Batı’nın Rusya’ya yaptırımları Rus milliyetçiliğini yükseltiyor

Paylaşılan acılar Rusları kızdırırken, karşılık verme arzusu yaratıyor ve hükümetlerinin yanında yer alma olasılığını artırıyor

Rusya Devlet Başkanı Putin, Ukrayna’da en güçlü imha silahlarını kullandığı amansız bir savaşa öncülük ediyor (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Putin, Ukrayna’da en güçlü imha silahlarını kullandığı amansız bir savaşa öncülük ediyor (Reuters)
TT

Batı’nın Rusya’ya yaptırımları Rus milliyetçiliğini yükseltiyor

Rusya Devlet Başkanı Putin, Ukrayna’da en güçlü imha silahlarını kullandığı amansız bir savaşa öncülük ediyor (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Putin, Ukrayna’da en güçlü imha silahlarını kullandığı amansız bir savaşa öncülük ediyor (Reuters)

Tarık eş-Şami
McDonald’s restoranları, 1990’da Moskova’da ilk kez açıldığında yeni Batı yanlısı Rusya döneminin bir simgesiydi. Ancak bu dönem, Moskova’nın Ukrayna’yı işgal saldırılarından sonra uygulanan yaptırımların bir parçası olarak Batılı markaların Rusya’yı topluca terk edişiyle. Batı’nın ‘istenen etkiyi yaratacağına ve Rusların Devlet Başkanı Vladimir Putin’e karşı darbesine neden olacağına’ inandığı ekonomik darboğaz sonucunda ise Rus milliyetçiliği yayılıyor.
Peki tarih, Rusların 20. yüzyıl boyunca kargaşa, istikrarsızlık ve sert sosyal deneyimler ortasında yaşama yetenekleri hakkında ne diyor?

Markanın ayrılışı
Putin, ‘Hipersonik’ (sesten beş kat daha hızlı) ve uzun menzilli füzeler gibi güçlü imha silahlarını kullandığı Ukrayna’da amansız bir savaşa öncülük ederken, savaşın cehenneminden komşu ülkelere kaçan mültecilerin sayısı da artıyor. Ancak Rusya’dan kaçış ve toplu göç sürecinde başka bir şey daha var ki, bu da 1990’da ABD merkezli McDonald’s restoranlarının başkent Moskova’da ilk şubelerini açmasıyla Rusya’ya ilk kez giren Batılı markaların ülkeyi topluca terk edişi. McDonald’s’ın gelişi, Sovyetler Birliği’nin ve komünist rejiminin çöküşünden bir yıl önce Batı yanlısı yeni bir Rusya’nın ve 64 yıllık bir varlığın ardından Demir Perde’nin bir simgesiydi.
Ancak bu dönem ve otuz yılı aşkın bir süredir Batı’ya tanık olduğu geniş açıklık, Putin’in 24 Şubat’ta komşusu Ukrayna’yı işgal etmeye karar vermesinin ardından, birkaçı faaliyete devam etse de farklı alanlarda yaygınlaşan yüzlerce Batılı markanın geri çekilmesiyle aniden sona erdi. Araştırmacılara göre yatırımların neden olduğu ekonomik boğulma, Batı’nın ‘Rusya’nın genişlemesini ve Ukrayna’ya saldırısını’ reddetmesinin doğrudan bir sonucu olarak, Rus milliyetçiliğinin hızla yayılmasına yol açtı.

Yaptırımların hedefi
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Batı, Rusya’yı cezalandırarak, sadece Başkan Putin’in mali çevresine baskı yapmakla kalmayıp, yaptırımların yol açtığı korkunç ekonomik krize de son vermeyi amaçlıyor. Aynı zamanda Rus sokaklarında savaşa karşı baskıların artması umuduyla sıradan vatandaşa mümkün olan en büyük zararı vermeyi hedefliyor. Putin’i savaşın gidişatını değiştirmeye, artan gıda, temel ürünler, elektrikli ev aletleri, arabalar ve ilaçlarla vatandaşın hissetmeye başladığı yaptırımları hafifletebilecek bir ateşkes veya hızlı bir barış anlaşması kabul etmeye zorlamak da bu amaçların arasında yer alıyor. Öyle ki şubelerini kapatan ve piyasadan çıkan Batılı markaların ortadan kalkmasıyla birlikte iş kaybı riski de artmış durumda.
Rusya Merkez Bankası, ekonominin yüzde sekiz küçülmesini beklerken öyle görünüyor ki birçok Rus, sosyal medya iletişimlerinin etkisi, seyahat edememe ve artan izolasyon duygusu da dahil olmak üzere yaşam biçimlerinden vazgeçmek zorunda kaldı. ABD ve Batı Avrupa ülkeleri de istenen etkiyi yaratabileceğini düşündükleri ekonomik ve psikolojik acıyı artırmak için bahis oynuyorlar.

