Halep’in kuzeyinde Türkiye ve rejim arasında gerilim artıyor

SMDK: Çözüm için uluslararası bir irade yok.

Azez ilçesine düzenlenen saldırıda 1 kişi öldü.. Fotoğraf: AA
Azez ilçesine düzenlenen saldırıda 1 kişi öldü.. Fotoğraf: AA
TT

Halep’in kuzeyinde Türkiye ve rejim arasında gerilim artıyor

Azez ilçesine düzenlenen saldırıda 1 kişi öldü.. Fotoğraf: AA
Azez ilçesine düzenlenen saldırıda 1 kişi öldü.. Fotoğraf: AA

Suriye muhalefeti 2011’den bu yana devam eden kriz için siyasi çözüme ulaşma noktasında uluslararası bir irade görmediğini vurgularken, Suriye’nin kuzeyindeki Halep kenti kırsalı bir tarafta Türk güçleri diğer tarafta Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile rejim güçleri arasında gerilim tırmanıyor.
Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkanı Salim el-Muslat, Suriye’de siyasi çözüme ulaşma noktasında uluslararası bir iradenin bulunmadığını belirterek, yerinden edilenlerin, köy ve beldelerine dönmesi için güvenli bir ortam sağlanmasını talep etti.
Muslat dün (çarşamba) İstanbul’daki SMDK binasında gerçekleştirdiği basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Suriye’deki gelişmelere ve siyasi sürece değinen Muslat, “Mültecilerin güvenli bir şekilde dönmesi için gerekli olan siyasi süreç ve güvenli ortamdır” dedi.
Muslat, konuşmasında şunları kaydetti: “Tüm Suriye acı çekiyor. Türkiye birçok çok şey sundu ve ülkelerin yükünü üstlendi. Geçici olarak ihtiyacı karşılayacak olanı temin etmeye çalışıyoruz. Avrupa ülkeleri ve ABD’nin (Türkiye ve Suriye’nin kuzeydoğusunda desteklediği grupların kontrol ettiği) Barış Pınarı bölgeleri üzerindeki ablukayı kaldırmalı. Suriye’deki İran işgalinden mustaribiz. Ancak Türklerin varlığı hakkın destekçisidir. Aradaki fark büyük. Suriye’yi, Rusya havadan, İran mezhepçi milisler karadan işgal etti.”
Ukrayna’nın tanık olduğu savaşın benzerini Suriye’nin de yaşadığını ifade eden Muslat,  Rus uçaklarının Suriye'ye girmesi çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesi ve  göç etmesiyle sonuçlandığını ve bu durumun büyük acılara sebep olduğunu dile getirdi.
Suriye’de çözüme ulaşmak için uluslararası bir irade varsa çözümlerin de olması gerektiğini söyleyen Muslat, ülkeler çözümün olmasını istediğinde çözümü dayatmalarının zor olmadığını belirtti.
Suriye’de kurtarılmış bölgelerde tek bir yönetim olması gerektiğini vurgulayan Muslat, “Bu bölgede üniversite, okul ve hastane inşa edilmeli. Bunun için yatırımların kolaylaştırılması ve desteklenmesine ihtiyaç var. Türkiye’nin bizde ayrı bir yeri olmasına rağmen altyapı sağlandığında Suriyeliler geri dönmekte tereddüt etmeyecekler, her an ülkelerine dönebilirler” dedi.
Türk insani yardım kuruluşlarına, Suriye içinde çalışmalar yapma ve yardımların hak sahiplerine ulaştırılmasını denetleme çağrısında bulunan Muslat, desteğe ve ülkelerin BM aracılığıyla yerinden edilenlere tahsis ettiği yardımların ulaştırılmasının organize edilmesine ihtiyaç olduğunu ve bunun büyük bir çaba gerektirdiğini kaydetti.
SMDK Üyesi Abdulmecid Berekat, Avrupa ve ABD’nin tutumu nedeniyle Barış Pınarı Bölgesi’nin siyasi abluka altına alındığını ve hiçbir insan yardım kuruluşunun bölgeye girmesine izin verilmediğini söyledi. Bunun bir ‘sağlık ve insani’ abluka olduğunu ifade eden Berekat, bölgenin sadece Türk kuruluşlarından destek aldığını dile getirdi.
Suriye rejiminin Ukrayna’da Rusya’nın yanında savaşması için paralı askerler topladığını ve bu askerlerin Libya gibi başka bölgelerde de kullanılacağını belirten Berekat, sayıları yaklaşık bin 600’e ulaşan ve paralı askerlerin eğitim merkezinin şu anda Suriye’deki Rus Hmeymim Üssü’nde bulunduğunu aktardı. Berekat paralı askerlerin sayısının 10 bine ulaşmasının hedeflendiğini ifade etti.
Suriye’nin Rakka, Deyrizor ve Humus kenti ile sahil kentleri Tartus ve Lazkiye’de paralı askerler için toplama merkezlerinin kurulduğunu ancak eğitimlerin Hmeymim Üssü’nde yapıldığını söyleyen Berekat, toplanan paralı askerlerin çoğunun zorunlu askerlik hizmetini yerine getirmeyen kişilerden oluştuğuna dikkat çekti. Rejimin bu kişilerden zorunlu askerlik hizmeti ile Ukrayna’da Rusya safında savaşma seçeneklerinden birini tercih etmesini istediğini belirten Berekat, rejimin Suriye halkını feci bir noktaya getirdiğini ve bu durumun paralı askerlik seçeneğinin kabul edilmesini kolaylaştırdığını kaydetti.
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kenti kırsalı, bir tarafta Türk güçleri ile desteklediği silahlı muhalif gruplar diğer tarafta Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile rejim güçleri arasında çatışmaların yeniden başlaması sonucu gerilimin tırmanmasına tanıklık etti.
Türk güçlerinin Afrin kırsalındaki Şirava beldesine bağlı Bênê (Bîn) köyünün dışındaki rejim güçlerine ait noktaları roketlerle hedef alması sonucu rejim güçlerine bağlı 2 unsur ağır yaralandı. Nubl kentindeki hastaneye kaldırılan yaralılar tedavi altına alındı. Köyün yakınlarına birkaç roket mermisi düşerken, maddi hasarın boyutuyla ilgili herhangi bir bilgi aktarılmadı.

