Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Yardımcısı. Meşşat, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Hac sezonu öncesinde pandeminin gidişatını izlemeye devam ediyoruz’

Ramazan Ayı’nda günde 400 bin kişi Umreci ibadetini gerçekleştirecek ve yurt dışından gelenler için belirli bir sayı sınırı olmayacak.

Mekke Valisi Prens Halid el-Faysal, Hac ve Umre Bakanlığı’nın imza törenine katıldı. (SPA)
Mekke Valisi Prens Halid el-Faysal, Hac ve Umre Bakanlığı’nın imza törenine katıldı. (SPA)
TT

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Yardımcısı. Meşşat, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Hac sezonu öncesinde pandeminin gidişatını izlemeye devam ediyoruz’

Mekke Valisi Prens Halid el-Faysal, Hac ve Umre Bakanlığı’nın imza törenine katıldı. (SPA)
Mekke Valisi Prens Halid el-Faysal, Hac ve Umre Bakanlığı’nın imza törenine katıldı. (SPA)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Yardımcısı Dr. Abdulfettah Meşşat, Ramazan Ayı boyunca Umre ibadetini gerçekleştirecek olanların sayısının günde yaklaşık 400 bine ulaşacağını ve bu sayının Mescid-i Haram’ın kapasitesi ile uyumlu olduğunu açıkladı.
Hac ve Umre Bakanı Yardımcısı Meşşat, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarda Umre’nin güvenli bir biçimde gerçekleştirilebilmesi için yürürülüğe koyulan prosedürlere göre, günlük binlerce umreci kapasitesine ulaşıncaya kadar düzenleme ve kapasite konusunda kademeli olarak çalışıldığını belirtti. Bakan Yardımcısı, Şaban Ayı’nın geri kalanında ve Ramazan Ayı’nda da planlamanın devam edeceğini ve hazırlıkların tüm sektörlerdekileri kapsayacağını bildirdi. Umreci sayısının artacağını, tüm hacılar ve umreciler için güvenli bir ortam sağlanacağını vurguladı. Meşşat “Suudi toprakları dışından Umre’ye gelenler için belirli bir sayı olmayacak. Günlük umreci sayısı Mescid-i Haram’ın kapasitesi ile uyumlu olacak” ifadelerini kullandı.
Meşşat kısıtlamaların yapılan hesaplamalar ve detaylı incelemeler sonucu kaldırıldığını ve bu kararda temel etkenin salgının gidişatı olduğunu söyledi. Suudi Arabistan’daki mevcut durumu güven verici olarak niteleyen Meşşat, uygulanan yüksek sağlık hizmetleri sayesinde aşılama oranının yüksek bir seviyeye ulaştığını belirtti. Gelecekte salgına yönelik herhangi bir belirti olması halinde günlük sağlık göstergeleri doğrultusunda durumun yeniden ele alınacağını söyledi. Söz konusu standartları düzenli olarak inceleyen saha komiteleri, denetleme komiteleri ve diğer ilgili birimler olduğunu belirten Meşşat, bakanlığın dünyanın dört bir yanındaki Umre ziyaretleri konusund çalışan şirketler aracılığıyla, Eatmarna uygulamasını kullanıma sunduğu bilgisini paylaştı. Uygulama sayesinde, elektronik platformlar aracılığıyla tüm ülkelerden hacı adaylarına izin çıkarılabildiğini kaydetti. Meşşat ayrıca Suudi Arabistan dışından gelenler için bir sayı belirlenmediğini, Umre vizesi alabilen herkesin Suudi Arabistan’a kabul edileceğini vurguladı.
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Yardımcısı Dr. Abdulfettah Meşşat, Şarku’l Avsat’a bu yılki Hac ile ilgili de açıklamalarda bulundu. Meşşat şu anda hacı sayısı hakkında konuşmanın zor olduğunu, bakanlığın ve ilgili yetkililerin hala pandeminin gidişatını ve etkisini izlediğini, Suudi Arabistan'daki durumun oldukça güven verici olduğunu belirttiği açıklamasında şunları söyledi:
“Bunu tüm İslam aleminde inceliyoruz. Zamanı gelince hedeflenen hacı sayısı gündeme alınacak. Gelecek Hac için hazırlanan tüm sektörlerimiz, gerek tam gerekse kısmi ziyaretler düzenlenmesine yönelik olasılıklar üzerinde çalışıyor. Yurt dışından hacı kabul işlemleri de dahil olmak üzere yemek, barınma ve ulaşım hizmetleri için hazırlandık.”
Meşşat, kutsal mekanların geliştirilme çalışmaları hakkında yaptığı açıklamada da Kidana şirketinin bir süre önce Mina’daki bölgeler için bir strateji geliştirmeye başladığını ve projenin yüzde 20’sinin şimdi, geri kalanının önümüzdeki yıllarda gündeme alınacağını bildirdi.

