Doktorlar: 60 yaşından sonra bunları yapmayın!

Doktorlar: 60 yaşından sonra bunları yapmayın!
TT

Doktorlar: 60 yaşından sonra bunları yapmayın!

Doktorlar: 60 yaşından sonra bunları yapmayın!

Zihinsel ve fiziksel sağlığınıza dikkat ederseniz hayat altmış yaşında başlar. Dr. Tanya Gure, “Bu yaş grubundaki birçok insan, kariyerlerindeki değişikliklerle yüzleşmek ve emeklilik sonrası yıllarının nasıl olacağını düşünmek zorunda” diyor. “Emekli olmayı planlayan birçok hasta görüyorum, ancak genellikle bazı endişeleri var. Örneğin, altmışlı yaşlarında birçok insan gün geçtikçe, yalnızca yetişkin çocuklarının hayatlarına destek olmakla kalmayıp, aynı zamanda torunlarına da maddi olarak veya bebek bakıcılığı yaparak destek oluyor. Bu yaşta da ortaya çıkan yaşlı bakımından bahsetmiyorum bile.”
Şarku’l Avsatın Eat this not that adlı sağlık portalından aktardığına göre doktorların 60 yaşından sonra kaçınmanızı istediği beş şey var.

1- Kovid-19 aşılarını ve takviyeleri atlamayın
CDC'ye göre, aşılanmamış yaşlı yetişkinlerin Kovid-19 kaynaklı ciddi komplikasyonlar geliştirme olasılığı daha yüksek. Bu nedenle 60 yaşın üzerindeyseniz aşılarınızı yaptırdığınızdan ve takviyelerinizi aldığınızdan emin olun.
Virginia Üniversitesi'nden immünolog Prof. Dr. William Petrie, "En büyük risk faktörü yaştır. 45 yaşın altındaysanız, ölme şansınız neredeyse yok, ancak sonrasında risk katlanarak artıyor.” dedi.

2- Sağlıklı uykuyu ihmal etmeyin
Dr. Rajkumar Dasgupta şunları söylüyor: "Birçok yaşlı yetişkin, akşamları daha erken uyuma ve sabahları gençliğine göre daha erken uyanma eğiliminde. Bu, ileri uyku fazı bozukluğu (ASPD) veya sabah eğlencesi olarak adlandırılan sirkadiyen bir ritim sorunudur. Yaşlandıkça uyku düzeni değişse de, uyku düzeninin bozulması ve yorgun uyanmanın normal yaşlanmanın bir parçası olmadığını hatırlamak önemli.”
Andrew E., “Orta yaştaki kalitesiz uykunun pek çok nedeni var; vardiyalı çalışma, uykusuzluk, bakım sorumlulukları, endişeler ve tarihinde yetiştirilmesi gereken işler bunlardan bazıları. Tüm bu nedenler kontrol edilemese de, bazıları kontrol altına alınabilir. Mesela, her gece geç saatlere kadar çalıştığınız için şu anda yalnızca dört ila beş saat uyuyorsanız, alışkanlıklarınızı değiştirmek isteyebilirsiniz. Aksi takdirde emeklilikte bunama geliştirme riskiyle karşı karşıya kalırsınız!” dedi.

3- Egzersiz yapmayı bırakmayın
Egzersiz yapmak, özellikle yaşlandıkça genel sağlık ve mutluluk için çok önemlidir. Fiziksel terapist Gary Calabrese, düzenli egzersizin daha iyi zihinsel sağlık, kalp sağlığı, kilo yönetimi ve daha fazlasıyla bağlantılı olduğunu söylüyor. Ayrıca, egzersizin faydalarının, egzersize başlama korkusundan çok daha ağır bastığını, hareketi ve dengeyi arttırdığını, kronik hastalıkları azalttığını, kilo vermenize yardımcı olduğunu ve yağsız kas kütlesini arttırdığını ve uykuyu iyileştirdiğini vurguluyor.

