Cezayir Sahel’deki terör tehdidinden endişeli

Cezayir, terörle mücadele için Afrika’da güvenlik seferberliğinin artırılması çağrısı yaptı.

Sahel bölgesinde art arda yaşanan terör saldırıları bölge ülkelerinin korkularını artırdı (Cezayir Devlet Radyosu)
Sahel bölgesinde art arda yaşanan terör saldırıları bölge ülkelerinin korkularını artırdı (Cezayir Devlet Radyosu)
TT

Cezayir Sahel’deki terör tehdidinden endişeli

Sahel bölgesinde art arda yaşanan terör saldırıları bölge ülkelerinin korkularını artırdı (Cezayir Devlet Radyosu)
Sahel bölgesinde art arda yaşanan terör saldırıları bölge ülkelerinin korkularını artırdı (Cezayir Devlet Radyosu)

Ali Yahi
Afrika’nın Sahel bölgesindeki istikrarsız güvenlik durumu, Cezayir’i endişelendirmeye devam ediyor. Öyle görünüyor ki Fransa başta olmak üzere yabancı güçlerin bölgeden çekilmesi, Sahel’in güvenlik ve istikrarını tehdit eden geniş çaplı operasyonlar yürüten silahlı grupların önünü açacak. Bu durum, Afrika’da güvenlik seferberliğinin artırılması çağrısı yapan Cezayir’i endişelendirmeye başladı.

Art arda gelen saldırılar
Sahel’de hükümet güçlerini ve sivilleri hedef alan tekrarlı saldırılar, güvenlik ve istikrarının hedef alındığına inanan Cezayir de dahil, bölge ülkelerinin endişelerini tırmandırdı. Mali’de terör saldırıları gerçekleştirilirken, onlarca asker öldü veya yaralandı. Bu saldırı, 5 binden fazla askeri bulunan Fransızlar başta olmak üzere yabancı güçlerin geri çekildiğinin ilan edilmesinden bu yana bölgenin tanık olduğu ‘kırılgan’ duruma dair gerçekleri ortaya çıkarmış oldu.
Mali ordusu, ülkenin merkezindeki Mondoro kampına düzenlenen saldırı sonucu 27 askerin öldüğünü, 21’i ağır 33 askerin yaralandığını ve 7 askerin de kayıp olduğunu bildirerek, ordunun 47 teröristi etkisiz hale getirmeyi başardığına dikkati çekti. Ordu, söz konusu saldırının Malili güçlere karşı aylardır yapılan en kanlı saldırı olduğunu söyledi.

Cezayir’in endişesi
Saldırının ardından Cezayir, “Bu yeni ölümcül saldırılar ve haksız suçlar, bir kez daha Sahel bölgesi ülkelerinin güvenliğini, istikrarını ve kalkınmasını tehdit eden bu belayı ortadan kaldırmak için bölgesel ve uluslararası açıdan ortak çabalarımızı gerektiriyor” dedi. Cezayir, insanlığın onurunu korumak için hızlı ve etkili bir toplu yanıt vermek amacıyla, Afrika’yı ve uluslararası toplumu bir bütün olarak daha fazla seferberlik yürütmeye çağırdı. Cezayir ayrıca, Mali’nin, halkının birliği çerçevesinde bu belanın ortaya çıkardığı devasa zorluklarla mücadele edebileceğine inandığını vurguladı.
Cezayir Dışişleri Bakanlığı, Nijer, Mali ve Burkina Faso’yu vuran saldırıların ardından yaptığı açıklamada, “Son haftalarda Sahel ve Sahra’daki birçok ülkede kaydedilen ciddi terör saldırılarındaki artış, Cezayir açısından büyük bir endişe kaynağı” dedi. Bakanlık, “Sivil halka yönelik bu terör eylemleri, insanlığa karşı suç niteliği taşımakta ve Afrika kıtasının toplu güvenliği ile uluslararası barış ve güvenlik açısından rahatsız edici bir tehdit oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı. Bu belayı ortadan kaldırmak için toplu eylem hızını artırmak amacıyla bölgesel ve uluslararası işbirliğine hazır olduğunu ifade eden Bakanlık, ‘bu belaya karşı kıtasal tepkiyi daha da etkinleştirmek ve yükseltmek için toplu seferberliği güçlendirme’ çağrısında bulundu.
Benzeri görülmemiş riskler ve zorluklar, Cezayir’in geniş sınırlarını çevreleyen yeni bir güvenlik koşulu oluşturdu. Bu zorluklar, bölgedeki krizleri kontrol altına almak ve terörist grupları kuşatmak için farklı cephelerde ve düzeylerde harekete geçmeyi gerektiriyor. Ancak öyle görünüyor ki vahşi ve kanlı terör saldırılarının devam etmesi, hukuksuzluğun, ‘taraflarca planlanan kaosla bölgeyi tehdit edecek şekilde’ sahnenin hakimi haline geldiğini gösteriyor.

