Irak’ı bölgesel çatışma alanına dönüştürme girişiminin arkasında kim var?

İran’ın Erbil’e yönelik saldırısı Irak resmi makamlarından büyük tepki çekti

Iraklı Kürtler 16 Mart’ta Halepçe kentine düzenlenen kimyasal saldırının 34. yıldönümünde Halepçe mezarlığını ziyaret ediyorlar (AFP)
Iraklı Kürtler 16 Mart’ta Halepçe kentine düzenlenen kimyasal saldırının 34. yıldönümünde Halepçe mezarlığını ziyaret ediyorlar (AFP)
TT

Irak’ı bölgesel çatışma alanına dönüştürme girişiminin arkasında kim var?

Iraklı Kürtler 16 Mart’ta Halepçe kentine düzenlenen kimyasal saldırının 34. yıldönümünde Halepçe mezarlığını ziyaret ediyorlar (AFP)
Iraklı Kürtler 16 Mart’ta Halepçe kentine düzenlenen kimyasal saldırının 34. yıldönümünde Halepçe mezarlığını ziyaret ediyorlar (AFP)

İran’ın Irak Kürdistan Bölgesi’nin (IKB) başkenti Erbil’e düzenlediği füze saldırısı, Irak’ın bölge ve dünyadaki ülkeler arasında tasfiye hesaplarının görüldüğü bir saha mı olduğu sorularını yeniden gündeme getirdi. Nitekim İran’ın saldırısı iki komşu ülkenin ikili ilişkileri açısından tehlikeli bir emsal teşkil ediyor.
Irak Dışişleri Bakanlığı, Erbil kentine yapılan saldırının ardından İran’ın Bağdat Büyükelçisi İrec Mescidi’yi bakanlığa çağırdı.
Irak Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, İran’ın Bağdat Büyükelçisi İrec Mescidi’nin bakanlığa çağrıldığına işaret edilerek, 13 Mart’ta Erbil’e düzenlenen ve bölge sakinleri arasında korkuya neden olmasının yanı sıra sivil tesislerde ve vatandaşların evlerinde maddi hasara sebep olan İran füze saldırısına yönelik Irak hükümeti protestosunun Mescidi’ye teslim edildiği bildirildi.
Bakanlık tarafında yapılan ve ‘Irak’ın egemenliğine ve topraklarına yönelik açık ihlalin’ kınandığı açıklamada “Bu tür tavırlar sadece iyi komşuluk ilişkileri ilkesini ihlal eder ve bölgedeki manzaraya gölge düşürerek manzarayı daha da karmaşık hale getirir” ifadelerini kullandı.
Buna karşılık İran devlet medyasının yayınladığı Devrim Muhafızları’na ait açıklamada, saldırıda Irak’ta “İsrail’e ait stratejik bir merkezin hedef alındığı” ifadesi kullanıldı.
Kürt yetkililer Irak dışından fırlatılan 12 balistik füzenin Erbil’deki ABD Konsolosluğu ve çevresindeki yerleşim yerlerini hedef aldığını açıklarken, basında yer alan haberlerde saldırı sonucu bir sivilin yaralandığı iddia edildi.
Erbil saldırısı, İsrail’in Suriye’nin başkenti Şam yakınlarında düzenlediği ve İran Devrim Muhafızları mensubu 2 unsurun öldürüldüğü hava saldırısından birkaç gün sonra düzenlendi. İran, İsrail’i Suriye’deki saldırıya misilleme yapmakla tehdit etmişti.