“Yeniliğe Doğru Dönüşüm”
Meşşat’ın açıklamaları, Mekke Valisi Prens Halid el-Faysal’ın dün Hac ve Umre Bakanlığı’nın Rahman Misafirlerine Hizmet Programı ile iş birliği içinde düzenlenen “Yeniliğe Doğru Dönüşüm” başlıklı Hac ve Umre Hizmetleri Konferans ve Fuar etkinliklerini başlatmasının ardından geldi.
Hac ve Umre Bakanlığı, söz konusu konferansı Vizyon 2030 kapsamında düzenledi. Hac ve Umre Bakanı Dr. Tevfik er Rabia, 20’den fazla ülkeden bakanların katılımıyla düzenlenen konferansın, Vizyon 2030’a ulaşma çabaları kapsamında, bakanlığın dijital dönüşümüne ışık tutmayı amaçladığını belirtti. Bakan, tüm çalışmaların hedefinin, her zaman olduğu gibi hacıların ve umrecilerin ibadetlerini kolaylıkla, sükunet ve rahatlık içinde tamamlamaları olduğunu vurguladı.
Bakan son projelerin, krallığın kurucusu Kral Abdülaziz döneminden bu yana rahmanın misafirlerine hizmet etme yolculuğunda kurduğu güçlü ve sağlam yapıya bir katkı niteliğinde olduğunu da sözlerine ekledi. Ayıca Kral Selman bin Abdulaziz’in yönetiminde başlatılan Vizyon 2030 sürecinde hacılar ve umreciler için çeşitli alanlarda görülmemiş gelişimler kaydedildiğini altını çizdi.
Bakan Rabia, Rahman Misafirlerine Hizmet Programı’nın Vizyon 2030’un temel direklerinden biri olduğunu ve Mekke ve Medine’den gelen ziyaretçilerin deneyimini zenginleştirmeyi hedeflediğini söyledi. Bakanlığın kamu ve özel sektör ile iş birliği yaparak yenilikçi projeler üretmek için çalıştığını ifade eden Rabia bu bağlamda girişimcileri çekmek ve yaratıcı fikirleri toplamak ve uygulamaya koymak amacıyla Hac ve Umre Yarışması’nın başlatıldığını, 48 saate bin 500’den fazla kişinin başvuruda bulunduğunu belirtti.
Hac ve Umre Bakan Yardımcısı Meşşat da konferansın gerek devlete bağlı gerekse özel kurumlardan umrecilere ve hacılara hizmet veren 30’un üzerinde sektörlere yönelik düzenlendiğini belirttiği açıklamasında şunları söyledi:
“Konferans aracılığıyla Hac ve Umre Bakanlığı ile devlete bağlı sektörler arasında bir ortaklık platformu sağlamayı amaçlıyoruz. Konferans platformu ile Suudi gençler arasında girişimciliği ve yaratıcı fikirleri yaygınlaştırmaya çalışıyoruz, Bakanlık kendilerine destek olacak ve çalışmalarına imkan sağlayacak.” 
Konferansın ilk oturumunda bir dizi fikir ve tez sunuldu. Suudi Arabistan Pasaportlar Genel Müdürü Süleyman el-Yahya umrecilere ve hacılara hizmette imkansız diye bir şey olmadığını söyledi. Yahya, hacıların hizmet ve konforunu amaçlayan koordinasyonu sağlanmış bir çalışma ortaya çıkarmaya yönelik iş birliği sağlamak üzere tüm kurumlar arasında büyük bir dayanışma olduğunu, bu kapsamda cep telefonu aracılığıyla elektronik parmak izi uygulaması da dahil olmak üzere bir dizi adım atıldığını kaydetti.
Yahya pasaportlara ilişkin olarak Muharrem Ayı’nın başından Şevval Ayı’nın sonuna kadar hacılara hizmet etmek için önceden hazırlanmış koordinasyona dayalı bir plan bulunduğunu, ardından da bir Hac planı hazırlandığını söyledi. Yönetiminin Umre adaylarının işlemlerini tamamlama konusunda herhangi bir zorlukla karşılaşmadığını vurgulayarak her sezon sonunda uygulamalrın gözden geçirildiğine dikkati çekti ve günlük yaklaşık 100 bin kişişyi karşılama kapasitesinin bulunduğunu vurguladı.
Rahman Misafirlerine Hizmet Programı Başkanı Abdurrahman Addas da  Vizyon 2030’un Rahman Misafirlerine Hizmet Programı ve yaşam kalitesi programına odaklandığını söyledi. Önümüzdeki 5 yıl için programa 6 milyar riyal tahsis edildiğini ve bu destek için bir tavan meblağ olmadığını belirten Addas “Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından onaylanmış bulunan ve Program Komitesi Başkanı Prens Abdullah bin Bender bin Abdulaziz’in gözetiminde uygulanan planlarımız var” dedi. Rahman Misafirlerine Hizmet Programı’nın bu sektörde çalışan 70’den fazla kuruluşun ulusal şemsiyesi olduğunu vurguladı.
Addas, Rahman Misafirlerine Hizmet Programı’nın Vizyon 2030 kapsamında Mekke ve Medine’de en az 40 tarihi mekanı faaliyete geçirmeyi hedeflediğini belirttiği açıklamasında ayrıca bu kapsamda Mekke ve Medine için yarı yarıya paylaştırılan bir bütçe olduğunu kaydetti.  

