Üst düzey bir ABD’li yetkili: Rusya’nın savaş gücü yüzde 90’ın altına düştü

Harkov şehri yakınındaki bir tank (Reuters)
Harkov şehri yakınındaki bir tank (Reuters)
TT

Üst düzey bir ABD’li yetkili: Rusya’nın savaş gücü yüzde 90’ın altına düştü

Harkov şehri yakınındaki bir tank (Reuters)
Harkov şehri yakınındaki bir tank (Reuters)

ABD’li üst düzey bir savunma yetkilisi, Rusya’nın Ukrayna’daki savaş gücünün, saldırının başlamasından bu yana ilk kez işgal öncesi seviyelerin yüzde 90 altına düştüğünü öne sürerek, ağır silah ve can kayıplarına işaret etti.
ABD, Rusya’nın 24 Şubat’ta işgalin başlamasından önce Ukrayna çevresine 150 binden fazla asker ve topyekûn taarruz için yeterli uçak, topçu, tank ve diğer silahları konuşlandırdığını tahmin ediyor.
Söz konusu yetkili, isminin açıklanmaması koşuluyla Reuters’a verdiği demeçte, “İlk kez muhabere güçleri yüzde 90’ın biraz altında olabilir” dedi.
ABD’li yetkili, Rusya’nın Ukrayna’ya takviye güç gönderdiğine dair hiçbir belirti olmadığını dile getirerek, “Ancak yine de bu planları ikmal ve takviye açısından yaptıklarına dair işaretler görüyoruz” diye konuştu.
Rus kuvvetleri, savaşın başlamasından bu yana herhangi bir büyük şehri ele geçirmeyi başaramadı ve Ukrayna kuvvetleri neredeyse tüm cephelerde ilerlemelerini durdurdu.
İlerleme kaydedemeyen Moskova, Ukrayna’daki şehirleri top atışları ve füzelerle hedef alıyor.
Rus saldırıları, son günlerde büyük ölçüde güneydoğudaki Mariupol şehrine odaklandı.
Rusya, savaşta 498 askerin öldürüldüğü ve bin 597 askerin yaralandığını 2 Mart’ta açıklamasından bu yana resmi zayiat rakamlarını bildirmedi.
Rusya, işgal girişiminin ardından Ukrayna ordusu ve gönüllü savunma güçlerinin sert direnişiyle karşılaştı.
Çatışmadaki kayıplar arttıkça ABD, Rusya’nın Çin’den yardım isteyebileceği konusunda uyardı.
Beyaz Saray tarafından dün yapılan açıklamada, Çin’in Rusya’ya askeri teçhizat sağladığına dair herhangi bir kanıt görülmediği ifade edildi.



Britanya, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliğini sağlamanın yollarını araştırıyor

İngiltere Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bakanı Hamish Falconer   
İngiltere Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bakanı Hamish Falconer   
TT

Britanya, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliğini sağlamanın yollarını araştırıyor

İngiltere Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bakanı Hamish Falconer   
İngiltere Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bakanı Hamish Falconer   

İngiltere'nin Orta Doğu'dan Sorumlu Bakanı Hamish Falconer, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, ülkesinin Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının önemi konusunda dünya çapındaki ortaklarıyla görüşmeler yürüttüğünü belirterek, seyrüsefer özgürlüğünün "temel bir ilke" ve "bölge ve dünya için acil bir ihtiyaç" olduğunu vurguladı ve bu ilkenin pratikte uygulanmasını sağlamak için müttefiklerle çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi.

Bakan, İngiliz pilotlarının Ortadoğu'daki savunma operasyonları kapsamında 650 saat hava desteği sağladığını açıkladı ve İngiliz vatandaşlarını ve müttefiklerini korumak için insansız hava araçlarına (İHA) karşı koyma ve yer radarlarının ve uçaksavar füzelerinin yeteneklerinden yararlanma çabalarının devam ettiğini belirtti.