Azez’de roket saldırısı: 1 ölü
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) kaynağı Suriye rejim güçleri ve Kürt güçlerinin nüfuz bölgelerinden ateşlenen roket mermilerinin Ankara destekli grupların kontrol ettiği Halep kırsalındaki Azez kentindeki bölgelere düştüğünü bildirdi. SOHR’a göre saldırıda 1 kişi öldü 6 kişi yaralandı. Bölgede maddi hasar meydana geldi.

Türkiye’deki Suriyeliler ülkelerine dönmek istemiyor
Öte yandan yapılan yeni bir araştırma Türkiye’deki Suriyelilerin çoğunun mutlu olduğunu, ülkelerine dönmek istemediklerini ve baskı ve ayrımcılık hissetmediğini gösterdi.
Ankara merkezli Mülkiye Göç Araştırmaları Merkezi’nden Prof. M. Murat Erdoğan’ın liderliğinde gerçekleştirilen ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Türkiye’nin desteğini alan “Suriyeliler Barometresi 2020: Suriyelilerle Uyum İçinde Yaşamın Çerçevesi” isimli araştırmanın sonuçları Suriyelilerin Türkiye’deki hayatlarından memnun olduğunu ortaya koydu.
Erdoğan 2017 yılında gerçekleştirilen ilk Suriyeliler Barometresi’nde, katılımcıların yüzde 16,7’si geri dönmemeyi düşünürken, bu oranın 2019’da yüzde 51,8’e, 2020’de ise yüzde 77,8’e yükseldiğini söyledi.
Suriyelilerin iki meseleye oldukça önem verdiklerine işaret eden Erdoğan, birinci meselenin sahip oldukları ‘geçici statü’ olduğunu çünkü bu durumun geleceği düşünmede önlerinde büyük bir engel teşkil ettiğini, ikinci meselenin ise çalışma koşulları olduğunu ifade etti. Erdoğan, Suriyelilerin Türk toplumuyla daha yakın ilişkiler kurmaya çalışırken, Türk toplumunun onlardan hâlâ uzak durduğunu belirtti.