Rusların kalıcı acısı
Bununla birlikte Colorado Eyalet Üniversitesi’nde kültürel ve uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Julia Hörhager, yaptırımların Batı’nın istediği etkiyi yaratmayacağı, çünkü Rusların kargaşa ve istikrarsızlığa alışkın olduğunu belirtti. Hörhager, Rusların 20. ve 21. yüzyılın başlarında sert toplumsal tecrübelere katlandığını hatırlattı. Ayrıca Rusya, Birinci Dünya Savaşı’ndan yoksullaşarak çıktı. Bolşevikler 1917’de Çar yönetimini vahşice devirerek, altmış yıldan fazla süren uzun bir Sovyet komünist yönetimi dönemini başlattı ve devrimci dava adına, siyasi düşmanlarını bastırmak için sert yöntemler kullandı.
Birçok akademik çalışma, Bolşeviklerin ‘devletin çıkarları uğruna bireyin çıkarlarının feda edilmesi gerektiğine inandıklarını gösteriyor ve bu durumu, kutsal bir toplumsal misyon olarak tasvir ediyorlar. 1929 yılında özel mülkiyet kaldırıldı ve siyasi liderler Sovyet devletine mutlak itaati emrettiler. Josef Stalin (1917 - 1956), milyonlarca insanı Gulag zorunlu çalışma kamplarına sürgün ederek ve birçoğunu soğukkanlılıkla infaz ederek Stalinizm’i inşa etmeye çalıştı. Kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere her Rus vatandaşının acı verici bir fedakârlık yapmasını gerektiren İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesine kadar muazzam insan ıstırabına ve can kaybına yol açan tarımsal ve endüstriyel programlar ortaya koyuldu.
Savaşın sonlanmasının ardından Sovyetler Birliği, vatandaşlarının seyahat etmesini ve Batı ile iletişim kurmasını engelleyen Demir Perde olarak tanımlanan şeyi inşa etti. Sovyet devletinin ABD etkisi karşısında komünist etkisini genişletme girişimleri, Soğuk Savaş’a yol açtı, silahlanma ve ordu harcamalarını artırdı. Bu da Sovyet lideri Mihail Gorbaçov’un geç reform girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasıyla 1990 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin sancılı bir şekilde dağılmasına, ilgisizliğin ve idari yozlaşmanın yaygınlaşmasına neden oldu. Bu koşulları da yeni kurulan Rusya’daki yaygın ekonomik kargaşa, yaygın işsizlik ve yüksek intihar oranları takip etti.

Zorluklara alışmak
Güney Florida Üniversitesi’nde araştırmacı Evgeniya Pyatovskaya, Rusların yaşadığı tüm bu zorlukların, (son 20 yılda Rus yaşamının bir parçası haline gelen son moda markalar, IPhone’lar, lüks kahvelerden ve arabalardan sonra bile) son Batı ekonomik yaptırımlarının dayattığı malların yokluğundan korkmayacaklarını gösterdiğini ifade etti. Pyatovskaya, Rusların kısa bir süre içerisinde bunlara sahip olduklarını söylerken, bu durumun da onsuz bir hayat hayal edebilecekleri anlamına geldiğini vurguladı.
Pyatovskaya, Rusya’da lüks bir şirket olan McDonald’s restoranları da dahil olmak üzere Batı’nın yasakladığı lüks şirketlerin ve ürünlerin çoğunun ağırlıklı olarak Moskova ve komşu bölgelerde bulunduğunu ve Rusların büyük çoğunluğunun, bu şirket ve ürünleri şehirlerinde görmediğini söyledi. Araştırmacıya göre bu da Rus halkının çoğunluğunun lüks ve eğlence amaçlı mal ve ürünlere dair yaptırımlardan çok fazla etkilenmeyeceğini gösteriyor.