Falconer, Suudi Arabistan'ın mevcut kriz sırasında oynadığı "önemli" rolü övdü, ülkesinin İngiliz vatandaşlarına sağladığı destek için minnettarlığını dile getirdi ve Krallığın ve diğer Körfez ortaklarının onlara karşı tutumunu "çok cömert" olarak nitelendirdi.


Trump: Enerji savaşı yakıt fiyatlarını yükseltiyor... ve İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli saldırılar düzenliyor

Trump: Enerji savaşı yakıt fiyatlarını yükseltiyor... ve İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli saldırılar düzenliyor
TT

Trump: Enerji savaşı yakıt fiyatlarını yükseltiyor... ve İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli saldırılar düzenliyor

Trump: Enerji savaşı yakıt fiyatlarını yükseltiyor... ve İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli saldırılar düzenliyor

İsrail, bugün erken saatlerde İran'a yeni bir saldırı dalgası başlattı. Bu saldırılar, Başkan Donald Trump'ın İran'ın doğalgaz altyapısına yönelik saldırılarını tekrarlamaması yönündeki çağrısından bir gün sonra gerçekleşti. İran'ın bölgedeki enerji tesislerine yönelik misilleme saldırıları, yakıt fiyatlarında keskin bir artışa yol açmış ve ABD-İsrail savaşında önemli bir tırmanışa işaret etmişti.

İsrail ordusu sözcüsü bu sabah erken saatlerde, "İsrail ordusu, Tahran'ın kalbindeki İran terörist rejiminin altyapısına karşı bir dizi saldırı başlattı" dedi ancak ayrıntı vermedi.

ABD Başkanı, "İran liderliğinin ortadan kaldırılacağını" ve Tahran rejiminin "yeni liderler aradığını" teyit ederek, "İran üzerindeki etkisi kötü olacak ve bunu yakında bitireceğiz" ifadelerini kullandı.

Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde yükselen yakıt fiyatlarından etkilenecek olan Trump, dünyanın petrol üretiminin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması konusunda yardım taleplerine temkinli yaklaşan müttefiklerini eleştirdi. Bununla birlikte, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan enerji altyapısına yönelik saldırıları tekrarlamamasını istediğini söyledi.

Netanyahu daha sonra perşembe günü yaptığı açıklamada, İsrail'in İran'ın Güney Pars doğalgaz sahasını bombalama konusunda tek başına hareket ettiğini belirtti ve Trump'ın İsrail'den bu tür saldırıları durdurmasını istediğini doğruladı.


İki eski FBI ajanı: Trump hakkındaki soruşturmalar yüzünden işten çıkarıldık

FBI Direktörü Kash Patel (AP)
FBI Direktörü Kash Patel (AP)
TT

İki eski FBI ajanı: Trump hakkındaki soruşturmalar yüzünden işten çıkarıldık

FBI Direktörü Kash Patel (AP)
FBI Direktörü Kash Patel (AP)

Geçen yıl görevden alınan iki eski FBI ajanı, dün açtıkları federal davada, işten çıkarılmalarının "tek bir nedeni" olduğunu iddia etti: Başkan Donald Trump'ın 2020 seçim sonuçlarını geçersiz kılma çabalarını hedef alan soruşturmalara dahil olmaları.

"John Doe 1" ve "John Doe 2" kod adlarıyla mahkemeye başvuran iki ajan, bu davadaki tek kişiler değil; ancak "Arctic Frost" olarak bilinen ve seçim soruşturmasında çalışan onlarca kişiyi etkileyen daha geniş bir işten çıkarma kampanyası için model teşkil ediyorlar.

Bu dava, güvenlik teşkilatının direktörü Kash Patel'in gözetiminde yürütülen ve öncelikle Cumhuriyetçi başkanın dosyalarına ilişkin soruşturmalara katkıda bulunanları veya yeni yönetimin vizyonuyla aynı doğrultuda olmayanları hedef alan tasfiye duvarındaki son yasal çatlağı temsil ediyor.