Mladenov’un Gazze Şeridi’ndeki silahların teslimine ilişkin koyduğu mühlet, meseleyi karmaşıklaştırıyor

Pazartesi günü Gazze Şeridi’nin orta kesimine düzenlenen İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden yakınlarının cenazesini dün Deyr el-Balah’taki Aksa Şehitleri Hastanesi’nden uğurlarken gözyaşlarına boğulan Filistinliler (AFP)
Pazartesi günü Gazze Şeridi’nin orta kesimine düzenlenen İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden yakınlarının cenazesini dün Deyr el-Balah’taki Aksa Şehitleri Hastanesi’nden uğurlarken gözyaşlarına boğulan Filistinliler (AFP)
TT

Mladenov’un Gazze Şeridi’ndeki silahların teslimine ilişkin koyduğu mühlet, meseleyi karmaşıklaştırıyor

Pazartesi günü Gazze Şeridi’nin orta kesimine düzenlenen İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden yakınlarının cenazesini dün Deyr el-Balah’taki Aksa Şehitleri Hastanesi’nden uğurlarken gözyaşlarına boğulan Filistinliler (AFP)
Pazartesi günü Gazze Şeridi’nin orta kesimine düzenlenen İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden yakınlarının cenazesini dün Deyr el-Balah’taki Aksa Şehitleri Hastanesi’nden uğurlarken gözyaşlarına boğulan Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki grupların silahlarını teslim etmesiyle ilgili gelişmeler hız kazanırken, İsrail tarafında, Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un, arabulucular ile Hamas arasında şu anda tartışılan çerçeveye Hamas’ın yanıt vermesi için bir mühlet koyduğuna dair açıklamalar yapılıyor.

Bu mühletin, Gazze’deki ateşkes anlaşmasının önündeki engelleri artırdığı belirtiliyor. Kahire’de arabulucular ile Hamas arasında yapılması planlanan yeni müzakerelerde, silah teslimi krizini çözmek ve anlaşmayı ilerletmek için olası uzlaşı yolları üzerinde görüşmeler yapılması bekleniyor. Uzmanlar, Hamas’ın yanıtını, İran’daki savaşın sonuçları netleşene kadar bekletebileceğini ve buna göre gelecek senaryolarını oluşturacağını öngörüyor.

Hamas’ın silahsızlandırılması, Mladenov’un mart ayı sonunda Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde açıkladığı planın en önemli maddesi olarak öne çıkıyor. Uluslararası ve bölgesel basında yer alan maddelere göre, plan çerçevesinde Hamas, tünel ağını yok etmeyi ve sekiz ay boyunca aşamalı olarak silahlarını bırakmayı kabul edecek. Buna karşılık, İsrail güçlerinin tamamen çekilmesi, Gazze Şeridi’nin silahsız olduğunun nihai olarak doğrulanmasına bağlanacak. İsrail, Hamas silahlarını teslim etmeden Gazze Şeridi’nden çekilmeyi kabul etmeyeceğini söylüyor.

Times of Israel gazetesi dün üç kaynağa dayandırdığı haberinde, ‘Barış Kurulu’nun Hamas’a silahsızlanma önerisini kabul etmesi için hafta sonuna kadar süre verdiğini, uluslararası temsilcinin ise İran’daki savaş devam etmesine rağmen öneriyi hayata geçirme konusunda ısrarcı olduğunu’ aktardı.

Gazete, Mladenov’un geçtiğimiz cuma günü Hamas üst düzey yetkililerinden oluşan bir heyete, ‘Barış Kurulu’nun hafta sonuna kadar silahsızlanma anlaşmasını tamamlamak istediğini’ ilettiğini bildirdi.

Zaman çizelgesi

New York Times gazetesi pazartesi günü kaynaklara dayandırdığı haberinde, Barış Kurulu’nun Hamas’a resmi ve kesin bir uyarı gönderdiğini ve silahlarını tamamen bırakması için sıkı bir zaman çizelgesi belirlediğini aktardı. Habere göre önerilen plan, 90 gün içinde ağır silahlar, füzeler ve askeri üslerin haritalarının teslim edilmesiyle başlayan bir takvimi içeriyor. Bunu, uluslararası fonlarla desteklenen bir tazminat programı kapsamında hafif silahların toplanacağı ikinci aşama takip ediyor.