Diplomatik yollar
Irak Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamada, Erbil’e düzenlenen saldırının İran’a diplomatik yollardan resmi olarak bildirildiği bilgisi paylaşıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Başbakan ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Mustafa el-Kazımi, Savunma ve İçişleri Bakanları’nın eşliğinde Kürdistan Bölgesi’nin Erbil vilayetini ziyaret etti ve Irak Kürdistan Bölgesi’nde bazı yetkililerle bir araya geldi. Başbakan Kazımi füze saldırısının gerçekleştiği alanda incelemelerde bulundu. Kazımi, Kürdistan Demokrat Partisi Başkanı Mesud Barzani, Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ve Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani ile bir araya geldi. Görüşmede ülkenin genel durumu ve Erbil’i hedef alan füze saldırısının en önemli yansımaları ele alındı. Sivillerin korkmasına sebep olan, yasal sınırları ve uluslararası normları hiçe sayan saldırının reddedildiği vurgulandı. Saldırının etkileri hakkında rapor sunulması ve gerçekler ile delillerin toplanması amacıyla Ulusal Güvenlik Danışmanlığı ve bazı güvenlik mercileri tarafından bir komisyon kurulması talimatı verildi. Kazımi, saldırı sebebiyle zarar gören Kürdistan24 televizyon kanalının da içinde bulunduğu füze saldırısına uğrayan alanı inceledi, alanda ikamet eden halkla bir araya geldi, alan ve içindekilerle ilgili sundukları detaylı açıklamayı dinledi.”
Başbakanlık Ofisi’nin açıklamasına göre Kazımi, Erbil’deki temasları sırasında “Erbil’in Bağdat’ta var olduğu gibi Bağdat’ın da burada, Erbil’de var olduğunu vurguladık” ifadesini kullandı.
Irak’ın egemenliğine diğer tarafların saygı duyması gerektiğini vurgulayan Kazımi, “Bu durum diplomatik yollardan resmi olarak bildirildi. Şüphelere değil kanıtlara dayanılmalı. Ortak sorunlarla yüzleşmek için bölgedeki çeşitli ülkeler arasında güvenlik işbirliği olmalı” dedi.
Başbakan Kazımi Iraklı siyasi grupları Irak’ın egemenliği üzerinde birleşmeye çağırarak, yaşanan bu olayın, ülkenin karşılaştığı zorluklar karşısında sorunların çözülmesi ve safların birleştirilmesi noktasında itici bir güç olması gerektiğini ifade etti.
Irak’ın, dış tasfiye hesaplarının yapıldığı bir alana dönüştürülmesini reddettiğini vurgulayan Kazımi, “Hükümet, her türlü saldırılara veya ülke egemenliğine ve vatandaşlarının onuruna yönelik her türlü zarara karşı Irak devletinin egemenliğini güçlendirecek ve tahkim edecek her şeyi yapmaya devam ediyor. Irak, uluslararası ve bölgesel aktif rolünü güçlendirmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Irak’ın tasfiye hesaplarının gerçekleştiği bir alana dönüşmesine karşı yapılan uyarılar
Irak Meclisi Birinci Başkan Yardımcısı Hakim ez-Zamili’nin ofisinden yapılan açıklamada, “Irak, topraklarının bölgedeki ve dünyadaki ülkeler arasında tasfiye hesaplarının yapıldığı bir alana dönüşmesine izin vermeyecek. Erbil saldırısı olayıyla ilgili Meclis Gerçekleri Araştırma Komisyonu hedef alınan alan hakkında bilgi edinmek için salı günü vilayete (Erbil) saha turu gerçekleştirdi. Komisyon ayrıca saldırının şekli ve özelliklerini görüşmek ve saldırıyla ilgili tüm detayları ve gerçekleri dinlemek amacıyla Kürdistan Bölgesi İçişleri Bakanı Reber Ahmed Halid, Kürdistan Bölgesi Meclis Başkan Yardımcısı ve İçişleri Bakanlığı’nın üst düzey yetkilileri ile genişletilmiş bir toplantı düzenledi. Erbil, Bağdat, orta kesimdeki ve güneydeki vilayetler arasında bir fark yok. Çünkü ülkenin güvenliği tek. Onu korumak ortak bir sorumluluk ve görevdir. Herhangi bir ülkeden herhangi bir müdahale veya yanlış davranış ya da saldırı hiçbir şekilde kabul edilemez. Irak’ın egemenliği bölünmez” ifadelerine yer verildi.
Zamili, Bağdat ve IKB’deki güvenlik ve istihbarat birimlerinden koordinasyon ve işbirliği düzeyini artırmalarını ve ülke güvenliğinin korunması için haklarında yakalama emri çıkarılan kişilerle ilgili bilgi alışverişinin yapılmasını talep etti.
Irak’ın, komşu ülkelerini tehdit etmediğini ve hepsiyle arasında iyi komşuluk ilişkileri bulunduğunu vurgulayan Zamili, “Irak genel olarak birçok ülke tarafından hedef alınıyor. Çünkü bu ülkelerden bazıları Irak’ın istikrarını istemiyor. Komşu ülkeler Irak’ın onları tehdit etmediğini aksine yatırım ve çalışma için onlara açık olduğunu anlamalılar. Irak’ın kararı hiçbir ülkeye bağlı değildir. Hiçbir Iraklı, toprağının ve evlatlarının hedef alınmasını kabul etmiyor. Herhangi bir Iraklının topraklarının üzerinde hedef alınmasını reddediyoruz. Meclis’in net bir tavrı olacak” ifadesini kullandı.
IKB İçişleri Bakanı Reber Ahmed, saldırının gerçekleştiği bölgeyle ilgili detaylı bilgi verdi. Ahmed, “Erbil’in, toprakları üzerinde İsrail’in varlığını kabul etmesi mümkün değil. Erbil teröristler ve haydutlar için güvenli bir sığınak olmayacak. Kürdistan Bölgesi Hükümeti olayla ilgili uluslararası bir soruşturmanın yürütülmesine hazırdır” dedi.
Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Erbil’de İsrail karargahlarının bulunduğu yönündeki bahanelerle ilgili gerçeklerin açığa çıkarılması için bir komisyon kurulması hususunda Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani ile anlaştı.