4- Çok fazla abur cubur yemeyin
Besleyici ve dengeli beslenme sağlıklı yaşlanmanın anahtarıdır. Ancak şeker ve işlenmiş gıdalarla dolu bir beslenme ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Dr. Katherine White “Örneğin, evden çıkmakta veya ağır alışveriş poşetlerini taşımakta zorlanıyorsanız, eve teslimat hizmeti olan marketleri deneyin. Böylelikle online alışveriş yaparak yemeğinizin doğrudan kapınıza teslim edilmesini sağlamış olursunuz. Her gün kendiniz için yemek pişirmek size çok fazla geliyorsa veya akşama kadar enerjinizin azaldığını hissediyorsanız, hafta sonu birkaç öğün yemek hazırlamaya çalışın. Yenekleri buzdolabında veya donmuş halde hafta içinde yeniden ısıtmaya hazır olacak şekilde saklayın. Tek kap yemekler, sağlıklı, dengeli ve ucuz yemekleri hızlı bir şekilde hazırlamanın harika bir yoludur ve bu da yaşlandıkça önemli bir husus olabilir” diyor.

5- Sigaradan uzak durun
Sigara içmek sağlığa zararlıdır ve hayatınızı kısaltabilir. Neyse ki, yıllarca sigara içtikten sonra bile ciğerlerinizin iyileşme şansının yüksek olduğunu gösteren çalışmalar var.
Dr. Peter Campbell: “Solunum yolları duvarını sihirli bir şekilde yenileyen bir hücre grubu var. Dikkat çekici şeylerden biri, 40 yıl sigara içtikten sonra bile sigarayı bırakan hastalarda, tütüne maruz kalmaktan tamamen zarar görmemiş hücrelerin yenilenmesi” diye konuştu.
 



Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
TT

Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)

Bilinen en eski omurgalının 4 gözü olduğu tespit edildi. 

Örümceklerin 8, arıların 5, kutu denizanalarının ise 24 gözü var. Ancak bu istisnaların dışında yeryüzündeki çoğu hayvan sadece iki göze sahip.

Öte yandan bilim insanları, omurgalıların zaman içinde diğer gözlerini kaybederek bugünkü görünümüne ulaştığını söylüyor.

518 milyon yıl önce yaşayan Myllokunmingia, dünyanın bilinen en eski omurgalısı. İlk omurgalıların yanı sıra pek çok omurgasız türün de ortaya çıktığı Kambriyen Dönemi'nde yaşayan bu deniz canlıları, bugünkü Çin'in yakınlarındaki sularda dolaşıyordu.

Çin ve Birleşik Krallık'tan araştırmacılar, Çin'in güneyindeki Chengjiang formasyonunda keşfedilen 10 ayrı Myllokunmingia fosilini analiz etti. Bunların 6'sı Haikouichthys ercaicunensis türüne aitken, diğerleri kesin olarak tanımlanamadı.

Göz gibi yumuşak vücut parçaları nadiren korunuyor ancak bilim insanları bu fosillerde göz kalıntıları elde etmeyi başardı.

İleri mikroskop teknikleri ve kimyasal analizler kullanan ekip, hayvanın yüzünün her iki yanında iki büyük göz ve yüzün ortasında iki küçük göz bulunduğunu saptadı.

Bulguları hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmanın başyazarı Peiyun Cong "Anatomilerini anlamak için işe büyük gözleri inceleyerek başladık ve aralarında iki küçük, tamamen işlevsel göz bulmak tam bir sürpriz oldu" diyerek ekliyor: 

Bunu görmek inanılmaz derecede heyecan vericiydi.

Gözlerin hepsinde melanozom tespit eden araştırmacılar, bu organların "kamera tipi" olduğunu, yani görebilmek için ışığa ihtiyaç duyduğunu saptadı. Bu organeller vücudun çeşitli yerlerinde bulunurken, gözdekiler ışığın emilmesinden ve göz renginden sorumlu.