İki başlı plan
Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Abdulvahhab Hafyan, “Mali’deki durum, Fransa’nın geri çekilmesinin yarattığı boşluk ve merkezi devletin zayıflığının bir sonucu olarak bir güvenlik açığı öngörüyor. Öyle ki bölge, nitelikli terör operasyonlarına ve teröristlerin olay yerine önemli ölçüde geri dönüşüne tanık oldu” dedi.
Hafyan, “Teröristlerin, güçlerini geri çektikten sonra onları Mali’deki merkezi devleti zayıflatmak için bir araç ve kart olarak kullanan Fransa’nın denetiminde bölgede faaliyet gösterdiğini öne sürenler var. Iyad Ag Ghaly liderliğindeki İslam ve Müslümanları Destekleme Grubu (JNIM) tarafından şu anda ortaya koyulan şey de budur” açıklamasında bulundu.
Abdulvahhab Hafyan, “Sahel’deki terörist gruplar, gelecek stratejilerinde komşu ülkelere başarısızlık ve huzursuzluk ihraç etmek için bir kaynak olmayı hedefliyor ve Cezayir listenin başında yer alıyor” dedi.
Bu görüş, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Fransız müdahalesinin Mali’de devletin çöküşünü engellediği yönündeki ifadesiyle çelişiyor.
Hafyan, “Cezayir iki başlı bir planla aktör haline geldi. Bunların ilki, başarısızlığa rehin kalmasın diye Mali’deki askeri konseye ve merkezi otoriteye destek sağlamak” dedi. Yetkili, “Bu durum, Cezayir, Nijer ve Mali arasında bir boşluğa tanık olan sınır üçgeninin karşısında ve kabilelerin bulunduğu bölgenin kuzeyinde etnik kutuplaşma yaşanıyor” dedi.
Hafyan, “Radikalizm radikalizmi besler. Dolayısıyla kaynakları boşaltmak gerekiyor. Çünkü güvenlik yaklaşımında askeri boyut başarısız oldu ve bu nedenle kapsamlı bir kalkınma yaklaşımının benimsenmesi gerekiyor. Afrika ülkelerinde kalkınma boyutu olan bir güvenlik yaklaşımının benimsenmesi hususunda gerçek sorunlar var. Bunların başında ise ‘kıtanın ortak çıkarlarına pragmatik bir bakış açısıyla’ bakan etkili liderlerin eksikliği geliyor. Ayrıca Afrika kıtasının çoğu ülkesinde kalkınma girişimlerini etkileyebilecek meşruiyet krizleri yaşanıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Seferberliğin anlamı
Öte yandan siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler uzmanı Selma Teusarin, yaptığı açıklamada “Cezayir’in güvenlik seferberliği ile anlatmak istediği şey, iki düzeyde anlaşılabilir: Birincisi, terörizme karşı bölgesel ve kıtasal olarak ortak güvenlik çabalarını güçlendirmek, ikincisi ise askeri ve güvenlik yönüne verilen önemi artırmaktır” dedi.
Teusarin, “Cezayir’in terörle mücadele çağrısı, kıtaya fayda sağlıyor. Bu nedenle ülkeler, bu sınır ötesi zorluklara çözüm bulmak için çabalarını yoğunlaştırmaya çalışmalıdır” ifadelerini kullandı.
Mali’nin Cezayir ile Fransa arasında bir savaş alanı olduğu artık bir sır değil. Fransa merkezli ‘Le Figaro’ gazetesinin haberine göre Cezayirli bir diplomat, “Fransızlar, Mali’den ayrıldıkları için ellerimizi ovuşturduğumuza inanıyor. Bu durum, Rusların çıkarına. Ama söylemeye çalıştığımız şu ki, bir çözüm yok” dedi.
Gazete, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un Mali’deki koşulların ‘bir yoksulluk ve kalkınma meselesi’ olduğu yönündeki ifadelerine atıfta bulunurken, ülkesindeki ordunun bataklığa dalmayacağını vurguladı. Gazete ayrıca, ülkesinin ‘Fransız Afganistan’ını Paris ve Cezayir arasındaki tekrarlı yanlış anlaşılmaların bir konusu olarak gördüğünü dile getirirken, bu yanlış anlaşılmaların Ekim 2021’den bu yana Fransız askeri uçaklarına Cezayir semalarında uçma yasağı getirilmesiyle daha da kötüleştiğini belirtti.



Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
TT

Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)

Irak Kürdistan Bölgesi Terörle Mücadele Birimi, dün akşam İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kaldığı bir kampın, Erbil vilayetine bağlı Xebat ilçesinde iki insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığını açıkladı. Kamp, Bağdat’ın yaklaşık 450 kilometre kuzeyinde bulunuyor.

Bölgedeki Terörle Mücadele Birimi tarafından yapılan açıklamada, kurumun elde ettiği bilgilere göre Erbil vilayetinin Xebat ilçesine bağlı Rizgari nahiyesindeki İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampına dün akşam patlayıcı yüklü iki SİHA ile saldırı düzenlendiği belirtildi.

Açıklamada, saldırıda can kaybı yaşanmadığı kaydedildi.


Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
TT

Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)

Suriye’nin Haseke kentinde, 29 Ocak 2026 tarihli anlaşmanın uygulanmasına ilişkin son bir haftada yaşanan hızlı gelişmeler kapsamında, Özgürlük Meydanı’nda dün ulusal bayrak en yüksek direğe çekildi. Törene çok sayıda vatandaş ve resmî yetkili katılırken, hükümet yetkilileri de yargı sistemini yeniden işler hâle getirmek amacıyla Adalet Sarayı’nda incelemelerde bulundu.

Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali Şarku’l Avsat’a yaptığı kısa açıklamada, kent merkezindeki ana meydanda ulusal bayrağın geniş halk ve resmî katılımla göndere çekildiğini belirtti. Hilali, törene Haseke Valisi Nureddin Ahmed’in yanı sıra bölgeden Halk Meclisi üyelerinin, askerî yetkililerin ve güvenlik yetkililerinin katıldığını söyledi.

Tören sırasında kentin farklı mahallelerinden gelen vatandaşlar ana meydanda toplandı. Kalabalık, devletin vilayet üzerindeki kontrolünü tamamen sağlaması yönünde sloganlar attı.

Etkinlik, katılımcıların ve vatandaşların güvenliğini, kamu ve özel mülklerin korunmasını sağlamak amacıyla kent genelinde, özellikle merkezde yoğun iç güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığı bir ortamda gerçekleştirildi.

Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)
Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)

Haseke İç Güvenlik Güçleri tören öncesinde yayımladığı açıklamada, toplu etkinlikler sırasında silah taşınmasını ve havai fişek kullanılmasını yasakladı. Açıklamada, güvenliği bozabilecek veya vatandaşların hayatını tehlikeye atabilecek davranışlardan kaçınılması gerektiği vurgulandı. Güvenlik güçleri, ihlallere müsamaha gösterilmeyeceğini ve sorumlular hakkında gerekli yasal işlemlerin uygulanacağını bildirdi.

Adalet Sarayı’nda inceleme

Haseke kent merkezinde bayrak töreni düzenlenirken Vali Yardımcısı Hilali, vilayetin başsavcısı Yargıç Gazi eş-Şeyh İbrahim ile birlikte Adalet Sarayı binasında incelemelerde bulundu. Hilali, ziyaretin amacının “yargı sistemini işler hâle getirmek için uygun koşulları hazırlamak” olduğunu belirtti.