Kaynaklar, planın ayrıca Filistin’de teknokrat bir yönetimin Gazze Şeridi’nin yönetimini devralmasını öngördüğünü ve İsrail’in kentsel alanlardan tamamen çekilmesinin, uluslararası doğrudan denetim altında anlaşmaya varılan silahsızlanma takvimine fiilen uyulmasına bağlı olacağını belirtti.

Aynı kaynaklar, bölgesel arabulucuların Hamas’ı bu girişimi kabul etmeye zorlamak için yoğun baskı uyguladığını vurguladı. Bu girişimin amacı, özellikle ABD yönetiminin barışçıl sürecin reddi durumunda sert askeri seçenekler kullanabileceğini ima etmesiyle birlikte, yeni bir geniş çaplı askeri operasyon turunu önlemek olarak gösteriliyor.

FVFD
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un Nehr el-Barid bölgesinde, yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici bir kampta yaşayan Filistinli bir kız çocuğu (AFP)

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın sözcüsü geçtiğimiz pazar günü bir televizyon kanalı aracılığıyla yaptığı açıklamada, “Silah dosyasının bu kaba biçimde gündeme getirilmesi, işgalcinin halkımıza yönelik katliam ve yok etme politikasını sürdürme çabasından başka bir şey değildir… Bunu asla kabul etmeyeceğiz” dedi.

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail uzmanı olan Said Ukkaşe yaptığı değerlendirmede, “Mladenov’un verdiği süre, Hamas’ın silah teslimi konusunda nihai ve kesin bir tutum belirlemesini geciktirme taktiğini kuşatma amacı taşıyor. Ancak hareket acele etmiyor ve İran’daki savaşın sonuçlarını bekleyerek gelecek senaryolarını buna göre şekillendirecek” ifadelerini kullandı.

Ukkaşe, İsrail’in Hamas’ın silahlarını tamamen tasfiye etmeden çekilmeyi kabul etmeyeceğini, aynı şekilde silah teslim sürecinin son aşamasına kadar herhangi bir geri çekilme gerçekleştirmeyeceğini belirtti. Hamas’ın da buna karşı durduğunu vurgulayan Ukkaşe, bu durumun Gazze Şeridi’ndeki anlaşmanın önündeki engelleri artıracağını kaydetti.

Yakında gerçekleşecek yeni görüşmeler

Bu gelişmeler, tüm tarafların önümüzdeki günlerde Kahire’de yapılacak görüşmelerin tamamlanmasını beklediği bir dönemde yaşanıyor. Şarku’l Avsat’ın Kahire el-İhbariyye televizyonundan aktardığına göre, Mısır’da arabulucular ve Mladenov’un katılımıyla yürütülen görüşmelerin ardından toplantılar cuma ve cumartesi günleri planlandı.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati’nin dün Avrupa Birliği’nin (AB) Ortadoğu Barış Süreci Özel Temsilcisi Christophe Bigot ile yaptığı görüşmede, ‘Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin Gazze içinden görevlerini yürütmesini sağlamak için yapılan hazırlıklar’ ele alındı. Abdulati, bu komitenin görevlerini etkin bir şekilde yerine getirebilmesi için uluslararası toplumun desteğinin önemine vurgu yaptı ve uluslararası istikrar gücünün hızlı şekilde konuşlandırılmasının gerekliliğini vurguladı.

SDV DFSV
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov arasında Kahire’de gerçekleşen önceki bir görüşmeden (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Ukkaşe, Kahire’de yapılması beklenen turun, silahsızlanma sürecinde devam eden engellerle ilgili uzlaşı sağlama ve anlaşmayı yeniden ilerletmek için bir çıkış yolu bulma girişimi olacağını, hatta gerekirse uluslararası istikrar güçlerinin hızlı konuşlandırılmasıyla sürecin hızlandırılabileceğini belirtti.