Suudi Arabistan Havayolları’ndan yeni atılımlar
Suudi Arabistan Havayolları Genel Müdürü İbrahim el-Ömer de kurumun 144 uçaktan oluşan filosunun kapasitesinin 38 yeni uçakla artırıldığını, koltuk kapasitesinin 38 milyona çıkacağını, üç yıl içerisinde yüzde 36’lık bir artışla 51 milyon koltuk kapasitesine ulaşmak için çalıştıklarını belirtti. Ayrıca Flyadeal’a 22 uçak daha sağlamak için çalışmaların sürdüğünü, bunun koltuk kapasitesini 23 milyonun üzerine çıkararak yüzde 100’ü aşan bir oranda artıracağını vurguladı.  
İbrahim el-Ömer, Flyadeal Havayolu şirketinin 110 destinasyona yönelik uçuşlara ek olarak Suudi Arabistan Havayolları’nın uçaklarının uçuş yaptığı destinasyonlara 10 tanesinin daha ekleneceğini bildirdi. Ardından 20 ek destinasyon ile toplam 131 doğrudan uçuş destinasyonuna ulaşılacağını ve bu uçuşların umrecilerin ulaşımını kolaylaştıracağını söyledi. Ömer, Suudi Arabistan Havayolları’nın mevcutta 105 olan kalkış noktasının 20’den fazla noktanın eklenmesi ile toplam 131’e çıkarılacağı bilgisini paylaştı.



Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
TT

Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Sosyolog ve araştırmacı Dr. Abdurrahman eş-Şukayr, Suudi devletinin kuruluş deneyimini daha önce görülmemiş bir yorum çerçevesine oturtuyor. Tarihi, birbirinden kopuk olaylar dizisi olarak değil; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ölçülebilir ve karmaşık ilişkiler tarafından yönetilen bir sistem olarak ele alıyor. Bu yaklaşımın, karmaşıklık bilimi ile ‘tarihin yasaları’ olarak da bilinen kliodinamik teorisine dayandığını belirten eş-Şukayr, devletlerin nasıl ortaya çıktığını, büyüdüğünü ve ardından seçkinlerin aşırı çoğalması nedeniyle baskı aşamasına girerek kriz ve zirve noktalarına ulaştığını; sonrasında ise istikrarı yeniden üreten bir lider figürünün ortaya çıktığını açıklıyor.

Eş-Şukayr, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu çerçeve sayesinde Diriye’nin Muhammed bin Suud öncesinde elit doygunluğa ve yapısal istikrarsızlığa ulaşmış yerel bir sistem olduğunun anlaşılabildiğini söyledi. Buna göre Muhammed bin Suud’un yükselişi, yönetim merkezini yeniden şekillendiren ve yeni bir siyasi döngü başlatan tarihsel bir yeniden ayar anı olarak yorumlanıyor.

