analizinde, İsrail ordusunun Lübnan'a saldırılarda benzer misket bombaları kullandığı ortaya konmuştu. İsrail'in bunları 155 milimetrelik M999 Barak Eitan ve 227 milimetrelik Ra'am Eitan güdümlü füzelerine yerleştirdiği tespit edilmişti. Tel Aviv yönetimiyse iddiaları ne doğrulamış ne de reddetmişti.

2010'da yürürlüğe giren Misket Bombası Anlaşması (CCM), bu mühimmatın kullanımını, üretimini, stoklanmasını ve transferini yasaklıyor. Türkiye'nin yanı sıra ABD, İsrail ve İran da anlaşmaya taraf değil.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a başlattığı harekatta ülkenin dini lideri Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları'ndan üst düzey yetkililer öldürülmüştü. Hamaney'in yerine oğlu Mücteba'nın geçtiği de 8 Mart'ta duyurulmuştu.

Tel Aviv ve Washington farklı hedeflere sahip

İran'a saldırılar sürerken Washington'la Tel Aviv'in savaşın gidişatına ilişkin görüş ayrılığı yaşadığı aktarılıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Miami'de pazartesi düzenlediği basın toplantısında, Tahran yönetimiyle savaşın "çok yakında biteceğini" öne sürmüş, İran ordusunun gücünü kaybettiğini savunmuştu. Cumhuriyetçi lider, önceki açıklamalarında operasyonun 4 haftadan uzun sürebileceğini söylemişti.

Wall Street Journal'ın analizine göre Trump, savaşı “kendi koşullarıyla" kısa sürede bitirmek isterken İsrail lideri Binyamin Netanyahu, İran'da rejim değişikliği koşulları oluşana dek harekatı sürdürmeyi planlıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla konuşan ABD'li yetkililer, Washington'ın İran'daki enerji altyapısını vuran İsrail'i uyararak bunu tekrarlamamasını istediğini de söylüyor.

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu'ndan Ali Vaez şu değerlendirmeleri paylaşıyor:

Trump, insanlık tarihinin en eski dersini öğreniyor olabilir: Savaş başlatmak, sona erdirmekten çok daha kolaydır. İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisini sürdürmek için her türlü motivasyona sahipken, İsrail ise kendi kampanyasını durdurmak için hiçbir neden görmeyebilir.

Times of Israel'in analizine göre savaşın yarattığı ekonomik sarsıntı da ABD'yle İsrail arasındaki görüş farklılıklarını etkiliyor.

George W. Bush döneminde Beyaz Saray'ın Ortadoğu danışmanı olarak görev yapan Michael Singh, İsrail'in saldırıları sürdürmek isteyeceğini vurgularken, "ABD uzun süreli bir çatışmaya pek istekli olmayabilir" diyor.

Analizde özellikle ABD ve Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik bağların ve Beyaz Saray'ın Ortadoğu'dan almak istediği yatırımların çatışmalar nedeniyle tehlike altında olduğuna dikkat çekiliyor.

Independent Türkçe, Times of Israel, Wall Street Journal