Sadr’ın tweet’i
KDP yöneticisi Vefa Muhammed Kerim, Erbil kentine yapılan füze saldırısı ile Sadr’ın ‘bir sonraki hükümet ne doğu ne de batı hükümeti olacak’ tweet’i arasında bir ilişki kurdu. Kerim basına yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
“Saldırı, diplomatik ve siyasi bir saldırı hükmünde. Saldırı, Sadr’ın Koordinasyon Grubu ile yaptığı toplantının ardından bir sonraki hükümetin ne doğu ne de batı hükümeti olacağı şeklindeki son tweet’ine İran’ın verdiği bir yanıttır. Bu tweet, (Kudüs Gücü Komutanı İsmail) Kaani’nin Koordinasyon Grubu’nu tümüyle hükümete dahil etme girişimlerine indirilmiş bir darbeydi. Koordinasyon Grubu, İran’ın vekilleridir. Maliki ve Sadr arasındaki telefon görüşmesi, Koordinasyon Grubu’nun tümüyle hükümete girmesine verilen bir onay değildi aksine diyalogların yeniden başlatılmasıydı. Görüşme aynı zamanda Koordinasyon Grubu’nu Cafer es-Sadr’ı bir sonraki başbakan olarak kabul etmeye zorlamayı amaçlıyordu. İranlılar ne doğu ne batı hükümeti söylemi karşısında güçlerini göstermek için saldırarak cevap verdi. Bu saldırıyla herkese verilen mesajda, Koordinasyon Grubu’nun hedef alınmasının kendileri için vahim sonuçları olacağı ifade ediliyor. İsrail karargahlarıyla ilgili sözler yalandır. Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani bombalanan karargahların ve İsrail karargahlarının varlığını gösteren herhangi bir işaretin olup olmadığının incelenmesi için tam teşekküllü bir soruşturma ekibi talep etti. (Sadr’ın evinin bulunduğu Necef kentinin) Hanane bölgesindeki son toplantıda Cafer es-Sadr’ın hükümeti kurması gereken kişi olduğu vurgulandı. Cafer’in devlet yönetimini üstlenmesi, İran’a bağlı tüm Iraklı grupların lağvedilmeye devam edileceği anlamına gelir. Bu mesaj Tahran’a ulaştı. Tahran da bu mesaja füzelerle yanıt verdi.”
İran Devrim Muhafızları pazar günü Erbil saldırısını resmen üstlendi. İran Devrim Muhafızları’nın resmi açıklamasında, “İsrail Komplo Stratejik Merkezi’nin” cumartesiyi pazara bağlayan gece Devrim Muhafızları’na bağlı güçler tarafından güçlü ve hassas füzelerle vurulduğu belirtildi.