Karmaşıklık bilimi

Eş-Şukayr, karmaşıklık biliminin; toplumlar ya da ekonomi gibi birbiriyle bağlantılı çok sayıda parçadan oluşan sistemleri incelediğini belirtti. Bu sistemlerde her küçük unsur diğerini etkilerken, yoğun etkileşim sonucunda yalnızca tek tek parçaların incelenmesiyle anlaşılamayacak yeni örüntü ve davranış biçimleri ortaya çıkıyor. Bu çerçevede karmaşıklık bilimi, zaman içinde küçük etkileşimlerin birikmesi sonucu istikrarın, kaosun ya da büyük ölçekli değişimlerin nasıl ortaya çıktığına odaklanıyor.

Devlet dönüşümünün beş yıllık döngüsü

Eş-Şukayr, devletlerin dönüşümüne ilişkin beş aşamalı döngüye de değinerek, devletlerdeki değişimlerin ölçülebilir dinamiklere tabi olduğunu ve genel eğilimlerinin öngörülebileceğini söyledi. Bu çerçevede toplumların beş aşamalı bir döngü içinde hareket ettiğini belirten eş-Şukayr, süreci şöyle açıkladı:

- Büyüme aşaması: Kaynakların genişlediği ve devletin kontrol kapasitesinin arttığı evreyi ifade ediyor. Bu süreç, nüfus artışı ve seçkinlerin çoğalmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Aşama; tarihçilerin metinlerine ihtiyaç duyulmaksızın, nüfus ve ekonomik kaynaklara ilişkin yaklaşık veriler ve göstergeler üzerinden ölçülebiliyor ve öngörülebiliyor.

- Baskı aşaması: Kaynak bolluğunun görece azaldığı, kamu görevlerine talip olanların sayısının arttığı ve mevcut elitlerin konumlarını korumaya çalıştığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu durum, devletin herkesi bünyesinde barındırma kapasitesini aşan bir tablo ortaya çıkarıyor. Nüfus artışı, siyasi, ekonomik, bilimsel ve toplumsal elitlerin sayısını artırırken, mevcut pozisyonların sayısı yetersiz kalıyor.

- Kriz aşaması: Seçkinler arasındaki birliğin sarsıldığı ve örtük gerilimlerin açık çatışmalara dönüştüğü evreyi oluşturuyor.

- Zirve aşaması: Kriz ve istikrarsızlığın doruğa ulaştığı bu safhada ittifaklar çözülüyor, dışlamalar ve ayrışmalar hız kazanıyor.

- İstikrar aşaması: Yeni bir liderliğin ya da revize edilmiş bir yönetim sisteminin, nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi toplumun yeni ruhuna uygun biçimde yeniden düzenlemeyi başardığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu aşamayla birlikte, önceki döngüye kıyasla daha bütünlüklü yeni bir süreç başlıyor.

Kontrol edilemeyen rekabet

Eş-Şukayr, zirve aşamasının Hicri 1139 yılına yakın dönemde belirginleştiğini belirterek, yönetici kollar arasındaki rekabetin artık kontrol edilemez bir seviyeye ulaştığını ifade etti. Bu süreçte elitler içindeki ayrışmalar hız kazanırken, bazı isimlerin kısa süreli emirlik deneyimleri yaşadığı ve sadakatlerin hızla el değiştirdiği görüldü. Bu tablo, iç dengeleri yönetme kapasitesinin çöktüğünü ortaya koydu. Bu koşullar altında siyasi sistemin sınırına dayandığını kaydeden eş-Şukayr, yönetim makamına talip olanların sayısının emirliğin iktidarı düzenleme kapasitesini aştığını vurguladı. Böylece zirve aşaması, yeniden kurucu bir liderliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tam ölçekli bir yapısal çözülme anına dönüştü.

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Muhammed bin Suud’un yükselişi, Diriye’de istikrar koşullarının olgunlaşmasının bir sonucu olarak gerçekleşti. Seçkinlerin aşırı çoğalması, eski yönetim sistemini sürdürülemez hale getirirken, çatışan elitlerin okuyamadığı tabloyu kavrayabilecek bir lideri gerekli kılan tarihsel bir moment ortaya çıktı. Bu çerçevede Muhammed bin Suud’un iktidarı devralması, Diriye içindeki güç dengelerinin yeniden ayarlanması anlamına geldi. Böylece yerel siyasi düzen, yapısal istikrarını yeniden tesis etme kapasitesini kazandı.