Bu gelişmelerden önce, feshedilen Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı unsurların Adalet Sarayı çevresindeki mevzilerinden çekilmesinin ardından çarşamba günü bölgede iç güvenlik güçlerinin varlığı artırılmıştı. SDG’ye bağlı Terörle Mücadele Güçleri (HAT) ise salı günü mevzilerini İç Güvenlik Güçleri’ne teslim etti. Böylece hükümetin kent genelindeki güvenlik varlığı da güçlendirildi.

Şarku’l Avsat’a konuşan aktivistlere göre, bu gelişmelerin ardından Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tümgeneral Abdulkadir Tahhan ile Dış İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Abdurrahman ed-Dabbağ, geniş bir güvenlik heyetiyle Haseke’ye geldi.

Devletin kontrolünün genişletilmesi talebi

Son gelişmeler, Haseke vilayetindeki çeşitli kent ve kasabalarda geçen cuma namazının ardından düzenlenen kitlesel barışçıl gösterilerin sonrasında yaşandı. Göstericiler, devlet otoritesinin tesis edilmesini ve devlet kurumlarının vilayetin bütün bölgelerindeki varlığının güçlendirilmesini talep etmişti.

Söz konusu gösteriler, SDG’nin ağustos ayının sonunda feshedildiğinin duyurulmasının ardından düzenlendi. Bu karar, 29 Ocak 2026’da Suriye hükümetiyle imzalanan anlaşma kapsamında alındı. Anlaşma, eski Özerk Yönetim’in sivil, güvenlik ve askerî kurumlarının devlet yapısına entegre edilmesini öngörüyordu.

Buna karşın Arap topluluğunun temsilcileri, entegrasyon süreci devam etmesine rağmen, Suriye devletinin vilayetin geniş kesimlerinde fiilî kontrol sağlayamadığını belirtiyor.

Kuzey Suriye’de yaşayan ve sosyal medyada faaliyet gösteren Arap topluluğu mensubu aktivist Suheyb el-Ya‘rubi, Haseke’deki sevinç gösterilerini yansıtan videolar paylaştı. Görüntülerden birinde yaşlı bir adamın bayrak göndere çekilirken “Allahuekber” diye bağırdığı görüldü.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Ya‘rubi, görüntülere eşlik eden paylaşımında, “Haseke halkının bugün yaşadığı sevinci görenler, son yıllarda ne kadar büyük baskı ve sıkıntılar yaşadıklarını anlayabilir” ifadelerini kullandı. Aktivist ayrıca, “İki yıl boyunca rejimin düşmesinin sevincinden mahrum bırakılmaktan daha ağır ne olabilir?” diye yazdı.

Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye dönmesiydi

Haseke’deki Arap aşiretlerine mensup ve geçen cuma günü düzenlenen gösterilere katılım çağrısı yapan aktivist İbrahim el-Halebi, kentteki hızlı gelişmelerin Suriye hükümetinin halk hareketinin taleplerine verdiği bir cevap olduğunu söyledi.

El-Halebi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, feshedilen SDG’nin entegrasyon anlaşmasının maddelerini uygulamakta uzun süre oyalandığını belirtti. Bu maddelerin başında devlet egemenliğinin tesis edilmesi, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesinin sağlanmasının geldiğini ifade eden El-Halebi, bunun halk arasındaki gerilimi artırdığını belirtti.

El-Halebi ayrıca, SDG bünyesindeki bazı güvenlik ve siyasi çevrelerin Kürdistan İşçi Partisi’ne (PKK) bağlı olduğunu ve entegrasyon sürecine karşı çıktığını öne sürdü. Bu çevrelerin, Haseke’deki farklı toplumsal kesimleri kışkırtan tutumlar sergilediğini ifade etti.

Mevcut koşullarda güvenliğin sağlanması ve devlet kurumlarının bölgeye girişi için askerî bir operasyonun uygun olmayacağını düşündüklerini belirten el-Halebi, bu nedenle vilayet genelinde, özellikle Haseke kent merkezinde kitlesel gösteriler düzenlenmesi çağrısında bulunduklarını söyledi.