Lübnan... Hizbullah’ın ülkeyi yeni bir savaşa sürüklemesi nedeniyle öfke giderek artıyor

İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)
İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)
TT

Lübnan... Hizbullah’ın ülkeyi yeni bir savaşa sürüklemesi nedeniyle öfke giderek artıyor

İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)
İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)

Beyrut’un yoğun nüfuslu Aişe Bekkar mahallesinde çarşamba günü düzenlenen İsrail saldırısının ardından hüzün ile artan öfke iç içe geçmiş durumda. Savaşın başlamasından bu yana birçok Lübnanlı, ülkeyi yeni bir savaşa sürüklediğini düşündükleri Hizbullah’a tepki gösteriyor.

Hedef alınan binaya birkaç metre uzaklıktaki küçük sebze dükkânında AFP’ye konuşan Rande Harb, öfkeyle “Hizbullah silahlarını devlete teslim etmeli. Silahlar yalnızca meşru güvenlik güçlerinin elinde olmalı. Nokta” dedi.

İsrail’in binadaki bir daireyi hedef alan saldırısı çevredeki binalarda da hasara yol açtı. Sebze dükkânının karşısında bulunan, siyah başörtüsü ve abaya giyen bir kadın ise gözyaşları içinde, “Biz sadece barış içinde yaşamak istiyoruz” ifadesini kullandı.

Hizbullah, Kasım 2024’te İsrail ile arasında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana İsrail’in Lübnan’a yönelik aralıksız saldırılarına bir yıldan fazla süre boyunca karşılık vermemişti. Ancak örgüt, 2 Mart gecesi Tahran’da ABD-İsrail ortak saldırısında İran Dini Lideri Ali Hamaney’in öldürülmesine yanıt olarak İsrail’e doğru bir dizi füze ve insansız hava aracı (İHA) fırlattı.

Art arda yaşanan savaşlar ve süregelen ekonomik kriz nedeniyle yorgun düşen birçok Lübnanlı ise bu savaşın kendilerine ait olmadığını düşünüyor.

Lübnan hükümetinin son verilerine göre İsrail saldırılarında 13 gün içinde 634 kişi hayatını kaybetti, bin 500 kişi yaralandı. Ayrıca 800 binden fazla kişi de yerinden edildi.

Hedef kim?

Yaralıların tahliye edilmesinin hemen ardından, yoğun nüfuslu ve yerinden edilmiş kişilerin de bulunduğu mahallede hedef alınan dairedeki kişilerin kimliğine dair söylentiler yayılmaya başladı. Yakındaki bir mağazada çalışan bir kişi hedef alınan kişinin Hizbullah mensubu olduğunu söylerken, elektrik işiyle uğraşan ve bir gıda dükkânı bulunan Muhammed ise “Onun Hamas mensubu olduğunu söylüyorlar” dedi. Muhammed, söz konusu kişinin yaklaşık üç haftadır bu binada yaşadığını belirtti.

efthyj

Muhammed, hedef alınan kişinin kimliğinin önemli olmadığını, asıl sorunun ‘Hizbullah ve Hamas’ın varlığının Lübnanlıları büyük bir tehlikeye sürüklemesi’ olduğunu ifade etti. Muhammed, “Onlar hedef alındıkları için buraya geldiler. Eğer şehit olmak istiyorlarsa kendi yerlerinde kalsınlar. Yalnız başlarına şehit olsunlar” diye konuştu.

Kucağında bir çocuk taşıyan Azize Ahmed ise 2024’teki savaş sırasında evinde sekiz yerinden edilmiş aileyi ağırladığını, ancak bu kez İsrail’in ağır yıkıma yol açan saldırılar düzenlediği Beyrut’un güney banliyölerinden yeni bir göç dalgası yaşanmasından endişe ettiğini söyledi.