Mücadelelerinde birleştiler
Öte yandan tarih, herhangi bir siyasi ve ekonomik çatışmanın, özellikle ABD ve Batı ülkeleri tarafından geleneksel olarak temsil edilen ortak bir düşman karşısında Rusya’yı ve halkını birleştirdiğini söylüyor. İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş, Rus ulusunu ‘ruhunu feda eden ahlaki açıdan üstün bir ulustan oluşmuş benzersiz Sovyet kimliğinin merkezi olarak’ özveri fikri etrafında birleştirmişti.
Sovyet kimliği, Rusya da dahil olmak üzere çok çeşitli etnik kökenleri içeriyordu. Ayrıca Moskova, SSCB’nin başkenti ve Rusça da SSCB’nin resmi dili olmasına rağmen birlik, Rus dili ve kültürünün yayılması ve zorla asimilasyon yoluyla benzerlikleri dayatılan 100’den fazla farklı ulusu birleştirmiş 14 ek cumhuriyetten oluşuyordu. Dolayısıyla Sovyet kelimesi, Ukraynalılar, Ruslar, Gürcüler, Belaruslar, Ermeniler, Azeriler ve diğerleri dahil olmak üzere Sovyetler Birliği’nde yaşayan herkesi ifade ediyor.
Sovyetler Birliği, vatanseverliğin ve anavatana sadakatin bir hareketi olarak Sovyetlerin benzerliğini ve halkın ahlaki fedakarlığını yücelten bir retorik kullandı. Bunu belirten sloganları arasında, ‘Anavatanını düşün, sonra kendini düşün’ ve Slav halklarının dili olan ‘Kiril’e atıfla ‘Ben alfabenin son harfiyim’ ifadeleri yer alıyor.
Nihayetinde Rusya ve Sovyetler Birliği, yurtiçinde ve yurtdışında ve özellikle Sovyetler Birliği’nde doğup büyüyen Rus milliyetçileri açısından aynı şekilde anlaşıldı. Son zamanlarda Batı’yı kucaklayan bir Ukrayna izlemek, onlar açısından Rusya’nın Ukrayna ile birlikte giden tarihinin bir kısmından vazgeçmek anlamına geliyor.

Ters sonuç
Rus kökenli bazı göçmen akademisyenler, birçok Rus’un Ukrayna’daki savaşı reddetmesine ve kendilerini bu durumun içine çeken hükümeti desteklememelerine rağmen Batı’nın yaptırım stratejisinin geri tepebileceğini söylüyor. Ancak tüm Rusların yaptırımlardan mustarip olduğunu ve krizden etkilendiğini belirten araştırmacılar, bu nedenle ortak acılarının çok tanıdık olmalarına rağmen sonucun çok tehlikeli olduğunu ve koşulların onları kızdırdığını vurguladı. Araştırmacılara göre bazı vatandaşlar, Sovyet döneminde ortaya çıkmış Rus milli zihniyetinden kaynaklanan bu ıstıraba karşılık verme arzusuna sahip.
Bazı taraflar, Batı özgürlüklerinin Rus gençler için çekici olduğunu söylese de bu, sadece kısmen doğru olabilir. Öyle ki Ruslar, tarihsel olarak ne ifade özgürlüğüne, ne kendi kaderini tayin etme özgürlüğüne, ne din özgürlüğüne, hatta ne de sınırsız seyahat özgürlüğüne sahipti. Ama bunun karşısında Rus halkı, savaşı başlatmaya karar veren onların otokratik lideri olsa bile sabırlıdır, acıya ve ıstıraba karşı dayanıklıdır ve çoğu zaman anavatanlarına aşırı sadıktır.

Yaralı ayı
ABD’deki Colorado Üniversitesi’nden Julia Hörhager, Rusların şu an büyük bir çıkmazda olduğunu, şu anda Ukrayna’yı bombalayan ve yok eden ülkenin aynı zamanda sevgili vatanları olduğunu vurguladı. Araştırmacıya göre uluslararası toplum tarafından reddedilme duygusundan dolayı Rusların, hükümetlerinden yana olma şansları büyük ve bu durum, Batı reddi ile mücadelede ülke sanayisini ve ekonomisini yeniden canlandırma kisvesi altında Putin rejiminin güçlendirilmesine yol açabilir.
Bu çerçevede Rusya’nın yeniden ortak bir düşmanı olacak. Genellikle korkunç sonuçları olan isyan ve ayaklanma sesi azalırken, Rusların Anna Politkovskaya, Alexander Litvinenko, Boris Nemtsov ve Aleksey Navalni gibi en ünlü, öldürülen veya hapsedilen liderlerinin hikayelerini öğrettiği muhalefet duyulmayacak.
Bu nedenle Batılı ülkeler, Rusları hükümetlerini protesto etmeye teşvik etti. Batı onlarla iyi ilişkileri kestikçe durum, Ruslar için ideolojik bir çelişki haline geliyor. Çünkü Batı, bu hükümetin yaptıkları dolayısıyla insanları cezalandırıyor ve yaptırımlar vatandaşların ekonomik olarak boğulmasına neden oluyor.
Rusların dediği gibi güvenlik kuralları, Rus ayısının yuvası olan Sibirya’da bir ölüm kalım meselesi haline geldi. En önemli kurallardan biri ise ayıya her zaman bir kaçış yolu bırakmaktır. Çünkü üç durumda saldırganlaşacaktır; yaralandığında, etrafı sarıldığında ve tehdit altında yavrularını korumak zorunda kaldığında. Bu çerçevede Rus milletini temsil eden ayı da zaten yaralı ve tuzağa düşmüş durumda.



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.