Birleşik Krallık Putin’in kişisel servetini araştırıyor

Birleşik Krallık Ulusal Suç Ajansı ve istihbarat servisleri, Rusya Devlet Başkanı'nın Birleşik Krallık'taki mal varlığını tespit edip dondurmaya çalışacak

Rusya Devlet Başkanı, İngiltere'de Ulusal Suç Ajansı’nın yürüteceği soruşturmaya tabi tutulacak (AP)
Rusya Devlet Başkanı, İngiltere'de Ulusal Suç Ajansı’nın yürüteceği soruşturmaya tabi tutulacak (AP)
TT

Birleşik Krallık Putin’in kişisel servetini araştırıyor

Rusya Devlet Başkanı, İngiltere'de Ulusal Suç Ajansı’nın yürüteceği soruşturmaya tabi tutulacak (AP)
Rusya Devlet Başkanı, İngiltere'de Ulusal Suç Ajansı’nın yürüteceği soruşturmaya tabi tutulacak (AP)

Fadia Seyyid
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in şahsi serveti, Ukrayna'ya yönelik saldırının ardından birçok soruyu gündeme getirdi. Resmi Rus belgeleri, Putin'in yalnızca iki eski araba ve küçük bir daireye sahip olduğunu gösteriyor.
Ancak Rusya Devlet Başkanı’nın Londra'da milyonlarca pound değerinde kişisel servet sakladığına inanılıyor. Kleptokrasi birimi, bu konuda soruşturma başlatmak için hazırlanıyor.
Şarku’l Avsat’ın Telegraph gazetesinden aktardığı habere göre Putin, istihbarat servisleriyle birlikte çalışan Ulusal Suç Ajansı (NCA) tarafından yürütülen bir soruşturmaya tabi tutulacak.
Bir ekip, Putin'in aynı zamanda tanınmış ortaklar ve bir ‘Rus oligarkı’ üzerinden Birleşik Krallık'ta hangi varlıklara sahip olduğunu belirlemeye çalışacak.
Gazetenin atıfta bulunduğu kaynak, “Şu anda bu konuda çalışanlar var. Buna zaman harcayacak olan kleptokrasi ekibi, Putin'in ve yandaşlarının parasını takip edecek”  ifadesini kullandı.

“Dünyanın en zengin adamı”
Habere göre Putin, büyük bir servet biriktirmekle suçlanıyor. İddiaya göre Kremlin tarafından onaylanan anlaşmalardan komisyon aldığı, rejime sadık iş insanlarının da buna dahil olduğu söyleniyor.
Putin'in en yakın ortaklarına karşı yaptırımların düzenlenmesinde etkili olan ABD'li finansör Bill Browder, 2017'de ABD Senatosu’nda gerçekleştirdiği konuşmasında Putin'in kişisel servetinin 200 milyar dolara ulaşabileceğini, bunun onu ‘dünyanın en zengin adamı’ yapacağını söyledi.

Şüpheli Rus kökenleri
Savaş başladığı sırada İngiltere Başbakanı Boris Johnson, NCA bünyesinde ‘Birleşik Krallık'ta gizli usulsüz Rus varlıklarını’ hedef alacak bir kleptokrasi biriminin kurulduğunu duyurmuştu. Birim, hem yaptırım ihlalleri hem de yozlaşmış seçkinler üzerine araştırmalarda bulunacak. Bu da birime Putin'in servetini inceleme yetkisi sağlayacak.
NCA’dan Putin ve yardımcılarının hedef alınacağını belirten bir kaynak, ancak Kremlin ile doğrudan bağlantılı varlıkları bulmanın kolay olmayacağını vurguladı.
Gazetenin bildirdiğine göre NCA, haklı olduğu durumlarda herhangi bir soruşturmayı ilerletmek için MI5, MI6 ve GCHQ istihbarat teşkilatlarına güvenebilir.
Rus yolsuzluğunu vurgulayan ve daha sert yaptırımların uygulanması çağrısında bulunan İşçi Partisi Milletvekili Chris Bryant, İngiltere Parlamentosunda hazine bakanlarını Putin'in kişisel servetini hedef almaya çağırdı. Aynı zamanda bu servetin çoğunun İngiltere'de olduğunu öne sürdü.

Mevcut seçeneklerin kullanılması
NCA sözcüsü, “NCA, yeni hücreyi hızla kurmak için hükümet ortaklarıyla yakın bir şekilde çalışıyor. Birleşik Krallık'ta varlıklarını aklayan yozlaşmış seçkinleri kovuşturmak için kullanılabilecek tüm yasal seçenekleri ve taktikleri kullanacağız. Mevcut çabaları destekleme yönünde görevlilerin sayılarını zaten artırdık. Kaçınılmaz olarak karmaşık ve uzun soluklu operasyonlarda ilerleme sağlamak için birimi güçlendireceğiz” dedi.
NCA, yeni birimin yozlaşmış Rus parasını yalnızca İngiltere'de değil, aynı zamanda Ukrayna'ya karşı savaşta yardımcı olan Belarus dahil diğer ülkelerde de araştıracağını vurguladı.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.