Filistinli siyaset analisti Dr. Eymen er-Rakab ise silah teslimi önerisinin uygulanmasında birçok engel bulunduğunu ve bu engellerin, silahın kime teslim edileceğinin net olmamasından kaynaklandığını vurguladı. Rakab, ‘verilen sürenin son olmayacağı’ öngörüsünde bulundu.

Rakab, Kassam Tugayları’nın öneriyi reddetmesinin, hem İran hem de Lübnan’daki Hizbullah ile bölgedeki kötüleşen tabloyla uyumlu olduğunu ve İsrail’in anlaşmaya uymaması koşulunda herhangi bir sürecin uygulanmasını açıkça reddetmek anlamına geldiğini belirtti.

Rakab, çözümün silah teslimi sürecinin, polis teşkilatının kurulması ve uluslararası güçlerin konuşlandırılmasına kadar ertelenmesinde olabileceğini ifade etti. Beklenen Kahire görüşmelerinin, tartışmaları yeniden başlatarak uzlaşı sağlama yönünde ilerleyeceğini, zira görüşmelerin kapısının henüz tamamen kapanmadığını bildirdi.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sayda kentine düzenlediği hava saldırısında 8 kişi öldü

Güney Lübnan'ın Sayda kentine düzenlenen İsrail saldırısının olduğu yerde kurtarma ekipleri (AFP)
Güney Lübnan'ın Sayda kentine düzenlenen İsrail saldırısının olduğu yerde kurtarma ekipleri (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sayda kentine düzenlediği hava saldırısında 8 kişi öldü

Güney Lübnan'ın Sayda kentine düzenlenen İsrail saldırısının olduğu yerde kurtarma ekipleri (AFP)
Güney Lübnan'ın Sayda kentine düzenlenen İsrail saldırısının olduğu yerde kurtarma ekipleri (AFP)

Lübnan Sağlık Bakanlığı, bu sabaha karşı İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sayda kentine düzenlediği hava saldırısında en az 8 kişinin öldüğünü duyurdu. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, “İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sayda'ya düzenlediği hava saldırısı sonucunda ilk bilançoya göre 8 vatandaşımız şehit oldu, 22 kişi yaralandı” ifadeleri kullanıldı. Yerel basın ise saldırının şehrin sahil şeridini vurduğunu belirtti ve bir kafede meydana gelen hasarı gösteren görüntüler yayınladı.

Fransız Haber Ajansı AFP’nin haberine göre camları yola saçılan bir kafede yangın çıktı. İtfaiye ekipleri yangını söndürmeye çalışırken Lübnan askerleri bölgeyi emniyete aldı. Yangın, o sırada orada park halinde bulunan araçlara da zarar verdi.

Olay yerinden bir yerel dernekte görevli sağlık görevlisi olan Luay Saba, şunları söyledi:

“Sayda'daki sahil yolunda bir saldırı olduğu bildirildi, iki ekip gönderdik ancak yaralıların çokluğu nedeniyle destek talep ettiler” dedi. Saba, ekiplerinin olay yerinden en az altı yaralıyı hastaneye kaldırdığını da sözlerine ekledi.

vdv
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sayda kentine hava saldırısı düzenledi (AFP)

Ortadoğu'daki savaş, 2 Mart'ta Lübnan'ı da vurdu. Tahran destekli bir grup, ABD-İsrail saldırısının ilk günlerinde İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney’e düzenlenen suikasta misilleme olarak İsrail'e roketli saldırı düzenledi. İsrail, buna Lübnan'a geniş çaplı hava saldırıları düzenleyerek ve birliklerini ülkenin güneyine sokarak karşılık verdi.

ABD Başkanı Donald Trump dün, İran'a yönelik saldırıyı askıya almayı kabul ederken Tahran'ın hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı'nı yeniden açması halinde ateşkese hazır olduğunu söyledi.

Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre savaşın başlamasından bu yana İsrail'in Lübnan'a düzenlediği hava saldırılarında bin 500'den fazla kişi hayatını kaybetti.