Hristiyanların çoğunlukta olduğu Mar Mikhael bölgesinde ise genellikle restoran ziyaretçileriyle dolu olan sokakta bir bakkal işleten 68 yaşındaki Tony Saab, savaşın ‘hayatımızı ve geleceğimizi etkilediğini’ belirterek durumu eleştirdi. Saab, “Hizbullah ülkesini ya da kendi destekçilerini düşünmeden kararlar alıyor” dedi. Örgütün ‘anlamsız savaşlar yürüttüğünü’ savunan Saab, “Bir roket atarsanız size yüz roketle karşılık verirler... Bu savaş dengeli değil” ifadelerini kullandı.

“Kim intihar etmek ister?”

Uzun yıllar boyunca Hizbullah, İsrail’e karşı mücadele eden silahlı güç olarak hem Lübnan’da hem de Arap dünyasında geniş bir popülariteye sahipti. 2006 yılında 33 gün süren savaş sırasında Lübnanlılar, güneyden gelen yerinden edilmiş kişilere evlerinin kapılarını açmıştı. Ancak örgüt, Suriye’de Beşşar Esed güçlerinin yanında savaşması ve önceki yönetim döneminde Tahran ile Şam’ın desteğiyle Lübnan’daki siyasi hayatın önemli noktalarını kontrol etmesi nedeniyle zamanla popülaritesini kaybetmeye başladı.

Mevcut savaşın başlamasından bu yana dikkat çeken gelişmelerden biri de, üyelerinin büyük bölümü Hizbullah’a bağlılık duyan Şii toplumunun içinden eleştirel seslerin yükselmeye başlaması oldu. Sosyal medya platformlarında da bu kesimden çok sayıda video ve yorum paylaşılırken, savaş ve Hizbullah’ın performansı eleştiriliyor.

55 yaşındaki Sünni Lübnanlı Gade, “Biz hiçbir zaman onlardan ya da Seyyid’den (Hizbullah’ın eski genel sekreteri Hasan Nasrallah) nefret etmedik. İsrail’i durduran ve geri püskürten oydu” dedi. Ancak Gade’ye göre ‘artık durum değişti’.

Gade, Hizbullah’ın popülaritesini ‘Şiiler arasında bile’ kaybetmeye başladığını belirterek, “İnsanlar yoruldu” ifadesini kullandı.

Şii bir aileden gelen avukat Lina Hamdan ise “Kimse bu savaşı istemiyor. Kim intihar etmek ister? İlk kurbanlar onlar (Şiiler) olur” diye konuştu.

Hizbullah’a muhalif olan Hamdan, mevcut savaşın örgütün siyasi ve askeri geleceği açısından ‘bir dönüm noktası’ olacağını düşünüyor.

Beyrut’ta yerinden edilmiş kişiler için barınağa dönüştürülen bir okulda yaşayan 53 yaşındaki Hiyam ise “Bu savaşın amacı ne? Hiçbir şey mantıklı görünmüyor” dedi.

Genellikle geniş yardım kuruluşları, hastaneler ve okullardan oluşan bir ağ üzerinden yerinden edilmiş kişilere destek sağlayan Hizbullah’ın bu kez aynı desteği sunmadığını söyleyen Hiyam, “Bu defa kendi başımızın çaresine bakmaya bırakıldık” ifadesini kullandı.


Irak'ta Haşdi Şabi güçlerine yönelik ölümcül saldırılar

Irak'ın batısındaki Akaşat'ta Haşdi Şabi Güçlerine yönelik saldırının gerçekleştiği yeri gösteren ve geniş çapta yayılan bir videodan
Irak'ın batısındaki Akaşat'ta Haşdi Şabi Güçlerine yönelik saldırının gerçekleştiği yeri gösteren ve geniş çapta yayılan bir videodan
TT

Irak'ta Haşdi Şabi güçlerine yönelik ölümcül saldırılar

Irak'ın batısındaki Akaşat'ta Haşdi Şabi Güçlerine yönelik saldırının gerçekleştiği yeri gösteren ve geniş çapta yayılan bir videodan
Irak'ın batısındaki Akaşat'ta Haşdi Şabi Güçlerine yönelik saldırının gerçekleştiği yeri gösteren ve geniş çapta yayılan bir videodan

Irak, batı sınırlarından güneydeki karasularına kadar uzanan çok cepheli, benzeri görülmemiş bir askeri gerilim evresine girdi. Dün ülkenin batısındaki Akaşat bölgesinde ve Bağdat'ın güneyindeki Sakr kampında bulunan Haşdi Şabi Güçleri’nin mevzilerine düzenlenen hava saldırılarında can kayıpları çok sayıda yaralı olduğu belirtildi.