El-Halebi, amaçlarının devlete ve tüm taraflara Haseke’nin Suriye’nin bir parçası olduğunu hatırlatmak olduğunu belirterek, taleplerinin herhangi bir etnik, dinî veya toplumsal gruba karşı yöneltilmediğini vurguladı. “Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye girmesi, güvenliğin sağlanması, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesiydi” dedi.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Halebi, gösterilerin önemli sonuçlar doğurduğunu savunarak, Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı’nın, yardımcısının ve geniş bir güvenlik heyetinin Haseke’ye geldiğini, ardından Adalet Sarayı’nın teslim edildiğini ve ulusal bayrağın Özgürlük Meydanı’ndaki en yüksek direğe çekildiğini söyledi. Binlerce kişinin meydanda toplanarak “Bir, bir; Suriye halkı birdir” sloganını attığını belirtti.

Halk hareketinin Suriye devletinin Haseke vilayetinde tam egemenlik kurmasına kadar devam edeceğini ifade eden el-Halebi, yaşananları bir etnik veya dinî grubun diğerine karşı zaferi olarak görmediklerini söyledi. Bunun Suriye halkının iradesinin zaferi olduğunu savunan el-Halebi, devlet dairelerinin ve kamu hizmetlerinin yeniden faaliyete geçmesini, güvenliğin sağlanmasını, tutukluların serbest bırakılmasını ve yerinden edilenlerin geri dönmesini beklediklerini dile getirdi.

Haseke vilayetinde, aralarında el-Halebi ve el-Ya‘rubi’nin de bulunduğu kuzey Suriye’deki aktivistlerin çağrısıyla yarın bugün yeni gösteriler düzenlenmesi için hazırlıklar sürüyor. “Tek bayrak, vatanın bayrağıdır” sloganıyla yapılması planlanan gösterilerde, Suriye’deki bütün toplumsal kesimleri temsil ettiği belirtilen ulusal bayrağın göndere çekilmesi hedefleniyor.


Sudan’da Minavi’den “devletin milislere desteği sürerse isyan ederiz” tehdidi

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)
TT

Sudan’da Minavi’den “devletin milislere desteği sürerse isyan ederiz” tehdidi

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)

Sudan’ın batısındaki Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi, devletin ülkede daha fazla milis gücü oluşturmayı sürdürmesini protesto ederek, yeniden silahlı isyana başvurabilecekleri uyarısında bulundu. Minavi’nin açıklamaları, güçlerinin Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) karşı Sudan ordusuyla birlikte savaştığı bir dönemde, siyasi ve askerî açıdan ne anlama geldiğine ilişkin yoğun tartışmalara yol açtı.

Minavi, çarşamba günü başkent Hartum’da düzenlenen halk toplantısında, “Milisleri destekleyen bir devlet istemiyoruz. Cancavid milislerini veya hangi ad altında olursa olsun herhangi bir milisi destekleyen devlete karşı isyan edeceğiz” dedi. Minavi, “hangi ad altında olursa olsun” ifadesini birkaç defa tekrarladı.

Darfur Valisi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sudanlı vergi mükelleflerinin parasıyla ya da bizim ve çocuklarımızın kanı pahasına herhangi bir Cancavid mensubunu veya milis üyesini getirip destekleyen bir devleti kabul etmeyeceğiz.”

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısına katılımının ardından Hartum’a dönüşünde düzenlenen karşılama sırasında Hartum Uluslararası Havalimanı’nda askerler (AFP)
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısına katılımının ardından Hartum’a dönüşünde düzenlenen karşılama sırasında Hartum Uluslararası Havalimanı’nda askerler (AFP)

Buna karşılık Minavi, Darfur’daki Ortak Güç ile Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin, HDK’nin kontrolündeki son bölgeyi kurtarmak için karada ve havada omuz omuza mücadele ettiğini söyledi. Minavi, bu açıklamayla HDK’nin kontrolünü tamamen elinde tuttuğu Darfur bölgesine işaret etti.