Ardından gözlerde tespit edilen dairesel yapıların da lens olduğu düşünülüyor. Bu sayede gözler muhtemelen ışığı algılamakla kalmayıp görüntü de oluşturabiliyordu. 

Bilim insanları bu deniz canlısının gelişmiş gözleri sayesinde diğer hayvanlara yem olmaktan kurtulduğunu düşünüyor. Kambriyen patlaması sonucu bu dönemde pek çok büyük yırtıcı tür ortaya çıkmıştı.

Makalenin bir diğer yazarı Jakob Vinther "Böyle bir ortamda 4 göze sahip olmak, bu hayvanlara daha geniş bir görüş alanı sağlamış olabilir ve bu da avcılardan kaçınmada önem taşıyor" diye açıklıyor.

Araştırmacılar ikinci göz çiftinin, bazı modern omurgalılardaki göz benzeri ilkel bir yapının ve insanlarda melatonin salgılayan epifiz bezinin evrimsel kökeni olabileceğini düşünüyor.

Bugünkü bazı balıklar, sürüngenler ve amfibiler, ışığı algılamaktan sorumlu paryetal göze sahip. Bu gözün bağlı olduğu epifiz bezi, insanlarda ve pek çok omurgalıda melatonin üreterek uyumaya yardımcı oluyor.

Cong "Epifiz organları ilk başta görüntü üreten gözlermiş" diyerek ekliyor:

Ancak evrimin ilerleyen aşamalarında küçüldüler, görme yeteneklerini kaybettiler ve uykuyu düzenlemedeki modern rollerini üstlendiler.

Independent Türkçe, Live Science, Discover Magazine, Nature


Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
TT

Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)

Bilim insanları Triceratops'un burnunun, koku alma dışında sıcaklık ve nemi kontrol ettiği için çok büyük olduğunu buldu.

Devasa otobur dinozorlar olan Triceratops'un en dikkat çekici özelliği büyük kafaları ve burunlarıydı. 

Tokyo Üniversitesi'nden Seishiro Tada, Geç Kretase döneminde yaşayan Ceratopsia grubuna ait olan bu dinozorlar hakkında şöyle diyor: 

Özellikle Triceratops'un çok büyük ve sıradışı bir burnu var ve sürüngenlerin temel yapılarını hatırlasam da organların bunun içine nasıl sığdığını anlayamıyordum.

Tada ve ekibi, bu hayvanların burnunun anatomisini ilk kez kapsamlı bir şekilde inceledikleri bir çalışma yürüttü.

Bilim insanları bilgisayarlı tomografiden yararlanarak fosilleri inceledi. Ayrıca burun yapısını daha iyi anlamak için bugün yaşayan sürüngenlere ait verilere de başvurdular.

Bulguları hakemli dergi The Anatomical Record'da yayımlanan çalışmaya göre Triceratops'un sinirleri, diğer sürüngenlerden farklı bir bağlantıya sahipti.

Çoğu sürüngende sinirler ve kan damarları çeneyle burundan geçerek burun deliklerine ulaşıyor. Ancak Triceratops'un kafatası şekli çene yolunu engelleyerek sinir ve damarların burundan ilerlemesine neden oluyordu. 

Tada "Triceratops dokuları büyük burnunu desteklemek için bu şekilde evrimleşti" diye açıklıyor.

Fosil örneklerinde, neredeyse başka hiçbir dinozorda görülmeyen özel bir yapı da keşfedildi. 

Solunum türbinatı adı verilen bu ince, kıvrımlı yapılar, kanı beyne ulaşmadan önce soğutarak nemin kaybolup gitmesinin önüne geçiyordu. 

Araştırmacılar hem bu yapıların hem de sinir ve damarların rotasının değişmesinin, devasa dinozorun vücut sıcaklığını ve nemi kontrol altında tutmaya yaradığını düşünüyor.

Özellikle Geç Kretase'nin nemli sıcağında büyük kafalarını serinletmek üzere evrimleşmişler. 