Irak Silahlı Kuvvetleri ve Ortak Operasyonlar Komutanlığı, saldırıları "belirli bir hedef gözetmeyen sistematik bir saldırganlık" olarak nitelendirerek, güvenlik kazanımlarını baltalamayı ve egemenliği ihlal etmeyi amaçladıklarını belirtti. Sorumlu uçakların belirlenmesi için de alarm durumu ilan edildi.

Daha sonraki bir gelişmede ise patlayıcı yüklü insansız hava araçları (İHA), Bağdat'ın kuzeyindeki Mahmur Kampı'nda bulunan Irak Ordusu'nun 14. Tümeni karargahını hedef aldı, ancak herhangi bir can kaybı yaşanmadı.

Buna paralel olarak, patlayıcı yüklü teknelerin iki yabancı petrol tankerini hedef aldığı bir saldırının ardından çatışma Basra'daki Faw kıyılarına da sıçradı. İran Devrim Muhafızları, tankerlerden birini hedef alma sorumluluğunu üstlendi.

Olay, büyük yangınlara ve Irak limanlarından ham petrol sevkiyatının geçici olarak durmasına neden olarak, ülkenin tam teşekküllü bir bölgesel savaşa sürüklenmesi korkusunu derinleştirdi.


İsrail ordusu Lübnan'daki Litani Nehri üzerindeki Zrariye köprüsünü vurdu

 İsrail'e ait bir F-15 savaş uçağı, 29 Haziran 2023'te İsrail'in güneyindeki Hatzerim Hava Üssü üzerinde uçarken görüntülendi (Reuters)
İsrail'e ait bir F-15 savaş uçağı, 29 Haziran 2023'te İsrail'in güneyindeki Hatzerim Hava Üssü üzerinde uçarken görüntülendi (Reuters)
TT

İsrail ordusu Lübnan'daki Litani Nehri üzerindeki Zrariye köprüsünü vurdu

 İsrail'e ait bir F-15 savaş uçağı, 29 Haziran 2023'te İsrail'in güneyindeki Hatzerim Hava Üssü üzerinde uçarken görüntülendi (Reuters)
İsrail'e ait bir F-15 savaş uçağı, 29 Haziran 2023'te İsrail'in güneyindeki Hatzerim Hava Üssü üzerinde uçarken görüntülendi (Reuters)

İsrail ordusu bugün yaptığı açıklamada, Lübnan'daki Litani Nehri üzerindeki Zrariye Köprüsü'nü hedef aldığını ve burayı Hizbullah militanları için önemli bir geçiş noktası olarak tanımladığını belirtti.

Ordu, grubun son zamanlarda köprü yakınlarına roketatarlar yerleştirdiğini ve bunlardan İsrail'e roketler fırlattığını ifade etti.

Bu, İsrail ordusunun Hizbullah ile mevcut çatışmalarda Lübnan'daki bir köprüyü hedef aldığı ilk olay.

İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri liderleri, Ortadoğu'daki savaş bugün ikinci haftasına girerken, yüzlerce can kaybına, milyonlarca insanın hayatının alt üst olmasına ve finans piyasalarının sarsılmasına yol açan çatışmalara devam edeceklerini açıkladılar.

İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hameney, dün televizyonda yayınlana ilk açıklamasında Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalacağına dair söz verdi. İslam Devrim Muhafızları Ordusu'na yakınlığıyla bilinen sertlik yanlısı lider, "Herkese temin ederim ki, şehitlerinizin kanının intikamını almayı unutmayacağız" dedi. Açıklamayı kendisinin yapmamasının nedeni ise belirsizliğini koruyor.