Bağdat'ta kaçırılan Amerikalı gazeteci serbest bırakıldı

Amerikalı gazeteci Shelley Kittleson, 2023 yılında İstanbul'da kaldığı dönemde (Facebook)
Amerikalı gazeteci Shelley Kittleson, 2023 yılında İstanbul'da kaldığı dönemde (Facebook)
TT

Bağdat'ta kaçırılan Amerikalı gazeteci serbest bırakıldı

Amerikalı gazeteci Shelley Kittleson, 2023 yılında İstanbul'da kaldığı dönemde (Facebook)
Amerikalı gazeteci Shelley Kittleson, 2023 yılında İstanbul'da kaldığı dönemde (Facebook)

Kataib Hizbullah dün, bir hafta önce Irak'ın başkenti Bağdat'ta kaçırılan Amerikalı gazeteci Shelley Kittleson'un, "ülkeyi derhal terk etmesi" şartıyla serbest bırakıldığını duyurdu.

Grubun güvenlik yetkilisi Ebu Mücahid el-Esaf yaptığı açıklamada, serbest bırakma kararının "görevden ayrılan Başbakan Muhammed Şiya el-Sudani'nin vatansever duruşuna duyulan takdirin bir sonucu" olduğunu belirterek, Kittleson'un "Irak'ı derhal terk edeceğini" vurguladı.

El-Esaf, bu adımın "önümüzdeki günlerde tekrarlanmayacağını ve savaş durumunda koşulların değişebileceğini" ifade etti.

İran'a bağlı silahlı grup, Amerikalı gazetecinin "itirafları" olarak nitelendirdiği kayıtları yayınladı. Kaydın koşullarını doğrulamak zor olsa da Kittleson "Bağdat'taki Amerikan konsolosunun kendisinden Irak'taki Haşdi Şabi Güçleri hakkında bilgi toplamasını istediğini" söyledi.

Geçtiğimiz hafta, başkentin kalbinde kaçırılmasının ardından Kittleson'un serbest bırakılması için Bağdat'ta ortak bir Irak-Amerikan güvenlik operasyonu başlatıldı. Bu olay, bölgesel gerilimlerin ve bunların Irak için güvenlik sonuçlarının arttığı bir dönemde gerçekleşti.

O dönemde Şarku’l Avsat'a konuşan kaynaklar, Irak güvenlik güçlerinin ilgili Amerikan yetkilileriyle birlikte Bağdat'ta kaçıranları bulmak ve Kittleson'ın serbest bırakılmasını sağlamak için yakın iş birliği içinde çalıştığını belirtmişti. Olayın hassasiyeti, siyasi ve güvenlik sonuçları göz önüne alındığında, iki taraf arasında "en üst düzeyde" iletişim kurulduğu ifade edilmişti.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Dylan Johnson da Irak yetkililerinin, Ketaib Hizbullah ile bağlantılı olduğuna inanılan ve kaçırma olayına karışmakla suçlanan bir kişiyi tutukladığını duyurdu.

Kittleson Suriye krizini yerinde takip etti (Facebook)Kittleson Suriye krizini yerinde takip etti (Facebook)

ABD Dışişleri Bakanlığı daha önce Kittleson'u güvenlik tehditleri konusunda uyarmış ve serbest bırakılmasının en kısa sürede sağlanması için FBI ile koordinasyon içinde olduğunu belirtmişti.

Gözlemcilere göre bu uyarı, özellikle silahlı grupların artan etkisiyle birlikte Irak'taki kötüleşen güvenlik durumu konusunda Batılı diplomatik misyonlar arasında artan endişeyi yansıtıyordu.

Kittleson, Irak ve bölgesel meseleler konusunda uzmanlaşmış bir gazetecidir. Birçok uluslararası kuruluşla çalışmış olup, haberlerinde silahlı gruplar, Irak-Amerika ilişkileri ve bölgesel güvenlik gelişmelerine odaklanmaktadır.

Silahlı gruplar ve Bağdat ile Washington arasındaki ilişkiler hakkındaki haberleriyle tanınmıştır. Ayrıca, 2014'ten sonra DEAŞ'tan Musul'u geri almak için yapılan savaşların yanı sıra Suriye krizi hakkındaki haberleriyle de dikkat çekmiştir.