Yeni çalışma, dinozorların yumuşak doku anatomisi hakkındaki önemli bir boşluğu dolduruyor. 

Araştırmacılar daha sonraki çalışmalarda bu ilginç hayvanların kafatasının diğer kısımlarına dair gizemleri aydınlatmayı umuyor.

Independent Türkçe, Phys.org, Science Blog, The Anatomical Record


Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
TT

Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)

Korku türünün son yıllarda öne çıkan isimlerinden Mike Flanagan'ın sıradaki Stephen King uyarlaması, mevsimine son derece uygun bir takvimle gelebilir. 

Yapımda rol alan Katee Sackhoff, Amazon Prime Video için hazırlanan Carrie dizisinin yayın takvimine dair net bir işaret verdi.

The Haunting: Tepedeki Ev'in (The Haunting of Hill House) dizi sorumlusu ve yönetmeni olarak da tanınan Flanagan'ın, Carrie'yi bölüm bölüm anlatacak bir uyarlama için bizzat King tarafından seçildiği belirtiliyor. Dizinin çekimleri Ekim 2025'te tamamlandı ve 2026'da yayımlanacağı duyuruldu.

"Sizi güzel bir şey bekliyor"

The Direct'in aktardığına göre Sackhoff, açıklamayı Kanada'nın Vancouver kentindeki Fan Expo'da 14 Şubat'ta yaptı. Bo-Katan Kryze rolüyle Yıldız Savaşları (Star Wars) evreninden de tanınan oyuncu, Flanagan evreni anlamına gelen "Flanniverse" esprisiyle söze girip şu ifadeleri kullandı:

Mike Flanagan'a dönersek... Evet, Flanniverse... Carrie, Ekim 2026'da Amazon'da yayına giriyor. Sizi güzel bir şey bekliyor. Çok iyi. Gerçekten çok iyi.

Flanagan'ın Carrie dizisine dair şimdilik fazla detay yok ancak elbette King'in ikonik Göz (Carrie) romanından uyarlandığı biliniyor. Korku yazarının ilk romanı olan kitapta, genç Carrie, maruz kaldığı acımasız zorbalığın ardından mezuniyet balosunu kabusa çeviriyor.

Dizide Carrie White'ı genç yıldız Summer Howell canlandıracak. Çığlık'la (Scream) tanınan Matthew Lillard ise Müdür Grayle rolüyle kadroda yer alacak. Carrie'nin annesi Margaret'ı, Flanagan'ın diğer projeleriyle de tanınan Amerikalı aktris Samantha Sloyan oynayacak. 

Oyuncu kadrosunda ayrıca Alison Thornton ve Thalia Dudek gibi isimler yer alıyor.

Sackhoff, etkinlikte dizinin tonuna dair ufak bir ipucu da verdi: 

Yani, sonuçta Carrie bu... Ateş var mı? Biraz kan da olabilir.

Ardından şunu ekledi: 

Ben çok heyecanlıyım. Bayılacaksınız. Mike Flanagan işini çok iyi yapıyor.

Oyuncu ayrıca Flanagan'ın özellikle King uyarlamalarındaki başarısına dikkat çekerek, "Stephen ona güveniyor" dedi. Ayrıca şakayla karışık King'in Flanagan'a neredeyse "tüm kütüphanesini" açtığını ima etti: 

Şunu da yap, bunu da yap... Peki ya şu?

Flanagan daha önce Doktor Uyku (Doctor Sleep), Chuck'ın Hayatı (The Life of Chuck) ve Oyun (Gerald's Game) gibi eserleri uyarlamıştı. Şimdiyse Kara Kule (The Dark Tower) uyarlaması üzerinde çalışıyor. Flanagan'ın yakın zamanda söylediğine göre proje "ilerliyor, çok sayıda senaryo hazır ve ilk öncelik konumunda".

Independent Türkçe, GamesRadar, The Direct