Yönetim merkezinin inşası

Muhammed bin Suud, Diriye’de yeni bir büyüme sürecinin başlangıcı olarak et-Turayf mahallesini kurarak burayı yönetim merkezi haline getirdi. Oysa daha önce Diriye emirleri Gusaybe ya da el-Mulaybid bölgelerinde ikamet ediyordu. Muhammed bin Suud, siyasi, dini ve askeri elitleri yeni devlet kurumları içinde yeniden dağıtarak, Diriye’deki iktidar yapılarını düzenleyerek, elit fazlasını azaltarak ve rekabet halindeki kollar arasındaki ilişkileri kontrol altına alarak yönetim merkezini yeniden inşa etti.

Bu yapısal düzenleme, emirliğin nüfus, kaynaklar ve elitleri tek bir çerçeve içinde yönetme kapasitesini yeniden kazanmasını sağladı. Böylece, Diriye merkezli yeni bir kuruluş döngüsünün önü açıldı ve bu süreç Diriye Emirliği olarak bilinen yapının çekirdeğini oluşturdu.

Eş-Şukayr, bu yeni okumanın Arap Yarımadası’nda devletlerin ortaya çıkışını; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi esas alan yapısal döngüler üzerinden açıklayan yeni bir araştırma ufku sunduğunu belirtti. Yerel çevrelerin farklılığına bağlı olarak denetim mekanizmalarının değiştiğini vurgulayan eş-Şukayr, yaklaşık nüfus ve mali istatistiklerin oluşturulmasının, tarihi test edilebilir ve karşılaştırılabilir bir alana dönüştürmek için zorunlu bir giriş olduğunu ifade etti. Bunun ise bölge tarihine ilişkin verilerin toplanmasını ve sınanabilir hipotezlerin geliştirilmesini gerektirdiğini kaydetti. Bu yaklaşımın, parçalı anlatıların ötesine geçen, daha uzun vadeli, daha hassas ve daha bağımsız bir Arap yorum modeli inşa edilmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Öte yandan, Muhammed bin Suud hakkında kaleme alınan çalışmaların analitik ve anlatısal boyutunun sınırlı kaldığına dikkat çekildi. Kurucu eylemin mantığını açıklayan kapsamlı bir tarihsel biyografinin bulunmadığı, tarih kayıtlarının ise kuruluş öncesi ve kuruluş sırasındaki gelişmeleri yeterince aydınlatmadığı belirtildi. Bu boşluğun, Muhammed bin Suud’un hayatını olayların iç yapısından hareketle yeniden kurgulamayı gerektiren bir araştırma hattını zorunlu kıldığı ifade edildi. Kararların, ittifakların ve çatışmaların; yönetim tasavvurunu ve devletin koşullarını ortaya koyan anlamlı bir sistem olarak okunmasıyla, gerçekliğin hareketinden süzülen bir tarihsel biyografi ve siyasi projenin seyrine ilişkin bütünlüklü bir yorum üretilebileceği vurgulandı.


Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
TT

Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)

Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı Veliaht Prens Muhammed bin Salman bin Abdulaziz, mübarek Ramazan ayının gelişi vesilesiyle kendisini tebrik etmek ve kutlamak için gelen alimleri, bakanları ve bir grup vatandaşı Medine'de kabul etti.

Hazır bulunanlar, mübarek ay vesilesiyle tebriklerini Veliaht Prens'e ilettiler, Veliaht Prens de herkesin oruçlarını, dualarını ve iyi amellerini Allah'ın kabul etmesini diledi.

Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)

Resepsiyona Medine Bölgesi Valisi Prens Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi Prens Turki bin Muhammed bin Fahd bin Abdulaziz, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdulrahman bin Abdulaziz, Medine Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Prens Suud bin Selman bin Abdulaziz, Prens Faisal bin Bedr bin Muhammed bin Celavi, Prens Fahd bin Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Prens Nahar bin Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz ve bakanlar katıldı.


Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
TT

Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman bin Abdulaziz, dün Mescid-i Nebevi’yi ziyaret ederek Ravza-i Şerif'te namaz kıldı. Ayrıca Peygamberimiz Hz. Muhammed'i (Sallallahu aleyhi ve sellem) ve iki sahabesini (Allah onlardan razı olsun) selamlama şerefine nail oldu.