Minavi, Darfur’daki Ortak Güç’ü oluşturan silahlı grupların en büyüğü olan Sudan Kurtuluş Ordusu Hareketi’ne liderlik ediyor. Söz konusu güç, HDK’ye karşı savaşta Sudan ordusunun yanında yer alıyor. Ortak Güç bünyesinde ayrıca Maliye Bakanı Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi de bulunuyor.

Minavi, açıklamalarından yalnızca birkaç saat sonra X platformunda yayımladığı mesajla sözlerine açıklık getirdi. Milislere karşı çıktığı konuşmasının “Cancavid yanlısı bir medya mensubu tarafından çarpıtıldığını” öne sürdü. HDK mensuplarına atıfta bulunan Minavi, “Evet, sizin deneyiminizden ders çıkararak milislere karşı çıkıyorum. Siz ne kadar çarpıtır veya kışkırtırsanız kışkırtın, şu ana kadar sizden başka milis yok. İlk milis sizdiniz ve sonuncusu da siz olmalısınız” ifadelerini kullandı.

Minavi’nin tehdit olarak yorumlanan açıklamalarının, HDK’den ayrılarak Sudan ordusuna katılan bazı saha komutanlarını bir araya getirmesi beklenen ve “Batı Kalkanı” adıyla anılan yeni bir askerî ittifaka ilişkin kaygıları yansıttığı değerlendirmeleri yapıldı. Söz konusu komutanların çoğunun Darfur’daki Arap topluluklarından geldiği belirtiliyor.

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi, 26 Kasım 2025’te Sudan’ın kuzeyindeki bir yerinden edilmiş kişiler kampını ziyareti sırasında (AFP).
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi, 26 Kasım 2025’te Sudan’ın kuzeyindeki bir yerinden edilmiş kişiler kampını ziyareti sırasında (AFP).

Öte yandan, HDK’ye karşı savaşta ordunun başlıca müttefiklerinden biri olan Minavi’nin açıklamaları, hükümet yanlıları arasında öfke ve sert tepkilere neden oldu. Hükümet yanlısı bazı isimler, sosyal medya üzerinden Minavi’yi hedef aldı. Bu kesimden bazıları, açıklamaları ordunun açıkça tehdit edilmesi olarak yorumladı. Söz konusu yorumlarda, ordunun HDK’den ayrılan grupları kendi bünyesinde toplamasının, müttefik silahlı gruplar arasındaki olası çatışmalara karşı bir önlem olduğu ileri sürüldü.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynaklar, Sudan ordusu veya HDK saflarında savaşan silahlı grupların büyük bölümünün, aksini iddia etseler de aşiret ve bölgesel aidiyetler temelinde şekillendiğini belirtti. Kaynaklar, devletin ve ordunun denetimi dışında faaliyet gösteren çok sayıda milisin Sudan’ın geleceği açısından ciddi bir endişe kaynağı olduğunu vurguladı.

Nisan 2023’te savaşın başlamasından bu yana milis gruplarının sayısındaki artışın, ülkenin farklı bölgelerinde yeni savaş ve silahlı çatışmaların patlak vermesi ihtimaline ilişkin kaygıları artırdığı ifade edildi.

Minavi’ye yönelik yoğun eleştiriler, onun geçmişteki bir isyan girişimini de yeniden gündeme getirdi. Minavi, 2013 yılında devrik Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminde üst düzey yardımcılık görevini yürütürken ikinci kez isyan etmişti.

Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan, 26 Mart 2025’te başkanlık sarayında (Reuters)
Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan, 26 Mart 2025’te başkanlık sarayında (Reuters)

Minavi’nin destekçileri ise açıklamalarının, Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ın bütün silahlı grupların orduya entegre edilmesi yönündeki tutumuyla tamamen örtüştüğünü savundu.

Minavi’nin hareketinin yanı sıra Maliye Bakanı Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi ile Sudan İttifak Güçleri’ni de bünyesinde barındıran Ortak Güç, HDK’ye karşı sahada faaliyet gösteren önemli silahlı oluşumlar arasında yer alıyor. Bu güçlere bağlı birlikler, hâlihazırda Kurdufan ve Darfur bölgelerinde devam eden askerî operasyonlara katılıyor.